Nevesinli Salih Paşa Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Nevesinli Salih Paşa Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Nevesinli Salih Paşa; (1607- 1647)

Sultan İbrahim zamanında sadrazamlık yapmış, padişahın emri üzerine kuyu ipiyle boğdurularak öldürülmüş bir Osmanlı veziridir.

Bosnalı olan Salih Paşa, devlet hizmetine Defterdar Mustafa Paşa’nın yanında başladı. Divan kâtipliği yaptıktan sonra Yeniçeri Ağası oldu. Doğru sözlü, doğru özlü bir adamdı, Yeniçeri Ocağı’na oldukça çekidüzen verdi. 1644’te vezir (paşa) rütbesiyle Defterdar oldu, 1645’te de, kızlarağasının aracılığı ile, sadrazamlığa getirildi.

Salih Paşa, 2 yıldan az bir zaman kaldığı sadrazamlıkta, akıldan yoksun İbrahim’in delice hareketlerini elinden geldiği kadar önlemeye çalıştı. «Deli» İbrahim, o sıralarda kendini büyü, tılısım gibi saçma şeylere vermişti. Şehirdeki büyücüleri, falcıları dolaşır, kendisine muskalar yazdırır, bu büyücülere kucak dolusu para dağıtırdı. Salih Paşa’yı da gene böyle, bir gün, üfürükçüye giderken, yolunun önüne arabasının çıkıp dar sokağı kapamasından ötürü, kızarak, öldürtmüştür.

Osmanlı tarihçileri Salih Paşa’yı doğru bir adam olarak gösterirler. Rüşveti önlemeye çalıştığı, hattâ kendisinin de Sultan İbrahim’e diğer vezirler ve sadrazamlar gibi rüşvet vermediği, «ben devlet malına dokundurmam!» dediği için padişahın gözüne bir türlü giremediği de belirtilir.

Deli İbrahim Salih Paşa’yı Nasıl Boğdurttu?

Deli İbrahim’in, sadrazamı Salih Paşa’yı bir hiç uğruna, iple boğdurtarak öldürtmesi Osmanlı tarihinin en tipik olaylarından biridir. Bu olay, Osmanlı padişahlarının, sağ kolları demek olan sadrazamlarını bile öldürtmekten nasıl çekinmediklerini göstermesi bakımından ilgi çekicidir.

Salih Paşa’nın nasıl öldürüldüğünü “Naima Tarihi” şöyle anlatıyor:

Padişah Hazretleri’nin keyifleri gezmek isteyip kâh tahtırevan, kâh at ve kâh araba ile şehirde dolaşmaları âdetleri olmakla, birkaç defa başka arabalar karşı gelince dar sokaklarda sıkışıklık olmuştu. Bu yüzden Padişah Hazretleri: «Arabalar şehre girmesin ve kimse şehirde arabaya binmesin. İstanbul içinde bir daha görmeyim» diye yasak etmişlerdi.

Yürek sıkıntısına ve karasevdaya müptela olduklarından bazı şeyhlere ve üfürükçülere kendilerini okutarak rahatlarlardı. 1057 şabanının 17’nci pazartesi günü Davutpaşa semtinde meşhur çınar ağacı yanında sakin okuyucu bir imama giderken, kaza-i ilahi, önlerine bir araba geldi ve tembih edilmiş iken kimsenin yasağa kulak asmamasını sadrazamın kayıtsızlığına yorarak öfkelenip:

— «Tiz veziri çağırın» diye ardı ardına adamlar gönderdi.
Zavallı Sadrazam Salih Paşa sarayında ikindi divanına hazırlanırken:
— «Padişah ister!» diye adamlar gelip, o da, aslını bilmez, atma binip imamın evinde padişahla buluştukta, padişah:
— «Ben arabaları yasak etmişken niçin benim tembihim tutulmaz. Ben padişah değil miyim? Tiz boğun!» diye avaz avaz bağırmaya başladı.
Salih Paşa özür dileyip canını kurtarmaya çalıştıysa da, padişah kabul etmeyip :
– «Çabuk boğsanıza» diye öfke ile hay kırıp maiyeti de imamın evinde buldukları kuyu ipiyle bigünah Salih Paşa’yı oracıkta boğdular.

kaynak:nkfu

Sen de Yorum yazmalısın bence.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir