Yazar Arşivi Aslen Nereli

Sami Selçuk kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Prof. Dr. Sami Selçuk Yargıtay Onursal Başkanıdır.

Sami Selçuk, 1937 yılında Konya’da Taşkent ilçesinde doğmuştur. 1955 yılında Konya Lisesinden, 1959 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde doktora yapmış, 1986 yılında Doçent olmuştur.

Askerliğini Merzifon’da yedeksubay olarak yaptı.

aslennereli.com

Sami Selçuk, mesleğine Ankara’da yargıç adayı olarak başladıktan sonra sırasıyla, Sütçüler, Akşehir, Yenice ve 1972’den sonra Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı görevlerinde bulundu.

Sami Selçuk, 21 Eylül 1982 tarihinde Yargıtay Üyeliğine seçildi. Yargıtay Büyük Genel Kurulunca 10 Temmuz 1990 tarihinde ilk kez, 13 Temmuz 1994 tarihinde ikinci kez, 13 Temmuz 1998 tarihinde üçüncü kez Yargıtay Dördüncü Ceza Dairesi Başkanlığına seçildi.

Yargıtay Büyük Genel Kurulunca 7 Temmuz 1999 tarihinde Yargıtay Birinci Başkanlığına seçildi. 15 Haziran 2002 tarihinde yasal yaş sınırı nedeniyle emekliye ayrıldı.

Birçok basılı eseri olan, Fransızca ve İtalyanca bilen Sami Selçuk’un Türkçe ve yabancı dilde; hukuk, dil, laiklik ve Atatürkçülük ve çeşitli konularda yazıları ve makaleleri Varlık (İstanbul), Türk Dergisi, Revue penitentitiare et de droit penal (Paris), Revue de droit penal et de criminologie (Bruxelles), Archivio penale (Milano), Cuadernos de politica criminal (Madrid) adlı yerli ve yabancı dergiler ile günlük basında yayımlandı.

Emekliye ayrıldıktan sonra Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin öğretim üyeleri kadrosuna dahil olmuştur ve Ceza Hukuku Anabilim Dalı Başkanlığına seçildi. Fakültede Ceza Hukuku ve Ceza Usul Hukuku dersleri verdi. Ayrıca Aralık 2010‘dan itibaren AİHM Danışma Paneli (AİHM yargıçlarını değerlendirmek yeterliliğini incelemek üzere kurulmuştur) üyeliğine seçildi. Kamu Görevlileri Etik Kurulu üyeliği görevini de yürütmüştür.

Kitapları :
2000 – Özlenen demokratik Türkiye
2000 – Longing for Democracy
1999 – Demokrasiye doğru
1999 – Konuşma
1998 – Zorba Devletten Hukukun Üstünlüğüne
1996 – Kızlık Bozma Suçu
1994 – Laiklik
1993 – Önce Dil
1993 – Çek Suçları
1990 – Çürütmeler
1988 – Toplumsal Savunma İlkeleri (Filippo Gramatica’dan çeviri)
1987 – Temsili ve Katılımcı Demokrasinin Kökeni
1986 – Dolandırıcılık Cürmünün Kimi Suçlardan Ayırımı
1983 – Cinayet Mahkemesi Anıları (Andre Gide’den Çeviri)
1982 – Dolandırıcılık

Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Başak Daşman kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Başak Daşman, 10 Nisan 1981 tarihinde İstanbul’da Ümraniye’de doğmuştur. Babası Arnavut, annesi Selanik göçmenidir. 16 yaşındayken babasını kaybetti. İki kardeşi vardır.

aslennereli.com

Mimar Sinan Üniversitesi Sanat Tarihi ve Müjdat Gezen Sanat Merkezi Oyunculuk bölümünde okudu. Okul döneminde animasyon yaparmış. Palyaço, pamuk prenses gibi kılıklara girmiş.

Son dönemlerde Avrupa Yakası dizisindeki Esin rolüyle ve Çemberimde Gül Oya’daki Handan rolüyle tanındı.

TRT 1 ve TRT INTte yayınlanan Benimle Oynar Mısın? programında rol aldı.

Başak Daşman, Oyuncu Sinan Albayrak ile 2010 yılında evlendi ve bir yıl sonra 2011 de boşandı.

2014 yılında “Oflu Hoca’nın Şifresi” filminde Çetin Altay, İsrafil Köse, Ahmet Varlı, Köksal Engür, Eser Eyüboğlu, Buket Dereoğlu, Mehtap Bayri ile birlikte rol alan Başak Daşman; 2016 yılında “Oflu Hoca’nın Şifresi 2” filminde Çetin Altay, Ahmet Varlı, Köksal Engür, İsrafil Köse, Nihan Büyükağaç, Ayşegül Günay, Eser Eyüboğlu, Seymen Aydın, Yusuf Güney, Buket Dereoğlu, Mehtap Bayri ile birlikte rol aldı.

2016 yılında başrollerini Burak Serdar Şanal ve Deniz Baysal‘ın paylaştıkları “Rüzgârın Kalbi” dizisinde Cezmi Baskın, Ahmet Saraçoğlu, Başak Daşman, Müge Akyamaç ile birlikte oynadılar.

Ali Sunal‘ın, oyuncu menajerliği hizmeti veren “Perama Talent Agency” ajansında 2017 yılından itibaren faaliyete geçirdiği “PeramArt Ali Sunal Oyunculuk Atölyesi’nde; Ali Sunal, Başak Daşman, Bülent Seyran, İsmet Üstekin, Sibel Taşçıoğlu, Ezo Sunal, Murat Şenol, Eylül Kübra Uzun, Atasay Koç ile beraber oyuncu eğitmenliğine başlamıştır.

Rol Aldığı Tiyatro Oyunları :
2019 – Waterproof : Neil Anthony Docking – Craft
2017 – Yutmak : Stef Smith – Craft
2015 – Özel Kadınlar Listesi : Neil LaBute – MAM’ART Tiyatro
2013 – 2014 – III.Richard : William Shakespeare – Tiyatro Cef
2010 – Beyaz (Yazar: Emmanuelle Marie Yönetmen: Murat Karasu)
2007 – Kilit (Yazar: Murat Gürvardar Yönetmen: Cem Özer)

Filmleri ve Dizileri :
Yönetmen :
2011 – Cast-ı Olanmı Var (Kısa Film)

Senaryo :
2011 – Cast-ı Olanmı Var (Kısa Film)
2011 – Alala (Kısa Film)

Yapımcı :
2011 – Alala (Kısa Film)

Oyuncu :
2017 – Yüz Yüze (Emel)(TV Dizisi)
2018 – Payitaht Abdülhamid 3. Sezon (Şivenaz)(TV Dizisi)
2016 – Rüzgarın Kalbi (Ayla) (TV Dizisi)
2016 – Oflu Hoca nın Şifresi 2 (Ümmiye) (Sinema Filmi)
2015 – Yav He He (Sinema Filmi)
2015 – Tehlikeyle Flört (Sinema Filmi)
2015 – Son Takla (Zeynep) (TV Filmi)
2015 – Kara Ekmek (Hale) (TV Dizisi)
2014 – Çiçek (Sedef) (TV Dizisi)
2014 – Oflu Hoca nın Şifresi (Ümmiye) (Sinema Filmi)
2014 – Dün Bugün Yarın (Kısa Film)
2013 – İntikam (Derin Çelik) (TV Dizisi)
2012 – Son (Ayşe) (TV Dizisi)
2011 – Gün Akşam Oldu (Dilek) (TV Dizisi)
2011 – Cast-ı Olanmı Var (Kısa Film)
2011 – Alala (Deli Abla) (Kısa Film)
2010 – Son İstasyon (Esra) (Sinema Filmi)
2009 – Bahar Dalları (Seda) (TV Dizisi)
2008 – İş Arıyoruz (Banu) (Sinema Filmi)
2008 – Benimle Oynarmısın (Tv Programı)
2007 – 2009 – Parmaklıklar Ardında (Filiz Demir) (TV Dizisi)
2006 – Pertev Bey’in Üç Kızı (Berrin) (TV Dizisi)
2006 – Doktorlar (Günay) (TV Dizisi)
2005 – Yanık Koza (Makbule) (TV Dizisi)
2005 – Ahududu (Ahu) (TV Dizisi)
2004 – Çemberimde Gül Oya (Handan ) (TV Dizisi)
2004 – Avrupa Yakası (Esin) (TV Dizisi)
2002 – Asmalı Konak (Akasya) (TV Dizisi)
2001 – Benimle Evlenir Misin (Ceyda) (TV Dizisi)
2001 – Bana Şans Dile (Ayşegül) (Sinema Filmi)
2000 – Üzgünüm Leyla (Yaren) (TV Dizisi)
2001 – Yılan Hikayesi (3. Sezon (Bölüm Oyuncusu)TV Dizisi)
1999 – Kıvılcım (Selin) (TV Dizisi)
1996 – Şaşıfelek Çıkmazı (Konuk Oyuncu) (TV Dizisi)

Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Mihrimah Sultan kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Kanuni Sultan Süleyman ile Hürrem Sultan‘ın kızıdır.

Mihrimah Sultan, 21 Mart 1522 tarihinde İstanbul’da Topkapı Sarayı‘nda doğmuştur. Kanuni Sultan Süleyman ile Hürrem Sultan‘ın kızıdır. Şehzade Mustafa, II. Selim, Şehzade Mehmed kardeşleridir. Mihrimah Sultan çok iyi yetişti ve çok iyi bir eğitim gördü.

aslennereli.com

Yaşamı boyunca devlet işlerinde çok söz sahibi Mihrimah Sultan, büyük bir servet sahibi idi. 1540-1548 yılları arasında Mimar Sinan’a Üsküdar’da Üsküdar İskele Camii, medrese, ilkokul ve hastaneden oluşan büyük bir külliye yaptırdı. Mihrimah Sultan, Mimar Sinan’ı bir gün huzuruna çağırarak İstanbul’da güzel bir yerde kendi adına bir külliye yapmasını ister. Mihrimah, Sinan’ın “Nereye yapılmasını arzu edersiniz” sorusuna “Yerini sen seç” diye cevap verir. Bunun üzerine Mimar Sinan, 1540 yılında Üsküdar’daki Mihrimah Sultan Külliyesi’nin temelini atar. Külliye, 1548 yılında tamamlanır.

Daha sonra 1562-1565 yılları arasında Edirnekapı‘da cami, çeşme, hamam ve medreseden oluşan Mihrimah Sultan Camii ve külliyesini yaptırdı.

Mihrimah Sultan, 26 Kasım 1539 tarihinde 17 yaşındayken Diyarbakır valisi Rüstem Paşa’yla evlendi. Rüstem Paşa bu evlilikten sonra sadrazam oldu ve 1544-1561 yılları arasında 2 yıllık bir süre hariç kesintisiz sadrazamlık yaptı. Ayşe Hümaşah Sultan, Murad, Mehmed adlarında 3 çocuğu olmuştur.

Mihrimah Sultan, 25 Ocak 1578 tarihinde 56 yaşında İstanbul’da ölmüştür. Babası Kanuni Sultan Süleyman’ın Süleymaniye Camii’ndeki türbesinde babasının yanı başında gömüldü.
Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Haydar Paşa kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

İstanbul’da Haydar Paşa semtine adı verilen kişidir.

Haydar Paşa, 1512 yılında o zamanlar Hamidabâd Sancak’ı adı verilen Isparta’nın Gelendost ilçesinde doğmuştur. Mehmet Ağa’nın oğludur. Çocukluğu boyunca ve18 yaşına kadar, köyünde ilköğrenim gördü. Eğirdir ve Akşehir Medreselerinde eğitimine devam etti. Daha sonra İstanbul’a gelerek Mimarağa Ocağına, sonra da Osmanlı Ordusunun ihtiyacı olan Mimar-Mühendis ile Tabya Subayları yetiştiren Darüs sanayi Odasına girdi. Mimarağa yardımcısı ve 1530 yılında darüssanayi kalfası oldu.

Haydar Paşa, genç yaşında, yaşıtları arasında üstün zekâ ve çalışkanlığıyla Yavuz Sultan Selim’in Lalası Güzelce Kasım Paşa ile Piri Paşa (Piri Reis)’in dikkatini çekti.

aslennereli.com

Haydar Paşa’ya şimdiki Kasımpaşa semtinde Haliç Tersanesinin yerinde ilk Türk tersanesini yapma vazifesi verildi, oraya havuzlar ve depolar yaptırdı. Bu görevinden sonra Hadım Süleyman Paşa ile beraber Cidde’ye giderek, Cidde’de ilk Türk donanma üssünü kurdu. Anadolu’da çeşitli kanal ve köprülerin, Selimiye Kışlasının, Ulukışla’daki Büyük Kışlanın planlarını hazırlamak ve inşa etmekle vazifelendirildi. İç Anadolu sulama, stratejik yollar ve köprülerle İstanbul-Bağdat yolu planlaması, Ankara-Niğde-Adana ulaşımını sağlama işlerini üstlenmiş, yeni kışla yerlerini, kurutulacak bataklıkları ve çeşitli göl ayaklarıyla kurak arazinin sulanmasını planlamış, birçoğunu gerçekleştirmiştir. Bu çalışmaları neticesinde 1540 yılında bir tuğlu paşalık rütbesi verildi.

Haydar Paşa, bir istihkâm Alayı’nın başında bulunarak Macaristan’da Budin’in fethine katıldı ve Budapeşte’nin alınmasından sonra iki tuğlu paşalığa yükseltilmiştir.

1548 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın İran seferine katıldı. 1551 yılında Sokollu Mehmed Paşa ile beraber Transilvanya (Erdel) seferlerine katıldı. 1552 yılında Macaristan Krallığındaki Temeşvar kuşatmasına ve Segetin baskınına katılmıştır. Osmanlı-Macar görüşmelerinde Osmanlı heyetine Başkanlık etti. 1566 yılında Zigetvar kuşatmasına kumandan olarak katıldı. Baboca Kalesini ve Köstence’yi aldı. Bütün bu seferlerde gösterdiği üstün başarılar, başta Kanuni Sultan Süleyman, Rumeli Beylerbeyi Sokollu Mehmed Paşa, Anadolu Beylerbeyi Rüstem Paşa, Kaptanı Derya Barbaros Hayreddin Paşa, Güzelce Kasım Paşa ve Sokollu Mehmed Paşa gibi Sadrazamlar tarafından görülmemiş takdirle karşılanmış ve rütbesi o tarihe kadar Ordu’da görülmemiş üç tuğlu paşalığa yükseltilmiştir.

Kanuni Sultan Süleyman’ın oğulları şehzadeler arasında baş gösteren saltanat kavgaları sırasında, bir ara, haksız iftiraya uğrayan sadrazam Rüstem Paşa ile birlikte azledilmiş olan, devletin bu 3. adamı durumundaki Haydar Paşa, Rüstem Paşanın ikinci sadrazamlığı sırasında, 1555 yılında, Devletin Dışişlerini tedvire memur edilmiş, o yıl içinde İranlılarla Osmanlı’lar arasındaki barış görüşmelerine devlet adına başkanlık yapmıştır.

Haydar Paşa, II. Selim zamanında Sokollu Mehmed Paşa sadrazamlığının yanında ikinci vezirlikten kubbe vezirliğine getirildi.

Haydar Paşa, Türk Donanma Komutanı Turgut Reis’in Akdeniz’i Türk gölü haline getirmek üzere giriştiği bütün seferlere katılmıştır.

Don-Volga nehirlerinin, Hazar ve Karadeniz’in birer kanalla bağlanmaları fikrini Sokollu Mehmet Paşa’ya kabul ettirmiş, Padişahın da onayı alınarak uygulamaya girişilmiş ve bütün düzenlemeleri üzerine almıştır. Kanal kazılarının ilerlediği sırada Rus kuvvetlerinin ilerlemesi üzerine projeden vazgeçilmiş, bunun üzerine Haydar Paşa da en verimli çağındaki çalışmalarını Anadolu’ya yöneltmiştir.

Anadolu’nun imarı için hazırladığı planı padişaha takdim etti. Anadolu’da yol, sulama, köprü, konak yeri, kışla, bataklık kurutma gibi çalışmaları zamanına göre en ileri bir anlayışla programlamış, uygulamaya koymuştur. Sonradan adı verilen, Anadolu-Bağdat karayolu başlangıcı Haydarpaşa mevkii, Haydarpaşa Hastanesi (Numune Hastanesi) Haydar Paşa semti ve Selimiye Kışlası planlaması hep Haydar Paşa tarafından yapılmıştır. Isparta’nın ve Göller Bölgesinin en büyük gölü olan Eğridir gölünün iki ayağı 1. ve 2. Kovada’nın meydana getirdiği bataklıkların kurutulması ve suyunun Antalya’dan denize karışan Aksu’ya dökülmesi için 1567’den itibaren çalışmalara başlanmıştır.

1571 yılında Kıbrıs’ın fethine ve 1571 yılında İnebahtı Savaşına katıldı. Tunus beylerbeyliğine getirildi. 1574 yılında Tunus Beylerbeyi olarak Halkulvad Savaşında İspanyol ordusunu yendi.

Türk Donanma Komutanı Turgut Reis’in Akdeniz’i Türk gölü haline getirmek üzere giriştiği bütün seferlere Haydar Paşa’da katılmıştır.

15 Aralık 1574 tarihinde Sultan II. Selim’in ölümü üzerine taht’a çıkan Sultan III. Murat da imparatorluk topraklarının korunmasına ve yeni seferlere önem verdi ve Haydar Paşa’yı yeni kuvvet ve kumandanlarla daima destekledi. Afrika’nın Akdeniz kıyısındaki, Türkler elindeki toprakları ele geçirmeğe çalışan Portekizlilerle uzun savaşlar veren Haydar Paşa, Fas ülkesini savundu ve 1578’de “Üst Vadi sahili” savaşını kazandı ve bu defa da Tunus-Fas-Cezayir Beylerbeyliği (Koca) unvanını aldı.

1575 yılında Cezayir beylerbeyliğine atandı. 1579’da Osmanlı Devleti’nin en büyük vezirlerinden Sadrazam Sokollu Mehmed Paşa’nın Ölümünden sonra, devlet idaresinde bir kargaşa ve sınır kumandanlarının yerine keyfi tayinler başladı. Sıradan vezirler iş başına gelip gittiler. Millet ve memleket için düşünme ve çalışmanın değeri kalmadı. Koca Haydar Paşa’yı da geri çağırıp, 1582 yılında Sivas beylerbeyliğine atandı.

1583 yılında Özdemiroğlu Osman Paşa ile birlikte Kafkas sınırında İran seferine katıldı ve İran Safevi kuvvetleriyle çarpıştı. “Meş’ale cengi” ve Bakû şehrinin alınışında çok büyük yararlıklar gösterdi. 1585 yılında İran ordusunun Van Üzerine yürümeleriyle başlayan savaşı da kazandı ve Tebriz’in alınmasını sağladı. 1588’de Doğu Orduları kumandanı olarak Azerbaycan’ın Karabağ bölgesi Gence vilayetini imparatorluk topraklarına kattı.

1592’de Rusya’nın körüklemesiyle Osmanlı Avrupa’sı sınırlarındaki irili ufaklı ayaklanmalar başlamıştı. Devlet merkezinde ise makam kavgaları sürüp gidiyordu. 1595 yılı başında Sultan III. Murat ölmüş, yerine III. Mehmet Padişah olmuştu. Haydar Paşa, 1595 yılında padişah III. Mehmet tarafından İstanbul’a çağrıldı ve Saray Vezirliği’ne getirdi. Haydar Paşa İstanbul’a geldikten sonra, son gücü ile şehrin onarım işlerine başladı. Yeni planlar hazırladı. Kadıköy ve Aksaray semtlerinde hastaneler inşaasına başlandı.

Haydar Paşa, 1595 yılında Eflak-Romanya seferine başkumandan tayin edilen Sinan Paşa’ya yardımcı olarak Eflak seferine iştirak etti. Bükreş önlerinde 18 Ağustos 1595 tarihinde 83 yaşında yakınına düşen bir düşman güllesinin şarapneli ile başından yaralanmış ve şehit olarak ölmüştür.

Haydar Paşa, Fransızca, Arapça, Farsça, Rumca, ve Macarca bilirdi.
Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Arthur Schopenhauer kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Alman felsefe dünyasındaki ilklerdendir ve dünyanın anlaşılmaz, akılsız prensipler üzerine kurulu nedenselliklerinin olduğunu söyleyerek dikkatleri çekmiştir. Hayatı bir ıstırap olarak gören filozofun yaşadıkları felsefesini etkilemiştir.

Arthur Schopenhauer, 22 Şubat 1788 tarihinde Danzig, Polonya’da varlıklı bir ailenin çocuğu olarak doğmuştur. Babası Heinrich Floris Schopenhauer, annesi Johanna Schopenhauer’dır. Ailesi 1793 yılında Danzig’den Almanya, Hamburg‘a taşındı. Adale adında bir kız kardeşi vardı. Hamburg’taki özel bir okul olan Hamburger Rungesche Privatschule de eğitimine devam etti. Eğitimine Gymnasium lisesinde devam etmek istedi ancak babası kendisine Avrupa ülkelerinde genel bir eğitim seyahati yapmasını ve bu seyahat sonrasında karar vermesi gerektiğini söyleyerek daha iyi bir öneride bulunur. 1803 yılında 1804 yılına kadar Hollanda, Fransa, İsveç, İsviçre, Silezya ve Prusya’da ve İngiltere’de en çok Wimbledon’da İngilizce pratiği için zaman geçirdi.

aslennereli.com

1804 yılının Eylül ayından Aralık ayına kadar babasının isteğiyle Danzig’de yine babasının bir arkadaşı olan Jacob Kabrun’a ait şirkette ticaret eğitimi stajyerliği yaptı. 1805 yılında Hamburg’a geri geldi ve başka bir şirkette staj eğitimine devam etti. 20 Nisan 1805 tarihinde babası bilinmeyen bir sebeple ölünce annesi kız kardeşi Adale’yi de alarak Weimar’a taşındı. Arthur, Hamburg’da yalnız kaldı.

Babasından kalan ticaret işinde olmak istemeyen Arthur yüksek liseye başlar. Hocasını sert şekilde eleştirdiği için buradan ayrılır. Özel filoloji dersleri alır. Daha sonra üniversiteye kaydolur. 1809 yılında Göttingen Üniversitesi‘nde tıp okumaya başlar, sonra felsefeye yönelir. Berlin Üniversitesi’nde felsefe eğitimi görür. “Yeter Sebep İlkesinin Dört Farklı Kökü Üzerine” adlı çalışmasıyla 18 Ekim 1813 tarihinde Jena Üniversitesi’nden doktora derecesi alır. İlk okuyucularından biri de Johann Wolfgang von Goethe‘dir.

1814’te annesiyle birlikte Dresden’e gitti ve orada edebiyatçılarla görüşüp paylaşımlarda bulundu, şehrin zengin kütüphanesinden faydalandı.

1807 yılında genç yaşta kendisinden 11 yaş büyük Karoline Jagemann ile yaşadığı erotik kargaşa Arthur’u ruhsal anlamda şiddetli bunalımlara soktu.

Annesi Johanna, oğlunu takdir etmek yerine, kitabın şifalı otlarla ilgilenenlere yönelik olduğunu söyleyerek dalga geçer. Anne bir toplantı salonu açmıştır. Burada Johann Wolfgang von Goethe gibi devrin aydınları toplanmaktadır. Arthur birçok düşünürle fikir münasebetinde bulunur. Daha sonra annesi ile anlaşamadığından evden ayrılıp kendi başına yaşamaya başlar. Doğu bilgeliği ile ilgilenir. Doğu mistisizmi ve panteizmi araştırır. Isaac Newton’u eleştirir, Johann Wolfgang von Goethe’yi över.

1819 yılında İtalya‘ya yaptığı bir seyahatte Venedik, Roma, Napoli, Paestum, Milano şehirlerinde bir süre kaldı.

Arthur Schopenhauer, 1820 yılında Berlin Üniversitesi’nde öğretim üyeliğine kabul edilir. Bu dönemde Schopenhauer 19 yaşındaki şarkıcı Caroline Richter Medon’a aşık olur. İlişki, aralıklarla 10 yıl kadar sürer, ama filozofun ilişkiyi resmileştirmek gibi bir niyeti yoktur. Aynı fakültede ders veren Georg Wilhelm Friedrich Hegel için: “Eserlerinin dörtte üçü safi saçmalık, dörtte biri de paradoks olan” tanımını yapar. Hegel’in dersleri ile aynı saatte ders işler. İnsanların iki seçenekten kendisini seçmesini bekler ancak yanılır. Derslere gelen olmayınca 1821 yılında seyahate çıkar. İtalya’da bir süre gezdikten sonra tekrar 1825 yılında Berlin Üniversitesi’ne girmek ister ancak kabul edilmez. Çeviri, derleme ve editörlük yapmaya çalışır. Yayıncılar pek ilgi göstermez ancak o düşüncelerini destekleyen her destekleyici ifadeyi ve durumu kaydeder.

Kolera hastalığı salgını yüzünden 1831 kış mevsimini kaçtığı Frankfurt‘da geçirdi. Frankfurt’a kaçtığı zaman Caroline’nin başka birisinden olan çocuğunu bırakıp kendisiyle gelmesini ister, kadın çocuğunu bırakmayı kabul etmeyince bir daha görüşmezler.

Arthur Schopenhauer, 1833 yılında hayatının sonuna dek kalacağı Frankfurt’a taşındı. Çeşitli denemeler, hayata dair aforizmalar yayımlar. 1853 yılında uluslararası kamuoyunda tanınmaya başlar. “Alman felsefesinde putkırıcılık” yaptığı için övülür. Vilhelm Richard Wagner onun müzik düşüncelerine atıfta bulunur. Bazı üniversitelerde hakkında dersler verilmeye başlanır. Hayatının son yıllarını ünlü bir filozof olarak geçirir. Kendi tanımıyla, bir insan düşmanıdır ve tek arkadaşı köpeğidir.

Schopenhauer’ın babası Heinrich zengin bir tüccar, kocasından 20 yaş küçük annesi Johanna ise özgürlüğüne düşkün, bencil, sosyal ortamlara meraklı bir kadındır. Anne ve babasından fazla ilgi göremeyen Arthur Schopenhauer felsefe tarihinin en karamsar filozoflarından biri olacaktır. Annesi yazılarında oğlunun mızmızlığından yakınır, onun budala bir dünya ile insanın aczi üzerine sızlanışlarının sinirine dokunduğunu belirtir. Annesine karşı duyduğu olumsuz hisler ilerdeki kadınlar hakkında olumsuz düşüncelerinin çoğunun temelini oluşturacaktı. Annesi 1838 yılında öldü.

Arthur Schopenhauer, Immanuel Kant‘ın en çok değer verdiği öğrencisiydi. Ayrıca Schopenhauer, Friedrich Nietzsche‘nin ilk akıl hocasıdır.

Arthur Schopenhauer, 21 Eylül 1860 tarihinde Frankfurt, Almanya’da 72 yaşında ölmüştür.

Herhangi bir şeye inanmayan evhamlı biri olarak anılır. İçinde yaşadığı ortamın sürekli ona kötülük vereceğini düşünmektedir. Gürültüden nefret eder. Ona göre insanların çoğunluğu hor görülmeye layıktır. Kendisi insanlardan uzak ve bencil bir yaşam sürer ancak felsefesi dünyadan el çekmeyi, doğal itki ve güdülerden uzaklaşmayı öğütler. Bir nevi yeni Budizm düşler ve çileci bir yaşamı destekler. Yaşam şekli konusunda kendisini eleştirenlere: “bir ahlakçının sadece kendisinin sahip olduğu erdemleri örnek göstermesinin saçma olduğunu” söyler.

Eserleri :
1813 – Yeterli Sebebin Dörtlü Kökü, (Über die vierfache Wurzel des Satzes vom zureichenden Grunde)
1818-1819 – İstenç ve Tasarım Olarak Dünya, (Die Welt als Wille und Vorstellung)
1836 – Tabiattaki İrade Üstüne, (Über den Willen in der Natur)
1839 – İnsan İradesinin Hürriyeti Üstüne, (Über die Freiheit des Mensch-lichen Willens)
1841 – Ahlakın İki Temel Meselesi, (Die beiden Grundprobleme der Ethik)
1851 – Parerga ile Paralipomena, (Parerga und Paralipomena)

Türkçeye Çevrilmiş Kitapları
– Aşkın Metafiziği, Çeviren: Selahattin Hilav, .
– İstenç ve Tasarım Olarak Dünya, Çeviren: Levent Özşar,
– Parerga ile Paralipomena, Çeviren: Levent Özşar,
– Ruh Görme Üzerine, Çeviren: Levent Özşar,
– Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar, Çeviren: Mustafa Tüzel,1998
– Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar, Hasan Ali Yücel
– Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine, Çeviren: Ahmet Aydoğan.
– Aşka ve Kadınlara Dair, Aşkın Metafiziği, Toplu Eserleri-1, Çeviren: Ahmet Aydoğan,
– Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine, Toplu Eserleri-2, Çeviren: Ahmet Aydoğan,
– Hayatın Anlamı, Toplu Eserleri-3, Çeviren: Ahmet Aydoğan,
– Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine, Toplu Eserleri-4, Çeviren: Ahmet Aydoğan,
– Üniversiteler ve Felsefe, Toplu Eserleri-5, Çeviren: Ahmet Aydoğan,
– Hukuk, Ahlak ve Siyaset Üzerine, Toplu Eserleri-6, Çeviren: Ahmet Aydoğan,
– İnsan Doğası Üzerine, Çeviren: Elif Yıldırım,
– Edebiyat Dersleri, Çeviren: Arzu Eti Polat,
– Bilim ve Bilgelik, Çeviren: Ahmet Aydoğan,

Arthur Schopenhauer sözleri :
– İnsanları tanıdığımdan beri hayvanları daha çok sevmeye başladım.
– Can sıkıntısı öyle bir derttir ki, birbirini sevmeyen insanları birbirine aratır.
– Kalbin gerçek, derin barışı ve tüm ruhun huzuru sadece yalnızlıkta bulunur.
– İnsan hayatı, yenileceğinden hiç şüphe etmeksizin, var olmaya çalışmak için harcanmış bir çabadır.
– Terbiyeli adam, terbiyesizle geçinmesini bilendir.
– İnsanın bu dünyada yalnızlık ve bayağılıktan birini seçmekten başka şansı yoktur.
– Bir insanın kötü bir karakter özelliğini unutmak, güçlük ile kazanılmış parayı sokağa atmak gibidir.

Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Isabelle Eberhardt kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Kuzey Afrika’da gerçekleştirdiği keşiflerle tanınan İsviçre asıllı bayan kaşif ve yazar. Henüz 27 yaşındayken, ani bir sel baskını sonucunda hayatını kaybetmiştir.

aslennereli.com

Isabelle Eberhardt, 17 Şubat 1887 tarihinde, Geneva, İsviçre’de dünyaya geldi. Rus asıllı bir aristokrat olan annesi Nathalie Moerder, Isabelle’in babası ile evlenmeden önce Pavel de Moerder adlı bir general ile evliydi; kocasının ölümünden bir süre sonra doğan Isabelle, anne babası henüz evli olmadığı için gayri meşru bir çocuk olarak kabul edildi.

Isabelle’in Ermeni asıllı babası, eski bir rahip ve anarşist olan Alexandre Trophimowsky, yaşamının ileri yıllarında İslam dinine geçmişti. Her ne kadar babası ile anlaşamamış olsa ve de gayri meşru yaftasını üstünden atmakta güçlük çekse de, bu durum Isabelle’in hayatını derinden etkiledi. Babasının etkisinde Arapça öğrenen genç Isabelle, daha reşit olmadan önce pek çok dili akıcılıkla konuşabilen eğitimli bir insandı ve de İsviçre’nin en iyi okullarında eğitim alma şansı bulmuştu.

Kuzey Afrika’ya yaptığı ilk yolculuk, 1897 yılında, annesi ile beraber gerçekleşti. Gezi olarak başlayan yolculuk, anne kızın İslam dini ile tanışması sonucunda din değiştirmelerine ve de bölgeye yerleşmek istemelerine yol açtı; fakat Nathalie Moerder, aynı yılın sonlarında, ani bir hastalık sonucunda Annaba’da hayata gözlerini yumdu.

Annesinin vefatının ardından kısa bir süre Afrika’da kalan Isabelle, Fransız kolonicilerle olan mücadelelerinde Müslüman’lara yardım etti. 1899 yılında, babasının gırtlak kanserinden vefat etmesi ve de üvey abisi Vladimir’in intihar etmesi üzerine, kendisini İsviçre’ye bağlayan bir durumun kalmadığını düşünerek tekrar Afrika’ya taşındı.

Cezayir’e yerleşen Isabelle, kendisine Si Mahmoud Essadi adını takarak, erkek kılığına büründü. Erkek kılığında olmasının kendisine verdiği büyük avantaj ve rahatlıklardan faydalanarak çölde araştırma ve keşif gezilerine katıldı. Bu gezilerde edindiği izlenimleri ve keşfettiği bölgeleri kaleme alan kaşif, ayrıca belli başlı Fransız gazetelerinde bu gezileri köşe yazısı olarak yayınladı.

Gezileri sırasında tanıştığı Sufi kardeşlik örgütü Quadiriyya ile temasları oldu. Fakirlere destek veren ve de kolonizasyon sürecinin sona ermesi için uğraş veren bu örgütle temaslarından dolayı, 1901 yılında, bir çöl gezisinde kılıçla saldırıya uğradı. Suikast girişiminden başarıyla kurtulan Isabelle, kendisine saldıran adamı affederek onun hayatını kurtardı.

17 Ekim 1901 tarihinde, Cezayir’li asker Slimane Ehnni ile evlenen Isabelle, 21 Eylül 1904 tarihinde, Cezayir’de bulunan Ain Sefra’da, ani bir sel baskını yüzünden hayatını kaybetti. Baskından sonra, kocası tarafından kurtarılan el yazması gezi notlarının bir kısmı, Çöl Gezgini; Isabelle Eberhardt’ın Anıları adı altında kitaplaştırıldı.
Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Tarık Mengüç kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Tarık Mengüç, 17 Ocak 1974 tarihinde İstanbul’un Kuştepe semtinde doğmuştur. Roman asıllı olan Mengüç, bu kültürünü şarkılarına da yansıtmıştır. Çocukluğundan beri haliyle müzikle iç içe olan Tarık Mengüç gerçek bir roman. Maddi sıkıntılar yüzünden beşinci sınıfa kadar okuyabildi ama sonradan kendini geliştirdi.

aslennereli.com

Tarık Mengüç’ün dedesi 1800 lü yıllarda Selanik’te doğup daha sonra Muğla Fetiye’ye daha sonra da İstanbul‘a göç etmişler. Genlerden gelen müzik ruhu ve yetenekle küçük yaşlarda klavye ve ritim çalmaya başladı. Bu arada ailesinden gizli olarak bir kaç ses yarışmalarına katıldı.

Askerlik görevini, İzmir Ege Ordu komutanlığı ve Denizli ordu evinde yaptı.

Tarık Mengüç, müzik hayatına önce atılmadan hayatını devam ettirebilmek için; mobilya tasarımcısı ve cilacılık, Seramikçilik, çakmakçılık, düğün salonlarında şarkı söylemek gibi işler de çalıştı.

İlk bestesi “Nazar değmesin” adlı eseridir.

Daha önce, Sibel Can’a “Hey Adamım”, Seda Sayan’a “Ben Sana Demedim mi”, Davut Güloğlu’na “Katula Katula”, Çılgın Sedat, Betül Çağlar, Ayça Tekindor’a “Degaje” gibi birçok ünlü isme bestesini veren Tarık Mengüç ‘sanatsal’ şarkılar yaptığını söylüyor. En son bestesi “Yıkılıyor” Madonna Ayça’nın albümünde çıkış parçası olarak yer almaktadır.

Tuğrul Şan Müzik Dershanesinde 5 yıl şan dersi alan Mengüç, İbrahim Tatlıses, İbrahim Erkal, Ebru Gündeş, Doğuş, Faruk K gibi isimlere de vokal yaptı.

Şahin Özer’in son keşfi olan Tarık Mengüç ilginç giyimi, kıyafeti, saçı, makyajı ve tarzı ile Şahin Özer’in yeni starı olmak istiyor.

Sözü ve Müziği kendisine ait olan albümle de aynı adı taşıyan 2004 yapımı “Şakşuka” isimli parçasına, yönetmen Kemal Başbuğ yönetiminde çekilen klipte kendisine yine 5 roman dansçı da özel koreografileriyle eşlik etti.

Tarık Mengüç’ün dans grubu 5 kişi ve bir kendinden 5 yaş küçük kardeşi Taner ve diger dört kişi de mahalleden arkadaşı.

2008 yılında oynadığı “Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz” adlı filmde Roman Bekir karakterini canlandırdı.

Moskova, Almanya gibi Avrupa ülkelerinde de birçok konserler veren Tarık Mengüç,1999dan itbaren 7 yıl Şahin Özer’de müzik yönetmeni olarak çalışan ünlü Aranjör Suat Aydoğan‘ın asistanlığını da yapmıştır.

Yolda görenler “Network”’ün mankeni zannettikleri Tarık Mengüç 1999 dan beri saçlarını Osmanbey’deki Şiva Kuaför’de yaptırdığını söylüyor.

2004 yılında Cennet Mahallesi TV dizisinde konuk oyuncu olarak rol aldı ve Şakşuka isimli albümü, 2007de Lakerda isimli albümünü çıkardı. 2009 da ise Olimpiyat Müzik etiketiyle “İnadına 35 Derece” isimli albümünü çıkardı. 4 Ekim 2011’de de Seyhan Müzik etiketiyle Tek Kişilik Orduyum isimli albümü çıkardı.

Tarık Mengüç, Funda mengüç ile evli ve Baran adında oğlu ile Sevde adında bir kızı var.

21 Ocak 2017 tarihinde Dominik’de Acun Ilıcalı’nın sunumu ile Tv8 ekranlarında yayınlanmaya başlayan Survivor 2017 yarışmasına katıldı.

Survivor 2017 yarışmasında ünlüler takımında İlhan Mansız, Furkan Kızılay, Serhat Akın, Seda Demir, Berna Öztürk, Tarık Mengüç, Çılgın Sedat, Sema Apak, Pınar Saka, Adem Kılıçcı, Şahika Ercümen, Sabriye Şengül, Fatih Hürkan olacak.

Survivor 2017 yarışmasında gönüllüler takımında Eser West, Ogeday Girişken, Volkan Çetinkaya, Gökhan Gözükan, Tuğçe Melis Demir, Fulya Şahin, Denisa, Elif Şadoğlu, Burçak Tuncer, Berna Keklikler, Erdi Ünver, Anıl Karakurt, Sadin Bakır, Yiğit İzik olacak.

Tarık Mengüç, 7 Mart 2017 günü eleme gecesinde elenerek Survivor 2017 yarışmasına veda etti.

Albümleri :
2004 – Şakşuka
2007 – Lakerda
2009 – İnadına 35 Derece
2011 – Tek Kişilik Orduyum
2013 – Rock’n Coke’ta Ben Niye Yokum
2014 – Sakız – 2014

Filmleri :
2004 – Cennet Mahallesi (Konuk oyuncu)
2008 – Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
2012 – İkizler firarda

Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Andre Marie Ampere kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Fransız fizikçi ve matematikçi. Elektromanyetizmayı ilk bulan kişiler arasında gösterilir. Elektrik akımı birimi Amper onun adına ithafen verilmiştir.

Andre Marie Ampere, 20 Ocak 1775 tarihinde Fransa’da Lyon yakınlarında Poleymieux’deki evlerinde bir tüccarın oğlu olarak doğmuştur. Daha küçük yaşlarda matematik ve fiziğe büyük bir ilgi duymaya başlamıştı. Babasının Latince öğrenmesi yönünde ısrarları olmuş ancak bunu reddetmiştir. Kendi çabalarıyla henüz 12 yaşındayken eski kitapları okuyabilmek için kendi kendine Latince öğrenmiştir. Ampère 12 yaşında Leonhard Euler ve Bernoulli’yi, 18 yaşında Joseph-Louis Lagrange’ın Analitik Mekaniğini okudu.

aslennereli.com

Fransız Devrimi (1789-1799) sırasında, Ampère’in babası Lyon’da güvende olacağını düşünerek orada kalmaya devam etti. Fakat ihtilalcilerin şehri ele geçirmesinden sonra babası 1793 yılında idam edilmiştir. Babasının ölümü Ampère üzerinde derin bir etki bırakmıştır. Devrin ünlü fizikçilerinden Antoine Lavoisier‘in etkisiyle fizik ve kimya öğrenimine başladı.

1796 yılından sonra Lyon’da özel matematik, kimya ve dil dersleri verdi. Öklid’in matematik problemlerini çözmesiyle başladığı matematik serüveni, profesörlüğe uzanmıştır. 1801’de bir fizik ve kimya profesörü olarak Bourg’a taşındı. Ancak hasta eşini ve küçük oğlu Jean Jacques Ampère’yi Lyon’da bıraktı. Eşi 1804’te öldü. Aynı yıl içinde Lyon Lyceum’unda ve doğa bilimleri dersleri Profesörü olarak göreve başladı ve 1804 yılında Paris Ecole Polytechnique’de Repetitor (müzakereci) ünvanını aldı ve Collegè de France’da Matematik ve Fizik Profesörü olarak dersler verdi.

1804 yılından itibaren matematik profesörü olarak çalışmaya başladığı Polietnik Okulu’nda uzun yıllar çalışmıştır. 1808 yılında Napolyon Bonapart, Ampère’i yaşamının sonuna kadar tüm Fransa’da seyahat etmesini gerektiren bir göreve, Üniversiteler Genel Müfettişliği’ne atadı. Bu arada Tarih ve Felsefe Fakültesi’nde felsefe dersleri de vermeye devam etti. 1809 yılında Titular Profesör (Ünvanını adı ile birlikte kullanma yetkisi olan Profesör) oldu.

Elektrik ve manyetizma başta olmak üzere bilimin birçok dalında çalışmalarda bulunmuştur. 1814’te enstitü üyeliğine kabul edildi.

Elektrik ile manyetizma arasındaki ilişki ve dolayısıyla elektromanyetizma bilimi (kendi deyişiyle “elektrodinamik” ile çok yakından ilgileniyordu.

Ampere, elektrik akımı ile mıknatıslanma arasındaki ilişkiyi açıklayarak elektromanyetizma adıyla yeni bir bilim dalının temellerini atmıştır. 1820 yılında fizikçi Hans Christian Örsted’in gözlemlerini referans alarak, içinden akım geçen bir iletkenin mıknatıs gibi davrandığını ve bu iletkenin çevresinde manyetik alan oluştuğunu açıkladı. Günümüzde elektrik motorlarından bilgisayarlarda veri kaydı için kullanılan sistemlere kadar birçok alanda bu elektromıknatıslar kullanılmaktadır.

Ampere’in 1826 yılında bulduğu klasik elektromanyetizma yasası, iletken etrafında oluşan manyetik alanın yönünün akımın yönüne bağlı olduğunu açıklamaktadır.

Andre Marie Ampere, elektromanyetizma alanındaki kuramsal çalışmalarını 5 hafta gibi çok kısa bir sürede tamamladı ve buluşlarını uygulamaya da geçirmiştir. Elektrik akımı ölçümünde kullanılan ampermetre ve galvanometrenin mucidi Ampere’dir. Elektrik bilimine yaptığı katkılar nedeniyle, elektrik akımı birimine Ampere’in ismi verilmiştir.

Andre Marie Ampere, 1799 yılında Julie Carron ile evlendi. Eşi 1803 yılında vefat etti. Jean Jacques Ampère (D. 1800) adında bir oğlu vardı. 1807 yılında Ampère ikinci kez evlendi. Ancak evlilik iki yıl sürdü.

Andre Marie Ampere 10 Haziran 1836 tarihinde Fransa’da Marsilya’ya yaptığı bir teftiş seyahati sırasında akciğer hastalığından 61 yaşında ölmüştür. Mezarı 1869 yılında Paris’e getirilerek Montmartre Mezarlığına gömüldü.

Amper kanunlarını şöyle belirleyebiliriz:

1-Aynı yönlü ve paralel gidişli elektrik akımları birbirlerini çekerler.

2-Ters yönlü ve paralel elektrik akımları birbirlerini iterler.

3-Aynı yönlü iki çapraz akım birbirlerini çekerler.

4-Ters yönlü iki çapraz akım birbirlerini iterler.

Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Yusuf Taha Lüleci kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Yusuf Taha Lüleci, 7 Kasım 2000 tarihinde Sakarya’da doğmuştur. İstanbul‘da Nişantaşı Üniversitesi’nde Yeni Medya okumaktadır.

Başkent İletişim Bilimleri Akademisinde Cihan Ünal, Zeynep Koltuk, Ali İpin, Mahmut Gökgöz gibi usta isimlerden oyunculuk eğitimi alan Yusuf Taha Lüleci, 2019 yılında oyunculuk hayatına ilk adımlarını atmıştır. “Çukur” ve “Söz” dizisinde yardımcı oyuncu olarak yer almıştır. Yönetmen koltuğunda Nisan Dağ’ın oturduğu “Bir Nefes Daha – When I’m Done Dying” adlı sinema filminde “DJ” olarak yer almıştır.

aslennereli.com

Yusuf Taha Lüleci, web sitesinde “Korkuyu hisset, ama yine de yap!” mottosunun ona ilham verdiğini belirtmiştir.

Yusuf Taha Lüleci, 2015 yılında yapılan “İstanbul Open Cup” kickboks şampiyonasında Marmara Bölge Şampiyonu olmuştur. Fakat bir yıl sonra kickboks kariyerini özel sebeplerden dolayı sonlandırmıştır.

2021 yılında “Sen Kimsin Ki?” isimli bir podcast yayını yaparak yüksek dinleyici kitlesine ulaşan Yusuf Taha Lüleci, “En Çok Dinlenen Podcast Yayınları” sıralamasına girmeyi başarmıştır ve Podcast kültürünün öncülerinden biri olmuştur. Sen Kimsin Ki? Podcast yayınının açıklaması şu şekildedir: “Yusuf Taha Lüleci tarafından yapılan bu Podcast yayınında; Yıllardır ele alınması gereken konular üstümüze vazife olmayacak şekilde, bir dost niteliğinde masaya yatırılıp, sırtı sıvazlanıp, ince eleyip sık dokuyup sizlere sunuluyor. Kulaklığınızı takın ve bu münakaşaya ortak olun.”

Sen Kimsin Ki? Podcast yayınında toplumsal konular gülünç ve mizahi bir şekilde ele alınarak hem okuyucuyu eğlendirmek hem de eğlendirirken düşündürmek esas alınmıştır.

Uzun zamandır bir dergi çıkarmayı isteyen Yusuf Taha Lüleci, 2021 Temmuz ayında “Makro Dergi” isimli bir dijital dergi kurmuştur. Her ay farklı temalarla bir Dijital Dergi yayınlanmaktadır. Aynı zamanda, Makro Dergi web sitesinde yer alan Makro Blog kısmında yazarlar; moda, müzik, psikoloji, spor, gezi yazısı, eğitim, sanat gibi konularda yazılar paylaşmaktadır. Makro Dergi ekibinin ürettiği içerikler, “Engelsiz Okuyalım Projesi” ekibiyle birlikte görme engelli bireyler için seslendirilerek bütün dijital müzik platformlarında yayınlanmaktadır.

Hayata ve insana dair şeylere önem veren Yusuf Taha Lüleci, yaşadığı olayları ve yaşamamasına rağmen fark ettiği durumları insanlara aktarmaktan keyif almaktadır. Bu aktarımın da “Dijital Medya” ile mümkün olduğunu bilen Yusuf Taha Lüleci, Dijital Medyaya dair eğitimler alarak bu konuda uzmanlaşmıştır.

Sertifikalar:

• Arama Motoru Optimizasyonu (SEO)
ODTÜ Bilgeİş

• Dijital Ortamda Bilgi
BTK – Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu

• Toplantı Yönetimi
Boğaziçi Enstitüsü

• İnternette Güvenlik
BTK – Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu

• Blokzincir Temel Kavramlar ve Uygulamalar Teknolojisi
BTK – Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu

• Dijital Pazarlama Uzmanlığı
İstanbul İşletme Enstitüsü

• Bilgi İhbar Merkezi ve Sosyal Medya Şikayet Süreçleri
BTK – Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu

• Piyasa Analizi
Global Enstitü

• Güvenli İçerik
BTK – Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu

• Güçlü Marka Oluşturma Stratejileri
İstanbul İşletme Enstitüsü

• Dijital Dünyada Bilinç
BTK – Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu

• Nöropazarlama
Global Enstitü

• Güvenli İnternet Hizmeti
BTK – Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu

• Sosyal Medya Uzmanlığı
İstanbul İşletme Enstitüsü

• Sosyal Medya Yönetimi
Global Enstitü

• Diksiyon ve Etkili Konuşma
Başkent İletişim Bilimleri Akademisi

• Klasik ve Temel Oyunculuk
Başkent İletişim Bilimleri Akademisi

Filmleri ve Dizileri:
2019 – Çukur (Tv dizisi)
2019 – Söz (Tv dizisi)
2020 – Bir Nefes Daha – When I’m Done Dying

Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , , ,

Serhat İbrahimoğlu kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Gazeteci

14 Temmuz 1980 tarihinde İstanbul‘da doğan Serhat İbrahimoğlu, mesleğe 1997 yılında radyo yayıncılığı ile başladı. Lisansını işletme, yüksek lisansını ise siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler üzerine tamamladı. Tez konusu, “Türkiye’nin Yumuşak Güç Potansiyelinin Orta Afrika Ülkelerine Yönelik Stratejisi”ydi.

aslennereli.com

2003’ten itibaren ekranla tanıştı. Haber spikerliğinin yanı sıra hazırladığı programların sunuculuğunu da üstlendi. SKY TÜRK, İHA, SHOW TV, TGRT, TRT, TGRT HABER ve CINE5’te muhabir, editör ve moderatör olarak çalıştı. Çeşitli tanıtım ve belgesel projelerinde seslendirme yaptı. Farklı dönemlerde üniversitelerin iletişim fakültelerinde diksiyon ve etkili konuşma, özel kuruluşlarda ise müşteri ilişkilerine yönelik eğitimler verdi.

2013 yılında mesleğe ara verdi, özel sektörde üst düzey yöneticiliğin yanı sıra uluslararası bir yardım derneğinin de kurucuları arasında yer aldı.

2015’te yeniden televizyon haberciliğine döndü. Albayrak Medya Grubu çatısı altında yayın hayatını sürdüren TVNET’te önce haber müdürlüğü, daha sonra Genel Müdür Yardımcılığı görevini üstlendi.

Aynı kanalda 5 yıldır Net Bakış adlı programı hazırlayıp sunuyor. Medya sektöründe 20 yılı geride bıraktı. Basın kartı sahibi ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesi.

Başlıca Ödülleri:
Yılın Erkek Haber Spikeri (2009)
En iyi TV Siyaset Programı Net Bakış (Buhara Medya Ödülleri-20 Ocak 2015)
Yılın Haber Tartışma Programı Net Bakış (LOB’IN TURKEY-15 Mart 2015)
Yılın ‘En’leri ödülü (Dünya Basın Mensupları Derneği-2017)
15 Temmuz Duyarlılık Ödülü (Haber Kameramanları Derneği-07.07.2017)

KAYNAKÇA:

https://tvnet.com.tr/kurumsal/kunye

https://tvnet.com.tr/net-bakis

http://www.gercekhayat.com.tr/dosya/sonu-gelmeyen-istilalar-ulkesi/
Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Russ Meyer kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Amerikalı yönetmen ve fotoğrafçı. Sinema tarihinin en olağandışı rejisörlerinden biridir. Hepsi kült mertebesine erişmiş birçok filmin yazarı yönetmeni ve montajcısı olan Meyer, stilize şiddet temasının öncüsüdür. Filmlerinde erotik ve komik öğeleri birlikte kullanan Meyer, Faster, Pussycat! Kill! Kill!, Vixen! ve Beyond the Valley of the Dolls gibi ticari başarısı büyük olan yapımların da rejisörlüğünü yapmıştır.

aslennereli.com

21 Mart 1922’de San Leandro, California, Amerika’da dünyaya geldi. Alman asıllı Amerikalı babası William Arthur Meyer, polis, annesi Lucinda Hauck Howe ise ev hanımıydı. Doğumundan kısa bir süre sonra anne babası boşanan Meyer’ın yaşamı boyunca babasıyla dialoğu olmadı. Annesinin ona 8 mm. kamera almak için evlilik yüzüğünü satmasından sonra sinemaya sarılan Meyer, henüz 15 yaşındayken kısa filmler çekmeye başlamıştı.

20’li yaşlarına geldiğinde II. Dünya Savaşı’nın ön cephelerinde çarpışan bir asker ve çok başarılı bir savaş kameramanı olan Meyer’ın cephede çektiği birçok kare o dönemi anlatan en başarılı işler olarak adlandırılmıştı. 1970 yapımı, birçok dalda oskarı kucaklayan Patton filminde kullanılan savaş görüntüleri de Meyer’a aitti. Savaş sırasında hapiste olan bir grup askerin eğitilip Alman hatlarının gerisinde intihar gibi bir göreve gönderilişlerini kaydeden Meyer aynı olayı işleyen 1967 yapımı The Dirty Dozen adlı filme de ilham kaynağı oldu. Savaş yıllarında kameramanlığını geliştirmesinin yanı sıra Paris’te geçirdiği günlerde usta yazar Ernest Hemingway’le de tanışıp dost olan Meyer, uzun soluklu bu arkadaşlıktan sanatı adına da beslenecekti.

Çekimlerdeki akıcılığı sağlamak için Russ bir yöntem geliştirmişti. Geliştirdiği bu yöntem hem ona tüm kariyeri boyunca özgün işler çıkarmasında yardımcı olacak hem de günümüz sineması ve video klip dünyasını tümüyle değiştirecek tarzın gelişmesini sağlayacaktı.
Russ Meyer görüntülemek istediği objeyi birçok farklı açıdan çekip, elde ettiklerini keskin geçişler yaratacak hızlı bir montajla kurguluyordu. Bu sayede bugün MTV stili olarak bilinen ve yalnızca müzik piyasasında değil, büyük bütçeli Hollywood yapımlarında da sıkça görülen kurgulama yönteminin temellerini atmış oluyordu.

İkinci Dünya Savaşı sona erdiğinde, Russ Meyer kamerasını Playboy dergisi için kullanmaya başladı. Pin-up stiliyle savaş sonrası eğlence sektörünün canlanmasında büyük payı olan Meyer, ilk karısı olacak Eve Meyer’la da o yıllarda tanıştı. Russ Meyer’ın ilk filmlerinde de rol alacak olan Eve, 1977 yılının Mart ayında bir uçak kazasında hayatını kaybetti.

Russ Meyer 1959 yılında ilk uzun metraj filmi olan The Immoral Mr. Teas’i çekti. Filmin başrol oyuncusu Bill Teas, Russ Meyer’in ordudan arkadaşıydı. Erotik öğeleri komedi unsurlarıyla harmanladığı film yaklaşık 20 bin dolara mal olmuş ancak 1 milyon dolar hâsılat yapmıştı.

Meyer filmlerinde normalin çok üstünde göğüs ölçülerine sahip kadın oyuncularla çalışıyordu ve ilerde kendisiyle özdeşleşecek bu durum, yönetmenin babasız büyümesine ve annesine olan düşkünlüğüne bağlanmıştı. Filmlerinde yer alan pısırık ve genelde kadınlardan dayak yiyen erkekler de bu teorinin doğruluğunu kanıtlar nitelikteydi.

60’lı yıllarda sinemada tırmanışa geçen yaklaşım şiddetti ve Russ Meyer da bu hareketin öncülerinden oldu. 1965’te izleyiciyle buluşan Faster, Pussycat Kill… Kill filmiyle hızlı arabalar ve nedensiz şiddet temaları ön plana çıktı.

Meyers’ın 1968 yılında çektiği Vixen ise ticari anlamda çok büyük bir başarı sağladı. Filmde bir çok tabuyu yıkmaya çalışan Meyer, lezbiyenlik ve ensest gibi muhafazakâr Amerika için zorlu konuları ele alıyordu. Zamanının ötesinde olan bu yapımla box office’te yine büyük başarı kazanan Meyer, 1970 yılında ilk stüdyo filmi Beyond the Valley of the Dolls için kamera arkasına geçti. Yapımcılığını 20th Century-Fox’un üstlendiği film 900 bin dolarlık bütçeye karşılık 10 milyon dolarlık gişe başarısı yakalamıştı. Rock müzik yapan bir kız grubunun Hollywood çarkları altında ezilişini ve yozlaşmasını anlatan film dönemin belgeseli niteliğindeydi. Getirdiği gelire karşın stüdyo sistemini kıyasıya eleştirdiği için Fox yetkilileriyle arası açılan Meyer aleyhinde başta Grace Kelly olmak üzere birçok yetkili kampanya başlattı ve 20th Century-Fox’la olan sözleşmesinin iptalini sağladılar. Bu olaydan sonra Meyer bir daha hiç stüdyo filmi çekmedi.

18 Eylül 2004’te hayata gözlerini yuman usta yönetmen, geride bıraktığı yapımlarla birçok yönetmene ilham vermiştir. Meyer’ın mizahla stilize edilmiş şiddet temasına hayran kalan yönetmenlerden biri de Quentin Tarantino’dur. Kill Bill serisi hızlı arabaları, güçlü kadınları ve abartılı şiddetiyle Russ Meyer sinemasının derin izlerini taşımaktadır. Ayrıca John Waters, John Landis ve
James Cameron gibi yönetmenlerin eserleri de Meyer’den izler taşımaktadır.

Filmografi

Beneath the Valley of the Ultra-Vixens (1979)

Up! (1976)

Supervixens (1975)

Black Snake (1973)

The Seven Minutes (1971)

Beyond the Valley of the Dolls (1970)

Cherry, Harry & Raquel! (1970)

Vixen! (1968)

Finders Keepers, Lovers Weepers! (1968)

Good Morning… and Goodbye! (1967)

Common Law Cabin (1967)

Mondo Topless (1966)

Motor Psycho (1965)

Faster, Pussycat! Kill! Kill! (1965)

Mudhoney (1965)

Fanny Hill (1964)

Lorna (1964)

Heavenly Bodies! (1963)

Europe in the Raw (1963)

Skyscrapers and Brassieres (1963)

Wild Gals of the Naked West (1962)

Erotica (1961)

Eve and the Handyman (1961)

The Naked Camera (1961)

The Immoral Mr. Teas (1959)

The French Peep Show (1950)
Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Stelyo Pipis kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Menajer

Stelyo Pipis, 24 Temmuz 1966 tarihinde İstanbul’da doğmuştur. Rum kökenli olup Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Bir ablası vardır. Babasının adı Yorgo, annesinin adı Elisabeth’dir. Galatasaray’da Rum okulunda okudu ortaokulu bitirdikten sonra liseye gitmedi. Soyadının manası Rumca ‘küçük’ demektir. Küçük çocuklara pipis derlermiş.

aslennereli.com

Stelyo Pipis, hayata Ortodoks Rum olarak başladı, 38 yaşında iken önce sünnet sonra Müslüman oldu. Stelyo Pipis adı ile askere gitti, Erzurum’da askerliğini yaptı.

1990 yılına kadar tostçuluk yapmaktaydı. 1990 yılında önce Kanal 6‘da yönetmen Tayfun Dinçer‘in asistanı olarak bu mesleğe atıldı. Daha sonra Mehmet Ali Erbil ile Çiğdem Tunç‘un basın danışmanlığını yaptı. İkilinin ayrılmasından sonra Mehmet Ali Erbil’in menajeri olarak yola devam etti. Mehmet Ali Erbil’in popüler olması onu da çok etkiledi. Bununla birlikte onun da popülaritesi arttı. Erbil’in işlerinin iyi gitmesi Stelyo’nun da maddi durumunu düzeltti.

Stelyo Pipis, eski sevgilisi Demet Sağıroğlu, Emel Müftüoğlu ve Hüseyin Cankurtaran ile birlikte sanat ve sosyetenin uğrak mekanı Eti’s Kuaförü hizmete açtı.

Stelyo Pipis’in birlikte olduğu kişiler arasında Pınar Aylin, Demet Sağıroğlu, Seda Sayan, Demet Şener, Banu Öztürk, Özlem Yıldız, Sibel Ceylan, Ebru Gündeş gibi isimler vardır.

Pınar Aylin ile yeni meşhur olduğu zamanlarda kısa bir birliktelik yaşadı. Demet Sağıroğlu ile ilişkisi 1994 yılında başladı. 1999 başlarında bitti. Pınar Aylin’den sonra hayatına giren Sağıroğlu ile 4 yıl birlikte olan Stelyo, yaşadığı büyük aşkı hiçbir zaman saklamadı. Seda Sayan ile bir yıl süren bir birliktelik yaşadılar. Demet Şener ile aralarında bir elektriklenme oldu. Sadece bir hafta sürdü. Sonunda Demet bu beraberliğin kendisi için bir hata olduğunu itiraf etti. Ebru Gündeş ile 1993 yılında başlayan dostluk ve arkadaşlık sıkı bir beraberliğe doğru gitti. Serdar Ortaç‘tan ayrılan Banu Öztürk‘le beraber oldu.

Mehmet Ali Erbil ve Stelyo Pipis Beyoğlu’nda 26 Temmuz 2013 tarihinde açılan eğlence mekânı Chanta’nın sahibidir.
Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Leon Foucault kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Kendi icadı olan Foucault sarkacı (Dünya’nın kendi çevresinde dönmesinin etkisini gösteren bir düzenek) ve jiroskop araçlarıyla tanınır.

aslennereli.com

Leon Foucault, 18 Eylül 1819 tarihinde Paris’de doğmuştur. Tam adı Jean Bernard Leon Foucault’dur. 10 yaşındayken yayımcı olan babası vefat etti ve o günden sonra onu annesi büyüttü. Annesi onun doktor olmasını istediği için tıp bölümünde eğitim görmeye başlar ancak, kana karşı olan korkusu sebebi ile fizik alanına kaymıştır. Mikroskopik anatomi alanında üç yıl Alfred Donné’un asistanlığını yapan Léon Foucault, bir yandan Hippolyte Fizeau ile beraber güneş ışığının yoğunluğu üzerinde araştırmalara devam etti.

Foucault sıklıkla kendisiyle aynı soyadına sahip Fransız düşünür, sosyal teorist, tarihçi, edebiyat eleştirmeni, antropolog ve sosyolog Michel Foucault ile karıştırılır.

1850 yılında ışığın farklı materyaller içinde (su) farklı hızda hareket ettiğini kanıtlayan ünlü Foucault–Fizeau deneyini yapmış ve Newton hareket teorisinin ışık için doğru olmadığını ispat etmiştir.

1862 yılında Légion d’Honneur nişanı almış, 1864 yılında İngiliz Kraliyet Bilimler Akademisi’ne (Royal Society) seçilmiştir.

Leon Foucault, 18 Eylül 1819 tarihinde hızlı gelişen bir MS (multiple sklerozis) hastalığı sebebi ile Paris’de 49 yaşında ölmüştür.

Leon Foucalt’nun adı, 22 Mart 1984 tarihinde astronom Antonin Mrkos tarafından Çek Cumhuriyeti’ndeki Klet’te keşfedilen ana asteroit kuşağındaki 5668 Foucalt asteroitine verilmiştir. Ayrıca Ay yüzeyindeki bir kraterede “Foucault krateri” ismi verilmiştir.

Leon Foucault’un ışık hızı üstüne de önemli araştırmaları bulunmaktadır. Leon Foucault, 1850-1862 yılları arasında yaptığı çalışmalarda ışık hızının havada 298 bin km/saniye olduğunu buldu. Bu değerin günümüzdeki geçerli değerden farkı, yalnızca yüzde bir oranındadır. Leon Foucault ayrıca, iki ayna arasına içi su dolu bir cam boru yerleştirildiğinde, hızın yüzde 25 kadar düştüğünü gördü ve böylece, ışık hızının, yol aldığı ortama bağlı olduğunu ortaya koydu.

Çalışmalarının çoğunu Paris gözlemevinde gerçekleştiren Leon Foucault, pahalı aygıtlarla donatılmış özel bir laboratuar kurma isteği nedeniyle endüstriye yöneldi ve 1867 fuarında, marangoz ve dokuma makineleri için mekanik regülatörler sergiledi. Çabaları sonucu gerekli parayı kazandı, ama MS hastalığına yakalandığı için zayıf düştü ve bir sene sonra da vefat etti.

Foucault Sarkacı :
Sarkaç deneyi 1851 yılında yapılmıştır.

Bir sarkacın asılma noktası değiştiği halde salınımı değişmediğini gözleyen Foucault, bağı yeterince uzun bir sarkaç harekete geçirildiğinde, bunun salınım düzeninin değişmeyeceğini, ancak zeminin, yani Dünya’nın hareket ediyor görüneceği kuramını geliştirmiştir. Eğer Dünya dönüyorsa, Dünya ile birlikte sarkacı izleyen gözlemciler de dönecekler, buna karşın sarkacın salınım düzlemi hareketsiz kalacaktı. Bu nedenle sarkacın salınım düzlemi gözlemcilere göre yavaşça hareket ediyor gibi görünecekti. Gerçekte ise, gözlemcilerin dolaysız bir yolla izlemiş oldukları olay, Dünya’nın kendi etrafında dönmesinin bir sonucuydu.

Salınımını saatlerce kendi kendine sürdüren, serbestçe asılı bir sarkaç kullanılarak yapılan deney yere çizilen bir çizgi üstünde salınmaya bırakılır ve bir süre aynı doğrultuda salınır. Sarkacın düzlemi Dünya’nın dönüşü nedeniyle giderek değişir. Foucault Sarkacı’nın Kuzey yarımkürede dönüşü saat yönündedir. Ekvatorda ise Dünya’nın dönme düzlemi ile sarkacın askı teli aynı düzlemde olduğu için hiç dönme olmaz.

Düşünceleri ile toplumda büyük bir ilgi uyandıran Foucault’ya imparator III. Napolyon, deneyini Paris‘teki büyük kubbeli Panthéon binasında yapmasına izin vermiştir. Foucault, kubbenin ortasına 67 metrelik çelik telle 28 kg ağırlığında bir demir top asmıştır. Topun alt tarafına sivri bir uç takılarak, yere serili ince kum tabakasında, bu ucun bıraktığı izlerden yararlanarak, sarkacın salınım düzlemindeki değişimin gözlemciler tarafından izlenebilmesi sağlanmıştır.

Bu tarihi deneyi izlemek için Pantheon‘a büyük bir kalabalık toplanmıştır. Foucault’nun sarkacı hareket ettirmesinden bir saat önce, titreşim ve hava akımlarına engel olmak üzere, gözlemcilerin hareketsiz ve sessiz olmaları temin edilmiştir. Sessizce salınımına başlayan sarkacın salınım düzleminde, bir süre her hangi bir değişim gözlenmemiştir. Bu sessiz bekleyişin ardından gözlemciler, kumun üzerindeki izlerin yavaşça değiştiğini görmüşlerdir. Sarkacın salınım düzlemi gözle görünür biçimde dönmektedir. Sarkacın salınım düzlemi tam turunun tamamlaması bir gün sürecektir.

Bu topluluk, tarihte ilk kez Dünya’nın kendi ekseni etrafında döndüğüne tanık olmuştur. Foucault’nun 1851’de, bu deney sırasında Pantheon‘a yerleştirdiği bu sarkaç hala aynı yerde asılı durmaktadır.

Dünyanın dört bir tarafında çok sayıda Foucalt Sarkacı bulunur. Ülkemizdeki Foucalt sarkaçları Bilkent Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümü’nde ve Ege Üniversitesi Rasathanesinde, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Bilim Deney Merkezi ve Ankara‘da MTA’ya bağlı müzededir.

Leon Foucault’un 1852’de geliştirdiği jiroskop ise hızla dönen bir tekerlekten oluşmaktadır. Bu aygıt, “dönme eylemsizliği” (eylemsizlik, bir cismin harekete karşı direncidir) adı verilen bir etki nedeniyle, ekseninin yönünü değiştirmeye yönelik girişimlere kuvvetle karşı koyar. Tıpkı sarkaç gibi jiroskop da, Dünya dönerken, yıldızlara göre dönme açısını korur.

Leon Foucault’un geliştirdiği Yer’in magnetik kutuplarını gösteren pusula yerine, jiroskoptan yararlanılarak yapılan ve coğrafi kuzey-güneyi gösteren cayropusula. İlk kez 1910’da Alman silahlı kuvvetlerince kullanıldı. Günümüzdeyse, hem yer, hem de uzay çalışmalarında bu aygıttan yararlanılmaktadır.

Türkiye’de Bulunan Foucault Sarkaçları:
Ege Üniversitesi Rasathanesi
Gaziantep Büyük Şehir Belediyesi Gezegen Evi
Bilkent Üniversitesi Fen Fakültesi Binası
Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi Gözlemevi
Ankara’da Maden Tetkik Arama Enstitüsü’ne ait bir müze
Eskişehir Büyük Şehir Belediyesi Bilim ve Deney Merkezi
Isparta Belediyesi Halı, Kilim ve Etnografya müzesi

Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Burhan Çaçan kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Türk halk müziği sanatçısıdır.

Burhan Çaçan, 17 Ekim 1960 tarihinde Ağrı ilinin ilçesi Eleşkirt’de Berazi Aşireti’nin ağasının oğlu olarak doğmuştur. 12 kardeşli bir ailenin 11. çocuğudur.

aslennereli.com

Burhan Çaçan, 1978 yılında TRT Erzurum Radyosunun açmış olduğu amatör sesler yarışmasını kazandı. 3 sene Erzurum’da Erzurum radyosu amatörler korosunda şarkılar söyledi. Daha sonra Ankara‘ya gitti. Ankara’da TRT’de okumak üzere 4 şarkısı kuruldan geçince Halit Kıvanç‘ın programına katıldı ve Halit Kıvanç, “Ağrı‘dan bir delikanlı geldi” diye kendisini anons etti.

TRT’ye çıkmasının ardından gelen tekliflerle İstanbul‘a gitti. Yönetmenliğini Arif Sağ’ın yaptığı ilk albümünü 1981 yılında “Sefa Geldin” adı ile çıkardı.

Sefa Geldin, Ben Yarime Neler Alayım, İpek Mendil, Memik Oğlan, Ayaz Geceler, Yağ Yağmur ve Vurun Dalgalar isimli albümleri ile müzik dünyasında yer edindi. ‘Ağlama, Her Yer Karanlık, Ayaz Geceler ve Yağ Yağmur isimli dört sinema filmi çekmiştir. İlahiler 99 ve Mevlüt Ve İlahiler isminde iki tane de ilahi albümü yapmıştır. Halen müzik çalışmalarına devam etmektedir.

Albümlerinde yer alan ”İpek Mendil” ve ”Ben Yarime Neler Alayım” türküsü çok sevilir.

1981 yılında yönetmenliğini Yücel Uçanoğlu’nun yaptığı “Makber” filminde başrollerinde Burçan Çaçan, Pembe Mutlu ve Ahmet Mekin oynadı.

1986 yılında Ağlama Yavrum, 1987 yılında Yetim Cemo, 1987 yılında Her Yer Karanlık filmlerini çekti.

1988 yılında çıkardığı “Ayaz Geceler” albümü ile büyük çıkış yakaladı. O yılın şarkısı olur. Altın Kelebek Dahil En İyi Sanatçı, En İyi Tiraj dallarında birçok ödül kazanır. 1989 yılında da “Yağ Yağmur” adlı albümünü çıkardı. Ardından 1990 yılında “Vurun Dalgalar” albümünü çıkaran Burhan Çaçan, bu üç albümün aynı ismini taşıyan filmler yaptı.

1989 yılında senaryosunu Safa Önal’ın yazdığı ve yönetmenliğini Yücel Uçanoğlu’nun yaptığı “Ayaz Geceler” filminde Burhan Çaçan, Yaman Tarcan, Kemal İnci, Sibel Gökçe ile birlikte başrolde oynadı.

1990 yılında ise senaryosunu Suphi Tekniker’in yazdığı, yönetmenliğini Şahin Gök’ün yaptığı “Yağ Yağmur” adlı filmde Burhan Çaçan, Bülent Kayabaş, Fikret Fırtına, Orhan Günşiray, Şeref Çokşeker, Melike, Erhan Yazıcıoğlu, Güler Ökten, Sadettin Erbil ile birlikte rol aldı.

Burhan Çaçan, şimdiye kadar “Altın Kelebek, Müzik Oskarları, Müyap, Müzik Magazin” gibi önemli organizasyonlarda Yılın Sanatçısı, Yılın Albümü ve Yılın Türküsü dallarında sayısız ödüller almıştır.

Kanal 6‘da kısa süreli bir program yaptı.

2000’li yıllardan sonra büyük ölçüde ticarete yönelir. Tekstil, Çaçan Plak ve Otelcilik İşlerini yürütür. Burhan Çaçan’ın İstanbul, Nişantaşı’nda bir otel sahibidir.

Burhan Çaçan, 1991 yılında Yasemin Çaçan ile evlendi. 2 oğlu vardır. Kutsal Çaçan adında bir oğlu vardır.

Albümleri :
1981 – Sefa Geldin
1983 – Kızlar Çıktı Çayıra
1985 – Deh Deyin Kızlar
1986 – Ben Yarime Neler Alayım
1986 – İpek Mendil
1987 – Memik Oğlan
1988 – Ayaz Geceler
1989 – Yağ Yağmur
1990 – Vurun Dalgalar
1991 – Sen Nerdesin & Kış
1992 – Damla Damla
1993 – Senden Sonra
1993 – Çakmak Çakmağa Geldik
1994 – Mevlüt Ve İlahiler
1994 – Neden Geldim İstanbul’a
1995 – Beni Anneme Götürün
1996 – Unutulmayanlar 1
1998 – Namussuz Ayrılık
1999 – Alınyazım
1999 – İlahiler 99
2000 – Türküleri Özledim
2002 – Gecenin Yarısı
2004 – Sus Dinle
2007 – Yalan
2008 – Sabaha Kadar
2011 – Zor Akşamlar İstanbul da
2015 – Bu Gece
2018 – Buda Mı Yalan

Filmleri ve Dizileri :
1981 – Makber (Murat) (Sinema Filmi)
1986 – Ağlama Yavrum (Hakan) (Sinema Filmi)
1987 – Yetim Cemo (Sinema Filmi)
1987 – Her Yer Karanlık (Sinema Filmi)
1989 – Ayaz Geceler (Sinema Filmi)
1990 – Yağ Yağmur (Sinema Filmi)

Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Amira Willighagen kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Amira Willighagen, 2013 yılında yetenek yarışması “Holland’s Got Talent” (Yetenek sizsiniz) yarışması birincisidir.

Amira Willighagen, 27 Mart 2004 tarihinde Nijmegen, Hollanda’da doğmuştur. Annesi Frieda Willighagen, babası Gerrit Willighagen’dır. İlkokul öğrencisidir.

aslennereli.com

Amira Willighagen, Giacomo Puccini’nin “Gianni Schicci” operasından “O mio babbino caro” adlı aryayı 2013 yılında yetenek yarışması “Holland’s Got Talent” (Yetenek sizsiniz) yarışmasında seslendirdi.

Amira Willighagen, 2013 yılında yetenek yarışması “Holland’s Got Talent” (Yetenek sizsiniz) yarışmasına katıldı ve 26 Ekim 2013 akşamı yayınlanan final gecesinde birinci oldu. Amira Willighagen, Giacomo Puccini’nin “Gianni Schicci” operasından “O mio babbino caro” adlı aryayı seslendirdi. O kadar başarılıydı ki, birçok insan Maria Callas‘ın, 9 yaşındaki bu minik kızın bedeninde adeta “yeniden dünyaya döndüğünü” söylemeye başladı.

Bu başarısı sonrasında Hollandalı ünlü müzisyen Andre Rieu ona müzik eğitimi daveti gönderdi.

Andre Rieu ile birlikte Johann Strauss Orkestrası eşliğinde yine sahneye çıktı.

Albümleri :
2014 – Merry Christmas (4 Aralık 2014)
2014 – Amira (27 Mart 2014)

Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , , ,

Ken Norton kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Ken Norton, 9 Ağustos 1943 tarihinde ABD’nin Illinois eyaletinin Jacksonville şehrinde doğmuştur. Tam adı Kenneth Howard Norton’dur. Jacksonville Lisesinde okuduğu yıllarda da futbol, basketbol , atletizm gibi sporlar yapıyordu. Liseden mezun olduktan sonra bir futbol bursu ile Missouri State University (Truman State University)’ye gitti.

aslennereli.com

Askerliğini ABD Deniz Piyadesi olarak 1963 – 1967 yılları arasında yaptı. Boks yapmaya askerde başladı, en iyi boksör oldu ve Kuzey Carolina AAU Altın Eldiven, Uluslararası AAU ve Pan Amerikan ödüllerini kazandı. Askerlik bitiminde profesyonel oldu.

Profesyonel boks kariyerine 23 yaşındayken 1967 yılında başladı ve Grady Brazell’e karşı yaptığı ilk maçı nakavt ile kazanır. Ringlere veda ettiği 1981 yılına kadar 42 galibiyet ve 7 mağlubiyet elde etti. 33 karşılaşmayı nakavt ile kazandı. Asıl ününü boks dünyasının bir diğer efsane ismi Muhammed Ali ile 31 Mart 1973 tarihinde dövüştüğü maç ile kazandı. Muhammed Ali‘nin çenesinin kırıldığı bu karşılaşmada galip gelen Norton, Muhammed Ali’yi o ana kadar mağlup edebilen ikinci boksör olmuştu. Muhammed Ali ile yaptığı 3 maç da son raunda kadar gitmiş; ilkini kazanmış diğer ikisini yakın dövüşlerle kaybetmiştir.

1973 yılında WBC Dünya Ağır Siklet Boks Şampiyonu oldu. Kendine özgü çapraz kol defansı yanında yumrukları çok kısa mesafeden gelse bile sert ve etkiliydi.

Ken Norton, 1981 yılında Gerry Cooney‘e nakavt ile yenildiği maçın ardından boks yapmayı bıraktı. Ken Norton, yaklaşık 20 filmde rol aldı.

1986 yılında ölümcül bir araba kazası geçirir ve bir yıl hastanede kalır.

Evlilikleri :
1. Evliliği :1966 yılında Jeannette Norton ile evlendi, 1968 yılında boşandı. Ken Norton Jr (d.1966) adında bir oğlu vardır.
2. Evliliği : 1977 yılında Jacqueline Halton ile evlendi, 2 oğlu vardır.

Ken Norton, 18 Eylül 2013 tarihinde ABD’nin Nevada eyaletinin Henderson şehrindeki bir hastanede kalp krizinden 70 yaşında ölmüştür.

Filmleri :
1975 – Mandingo
1976 – Drum
1983 – The A-Team: Pros and Cons
1985 – Mugsy’s Girls

1986 – Oceans of Fire
1989 – Champions Forever: World Heavyweight Champs!
1991 – Kiss and Be Killed
1998 – Dirty Work
2008 – The Man Who Came Back
2009 – Facing Ali
Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Erkan Özdamar kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Erkan Özdamar, 1988 yılında Ankara‘da doğmuştur. Başkent Üniversitesi‘nde Spor Bilimleri bölümünden mezun olan Erkan Özdamar, yüksek lisansını da aynı üniversitede yaptı.

aslennereli.com

Dans eğitmenliği yapan Erkan Özdamar, uluslararası Spor ve Dans Eğitmenliği sertifikalarına sahiptir.

TFF‘nin Ankara bölgesi hakemlerinden Erkan Özdamar, 2020 -2021 sezonunda Süper Lig’de hakemlik görevi verilmeye başladı. Erkan Özdamar, yönettiği 15 maçta 65 sarı, 1’i ikinci sarıdan olmak üzere 2 kırmızı kart çıkardı.
Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Antonio Meucci kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Antonio Meucci, 1854 yılında teletrofono adını verdiği sesi önce elektrik dalgalarına, daha sonra aletin diğer ucunda sese çeviren aleti icat etmiştir. Bu, telefonun ilk örneği olarak kabul edilir.

Antonio Meucci, 13 Nisan 1808 tarihinde İtalya, Floransa’da Domenica Pepi, Amatis Meucci çiftinin 9 çocuğundan biri olarak doğmuştur. Tam adı Antonio Santi Giuseppe Meucci’dir. Floransa’da büyüyüp yetişen Antonio Meucci, Kasım 1821’de Florence Academy of Fine Arts’a kabul edildi ve burada kimya ve makine mühendisliği okudu. İki yıl sonra maddi durumlarının kötü olması nedeniyle okulu bırakıp çalışmaya başlamak zorunda kaldı. Bir süre iş aradı. Gümrük memurluğunda asistan olarak işe başlayınca part-time olarak eğitime devam etti. Daha sonra Floransa Teatro della Pergola’da sahne teknisyeni olarak Artemio Canovetti’nin yardımcılığını yaptı.

aslennereli.com

Antonio Meucci, 1834’te Teatro della Pergola’daki sahne ve kontrol odası arasında iletişim kurmak için bir tür akustik telefon sistemi kurdu. Bu telefon, gemilerde kullanılan ve hala işlev gören boru-telefon prensipleri üzerine kurulmuştur. Aynı tiyatroda çalışan kostüm tasarımcısı Esterre Mochi ile 7 Ağustos 1834’de evlendi. Ekim 1835’te Antonio ve eşi Havana’da Teatro Tacón’dan (o sırada Amerika kıtasındaki en büyük tiyatro) gelen iş teklifini kabul ettiler ve bir İspanyol vilayeti olan Küba’ya göç ettiler. Antonio Havana’da su arıtımı için bir sistem kurdu ve Gran Teatro’yu yeniden inşa etti.

1848 yılında Havana’daki iş sözleşmesi sona erdi. Doktor bir arkadaşı, romatizma hastaları için Franz Anton Mesmer’in terapi sisteminde çalışmasını istedi. Meucci 1849’da hastalığı tedavi etmek için elektrik şokları kullanan bir yöntem geliştirdi. Daha sonra insanların duyamadığı sesleri duyabilen bir cihazı deneysel olarak geliştirdi. Bu cihazı “telegrafo parlante” (aydınlatılmış telgraf) olarak adlandırdı.

Antonio Meucci, 7 Ağustos 1834 tarihinde Esterre Mochi ile Floransa‘daki Santa Maria Novella kilisesinde evlendi. 1835 yılında eşi ile beraber Küba’da Havana’ya gittiler. 1950 yılında Havana’da çalıştığı yerdeki iş sözleşmesi sona erdi. İtalya’daki olaylardan dolayı İtalyan General Giuseppe Garibaldi ile olan dostluğu onu Küba’da şüpheli bir vatandaş haline getirdi. Aynı zamanda telgrafın mucidi olan Samuel Morse‘un Amerika Birleşik Devletleri’ndeki şöhreti Antonio Meucci’yi icat yoluyla hayatını kazanmaya teşvik etti.

1850 yılında yanlarında 30.000 dolar (bugünkü 500.000 dolar eşdeğeri) para ile Havana’dan ABD’de New York‘a giderek Clifton, Staten Island’a yerleşirler. 1854 yılında Antonio Meucci’nin karısı Esterre, romatoid artrit hastalığı nedeniyle yürüyemez olmuştu. Eşi Esterre Mochi 1884 yılında vefat etti. Antonio Meucci, New York Staten Island’da mum fabrikası kurmuştur. İcat yapma adına deneylerine evinin bodrum katında devam eden Antonio Meucci, hasta olan eşiyle iletişim kurmak için ikinci kattaki yatak odası ile bodrumdaki laboratuvarı arasında telefon benzeri bir cihaz icat etti. Meucci’nin 1857’de yazdığı bazı notların bir kısmı, elektromanyetik ses aktarımının temel ilkesini veya başka bir deyişle telefonu açıklamaktadır.

Antonio Meucci, 1854 yılından itibaren sesi elektromanyetik dalgalara çevirmenin yolunu aramaya başlıyor. Sonunda bir diyaframı mıknatısa bağlayarak, titreşen mıknatıstan elde ettiği elektrik sinyalini iletmeyi başarıyor. Antonio Meucci’nin bu sinyali elde edebilmesi Michael Faraday’ın, 1831 yılında icad ettiği elektromanyetik indüksiyonu sayesinde olmuştur. 1856 ve 1870 yılları arasında Antonio Meucci otuzdan fazla telefon tasarımı üretti. Ama mum fabrikasından kazandığı para telefon şirketi açması için yetmiyor. İtalya’daki sermayedar ailelerden yatırım istiyor fakat o yıllarda Giuseppe Garibaldi nedeniyle İtalya politik olarak çok dengesizleştiğinden, aileler yurt dışında yatırım yapmanın güvenilir olmadığını, haklı olarak, söylüyorlar.

Antonio Meucci, telefonun ilk örneği olarak kabul edilen teletrofono adını verdiği sesi önce elektrik dalgalarına, daha sonra aletin diğer ucunda sese çeviren aleti 1854 yılında icat etti. 1870 yılında ilk, tam anlamıyla çalışan telefonunun patentini almak istiyor. Bu telefon 1 mil ötedeki bir alıcıya insan sesini göndermeyi başarıyor. Bu patenti almak için gereken 20 doları olmadığından etraftan aldığı yardım ile gönderiyor. İsmini de ‘teletrofono’ koyuyor. 28 Aralık 1871 tarihinde bu icadı için geçici patent başvurusunda bulundu. Aynı yıl bindiği Staten Island feribotunda kazan patlaması sonucu ağır yaralandı. Tedavi parası için karısı teletrofono dahil Meucci’nin bütün icatlarını bir eskiciye sattı. Antonio Meucci, iyileştikten sonra icadını aradı ama eskici onu kimliğini vermek istemeyen bir gence sattığını söyledi.

Teletrofono’nun krokilerini patent için yolladığı Western Union’daki laboratuvarda Alexander Graham Bell bunları bulmuş ve patentini almıştır. Antonio Meucci, bunun üzerine Graham Bell’e dava açmıştır. 1886 yılında mahkeme Antonio Meucci‘nin icadın sahibi olduğuna ikna olmuş görünse de üç yıl sonra Antonio Meucci vefat etmiştir. Nitekim 1893’te Alexander Graham Bell‘in patenti de son bulmuş ve bir daha yenilenmemiştir.

11 Haziran 2002 tarihinde ABD Temsilciler Meclisi’nde “Antonio Meucci’nin hayatının ve başarılarının tanınması ve Meucci’nin telefonu icat ettiğinin kabul edilmesi” kararıyla denge kısmen sağlanmıştır.

Antonio Meucci, 18 Ekim 1889 tarihinde New York, ABD’de 81 yaşında ölmüştür.
Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Frederick Soddy kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Frederick Soddy, 1921 yılında Nobel Kimya Ödülünü kazandı.

Frederick Soddy, 2 Eylül 1877 tarihinde Birleşik Krallık’da İngiltere‘nin East Sussex’teki Eastbourne şehrinde Benjamin Soddy, Hannah Green Soddy çiftinin oğlu olarak doğmuştur. Eastbourne Kolleji’nden mezun olduktan sonra Wales Üniversitesi‘ne devam etti. 1895 yılında kazandığı bursla Oxford Üniversitesi Merton College’e kaydoldu. 1898 yılında kimya bölümünü birincilikle bitirdi.

aslennereli.com

Frederick Soddy, Oxford Üniversitesi‘nden mezun olduktan sonra aynı yerde 2 yıl araştırmacı asistan olarak çalıştı. 1900-1902 yılları arası Kanada‘da Montreal‘deki McGill Üniversitesi‘nde uygulama öğretmeni olarak görev aldı. Şans eseri yeni keşfedilmiş radyoaktivite üzerine araştırma yapan Ernest Rutherford ile tanıştı. Birlikte yaptıkları çalışmalar sonucunda radyoaktif bozunma teorisi üzerine bir dizi makale çıkardılar.

1903 yılında Kanada‘dan İngiltere‘ye geri dönen Frederick Soddy, Londra‘daki College Üniversitesi‘nde İskoç kimyacı William Ramsay ile birlikte çalışmaya başladı. Beraber yaptıkları araştırmada, spektroskopi teknikleri kullanarak radyumun radyoaktif bozunması sonucu olarak helyum ortaya çıktığını gösterdiler. Bu gözlem radyumun ya da daha ağır çekirdeklerin bozunmasından ortaya çıkan alfa parçacıklarının helyum ile bağlantılı olduğunu açıklamıştı. 1903’te üç radyoaktif elementin (aktinyum X, toryum X ve mezotoryum I), periyodik sınıflandırmada radyum ile aynı yeri aldıklarını gördü ve böylece izotopluk olayını keşfetti.

1904 – 1914 yılları arası İskoçya‘daki Glasgow Üniversitesi‘nde kimyasalların fiziksel özellikleri ve radyoaktivite üzerine öğretmenlik yapan Frederick Soddy, Bu süreçte nükleer teknolojiye önemli faydalar sağlayacak katkılarda bulundu. Alfa parçacığı atan bir elementin periyodik tabloda iki sütun gerilediğini önererek Yer Değiştirme Kanunu’na katkıda bulundu. En önemli çalışması ise 28 Şubat 1913 günü Kimya Haberleri dergisinden duyurduğu izotop kavramıydı. Deneysel sonuçların ışığında aynı elementin kimyasal özellikleri aynı ama atomik ağırlıkları farklı iki ya da daha fazla formda olabileceği varsayımında bulundu.

İzotop kavramı ile birlikte periyodik tablodaki bazı taşların yerine oturması kolaylaştı. Soddy’nin bu çalışması 1919 yılında Ernest Rutherford‘un protonu tanımlamasına ve nötron olasılığını belirtmesine yardım etti. Fakat izotop hipotezi esas olarak 1932 yılında James Chadwick‘in nötronu keşfetmesi ile kabul gördü.

1914 yılında kimya profesörü olarak İskoçya‘daki Aberdeen Üniversitesi‘ne atandı. I. Dünya Savaşı sırasında İngiltere ordusuna katkı sağlamak için kimyasal çalışmalara ağırlık verdiğinden radyoaktivite üzerine çalışmayı bıraktı. 1919 yılında Oxford Üniversitesi‘ne kimya profesörü olarak atandı ve 1937 yılında emekli oluncaya kadar bu görevde kaldı.

Frederick Soddy, radyoaktif bozunma ve özellikle izotoplar hakkındaki teorinin gelişmesi konusunda getirdiği açıklamalardan dolayı 1921 yılında Nobel Kimya Ödülüne layık görüldü. 1910’da Kraliyet Cemiyetinin üyesi seçildi ve Oxford onur ödülünü kazandı.

Frederick Soddy, 1908 yılında Winifred Beilby ile evlendi.

Frederick Soddy, 22 Eylül 1956 tarihinde Brighton ve Hove, Sussex, Birleşik Krallık’da 79 yaşında ölmüştür.

Ödülleri :
1921 – Nobel Kimya Ödülü
1951 – Albert Madalyası ile ödüllendirildi
1910 – Oxford onur ödülünü kazandı.

Kitapları :
1904 – Radyoaktivite
1909 – Radyumun Yorumu
1912- 1914 – Radyoaktif Elementlerin Kimyası
1912 – Madde ve Enerji
1920 – Bilim ve Yaşam
1932 – Atomun Yorumu
1949 – Atom Enerjisi Hikayesi
1953 – Atomik Transmutasyon

Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Kerem Aktürkoğlu kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Orta sahada sol kanat mevkisinde oynayan Kerem Aktürkoğlu, Galatasaray spor kulübü‘nde forma giymektedir.

Kerem Aktürkoğlu, 21 Ekim 1998 tarihinde İzmit‘de doğmuştur. Tam adı Muhammed Kerem Aktürkoğlu’dur. Babasının adı Ömer Faruk Aktürkoğlu’dur.

aslennereli.com

2011 yılında 13 yaşında iken Kerem Aktürkoğlu, Gölcükspor altyapısında futbola başladı. 2014 yılında İstanbul Başakşehir altyapısına geçen Kerem Aktürkoğlu, 2015 yılında İstanbul Başakşehir ile profesyonel sözleşme imzaladı. Buradan 2016 yılında kiralık olarak Bodrumspor’a gönderildi. 2018 yılında takımdan ayrıldı ve bedelsiz olarak Karacabey Belediyespor’a katıldı.

Kerem Aktürkoğlu, 2019-2020 sezonunun başında bedelsiz olarak 24 Erzincanspor’a katıldı. Sezon sonuna kadar Erzincanspor 35 maç oynamıştır ve Aktürkoğlu bu maçların 34’ünde oynadı. 28 lig maçında toplamda 17 gol atmış ve 1 de asist yapmıştır.

2020 yılı yaz sezonunda Galatasaray spor kulübü‘ne 30 Haziran 2024 tarihine kadar 4 yıllık sözleşme ile gitmiştir.

Kerem Aktürkoğlu, 17 Nisan 2021 tarihli Göztepe – Galatasaray maçında üç gol atarak hat-trick yaptı ve 2016 Aralık ayından bu yana Galatasaray formasıyla hat-trick yapan ilk yerli futbolcu oldu. Sezon performansı sonrası 14 Mayıs 2021 tarihinde Milli Takım teknik direktörü Şenol Güneş tarafından millî takıma davet edildi.

16 Ağustos 2021 tarihinde Galatasaray, ligin ilk haftasında Giresunspor ile karşılaştı. Maçın 62. dakikasında Marcao, Galatasaray yarı sahasından, rakip yarı sahasına koştu ve takım arkadaşı Kerem Aktürkoğlu’na önce kafa daha sonra da iki kez yumruk attı. Kavgayı Galatasaraylı futbolcular ayırdı. Maçın hakemi Erkan Özdamar, VAR’dan gelen uyarıdan sonra pozisyonu izledi ve Marcao’ya kırmızı kart gösterdi. Marcao, olaydan bir gün sonra sosyal medya hesaplarından özür videosu paylaştı. Marcao bu videoda, Kerem ve Kerem’in ailesinden daha sonra da tüm Galatasaray camiasından özür diledi. 18 Ağustos 2021 tarihinde Galatasaray yönetimi resmi internet sitesinden yayınlamış olduğu duyuru ile Marcao‘nun kadro dışı bırakıldığını, savunması alındıktan sonra idari ve mali ceza verileceğini açıkladı. PFDK (Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu), Marcao‘ya 8 maçtan men ve 21 bin ₺ para cezası verdi.

Altyapı kariyeri :
2011 – 2013 – Gölcükspor
2013 – 2014 – Hisareynspor
2014 – 2015 – İstanbul Başakşehir

Profesyonel Futbol Kariyeri :
2015 – 2018 – İstanbul Başakşehir
2016 – 2017 – BB Bodrumspor (kiralık)
2018 – 2019 – Karacabey Belediyespor
2019 – 2020 – 24 Erzincanspor
2020 – —– – Galatasaray

Millî Takım Kariyeri :
2015 – Türkiye U-18
2017 – Türkiye U-19
2020 – Türkiye U-21
2021 – Türkiye

Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Aslan Özcan kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Drone fotoğrafçısı

Aslan Özcan, 1986 yılında Sinop’ta doğmuştur. Eğitimine Sinop’ta başladı. Daha sonra İstanbul’a geldi. İlk, orta ve lise eğitiminden sonra İstanbul Üniversitesi Halkla ilişkiler Bölümü’nden mezun oldu.

aslennereli.com

1996 yılında Almanya’da gurbetçi olan dedesi yurtdışından getirip bir polaroid fotoğraf makinesi Aslan Özcan‘a hediye etti. Böylece ilk fotoğraf makinesine sahip oldu. Büyük bir hayranlıkla baktığı makinesi ile çekimlere başladı. Uzun yıllar polaroid makineler kullandı. Elinden düşmediği makinesi ile çektiği fotoğrafları da çok beğeniliyordu. 2010 yılında DSLR fotoğraf makinesi alarak bu yolda emin adımlarla yürümeye başladı.

Doğada, sokaklarda ya da tarihi miraslarımızda gezen ve gezdiği her yerde fotoğraf çeken Aslan Özcan, amatör fotoğraf yarışmalarından birçok ödül kazandı.

Drone alarak üç boyutlu çekimlere başlayan Aslan Özcan, Türkiye’nin ilk drone fotoğrafçılarından olurken kuşbakışı çekimleri dergi kapaklarına süsledi, önemli etkinliklerin aranan ismi oldu.

Bir dönem Mustafa Ceceli’nin konserlerinde görev alan Aslan Özcan, şu an sadece manzara fotoğrafçılığı ile ilgileniyor. Yurtdışı çekimleri de yapan fotoğrafçının İsviçre ve Avusturya’daki doğa çekimleri ilgiyle seyrediliyor. Belçika’daki sokak çekimleri ile fotoğrafçının bakış açısının kalitesini ve yaratıcılığını gösteriyor.

Instagram, Facebook ve Youtube gibi platformları kullanarak binlerce kişiye hitap eden Aslan Özcan, paylaşmanın önemini şöyle ifade ediyor: “Bir fotoğrafçı için benzersiz bir kare yakalamak önemlidir. Ancak beğenilmek de bir o kadar değerlidir. Çünkü doğru yolda olduğunuzu bilirsiniz ve emin adımlarla ilerlersiniz. Bu nedenle tecrübelerimi takipçilerimle paylaşıyorum. Onların bana duyduğu güven için ekstra çalışıyorum.”

Aslan Özcan, evli ve 2 çoçuk babasıdır.

Aslan ÖZCAN Sosyal Medya iletişim..
Web Site : https://aslanozcan.com/
İnstagram: https://www.instagram.com/aslanozcan/
Twitter. : https://twitter.com/Aslanozcan57
Facebook : https://www.facebook.com/Aslanozcan57/

En popüler görseller

https://www.shutterstock.com/tr/g/aslanozcan
Kaynak:Biyografi.info

Simon Stevin kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Muhasebeci ve mühendis. Tüm ölçüm sistemlerini ondalık tabanda birleştirme projesinin bir parçası olarak, ondalık kesirleri ilk kez kullandı. Bu, Hint-Arap sayı sisteminin genel olarak kullanılması sayesinde gerçekleşen önemli gelişmelerden biriydi.

Simon Stevin, 1548 yılında Brugge, Belçika’da doğmuştur. Annesinin adı Cathelijne, babası Anthuenis (Anton) Stevin’dir. Anthuenis ve Cathelijne evli değildi, ancak Simon’un annesi Cathelijne daha sonra halı ve ipek ticaretiyle uğraşan bir adamla evlendi. Cathelijne, evlenerek Kalvinist olan bir aileye katıldı. Kalvinist geleneğe göre yetiştirildiği varsayılsa da Simon’ın ilk yılları veya eğitimi hakkında hiçbir şey bilinmemektedir. 1581 yılında Hollanda‘nın Leiden’e taşındı ve 1583 yılında Leiden kentinde bulunan Leiden Üniversitesinde eğitim görmeye başladı.

Protestanlığın bir dalı Kalvenizm mezhebinden olan Simon Stevin, 1571 yılında Katolik İspanyol yöneticiler tarafından Protestanlara yönelik dini zulümden kaçmak için Brugge’dan Antwerp‘e taşındı. Anvers’teki bir firmada muhasebeci ve kasiyer oldu. 1571 ile 1577 yılları arasında Prusya, Polonya, Danimarka, Norveç ve İsveç ve Kuzey Avrupa’nın diğer bölgelerini dolaştı.

Simon Stevin, 1577 yılında tekrar Brugge’e taşındı ve 1581 yılına kadar Bruges belediye meclisinde vergi katibi olarak çalıştı. Bu dönemde Bruges, yoğun dini çatışmaların sahnesiydi. Katolikler ve Kalvinistler dönüşümlü olarak şehrin yönetimini kontrol ettiler. Genellikle birbirlerine karşı çıktılar, ancak İspanya Kralı II. Felipe‘nin emirlerine karşı koymak için işbirliği yaptılar. Daha sonra Kalvinistler birçok Flaman şehrinde iktidarı ele geçirdiler ve İspanyol hükümdarları destekleyen Katolik din adamlarını ve laik valileri hapse attılar. 1578 ile 1584 arasında Bruges, Kalvinistler tarafından yönetildi.

Flaman bir matematikçi, fizikçi ve askeri mühendis olan Simon Stevin, Bilim ve mühendisliğin birçok alanında teorik ve pratik olarak çeşitli katkılar yaptı. Muhasebeci ve mühendis olan Simon Stevin, tüm ölçüm sistemlerini ondalık tabanda birleştirme projesinin bir parçası olarak, ondalık kesirleri ilk kez kullanır. Bu, Hint-Arap sayı sisteminin genel olarak kullanılması sayesinde gerçekleşen önemli gelişmelerden biridir. 20. yüzyılın ortalarına kadar ondalık kesirleri icat ettiği düşünülüyordu , ancak araştırmacılar daha sonra ondalık kesirlerin ortaçağ İslam alimi El-Uqlidisi tarafından 952’de yazılan bir kitapta tanıtıldığını keşfetti. Üstelik, ondalık kesirlerin sistematik bir gelişimi 1427’de Al-Kashi tarafından yazılan Miftah al-Hisab kitabında Stevin’den çok önce verildi.

Simon Stevin, birçok keşif ve icattan sorumludur. Matematik, fizik ve hidrolik mühendisliği ile ölçme gibi uygulamalı bilim gibi (mühendislik ile ilgili) bilimin geliştirilmesinde ve pratik uygulamasında öncü olmuştur. De Driehouckhandel adlı kitabıyla trigonometriye katkıda bulundu.

Simon Stevin, 1586’da Hollanda su kanallarındaki taşkınları kontrol etmek için Yel değirmenleri ile suyu dışarı pompalamak konusunda hidrolik mühendisliğinde alıştırmalar ve iyileştirmeler yaptı. 1600 yazında Flanders’de Orange Prensi Maurice için bir rüzgar arabası icat etti.

Simon Stevin, 1612 yılında bir ev satın aldığı Lahey‘e taşındı.

Simon Stevin, 1610 yılında Catherine Krai ile evlendi. Hendrick Stevin, Levina Stevin, Susanna Stevin, Frederic Stevin adlarında çocukları vardı.

Simon Stevin, Şubat 1620 yılında Lahey, Hollanda’da 72 yaşında ölmüştür.
Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Franklin Roosevelt kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Amerika Birleşik Devletleri’nin 32. Başkanıdır. Başkanlığa 4 kez seçilmiştir.

Franklin Delano Roosevelt, 30 0cak 1882 doğumlu Amerika Birleşik Devletleri eski başkanı. 19331945 arası görev yapan Roosevelt, ülkede 2 dönemden fazla süre başkanlık yapan tek isim olma özelliğini taşıyor. Ülke çapında yapılan anketlerde ise gelmiş geçmiş en iyi 3 başkandan biri seçiliyor. 1930lu yılların Büyük Bunalım’ının gölgesi altında sosyal güvenlik sistemini kurmayı ve ekonomiyi atağa kaldırmayı başarmış bir isim.

aslennereli.com

Franklin Roosevelt, 30 Ocak 1882’de Hyde Park, New York’ta doğdu. Hem annesi Sara Ann Delano hem de babası James Roosevelt, New York’un zengin ve soylu ailelerindendi, babası Hollanda, annesi ise Fransız kökenliydi. Franklin, ailenin tek çocuğuydu.

ABD’nin 26. Başkanı olan Theodore Roosevelt de aynı ailedendir ve Franklin D. Roosevelt’in eşi Eleanor Roosevelt’in amcasıdır.

Roosevelt, ayrıcalıklı bir ortamda büyüdü. Annesi, babasından daha dominant bir karakterdi. Avrupa’ya yaptıkları sık ziyaretlerin sonucu olarak Roosevelt iyi derecede Almanca ve Fransızca öğrenmişti. Kürek, polo, tenis gibi spor dallarına merak sarmıştı.

Roosevelt, 14 yaşında Massachusetts’teki Groton School adlı yatılı okulda okudu. Okul müdürü Endicott Peabody’den çok etkilenmişti çünkü müdür, öğrencilerini yardıma ihtiyacı olan insanlara yardım etmeye sevk ediyordu. 1900 yılında başladığı Harvard Üniversitesi’nden 1904 yılında mezun oldu. Lisans derecesini Harvard Üniversitesi’nden aldı, bu sırada Adams House adlı lüks bir evde kalıyordu ve Alpha Delta Phi derneğinin bir üyesiydi. Lisans öğrenimi sırasında kuzeni Theodore Roosevelt’in Amerika Birleşik Devletleri Başkanlığı’na şahit oldu ve onun liderlik tarzından çok etkilendi, onu rol modeli olarak benimsedi.

Roosevelt 1905’te Columbia Hukuk Okulu’na girdi ancak 1907’de New York State Baro sınavını geçtiği için okulu bıraktı. 1907′de New York’ta avukatlık yapmaya başladı. 1908’de prestijli bir Wall Street şirketinde işe girdi, burada anonim şirket hukuku dalında çalıştı.

Franklin Delano Roosevelt, Birinci Dünya Savaşı sırasında Deniz Kuvvetlerinin çeşitli birimlerinde sivil olarak görev yaptı. 1913 – 1917 yılları arasında donanmanın gelişimi için çalıştı. Mart 1913′te deniz kuvvetleri bakan yardımcılığına atandı ve Birleşik Devletler Donanma Rezervi’ni kurdu. 1918’de Amerikan donanma üslerini incelemek amacıyla İngiltere ve Fransa gezilerine çıktı. Bu sırada Winston Churchill’le tanıştı. Kasım 1918’de 1. Dünya savaşı’nın bitişinin ardından seferberliğin sona erdirilmesinden sorumlu oldu ancak donanmanın dağıtılmasına tamamen karşıydı. Haziran 1920’de, donanmadaki görevinden istifa etti.

1910’da Roosevelt, 1884’ten beri bir demokratı seçmeyen New York State Senatosu’na katıldı. 1 Ocak 1911’de gerçek anlamda siyasete atıldı, bir grup reformcunun başkanı oldu. Bu grup, Demokratik Parti’ye uzun süredir hükmeden gruba karşı çıkıyordu. Kısa bir süre içinde Roosevelt, New York demokratlarının arasında popüler bir isim oldu. 5 Kasım 1912’de ikinci kez seçildi ve 17 Mart 1913’te New York State Senatosu’ndan istifa etti.

1913’te Roosevelt, Woodrow Wilson tarafından donanmanın asistan sekreteri seçildi. Sekreter Josephus Daniels’ın altında görev yapıyordu. 1913 – 1917 yılları arasında donanmanın gelişimi için çalıştı ve Birleşik Devletler Donanma Rezervi’ni kurdu. Wilson, bu sırada donanmaya Orta Amerika ve Karayip ülkelerine müdahale görevi verdi. 1920’de başkan yardımcılığı seçilme kampanyası sırasında yaptığı konuşmalarda siyasetçi, Latin Amerika siyasetinde çok önemli bir etkisi olduğunu, hatta Amerika’nın 1915’te Haiti’ye dayattığı anayasayı da kendisinin yazdığını söyledi.

Donanmada görev yaptığı yıllar boyunca Roosevelt, bu kuruma karşı ömür boyu sürecek bir bağ oluşturdu. Kısa bir süre içinde, yöneticilik yeteneği sayesinde devletin birçok kurumuyla bütçe onaylamaları hakkında pazarlığa girişiyor ve her zaman kazanan o oluyordu. Denizaltılarının savunucusuydu ve Alman denizaltılarıyla savaşmak için müttefik devletlerle işbirliği yapılmasını savunuyordu. Hatta bu amaç için Norveçİskoçya arasına denizden bir mayın hatı döşemeyi teklif etti. 1918’de Amerikan donanma üslerini incelemek amacıyla İngiltere ve Fransa gezilerine çıktı. Bu sırada Winston Churchill’le tanıştı. Kasım 1918’de 1. Dünya Savaşı’nın bitişinin ardından seferberliğin sona erdirilmesinden sorumlu oldu ancak donanmanın dağıtılmasına tamamen karşıydı. Haziran 1920’de, donanmadaki görevinden istifa etti. 1920’de, Ulusal Demokrasi Kongresi’nde Amerika Birleşik Devletleri Başkan Yardımcısı adayı olarak seçildi.

1920 yılında ABD Başkan Yardımcılığına adaylığını koydu ama seçimi kazanamadı.

1921 yılında Franklin D. Roosevelt o dönemde çok büyük salgın halinde olan çocuk felcine yakalandı. Hastalığı yenmesine karşılık bacaklarına gelen felç yüzünden yaşamının geri kalan bölümünde bir daha yürüyemedi. ABD tarihinde özürlü olan tek başkandır. Ayakta durup konuşma yapabiliyordu ama yürüyemediğinden tekerlekli sandalyesiz bir yerden bir yere gidemiyordu. 1926’da Georgia’da bir yer satın aldı, burayı felçlilerin tedavi olabileceği bir hidroterapi merkezine dönüştürdü ve kendisi de burada tedavi görmeye başladı. Kalçalarına ve bacaklarına takılan demirler sayesinde kısa mesafeler de olsa yürümeye başladı. Halkın karşısında değilken tekerlekli sandalye kullanıyordu ve onu kimsenin bu şekilde görmesine izin vermiyordu. 2003’te yapılan bilimsel çalışmalar, siyasetçinin rahatsızlığının Guillain-Barre sendromu olduğunu ortaya çıkardı.

1928’de Roosevelt, politik kariyerine geri dönmeye yetecek kadar iyileştiğini düşünüyordu. Hastalığı sırasında Demokratik Parti’yle önceden kurduğu bağları koparmamaya çalışmış ve 1928 seçimleri Demoktarik Parti başkan adayı olan Alfred Smith’le de yakın dost olmuştu.

1928 yılında New York eyaletine vali seçilmeyi başardı. 4 yıl valilik yaptıktan sonra da 1932 seçimlerinde ABD‘nin 32. Başkanı olarak seçildi.

Roosevelt çok zor bir dönemde başkanlığa gelmişti. Roosevelt işbaşına geldiğinde ABD 1929’dan beri Büyük Buhran adı verilen tarihinin en büyük ekonomik çöküntüsü yaşamaktaydı. Nüfusun % 25’i işsizdi. 2 milyon Amerikalı evsiz barksız kalmıştı. Roosevelt Yeni Düzen adıyla anılan çok yönlü bir yeniden yapılanma programı geliştirdi ve 1930’ların sonuna doğru ABD ekonomisi tekrar rayına oturup, hızla büyümeğe başladı.

Rooseelt’in göreve geldiği günden sonraki ilk 100 günü, stratejisinin ilk kısmına, yani rahatlamaya eğiliyordu. Bunun yanında yatırım yapmaya ve para harcamaya çekinen kesimi rahatlatmak için de birçok hareketiyle güven ortamı yaratmaya çalıştı. Başkanın doğal bir güven ve iyimserlik yanının olması da ülkenin gidişatında çok etkili oldu. Göreve geldiği gün banka paniği yaşanıyordu. Ünlü sözlerini bu zaman söylemişti: “Korkmamız gereken tek şey korkunun kendisidir”. Ertesi gün bankaların açılmasını sağlamıştı ve bu hareketi “kendine gelme” stratejisinin bir parçasıydı. Amerikan ekonomisi, Roosevelt’in başkanlığı sırasında hızla büyümeye başladı. Ancak bu büyüme yüksek düzeyde işsizliği de beraberinde getirmişti. Bu dönemde Başkan, vergi gelirlerinde de değişikliğe gitti, toplanan vergiler büyük ölçüde arttı. Vergiler 2. Dünya Savaşı yıllarında daha da arttı.

15 Şubat 1933 tarihinde Giuseppe Zangara isimli biri, Roosevelt’e suikast girişiminde bulundu. Sıktığı 5 kurşun siyasetçiye isabet etmedi ancak Chicago valisi Anton Cermak hayatını kaybetti.

1919’da “Ülkeler Ligi”ne katılmayı reddeden Amerika, dış politikada izolasyona doğru gitmeye başlamıştı. Roosevelt, bu izolasyonu körüklememeye çalıştı. Latin Amerika’yla iyi komşuluk ilişkileri oluşturulmaya çalışıldı. Haiti’deki Amerikan güçleri geri çekildi, kuba ve panama’yla yeni anlaşmalar imzalandı. 1933’te imzaladığı anlaşmayla Başkan, Latin Amerika ülkelerinin içişlerine karışma hakkını elinde bulundurduğunu açıkladı.

1936 yılındaki başkanlık seçimlerini yine Roosevelt kazandı. Birinci dönemin aksine, ikinci dönemde çok az sayıda yeni ana kanun yürürlüğe girdi. Başkan, hızla gelişmekte olan işçi sendikaları tarafından destekleniyordu. Bu sırada Almanya’da Adolf Hitler’in hızlı yükselişiyle körüklenen yeni bir dünya savaşı korkusu mevcuttu. 1935’te, İtalya’nın Etiyopya’yı işgali sırasında Amerika’da, Amerikan güçlerinin yardım amaçlı ülke dışına çıkarılmasını yasaklayan yasa çıkmıştı. Roosevelt, Etiyopya gibi yardıma muhtaç ülkelerin durumu yüzünden bu yasaya karşı çıkmıştı, kardeş ülkelerin yanında olma haklarını engellediğini savunuyordu. 1939’da savaş patlayınca, bu tarafsızlık yasasını göz ardı eden Roosevelt, İngiltere ve Fransa’ya yardım etmenin yollarını aramaya başladı. Bu sırada da, 1940’ta İngiltere Başbakanı olan Winston Churchill ile yakın dost oldu. Anti-emperyalist olan Başkan’ın amaçlarından biri dünya üzerindeki kolonileşmeyi sona erdirmekti.

1940’ta Danimarka, Norveç, Hollanda, Belçika, Lüksemburg ve Fransa’nın işgal edilmesiyle işgale dayanamayacak hale gelen İngiltere’nin durumunu göz önüne alan Amerikan halkı ve politikacıları, Roosevelt’in arkasında durarak askeri harcamaların arttırılmasına, tarafsızlık politikasının feshedilmesine ve acilen İngiltere’ye yardım edilmesine karar verdiler.
1941’de işsizlik ciddi derecede azaldı, hatta işçi ihtiyacı Güney ülkelerinden göçe neden oldu. Yurtiçi politikaları artık Başkan’ın bir numaralı endişesi değildi.

1941 Ağustos’unda İngiltere Başbakanı Winston Churchill ile bir gemide buluşarak sekiz maddelik Atlantik Sözleşmesi’ni imzaladı.

Roosevelt, Afro-Amerikanlar, Yahudiler gibi azınlıkların saygısını kazandı ve onları arkasına almayı büyük ölçüde başardı. 1941’in başlarında, savaş zamanı ortaya çıkan yeni iş imkanlarından yararlanmaları için azınlıklara yönelik bir dizi kanun çıkarttı. Afro-Amerikanların orduda daha üst kademelere getirtilmeleri için çalışmalar yaptı. Ancak 1960larda, 2. Dünya Savaşı sırasında Yahudi soykırımını engellemek için yeterince çalışmadığından dolayı bazı kesimler tarafından kınandı.

Japonya‘nın Büyük Okyanusda ABD‘ye ait olan Pearl Harbor limanına 7 Aralık 1941 sabahı saldırmasıyla ABD II. Dünya Savaşı‘na dahil oldu. Franklin Roosevelt savaşın hemen hemen tamamında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı olarak görev yaptı. Müttefik devletlerle Almanya, İtalya ve Japonya‘ya karşı liderlik etti. 1945’te savaşın son yılında müttefiklerin üstünlük sağlamaya başladığı bir dönemde aniden hastalanarak 12 Nisan 1945 tarihinde görevi başında öldü. Yerini o zamanki başkan yardımcısı olan Harry S. Truman aldı.

1999’da yapılan bir araştırmaya göre, tarihçiler Abraham Lincoln, George Washington ve Franklin Roosevelt’i gelmiş geçmiş en iyi üç başkan olarak görüyor. Ayrıca Amerikan vatandaşları, Roosevelt’i 20. yüzyılın en hayran olunan 6. kişisi olarak seçmiş. Başkan, Amerika’yı çok ağır bir ekonomik bunalımdan kurtardığı, Amerikan halkına herşeyden önce psikolojik anlamda destek verdiği, bunun yanında ülkeyi dünyadaki liderlik seviyesine taşımada büyük bir adım attığı ve politikalarıyla bugünü dahi etkilediği için tüm dünya ülkeleri açısından önemli bir politikacı olarak görülüyor. Roosevelt’in Hyde Park’taki evi şu anda bir ulusal müze. Ayrıca ülkede onlarca parka, sokağa, okula onun adı verilmiş.
Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Anthony Perkins kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Yönetmenliğini Alfred Joseph Hitchcock‘un yaptığı 1960 yılı yapımı “Sapık” filmindeki Norman Bates karakteri ile tanındı.

Anthony Perkins, 4 Nisan 1932 tarihinde New York, ABD’de doğmuştur. Annesi Janet Esselstyn Rane, babası oyuncu Osgood Perkins’dir. Babası o beş yaşında iken öldü.

aslennereli.com

15 yaşında iken amatör tiyatrolarda sahneye çıktı. Rollins College ve Columbia Üniversitesi‘nde sahne aldı. İlk filmi The Actress’ten 3 yıl sonra 2. filmi Friendly Persuasion (Dostça kandırış) 1956 ile Hollywood‘da büyük yetenek olarak karşılandı. 1960’larda göç ettiği Avrupa’da ününü sürdüremedi. 1970‘lerde ülkesine geri döndü fakat ününü sürdüremedi.

1953 yılında Spencer Tracy ve Jean Simmons’ın başrolde oynadığı “The Actress” adlı film de oynayarak sinema oyunculuğuna başladı.

1959 yılında “Green Mansions” filminde Audrey Hepburn ile beraber oynadı.

1960 yılında yönetmenliğini Alfred Joseph Hitchcock‘un yaptığı, film müziklerini Bernard Herrmann’nın hazırladığı “Sapık” adlı filmde Norman Bates karakterini canlandırken Janet Leigh ve Vera Miles ile birlikte oynadı

1961 yönetmenliğini Anatole Litvak’ın yaptığı “Goodbye Again” /Brahms’ı Sever misiniz? Adlı sinema filminde Ingrid Bergman ve Yves Montand ile birlikte başrolde oynadı. Adından da anlaşılacağı üzere filmin tema müzikleri ağırlıklı olarak Johannes Brahms‘ın 1. ve 3. Senfonilerinden alınmıştır. Bu filmde canlandırdığı Philip Van der Besh rolü ile 15.Cannes Film Festivalinde “En İyi Erkek Oyuncu” ödülünü aldı.

1962 yılında “The Trial” filminde Orson Welles, Jeanne Moreau, Romy Schneider ile beraber rol aldı.

1964 yılında “Şâhâne Budala / Une Ravissante Idiote” komedi filminde Brigitte Bardot ile oynadı.

Agatha Christie‘nin aynı adlı romanından senaryosunu Paul Dehn‘in yazdığı 1974 yılında Sidney Lumet’in yönetmenliğini yaptığı “Doğu Ekspresinde Cinayet” filminde Ingrid Bergman, Albert Finney, Lauren Bacall, Martin Balsam, Jacqueline Bisset, Sean Connery, Anthony Perkins, Richard Widmark, Vanessa Redgrave, Nubar Terziyan ile birlikte oynadı.

Anthony Perkins, 1973 yılında Berry Berenson ile evlendi. Ölene kadar evli kaldı. Eşi de 11 Eylül 2001’deki İkiz Kulelere yapılan terör saldırısında yaşamını yitirmiştir. Osgood Robert Perkins (d.1974), Elvis Perkins (d.1976) adlarında iki oğlu vardır.

Anthony Perkins, 12 Eylül 1992 tarihinde Hollywood, Los Angeles, Kaliforniya, ABD’de 60 yaşında aids’e bağlı pnömoniden ölmüştür. Cenazesi yakılmıştır.

Ödülleri :
1961 – 15.Cannes Film Festivali – En İyi Erkek Oyuncu (Goodbye Again)

Filmleri ve Dizileri :
Yönetmen :
1986 – Sapık 3 (Sinema Filmi)

Senaryo :
1973 – The Last of Sheila (Sinema Filmi)

Oyuncu :
1992 – In The Deep Woods (Paul Miller, P.I.) (TV Filmi)
1991 – A Demon In My View (Arthur Johnson) (Sinema Filmi)
1990 – The Ghost Writer (Anthony Strack) (TV Filmi)
1990- Psycho Iv: The Beginning (Norman Bates) (TV Filmi)
1990 – I’m Dangerous Tonight (Prof. Buchanan) (TV Filmi)
1986 – Sapık 3 (Norman Bates) (Sinema Filmi)
1984 – Tutku Suçları (Peter Shayne) (Sinema Filmi)
1983 – Sapık 2 (Norman Bates) (Sinema Filmi)
1980 – Double Negative (Lawrence Miles) (Sinema Filmi)
1979 – Vur Emri (John) (Sinema Filmi)
1979 – North Sea Hijack (Kramer) (Sinema Filmi)
1979 – Kara Delik (Dr. Alex Durant) (Sinema Filmi)
1978 – Sefiller (Javert) (Sinema Filmi)
1978 – Remember My Name (Neil Curry) (Sinema Filmi)
1975 – Mahogany (Sean) (Sinema Filmi)
1974 – Lovin Molly (Gid) (Sinema Filmi)
1974 – Doğu Ekspresinde Cinayet (Hector Willard MacQueen) (Sinema Filmi)
1972 – The Life and Times of Judge Ro… (LaSalle) (Sinema Filmi)
1972 – Play It As It Lays (B.Z) (Sinema Filmi)
1971 – Ten Days Wonder (Charles Van Horn) (Sinema Filmi)
1971 – Kapının Arkasında Biri Var (Laurence Jeffries) (Sinema Filmi)
1970 – WUSA (Rainey) (Sinema Filmi)
1970 – Catch-22 (A.T. Tappman) (Sinema Filmi)
1968 – Pretty Poison (Dennis Pitt) (Sinema Filmi)
1967 – The Champagne Murders (Christopher) (Sinema Filmi)
1966 – Paris Yanıyor (Çavuş Warren) (Sinema Filmi)
1964 – Şâhâne Budala / Une Ravissante Idiote (Harry Compton / Nicholas Maukouline) (Sinema Filmi)
1962 – The Trial (Josef K.) (Sinema Filmi)
1962 – Phaedra (Alexis) (Sinema Filmi)
1962 – Five Miles to Midnight (Robert Macklin) (Sinema Filmi)
1961 – Goodbye Again (Philip Van der Besh) (Sinema Filmi)
1960 – Uzun Hikaye (Ray Blent) (Sinema Filmi)
1960 – Sapık (Norman Bates) (Sinema Filmi)
1959 – Sahilde (Subay) (Sinema Filmi)
1959 – Green Mansions (Abel) (Sinema Filmi)
1958 – This Angry Age (Joseph Dufresne) (Sinema Filmi)
1958 – Desire Under The Elms (Eben Cabot ) (Sinema Filmi)
1957 – The Lonely Man (Riley Wade) (Sinema Filmi)
1957 – Teneke Yıldız (Şerif Ben Owens) (Sinema Filmi)
1957 – Fear Strikes Out (Jim Piersall) (Sinema Filmi)
1956 – Dostça Kandırış / Friendly Persuasion (Josh Birdwell) (Sinema Filmi)
1953 – The Actress (Fred Whitmarsh) (Sinema Filmi)
1947 – Kraft Television Theatre (TV Dizisi)

Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Benazir Bhutto kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Benazir Bhutto, Pakistan‘ın politik geçmişinde önemli yere sahip politikacı, eski başbakan.

aslennereli.com

21 Haziran 1953 tarihinde, Pakistan’ın Karachi kentinde, Begum Nusrat Ispahani‘nin ve 19711977 yılları arasında Pakistan başbakanlığı görevini yapmış olan Zülfikar Ali Bhutto‘nun en büyük kızları olarak dünyaya geldi.

Öğrenimine, liseyi bitirene kadar Pakistan’da devam eden Bhutto, yüksek öğrenim için Amerika‘ya gitti. 1969 yılında Radcliffe College‘a devam etti, daha sonra Harvard Üniversitesi‘ne geçti ve 1973 yılında buradan mezun oldu. Aynı yıl Oxford Üniversitesi’ne giren Bhutto, Uluslararası Hukuk ve Diplomasi eğitimini tamamladı ve 1977 yılında Pakistan’a döndü.

General Mohammad Zia ul-Haq komutasında gerçekleşen askeri darbe ile babasının iktidarı yıkıldı ve Bhutto ev hapsinde tutulmaya başlandı. Askeri yönetimin babasını ölüm cezasına çarptırmasının ardından, Pakistan Halk Partisi‘nin başkanlığına geçti. Bhutto ailesinin trajedisi babalarının ölümüyle sonlanmadı ve 1980 yılında erkek kardeşi Shahnawaz Bhutto, oturduğu dairede öldürüldü. Aile, bu ölümün bir cinayet olduğunda ısrar etmesine rağmen hiçbir kanıt bulunamadı. Diğer erkek kardeşi Murtaza Bhutto da, 1996 yılında polisle girdiği çatışmada öldürüldü.

1984 yılında İngiltere‘ye dönen Bhutto, sürgündeki partisinin liderliğini burada devam ettirdi. 10 Nisan 1986 tarihinde tekrar Pakistan’a geldi ve açık seçimler için ulus çapında bir kampanya başlattı.

18 Aralık 1987‘de, Asıf Ali Zardari ile Karachi’de evlenndi ve bu evliliğinden Bilawal, Bakhtawar ve Aseefa adlarında üç çocuk sahibi oldu.

Zia ul-Hak’ın yönettiği diktatörlük rejimi, 1988 yılında geçirdiği uçak kazasında ölmesinin ardından son buldu. Bhutto, ilk çocuğunun doğumundan üç ay sonra, 1 Aralık 1988‘de seçimleri kazandı ve ülkesinin ilk kadın müslüman başbakanı oldu.

1990 yılındaki seçimleri kaybetti ve ülkeyi kötü yönettiği suçlaması ile mahkemeye çıkarıldı. 1993 ‘te seçimleri yeniden kazandı ve 1996‘ya kadar görevini sürdürdü. İngiltere ve Dubai‘de geçirdiği sürgün yılları sırasında yolsuzlukla suçlanarak üç yıl hapse mahkum edildi. Başbakan Pervez Müşerref‘in yolsuzluk suçlarıyla ilgili çıkardığı aftan sonra, 18 Ekim 2007 tarihinde ülkesine geri döndü.

Bhutto, sekiz yıl süren sürgün hayatından sonra ülkesine döndü fakat aldığı ölüm tehditleri bitmek bilmedi. Bu tehditlerin ardından, 136 kişinin öldürüldüğü bir suikast girişimi gerçekleşti ancak sağ kurtulmayı başardı. Bhutto bu günü Pakistan’ın en kara günü olarak nitelendirdi.

Bhutto, seçim kampanyası için yaptığı çalışmalar sırasında, 27 Aralık 2007 tarihinde gerçekleşen bir suikast sonucu hayatını kaybetti. Suikastte kendisiyle birlikte 28 kişi daha öldü ve 100’den fazla kişi yaralandı.

28 Aralık 2007 tarihinde yüzbinlerce kişinin katıldığı bir cenaze töreni ile, Garhi Khuda Bakhsh ‘daki aile mezarlığında toprağa verildi. Ölümünün ardından Başbakan Pervez Müşerref, eski başbakan için ülkede üç gün yas ilan etti. Pakistan’ı kargaşaya sürüklleyen bu ölüm, yüzbinlerce Bhutto taraftarını sokağa döktü. Arabalara ve iş yerlerine yapılan saldırılarda 23 kişi hayatını kaybetti.

Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Edgar Ramirez kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Edgar Ramirez, 25 Mart 1977 tarihinde Venezuela‘nın Táchira kentinde San Cristóbal’da doğmuştur. Tam adı Édgar Filiberto Ramírez Arellano’dur. Nataly Ramírez adında kız kardeşi vardır. Annesi avukat Soday Arellano’dur. Subay olan babasının işi dolayısıyla birçok farklı ülkede yaşayan Edgar Ramirez, bu sayede İspanyolca, Almanca, İngilizce, Fransızca ve İtalyancayı (beş dili) akıcı bir şekilde konuşuyor. Andres Bello Katolik Üniversite’sinde iletişim eğitimi alarak 1999 yılında mezun oldu.

aslennereli.com

Üniversitede iken siyaset hakkında haberler yapan, gelişmekte olan bir gazeteci olarak çalıştı. Daha sonra, Rock the Vote’a benzer bir Venezuela vakfı olan Dale al Voto’nun genel müdürü oldu. O ve ekibi radyo, televizyon ve sinema salonları için kampanyalar yarattı.

Henüz okul yıllarındayken amatör olarak oyunculukla ilgilenen Edgar Ramirez, birçok filmde ufak rollerde yer almaya başladı. Venezuela’nın popüler dizisi “Cosita Rica”da canlandırdığı Cacique karakteri ile dikkatleri çeken oyuncu, The Bourne Ultimatum ve Che filmleri ile beyaz perde de adını duyurdu.

2005 yılında “Domino” filminde Choco karakterini canlandırırken Keira Knightley ve Mickey Rourke ile birlikte başrolde oynadı.

2007 yılında başrolünde Matt Damon’un oynadığı “The Bourne Ultimatum /Son ültimatom” filminde Blackbriar suikastçısı Paz rolünü oynadı.

2008 yılında “Bakış açısı” filminde Dennis Quaid, Matthew Fox, William Hurt, Forest Whitaker, Eduardo Noriega, Zoe Saldana ve Ayelet Zurer ile birlikte oynarken erkek kardeşini geri almak için Amerikan Başkanını kaçırmak zorunda kalan eski bir özel kuvvetler askeri olan Javier’i canlandırdı.

Sergilediği başarılı performanslarla birçok ödül alan Edgar Ramirez ayrıca “Son Ültimatom”, “Joy”, “Titanların Öfkesi”, “Trendeki Kız”, “Bright” gibi birçok yapımda rol aldı.

2010 yılında “Carlos” dizisinde Çakal Carlos’u canlandırdı. 2012 yılında “Titanların Öfkesi” filminde Savaş Tanrısı Ares’i canlandırırken fantastik mitolojik filmin başrollerinde Sam Worthington, Liam Neeson ve Ralph Fiennes ile birlikte rol aldı.

2016 yılında “Trendeki Kız” filminde Emily Blunt, Rebecca Ferguson, Haley Bennett, Justin Theroux, Luke Evans, Allison Janney ve Lisa Kudrow ile beraber rol aldı.

2018 yılında American Crime Story adlı Gianni Versace cinayetinin konu alındığı dizide Gianni Versace’yi canlandırırken Darren Criss, Ricky Martin ve Penelope Cruz ile birlikte rol aldı.

Edgar Ramirez, 12 Kasım 2010’da Caracas‘taki Eurobuilding Hotel’de düzenlenen ve ülkenin diplomatik birliklerinin şahsiyetlerinin katıldığı bir etkinlikte Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu’nun (UNICEF) İyi Niyet Elçisi seçildi.

Ödülleri :
2011 – En Çok Umut Vadeden Erkek Oyuncu dalında César Ödülü (Carlos)

Filmleri ve Dizileri :
2021 – The 355 (Sinema Filmi)
2021 – Love Child (Nacho) (Sinema Filmi)
2021 – Untitled De Niro/Ramirez/Jakubowicz Project (J.M.) (Sinema Filmi)
2021 – Losing Clementine (Richard) (Sinema Filmi)
2021 – The War Has Ended (Sinema Filmi)
2021 – Jungle Cruise (Sinema Filmi)
2021 – Yes Day (Carlos Torres) (Sinema Filmi)
2020 – The Undoing (Detective Joe Mendoza) (Tv Dizisi)

2020 – The Last Days of American Crime (Graham Bricke) (Sinema Filmi)
2020 – Resistance (Sigmund) (Sinema Filmi)
2019 – Wasp Network (Rene Gonzalez) (Sinema Filmi)
2018 – Sükûnet (Vincent) (Sinema Filmi)
2018 – American Crime Story (Gianni Versace) (Tv Dizisi)

2018 – Furlough (Kevin Rivera) (Sinema Filmi)
2017 – Bright (Kandomere) (Sinema Filmi)
2016 – Altın (Michael Acosta) (Sinema Filmi)
2016 – Trendeki Kız (Dr. Kamal Abdic) (Sinema Filmi)
2016 – Demir Yumruk (Roberto Durán) (Sinema Filmi)
2015 – Joy (Tony) (Sinema Filmi)
2015 – Point Break (Bodhi) (Sinema Filmi)
2014 – Bizi Kötüden Koru (Mendoza) (Sinema Filmi)
2013 – Danışman (Priest) (Sinema Filmi)
2013 – Libertador (Simon Bolivar) (Sinema Filmi)
2012 – 00:30 – Zero Dark Thirty (Larry from Ground Branch) (Sinema Filmi)
2012 – Kollarımda Kal (Javier) (Sinema Filmi)
2012 – Titanların Öfkesi (Ares) (Sinema Filmi)
2011 – Saluda al diablo de mi parte (Ángel Sotavento) (Sinema Filmi)
2010 – Carlos (Ilich Ramírez Sánchez ‘Carlos’) (Tv Dizisi)

2008 – Che 1 – Arjantin (Ciro Redondo García) (Sinema Filmi)
2008 – Bakış açısı (Javier) (Sinema Filmi)
2007 – Cyrano Fernández (Cyrano Fernandez) (Sinema Filmi)
2007 – The Bourne Ultimatum / Son ültimatom (Paz) (Sinema Filmi)
2007 – Karina: Sin Ti (Edgar Ramírez) (Kısa film)
2006 – Elipsis (Sebastián Castillo) (Sinema Filmi)
2006 – El Don (Alvaro) (Sinema Filmi)
2005 – Atenea y Afrodita (Novio)(Kısa film)
2005 – Domino (Choco) (Sinema Filmi)
2005 – Ser bonita no basta (Leonardo) (Tv Dizisi)

2004 – Punto y raya (Pedro) (Sinema Filmi)
2003 – Cosita rica (Cacique Chacón) (Tv Dizisi)

2003 – Yotama se va volando (Manuel Zozaya) (Sinema Filmi)
2002 – El nudo (Gustavo) (Sinema Filmi)
1999 – …sol y lluvia (Muchacho en la calle) (Sinema Filmi)
1993 – ¡Aquí espaantan! (Vendedor de videos) (Sinema Filmi)
1990 – Cuando llega el amor (Suave) (Tv Dizisi)

Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Marcao kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Stoper mevkisinde oynayan Brezilyalı futbolcu Marcao, Galatasaray spor kulübü’nde forma giymektedir.

Marcao, 5 Haziran 1996 tarihinde Londrina, Paraná, Brezilya‘da doğmuştur. Tam adı Marcos do Nascimento Teixeira’dır. Marcao’nun kendisi gibi futbolcu abisi olan Dioanatan Teixeira 25 yaşında hayatını kaybetmiştir.

aslennereli.com

Brezilya Seri B ekiplerinden Avaí futbol kulübünün alt yapısında yetişen Marcao, İlk profesyonel sözleşmesini 12 Nisan 2014 tarihinde Avaí futbol kulübü ile yaptı. 5 Şubat 2015 tarihinde Brezilya takımlarından Atlético Paranaense’ye transfer oldu. Burada 2015 yılında Guaratinguetá’ya, 2016 yılında ise Ferroviária’ya kiralık olarak gönderildi.

2017 yılının Ocak ayında Atlético Goianiense’ye giden Marcao, aynı sezonun sonunda ise Portekiz takımı Rio Ave’ye kiralandı ve kariyerinde ilk kez yurt dışında bir kulüpte forma giydi.

2018 yılının yazında Portekiz‘in birinci lig takımlarından Chaves’e 900bin euro bonservis bedeli ile transfer oldu.

Marcao, Panidalgo Teixeira ile evlidir.

15 Ocak 2019 tarihinde 4 milyon euro bonservis bedeli ve 2 milyon euro maaş ile Galatasaray spor kulübü‘ne transfer oldu. Galatasaray’ın 14 Şubat 2019’da oynadığı Benfica maçıyla kariyerinin ilk UEFA Avrupa Ligi maçına çıkmış oldu.

22 Mayıs 2021 tarihinde sözleşmesi yenilenerek 30 Haziran 2024 tarihine kadar uzatıldı.

16 Ağustos 2021 tarihinde Galatasaray, ligin ilk haftasında Giresunspor ile karşılaştı. Maçın 62. dakikasında Marcao, Galatasaray yarı sahasından, rakip yarı sahasına koştu ve takım arkadaşı Kerem Aktürkoğlu‘na önce kafa daha sonra da iki kez yumruk attı. Kavgayı Galatasaraylı futbolcular ayırdı. Maçın hakemi Erkan Özdamar, VAR’dan gelen uyarıdan sonra pozisyonu izledi ve Marcao’ya kırmızı kart gösterdi. Marcao, olaydan bir gün sonra sosyal medya hesaplarından özür videosu paylaştı. Marcao bu videoda, Kerem ve Kerem’in ailesinden daha sonra da tüm Galatasaray camiasından özür diledi. 18 Ağustos 2021 tarihinde Galatasaray yönetimi resmi internet sitesinden yayınlamış olduğu duyuru ile Marcao’nun kadro dışı bırakıldığını, savunması alındıktan sonra idari ve mali ceza verileceğini açıkladı. PFDK (Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu), 8 maçtan men ve 21 bin ₺ para cezası verdi.

Altyapı kariyeri :
—— – —– – Avaí
2014 – 2015 – Paranaense

Profesyonel Futbol Kariyeri :
2014 – 2015 – Avaí
2015 – 2018 – Atlético Paranaense
2015 – 2015 – Guaratinguetá (kiralık)
2016 – 2017 – Ferroviária (kiralık)
2017 – 2017 – Goianiense (kiralık)
2017 – 2018 – Rio Ave  (kiralık)
2018 – 2019 – Chaves
2019 – —– – Galatasaray

Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Hasan Ali Cura kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Hasan Ali Cura, 17 Ağustos 1992 tarihinde Emine ve Ertuğrul cura çiftinin 4 çocuğundan küçüğü olarak Konya Beyşehir’de doğmuştur. Emine Cura, Gülsüm Cura, Nimet Cura adında 3 ablası vardır. İlk ve orta öğretiminin ardından lise öğrenimini Konya Beyşehir’de tamamladı. Ve sonrasında 5 sene özel eğitim aldı. Ardından Ankara Üniversitesi Devlet Konservatuvarında 4 sene müzik eğitimi aldı.

66 kilo ve 180 cm. Boyunda olan Hasan Ali Cura, 2016 yılından beri oyunculuk şarkıcılık ve söz yazarlığı yapmaktadır.

Hasan Ali Cura, 2018 yılında Mutlu Ol Yeter albümünü yaptı. Ardından 2021 yılında Bu Aşkın Katili Sensin albümünü yaptı. Albümleri ile müzik dinlemeyi seven herkese hitap etmeyi başardı.

Albümleri :
2018 – Mutlu Ol Yeter
2021 – Bu Aşkın Katili Sensin

Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , , ,

Şefik Bursalı kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Şefik Bursalı, 1903 yılında Bursa’da doğmuştur. Sanayi-i Nefise Mektebinde İbrahim Çallı Atölyesinde öğrenim gördü. Okulu, 1930 yılında birincilikle mezun oldu ve devlet sınavını kazanarak Paris’e eğitime gönderildi.

aslennereli.com

Şefik Bursalı, hocaları olan İbrahim Çallı, Hikmet Onat, Feyhaman Duran, Namık İsmail ve Avni Lifij’in “Türk Ressamlar Birliği” sergilerine öğrenciyken katılmaya başladı.

Şefik Bursalı, 1923 yılından itibaren Galatasaray ve Akademi sergilerine Bursa manzaraları ile katıldı. Daha sonra Avrupa’ya giderek birçok sanat merkezinde çalışmalar yaptı. Yurda döndükten sonra İzmirKonya ve İstanbul‘da resim öğretmenliği yaptı; 1936 yılından itibaren Ankara Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde öğretim üyesi oldu. 1987 yılında Mimar Sinan Üniversitesi tarafından kendisine profesörlük unvanı verildi.

Tablolarında genellikle KonyaBursa ve İstanbul’un tarihi ve turistik görünümlerini ele alan ressam, doğduğu kent Bursa‘yı ölümsüzleştirmeyi başarmıştır. Konya‘da öğretmenlik yaptığı dönemin etkisi ile yaptığı Selçuk, Mevlana temalı resimleriyle ün kazanmıştır.

Eserleri, 1937-1938 yıllarında Mustafa Kemal ATATÜRK’ün isteği üzerine Sovyetler Birliği’nde Moskova, Leningrad ve Kiev‘de; Avrupa’da Bükreş, Belgrad, Atina ve Paris’te sergilendi.

Figür ve Nü çalışmalarının yanı sıra yurt köşelerimizi konu alan tabloları olgunluk ve yerel renklerin kaynaşımına seçkin birer örnek oluşturmaktadır.

Türk resminin önemli isimlerinden biri olan sanatçının başta Devlet Resim ve Heykel Müzesi ve Milli Kütüphane olmak üzere pek çok resmi ve özel koleksiyonlarda eserleri bulunmaktadır.

Ankara‘da yaşamış olduğu ev ressamın vasiyeti üzerine Kültür Bakanlığı tarafından Şefik Bursalı Müze Evi olarak düzenlenmiştir. Bu müze-ev, resim alanında ilk özel müzedir.

Bursa‘da yaşadığı sokağa ve bir sanat galerisine adı verilmiştir. Ayrıca yine Bursa‘daki Kültürpark’ta büstü bulunur.

2000 yılından bu yana her yıl Kültür Bakanlığı tarafından ressamın adına resim yarışması düzenlenmektedir.

Şefik Bursalı, 20 Nisan 1990 tarihinde Bursa‘da 87 yaşında ölmüştür.

1910 kuşağının yarı empresyonist, yarı akademik eğilimine yakındır. Ancak, yurt resimleri çığırı diye adlandırılabilecek yöresel manzara geleneğinin tipik örnekleri arasında sayılmaktadır. Bursa ve Konya dönemi eserlerinde yurt doğasını içten ve katıksız bir anlatımla verebilme çabası açıkça görülmektedir. Manzara resimlerinin yanı sıra, özellikle portrelerinde ve çıplak konulu figürlerinde, desenle rengi, çizgisel yapı ile boya tadını birleştirme çabasından kaynaklanan klasik bir yorum biçimi egemendir.

Şefik Bursalı’nın sanatı, 1910 kuşağının yarı empresyonist, yarı akademik eğilimine yakın olmakla birlikte, yurt resimleri çığırı diye adlandırılabilecek yöresel manzara geleneğinin tipik örnekleri arasında, öncü bir nitelik taşır. Bursa ve Konya dönemi manzaralarında, yurt doğasını içten ve katkısız bir anlatımla verebilme çabası açıklıkla görülür. Manzara resimlerinin yanı sıra, özellikle portrelerinde ve çıplak konulu figürlerinde, desenle rengi, çizgisel yapı ile boya tadını birleştirme çabasından kaynaklanan “klasik” bir yorum bilinci egemendir. Empresyonist palete yakınlık, onda, bir okul disiplini, şaşmaz bir kuralcılık olarak kendini göstermez. Taze yeşiller, sarı ve kahverengi nüanslar içinde, doğayı, görüntü değerlerine bağlı kalarak, ama kuru bir akademizme sapmaksızın yansıtma kaygısı, Şefik Bursalı’m sanatına, özgün bir boyut kazandırmıştır.

Bu özelliğin Akademi’deki öğrenimi sırasında edinmiş olduğu bilgi ve deney birikimiyle bağlantısı, özellikle sonraki yıllarda, doğrudan doğruya yurt doğasıyla başbaşa kalmanın verdiği kişisel tercihleri engellememiştir. Gölge ve yarı gölgeler, açıklı koyulu tonlar, yer yer hacimsel anlatıma kayan ayrıntılar arasında, figür etkinliğini gözden kaçırmayan ince bir seziş gücü, söz konusu tercihlerle birlikte izleyiciyi kavrar, yöre kaynakta bir doğa sevgisi uyandırır. Şefik Bursalı, bu çizgisini, küçük dönem ayrımları dışında, sürekli ve kalıcı kılmayı başarmış, gerçek sanatın doğayla bütünleşen bir sanatçı duyarlığında gelişebileceğine ilişkin görüşünü, her zaman ön planda tutmuştur.

Ödülleri :
1930 – Avrupa Konkuru, Birincilik Ödülü
1966 – Devlet Resim ve Heykel Sergisi, Birincilik Ödülü
1973 – Devlet Resim ve Heykel Sergisi, Başarı Ödülü
1980 – Devlet Resim ve Heykel Sergisi, Başarı Ödülü
1983 – Devlet Resim ve Heykel Sergisi, Başarı Ödülü
1986 – T.C. Kültür Bakanlığı, Özel Ödül

Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Mario Prada kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Mario Prada, Prada moda markasının kurucusu ve orijinal tasarımcısıydı.

Mario Prada, İtalya, Milano‘da doğmuştur.

aslennereli.com

Mario Prada, 1913 yılında İtalya’da Milano kentinde Prada moda markasını kurdu. Mario Prada ve kardeşi Martino tarafından Fratelli Prada olarak kuruldu. Önceleri açtığı mağazada deri eşyalar ve ithal İngiliz sandıkları ve el çantaları satıyordu.

Mario Prada ayakkabılar, deri çantalar ve valizler tasarlayarak markasını aksesuvar ağırlıklı geliştirmiş. Milano‘da iki tane butik açan Mario Prada aynı zamanda Avrupa‘dan ve Amerika‘dan siparişler almış.

Daha sonra Amerika‘ya yerleşen başarılı tasarımcı hazır giyim ürünler, deri aksesuvarlar, valiz ve ayakkabı gibi tasarımlarıyla koleksiyonunu geliştirmiş. Mario Prada valizler, seyahat çantaları, deri aksesuvarla ve su geçirmez çantalarla herkesin dikkatini kısa sürede çekmiş. Büyük başarı yakalayan tasarımcı Prada markasını dünya çapında tanınan bir marka haline getirmiş. Hatta günümüzde bile Prada çantaları statü simgesi olarak kabul ediliyor.

Mario Prada, kadınların iş hayatında olmasını istemediğinden kadın aile üyelerinin şirkete girmesini engelledi. Ama Mario Prada’nın oğlu bu işe hiç ilgi göstermedi, bu yüzden Prada’nın başına geçen ve neredeyse yirmi yıl boyunca işletmeyi 1958 yılından 1978 yılına kadar yöneten Mario’nun kızı Luisa Prada idi. Kızı Luisa Prada’nın kızı Miuccia Prada (D.1949) 1970 yılında Prada şirketinde çalışmaya başladı ve 1978 yılında şirketin başına geçti.

Prada markasına yeni bir soluk getiren Miuccia Prada tasarladığı ‘Pocone’ adı verilen su geçirmeyen sırt çantalarıyla moda dünyasında ismini duyurdu. Tiyatro eğitimi aldıktan sonra siyasi bilimler bölümünde doktora yapan Micuccia Prada tasarım adına iyi bir donanıma sahip değildi ancak modayı algılayış biçimi kusursuzdu. Gucci gibi diğer büyük markalarla yarışan Prada markası kısa sürede Miuccia Prada sayesinde gözünü haute couture‘a çevirdi. Miuccia Prada 1977 yılında deri imalatıyla uğraşan Patrizio Bertelli ile evlendi. Patrizio Bertelli Prada markasının idari işlerini üstlendi ve Miuccia Prada’nın tasarımla daha çok ilgilenmesine ve markayı geliştirmesine ortam hazırladı.

Aslında Prada markası deri ürünler imal eden bir markayken Miuccia Prada sayesinde lüks bir moda evine dönüştü. 1979 yılında tasarladığı sırt ve bez çantalardan oluşan koleksiyonuyla Miuccia Prada kısa sürede büyük bir başarı elde etti. Madrid, İngiltere, Floransa ve New York gibi önemli şehirlerde birbiri ardına Prada mağazaları açılmaya başladı.

Mario Prada, İtalya’da 1958 yılında ölmüştür.
Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Sadık Hidayet kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

1903 yılında Tahran’da doğan Sâdık Hidayet, İran’ın en güçlü kalemlerinden biri ve hatta İran’da öykücülüğünü başlatan yazar olarak bilinir.

Sadık Hidayet, 18 Şubat 1903 tarihinde İran’ın başkenti Tahran’da doğmuştur. Tahran’daki Fransız Lisesi’nde eğitim gördü. 1925 yılında eğitimini sürdürmek amacıyla Avrupa‘ya gitti. Bir süre diş hekimliğine ilgi duyduysa da inşaat mühendisliği okumak için diş hekimliğinden vazgeçti. Fransa ve Belçika‘da geçirdiği dört yılın ardından 1930 yılında İran‘a döndü. Tahran’da Millî Banka, Pars Ajansı ve bazı şirketlerde kısa süreli çalıştı. İlk hikâyelerini Paris‘teyken yazdı.

Daha İlmiye Okulu’nda iken 1914’te “Nidâ-yi emvât” (Ölülerin Sesi) adlı duvar gazetesini çıkararak yazarlığa ilk adımını atmıştır.

Kalabalık bir ailede büyüyen Hidayet, Pehlevî dilinden birçok eser tercüme etmiştir. Savaş yıllarına tanıklık etmesi, eserlerindeki karakterleri daha karanlık ve hastalıklı insanlar olarak tasvir etmesine neden olur.

1934 yılında Müctebâ Mînovî, Büzürg-i Alevî ve Mes‘ûd-i Ferzad ile “Dörtler” (Reb‘a) olarak bilinen edebiyat topluluğunu kurdu.

Sadık Hidayet, İran’ın en güçlü kalemlerinden biri ve hatta İran’da öykücülüğünü başlatan yazar olarak bilinir. Çok sayıda kitap, hikâye yazan Sadık Hidayet’in dünyada tanınmasına sebep önde gelen eserleri; “Kör Baykuş: Bûf-i Kûr”, “Üç Damla Kan: Se Katre Hûn” ve Diri Gömülen (Zinde be Gûr) kitaplarıdır.

Sadık Hidayet, 1936 yılında Hindistan’a giderek Budizm üzerine araştırmalar yaptı. Hindistan’da iken Sanskritçe öğrendi. Buda’nın kimi yazılarını Farsçaya çevirdi. Budizm’den birçok esintinin bulunduğu psikolojik romanı Kör Baykuş, 1937 yılında Bombay’da yayınlandı. 1937 yılında Tahran’a dönen Sadık Hidayet, 1938 yılında İran müziğini Batılı standartlara göre yeniden düzenlemek için kurulan İdâre-i Mûsiki-i Kişver’in sekreterliğine getirildi. Aynı zamanda Mecelle-i Mûsîḳi dergisinin yayın editörlerinden oldu. 1945 yılında Özbekistan’ın Taşkent ve diğer bazı şehirlerine gitti.

1940’tan sonra realist bir üslûpla hikâye yazmaya başladı. Hikâyelerini içeren Seg-i Vilgerd adlı eseri bu dönemin ürünüdür. Yazarlığının ikinci dönemindeki eserlerinde aşk ve mutluluğun her insanın hakkı olduğu, fakat gerçeğin böyle olmadığı düşüncesi hâkimdir. 1941-1947 yılları arasındaki yazıları siyasî bir muhteva taşır.

Arkadaşları Tudeh Partisi çevresindendi ve yazı yazdığı dergiler de sol ideolojiyi temsil ediyordu. Ancak zamanla yaptığı sert eleştirilerden sonra o çevreyle ilişkisini kesti. 1950 yılı sonlarında Paris’e gitti.

Fransız Lisesi mezunu olan Sadık Hidayet, Paris’te uzun bir dönem yaşadı.

Sadık Hidayet sonunda tüm hayatını Batı Edebiyatı çalışmalarına ve İran tarihi ile folklorunu araştırmaya adadı. En çok, Guy de MaupassantAnton ÇehovRainer Maria RilkeEdgar Allan PoeFranz Kafka ve Dostoyevski‘nin eserleriyle ilgilendi. Hikmet dolu veciz rubâîlerini okuduğu Ömer Hayyam’ı geçmişin en sevilen ve sözü en ölçülü şairi olarak kabul etmiştir. Hidayet birçok hikâye, kısa roman, iki tarihi dram, bir oyun, bir seyahatname ile bir dizi yergili komedi ve taslak kaleme aldı. Yazıları arasında ayrıca birçok edebiyat eleştirisi, İran folkloru ile ilgili araştırmalar ve Orta Farsça ile Fransızcadan yapılmış çeviriler yer alır. Sadık Hidayet, İran Dili ve Edebiyatını uluslararası çağdaş edebiyatın bir parçası haline getiren yazar olarak kabul edilir.

Sonraki yıllarda, zamanın sosyo-politik problemlerinin de etkisiyle, İran‘ın gerilemesinin sebebi olarak gördüğü monarşiye ve ruhban sınıfına yoğun eleştiriler yöneltmeye başladı. Eserleri aracılığıyla bu iki kurumun suistimallerinin İran milletinin sağırlığının ve körlüğünün sebebi olduğunu gösterme çabasına girdi. Çevresine, özellikle de, çağdaşlarına yabancılaşan Sadık Hidayet, son eseri Kafka’nın Mesajı adlı risalesinde ancak ayrımcılık ve baskı sonucunda yaşanabilecek bir melankoli, umutsuzluk ve ölüm halinden bahseder.

İran’ın gerilemesine sebep olarak gördüğü monarşi ve ruhban sınıfını eleştirdiği için bütün kitapları yasaklanmıştır kendi ülkesinde.

Sadık Hidayet’in en tanınmış eseri 1937 yılında Bombay‘da yayımlanan Kör Baykuş adlı romanıdır.

Ludwig van Beethoven ve Peter İlyiç Çaykovski dinlemeyi seven ve afyon tiryakiliği bilinen Sadık Hidayet, resimle de uğraştı. Günümüze kalabilen resimleri Hassan Qa’emian tarafından bir araya getirildi. Kimileri bu eserlerde sanatsal bir değer bulmazken, kimilerine göre de bunlar geleceğin resimleridir.

Hikâyeci, romancı, halkbilimci, oyun yazarı, denemeci, araştırmacı, çevirmen ve ressam olan Sâdık Hidâyet, İran’daki hayatı gerçekçi bir görüşle yansıtan eserlerinde yalın ve ustalıklı bir dille toplumun en çok ezilen insanlarının dramını anlatır. Kahramanları sıkıntı çekenler, köylüler, işçiler, öğretmenler ve kadınlardır. İnsan sevgisi belirgin özelliklerinden biri olarak onun eserlerinde açıkça görülür.

Ölümünü yirmi beş yıllık arkadaşı Bozorg Alevi şöyle anlatır: “Paris‘te günlerce, havagazlı bir apartman aradı, Championnet caddesinde buldu aradığını. 9 Nisan 1951 günü dairesine kapandı ve bütün delikleri tıkadıktan sonra gaz musluğunu açtı. Ertesi gün ziyaretine gelen bir dostu, onu mutfakta yerde yatar buldu. Tertemiz giyinmiş, güzelce tıraş olmuştu ve cebinde parası vardı. Yakılmış müsveddelerin kalıntıları, yanıbaşında yerde duruyordu.”

Sadık Hidayet, 9 Nisan 1951 tarihinde 48 yaşında Fransa’nın başşehri Paris’te kiraladığı havagazlı bir apartman dairesinde, tüm delikleri bezle tıkadıktan sonra havagazını açarak intihar etti. Paris’te Yılmaz Güney‘in de yattığı Père Lachaise Mezarlığına defnedildi.

Fransız, İngiliz, Alman, Türk, İtalyan ve Çekoslovak dillerine tercüme edilen eserlerinden seçmeler Rusça’ya çevrilerek iki defa basılmış, eserleri ayrıca Gürcü, Tacik, Özbek ve Estonya dillerine çevrilmiştir. Sâdık Hidâyet basılmamış roman ve hikâyelerini ölümünden önce yok etmiştir.

Kitapları :
1930 – Diri Gömülen (Zindeh be-gur)
1930 – islam kervanı (islam konvoyu) (karevane eslam)
1930 – Sâsân Kızı Pervin (Parvin dokhtar-e Sasan)
1931 – Moğol Gölgesi (Sayeh-ye Moghol)
1932 – Üç Damla Kan (Seh qatreh khun)
1933 – Alacakaranlık (Sayeh Rushan ),
1933 – Aleviye Hanım (Alaviyeh Khanum),
1933 – Bay Hav Hav (Vagh Vagh Sahab)
1936 – Kör Baykuş (Bûf-i kûr)
1942 – Aylak Köpek (Sag-e Velgard)
1945 – Hacı Ağa (Haji Aqa)

Oyun :
1930 – Sâsân Kızı Pervin (Parvin dokhtar-e Sasan)
1933 – Mâzyâr (Maziyar)

Seyahatname :
1931 – Isfahan: Cihan’ın Yarısı (Esfahan nesf-e Jahan)
1935 – Islak Yol Üzerinde (yayınlanmamış) (Ru-ye Jadeh-ye Namnak)

İnceleme-araştırma:
1923 – Hayyam’ın Terâneleri (Rubaiyat-e Hakim Ömer Hayyam)
1924 – İnsan ve Hayvan (Ensan va Hayvan)
1927 – Ölüm (Marg)
1957 – Vejetaryenliğin Yararları (Favayed-e Giyahkhari)
1948 – Kafka’nın Mesajı (Taranehha-ye Khayyam)

Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Esengül kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Esengül, arabesk müziğin masum olduğu bir çağın yıldızıydı. 17 yaşında başlayan fırtınalı şöhreti sadece 8 yıl sürdü.

Esengül, 24 Eylül 1954 tarihinde İstanbul’da doğmuştur. Asıl adı Esen Ağan’dır. Sezen Beşikçi adında kız kardeşi vardır. Konservatuvar mezunu olan annesi Piraye Ağan’dan ilk müzik derslerini aldı. Daha sonra çeşitli hocalardan da ders aldı. Genç kızın eğitimini üstlenen besteci Abdullah Bayşu ona ses eğitiminin yanında bir de ismine ‘gül’ü ekleyerek sahne ismini de verdi.

aslennereli.com

15 yaşındayken 1969 yılında bir ses yarışmasında birinci oldu. İlk 45’lik plağı olan “Aşkımı Süpürmüşler” çok beğenilince gazinolarda çalışmaya başladı. 16 yaşında Lunapark Gazinosu’nda, sahneye Emel Sayın’ın alt kadrosunda çıktı. İstanbul, Ankara ve İzmir‘deki ünlü gazinolarda assolist olarak sahne aldı.

Sesi öylesine beğenilmişti ki Lunapark’taki ikinci gecesinin ardından Bebek’teki Belediye Gazinosu’ndan assolistlik teklifi geldi. Teklifi kabul eden Esengül en genç assolist olarak birden şöhrete kavuştu. Hemen arkasından Ankara’daki Dikmen, Köşk, İzmir’de Akasyalar, İstanbul’da Semiramis ve Maksim gazinolarında sahneye çıktı. Orhan Karadeniz gibi efsane bir besteci ile çalıştığı için söylediği şarkılar hemen tutuluyordu.

1971 yılında Zalim ile önemli bir çıkış yapan Esengül 1973 yılında halkın sevgilisi olmasına neden olan ‘Taht Kurmuşsun Kalbime’ şarkısını söyledi.

Esengül’ün şarkıları meyhanelerde milli marş gibi söyleniyordu artık. Esengül en acıklı şarkıları bile gülümseyen bir yüzle söylüyor, onun çıktığı gazinolar dolup taşıyordu. Sahnede çok başarılı olan Esengül, albümlerindeki şarkıları da kusursuz bir şekilde prova yapmadan bir kerede icra edip kayıt yapıyordu.

Esengül sahneye çıktığı zaman olduğu yerinde durmuyor, masaları geziyor, şarkılarını müşterilerin gözlerine bakarak söylüyor, para savurmaktan hoşlanan ona hayran erkekleri sarhoş ediyordu. Yeraltı dünyasının isimleriyle fazla haşır neşir olunca polis takibine alınmakta gecikmedi. Çakırkeyif olduğu bir gece gazinoda ünlü kabadayılardan birinin silahını alıp havaya ateş açtı. Bu olay hem sorgulanmasına hem de şöhretinin artmasına neden oldu.

Yeraltı dünyasının kabadayıları ile kurduğu ilişkiler yüzünden polis tarafından izlendi. 31 Mart 1979 tarihinde çalıştığı Semiramis Pekkan’ın adını taşıyan Semiramis Gazinosu’nda çıkan bir olayda gazino sahibi ve bir garson öldürüldü.

Esengül, bu olaydan yirmi gün sonra, yanında bir işadamı ile birlikte Ataköy’de geçirdiği trafik kazası sonucu öldü. Bunun bir hesaplaşma olduğuna dair haberler nedeniyle cinayet masası olayı sorguladı, ancak kazanın aşırı alkol ve hızdan olduğuna hükmedildi.

Esengül, 18 Nisan 1979 tarihinde İstanbul, Ataköy, Bakırköy’de bir trafik kazasında 25 yaşında ölmüştür.

Esengül, 23 adet 45’lik, 4 kaset yaptı, bir de film çevirdi. Ölümünden sonra 45’likleri uzunçalarlarda toplanarak piyasaya sürüldü. Abdullah Bayşu, Orhan Akdeniz, Ülkü Aker imzalı Esengül şarkılarının çoğu arabesk müziğin klasikleri arasına girmiştir. ‘Taht Kurmuşsun Kalbime’ gibi kendine özgü hüzünlü ve yakıcı sesiyle söylediği şarkılar herkesin dilindeydi.

1977 yılında “Yansın Bu Dünya” adlı sinema filminde Aysel Gürel, Saadet Sun, Adnan Şenses ile birlikte başrolde oynadı.

Esengül, 1972 yılında Orhan Akçınar ile evlendi. Sahne hayatı ile özel yaşantısı arasında bir denge kuramayınca fazla evli kalamadı. Bu nedenle kısa süre sonra ‘şiddetli geçimsizlik’ nedeniyle bir ay sonra boşandı. O sıralarda Adnan Şenses ile tanıştı. Çok aşıklardı fakat çok da kavga ediyorlardı. Bir darılıp barışıyorlar derken imam nikahı kıyıp birlikte yaşamaya başladılar. 1977 yılında Adnan Şenses’den de ayrıldı.

Adnan Şenses’den ayrıldıktan sonra futbolcu Tayfun Kalkavan ile birlikte oldu.

45’lik Plakları :
1970 – Aşkımı Süpürmüşler
1971 – Anlamıyorsun Gönül Derdinden-Sana Aşkımı Anlatabilsem
1971 – Ayrılık Günü-Yüzüme Bakmaya Yüzün Yok
1972 – Senden Işık Bekledim-Sevip Koklayacağım
1972 – Bu Bizim Son Buluşmamız-Manalı Gözlerine
1972 – Sensiz Hayat Çekilmiyor-Aşksız Yaşamaktansa
1973 – Çok Geç Olmadan-Taht Kurmuşsun Kalbime
1973 – Kalbim Seninle Dolu-Ayrılık Kolay mı Seven İnsana
1973 – Sevdiğimin Kurbanıyım-Sensiz Kahrolmuştum
1973 – Mutlu Olmanın Çaresi-Sen Mutlu Ettin Beni
1973 – Gizli Yaram-Seninle Öleceğim
1975 – Kırılsın Ayaklarım-Deli Gibi Sevdim
1976 – Bu Bizim Son Buluşmamız-Manalı Gözlerine
1976 – Beterin Beteri Var-Gel Arkadaş Olalım
1976 – Seni Sevmekle Suçluyum-Gün Değil Ay Değil
1976 – Gün Değil Ay Değil-Gel Arkadaş Olalım
1977 – Hatırım İçin-Çok Üzgünsün Arkadaş

Uzunçalar :
1976 – Esengül
1979 – Hayat dolu gençliğe veda
1981 – Son Hatıram
1975 – Beterin Beteri Var (Almanya)
1975 – Gel Otur Arkadaşım (Almanya)
1975 – Bir Yoksula Rastladım (Almanya)
1976 – Uçup Giden Gençliğime (Almanya)
1980 – Esengül Sevdiğimin Kurbanıyım
1985 – Sevdiğimin Kurbanıyım

Kaset :
– Bir Yoksula Rastladım
– Uçup Giden Gençliğime
– Beterin Beteri Var
– Gel Otur Arkadaşım

CD :
2005 – Beterin Beteri Var -Taht Kurmuşsun Kalbime
2005 – Gel otur arkadaşım
2005 – Bir yoksula rastladım
2006- Uçup giden gençliğime

Filmleri :
1977 – Yansın Bu Dünya (Esengül) (Sinema Filmi)

Müzik ekibi :
1979 – Köşe Kapmaca (Şarkılar) (Sinema Filmi)

Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Emre Kaya kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Emre Kaya, 1981 yılında Ankara’da doğmuştur. Asıl ismi Emre Gülkaya’dır. Çok mutlu bir çocukluk geçirmiştir. Ankara’da büyüdü. Dayısının ona henüz 3 yaşındayken hediye ettiği cura bağlama ile müzikle tanışmış oldu.

aslennereli.com

Müzik ile 6 yaşında cura çalarak tanışan Emre Kaya, bağlama, keman, gitar ve klarnet çalabiliyor.

Murat Dalkılıç, Bengü, Zeynep Dizdar, Niran Ünsal gibi isimlerle çalışmıştır. 2009 yılında “Sana Güvenmiyorum” adlı parçasıyla Radyo Üst Kurulunun vermiş olduğu “yılın en iyi bestecisi” ödülüne layık görüldü.

Sözü ve müziği kendisine ait olan “Toz” isimli başarılı single’ı ile uzun süre müzik listelerinin başında yer aldı.

2011 yılında menajeri Gizem Demir ile Ankara’da evlendi. 2016 yılında boşandı.

Ocak 2013’te müzikseverlerle buluşan “Teşekkür Ederim” adlı albümünün ilk klibi albümle aynı adı taşıyan “Teşekkür Ederim” adlı parçaya çekildi ve şarkı sosyal medyada tıklanma rekoru kırdı. 2013 yılında bu şarkı ile Altın Kelebek‘ten “Yılın En İyi Çıkış Yapan Sanatçısı” ödülünü de aldı.

Müziğin yanı sıra yüzücülük, otomobil ve motor sporları konusunda da iddialı olan Emre’nin birçok birinciliği bulunuyor.

Albümleri :
2001 – Aşifte / Lades Gibi Aklımdasın
2007 – Beni Al
2008 – Böyle Gitmez
2011 – Toz
2013 – Teşekkür Ederim (Maxi Single)
2014 – Apayrı
2015 – Yapboz (Single)
2016 – Esaret (Single)
2016 – Dın Dın (Single)

Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , , ,

Aylin Urgal kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Türk Pop Müziğinin unutulmaz isimleri arasında yer almaktadır.

Aylin Urgal, 1951 yılında İstanbul’da doğmuştur. Asıl adı Rezzan Aylin Gürol’dur.

aslennereli.com

Aylin Urgal, 18 yaşında iken 1969 yılında orkestra şefi Birol Soyurgal’ın orkestrasında solist olarak müzik hayatına başladı. İzmir’de sahne çaIışmaIarına devam ederken 1 Numara PIak’ın sahibi Ali Kocatepe’nin keşifiyIe pIak dünyasına giriş yaptı. Ali Kocatepe onun sahne adının Aylin Urgal olmasını istedi.

Ali Kocatepe’nin prodüksiyonu ile ilk 45’lik plağı 6 Mayıs 1975‘te yayınlandı. Bir yüzünde “Nerelerdeydin”, diğer yüzünde “Paran Pulun Senin Olsun” adlı iki yabancı kaynaklı şarkının sözlerini Ali Kocatepe yazmıştı.

1976 yılında “Sen Yarattın Beni” ve “Nedir Bu Halin” adlı iki şarkıyla ikinci 45’liğini yayınladı. 1977 yılında bir long-play ile müzik kariyerini daha da sağlamlaştı.

Çocuklarının doğumu ile müzik hayatına bir müddet ara veren Aylin Urgal, 1981 yılında eşinden ayrıldı. Aynı yıl ilaç içerek intihara teşebbüs etti.

1985 yılının yılbaşından itibaren Ankara’da Goldfinger Gece Kulübü’nde sahne çalışmalarına devam etti. 1985 yılı Nisan ayı sonlarına doğru Ankara’daki işini sonlandırıp Otobüs ile İstanbul’a giderken bindiği otobüs Bolu Dağı’nda uçuruma yuvarlanarak Aylin Urgal ve kardeşi Abidin Eker ile birlikte 21 kişi ölmüştür.

Aylin Urgal, 1969 yılında müzisyen BiroI SoyurgaI iIe evIendi. 1981 yılında eşinden ayrıldı. Tevfik ve Uğur (d.Aralık 1979) adlarında ikiz çocukları oldu.

Aylin Urgal, 26 Nisan 1985 tarihinde 34 yaşında bir trafik kazasında öldü.

Albümleri :
45’lik Plakları :
1975 – Paran Pulun Senin Olsun – Nerelerdeydin?
1976 – Sen Yarattın Beni – Nedir Bu Halin?
1978 – Sevgili Dostum – Sakın Ağlama Ardından

Uzun Çalar (Long Play):
1975 – Aylin Urgal & İskender Doğan
1977 – Sen Yarattın Beni
1978 – Nükhet Duru & Aylin Urgal

Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Luciano Pavarotti kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

İtalyan tenör. Dünyanın en ünlü tenörü olan Pavarotti, dinleyici kitlesi sınırlı olan opera türünü milyonlara sevdirmiş, popülerleşmesinde ve ilgi görmesinde büyük rol oynamıştır. Müzik dünyasının en prestijli ödüllerinden olan ve tüm müzik türlerinde verilen Grammy de dahil olmak üzere pek çok önemli ödülün sahibi olmuştur. 60’lı yıllardan bugüne aralarında Placido Domingo ve Jose Carreras gibi diğer tenörlerle birlikte verdiği konserler de dahil, sayısız konser vermiş, albüm yapmış, pop müziğin başarılı isimleriyle ortak projelerde yer almıştır. Pavarotti’nin 2 Guinnes rekoru bulunmaktadır. Bir konserinde sahneden ayrıldığında seyirci tarafından tam 165 kez alkışlanarak sahneye geri çağrılan tenör, hiçbir müzisyene kolay nasip olmayacak bir ilgi görerek Guinnes rekoru kırmıştı. Guinnes’e geçen bir diğer rekoru ise Placido Domingo ve Josep Carreras’la birlikte kaydettikleri
The Three Tenors in Concert albümünün tüm zamanların en çok satan klasik müzik albümü olarak tarihe geçmesidir.

aslennereli.com

12 Ekim 1935‘te Modena, İtalya‘da dünyaya geldi. Babası Fernando Pavarotti tenör, annesi Adele Pavarotti ise bir tütün fabrikasında işçiydi. Küçük yaşta sesiyle dikkat çekmeye başlayan Pavarotti, babasıyla birlikte Modena’nın şehir korosunda performans gösteriyordu. İlk gençlik yıllarında yine babası Fernando’yla birlikte Gioachino Rossini adlı koroyla Galler’e giden Pavarotti, Llangollen uluslararası şarkı söyleme yarışmasında birinci olduktan sonra tenör olma konusundaki inancı iyice artmıştı. Eğitimi öğretmenlik üzerine olmasına rağmen, Arrgio Pola ve Ettore Campogallianni‘dan dersler aldı.

1961 yılında opera alanındaki en prestijli ödüllerden Concorso Internazionale‘i kazandıktan sonra, 29 Nisan‘da ilk kez La bohème isimli opera oyununda Rodolfo karakteriyle izleyici karşısına çıktı. Kendi ülkesinde adını duyurmaya başladığı bu dönemde şubat 1965‘te Amerika‘ya gitti ve Joan Sutherland‘la birlikte sahne aldı. Pavarotti, Güney ve Kuzey Amerika, Asya, Afrika, Avrupa ve Avustralya’da konserler veriyordu ve ünü kendi ülkesininin dışına çıkmıştı, tüm dünyada büyük ilgi görüyordu. Bir opera sanatçısı ve tenör olarak dinleyici kitlesi sınırlı olan bu türün popüler olmasında kilit rol oynayan Pavarotti, ilk albümü Puccini: Madama Butterfly‘ı 1987‘de dinleyiciyle buluşturdu.

Pavarotti U2 grubunun solisti Bono ile birlikte 19921995 yıllarındaki Bosna Savaşı sırasında insani yardım sağlanması için çalıştı ve Mostar‘da da Pavarotti Müzik Merkezi‘ni kurdu. Savaş sırasındaki insani desteği dolayısıyla
Bosna Hersek‘in başkenti Saraybosna‘da Onursal vatandaş ilan edilen Pavarotti, müzik okulunu, Bosnalı sanatçıların yeteneklerini geliştirmelerine olanak sağlamak ve savaştan etkilenen çocukların müzikle tedavi edilmelerine yardımcı olmak amacıyla kurmuştu.

Luciano Pavarotti, Birleşmiş Milletler‘e yardım amacıyla düzenlenen konserler ve hayır etkinlikleri amaçlı Pavarotti and Friends projesini de başlattı. Bu proje kapsamında aralarında Celine Dion ve U2‘nun da olduğu bir çok müzisyen ve grupla konserler veren tenör, 13 Mart 2004‘te New York Metropolitan Opera‘da sahne aldı.

Pavarotti’nin eski menajeri Herbert Breslin ünlü tenörle ilgili olarak “Kral ve Ben: Luciano Pavarotti’nin Sansürlenmemiş Hayatı” isimli kitabı kaleme aldı. Ünlü tenorla 30 yıl birlikte çalıştıktan sonra 2002‘de yollarını ayıran Breslin, Pavarotti’nin kaba, çocuksu ve takıntılı bir kişiliğe sahip olduğunu dile getiriyordu. Şehvet düşkünü ve görgüsüz olarak tanımladığı ünlü tenorün çapkın olmasından da dem vuran Breslin, şunları ifade ediyordu:

Pavarotti, birlikte çalıştığı opera sanatçılarını acımasızca eleştirir. Mesela, Alman soprano Elizabeth Schwarzkopf için ‘Kostümünü çıkardığı zaman temizlikçi kadından farksız’ yorumunu yapmıştı. Tenor Placido Domingo için de ‘Domingo benim gibi bir sese ancak rüyalarında sahip olur’ demişti.

Pavarotti’nin iştahına düşkünlüğünü, bir haremi olduğunu ve ikinci eşi Nicoletta Mantovani için “Haremimin favorisi‘ yorumunu yaptığını dile getiren Breslin ünlü tenörün etrafındaki tüm kadınlara kur yaptığına da kitabında yer verdi.
Luciano Pavarotti, pankreasında çıkan kitle sebebiyle temmuz 2006‘da ameliyat oldu. 70 yaşında yakalandığı bu hastalıkla olan direnişini sürdüren tenör, 9 Ağustos 2007 itibariyle memleketi Modena kentinde hastaneye kaldırıldı. Hastane yetkilileri bir yıl önce pankreas kanseri nedeniyle ameliyat edilen ünlü tenörün, gözlem amacıyla hastaneye yatırıldığını belirtti.

İlk eşi Adua’dan üç, ikinci eşi Nicoletta Mantovani’dan bir olmak üzere 4 kızı olan Pavarotti, aynı zamanda bir torun sahibi.

Luciano Pavarotti, 6 Eylül 2007 tarihinde Modena, İtalya’da 72 yaşında pankreas kanseri nedeni ile öldü.

Albümleri

Ti Adoro (2003)

Various: Pavarotti – Rom… (2002)

The Pavarotti Edition (W… (2001)

Pavarotti & Friends For … (1999)

The Three Great Tenors (1995)

Christmas Favorites From… (1995)

Luciano Pavarotti – My F… (1994)

Puccini: Tosca (Highlights) (1993)

Ti Amo: Puccini’s Greate… (1993)

Luciano Pavarotti In Con… (1992)

Pavarotti In Concert (1990)

The Three Tenors In Conc… (1990)

Puccini: Madama Butterfly (1987)
Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Selin Ortaçlı kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Selin Ortaçlı, 24 Aralık 1986 tarihinde doğmuştur. Tam adı Ayla Selin Ortaçlı’dır. Anne ve babası da mankendir. Ortaokul ve liseyi İtalyan Lisesi’nde okudu. Liseden sonra da İtalya‘da moda alanında önemli okullardan birisi olan Marangoni ve Politecnico üniversitelerini kazandı ama Türkiye’den ayrılmak istemediği için gitmedi ve Yeditepe Üniversitesi İtalyanca Sanat ve Tasarım Bölümü’nde okudu.

aslennereli.com

İlkokul yıllarında Derishow’un Hayalimdeki Giysi tasarım yarışmasında birinci oldu. 2006 yılında yapılan Fashion TV‘nin düzenlediği moda ödüllerinde “Gelecek Vaat Eden En İyi Bayan Model” ödülünü kazandı. Uzun bir süre modellik yaptı. Bir dönem evlilik programında sunuculuk da yapmıştır.

Moda tasarımcılığı da yapan Selin Ortaçlı, mezun olduktan sonra kendi butik iç çamaşır markasını kurdu. 2009’un Haziran’ında “SeLingerie” adı altında iç çamaşırı koleksiyonunu çıkardı. Ancak şimdilerde oyunculuktan vakti kalmadığı için bu işini yapamamaktadır.

2010 yılında Şahika Tekand‘tan bir yıl süresince oyunculuk eğitim aldı.

Selin Ortaçlı, 2011 yılından beri Şahan Gökbakar ile birliktedir.

2011 yılında “Araf zamanı” adlı dizide Saruhan Hünel ile başrol oynadı.

2014 yılında dizinin başrollerini Engin Akyürek, Tuba Büyüküstün, Nebahat Çehre, Tuvana Türkay ve Erkan Can’ın üstlendiği “Kara Para Aşk” adlı dizide oynadı.

Selin Ortaçlı , 2014 yılında senaryosunu Birol Güven, Yaşar Arak ve Caner Güler’in yazdığı “Kalp Hırsızı” adlı dizide Kenan Ece ve Mine Tugay ile başrolde oynadı.

23 Mayıs 2015 tarihinde oyuncu Şahan Gökbakar ile Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’da evlendi. Aralık 2015 ayında Deniz Efe adında bir oğlu dünyaya geldi. 16 Mart 2017 tarihinde Ela adında kızı doğdu.

Filmleri ve Dizileri :
2014 – Kara Para Aşk (Sibel )(TV Dizisi )
2014 – Kalp Hırsızı (Filiz) (TV Dizisi )
2012 – Araf Zamanı (Nazlı) (TV Dizisi )
2010 – Doktorlar

Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , , ,

Cevat Kurtuluş kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Cevat Kurtuluş, 20 Haziran 1922 tarihinde Ankara’da doğmuştur. Babası eski kuvva-i milliyeci kd. yüzbaşı Necati Kurtuluş idi. Cevat Kurtuluş, İzmir İnönü lisesini bitirdikten sonra 1943 yılında devlet konservatuarı tiyatro bölümüne girdi. Sesini beğendikleri için onu devlet tiyatrosu tiyatro ve opera bölümüne aldılar. Opera korosunda bariton olarak söylemeye başladı. Burada bir çok oyunda rol aldı, özellikle öne çıktığı oyunlar içerisinde Genç Osman‘ı ve Deli Padişah I. Mustafa‘yı oynadı, “Yanlış Yanlış Üstüne”, “Haydut”, “Kibarlık Budalası” ve “III. Selim” oyunlarında ve “Yarasa” ile “Satılmış Nişanlı” operetlerinde rol aldı.

aslennereli.com

Sanat hayatına daha öğrenciyken başlayan Cevat Kurtuluş, gazinolarda show’lar yapıyor, dönemin ünlü sanatçı ve o günün modası olan siyasileriyle tanınmış kişilerin taklitlerini yapıyordu. Kısa sürede başarılı bir imitatör (taklitçi) olmuştu. Hatta o dönem sahnede taklit kralı ünvanını almıştı.

1947 yılında Ankara‘dan İstanbul‘a taşındı. Yine aynı yıl Ferdi Tayfur (Dublaj) yönetiminde “Kerim’in çilesi” isimli film ile sinemaya adımını attı.

Cevat Kurtuluş, filmlerde kısa ama etkili rollerde oynuyordu. Kimsenin cesaret edemediği aptal salak tiplemelerinde seyirciyi kırıp geçiriyordu. Cevat Kurtuluş iyi bir tiyatro sinema oyuncusu ve showmendi. Uzun yıllar gazino sahnelerinde radyo ve televizyon da programlar yaptı. Çocukluk yılların da sessiz sinema filmlerin de edindiği mimik taklit komik surat hareketler ve aptal görünümlü hali ona allah vergisiydi.
du.

Sami Hazinses ile birlikte zengin köşk hayatının komik iç figürasyonu rollerinin altından başarıyla kalkan Cevat Kurtuluş, mimik ve jestlerle devleştirdiği karakter oyuculuğunun hakkını ziyadesiyle vererek seyirciyle arasında çok özel bir bağ kurmuştur.

Cevat Kurtuluş, 1959 yılında kendisi gibi tiyatro ve sinema oyuncusu olan Meral Kurtuluş ile evlendi.

1977 yılında Öztürk Serengil‘in sunduğu “Gülünüz Güldürünüz” programında görev aldı.

1991 yılında TRT 1‘de yayınlanan, yönetmenliğini Sırrı Gültekin‘in yaptığı, senaryosunu Sadık Şendil‘in yazdığı “Bir Ömrün Bedeli” adlı dizide Münir Özkul, Erol Günaydın, Ayla Algan ve Suna Selen ile birlikte rol aldı.

Cevat Kurtuluş, 6 Eylül 1992 tarihinde İstanbul’da 70 yaşında kalp krizi sonucunda ölmüştür.

Filmleri ve Dizileri :
Oyuncu:
1994 – Karanlık Sular (Pavyon Görevlisi) (Sinema Filmi)
1991 – Herşey Kocam İçin (Selim) (Sinema Filmi)
1991 – Bir Ömrün Bedeli (TV Dizisi)
1990 – Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni (Kendisi) (Sinema Filmi)
1990 – Aşağı Köylü Memo -1 (Sinema Filmi)
1989 – Hiçbir Gece (Konuk Oyuncu) (Sinema Filmi)
1988 – Sevince (Sinema Filmi)
1987 – Şans Çocuğu (Video)
1986 – Sülün Osman (Sinema Filmi)
1986 – Melek Hanım’ın Fendi (Video) 1986
1986 – Mavi Muammer 3 / Ölürsün Gülme… (Video) 1986
1986 – Izdıraplı Kullar (Video) 1986
1986 – Canım Sevgilim (Sinema Filmi) 1986
1986 – Biraz Neşe Biraz Keder ( ) (Sinema Filmi) 1986
1986 – Belalı Kaynana / Kaynanam Tati… (Video) 1986
1985 – Sevgi Damlacıkları (Sinema Filmi)
1985 – Mavi Muammer 2 / Silahtan Ödüm… (Video) 1985
1985 – Mavi Muammer (Video) 1985
1985 – Köşeyi Dönenler (Sinema Filmi) 1985
1985 – Hodja fra Pjort (Sinema Filmi) 1985
1984 – Üşütük (Kendini Pilot Zanneden Deli) (Sinema Filmi)
1984 – Karımı Gördünüz mü? (Sinema Filmi) 1984
1984 – Gırgıriyede Büyük Seçim (Pastacı) (Sinema Filmi) 1984
1982 – Görgüsüzler (Bakkal Hasan) (Sinema Filmi)
1982 – Buyurun Cümbüşe (Kont Ahmet) (Sinema Filmi) 1982
1980 – Akıllı Deliler (Sinema Filmi)
1978 – Zeynel İle Veysel (Kazıkçı Michel Efendi) (Sinema Filmi)
1978 – Vahşi Gelin (Sinema Filmi) 1978
1977 – Sarhoş (Sinema Filmi)
1977 – Gülünüz Güldürünüz (Sinema Filmi) 1977
1977 – Bizim Kız (Muhtar Murtaza) (Sinema Filmi) 1977
1977 – Babanın Evlatları (Beşir’in Adamı) (Sinema Filmi) 1977
1977 – Aslan Bacanak (Berber Seyfi) (Sinema Filmi) 1977
1976 – Şoför Mehmet (Rıza) (Sinema Filmi)
1976 – Zühtü (I) (Sinema Filmi) 1976
1976 – Sıralardaki Heyecan (Öğretmen) (Sinema Filmi) 1976
1976 – Oldu Olacak (Doktor) (Sinema Filmi) 1976
1976 – Ne Umduk Ne Bulduk (Rıza) (Sinema Filmi) 1976
1976 – Ne Alırsan İki Buçuk (Beybaba) (Sinema Filmi) 1976
1976 – Hamza Dalar Osman Çalar (Profesör) (Sinema Filmi) 1976
1976 – Evlilik Şirketi (Ahmet) (Sinema Filmi) 1976
1976 – Bulunmaz Uşak (Sinema Filmi) 1976
1976 – Bitmeyen Şarkı (Sinema Filmi) 1976
1976 – Analar Ölmez (Aşçı) (Sinema Filmi) 1976
1976 – Aman Karım Duymasın (Uşak) (Sinema Filmi) 1976
1975 – Şimdi Yavrum Şimdi (Sinema Filmi)
1975 – Çapkın Kızlar (Sinema Filmi) 1975
1975 – Vur Davula Tokmağı (Sinema Filmi) 1975
1975 – Tokmak Nuri (Konuk Oyuncu) (Sinema Filmi) 1975
1975 – Tatlı Cadının Maceraları (Garson) (Sinema Filmi) 1975
1975 – Tatlı Cadı (Sinema Filmi) 1975
1975 – Sevgili Halam (Cevat) (Sinema Filmi) 1975
1975 – Sefer Seferde (Sinema Filmi) 1975
1975 – Salak Bacılar (Dursun) (Sinema Filmi) 1975
1975 – Pembe Panter (Cafer’in Babası) (Sinema Filmi) 1975
1975 – Oh De Yavrum Oh De (Sinema Filmi) 1975
1975 – Minik Cadı (Kiralık Katil) (Sinema Filmi) 1975
1975 – Kuvvet Macunu (Sinema Filmi) 1975
1975 – Kazım’a Bak Kazım’a (Sinema Filmi) 1975
1975 – Kadınlar Hayır Derse (Sinema Filmi) 1975
1975 – Hem Seviş Hem Dövüş / Trafik C… (Sinema Filmi) 1975
1975 – Hayret 17 (kızıldereli doktor) (Sinema Filmi) 1975
1975 – Hababam Git Hababam Gel (Sinema Filmi) 1975
1975 – Gülşah (Uşak) (Sinema Filmi) 1975
1975 – Evcilik Oyunu (Cevat) (Sinema Filmi) 1975
1975 – Deli Deli Tepeli (Sinema Filmi) 1975
1975 – Bahtı Kara Yarim (Bakkal Murtaza) (Sinema Filmi) 1975
1975 – Alemin Keyfi Yerinde (Naci) (Sinema Filmi) 1975
1975 – Acele Koca Aranıyor (Ayakkabıcı) (Sinema Filmi) 1975
1974 – Şenlik Var / Bal Kız (Uşak Rıza) (Sinema Filmi)
1974 – İmparator (Sinema Filmi) 1974
1974 – Çam Sakızı (Rıza) (Sinema Filmi) 1974
1974 – Yumurcak / Veda (Sinema Filmi) 1974
1974 – Olmaz Böyle Şey (Şadi) (Sinema Filmi) 1974
1974 – Gel Gardaş Gel (İngiliz Mirasçı) (Sinema Filmi) 1974
1974 – Beş Tavuk Bir Horoz (Sinema Filmi) 1974
1974 – Atını Seven Kovboy (Şerif) (Sinema Filmi) 1974
1973 – Özleyiş (Aşçı) (Sinema Filmi)
1973 – Yeryüzünde Bir Melek (Şaban) (Sinema Filmi) 1973
1973 – Yedi Evlat İki Damat (Emrullah) (Sinema Filmi) 1973
1973 – Muhteşem Hırsız (Sinema Filmi) 1973
1973 – Kolsuz Kahramanın Kolu (Doktor) (Sinema Filmi) 1973
1973 – Kolsuz Kahramanın Kolu (Doktor) (Sinema Filmi) 1973
1973 – Hayat Bayram Olsa (Uşak Veli) (Sinema Filmi) 1973
1973 – Hamsi Nuri (Boks Hakemi) (Sinema Filmi) 1973
1973 – Bitirim Kardeşler (Seyit Abdullah’ın Adamı) (Sinema Filmi) 1973
1973 – Behçet Derler Adıma (Sinema Filmi) 1973
1972 – Üç Sevgili (Cevat) (Sinema Filmi)
1972 – Ölüme Köprü (Garson) (Sinema Filmi) 1972
1972 – Ver Allahım Ver (Tüfekli adam) (Sinema Filmi) 1972
1972 – Sezercik Aslan Parçası (Evin Uşağı) (Sinema Filmi) 1972
1972 – Elveda Meyhaneci (Uşak) (Sinema Filmi) 1972
1971 – İşte Deve İşte Hendek (Sinema Filmi)
1971 – Öldüren Yumruk (Deli) (Sinema Filmi) 1971
1971 – Yumurcağın Tatlı Rüyaları (Ahçıbaşı) (Sinema Filmi) 1971
1971 – Yedi Kocalı Hürmüz (Kolcu Başı (Gardiyan)) (Sinema Filmi) 1971
1971 – Vefasız (Emlakçı) (Sinema Filmi) 1971
1971 – Vahşi Çiçek (Sinema Filmi) 1971
1971 – Oyun Bitti (Kemancı) (Sinema Filmi) 1971
1971 – On Küçük Şeytan (Satılmış) (Sinema Filmi) 1971
1971 – Kezban Paris’te (Uşak Cevat) (Sinema Filmi) 1971
1971 – Keloğlan Ve Yedi Cüceler (Değirmenci) (Sinema Filmi) 1971
1971 – Keloğlan Aramızda (Garson) (Sinema Filmi) 1971
1971 – Gülüm, Dalım, Çiçeğim (İşadamı) (Sinema Filmi) 1971
1971 – Gönül Hırsızı (Dedektif/Şerlok Holmes Mümin) (Sinema Filmi) 1971
1971 – Fadime Cambazhane Gülü (Veli) (Sinema Filmi) 1971
1971 – Belanın Kralı (Cafer) (Sinema Filmi) 1971
1971 – Bebek Gibi Maşallah (Hapishane Müdürü) (Sinema Filmi) 1971
1971 – Ali Baba ve Kırk Haramiler (Hırsız) (Sinema Filmi) 1971
1970 – Öleceksek Ölelim (Sinema Filmi)
1970 – Yavrum (Şoför) (Sinema Filmi) 1970
1970 – Vur Okşa ve Öp (Sinema Filmi) 1970
1970 – Turist Ömer Yamyamlar Arasında (Defineci) (Sinema Filmi) 1970
1970 – Sürtük (Uşak) (Sinema Filmi) 1970
1970 – Seven Ne Yapmaz (Sinema Filmi) 1970
1970 – Küçük Hanımın Şoförü (Sait) (Sinema Filmi) 1970
1970 – Küçük Hanımefendi (Konuk Oyuncu) (Sinema Filmi) 1970
1970 – Kezban Roma’da (Uşak) (Sinema Filmi) 1970
1970 – Fıstık Gibi (Şakir) (Sinema Filmi) 1970
1970 – Fatoş Talihsiz Yavru (Sinema Filmi) 1970
1970 – Fadime (Soyguncu) (Sinema Filmi) 1970
1970 – Cafer Bey (Uşak) (Sinema Filmi) 1970
1970 – Arım, Balım, Peteğim (Abuzittin) (Sinema Filmi) 1970
1969 – Sen Bir Meleksin (Uşak Cevat) (Sinema Filmi)
1969 – Mezarımı Taştan Oyun (Kapıcı) (Sinema Filmi) 1969
1969 – Kızım Ve Ben (Uşak) (Sinema Filmi) 1969
1969 – Kınalı Yapıncak (Nikah Memuru) (Sinema Filmi) 1969
1969 – Kalbimin Sahibi (Davetli) (Sinema Filmi) 1969
1969 – Gelin Ayşem (Bekçi Himmet) (Sinema Filmi) 1969
1969 – Fakir Kızı Leyla (Partideki Adam) (Sinema Filmi) 1969
1969 – Boş Çerçeve (Osman Bey’in Sağ Kolu) (Sinema Filmi) 1969
1969 – Aşk Yarışı (Sinema Filmi) 1969
1969 – Ayşecik’le Ömercik (Cüzdanı çalınan adam) (Sinema Filmi) 1969
1969 – Acı İle Karışık (Rıza) (Sinema Filmi) 1969
1968 – Yaratılan Kadın (Sinema Filmi)
1968 – Köroğlu (Nöbetçi) (Sinema Filmi) 1968
1968 – Kahveci Güzeli (Herr Rudolf) (Sinema Filmi) 1968
1967 – Şaşkın Hafiye Killing’e Karşı (Sinema Filmi)
1967 – Ölümsüz Kadın (Sinema Filmi) 1967
1967 – Nemli Gözler (Sinema Filmi) 1967
1967 – Fantoma İstanbul’da Buluşalım (Sinema Filmi) 1967
1967 – Ağlayan Kadın (Sahte Nikâh Memuru) (Sinema Filmi) 1967
1966 – İki Yabancı (Sinema Filmi)
1966 – Çıtkırıldım (Kazık Hayri Bey) (Sinema Filmi) 1966
1966 – Turist Ömer Almanya’da (Sinema Filmi) 1966
1966 – Karanlıklar Meleği (Uşak Osman) (Sinema Filmi) 1966
1966 – Eli Maşalı (Tevfik) (Sinema Filmi) 1966
1966 – Avare Kız (Uşak) (Sinema Filmi) 1966
1966 – At Avrat Silah (Berber) (Sinema Filmi) 1966
1965 – Şepkemin Altındayım (Teknik Direktör) (Sinema Filmi)
1965 – Şeker Gibi Kızlar (Garson) (Sinema Filmi) 1965
1965 – Kumarbaz (Sinema Filmi) 1965
1965 – Hacı Baba (Sinema Filmi) 1965
1965 – Ava Giden Avlanır (Cambaz Basri) (Sinema Filmi) 1965
1964 – Tophaneli Osman (Aşçı Rıza) (Sinema Filmi)
1964 – Son Tren (Hakkı) (Sinema Filmi) 1964
1964 – Fıstık Gibi Maşallah (Grup Şefinin Yardımcısı) (Sinema Filmi) 1964
1964 – Evcilik Oyunu (Otel Çalışanı) (Sinema Filmi) 1964
1964 – Bana Derler Külhanlı (Kahveci Cemal) (Sinema Filmi) 1964
1964 – Ayşecik Çıtı Pıtı Kız (Sinema Filmi) 1964
1964 – Anasının Kuzusu (Rafet) (Sinema Filmi) 1964
1964 – Afilli Delikanlılar (Meyhaneci Agop) (Sinema Filmi) 1964
1963 – Şıpsevdi (İzzet) (Sinema Filmi)
1963 – İki Kocalı Kadın (Komiser Cevat ) (Sinema Filmi) 1963
1963 – Tatlı Sert (Sinema Filmi) 1963
1963 – Küçük Beyin Kısmeti (Mağaza Müdürü) (Sinema Filmi) 1963
1963 – Helal Olsun Ali Abi (Komedyen Rıza) (Sinema Filmi) 1963
1963 – Ayşecik Fakir Prenses (Sinema Filmi) 1963
1962 – Şeytan Bunun Neresinde (Sinema Filmi)
1962 – Zorlu Damat (Bülent) (Sinema Filmi) 1962
1962 – Kelle Koltukta (Sinema Filmi) 1962
1962 – Gol Kralı Cafer (Kahveci Rıza) (Sinema Filmi) 1962
1962 – Cafer Çocuk Hırsızı (Rıza) (Sinema Filmi) 1962
1962 – Ağlama Sevgilim (Musa) (Sinema Filmi) 1962
1962 – Ayşecik Ateş Parçası (Sinema Filmi) 1962
1960 – Yak Bir Sigara (Sinema Filmi)
1960 – Suçlu (Sinema Filmi) 1960
1947 – Kerim’in Çilesi (Sinema Filmi)

Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Scott Fitzgerald kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Muhteşem Gatsby ve Benjamin Button’ın Tuhaf Hikâyesi’nin yazarıdır. 20. yüzyılın en büyük Amerikalı yazarlarından biri olarak kabul edilmektedir.

Scott Fitzgerald, 24 Eylül 1896 tarihinde Minnesota, ABD’de doğmuştur. Tam adı Francis Scott Key Fitzgerald’dır. Babası Edward Fitzgerald, annesi Mary Fitzgerald’dı. Ocak 1901 ve Eylül 1903 arasında New York eyaletinin Syracuse şehirinde yaşayan aile 1903 yılında babasının Procter & Gamble için çalıştığı New York eyaletinin Buffalo şehirine taşındı. 10 yıl da burada yaşadılar. Buffalo şehirinde iki Katolik okuluna gitti. 1903–1904 yıllarında Kutsal Melekler Manastırı, 1905–1908 yıllarında Nardin Akademisi. 1908 yılında babası Procter & Gamble’dan kovuldu ve aile Minnesota’ya döndü. Scott Fitzgerald, Minnesota’da 1908’den 1911’e kadar St. Paul’daki St. Paul Akademisi’ne katıldı. 1913 yılında Hackensack, New Jersey lisesinden mezun oldu.

aslennereli.com

Scott Fitzgerald, üniversite için Princeton’a gittiğinde sosyeteye yeni katılan Ginevra King ile tanıştı. Ginevra King daha sonra Scott Fitzgerald’ın romanları ve kısa öykülerindeki çeşitli karakterlere, özellikle de The Great Gatsby‘deki Daisy Buchanan karakterine ilham kaynağı oldu. Scott Fitzgerald, Ginevra King ile 1915’ten 1917’ye kadar romantik bir aşk yaşadı.

New Jersey’de Princeton Üniversitesi‘nde başladığı öğrenimini tamamlayamadan 1917 yılında askere gitmek için okuldan ayrıldı. I. Dünya Savaşı‘na katıldı. Teğmen rütbesi ile Montgomery, Alabama yakınlarındaki Sheridan Kampında görevlendirildi. 1918 yılında 45.ve 67. Piyade Alaylarında hizmet eden Fitzgerald, yerel bir şehir kulübünde Zelda Sayre ile karşılaştı. Montgomery sosyetesinin “altın kız”ı ile tanıştı ve aşık oldu.

Scott Fitzgerald, birliği ile birlikte Long Island’da Kamp Mills’e atandı ve oradayken, savaş sona erdi. Ancak Scott ve Zelda’nın ilişkisi mektuplarla devam etti.

14 Şubat 1919’da askerden terhis olan ve New York‘a taşınan Scott Fitzgerald, I. Dünya Savaşı‘ndan sonra yaşamını idame ettirmek için gazete ve reklam ajanslarında çalıştı. Scott Fitzgerald, ilk romanını “Cennetin Bu Yanı” yazarken Zelda’nın mektuplarından, konuşmalarından hatta günlüğünden bile yararlandı. New York‘ta olduğu bu dönemde sık sık Zelda’ya yazdı ve Mart 1920’de Zelda’ya annesinin yüzüğünü gönderdi. İkili böylece nişanlandı.

1920 yılında “Cennetin Bu Yanı” adlı romanıyla adını duyurmaya başlayan Scott Fitzgerald’in diğer yazarlardan ayrılan özelliği, kendi içinde iki karşıt görüşü veya duyguyu aynı anda barındırabilmesiydi.

1920’li yıllarda Avrupa‘yı sık sık ziyaret etti, yazar Ernest Hemingway‘den etkilendi.

Scott Fitzgerald, eşi ile birlikte Nisan 1924’te Paris‘e yerleşti. 1924 yılının sonlarında Roma’ya taşındılar. “The Great Gatsby”yi yazmaya başladı. İtalya‘da kışı geçirdikten sonra, 1925 yılı baharında Fransa‘ya döndüler ve 1926’ya kadar Paris ve Fransız Rivierası’nda yaşadılar.

1926 yılında United Artists firması için senaryo yazmak maksadıyla Hollywood‘a taşınması için davet edildi. Ocak 1927’de stüdyoya ait bir bungalova taşındı. Kısa süre sonra 17 yaşındaki yıldız Lois Moran ile tanıştı ve bir ilişkiye başladı. Lois Moran, Scott Fitzgerald için geçici bir ilham perisi haline geldi ve Tender is the Night’ın ana karakterlerinden biri olan Rosemary Hoyt, daha önceki taslaklarda erkek olan Rosemary Hoyt’u onu yakından yansıtmak için yeniden yazdı. Hollywood‘a gelmeleri evlilik sorunlarını daha da kötüleştirdi ve iki ay sonra Hollywood‘dan ayrıldılar.

Daha sonra 1929’a kadar Wilmington, Delaware yakınlarındaki bir malikâne olan “Ellerslie” yi kiraladılar . Fitzgerald dördüncü romanı üzerinde çalışmaya devam etmeye çalıştı, ancak bu noktada Zelda’nın davranışları gittikçe düzensiz hale geldikçe aşırı bir akıl hastalığı olduğu ortaya çıktı. 1930’da şizofreni teşhisi kondu

1930 yılında eşinin bir akıl kliniğinde tedavi gördüğü İsviçre‘ye gittiler . Eylül 1931’de Amerika‘ya döndüler. Eşi Zelda Sayre Şubat 1932’de Maryland, Baltimore’daki Johns Hopkins Üniversitesi Phipps Kliniğinde hastaneye kaldırıldı.

Scott Fitzgerald, yazdığı romanların pek çoğunda Zelda ile evliliğini konu edindi ve Zelda’nın günlüklerini, romanlarının kurgusu için bazen intihal sayılabilecek kadar çok alıntıladı.

1925 yılında yazdığı üçüncü romanı “The Great Gatsby” de Zelda ile şöhrete kavuşmasından ve ilişkisinden ilham aldı.

Yazdığı romanlarıyla kazancı artmaya başladı ve eğlence hayatına kendisini kaptırdı ve sağlığı bozuldu. Zamanla şöhretini kaybeden Fitzgerald, ruhsal bunalım içinde ve hayata küskün olarak Hollywood‘da hayata veda etti.

Scott Fitzgerald, yaşamı boyunca dört roman, dört kısa öykü koleksiyonu ve 164 kısa öykü yayınladı.

Scott Fitzgerald, 3 Nisan 1920 tarihinde Zelda Sayre ile evlendi. 26 Ekim 1921 tarihinde Frances Scottie adında bir kız çocukları oldu.

1922 yılında 11 kısa öyküden oluşan Tales of the Jazz Age’i yayınladı.

Benjamin Button’ın Tuhaf Hikâyesi” adlı kısa öyküsü İlk olarak 27 Mayıs 1922’de Collier’s Magazine’de James Montgomery Flagg’ın kapağı ve illüstrasyonlarıyla yayınlandı. Daha sonra Tales of the Jazz Age kitabında antolojiye alındı. “Benjamin Button’ın Tuhaf Hikâyesi” adlı öyküsü sonra 2008 yılında aynı adı taşıyan filme yönetmen David Fincher tarafından başrollerinde Brad Pitt, Cate Blanchett ve Tilda Swinton, Elle Fanning oynayarak çekildi.

Eşi Zelda Sayre’nın zihinsel rahatsızlıkları için onu 1936 yılında Kuzey Carolina’daki Asheville’de Highland Hastanesine yerleştirdi. Kendisi de 1937 yılında haftada 1.000 dolarlık bir iş için Hollywood‘a MGM stüdyolarına gitti. Scott Fitzgerald, bu dönemde sinema yazarı Sheilah Graham ile 14 Temmuz 1937–1940 arasında birlikte oldu. 1938’den sonra bir daha yüz yüze görüşmeyen Zelda ve Scott, iletişimlerini ilişkilerinin ilk yıllarındaki gibi mektuplarla sürdürdü.

Scott Fitzgerald, yaşamının son yıllarında azalan popülaritesi nedeniyle maddi zorluklarla karşı karşıya kalınca senaryo yazıp geçimin sağlamak için Hollywood’a taşındı. 1939’da MGM sözleşmeyi feshetti ve Fitzgerald serbest senaryo yazarı oldu.

Scott Fitzgerald, 1933’ten 1937’ye kadar 8 kez alkolizm nedeniyle hastaneye kaldırıldı ve birkaç kez tutuklandı.

Scott Fitzgerald, alkolizmle uzun bir mücadelenin ardından 21 Aralık 1940 tarihinde Hollywood, Los Angeles, ABD’de 44 yaşında kalp krizinden ölmüştür.

Kitaplarından bazıları :

1920 – This Side of Paradise (Cennetin Bu Yanı)
1922 – The Beautiful and Damned (Güzel ve Lanetlenmiş)
1922 – Tales of the Jazz Age (Caz Çağı Masalları)
1922 – The Diamond as the Ritz
1922 – Winter Dreams
1925 – The Great Gatsby (Muhteşem Gatsby)
1931 – Babylon Revisited
1934 – Tender is the Night (Geceler Tatlıdır)
1936 – The Crack-up (Delirmek)(Kısa Hikâye)
1940 – The Love of the Last Tycoon (Son Düş)
1921 – The Curious Case of Benjamin Button (Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi)
1941 – The Last Tycoon (Son Patron) (Ölümünden sonra Edmund Wilson tarafından tamamlandı)
1936 – The Crack-up (Delirmek)(Kısa Hikâye)

Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Muhittin Üstündağ kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Muhittin Üstündağ, Erken Cumhuriyet Döneminde İstanbul Valiliği, Belediye Reisliği ve Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanlığı yapmış önemli bir bürokrat ve devlet adamıdır.

Muhittin Üstündağ, 20 Ekim 1884 tarihinde Osmanlı toprağı olan Sakız adasında doğmuştur. Tam adı Muhittin Memduh Üstündağ’dır. Babası İmroz (Gökçeada) Kaymakamı Hayri Bey, annesi Cemile Hanımdır. Kardeşi, Ekrem Hayri Üstündağ Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı yapmıştır. Mülkiye Kaymakamı olan babası Hayri Bey’e Sultan Abdülhamit II döneminde İmroz Kaymakamlığı görevindeki hüsn-i hizmetlerinden dolayı 4. dereceden Mecidiye Nişanı verilmiştir. Muhittin Üstündağ, ilkokula İstanbul’da bulunan iptidai mektepte dini ve ilmi eğitimini alarak başladı. 14 Ekim 1902 tarihinde İstanbul Mülkiye İdadisinden mezun oldu. Ardından Darülfünun (İstanbul Üniversitesi) Hukuk Fakültesinde eğitimini tamamlayarak 13 Eylül 1909 tarihinde mezun oldu.

Rumca ve Fransızca dillerini bilen Muhittin Üstündağ, 1905 yılında kamu hizmetine başladı. 1912 yılında Milas’ta görev yaptığı sırada Müşerref isimli bir hanım ile evlendi. Bu evliliğinden Metin (d. 1920) ve Mehmet Üstün (d. 1925) adlarında iki erkek ve Günseli adında bir kız olmak üzere üç çocuğu olmuştur. Kızı Günseli, II. Dünya Savaşı yıllarında İtalya’da bir kaza sonucu vefat etmiştir. Muhittin Bey, milletvekili olmadan önce eşi Müşerref Hanımdan boşanmıştır. Emeklilik döneminde ise, Ülviye adında bir hanım ile ikinci evliliğini yapmıştır. 1920 doğumlu olan büyük oğlu Metin, uzun yıllar İsviçre’de yaşamış 2010 yılında 90 yaşında iken hayatını kaybetmiştir. 1925 doğumlu olan küçük oğlu Mehmet Üstün ise, 1974 yılında dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in Özel Müşavirliğini yürütmüş ve 2012 yılında 87 yaşında iken vefat etmiştir.

Muhittin Üstündağ, 1905 yılının nisan ayında henüz 21 yaşında iken Muğla Dâhiliye Nezareti Evrak ve Muamelât Komisyonu Kalemi Mülâzımlığı ile devlet hizmetine başladı. İlk memuriyetinde 4 yılı aşkın bir süre görev yaptıktan sonra Haziran 1909’da vazifesinden ayrılmıştır.

22 Aralık 1909 tarihinde, Adliye Nezareti’nin Aydın Vilayeti Fethiye Bidayet Mahkemesi’ne Müddei Umumi Muavinliği görevine atanmış ve 21 Ocak 1910-30 Eylül 1910 tarihleri arasında vazifesini icra etmiştir.

22 Eylül 1910 tarihli atama kararıyla Aydın Vilayeti Milas Kazası Bidayet Mahkemesi Müddei Umumi Muavinliği görevine atanan Muhittin Bey, bu görevini de 12 Ekim 1910-15 Ekim 1913 tarihleri arasında sürdürmüştür. Dört yıl evrak memurluğu, ardından dört yıl da savcı vekili olarak görev yaptığı sekiz yıldan sonra Beyoğlu Sancağı Arnavutköy Polis Merkezi Memurluğu görevine tayin edilmiştir. bu görevi 30 Ekim 1913-29 Temmuz 1915 tarihleri arasında yapmıştır.

28 Temmuz 1915 tarihli atama kararıyla İstanbul Şehremaneti Müfettişliğine getirilen Muhittin Bey, bu vazifesinde, ileride uzun yıllar görev yapacağı şehremaneti teşkilatını yakından tanıma fırsatı bulmuş ve bu görevinde üç yıl hizmet etmiştir.

12 Mart 1918’de Üsküdar Belediye Dairesi Müdürlüğü görevine atanmıştır. Görevi sırasında sık sık sağlık sorunları yaşadıktan sonra üç ay izne ayrılmış ardından izninin üç ay daha uzatılmasını talep etmiştir. 22 Ekim 1918 tarihinde izni tekrar uzatılmış ardından 3 Nisan 1919 tarihinde hiçbir sebep gösterilmeksizin görevinden azledilmiştir.

Kısa bir süre boşta kalan Muhittin Üstündağ, 24 Nisan 1919 tarihinde Merkez Emanet Müfettişliği görevine tayin edilmiş ve bu görevi 12 Haziran 1923 tarihine kadar sürdürmüştür. Bu görevi süresi esnasında Anadolu Hisarı Belediye Müdürlüğü ve umumi müfettişlik görevlerini de vekâleten yürütmüştür.

Ardından 12 Haziran 1923-19 Şubat 1924 tarihleri arasında İstanbul Şehremaneti Umumi Müfettişliği görevini üstlenen Muhittin Üstündağ, 15 Şubat 1924 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci Emniyet Genel Müdürü olarak tayin edilmiştir. Bu görevi esnasında Halife II. Abdülmecid Efendi’nin İstanbul’dan yurt dışına çıkarılmasında bizzat rol oynamıştır.

Muhittin Üstündağ, 1 yıl 4 ay boyunca görev yaptığı Emniyet Genel Müdürlüğünden sağlık sorunlarını gerekçe göstererek 29 Haziran 1925 tarihinde istifa etti. Bakanlar Kurulu tarafından istifası kabul edildi ve 2 Temmuz 1925 tarihinde görevinden ayrıldı. Bir süre kamu hizmetinden uzak kalan Muhittin Bey, Cumhuriyet Halk Fırkası Trakya Umumi Müfettişi olarak görev yaptı.

Muhittin Üstündağ, 27 Ocak 1926 tarihinde İstanbul Şehreminliğine (Belediye Başkanı) atandı. Bu görevinin yanı sıra 14 Temmuz 1928 tarihinden itibaren İstanbul Valisi olarak görev yaptı. 1930 yılında uygulamaya konulan Cumhuriyet tarihinin ilk belediyeler kanunu ile İstanbul özelinde vilayet ve emanet idareleri birleştirilmiş ve bu tarihten itibaren vali ve belediye reisi olarak 29 Kasım 1938 tarihine kadar görevini sürdürmüştür.

Görev süresi inkılâpların doğma ve gelişme dönemi olarak değerlendirilebilecek olan Muhittin Üstündağ, tek parti yönetiminin İstanbul Valisi olarak Atatürk’e ve inkılâplara bağlı bir duruş sergilemiştir. Ancak Atatürk’ün ölümünün hemen ardından önce görevden alınmış, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü tarafından 29 Kasım 1938 tarihinde merkeze çekilmiş ve kısa bir süre sonra da 16 Şubat 1939 tarihinde emekliye sevk edilmiştir. Yerine Lütfi Kırdar atanmıştır.

8 Mart 1943 – 14 Haziran 1946 tarihleri arasında CHP’den TBMM VII. Dönem İstanbul Milletvekiliği yapmıştır.

Muhittin Üstündağ, 23 Şubat 1924 – 29 Haziran 1925 tarihleri arasında Emniyet Genel Müdürü iken İstanbul Valiliği’ne atandıktan kısa bir süre sonra Özel İdare ile Belediye birleştirildiğinden, Şehreminliği (Belediye Başkanı) görevi de kendisine verildi.

Muhittin Üstündağ, 14 Temmuz 1928 – 4 Aralık 1938 tarihleri arasında İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı olarak görev yapmıştır.

İstanbul’a Şehir Tiyatroları’nı kazandıran Muhittin Üstündağ, İstanbul Belediye Konservatuarı’nın da kurucusu olup 23 Kasım 1935 tarihinde ilk mezunlara diplomalarını takdim etmiştir.

Şehrin imar planının hazırlanmasına önayak oldu. Mustafa Kemal ATATÜRK‘ün özel davetiyle Türkiye‘ye gelen Fransız mimar Henri Prost, Muhittin Üstündağ döneminde 15 Mayıs 1936 – 27 Aralık 1950 tarihleri arasında İstanbul‘un nazım planını hazırladı.

Atatürk Köprüsü’nü yaptırdı. Eminönü Meydanı’nda geniş ölçüde istimlaklere girişti ve meydanı tanzim ettirdi. İstanbul’da ilkokul seferberliğine de ilk başlayan Muhittin Üstündağ olmuştur. Ayrıca onun gayretiyle yaptırılan çeşitli yollar günümüzde hâlen kullanılmaktadır.

Muhittin Üstündağ, evli idi ve 3 çocuğu vardı.

Muhittin Üstündağ, 30 Nisan 1953 tarihinde İstanbul’da Nişantaşı’ndaki evinde kalp krizi geçirerek 69 yaşında ölmüştür.
Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Fesa Bey kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

İlk Türk hava pilotu. THY’nın ilk Genel Müdürü

Fesa Bey, 1878 yılında İstanbul‘da Gedikpaşa semtinde doğmuştur. Tam adı Mehmet Fesa Evrensev’dir. Galatasaray Lisesi‘nden mezun olduktan sonra Harp Okulu’na girerek, 1899 yılında Süvari Teğmeni olarak mezun oldu. Süvari Dairesinde hizmette bulunduğu sırada zamanın meşhur Bekirağa Bölüğünde 97 gün hapis yattı ve Erzincan‘a sürgüne gönderildi. 1908 yılında Meşrutiyetin ilanından sonra tekrar İstanbul‘a alındı ve Süvari Bölük Komutanlığı görevine getirildi.

Fesa Bey, yüzbaşı iken 1911 yılında pilot olmak için yapılan sınavı birincilikle kazandı ve Fransa‘ya uçuş eğitimi almak için gönderildi. 1912 yılında yurda döndüğünde Türk Silahlı Kuvvetlerinin 1 no’lu uçuş brövesi kendisine verildi, ardından, Balkan Savaşı‘nda bir takım uçuş görevleri sırasında filo komutanlığı da yaptı.

I. Dünya Savaşı sırasında, Kafkas Cephesi’nde görevlendirildi. Kafkasya’ya giderken Karadeniz’de, Amasra açıklarında bindiği gemi Rusların saldırısına uğradı. Batırılan gemide bulunanların tamamı Ruslar tarafından esir alındı. Sibirya’da yaklaşık beş yıl Sekiz ay süren esaret hayatından kaçarak kurtuldu ve 1920 Haziran ayında yurda döndü. Türk Kurtuluş Savaşı‘na katıldı ve Doğu Cephesi’nde, Büyük Taarruz’dan önce de Batı Cephesi’nde görevlendirildi.

Fesa Bey, daha sonra İzmir‘deki Hava Okulu’na öğretmen olarak atandı. 1925 Kasım ayında 47 yaşında ve binbaşı rütbesinde iken kendi arzusu ile emekli oldu.

1933 yılında Türkiye’nin ilk hava taşımacılığı teşkilatı olan Hava Yolları Devlet İşletme İdaresi’ne yönetici olarak atandı. Bir yıl sonra da Türk Hava Kurumu’nda görevlendirildi.

Fesa Bey, 9 Nisan 1951 tarihinde İstanbul‘da 73 yaşında ölmüştür. Mezarı Karaca Ahmet Mezarlığı’ndadır.

Fesa Bey‘in 26 Nisan 1912 tarihinde Türkiye semalarındaki ilk uçuşunu gerçekleştirdiği gün “Türkiye Pilotlar Günü” olarak kutlanmaktaydı. 2013 yılı Uluslararası Havayolu Pilotları Dernekleri Federasyonu (IFALPA) Olağan Kongresinde Türkiye Havayolu Pilotları Derneği (TALPA)’nin yaptığı teklif uygun görüldü ve 2014 yılından itibaren 26 Nisanda küresel düzeyde “Dünya Pilotlar Günü” olarak kutlanılması kararı alınmıştır. Dolayısıyla “Dünya Pilotlar Günü, ilk kez 2014 yılında öneri sahibi ülke sıfatı ile TALPA’nın ev sahipliğinde İstanbul’da kutlanmıştır.
Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Jodie Foster kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

İlk kez 14 yaşında iken rol aldığı “Taxi Driver” adlı film ile çıkış yapan, ardından “Kuzuların Sessizliği” ve “Sanık” adlı filmleriyle iki kez Oscar kazanmış Amerikalı oyuncu.

aslennereli.com

Jodie Foster, 19 Kasım 1962‘de Kaliforniya’nın Los Angeles şehrinde doğdu. Gerçek adı Alicia Christian Foster olan oyuncu şov dünyasına küçük yaşta oynadığı reklam filmleriyle girdi. 3 yaşında okuma-yazma öğrenmiş, 8 yaşına geldiğinde ise yaklaşık 40 reklam filminde yer almıştı.

Foster, fakir bir aileden gelmekteydi. Babası, annesi ünlü oyuncuya hamile iken onları terkettiği için iki kardeşi ve annesi ile birlikte büyüdü. Çocukken güzel yüzü ile dikkatleri üstüne çekmiş ve oynadığı reklam filmleriyle daha 10 yaşına basmadan ailenin en çok para kazana üyesi haline gelmişti. İlk sinemaya girişi 1972 yılında “Napoleon and Samanta” adlı film ile oldu. Bundan bir yıl sonra “Tom Sawyer” adlı tv filminde rol aldı. Oyuncunun asıl çıkışını yaptığı film henüz 14 yaşında iken bir fahişeyi canlandırdığı yönetmenliğini Martin Scorsese‘nin yaptığı “Taxi Driver” adlı film ile oldu. Robert De Niro‘nun başrolünde yer ladığı bu film ile Oscar’a aday gösterildi.

Eğitimi için sinemaya ara verdi. Başarılı bir öğrencilik hayatı oldu. Liseyi birincilikle bitirdikten sonra 1985 yılında Yale Üniversitesi’nde edebiyat bölümünü derece ile bitirdi. Bu dönemde ortalama filmler yapan oyuncu daha sonra 1988 yılında Jonathan Kaplan’nın yönetmenliğini yaptığı “The Accused” (Sanık) filmi ile büyük bir dönüş yaptı. Bu filmdeki rolü ona ilk Oscar’ını kazandırdı.

1991 yılında başrolünü Anthony Hopkins ile paylaştığı filmi “The Silence of The Lambs” (Kuzuların Sessizliği) ile ikinci kez defa “En iyi Kadın Oyuncu” Oscar’ının almaya hak kazandı. Bu filmin hemen ardından ilk yönetmenlik denemesi olan “Little Man Tale”i çekti. 1992 yılında kendi prodüksiyon firması olan Egg Pictures’ı kuran Foster, aile yaşamını etkilediği gerekçesiyle 6 film çektikten sonra 2001 yılında firmayı devretti.

Jodie Foster’ı Oscar’a aday gösterilmesini sağlayan bir filmi de “Nell” oldu. Bu filmin hemen ardırdan 1997 yılında bir bilimkurgu filmi olan “Contact“(Mesaj) adlı filmde başrol oynadı. İki sene sonra başrolünü Chow Yun-fat ile paylaştığı bir edebiyat uyarlaması olan “Anna and The King” (Genç Kız ve Kral) adlı filmde yer aldı.

2002 yılında David Fincher‘ın yönetmenliğini yaptığı “Panic Room” (Panik Odası) adlı filmde rol alabilmek için Cannes Film Festivali’ndeki jüri üyeliğini bıraktı. 2006 yılında “Inside Man“, 2007 yılında yapımcılığını da üstlendiği “The Brave One” adlı filmlerle karşımıza çıktı.

Kickbox, yoga, karate ve aerobik gibi sporlara ilgi duyan ve akıcı bir Fransızcaya sahip olan Oscarlı oyuncu aynı zamanda Smith Koleji tarafından onursal derece ile ödüllendirildi. Ayrıca Empire Dergisi’nin “Film tarihinin en seksi yıldızı” listesine 45, yine aynı derginin “Tüm zamanların en iyi film yıldızı” listesine ise 18. sıradan seçildi. People Dergisi’nin oluşturduğu “En güzel 50 insan” listesinin içinde bulunmakta.

Jodie Foster, suni döllenme ile sahip olduğu Charles ve Christopher adında iki çocuğu vardır. Eşcinsel olan Jodie Foster 2014 yılında Alexandra Hedison ile evlendi.
Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Bar Refaeli kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

İsrailli dünyaca ünlü modeldir.

Bar Refaeli, 4 Haziran 1985 tarihinde Hod Hasharon, İsrail’de Yahudi bir aile olan Rafael ve Tzipi çiftinin kızı olarak doğmuştur. 1,75 boyunda olan Refaeli İsrail’in kırsal kesiminde ailesine ait bir at çiftliğinde büyüdü. 3 abisi vardır.

aslennereli.com

Bar Refaeli, modelliğe 8 aylık bebek iken başladı, reklam filmlerinde oynadı. Sonraları diş telleri takması gerektiğinden reklam yıldızlığına ara verdi. On beş yaşına geldiğinde ise profesyonel bir model olmuştu. Elle, Maxim, Cosmopolitan, Vogue gibi dergilerle çalıştı.

2000 ve 2001 yılında İsrail’de katıldığı bir güzellik yarışmasında “Yılın Modeli” ödülünü kazandı. Profesyonelliğe adım attıktan sonra ilk kez yurt dışına açıldığı Dim markasından sonra Vogue, Cosmopolitan, Elle ve Maxim gibi dünyaca ünlü dergilerin kapaklarını süsledi.

Bar Refaeli, Pilpel, Castro ve Victoria-s Secret, Hurley İnternational, Aqua Bendita gibi ünlü markaların kataloglarında yer aldı. 2009 yılında Sports Illustrated Swimsuit Issue kapak modeli oldu.

2006 yılında GQ İtalya’nın Mart sayısına kapak olan Bar Refaeli’nin kariyerindeki bir başka önemli nokta da 2009 yılında kapak modeli olduğu “Sports Illustrated Swimsuit” ile çalıştığı dönemdir.

Bar Refaeli, Elle, Maxim, Cosmopolitan, Vogue gibi oldukça ünlü dergilerde yer aldı ve Bonita de Mas, Victoria s Secret, Hurley International, Passionata, Pilpel, Agua Bendita gibi ünlü markaların yüzü oldu. Ayrıca Refaeli, 2009 yılında Sports Illustrated Swimsuit Issue’nin kapak modeli olmuştur.

İsrailli manken popülerliği sayesinde beyaz perde yapımcılarının da dikkatini çekmiş ve Him Bouzaglo’nun yönetmenliğini üstlendiği 2011 yapımı “The Session” filminde rol almıştır. Bu filmde Bar Refaeli, hastalarından birine karşı takıntılı bir hale gelen psikoloğun gerilim dolu öyküsünün anlatıldığı filmde sergilediği başarılı performansla bir kez daha dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştır.

Bar Refaeli, 2003 yılında Arik Weinstein ile evlendi. 2005 yılında boşandı. Kasım 2005 yılından itibaren 6 yıl sinema oyuncusu Leonardo Di Caprio ile nişanlandı ve 2011 yılı Mayıs ayında ayrıldılar. 24 Eylül 2015 tarihinde iş adamı Adi Ezra ile İsrail‘in Hayfa kentinde evlendi. Liv Ezra (d. 2016) ve Elle Ezra (d. 2017) adlarında 2 kızı ve 2020 doğumlu bir oğlu olmak üzere 3 çocuğu vardır.

2015 yılında “X Factor İsrail” adlı yarışmanın sunuculuğunu yaptı.

Ödülleri :
2013 – Viyana Moda Ödülü – Stil Icon

Filmleri ve Dizileri :
2013 – Kidon (Einav) (Sinema Filmi)
2011 – Session (Eden) (Sinema Filmi)
2008 – Eretz Nehederet (Duba’s roommate) (Tv. dizisi)
2005 – Pick Up (Noa Zuckerman) (Tv. dizisi)
1994 – Kofiko (Iris)(Tv. dizisi)

Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Ferit Melen kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Türk politikacı.

aslennereli.com

1906’da Van’da doğdu. İlk ve ortaokulu Van’da bitirip, 1928’de Bursa Erkek Lisesinden mezun oldu. Mülkiyeye girerek Temmuz 1931’de diploma aldı. 26 Ağustos 1931’de Bursa Maiyet memurluğunda devlet hizmetine girdi. 25 Ekim 1932’de Maliye Müfettiş Yardımcılığına atandı. 1 Ocak 1936’da Dördüncü Sınıf, 14 Temmuz 1939’da Üçüncü Sınıf, 26 Ocak 1940’ta İkinci Sınıf ve 28 Ocak 1943’te Birinci Sınıf Müfettişliğe terfi etti. Askerliğini asteğmen olarak 1 Mayıs 1940-27 Kasım 1941 tarihleri arasında yaptı. Bir yıl süre ile Fransa Maliye Bakanlığı Örgütünde inceleme yapmak üzere Paris’e gönderildi. 29 Kasım 1943’te Vasıtalı Vergiler Genel Müdürü oldu. 30 Haziran 1946’da Gelirler Genel Müdürlüğüne getirildi.

IX. Dönem seçimlerinde Van Milletvekilliğine seçildi, dönem sonunda yasama etkinliğine ara vererek serbest mali müşavirlik yaptı. 30 Eylül 1959’da emekliye ayrıldı. XI. Dönemde tekrar Van Milletvekili seçildi. 1961 Kurucu Meclisinde Van İli Temsilcisi olarak bulundu. IX. ve X. İNÖNÜ Kabinelerinde, Parlamento dışından, Maliye Bakanı olarak yer aldı. 7 Haziran 1964 – 14 Ekim 1979 tarihleri arasında Cumhuriyet Senatosu Van Üyeliği yaptı. 1968’de CHP’den istifa ederek Güven Partisi kurucuları arasında yer aldı. I. ve II. ERİM Hükümetlerinde 26 Mart 1971’den 22 Mayıs 1972 tarihine kadar Milli Savunma Bakanlığı görevinde bulundu. 22 Mayıs1972’de Başbakanlık görevini üstlendi. IV. Demirel Hükümetinde 31 Mart 1975’de tekrar Milli Savunma Bakanlığı görevine getirildi.12 Temmuz 1980’de Cumhurbaşkanınca, Cumhuriyet Senatosu Üyeliğine seçildi. Bu görevi 12 Eylül 1980’de sona erdi. 1983 Genel Seçimlerinde bir kez daha Van Milletvekili seçildi.

3 Eylül 1988’de Ankara’da vefat etti, Cebeci Asri Mezarlığında toprağa verildi.
Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Mert Baykal kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Mert Baykal, 29 Kasım 1979 tarihinde İstanbul’da doğmuştur. Tam adı Edip Mert Baykal’dır. Babası Levent Baykal, annesi Derya Baykal’dır. Bilgi Üniversitesi Sinema -TV Bölümü’nde 1 yıl okuduktan sonra ABD‘de George Mason Üniversitesi Sinema TV Bölümünde okuyarak mezun oldu. ABD’de 4 yıl kaldı. Tiyatro oyuncusu Oya İnci teyzesidir. Annesinin Ferhan Şensoy ile evliliğinden Neriman Derya Şensoy ve Müjgan Ferhan Şensoy adında iki kız kardeşi vardır.

aslennereli.com

ABD’de 4 yıl kalıp sinema prodüksiyon eğitimi aldıktan sonra İstanbul’da tönetmen Sinan Çetin‘in asistanlığını yapmaya başladı.

Mert Baykal’ın Zihin Açıklığı adlı bir film şirketi vardır.

2004 yılında yapımcılığını Sinan Çetin’in yaptığı senaryosunu Ferhan Şensoy’un yazdığı “Pardon” adlı sinema filminde Mert Baykal yönetmenlik yaparken oyuncular, Ferhan Şensoy, Rasim Öztekin, Bülent Kayabaş, Erol Günaydın, Zeki Alasya, Şahnaz Çakıralp, Sermiyan Midyat, Fatih Ürek gibi isimler oldu.

Mert Baykal, 5 Temmuz 2012 tarihinde Berna Parlak ile evlendi. Ali (d.2013) adında bir oğlu vardır.

Filmleri ve Dizileri :
Yönetmen :
2017 – Kardeşim Benim 2 (Sinema Filmi)
2017 – Fi Çi Pi (TV Dizisi)
2015 – Muhteşem Yüzyıl: Kösem (TV Dizisi)
2015 – Kardeşim Benim (Sinema Filmi)
2013 – Muhteşem Yüzyıl 4. Sezon (TV Dizisi)
2006 – Ah Polis Olsam (TV Dizisi)
2004 – Pardon (Sinema Filmi)

Oyuncu :
2004 – Pardon (Diafondaki Nezaret Sorumlusu) (Sinema Filmi)
1991 – Varsayalım İsmail (TV Dizisi)
1990 – Soyut padisah (video)

Kurgu :
2004 – Pardon (Kurgu) (Sinema Filmi)

Yönetmen Ekibi :
2002 – Romantik (Yönetmen Yardımcısı) (Sinema Filmi)

Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Aristide Maillol kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Fransız heykeltıraşı Aristide Maillol’un önemli eserlerinin konularının hemen hepsi kadın vücudu şeklinde, “klasik” görüşün en önemli kabul ettiği kalıcı değişmez formlarda eserlerdi.

Aristide Maillol, 8 Aralık 1861 tarihinde Fransa‘nın güney-doğusunda Pirene Dağları kuzeylerinde Banyuls-sur-Mer’de doğmuştur. Tam adı Aristide Joseph Bonaventure Maillol’dır. Genç yaşlarda ressamlığa merak sardı. Lise eğitimini Perpignan’da “Francois Arago Lisesi”‘nde yaptı. 1881 yılında sanat eğitimi almak için Paris‘e gitti. Çeşitli güzel sanat akademilerine müracaat ettikten sonra 1885’te École des Beaux-Arts tarafından kabul edildi.

aslennereli.com

Aristide Maillol, bu akademide resim öğrenirken hocaları Jean-Leon Gerome ve Alexandre Cabanel idi. O yıllarda arkadaş olduğu Paul Gauguin, onu dekoratif sanatlara ilgilendirmeye başladı. Bu dekoratif sanatlara olan ilgisi onu dokuma duvar halısı hazırlama sanatına yönetti.

1893 yılında doğduğu kasaba olan Banyuls’ta bir dokuma duvar halısı atölyesi açtı. Bu atölye çok geçmeden çok yüksek teknik ve estetik nitelik gösteren eserler üretmesi ile ün yaptı. Bu sırada Aristide Malliol bu çok eski sanatı yeniden yaratmak için derin araştırma yapmaktaydı. Kullanmak istediği eski antik tabii boyaları bulmak için bir yerel eczacıdan sağladığı eski bir yazma kitap ile bir yerel bir şifalı bitki arayıcı biri ile birlikte dağları, yamaçları gezdi.

Bu şifalı bitki arayıcı genç kız (Clothilde Narcisse) ile çok geçmeden evlendi ve ilk çocukları Lucien doğdu. Dokuma duvar halı üretimi başarılı olmakla beraber daha çok uygulamalı ve ticarî bir uğraş olduğu için Aristide Mailliol’un sanat hevesini karşılayamamaktaydı. 1895 yılında küçük pişmiş toprak heykelcikler yapmaya başladı ve heykelciliğe merakı gittikçe arttı ve dokuma duvar halıcılığına odaklanmaktan ayrılmaya başladı. Evlenip çocukları olunca Aristide Mailiol ailesi ile Paris‘e geri döndü ve çalışmalarını heykelcilik üzerine odaklandı. Paul Gauguin ve George-Daniel de Monfreid ile “Nabiler” post-empresyonist akımına girdi ve heykeltıraş ve ünlü öğretmen Antoine Bourdelle‘in derslerine gitmeye başladı.

Bu etkiler altında klasik formda heykeller hazırlamaya başlayan Aristide Maillol’a 1899 yılında Rumen Prenses Bibescu çalışmalarına malî destek sağlamaya başladı. İlk büyük şahsi sergisini 15-30 Haziran 1902’de Paris‘te “Vollard Galerisi”‘nde yaptı. Daha sonra eserleri satılmaya başladı.

1902’den itibaren Kont Kessler ve 1909’da Rus koleksiyoncusu İvan Morozov mali destek sağlamaya başladı. 1905 yılında Paris‘te “Automn Lounge” sergilediği La Méditerranée (Akdeniz) heykeli büyük ilgi çekti. Kessler’e Le Désir (Arzu) ve Le Cycliste (Bisikletçi) heykellerini, Morozov’a Les Quatre saisons (Dört mevsim) eserlerini 1909’da sattı.

Hayatta iken Aristide Maillol’un en önemli eser sergileri 1913 yılında Hollanda‘da Rotterdam‘da; 1925 yılında Buffalo (ABD)de, 1933 yılında İsviçre‘de Basle’de retrospektif ve 1937 yılında büyük retrospektif sergi Paris‘te Maillol Petit Palais’te adı altında açılmıştır.

1939 yılında La Riviere (Nehir) adlı eserini bitirdikten sonra Eylül ayında memleketi Banyuls’a taşındı. 1940 yılında Harmonie adlı eserini burada hazırlamaya başladı ama bunu bitiremedi. 7 Eylül 1944 tarihinde bir fırtınalı günde ressam Raoul Dufy‘yi ziyaretten dönmekte iken yolcu olarak bindiği bir otomobil Banyuls’un birkaç km dışında yoldan çıkıp devrildi ve 83 yaşında olan Malliol bu kazada hayatını kaybetti. Mezarı bu kazanın olduğu yerdedir.

Aristide Maillol, 27 Eylül 1944 tarihinde Banyuls-sur-Mer, Fransa’da 83 yaşında trafik kazasında ölmüştür.

Aristide Maillol’un önemli eserlerinin konularının hemen hepsi kadın vücudu şeklinde, “klasik” görüşün en önemli kabul ettiği kalıcı değişmez formlarda eserlerdi.
Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Gertrude Stein kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Amerikalı deneysel yazar Gertrude Stein, Türkiye’de ve dünyada en çok Alice B.Toklas’ın Özyaşamöyküsü adıyla Metis Yayınları’ndan çıkan kitabıyla tanınır.

Gertrude Stein, 3 Şubat 1874 tarihinde ABD‘nin Pennsylvania eyaletinde, Allegheny’de doğmuştur. Almanya‘dan ABD‘ye göçmüş Yahudi kökenli bir ailenin beşinci ve sonuncu çocuğudur. Çocukluğunu Viyana ve Paris‘te geçirdi. Oakland Lisesinden mezun oldu. ABD, Massachusetts eyaletinin Cambridge şehrinde bulunan Harvard Üniversitesine bağlı sadece kız öğrencilerin gittiği Radcliffe Koleji’nde, felsefeci William James‘den psikoloji eğitimi alarak 1897 yılında mezun oldu. Ardından tıp eğitimi almak için, Maryland, Baltimore’daki Johns Hopkins Üniversitesi’ne 4 yıl devam etti. Fakat asıl ilgi alanının edebiyat olduğuna karar verdi.

aslennereli.com

Stein ailesinin çocukları çok özgürce yetişirler. Ayrıca müzik ve resimle dolu bir yaşam sürerler. Hem müzik hem resim dersleri alırlar ve sık sık resim sergilerine giderler. Gertrude Stein resim yapmayı hiç beceremez ama sergilerde gördüğü tablolar yavaş yavaş onda büyük bir resim tutkusu yaratır. Bir yandan da piyano çalmayı öğrenip klasik müzikle tanışır. Bu müzik eğitimi, yalnızca çocukluk yıllarını kapsasa da, yazarın ilerki yıllarda yazdığı roman, şiir ve oyunlardaki ritmik ses etkisinin yaratımında önemli bir rol oynayacaktır.

Gertrude Stein, 1903 yılında Paris’e taşındı. Gertrude Stein, erkek kardeşi Leo Stein ile birlikte Paris’te sanat galerisi açtı. Kardeşiyle birlikte keşfettiği Paul Cézanne, Henri Matisse, Georges Braque, Juan Gris, Pierre Auguste Renoir ve Pablo Picasso gibi yenilikçi ve Kübist ressamların tablolarını almaya başladı ve bu tablolar giderek Avrupa’nın en önemli resim koleksiyonlarından birini oluşturdu.

Pablo Picasso, Gertrude Stein ile tanıştıktan sonra iyi bir arkadaşı olan Gertrude Stein’ın 1906 yılında bir portre resmini yaptı.

Picasso, Gertrude Stein portresi- 1906. Bugün bu yapıt New York Metropolitan Müzesi’nde bulunmaktadır.

Bu arada yazın denemelerine girişen Gertrude Stein on dokuzuncu yüzyılın yazın geleneklerini yıkmayı hedefledi. Paris‘e yerleşir yerleşmez Quod Erat Demonstrandum adlı kısa bir roman yazdı. Bu roman ancak ölümünden sonra, 1951 yılında Things As They Are (Her Şey Olduğu Gibi) başlığıyla yayımlandı.

Gertrude Stein’ın hayatı süresince edebiyat ve sanat dünyasından avangard sanatçılarla ilişkileri oldu. Pablo Picasso, Ernest Hemingway, Ezra Pound, Carl Van Vechten, Henri Matisse, Sherwood Anderson, Scott Fitzgerald ve Francis Picabia gibi alanlarında kült olmuş isimler, eserlerini tamamladıktan sonra ilk Gertrude Stein’a danışırdı.

Gertrude Stein’ın bir yazar olarak tanınmaya başlaması 1909 yılında kendi girişimiyle New York‘ta yayımlattığı Three Lives (Üç Yaşam) adlı kitapla gerçekleşti.

Hayatının büyük kısmını Fransa‘da geçiren Gertrude Stein, ömrünün sonuna kadar evini sadece iki kişi ile paylaştı. 1874-1914 arasında erkek kardeşi Leo Stein ile 1906’den Gertrude Stein’ın 1946’daki ölümüne kadar da Amerikalı kadın yazar Alice B. Toklas ile birlikte yaşadı. ABD‘nin San Francisco şehirinde yaşayan yazar Alice B. Toklas 18 Nisan 1906 San Francisco depreminden beş ay sonra Paris‘e taşındı ve Gertrude Stein ile tanıştı. Ve Gertrude Stein’nin ölümüne kadar birlikte yaşadılar. Gertrude ve Alice’in lezbiyenlik ile karışık bir dostluğu olmuştur.

Evi kısa sürede dönemin ünlü ressam ve yazarlarının uğrak yeri oldu. İlk yapıtı olan Üç Yaşam (Three Lives) 1909’da yayımlandı; ardından kaleme aldığı Tender Buttons ile Paris’te yaşayan Amerikalı sanatçılar arasında bir edebiyat otoritesi haline geldi. O dönem, birçok sanatçıyı derinden etkiledi.

1922 yılında yayımlanan Geography and Plays (Coğrafya ve Oyunlar) ve 1906-1908 yıllarında yazılmasına karşın ancak 1925 yılında yayımlanan bin sayfalık romanı The Making of Americans’la (Amerikalıların Oluşumu) da tümüyle çizgidışı ve anlaşılmaz bir yazar olarak ünlendi ve kitaplarını yayımlatma konusunda hep güçlükle karşılaştı.

20. yüzyılın başlarında güzel sanatlar alanında meydana gelen yenilikçi eğilimleri edebiyata yansıtmayı ilke edindi. Düzyazıda var olan dil ve edebiyat kurallarını yıkarak, insana ve nesneye dolaysız yaklaşmayı amaçladı. Roman, eleştiri, şiir, oyun gibi çeşitli alanlarda farklı yapıtlar verdi.

İlerici politikanın liberal reformlarından hoşlanmayan Gertrude Stein için Sanayi Devrimi, istikrarı bozan, değerleri düşüren ve kültürel gerilemeyi tetikleyen olumsuz bir toplumsal güç hareketiydi. Kendi ülkesi Amerika’da ise 1929 borsa çöküşünden ‘New Deal’ adı verilen devletin kamusal harcamalarıyla ülkenin toparlanabilmesi paketine karşı çıkar. Amerika’nın bu dönemdeki başkanı Franklin Roosevelt’den hiç hoşlanmaz ve onun Avrupa’dan almış olduğu ‘refah devleti’ fikrini reddeder. İspanya İç Savaşı sırasında General Francisco Franco‘yu desteklediğini duyurdu. Nazi işgali altındaki Fransa‘da yaşayan bir Yahudi olmasına karşın Gertrude Stein, Vichy hükümeti başkanı Philippe Pétain ile işbirliği yaptı ve 75.000’den fazla Yahudiyi Nazi toplama kamplarına sürülmesine ön ayak oldu. Bunların sadece yüzde 3’ü Holokost‘tan sağ kurtulabildi

Gertrude Stein, 27 Temmuz 1946 tarihinde Fransa, Paris’de 72 yaşında Mide kanseri sebebiyle ölmüştür. Paris‘in Père-Lachaise Mezarlığına defnedilmiştir.

Kitapları :
1909 – Three Lives (Üç Yaşam)
1914 – Tender buttons: objects, food, rooms (Sevecen Düğmeler)
1922 – Geography and Plays (Coğrafya ve Oyunlar)
1925 – The Making of Americans (Amerikalıların Oluşumu)
1926 – Composition As Explanation (Açıklama Olarak Kompozisyon)
1928 – Four Saints in Three Acts
1933 – The Autobiography of Alice B. Toklas (Alice B. Toklas’ın Özyaşamöyküsü)
1933 – Stanzas in Meditation (Düşünce Dörtlükleri)(Şiir kitabı)
1935 – Lectures in America (Amerika’daki Konuşmalar)
1937 – Everybody’s Autobiography (Autobiography (Herkesin Özyaşamöyküsü)
1938 – Picasso
1938 – Doctor Faustus Lights the Lights
1939 – The World is Round
1940 – Paris France
1941 – Ida A Novel
1943 – Three Sisters Who Are Not Sisters
1945 – Wars I Have Seen (Gördüğüm Savaşlar)
1946 – Brewsie and Willie
1946 – The Mother of Us All (libretto: music by Virgil Thompson)
1951 – Things As They Are (Her Şey Olduğu Gibi) (Ölümünden sonra)

Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Henry Moore kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Henry Moore, İngiliz heykeltıraş. Taş ve tunçtan yaptığı soyut ama organik biçimli yapıtlarıyla, 20. yüzyılın önde gelen sanatçılarından biri olmuştur.

Henry Moore, 30 Temmuz 1898 tarihinde Castleford, İngiltere’de Mary Baker ile Raymond Spencer Moore çiftinin sekiz çocuğundan yedinci çocuğu olarak doğmuştur. Tam adı Henry Spencer Moore’dur. Castleford’da gittiği anaokulu ve ilkokulda kil modeller ve ağaç oyma üzerine çalışmaya başladı. On bir yaşında Michelangelo Buonarroti‘nun başarılarını duyduktan sonra heykeltıraş olmaya karar verdi.

aslennereli.com

Aynı yıl bir öğretmeni yeteneğini ve Orta Çağ heykeli üzerine ilgisini keşfetti ve Castleford Orta Okulu’nda burs almasını sağladı. Sanat öğretmeni, sanat bilgisinin gelişmesine yardımcı oldu ve onun cesaretlendirmesi ile sanat kariyeri yapmaya ve yerel sanat koleji burs sınavlarına çalışmaya başladı.

Önceden söz vermelerine rağmen Moore’un ebeveynleri heykeltıraş olarak eğitim almasına karşıydılar ve bunun kariyer gelişimi için çok iyi olmadığını düşünüyorlardı. Öğrenci olarak devam ettiği okula öğretmen oldu. On sekiz yaşına geldikten sonra Moore orduya çağrıldı. Galler Prensinin alayında en genç askerdi ve 1917‘de Cambrai Muharebesi’nde bir gaz saldırısında yaralandı. Hastanede iyileştikten sonra savaşın geri kalan bölümünü beden eğitimi öğretmeni olarak geçirdi. Çağdaşlarının aksine Moore’un savaş dönemi görece sorunsuz geçmiştir. Daha sonraları bu dönem hakkında şöyle söylemiştir: “Benim için savaş kahraman olmaya çalışmanın romantik belirsizliği içinde geçti.”

Birinci Dünya Savaşından sonra Moore, savaşa katılanlara verilen bir burs ile eğitimine devam etti ve 1919 yılında Leeds Sanat Okulu’nda (günümüzde Leeds Sanat Koleji) ilk heykel öğrencisi oldu ve okul onun için özel olarak bir heykel stüdyosu kurdu. Kolejde daha sonra tanınmış bir heykeltıraş olacak olan Barbara Hepworth ile tanıştı ve uzun sürecek olan bir dostluğun temeli atıldı. Moore, üniversitenin rektör yardımcısı Sir Michael Sadler’ın sahip olduğu birçok sanat eserine ulaşabiliyordu. 1921 yılında Moore, Londra‘da bulunan Kraliyet Sanat Koleji’nde okumak için bir burs kazandı. Arkadaşı Hepworth aynı okula bir yıl önce gitmişti. Londra’da iken Moore, Victoria ve Albert Müzesi ile British Museum’da bulunan koleksiyonları çalışarak primitif sanat ve heykel üzerine olan bilgisini genişletti.

Hem Moore’un hem de Hepworth’un ilk heykelleri standart romantik Viktorya dönemi tarzı izler ve doğal formları, manzaralar ile hayvanların figüratif modellerini içerir. Moore daha sonra klasik fikirlerden rahatsız olmuştur. Primitivizm ile olan tanışıklığı ve Constantin Brancusi, Jacob Epstein ile Frank Dobson gibi heykeltıraşların etkisiyle doğrudan oyma yöntemine yöneldi.

1924 yılında Moore altı aylık bir seyahat bursu kazandı ve Kuzey İtalya‘ya giderek Michelangelo Buonarroti, Giotto di Bondone, Giovanni Pisano ve diğer eski ustaların büyük eserlerini inceledi. Bu dönemde Paris‘i de ziyaret ederek Académie Colarossi’de zamanlı desen çizme kurslarına katıldı. Ayrıca Louvre’da Toltek-Maya heykel biçimi olan bir Chac Mool alçı modelini gördü. Yaslanmış bir figür olan bu heykel Moore’un eserlerini derinden etkileyecek ve heykellerinin ana motifi hâline gelecekti.

Henry Moore, Londra‘ya dönüşünden sonra Kraliyet Sanat Koleji’nde yedi yıllık bir öğretmenlik görevine başladı. Haftada iki gün çalışması istendiği için kendi çalışmalarına ayıracak zamanı oluyordu. İlk siparişi olan West Wind (Batı Rüzgârı) (1928–29), Londra Metrosu genel merkezinin duvarlarında yer alan sekiz “rüzgâr” rölyefinden birdir.

1931 yılında Londra‘daki Leicester Galerileri’nde bir sergi açtı. Yapıtlar heykelci Jacob Epstein tarafından büyük bir çoşkuyla sunulduysa da basından ağır eleştiriler aldı. Eleştiriler Kraliyet Sanat Yüksekokulu’ndaki görevinden ayrılmasına yol açtı.

Henry Moore, 1932 yılında Chelsea Sanat Okulunda açılması düşünülen Heykel Bölümünü kurmak üzere çalışmalara başladı. Sanatsal olarak Henry Moore, Hepworth ve Seven and Five Society’nin (Yedi ve Beş Topluluğu) diğer üyeleri kısmen Paris‘e yaptıkları seyahatler sırasında önde gelen progresif sanatçılar olan Pablo Picasso, George Braque, Jean Arp ve Alberto Giacometti ile olan temaslarının etkisiyle de düzenli bir şekilde daha çok soyut eser vermeye başladılar.

II. Dünya savaşı sırasında Henry Moore, savaş sanatçısı olarak orduya alındı ve hava akınları sırasında Londra Metrosu’nda uyuyan Londralılar’ı tasvir eden güçlü çizimler yaptı. Bu çizimler özellikle Amerika‘da olmak üzere Moore’un uluslararası ününün artmasına yardımcı olmuştur. 1940 yılında Hampstead’da bulunan evlerine bir şarapnel parçası isabet ettikten sonra Irina ile Londra dışına çıkarak Hertfordshire’da Much Hadham yakınlarında Perry Green köyünde Hoglands adında bir çiftlik evinde yaşamaya başladılar. Bu ev Moore’un ölene kadar kalacağı ev ve atölyesi olacaktı. Yaşamının daha sonraki dönemlerinde oldukça büyük bir zenginlik kazanmasına rağmen Moore hiçbir zaman daha büyük bir eve taşınma ihtiyacı hissetmedi. Kaldıkları ev, eklenen birkaç atölye dışında çok fazla değişmedi.

İkinci Dünya savaşından sonra birkaç anıtsal Aile Grupları (Londra, Tate gallery; New York, Modern Art müzesi, Stevenago, Berkeley School), Meryem ve Çocuk İsa (Northampton, Saint Matthew kilisesi) ve Ayakta Üç Kişi (Londra, Battersea park) adlı eserleri verdi. Bu eserler, savaşın iğrençliklerinden sonra insan figürünün kutsal yönünü ortaya koyan klasik tarzda görüntülerdir.

Ayrıca, hükümet tarafından görevlendirilerek alman bombalarının Londra’da meydana getirdiği hasarı tespit etmek için, belge niteliğinde suluboya resimler yaptı.

Taş ve tunçtan yaptığı soyut ama organik biçimli yapıtlarıyla, 20. yüzyılın önde gelen sanatçılarından biri olmuştur. Dünya üzerinde çeşitli yerlerde kamuya açık olarak sergilenen soyut anıtsal bronz heykelleri bulunmaktadır.

Kullandığı şekiller genellikle insan figürünün soyutlamasıdır ve çalışmalarında özellikle anne ile çocuk ve yaslanmış figürler kullanmıştır. Moore’un eserleri -1950’lerde aileleri resmeden heykeller yaptığı dönem hariç- sıklıkla kadın vücudunu işler. Şekilleri deliklidir ya da boş hacimler içerir. Birçok yorumcu yaslanmış figürlerinin dalgalı şekillerini doğum yeri olan Yorkshire’ın tepelerine benzetir.

Henry Moore, Temmuz 1929 yılında Kraliyet Sanat Koleji’nde resim öğrencisi olan Rus kökenli Irina Radetsky ile evlendi. Mary Moore (d.1946) adında bir kızı oldu.

Henry Moore, 1948 yılında Venedik Bienali’nde Uluslararası Heykel Ödülü kazandı.

Ancak 50 yaşından sonra uluslararası üne kavuşmuştur. İnanılmaz bir enerjisi olan sanatçı, 800 adet tahta, taş ve bronz heykel, 4000 çizim ve 500 baskı üretmiştir.

Yaşamının sonlarına doğru büyük ölçekli siparişleri tamamlaması sayesinde oldukça zengin olmuştur. Yine de sade bir yaşam sürmüş ve kazandığı paranın çoğu eğitimi ve sanatı destekleyen ve günümüzde de faaliyet gösteren 1972 yılında kurduğu Henry Moore Vakfı’na gitmiştir. Günümüzde Henry Moore Vakfı Leeds’te bulunan ve uluslararası heykelde araştırma aktivitleri ile sergileri destekleyen Henry Moore Enstitüsü’nü yönetmektedir.

Henry Moore, 31 Ağustos 1986 tarihinde Much Hadham, İngiltere’de 88 yaşında ölmüştür.
Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Osman Hamdi Bey kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Osman Hamdi Bey, batı terbiyesiyle yetişmiş ancak içinde bulunduğu kültürden uzaklaşmadan bunu yansıtabilmiş döneminin en önemli ressamlarından biridir. Sanat alanında tanınmasının yanında, arkeoloji alanında da birçok çalışmaya katılmış hatta Türkiye sınırları içindeki “İlk Türk Müzesi“nin kurucusu olmuştur.

aslennereli.com

Babası İbrahim Edhem Bey, Osmanlı Devleti‘nde eğitim için Avrupa’ya gönderilen ilk dört gençten biriydi. II. Mahmut zamanında Sakız Adası‘nda çıkan bir isyanda esir alınarak İstanbul’a getirilen babası, Kaptan-ı Derya Hüsrev Paşa‘ya köle olarak satılmıştı. 1829 yılında Sultan’nın izni ile Avrupa’ya eğitime gönderildi. Türkiye’ye döndükten sonra 1877 yılında Sadrazamlığa yükseldi.

Osman Hamdi Bey, eğitimli bir ailenin çocuğu olarak 1842 yılında İstanbul‘da doğdu. İlkokul eğitimini Beşiktaş’da bir okulda alan Osman Hamdi, 1856‘da Mekteb-i Maarif-i Adliye‘ye devam etti. 1857 yılında 15 yaşında iken hukuk eğitimi alması için babası tarafından Paris‘e gönderildi ve burada 12 yıl kaldı. Paris‘de iken aralarında ünlü ressam Jean-Leon Gerome‘un da bulunduğu atölyelerde çalışma fırsatı buldu. 1864 yılında 22 yaşındayken Paris‘te tanıştığı Agarite Charlotte Gay adlı bir kızla evlendi ve 10 sene evli kaldılar. Bu evlilikten Fatma (d.28 Ekim 1867) ve Melek (d.6 Temmuz 1868) adında iki kızı olmuştu. 1874 yılında boşandılar.

1869 yılında İstanbul‘a döndüğünde Bağdat İli Yabancı İşler Müdürlüğü‘ne getirildi. Ardından 1871‘de Saray Protokol Müdür Yardımcılığı‘na atandı. 1873‘de Viyana’da Uluslararası Sergi Komiserliği görevi sırasında ikinci eşi Fransız Maria Palyart (Naile Hanım) ile evliliğini yaptı. Bu evliğinden Leyla, Edhem ve Nazlı adlarında 3 çocuğu oldu.

11 Eylül 1881 tarihinde Müze-i Humayun‘da müdürlük görevine atandı. Burada birçok reformlar yaparak batılı anlamda müzeciliği Osmanlıya getirdi. 1883 yılında kuruculuğunu üstlendiği Sanayi-i Nefise Mektebi Aliye’nin müdürlüğünü yaptı. Yaptığı arkeolojik kazılar ve ülkenin topraklarına ait kültürel değerleri sahiplenme bilinciyle çıkarttığı Asar-ı Atîka Nizamnamesi ile Türk Tarih ve Arkeoloji’sine büyük katkılarda bulundu. yaptığı kazılar arasında Lagita Tapınağı ve İskender Lahiti de bulunmaktadır. Bu büyük eserlerin sergilenmesi için 1891 yılında “ilk türk müze binası” olan İstanbul Arkeoloji Müzesi‘ni açtı. Babasının Dahiliye Nazırı olmasından faydalanarak vilayetlere gönderilen genelgeler ile, Anadolu’nun her yerinden eserler İstanbul‘daki müzeye gönderildi.

Müzeciliğinin yanında ressam olarak da önemli eserler verdi. Resimlerinde Paris‘de bulunduğu dönem eğitim aldığı Jean-Leon Gerome ve Gustave Boulanger‘in etkileri görülmektedir. Türk resminde ilk kez figürlü kompozisyonu kullanan ressamdı. Eserlerinde ayrıca oryantalist etkileri de görülmektedir. Kadın temasını sıklıkla tekrar etmiştir. En ünlü yapıtları ise Kaplumbağa Terbiyecisi (1906) ve Silah Taciri (1908)’dir. “Kaplumbağa Terbiyecisi” adlı resminde Lale Devri‘ne ve Sadabat Eğlencelerine dair ipuçları bulunmaktadır. Resimde ayrıca tek ışık kaynağından gelen ışığın ana öğeler üzerinde yoğunlaşması sonucu gereksiz detaylardan arındırıldığı anlaşılmaktadır. Bir diğer önemli resmin olan “Silah Taciri”nde ise kendisini ve oğlunu resmettiği düşünülmektedir. Resimdeki diğer ana öğeler ise tüfekler, kılıçlar ve başlıklardır.

Kaplumbağa Terbiyecisi – 1906

Osman Hamdi Bey’in resimleri bir anlamda batının oryantalizmine bir bakış açısıdır. Batılı uslubu kullanırken, konu olarak kendi kültürünü seçmiştir.

1884 yılında Gebze, Eskihisar Köyü‘ndeki köşke karısı Naibe Hanım, oğlu ve kızını da alarak yerleşti. Aile yakınları başta olmak üzere birçok insanın da portre çalışmalarını bu dönemde yaptı. Bugün bu köşk “Osman Hamdi Bey Müzesi” olarak hizmet vermektedir.

24 Şubat 1910‘da İstanbul, Kuruçeşme‘de vefat eden Osman Hamdi Bey’in mezarı Çinili Köşk’de bulunmaktadır.

Osman Hamdi Bey‘in 1880 yılında yaptığı “Kur’an Okuyan Kız” tablosu Londra‘daki Bonham müzayedesinde 26 Eylül 2019 tarihinde gerçekleştirilen açık arttırmayla 6,3 milyon sterline alıcı buldu. Belirlenen satış fiyatından 10 katı fazla miktarla rekor fiyata satılan Kur’an Okuyan Kız tablosu Türkiye‘nin en pahalı tablosu olurken, ressamın ‘Kaplumbağa Terbiyecisi’ tablosu 5 milyon TL’ye, ‘Yeşil Cami Önü’ tablosu ise 13 milyon 509 bin TL’ye satılmıştı.

Kur’an Okuyan Kız” tablosu- 1880

Önemli Eserleri:

– Kahve Ocağı (1879)
– Haremden (1880)
– İki Müzisyen Kız (1880)
– Kuran okuyan Kız (1880)
– Çarşaflanan Kadınlar (1880)
– Vazo Yerleştiren Kız (1881)
– Gebze’den Manzara (1881)
– Çekik Gözlü Kız-Tevfika (1882)
– Yeşil Cami Önü tablosu (1882)
– Türbe Ziyaretinde İki Genç Kız I
– Türbe Ziyaretinde İki Genç Kız II (1890)
– Feraceli Kadınlar (1904)
– Pembe Başlıklı Kız (1904)
– Kaplumbağa Terbiyecisi (1906)
– Mimozalı Kadın (1906)
– Şehzade Türbesinde Derviş (1908)
– Silah Taciri (1908)
– Beyaz Entarili Kız (1908)
– Sarı Kurdeleli Kız (1909)

‘Yeşil Cami Önü’ tablosu

Antik A.Ş.’nin 14 Mayıs 2016 tarihinde gerçekleştirdiği müzayedede Osman Hamdi Bey‘in “Yeşil Cami Önü” tablosu toplam 13 milyon 509 bin liraya satılarak Türkiye‘de satılan en değerli sanat eseri rekorunu kırdı.
Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Aydın Doğan kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Türk medya patronu, iş adamı.

aslennereli.com

Aydın Doğan, 15 Nisan 1936 tarihinde Gümüşhane ilinin Kelkit ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Kelkit‘te, lise öğrenimini Erzincan‘da tamamladı.

1956 ve 1960 yılında İstanbul Yüksek İktisat ve Ticaret Mektebi‘nde okudu. Öncü kişiliği sayesinde öğrencilik yıllarında “Talebe Cemiyeti” başkanlığı yaptı. Daha henüz okurken yani, 1958’de babasından ayrı olarak firma kurdu. Mecidiyeköy Vergi Dairesine kayıt yaptırarak, nakliyecilik, müteahhitlik, otomobil, ticari araç, iş ve inşaat makinaları ile ilgili işler yapmaya başladı. 1961 yılında ilk şahsi şirketini kurdu. 1970 yılına kadar zahirecilik ve ecza depoculuğu gibi işlerle de uğraştı.

1974’de ilk sanayi şirketini kurdu. Bu yıldan sonra İstanbul Ticaret Odası Meclis ve Yönetim Kurulu Üyeliği, onu takip eden yıllarda da Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı.

1979 yılında Milliyet Gazetesi‘ni devir alarak yayıncılığa girdi. O yıllarda en yeni yayıncı iken bugün ulusal gazete sahiplerinin en kıdemlisi oldu. 1994 yılında Hürriyet gazetesini de satın aldı ve Türkiye’nin medya patronu oldu. 1986 – 1996 yılları arasında Türkiye Gazete Sahipleri Sendikası Başkanlığı‘nı da üstlendi. 1998 yılında Tokyo’da yapılan Dünya Yayıncılık Birliği (WAN) toplantısında ülkemizden, seçimle ilk kez Yönetim Kurulu Üyeliği’ne seçildi. 1999 yılında T.C. Devlet Üstün Hizmet madalyası ile ödüllendirildi.1999 yılında Girne Amerikan Üniversitesi‘nden ve 2000 yılında da Ege Üniversitesi‘nden fahri doktora ünvanı aldı.2 001 yılında Bakü Devlet Üniversitesi’nden ve 2005 yılında ise Marmara Üniversitesi’nden fahri doktora ünvanı aldı.

Doğan, 1977 yılından bu yana İstanbul Ticaret Odası vergi rekortmenleri arasındadır. 1996 yılında Aydın Doğan Vakfını kurarak eğitim ve kültüre hizmete başladı. Kendisinin ve aile fertlerinin ismini taşıyan 5 okul yaptırdı. 1958 yılında 3 kişi ile başladığı Doğan Grubunu bu gün 15.000’i aşkın çalışanıyla muazzam bir grup haline getirdi. Doğan Grubu yayıncılıktan sanayiye, bankacılıktan turizme kadar 50 adet şirketten oluşmaktadır.

Aydın Doğan, Sema Işıl Doğan ile evlidir. Arzuhan Doğan Yalçındağ (d.1964), Hanzade Doğan Boyner (d.1973), Vuslat Doğan Sabancı (d.1971) ve Begümhan Doğan Faralyalı (d.1976) adlarında 4 kızı vardır.

Aydın Doğan, 2011 yılında Doğan grubundan Milliyet gazetesi ve Vatan gazetesini Erdoğan Demirören‘e satmıştır.

2015 yılında Forbes’in her yıl açıkladığı dünyanın en zenginleri listesinde dünyada 1741. zengin olarak belirtilen Aydın Doğan, Türkiye’de ise 24. sıradaydı.

Aydın Doğan, 21 Mart 2018 tarihinde Doğan Medya Grubu’nu Erdoğan Demirören‘in sahibi olduğu Demirören Holding’e sattı. Hürriyet gazetesi, Hürriyet Daily News, Posta gazetesi, Fanatik gazetesi, CNN Türk televizyonu, Kanal D, Tv2, Dream TV, Dream Türk, TME, Doğan Burda Dergi, Doğan Egmont, Doğan Kitap, Dergi Pazarlama ve Planlama (DPP)’yi Demirören Holding bünyesine katmış oldu.

Satış işlemleri sonrası elinde hiçbir medya organı kalmayan Aydın Doğan medyadan çekilmiş oldu.

13 Nisan 2018 tarihinde Doğan Holding, medya kuruluşlarının ardından D&R‘ı da satma kararı aldı. KAP’a gönderilen açıklamaya göre D&R’ın 440 milyon liraya satışı konusunda Orhan Cemal Kalyoncu‘nun sahibi olduğu Turkuvaz TK Kitap ve Kırtasiye ile ön protokol imzalandı.
Kaynak:Biyografi.info

Etiketler

Mehmet Akif Alakurt kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Model, Dizi Oyuncusu,
Hacı, Sıla, Zeytin Dalı dizilerinde rol aldıktan sonra, 2008 yılında, Kanal D’de yayınlanmaya başlayan Adanalı dizisi ile büyük bir şöhrete kavuşmuş olan Türk dizi oyuncusu. Alakurt, oyunculuğu başlamadan önce Best Model of Turkey ve Best Model of the World 2001 yarışmalarında birinci olmuş profesyonel bir modeldi.

aslennereli.com

Mehmet Akif Alakurt, 23 Temmuz 1979 tarihinde, İstanbul’da dünyaya geldi. Aslen Ordu Fatsa’lıdır. İlk ve orta öğretimini İstanbul’da tamamladı. İstanbul’da Kadırga ve Kumkapı’da hareketli bir çocukluk dönemi geçirdi. 1998 yılında, Neşe Erberk Ajans’a bağlı olarak modellik yapmaya başlayan Alakurt, bir yandan da modellik yarışmalarına katılarak şansını deniyordu. Bu dönemde katıldığı yarışmalarda Gelecek Vaad Eden Model olarak anılmaya başlandı.

Üniversite eğitimine devam edememiştir. Askerlik sonrasında üniversiteye gitmeyi düşünse de hayatındaki önemli gelişmeler onu bu hedefinden alıkoymuştur.

2001 yılında, askerliğini tamamlamasının ardından katıldığı Best Model of Turkey yarışmasında Türkiye’nin En İyi Modeli seçildi ve gene aynı yıl yapılan Best Model of the World 2001 yarışmasında birinci olarak Dünyanın En İyi Modeli ünvanını kazandı.

İlk olarak 2002 yılında, Kanal D’de yayınlanan ve başrollerini Kadir İnanır ve Burak Hakkı ile paylaştığı Kırık Ayna adlı T.V. dizisi ile oyunculuğa adım atan Alakurt, 2004 yılında Metro Palas, 2005 yılında Zeytin Dalı ve 2006 yılında Hacı adlı dizilerin kadrosunda yer aldı.

2006 yılında, ATV’de gösterime giren ve başrollerini Cansu Dere ile paylaştığı Sıla dizisi, Alakurt’un oyunculuk kariyerinde önemli bir dönüm noktasıdır. Dizide canlandırdığı Boran Ağa karakteri ile büyük bir hayran kitlesi kazanmayı başarmış olan Alakurt, 2008 yılında gösterime giren ve Oktay Kaynarca ile beraber başrolünde yer aldığı Adanalı adlı dizi sayesinde Maraz Ali rolüyle bütün Türkiye’de tanınır hale geldi.

Mehmet Akif Alakurt, dizi oyunculuğunun yanı sıra, Lacoste firmasının Türkiye’deki katalog çekimlerinde de yer almıştır.

Spor ve yemek en büyük iki zevkidir. Yemek seçmez, kahvaltıya çok önem verir. Genel olarak spor giyinmeyi sever.

Modellik yaptığı firmalar :Lacoste Katalog, Collezione… Moda Gösterisi: Marks & Spencer, Collezione, Tween, Sarar, Cons, Faruk Saraç, Vakko, Tommy Hilfiger… TV Reklamları: Pepsi , O.K. , Condom , Egos , Doğadan Çay , İpana.

Mehmet Akif Alakurt, Sıla dizisinden rol arkadaşı Azeri dizi oyuncusu Leyla Başak ile birlikte oldu. Daha sonra Kuzey Vargın‘ın kızı Tuğçe Vargın ile birlikte oldu.

2011 yılında atv’de “Reis” dizisinde oynadı, 2013 yılında “Fatih” adlı dizide Fatih Sultan Mehmed’i canlandırdı.

Mehmet Akif Alakurt, 2016 yılında oyunculuğu bırakıp Brezilya‘da bir çiftliğe yerleşti.

Filmleri ve Dizileri :
Oyuncu :
2014 – Emanet (Fırat) (TV Dizisi)
2013 – Fatih (Fatih Sultan Mehmed) (TV Dizisi)
2011 – Reis (Murat) (TV Dizisi)
2009 – Bahar Dalları (Konuk Oyuncu) (TV Dizisi)
2008 – 2010 – Adanalı (Maraz Ali) (TV Dizisi)
2008 – Arka Sokaklar (Hakkı) (TV Dizisi)
2006 – 2007 – Sıla (Boran) (TV Dizisi)
2006 – Hacı (Ahmet Gesili) (TV Dizisi) 2006
2005 – Zeytin Dalı (Kenan) (TV Dizisi)
2004 – Metro Palas (Ural) (TV Dizisi)
2003 – Kırık Ayna (Ali Kirman Koçoğlu) (TV Dizisi)

Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,