Friedrich Hölderlin Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Friedrich Hölderlin Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

; (d. 20 Mart 1770, Lauffen am Neckar, Württemberg – ö. 7 Haziran 1843, Tübingen, Almanya), Alman lirik şairdir. Klasik Yunan nazım biçimlerini Almancaya uyarlamış, klasik temalarla Hristiyanlığa özgü temaları başarıyla kaynaştırmıştır.

İki yaşındayken babası öldü. Friedrich annesinin, belediye başkanıyla evlendiği Nürtingen’de okula başladı. 1779’da gene dul kalan annesi, Friedrich’le birlikte kızına ve ikinci kocasından olan oğluna bakmak zorunda kaldı. Friedrich Denkendorf ve Maulbronn’daki parasız eğitim yapan “manastır okulları”na, sonra da Tübingen Üniversitesi’ndeki İlahiyat Okulu’na (1788-93) devam etti ve lisansüstü öğrenimini tamamlayarak papaz oldu.

Hölderlin çok geçmeden papazlığı benimseyemediğini anladı. Akılla inanç arasında tam bir uzlaşma sağlayamayan çağdaş Protestan ilahiyatı, onun için güvenilir bir ruhsal sığınak değildi. Öte yandan, Yunan efsanelerine düşkünlüğü mitolojik tanrıları yaşayan kişilikler olarak görmesine yol açıyor, bu da Hristiyan inancıyla uyuşmuyordu. Hölderlin hep bu değişik bağlılıkların yarattığı gerilimle yaşadı. Lutherci bir papaz olarak anılmaktan hoşlanmıyordu, ama dinsel görev duygusu çok güçlüydü. Ona göre şair olmak, tanrılarla insanlar arasında, rahiplerin yapabileceği aracılık görevini yerine getirmek anlamına geliyordu.

1793’te Friedrich Schiller’le tanıştı. Onun önerisiyle özel öğretmenlik yapmaya başladıysa da bunda pek başarılı olamadı. Hölderlin’e birçok yönden yardımcı olan Schiller, Neue Thalia dergisinde şiirlerini ve romanı Hyperion’un bir bölümünü yayımladı. Hölderlin, Yunanistan’ın özgürlüğü için savaşan düş kırıklığına uğramış kahramanın ağıt niteliğindeki bu öyküsünü tamamlayamadı. Schiller’e büyük saygı duyuyordu. 1794’te özel öğretmenliği bırakıp Jena’ya giderken, onu ziyaret etti. İlk şiirlerinde Schiller’in etkisinde kalmıştı. Bazı şiirlerinde, Fransız Devrimi’nin başlarında düşlenen yeni dünya anlayışını dile getirdi. Bunlarda özgürlüğe, insanlığa, uyuma, dostluğa ve doğaya övgüler düzmüştü.

Aralık 1795’te parasızlık nedeniyle Frankfurtlu banker J.F. Gontard’ın evinde yeniden öğretmenliğe başlamak zorunda kaldı. Çok geçmeden bankerin güzel ve çekici karısı Susette’yle Hölderlin birbirlerine âşık oldular. Hölderlin Susette’ye şiirlerinden başka, ikinci cildi 1799’da yayımlanan Hyperion oder der Eremit in Griechenland (1797; Hyperion ya da Yunanistan da Bir Yalnız, 1943, 1987) adlı romanında (Eski Yunan ruhunun yeniden canlanışının simgesi olarak) “Diotima” adıyla yer verdi. Ama mutlulukları kısa sürdü. Susette’nin kocasıyla yaptığı sert bir tartışmadan sonra, Hölderlin Frankfurt’tan ayrıldı (1798).

Fiziksel ve ruhsal açıdan geçirdiği sarsıntıya karşın Hyperion’un ikinci cildini bitirerek Der Tod des Empedokles (Empedokles’in Ölümü) adlı trajedisine başladı. Bu sırada sinirlerinin ileri derecede bozulduğunu gösteren belirtiler, ailesini ve dostlarını çok üzüyordu. Hölderlin gene de 1798-1801 arasında yaratıcı bir dönem yaşadı. Birkaç lirik şiirden başka, “Menons Klagen um Diotima” (Menon’un Diotima’ya Ağıtı) ve “Brot und Wein” (Ekmek ve Şarap) gibi büyük ağıtlarını yazdı. Ocak 1801’de Hauptwyi ailesine öğretmenlik yapmak üzere İsviçre’ye gitti, ama bu işi de kısa sürede yarıda bırakarak geri döndü. Schiller’in yardımıyla Jena’da Yunan edebiyatı dersleri vermek istediyse de, bu girişimi gerçekleşmeyince yeniden özel öğretmenlik yapmaya başladı. Fransa’da Bordeaux’ya gitti Bu arada Susette Gontard öldü (Haziran 1802). Aynı yaz Hölderlin birdenbire Bordeaux’dan ayrıldı, Fransa’yı bir baştan bir başa geçti ve yürüyerek Nürtingen’e gitti. Bu sırada parasız kalmış ve şizofreni hastalığı ileri dereceye ulaşmıştı. Evinde iyi bakıldığı için biraz düzelir gibi oldu. Bu dönemde “Friedensfeier” (Barış Kutlaması), “Der Einzige” (Biricik) ve “Patmos” gibi şiirler yazdı. Bunlar çılgınlığın eşiğindeki bir beynin ürünü, kendine özgü bir görkemi olan apokaliptik düşlerdi. Sophokles’ten yaptığı Antigone ve Oidipus Tyrannus çevirileri 1804’te yayımlandı. Aynı yıl, yakın dostu Isaak von Sinclair onun Hessen-Homburg kontu V. Friedrich’in kitaplık memuru olarak atanmasını sağladı. Sinclair’den gördüğü yakın dostlukla Hölderlin epeyce iyileşti. Onun deli olduğuna inanmayan Sinclair, 1805’te yıkıcı etkinliklerde bulunduğu suçlamasıyla beş ay gözaltında tutuldu. Salıverildiğinde ise Hölderlin’ in artık iyileşme umudu kalmamıştı. Yaşamının bundan sonraki bölümü deliliğin gölgesi altında geçti.

Yaşadığı dönemde çok az tanınan Hölderlin, yaklaşık yüz yıl tümüyle unutuldu. 20. yüzyılın başlarında ülkesinde değeri yeniden anlaşıldı ve en seçkin Alman lirik şairlerinden biri olarak ünü bütün Avrupa’ya yayıldı. Bugün Hölderlin, Almanya’nın yetiştirdiği en büyük şairler arasında sayılmakta ve kendine özgü dışavurumcu üslubu özellikle beğenilmektedir. Klasik Yunan şiirindeki biçimleri, ondan önce ve sonra kimsenin başaramadığı bir güzellikle Alman diline uygulamıştır. Hristiyan inancını, Eski Yunan dininin ruhu ve inançlarıyla bağdaştırmak için tutkulu bir çaba göstermiştir.

Hölderlin’in öbür önemli “Der Mensch” (İnsan), “Hyperions Schicksaalslied” (Hyperion’un Alınyazısı Şarkısı), “An die Parzen” (Parkalar’a) ve “An die Hoffnung”dur (Umuda).

kaynak:nkfu

Sen de Yorum yazmalısın bence.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir