Peyami Safa Sözleri

Peyami Safa Sözleri

Peyami Safa

Keske futbol oynasaymısım; belki de bacagımı Nüzhet’in askı kadar yormazdı.

Güzellesmek icin yalan elbiseleri arıyoruz ve cıplak hakikati örtmege, gizlemeye calısıyoruz; hatta kefen bile cesedimizin cirkinligini gizlemek icin beyaz bir yalandır, degil mi?

Batıda hükumet sansürü yerine seviye sansürü vardır. Bu seviyenin olmadıgı memleketlerde kanun düsünceyi hudutlandırır. Düsünce hürriyeti isteyenler daha evvel düsünce seviyesinin yükselmesine hizmet etmelidirler.

Bazen etrafımızda o kadar esrarlı bir hâdise olur ki ince teferuatına kadar bunu sezeriz, fakat hicbir sey idrak etmeyiz; ruhumuzun icinde ikinci bir ruh her seyi anlar, fakat bize anlatmaz, böyle korkunc isaretlerle bizi muammanın derinliklerine atar ve bogar.

Baskalarının karısına kız kardes gözüyle, baskasının servetine bir yıgın toprak gözüyle ve bütün yaratıklara kendi canını tasıyorlarmıs gibi bakan kimse gercekten akıllı bir kisidir.

Ask aleyhinde bin sey söylenir, fakat insanlar gene sevmeye devam ederler.

..Ve bir yalan söylendigi zaman insanların degil,esyanın bile buna nasıl tahammül ettigine sasırıyodum.Yalana her sey isyan etmelidir.Esya bile: Damlardan kiremitler ucmalıdır,agaclar köklerinden sökülüp havada bir saniye icinde toz duman olmalıdır,camlar kırılmalıdır,hattâ yıldızlar düsüp gökyüzünde bin parcaya ayrılmalıdır.

En basit ictimaî dâvaları anlamayacak kadar yabancı tesirler altında sahsiyetlerini kaybeden bu insanlarla münakasaya mecbur olmanın kücüklügünden muzdariptim.

Mechul ümitlere inanmadıgım an,beni kurtaracak seyin ne oldugunu bilmek istiyorum.Ümit etmek bile az. Emin olmak ihtiyacı. Yalancı istikbalin süpheli vaatlerine degil,teminatına ve senedine ihtiyacım var.

Felâketimizi baska biriyle taksim etmek saadettir fakat annelerle degil,annelerle degil.Annelere anlatılan kederler taksim degil zarbedilmis (dövülmüs) olur.

Bekârları cogalan cemiyet, gizli bir anarsi geciriyordur. Ya büyük bir inkılâba, ya inhitata gidecektir.

Batıda hükümet sansürü yerine seviye sansürü vardır. Bu seviyenin olmadıgı memleketlerde kanun düsünceyi hudutlandırır. Düsünce hürriyeti isteyenler daha evvel düsünce seviyesinin yükselmesine hizmet etmelidirler.

Bilgi kültürün hammaddesidir. Lâzımdır, fakat kâfi degildir. Bilginin kültür haline gelebilmesi icin, zekânın endüstrisinde mamul madde, yani fikir haline gelebilmesi gerekir.

Zamanımızda, maddeci bir dünya görüsüne karsı acılan büyük fikir savası zaferle neticeleninceye kadar parayı tahtından hic kimse indiremez. Bu, banka ile mabet arasındaki gizli yarısın sonuna baglı bir problemdir. Ucu Allah’ a varan manevî degerlerin üstün güzelligini insanlara kabul ettirdigimiz gün, para sadece asgarî bir refah vasıtası halinde kalacaktır.

Kadir gecesi bir degerlendiris gecesi, bir karar gecesi ve bir hüküm gecesidir.

Benim ki bütün âmalim sendedir,ey avâlimin vahdaniyeti,ey vahdaniyetlerin sultanı,beni bensiz bırak,sensiz bırakma.

sair,ruhu filozof,ifadesi siir adamdır.Bu siir felsefeden bahsetmege mezun olmaksızın onun varlıgı ve toplulugu kavrayıs örgüsünü tasır.

sair zekasıyla degil ruhuyla düsünür.Zeka onu teknige kavusturan vasıtadır.

