Michelangelo Antonioni Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Michelangelo Antonioni Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

; (d. 29 Eylül 1912, Ferrara, İtalya – ö. 30.7.2007), İtalyan sinema yönetmeni, görüntü yönetmeni ve yapımcıdır. Karakter çalışmasına ve belli belirsiz metaforik olaylara yönelerek “gerçekçi” anlatıyı bir yana bırakan sinema anlayışıyla tanınır. Başlıca arasında Le amiche (1955; Kadınlar Arasında), L’avventura (1959; Serüven), L’eclisse (1962; Batan Güneş) ve Blowup (1966; Cinayeti Gördüm) sayılabilir.

Pek konuşkan ve dışadönük olmayan Antonioni, bazı filmlerinde fon olarak da kullandığı, İtalya’nın kuzeyindeki ovaların sakin, olaysız ortamında büyüdü. Bir söyleşide kişiliğinin oluşumunu ve sinemacılığının gelişimini hazırlayan en önemli etkenler olarak, yerleşik düzenli bir burjuva ailesi içinde ve taşrada büyümesini, para sıkıntısı çekmemesini, aldığı geleneksel eğitim, mesafeli tavır ve özdisiplin ilkeleriyle insanları ve yaşamı tarafsız bir bakışla gözlemek için gerekli boş zamana ve rahatlığa sahip olmasını sıralamıştır. Ferrara’da okuduktan sonra üniversiteye Bologna’da devam etti. Çocukluğunda mimarlık ve resme ilgisi tutku düzeyindeydi. Üniversitede ise önce Eski Yunan ve Latin edebiyatı, daha sonra da iktisat ve ticaret okudu. Bu dönemde sık sık sinemaya gitmeye ve yakındaki Padova kentinde çıkan bir gazeteye film eleştirileri yazmaya başladı. 1939’da sinemacılık mesleğinde karar kıldı; sinemacılığın yolu da Roma’dan geçiyordu.

Antonioni Roma’ya yerleştikten kısa bir süre sonra Cinema dergisinin kadrosuna katıldı ve birkaç ay bir sinema okuluna devam etti. Bir ara Kuzey İtalya amatörler arası tenis şampiyonu olmasının dışında 1930’larda yaptıkları ile ilgili bir şey bilinmemektedir. Film jeneriklerinde adına ilk olarak 30 yaşındayken yaptığı çalışmalarda, aralarında Roberto Rossellini’nin Un pilota ritorna’sı da (1942; Bir Pilot Dönüyor) olmak üzere bazı önemli filmlerin ortak yazılmış senaryolarında rastlanır. O yıl Fransa’ya giderek Les Visiteurs du soir’da (Gece Ziyaretçileri) yönetmen Marcel Carne’ye asistanlık etti. Çekimine 1943’te başladığı, ilk filmi Gente del Po (Po İnsanları) adlı kısa belgesel, İtalya’nın II. Dünya Savaşı’ndaki yenilgisinin kargaşası içinde yarıda kaldı. Antonioni bir süre Fransızca-dan çeviri yaparak geçindi. Daha sonra yeraltı gazetesi L’Italia libera’nin sinema eleştirmeni oldu ve filme alınmayan bazı senaryolar yazdı. 1947’de tamamlayabildiği Gente del Po’yu altı kısa film daha izledi. 1950’de oldukça buruk bir aşk öyküsü olan ilk uzun metrajlı filmi Cronaca di un amore (Bir Aşkın Hikâyesi) bir anda dikkate değer bir yetenek olarak tanınmasını sağladı.

Bu tarihten sonra dış dünyanın Antonioni’nin yaşamı ile ilgili bildikleri filmlerinden öteye geçmez. Dönüm noktalarını oluşturan yapıtları, Cesare Pavese’nin bir öyküsünden uyarladığı ilk önemli filmi Le amiche (1955; Kadınlar Arasında), ilk büyük uluslararası başansını sağlayan L’avventura (1959; Serüven), ilk renkli filmi II Deserto rosso (1964; Kızıl Çöl), tümü İngilizce olan ilk filmi Blow-up (1966; Cinayeti Gördüm) ve ABD’de çektiği ilk film olan Zabriskie Point’Xu (1970; Zabriskie Noktası).

Antonioni oyuncu Monica Vitti’nin meslek yaşamını da biçimlendirmiştir. L’avventura, karmaşık anlatı yapısına ve hareket noktasının anlaşılmazlığına karşın, Vitti’nin filme insani sıcaklık boyutu katan zarif ve gizemli havasıyla çok geniş bir izleyici kitlesine ulaşmıştır. Antonioni’nin filmleri böyle bir denge öğesi gerektirir; yoksa yaklaşımı, ancak dar ve seçkin bir kesime hitap edecek derecede soğuk ve soyut kalır. Onun için insanlar, resim inceliğinde ruh durumları ve atmosferler düzeni içinde hareketli öğelerdir. Dış dünyaları hiçbir zaman ifade etmedikleri duygularını ve hem birbirlerine, hem de çevrelerindeki yaşama yabancılaşmalarını yansıtırken, insanlar da anlamlı bir eylemde bulunamadan, iletişimsiz, düşler içinde kaybolmuş bir biçimde dolanıp dururlar.

Antonioni’nin ünü, yeni ve kendine özgü bakışının ön planda olduğu, 1959’daki L’avventura ile 1962’deki L’eclisse arasındaki dönemde iyice yaygınlaştı. Her iki filmde de Monica Vitti’nin canlandırdığı genç bir kadın, yaşamındaki boşluğu giderebilmenin yolu olarak, ama başarısızca aşk peşinde koşuyordu. Chung Kuo-China (1972), The Passenger (1974; Yolcu) ve bir Cocteau uyarlaması olan II mistero di Oberwald (1980; Oberwald Esrarı) gibi daha sonraki filmleri aynı yankıyı uyandırmadı. Antonioni, 1982 tarihli Indentificazione di una donna ile (Bir Kadının Tanımlanması) 1960’ların başlarındaki temalarına başarılı bir dönüş yaptı. Bu film aynı yıl Cannes Film Şenliği’nde 35. Yıl Büyük Ödülü’nü kazandı.

Sinemanın önde gelen ustalarından olan Antonioni, II. Dünya Savaşı sonrasında sinemada egemen olan yalın gerçekçilik idealine karşı gelişen eleştirel ve ticari tepkinin öncülüğünü yapmıştır. Yönettiği filmler insan yaşantısının belgelenmesi değil, metaforu olmuştur.

Filmlerini hiçbir zaman alışılagelmiş olay örgüsü ya da karakter çözümlemesi üzerine oturtmamış, daha çok temel ifade aracına dönüştürdüğü görsel imgeye ağırlık vermiştir. Bu imgeler içinde en önemlisi de modern sanayi görüntüleridir. Antonioni’ den sonra çok az kişi bir su kulesi ya da plastik eşya mezbeleliğini aynı olumsuz bakışlarla görmüştür. Onun filmlerinde, 20. yüzyıl kent toplumunun mekanik cangılında yeşeren yeni bir tür güzellik sergilenir.

Michelangelo AntonioniMichelangelo Antonioni; (29.9.1912 – 30.7.2007)

Antonioni, Ferrara’da bir çiftlik sahibinin oğlu olarak dünyaya geldi. Bologna’da ekonomi politik okurken bir günlük gazete için film eleştirileri yazıyordu. 20’li yılların sonunda Roma’ya gelerek “Cinema” ve “L’Italia libera” dergileri için çalıştı ve aynı zamanda film senaryoları yazdı.

1943’ten Sonra: Belgesel Filmler Antonioni 1942 yılında yönetmen Marcel Carn£’nin asistanlığını üstlendi. Buna rağmen 1942’yi izleyen yıllarda uzun metrajlı eğlence filminden uzaklaşarak, dört yıllık bir çalışma sonucu Gentel del Po (Po’nun İnsanları, 1943-47) adlı belgesel filmi çekti. 1952’de savaş sonrası gençliğinin sorunlarını ele alan yarı belgesel bir film olan I venti’yi (Çağımızın Çocukları) gerçekleştirdi. Ahlaki açıdan bilinçlendirilmemiş İtalyan, Fransız ve İngiliz gençlerinin kaderlerini ele alarak toplumsal koşullan çok ağır bir biçimde eleştirdi.

1953: İlk Uzun Metrajlı Filmi Antonioni ilk uzun metrajlı filmi Cronaca di un amore’yı (Bir Aşkın Tarihçesi) 1953 yılında çekti. Bu filmde bir sanayici, karısının mazisini araştırır. Bunun üzerine karısı, vaktiyle birlikte cinayet işlediği gençlik arkadaşıyla ilişkiye girer. Bu yapıt tarz olarak, Antonioni’nin tipik film çevirme metodunu gösteriyordu. Antonioni akıcı kamera hareketleriyle bir öyküyü değişik zaman ve bilinç düzeyleri içinde anlatırken biçimsel bir anlatma strüktürünü gerekli bulmuyordu.

1957’den Sonra: İnsanın Yalnızlığı Antonioni en önemli filmlerini 50’li yılların sonuyla 60’lı yılların başında çekti. Bu filmlerinde en çok sevdiği konuları, insanın yalnızlığıyla yabancılaşmasını ve modern toplumda aşkın olanaksızlığını, değişik varyasyonlarıyla çekti. Bunlara uygun olarak II grido (Haykırış, 1957) adlı filmde, sevdiği kadın kendisiyle evlenmek istemeyince, işçi adam kızıyla birlikte gezmeye gider ve sonunda ölüme atlar. L’avventura (Macera, 1959) adlı film, seyircilerin çok sabırlı ve dikkatli olmasını gerektirdiği halde, Antonioni’yi ilk defa dünya çapında başarıya ulaştırdı. Antonioni sinema dramatürjisinin tüm yasalarını çiğneyerek değişik gözlem, duygu ve analizlerin karışımından oluşan bir film yarattı. Bir deniz yolculuğunda geçen yapıtın konusu aşkın geçiciliğidir.

La notte (Gece, 1960) adlı filminde Antonioni insan hayatının boşuna oluşunu konu eder ve aralarında konuşacak hiçbir şey kalmamış olan bir karı-kocayı (Jeanne Moreau ve Marcello Mastroianni) gözetler. Önemsiz görünen ayrıntılar birbirlerini izlerken, taşıdıkları önem ancak aralarındaki bağlantı ortaya çıktıktan sonra anlaşılır. Antonioni’nin filmlerinin çoğunda olduğu gibi, burada da boşluğu hisseden ve sorunları açıkça ortaya dökmekten kaçınmayan, kadındır.

1964: İlk Renkli Filmi Antonioni 1964 yılında konularım çeşitlendirdi ve ilk renkli filmi olan II deserto ros-so’da (Kızıl Çöl) psikolojik bir hastalığı ele aldı. Bir mühendisin karısı, geçirdiği bir araba kazasından sonra korku nevrozuna kapılır. Kadının, ayrı ayrı psikolojik durumlarını gözle görünür hale getirebilmek için Antonioni bu filmde renkli yabancılaştırma efektleri kullandı.

1966’dan Sonra: Dış Ülkelerde Çalışması Antonioni, bir Amerikalı dağıtım şirketi tarafından dünya çapında pazarlanacak olan ilk filmi Blow Up (Cinayeti Gördüm) İngiltere’de çevirmek için, İtalya’yı terk etti. Burada bir fotoğrafçı büyütülmüş bir fotoğrafta bir cinayetle ilgili izler gördüğüne inanır. Bu yanıltıcı öykünün konusu fotoğraf ile gerçek arasındaki ilişkiden ibaretti. “Swinging Sixties” (Hareketli 60’lar) Londra’sında geçen bu filmin başarısı Antonioni’ye, insanlıktan çıkmış bir tüketim dünyası olan Amerikan rüyasına bakış açısını gösteren, Zabriskie Point (1969) adlı Amerikan filminin yönetmenliğini sağladı. Bu zamana kadar Antonioni’nin filmlerine damgasını vuran kameranın sakin bir biçimde kullanılması ve yumuşak bir ışıklandırma yerine sanatçı burada ilk defa çok hareketli bir kurgulama uyguladı. 1973’de gösterime giren Professione: Reporter (Mesleği: Muhabirlik) adlı filmde Antonioni Jack Nicholson’ı başrolde oynatarak kendisinden kaçan bir insanı gösterdi.

1982: Yaşlılık Yapıtı Identificazione di una donna (Bir Kadının Kimlik Arayışı, 1982) adlı filminde Antonioni bir kez daha bağımsız olarak yapıtlarının başlıca konularını çeşitlendirdi ve kadınla erkek arasındaki yabancılaşmayla ilgili olarak insanları düşünmeye davet etti. Bu film gösterime girdikten sonra, 1948’den beri Flora Lampronti ile evli olan Antonioni, uzun bir süre meslek hayatından uzak durdu. 1983’te “Bowling am Tiber” (Tiber Nehrinde Bowling Oyunu) adlı bir öykü kitabı yayınladı. 1995’de hastalığına karşın sete döndü ve Wim Wenders’le birlikte Al di lâ delle Nuole (Bulutların ötesinde) adlı filmi çekti. Just to be together (1999) ve Destinazione Verna (1999) yönetmenin son filmleridir.

kaynak:nkfu

Sen de Yorum yazmalısın bence.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir