Michael Faraday ve Elektroliz Kanunları

Michael Faraday ve Elektroliz Kanunları

Michael Faraday İngiliz bilim tarihinin en büyük isimlerinden biridir ve fizik ve kimya alanlarında önemli vardır. Surrey’de Newington Butts’da 1791’de doğmuştur, sistemli eğitim bakımından pek az şey görmüştür. Babası bir demirciydi ve on bir yaşındayken kendisini bir ciltçi yanına çırak vermişlerdi. Orada, ciltlerken okuduğu birçok kitaplar kendisine bilim aşkı verdi. Bir gün büyük bilgin Humphry Davy’nin konferanslarına gitti ve daha sonra onun hizmetine, önce uşak olarak girdi ve sonra sekreteri oldu. Faraday’in fizik ve kimyaya karşı ilgisi gitgide arttı ve 31 yaşında, Davy’nin çalıştığı, Londra’da Royal Institution’da kendisinin ilk bilimsel tebliğlerini okuyordu. 1825’te orada laboratuvar direktörü tayin edildi ve 1833’te enstitünün kimya full profesörü oldu, ve bu mevkide, 1867’de ölümüne kadar kaldı. Faraday’ın dehası birçdk alanları kapsadı. İlk olarak kloru, karbon dioksidi ve başka gazları sıvı haline getiren odur. Elektromagnetik indüksiyonu inceledi. Bir mıknatısın etrafındaki kuvvet çizgileri fikrini geliştirdi, ve birçok başka şeyler arasında en önemlisi, kendi adını taşıyan elektroliz kanunlarını kurdu. Elektroliz bir kimyasal bileşiği, içerisinden bir elektrik akımı geçirerek, bir parçalama metodudur. Bunu gösteren en basit laboratuvar deneyi, belki suyun (bir hidrojen ve oksijen bileşiği) elektrolizidir. Su (içerisine biraz asit ilave edilmiş olan) içerisinden bir doğru akım geçirilirse, elektrotlarda (su içindeki elektrikkontakları) oksijen ve hidrojen gazları kabarcıkları hasıl olurlar. Elektrolizin bugün pek çok pratik uygulamaları vardır, mesela mutfak eşyasının «nikel gümüşle» kaplanması, otomobil çarpıcılarının krom kaplanması ve alüminyum gibi metallerin kendi cevherlerinden çıkarılmaları.

Michael Faraday’in bildirdiği elektroliz şöyledirler. İlk olarak, elektroliz esnasında serbest hale gelen bir cismin ağırlığının, geçen aıkımın şiddetiyle ve geçtiği zamanla orantılı olduğunu söyledi. İkinci olarak, elektroliz esnasında serbest hale gelen cisim miktarı, o cismin ekivalan (eşdeğer) ağırlığıyla orantılıdır.

Birinci kısmın anlaşılması zor değildir. Elektrolit içerisinden, kuvvetli bir akımın uzun bir müddet geçmesi, elektrotlarda, zayıf bir akımın kısa bir müddet geçmesi halinden daha fazla cisim (meselâ oksijen, hidrojen) açığa çıkarır.

İkinci kısım, aynı müddet geçen aynı akımla, açığa çıkan cisimler miktarlarının, o cisimlerin eşdeğer ağırlıklarına bağlı olacağını bildirmektedir. Bir cismin eşdeğer ağırlığı, bir birim hidrojenle birleşen, o cismin ağırlık birimleri sayısıdır. Bir su molekülünde, her biri bir birim ağırlığında olan iki hidrojen atomu, on altı birim ağırlığında olan bir oksijen atomuyla birleşirler. Böylece iki birim hidrojen on altı birim oksijenle birleşmiş olur; o halde bir birim hidrojen sekiz birim oksijenle birleşmektedir. Dolayısıyla oksijenin eşdeğer ağırlığı sekizdir, yani suyun elektrolizi esnasında, ağırlık bakımından, hidrojenin sekiz katı kadar oksijen serbest hale geçer. İlgili elementin eşdeğer ağırlığı büyük olduğu nispette, elektroliz esnasında o cisimden daha büyük bir ağırlık serbest hale geçecektir.

Elektrolizle ilgili birçok teknik terimleri Faraday koydu. Elektrolit, içerisinden akım geçen sıvıdır. Anot ve katot, pozitif ve negatif elektrotların adlarıdırlar.

kaynak:nkfu

Sen de Yorum yazmalısın bence.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir