Cengiz Han Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Cengiz Han Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

(1167- 1227) Büyük Moğol İmparatorluğunun kurucusudur. Adının Moğolca’da söylenişi «Çingiz» ve ya «Çinggis» tir.

Onon Irmağı kıyısında Dülün-Boldak kasabasında doğdu. Asıl adı Timüçin’di, imparatorluğunu ilan edince «Cengiz» adını aldı. Babası Yesügey-Bahadır’dır. Mensup olduğu Kıyat’ların eski bir Türk ailesi olduğunu bazı tarihçiler ileri sürerlerse de genellikle kabul edilen Cengiz’in Moğol olduğudur. Bu bölgelerde o çağlarda Türkler’le Moğollar bir arada denecek şekilde karışık yaşarlardı, onun için, bazı boyların Türkçe mi, Moğolca mı konuştukları, yani Türk mü, Moğol mu olduğu kesin olarak anlaşılamamıştır.

Timuçin’in babası, Moğollar’ın oldukça tanınmış boy beylerindendi. Genç yaşında ölünce, Timuçin’le kardeşleri, pek dirayetli bir kadın olan annelerinin himayesinde kaldılar. Fakir düşmüşlerdi. Çocukluk ve gençlik yılları pek çetin geçti. Hayat şartlarının ağır, toprağın kısır olduğu, şehirlerin teşekkül edemediği Moğolistan’da derebeylik teşkilatı dışında düzenli bir devlet düzeni yoktu. Kuzey Çin’deki Kin İmparatorluğu, bu bölgelerde az çok bir nüfuz kurmaya çalışıyordu. Timuçin de, ailesinin eskiliğinden, asilliğinden, büyük azim ve cesaretinden, güçlükleri yenmenin pek ustası haline gelmesinden faydalanarak, bu durumu fırsat bildi, etrafına birtakım Moğol ve Türk kabilelerini topladı, kendisine katılmayan kabileleri tehdide başladı. Eski felaket arkadaşı ve kan kardeşi Camuka Han ile arası açılan Timuçin, az zamanda hem onu, hem eski bağlaşığı ve Kerayit Moğolları’nın kralı Ong Han ile oğlu Sengün Han’ı yendi. Bunun üzerine, 1203’te, Doğu Moğolistan’daki bütün boylar tarafından hükümdar (kral) olarak tanındı. 1206’da Naymanlar’ı da yenip güneye sürerek Batı Moğolistan’a da hakim olunca «Çingiz» adını takınarak imparatorluğunu ilan etti.

Cengiz

Cengiz artık büyümüş olan devletine, ileride «Cengiz Yasası» denilecek olan kurallarla düzen vermeye çalıştı, boy beyleri ve büyük komutanlardan bir «kurultay» topladı. Gözlerini, kendisinin egemeni geçinen Kuzey Çin (Kiri) İmparatorluğu’na dikmişti. Artık herbiri 10.000 kişilik «tuman» (tümen) lardan kurulu büyük kuvvetleri vardı. Çok kudretli bir disiplinle, yanlışlara karşı ağır cezalarla sağlanmış büyük bir askerlik gücüne sahip bulunuyordu. Onun için bu işi başarabilecek kabiliyetteydi. Esasen Çin bu bölgelerde gelişerek bütün Kuzey Asya’ya hakim olan Hun (Kun), Kök-Türk ve Uygur imparatorlukları gibi büyük Türk askeri devletlerinin en başta gelen hedefiydi. Çin’in yerleşik, cazibeli medeniyeti, zengin toprakları, yüzyıllarca biriktirilmiş hazineleri, kendisini «bütün Türkler’in ve Moğollar’ın» hükümdarı durumunda gören Cengiz’in gözünden kaçamazdı; o da yüzyıllarca devam etmiş gelenekler içinde gelişmişti.

Cengiz’in Çin Seferi

Cengiz 1205’te Tangut (Hsia) devletiyle başarılı bir savaş yaptı, birkaç yıl sonra da bu önemli devleti imparatorluğuna kattı, zaten Çin’in ana topraklarına da el atmış bulunuyordu. 1211’de Kin (Kuzey Çin) İmparatorluğu üzerine yürüdü. Moğolistan’da ancak 2.000 asker bıraktı, büyük ve emsalsiz disiplin altındaki ordusu ve 4 oğlu ile sefere çıktı. 1215’te pek çetin geçen savaşlardan sonra Kin İmparatorluğunun merkezi Pekin (Türkçe’si: Hanbalık = imparator şehri) alındı, böylece dünyanın en büyük merkezlerinden birisi Cengiz’in eline geçmiş oldu. Ondan sonra ünü artık bütün dünyaya yayıldı.

Büyük cihangir ertesi yıl anayurduna döndü. «Çin fatihi» olmanın hiçbir şeyle ölçülemeyen emsalsiz etkisi, Orta Asya’yı da Cengiz’in hakimiyetine doğru itiyordu. Daha 1209’da Uygur Türk devleti, 1211’de Karluk Türk devleti, Cengiz’i kendilerine egemen olarak tanımışlardı. Böylece, Çungâri ve Yedisu ülkeleri Cengiz İmparatorluğu’na katılmış oluyordu.

Cengiz Han

Cengiz’in Türklerle Savaşı

1216’da Cengiz’in büyük oğlu Cuci, Merkitler’i yenerek bugünkü Kırgızistan ve Doğu Kazakistan’ı aldı. Artık Nayman Türk İmparatoru Küçlük Han ile Harzemşah Türk İmparatorluğu hükümdarı Sultan Muhammet, Cengiz’in karşısında bulunuyorlardı. Ordusunun önemli bir kısmını yerleşik olmayan Şamani Türkler’den kuran Cengiz, iki büyük Türk devletiyle, Asya hakimiyeti için çarpışmaya başlıyordu. 1218’de Cengiz’in Semerkant’a gönderdiği mektuplarda Türk İmparatoru için «oğul» tabirini kullanması, kendisini dünyanın en büyük devletinin hükümdarı sayan Harzemşah Muhammet’i pek kırmıştı. Harzemşahlar devletinde göçebe bir devletin kendileri gibi pek yüksek bir medeniyete sahip büyük yerleşik bir devleti boyunduruğu altına alması bahis konusu bile edilmiyordu. Halbuki bu fikir temelinden yanlış ve tarih gerçeklerine aykırı idi: Göçebeler daima büyük medeni devletleri yıkmışlar, bir müddet sonra onların medeniyetini en ince teferruatına kadar kabul zorunda kalıp bu sefer kendileri yeni bir göçebe istilası bekler duruma gelmişlerdir. Dünya tarihinin akışı hep böyle olmuştur.

1218’de Cengiz’in en büyük komutanlarından Cebe, Küçlük Han’ı yenerek Nayman Türk İmparatorluğunu aldıktan sonra, Cengiz, dört oğlu ile beraber, 200.000 kişilik bir orduyla Türkistan (Harzemşahlar) üzerine yürüdü.

Harzemşah devleti, birbiri ardı sıra Cengiz’in kazandığı savaşlarla, son Harzemşah Celalettin‘in kahramanca karşı koymasına rağmen, Moğol İmparatorluğuna katıldı. Bu arada Moğollar tarafından Türk şehirlerinde korkunç katliamlar yapıldı. Celalettin’in elinde yalnız İran kaldı; bütün Türkistan, bir hamlede Cengiz’e geçmişti. Bu zafer, yeryüzünde görülmemiş derecede heyecan ve korku uyandırdı: Cengiz, dünyanın en büyük devletini bir seferde ezmişti, artık Orta Doğu’daydı, Avrupa kapılarını çalmak üzereydi.

Cengiz’in Ölümü

Bundan sonra Moğolistan’a dönen Cengiz, Çin’e karşı son seferine çıktı. 1227 ağustosunda Kansu’da öldü. Onon ve Kerülen ırmaklarının kaynakları yakınında Burhan-Haldun dağlarında bir yere gömüldü. Eski Türk-Moğol adetince gömüldüğü yer gizli tutuldu; bugün de bilinmiyor.

Dünya tarihinin en büyük birkaç cihangirinden biri olan Cengiz, o çağların ulaştırma imkanlarına göre değil, bugün için bile şaşılacak genişlikte bir İmparatorluk kurmuştur. Kendisinden sonra gelenlerin de onun ölümünden yarım yüzyıl geçmeden yaptıkları fetihlerle birlikte incelenecek olursa, Cengiz İmparatorluğu kadar toprak ve nüfus bakımından geniş bir imparatorluk tarihte kurulmuş değildir. Ne Roma, ne Osmanlı, ne de Britanya imparatorlukları, bu derece genişleyememişlerdir. Yalnız bu genişlik, adı geçen üç imparatorluktaki gibi devamlı olmamış kısa sürmüştür.

Cengiz’in dört oğlu olmuştu. Büyük oğlu Cucî Han, babasından altı ay önce öldü. Onun hissesine düşen parçada, oğulları ve torunları tarafından Altın Ordu İmparatorluğu kuruldu. İkinci oğlu Çağatay Han’a düşen parçada Çağatay İmparatorluğu kuruldu. Üçüncü oğlu Ugedey (Oktay) Han, küçük oğlu da Tuh Han’dır. Ugedey Han, babasının yerine geçti. Tuh Han’ın çocukları ise, Çin’de Yüen, Yakın Doğu’da da İlhanlı İmparatorluklarını kurdular.

«Cengiz Yasası» denilen ve Cengiz Han tarafından düzenlenen yasa, Moğol İmparatorluğu’nun baş döndürücü başarılarının sebebini az çok anlatır. Müsamahasız bir ahlak ve disiplin anlayışı bu kanunun ruhudur. Askeri teşkilat basit, fakat çok güzel düzenlenmiştir. Birlikler atlıydı, 10, 50, 100, 1.000, 10.000 kişilik kıtalardan kurulmuştu. Başarı ve kabiliyetler derhal ve parlak bir şekilde mükafatlandırılırdı.

Cengiz’in devlet merkezi Moğolistan’da Karakurum şehriydi. Cengiz imparatorluğunun ayrıldığı 4 imparatorluktan üçü hızla Türkleşmiş, Çin’deki de Çinlileşip tamamen bu milletler içinde erimiştir.

kaynak:nkfu

Sen de Yorum yazmalısın bence.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir