Ernest Hemingway Hayatı ve Edebi Kişiliği

Ernest Hemingway Hayatı ve Edebi Kişiliği

ernest hemingwayErnest Hemingway Yaşamı; Nobel ve Pulitzer ödüllerinin sahibi Amerikalı romana Ernest Hemingway, 21 Temmuz 1899’da Chicago yakınlarındaki Oak Park’ta doğdu, 2 Ağustos 1961’de Küba’daki evinde, silahını temizlerken bir kaza kurşununa (kendini öldürdüğü de ileri sürülür) kurban giderek, yaşama gözlerini yumdu.

Çocukluğu Michigan’da göl kıyısında, orman içinde geçti. Doktor olan babasıyla birlikte sık sık yolculuklara çıktı. Her çeşit spora ilgi duydu. Hemingway, liseyi bitirdi, üniversite öğrenimi görmedi. Kansas City’de Star gazetesinde muhabir olarak çalışmaya başladı. Savaştan sonra Paris’e yerleşti. Orada Ezra Pound ve Gertrude Stein’le dostlukları oldu. Bir süre yayımcı bulamamaktan yakındı.

Birinci Dünya Savaşı’nda gönüllü olarak, bir Amerikan birliği ile İtalya’ya gitti, yaralandı. Groce di Guerra madalyası aldı. Adnan Benk “Yazı sanatının inceliklerini, düşündüğünü, gördüğünü okura anlatmanın yollarını gazetecilikte öğrendiğini” yazıyordu. (Adnan Benk, Eleştiri Yazılan, Doğan Kitap, İstanbul 2000, s. 569) On yıl sonra kaleme aldığı İtalya’daki savaşı anlatan Silahlara Veda (1929) romanı, çok beğenilen arasında yer aldı.

Elli Bin Dolar adlı ilk öyküleri bu çocukluğunun geçtiği yerleri anlatır. Bu öykü Paris’te yayımlandı (1925). Paris’te sürgün hayatı yaşayan bir Amerikalı grubun serüvenlerini anlatan Güneş de Doğar (1926) ile Kadınsız Erkelder (1927) ona ilk ünü sağlayan kitaplar oldu.

Hemingway, avlanmayı seven, çok iyi de avcı olan bir yazardı. Afrika’nın Yeşil Tepeleri adlı yapıtında, Afrika’da avlanışını, orada gördüklerini günü gününe not ederek yapıtında kullandı. Klimanjaro’nun Karları adlı öykü kitabında aynı konulan daha da yoğun bir sanatçı duyarlığıyla ele aldı. Ya Hep, Ya Hiç aşk romanında Morgan adlı soylu bir kaçakçının öyküsünü anlattı. Ernest Hemingway, Birinci Dünya Savaşı’na olduğu gibi, İkinci Dünya Savaşına, İspanya iç savaşına da katıldı. Gazeteci kimliğiyle İngiltere ve Fransa’daydı. Bu dönemde yalnızca makaleler yazdı. Savaş sürerken Çanlar Kimin İçin Çalıyor 1940’ta yayımlandı. Onunla İspanyol cumhuriyetçilerine destek olurken, Irmağın Ötesinde ve Ağaçların Altında eseriyle savaş sonrası, 1950’de elli yaşındaki bir Amerikalı albayın on dokuz yaşındaki Venedikli bir genç kıza duyduğu sevgiyi anlattı. İhtiyar Balıkçı ve Deniz en büyük yapıtlarından biri oldu. Paris’e ilk geldiği yıllan Hareketli Şölen’de (1964) anlatmıştı. Bu ölümünden üç yıl sonra yayımlandı.

Türk ve Dünya Edebiyatındaki Yeri

Ernest Hemingway’le Türk edebiyatçılarının tanışması yirminci yüzyılın ortalarında yani ilk kitabının çıkışından 25 yıl sonra gerçekleşir. Aslında 1950’li yıllarda pek çok kitabı çevrilir ve okunur. Gene Sabah Oldu, Güneş de Doğar, Çanlar Kimin İçin Çalıyor, İspanya Geceleri bu kitapların başında gelir. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasının psikolojik çöküntüsü içinde olan dünya için, bunlar beklenen kitaplardır.

Hemingway’i çok etkileyen yazarlardan biri Mark Twain’dir. Twain’in dildeki başansı düşünülürse, onun etkisinde kalan bir ustanın neye dikkat etmesi gerektiği hemen ortaya çıkar. Ve Hemingway, öncelikle az sözle yoğun duygulu anlatıma önem veren bir yazar olarak, ‘yolunu şaşırmış yazarlar kuşağı’nın (Beat générations) içinden kendini farklı yaratarak çıkar. Leyla Kermenli, Hemingway için “İlk döneminde natüralisttir,” diyor ve değerlendirmesini şöyle sürdürüyor: “Tıpkı Dreiser, Anderson, Crane gibi, kişilerin davranışını çevrenin etkisi ile anlatır. İnsan erkin değildir; istemsizdir; kader, toplum ve ekonomik çevre onu belirli bir yöne götürür. 1926’da yayımlanan ilk romanı The Sun Also Rises’de (Güneş de Doğar) “yolunu şaşırmış kuşağı” dile getirir. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra umutsuzluğa kapılmış, Avrupa’da iyi vakit geçirmeye çalışan Amerikalıları anlatır. Romanın belli başlı kişileri savaşta cinsel erkini kaybeden Jake Barnes; kocasından boşanmak üzere olan Lady Brett Ashley; Amerikalı Musevi yazar Robert Cohn ve İspanyol boğa güreşçisi Romeo’dur. Jake Barnes’i seven Brett, peşinden giden John’la ilgilenmez, kısa bir süre için Romeo ile gider ve en sonunda Michael Campbell’le evlenir. Kişilerin umutsuzluğu ve uyumsuzluğu güçlü bir dille kaleme alınmıştır. En önemli kişilerden biri boğa güreşçisi Romeo’dur. Çünkü o, büyük bir yüreklilik ve soğukkanlılıkla her an ölümle karşı karşıyadır. Kendi hayatını tehlikeye atarak kişilere ölüm ve ölümsüzlük duygululuğunu yaşatır. İnsanlar ilgisiz, soğuk bir evrende, gülümseyerek acı çekebilmektedirler. Romeo’nun boğa güreşindeki özel davranışını incelerken yazar, onun tehlikeden kaçmadığını ve tutumundaki anlığı belirtir. Boğa güreşi, Hemingway’in dirim görüşünün en güçlü sembolüdür. Onu ilgilendiren toplum uygarlığı değildir, ama kişilerin evrenle ilişkileridir. Eserlerinde içten davranışlan değerlendirir.(…)

Hemingway toplum sorumluluğunu törellik açısından inceler. 1940’ta yayımlanan For Whom The Bell Tolls’da (Çanlar Kimin İçin Çalıyor) yazar, daha da ileri gider. Dünyanın ve toplumun tek parça olduğunu belirtir. Bu eser, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra “tek dünya” düşüncesini yaymakta etken olmuştur. Hemingway insanın yalnız yaşamadığını ve bütün insanlığa karşı sorumluluk duyması gerektiğini açıklar. Çanlar Kimin İçin Çalıyor’da gelişmiş bir toplum bilinciyle karşılaşırız; İspanya İç Savaşı’nda Hemingway’in başından geçen olaylar, eserin esin kaynağıdır. Faşistlerle savaşan Robert Jordan’ın hayatından üç gün ve üç gece anlatılır. Maria adındaki genç bir kızı sever. Bir köprüyü havaya uçurduktan sonra vaktinde kaçamaz ve ölümü beklerken yüce bir ülkü uğrunda can verdiğini ve dünyayı Faşizmden kurtardığını düşünür.(Leyla Kermenci, “Altı Romancı”, Türk Dili Dergisi, Aralık 1964,

Türkçede de Yayımlanan Başlıca Eserleri

Gene Sabah Oldu (Vahdet Gültekin, 1945; Güneş de Doğar adıyla, Filiz Karabey, 1955; Sinan Fişek, 1982); Bütün eserleri (Bilgi);’3,1990 Denizin Değiştirdiği (öykü, MemetFuat, 1992), İşgal İstanbul’u ve İki Dünya Savaşından Mektuplar (M.Aİİ Kayabal,1970), Kilimanjaro’nun Karlan (Aziz Üstel- Neşe Başman,1990), Silahlara Veda (Erçetin Tümay,1954; Vahdet Gültekin,1963), Yaşk Adam ve Deniz ve Seçilmiş Hikayeler (Yaşar Anday, 1972 ); Kadınsız Erkekler, 1971; Yenilmeyen Adam (Seyhan Satar,1998); Asla Vedalaşmayacağız (Semih Yazıcıoğlu, 1950); Çanlar Kimin İçin Çalıyor (Vahdet Gültekin, 1946; Mete Ergin, 1967; Erol Mutlu, 1998; Sevim Raşa, 2000)

kaynak:nkfu

Sen de Yorum yazmalısın bence.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir