La Fontaine Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

La Fontaine Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Jean de La Fontain PortresiJean de La Fontaine ünlü bir Fransız masal şairidir. Molière, Corneille, Racine ile birlikte Fransız klasik edebiyatının dört büyüklerinden biridir.

La Fontaine 8 Temmuz 1621’de Chateau-Thierry’de doğdu. Babası Kralın Ormanlar ve Sular Bakanı’ydı ve sık sık av partilerini düzenlerdi. La Fontaine doğduğu şehirde orta öğrenimini yaptıktan sonra rahip olmaya karar verdi. Bir yıl rahip okuluna gittikten sonra bundan cayarak hukuk fakültesine girdi. Paris Parlamentosu avukatı unvanını kazandıysa da baroya girmedi. Çünkü çocukluğu doğduğu kasabanın ormanlarında dolaşarak doğanın ortasında geçmişti. Bu ruh bağımsızlığı sonradan bütün hayatında eserlerinde görülür. Hatta 1647’de evlendikten sonra bile düzenli bir aile babası olamadı. Karısını oğullarını kendi hallerine bıraktı. Kaygısız, tasasız, neşeli, her şeyi oluruna bırakan bir adamdı.

La Fontaine ömrü boyunca kendine gayet nüfuzlu koruyucular bulmuş ve talihi bu bakımdan yaver gitmiştir. Örneğin devrin zenginlerinden Fouquet 1655-1661 yılları arasında La Fontaine’i korumuştur. Onun ölümünden sonra Madam de la Sabliere şairi konağına aldı. La Fontaine zamanının ileri gelen adamları ile edebiyat ve sanat hareketleriyle ilgileniyordu. Racine, Moliere, Boileau gibi edebiyatçıları yakından tanıdı. Serbest fikirli oluşundan dolayı kralın karşı koymasına rağmen 1684’te Akademi’ye kabul edildi.

Jean de La Fontaine belki de dünyanın en dürüst ve en açık yürekli ve saf insanıydı. Ömründe yalan söylememiş olduğu tahmin ediliyor. Bir gün kendisine seslenip akşam yemeğine çağırıyorlar ve bir türlü gelmek bilmiyor. Yemek bittikten sonra görünüyor. Nerede olduğunu sordukları zaman “bir karıncanın cenaze töreninde” olduğunu söylüyor. Ölen bir karıncayı ötekilerin nasıl götürdüklerini merak etmiş karıncaların peşinden bahçenin bir köşesine kadar gitmiş, sonra karıncaları yuvalarına dönünceye kadar göz altında tutmuş. Ancak ondan sonra yemek vakti olduğunu akıl edebilmiş.

La Fontaine bir kısmı eskiden beri bilinen hayvan hikayelerini güzel masallar haline getirmiştir. Bununla birlikte bu masallar tamamiyle kendisinin eseri sayılır. Çünkü La Fontaine “Taklit ettim ama esir olmadan” demiştir. Gene kendisinin dediği gibi masallarında “insan eğitimi için hayvanları kullanmış“‘tır. Doğada bulunan her canlı, onun hikayelerinde dile gelir. Ona göre açık bir öğüt can sıkıcıdır. Öğüdü olay içine sindirmelidir. Masallarının çoğunda doğa manzaraları olayları çerçeveler. Bu bakımdan La Fontaine devrinin en kendine mahsus şairidir.

Doğanın en çok değişen dış görünüşünü tasvir etmiş ve doğayla insan ilişkisini incelemiştir. Kişilerini hemen daima hayvanlar arasından seçerse de bazan insanları, hele köylüleri de olaylara karıştırır. Sık sık bahsettiği hayvanlar aslan, kurt, tilki, eşek, horozdur. La Fontaine bu sevdiği hayvanlarla kendi yaşadığı devrin hayatını alaya almıştır. Kötüyü yererek iyinin ne olduğunu göstermek. İşte La Fontaine’in yapmak istediği budur.

Jean de La Fontain 13 Nisan 1695’de Paris’te hayata gözlerini yummuştur.

Başlıca eserleri şunlardır:

Masallar : İlk defa 1668’de derlenmiş ondan sonra iki defa daha yeni yazdıkları ile birleştirilerek basılmıştır.

Hikayeler : İlk iki kısım 1665, üçüncü kısım 1671, dördüncü kısım 1675’te çıktı. Hepsi toplanıp gözden geçirilerek bir arada 1691’de basıldı.

Komediler : Hadım (1654), Gülünç Macera (1684), Floransalı (1685), Büyülü Maşrapa (1688), Kayıp Dana — ya da — Köy Sevdaları (1689).

kaynak:nkfu

Bir Yorum Yazın