Hayattan aldıgımız her zevki ona muadil bir ıstırapla ödedigimizi bildigimiz icin hicbir seyden yüzde yüz felaketten korkmuyordum. Bunun ikisi de imkansızdır.

Bir roman ya yazılır, ya yasanır. Ben sana hemen tutkun oldugumu hissettim, fakat yazmak icin degil, yasamak icin! Ben sana kollarımı uzatıyorum ve sen, bana ellerini, dudaklarını uzatacagın yerde, yazmak icin mürekkepli kalemimimi uzatıyorsun.

Her asık ve her sair ebediyen süphe edecektir,cünkü zeka icin inanmak ölümdür.

Konagı yıktık. Fakat onun saglam kalmıs malzemesinden yeni bir binada nasıl faydalanacagımızı bilmedigimiz icin, onun yerine bir apartman cıkamadık. Osmanlı kültürünün harabeleri önünde, saskın, birbirimize bakıyoruz. İcinde boguldugumuz kültür buhranının sebebi budur. İnkılabın cacaron ve demagoglara degil, yüksek mimarlarına ihtiyacımız vardır.

En basit adamın hayatı bile, baska bir adam icin namütenahi, karısık, icinden cıkılmaz bir esrar yıgınıdır.

Asıklara haber vermek isterim.Kalbin bütün meseleleri yalnız kalbde halledilir.cünkü bir hissin hakkından ancak baska bir his gelir.Ümitsiz bir askın panzehiri nefrettir.

Zaman yürümüyor, dakikalar korkunc bir sıkıntı icinde uzuyorlar, hatta dagılıyor, birikmiyor, toplanmıyor ve bir ceyrek saat olamıyorlar.’

En cok düsündügümüz kelimeyi en az kullanmaya bizi mecbur eden gururumuzu aldatmak icin, sevmek fiiline sözden baska ifade sekilleri ararız.

Bir insanın her fenalıga muktedir olabilecegi yerde cemiyet iflâs etmistir.

İstikbale hükmetmege kalkmıyalım. Yarın madem ki dogmamıstır, yoktur. Hic üzerinde bütün tahminlerimizin kıymeti de hictir.

Belki bütün sevgililer birer bahanedirler, dedi, ruhumuzun calkalanmasına bahane. İcinde ne varsa onu dısarıya dogru savururlar.

Yobazların hepsi birbirine benzer: Düsünmez öfkelenir,konusmaz;haykırır, delil aramaz; protesto yagdırır.

Aptallar bütün hayatları boyunca akıllı kisilerle gezseler bile gercekleri ögrenemezler. Hic, kasık corbanın lezzetini alabilir mi?

Dogu ile Batı arasındaki mücadele, bir insanın kendi nefsiyle mücadelesine benzer. Bunların sentezi, insanın var olmak icin muhtac oldugu vahdetin ifadesidir. İnsan, bütünlügünü ve tamlıgını ancak bu sentezde bulabilir.

Bir yazı bizde ancak kendi malımız olan fikirler dogurmak sartıyla faydalıdır.Yazıyla okuyucunun zekası arasındaki ciftlesmeden hicbir fikir dogmazsa,o mütalaa tamamiyle akimdir.Faydadan ziyade zarar verir,cünkü beynin yükünü cogaltır.

Bir Milleti Yok Etmek isterseniz askeri istilaya lüzum yoktur. Tarihini unutturmak ,dilini bozmak, dininden sogutmak ve dolayısıyla manevi degerlerini ahlakını yozlastırmak kâfidir.

Ben’in Allah’ta yok olmaya kosması azizleri, insanlıkta yok olmaya kosması dahileri, millette yok olmaya kosması kahramanları yaratmıstır.

Mide kainatın merkezidir; beyinden ziyade o düsünüyor ve bizi idare ediyor.

Kıskanclık,ifrata varmazsa faydalıdır,yasama hevesimizi cogaltır ve rakiplerimiz dostlarımızdan fazla ise yararlar.Onları iyi secmek lazımdır.Ben zeki bir düsmanı,ahmak bir dosta tercih ederim.

Bekârları cogalan cemiyet, gizli bir anarsi geciriyordur. Ya büyük bir inkılâba, ya inhitata gidecektir.

Fikirlerinin adiligini bir ibarenin alaca renklerinde ve sun’î karanlıgında gizlenmek isteyenleri muhtac oldukları bu hileden mahrum etmek kolay degildir.

Askta haysiyet veya zillet aramayalım. Her ihtiras gibi, ask da insanı en büyük irtifadan en derin ucuruma atar. Bu yükselis ve alcalıstaki basdönmesinin adı asktır.

Hakikati seviniz, o da sizi sever. Hakikati arayınız, o da sizi arar ve üstüne yalan cin setleri gibi kalın duvarlar örsün, altında kalan hakikat bir ince iniltiyle, bir hafif rüzgar dalgasıyla, herhangi bir kücük isaretle mevcudiyetini bildirir: “Buradayım!” der.

Memlekette herkes fazileti saadetin zıttı sandıgı icin ya namuslu kalmaya karar vererek bir köseye cekilip oturuyor, miskin faidesiz, cekingen yasıyor; yahut namussuzlugu kabul ederek bir taraftan halka faideli olmaya calısıyor, öte yandan calıp cırpıyor. Yani hizmetle denaati telif ediyor. Bircok faal hükümet adamlarının ahlaksızlıgı bundandır.

Gercek münevverin davası ne dine, ne de sadece hudutları ve mahiyeti tayin edilmek lazımgelen inkılaplara karsıdır. Gercek münevverin davası yobaza, yobazın her cesidine karsı, bilgi ve düsünce kıtlıgını kinin ve ihtirasın istial maddeleriyle doldurmaya calısan tefekkür vahsetine karsıdır.

Büyük bir hastalık gecirmeyenler, her seyi anladıklarını iddia edemezler.

Tecrübe, yaslanarak degil, yasayarak kazanılır; ve zaman insanları degil, armutları olgunlastırır.

Askın tam bir tarifi yapılamaz. siir de böyledir. Yapılmıs ve yapılacak tariflerden her biri, denizden alınmıs bir kova suya benzer. Hic süphesiz bu, deniz suyudur, fakat deniz degildir. Askı denize, tarifi de kovaya benzetirseniz elde edilen sey, askın bir halini izahtan ibaret kalır. Enginsiz, kıyısız, renksiz, dalgasız, derinliksiz bir izah.

Bizden uzaklasmadıkca bize görünmeyen sıhhat, alıskanlıgın verdigi hissizlikle, saglamların suurundan kacıp nasıl ve nereye saklanıyor? Onu ben görüyorum, cünkü benden uzak.

Zaman yürümüyor, dakikalar korkunc bir sıkıntı icinde uzuyorlar, hatta dagılıyor, birikmiyor, toplanmıyor ve bir ceyrek saat olamıyorlar.

Dünyanın bütün tavanlarına lanet olsun. Arka üstü yatmaktan usandım.

Bütün büyük kadın meseleleri, bizi icine almak icin, mukavemetimizin en az oldugu günleri beklerler. O anlarda ruhumuzun topuzları gevseyen kapıları en hafif rüzgârla acılır ve iceriye, bir gün her seyimiz olmaya namzet kadın giriverir.

Kimi adam vardır ki sabahtan aksama kadar oturur ve düsünür. Kimi adam da vardır ki sabahtan aksama kadar ayak üstü calısır fakat yaptıgı is dört tuglayı üstüste koymaktan ibarettir. Evvelki insan tenbel görünür velakin calıskandır, diger insan calıskan görünür velakin yaptıgı is sudandır.

Ümitsiz bir askın panzehiri nefrettir.

Belki de canımızı sıkacak birsey olmadıgı icin canımız sıkılıyor.

Her sıkıntı bir isyan hazırlıgıdır. Ruhta baslayan bu hazırlık vücudun hastalanması seklinde organik bir isyana cevrilir.

Yaslanarak Degil Yasayarak Tecrübe Kazanılır Zaman İnsanları Degil Armutları olgunlastırır.

kaynak:nkfu

Sen de Yorum yazmalısın bence.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir