Paracelsus Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında Paracelsus’un Kimyaya Katkıları

Paracelsus Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında Paracelsus’un Kimyaya Katkıları

Paracelsus, asıl adı Philippus Aureolus Theophrastus Bombastus von Hohenheim (d. 10/14 Kasım 1493, Einsiedeln, İsviçre -ö. 24 Eylül 1541, Salzburg, Salzburg Başpiskoposluğu), tıpta kimyanın önemli bir rolü olduğunu belirleyen gezgin Alman hekim ve simya bilgini.

Hekim olan babasının da ders verdiği Villach’taki madencilik okulunda öğrenim gördü. Genç yaşta kazandığı ve metalürji bilgisi ileride ilaç tedavisi alanında yapacağı büyük buluşlara temel oluşturdu. 1507’de Avrupa’nın ünlü öğretmenlerinden ders almak üzere bir kentten öbürüne geçerek çeşitli üniversitelerde okudu. Ama üniversitelerin her şeyi öğretmediği, hekimlerin kocakarılar, Çingeneler, büyücüler ve gezgin kabilelerden ders alması gerektiği ve bilginin deneyimlerin ürünü olduğu görüşüne vardı.

Kaynaklara göre Viyana Üniversitesi’nden 1510’da tıp bakaloryasıyla mezun olduktan sonra eğitimini Galenos ve ortaçağ Arap bilginlerinin eleştirildiği Ferrara Üniversitesi’nde sürdürdü. Orada yıldızlarla gezegenlerin insan vücudunun işleyişini denetlediğini ileri süren dönemin geçerli görüşlerine karşı çıkma ve bunu belirtme özgürlüğünü buldu. 1. yüzyılda yaşamış ünlü Romalı hekim Celsus’tan üstünlüğünü dile getiren “para-Celsus” (Celsus’u aşan) takma adını bu dönemde kullanmaya başladığı sanılır.

Doktorasını tamamladıktan kısa bir süre sonra kara Avrupa’sının yanı sıra İngiltere, İskoçya ve İrlanda’yı kapsayan, yıllar sürecek gezilerine başladı. Bir süre askeri cerrahlık yaptı. Rusya’da Tatarlara esir düştü. Litvanya’ya kaçtı, oradan da Macaristan’a geçti. 1521’de İtalya’da yeniden orduda cerrah olarak görev aldı. Gezilerini Mısır, Arabistan, Filistin ve İstanbul’da sürdürdü. Gittiği her yerde en etkili tedavi yöntemlerini bulma ve daha da önemlisi doğanın gizli güçlerini öğrenme amacıyla simya araştırmaları yaptı.

On yıl kadar gezgin olarak yaşadıktan sonra 1524’te Villach’a döndüğünde mucizevi tedaviler yaptığına ilişkin ünü yayılmıştı. Paracelsus’un kent hekimliğine atandığı ve Basel Üniversitesi’nde tıp dersleri vereceği duyulunca Avrupa’nın dört bir yanından gelen öğrenciler kente dolmaya başladı. Derslerine yalnız öğrencileri değil, istekli herkesi çağırması yetkilileri öfkelendirdi. Haziran 1527’de bir öğrenci grubuyla birlikte İbn Sina ve Galenos’un kitaplarını üniversitenin önünde yaktı. Luther gibi halk diline tutkun olduğundan, derslerinde ve yazılarında Latince yerine Almancayı kullandı. Davranışları ve sözleriyle büyük tepki uyandırmasına karşın, ünü ve öğrencilerinin sayısı daha da arttı. Derslerinde doğanın iyileştirici gücünü vurgulayarak döneminde uygulanan tedavi yöntemlerini ve yanlış uygulamaları acımasızca eleştirdi; yararsız haplar, merhemler, şuruplar, yakılar ve tütsülerle alay etti.

Pek çok düşman edindiğinden Basel’deki başarısı bir yıldan kısa sürdü. Kentin hekimleri, eczacıları ve devlet görevlileriyle arası iyice bozulunca, canını kurtarmak için kentten kaçmak zorunda kaldı. İzleyen sekiz yıl boyunca güç koşullarda sürekli dolaşırken, eski el yazmalarını gözden geçirdi, yeni araştırmalarını kaleme aldı. Die Grosse Wundartzney’ın (Büyük Cerrahi Kitabı) yayımlanmasıyla 1536’da yeniden eski ününe kavuştu, zengin oldu ve saray çevrelerinde bile aranmaya başladı. 1541’de Bavyera dükü prens-başpiskopos Ernst’le buluşmak üzere gittiği Salzburg’da Beyaz At Hanı’nda esrarengiz bir biçimde öldü.

Tıp tarihinde seçkin bir yeri olan Paracelsus öncü çalışmalarıyla da tanınır. 1530’da o zamana değin bilinen en iyi frengi tanımını yaparak, bu hastalığın cıvalı bileşiklerin vücuda uygun dozlarda verilmesiyle başarıyla tedavi edilebileceğini ileri sürdü. Bu tedavi yöntemi daha sonra 1909’da bulunan Salvarsan tedavisine öncülük etti. Madenci hastalığı olarak bilinen silikozun maden buharlarının solunmasından kaynaklandığını buldu. Günümüzde homeopati olarak bilinen uygulamayı o dönemde kavrayarak, uygun dozlarda verilen hastalık etkeninin iyileştirici özellik kazanabileceğini savundu. Bazı kaynaklara göre 1534’te vebadan kırılan Stertzing kentinde bir hastanın dışkısından iğneyle aldığı küçük bir parçayı ekmekle karıştırarak yaptığı haplarla pek çok hastayı iyileştirdi. İlk kez guatrın minerallerle, özellikle içme suyundaki kurşunla bağlantılı olduğunu ortaya koydu. Cıva, kükürt, demir ve bakır sülfat içeren yeni kimyasal bileşimler hazırlayarak ilaç olarak kullandı. 1618’de yayımlanan ilk Londra Farmakopesi’nde belirtildiği gibi tıbbı kimyayla birleştirdi. Bütün bunların yanı sıra psikiyatrik tedavilerin gelişmesine de önemli katkıda bulundu.

kaynak:nkfu

Sen de Yorum yazmalısın bence.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir