Robert Siodmak Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Robert Siodmak Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Robert Siodmak; (8.8.1900 – 10.3.1973)

Siodmak Memphis/Tennessee’de dünyaya gözlerini açtı. 1901 yılında ailesiyle birlikte Almanya’ya giderek orada yerleşti ve sonradan Marburg Üniversitesinde okudu. Siodmak 1925’te Ufa film şirketine girdi ve 1929’da Edgar G. Ulmer ile birlikte Menschen am Sonntag (Bir Pazar Gününde İnsanlar) adlı filmi yönetti. Bu filmde işçilerin hayatındaki 24 saat uydurma bir belgeselle göz önüne seriliyordu. Birkaç çalışma daha yaptıktan sonra, Yahudi kökenli Siodmak iltica etmek zorunda kaldı. Önce Paris’e giden yönetmen, nihayet 1941 yılında Hollywood,’a geçerek B-Filmleriyle ayakta kalmaya çalıştı.

1944: İlk Başarıları 1941’de ortaya çıkan “Kara Dizi” Siodmak’ın başarıyı yakalamasını sağlayarak en ünlü yapıtlarına damgasını bastı. 1944’te çevirdiği Christmas Holiday (Noel Tatili) ve Phantom Lady (Hayali Bayan) adlı gişe rekorları kırdı. Her iki yapıtında da kadınlar ön plandadır. Christmas Holiday’de işlediği cinayet yüzünden çöken çaresiz, depresif bir kadın, baş kahraman olarak seyircinin karşısına çıkmaktadır. Phantom Lady’de suçsuz olduğu halde sanık muamelesi gören şefini kendi soruşturmaları sayesinde kurtaran bir sekreter kızın öyküsü anlatılmaktadır. Siodmak bu filmiyle karanlık görüntülerle gerilim yaratma ve çok övülen Amerikan sisteminde madalyonun hiç de parlak olmayan öbür tarafını açığa çıkarmadaki yeteneğini ilk defa gösterdi.

1946: Dramaturjik Başyapıtları The Killers (Yeraltı Dünyasının İntikamcıları, 1946) adlı filmiyle Siodmak en ünlü yapıtına imzasını attı. Bu film “Kara Dizi”nin doruk noktalarından biri olarak kabul edilmekte ve bu akımın tipik öğelerini kendinde birleştirmektedir. Bu film, ad belirtilmeksizin kendilerine verilen öldürme emri üzerine, ortadan kaldırdıkları kurbanın geçmişini araştıran ve işverenlerini bulup şantaj yapan kiralık iki katilin öyküsünü anlatır. Siodmak bu filminde Ava Gardner’ı kurbanın’ kurnaz, vicdansız sevgilisi ve katilleri görevlendiren kadın olarak ön plana çıkarttı. The Spiral Staircase (Döner Merdiven, 1946) filminde dilsiz bir kadın bir dizi cinayet işlemiş profesyonel bir katil tarafından tehdit edilir. Siodmak burada esrarengiz ışıklandırma efektleriyle bilinmeyen katilin çevresinde soluk kesici bir şaşırtmaca oyunu geliştirdi. Bu film, sonraki yıllarda pek çok psikolojik gerilim filmi için örnek olarak kullanıldı. The Dark Mirror (Siyah Ayna, 1946) filminde psikopat bir kadın işlediği cinayeti ikiz kardeşine yıkmaya çalışır.

1952: Zengin Dekorlu Filme Geçiş Siodmak son Hollywood prodüksiyonu olan The Crimson Pirate (Kızıl Korsan, 1952) adlı korsan filmiyle “Kara Seri”den ayrılıp renk cümbüşü içindeki zengin dekorların önünde film çekti. Burada Burt Lancaster bir silah yapımcısıyla birleşerek asilerin liderini kötü niyetli bir baronun elinden kurtarır.

1953: Avrupa’ya Dönüşü 1953’te ABD’den ayrılan Siodmak Fransa’da Le grand jeu (Büyük Oyun, 1954) adlı filmi gerçekleştirdi. İki kadın arasında kalan ve işlediği suçlar yüzünden huzur bulamayan bir avukatın öyküsünün analtıldığı, itinayla kurgulanmış bu film Siodmak’ın kırklı yıllardaki büyük filmlerine yaklaşamadı. Almanya’ya döndükten sonra Gerhart Hauptmann’ın bir tiyatro yapıtından esinlenen Die Ratten (Fareler, 1955) adlı filmi çevirdi. Başkasına ait bir bebeği kocasına kendi bebeği olarak yutturan bir kadının öyküsü Kaiser Wilhelm döneminden modern zamana aktarılınca inhanıhrlığmı yitirdi.

1957: Son Başarısı Siodmak, Nachts wenn der Teufel kam (Şeytan Geceleyin Gelince, 1957) adlı filminde son kez, kendisine sinema tarihinde bir yer garantileyen bütün üstünlüklerini uyguladı. Nazi zamanında geçen toplumsal eleştiri niteliğindeki bu film gerçek bir olaya dayanıyordu. Bir komiser, gelip geçici işlerde çalışan bir işçinin toplu cinayetler işlediğini bilmekle beraber, Aryen ırktan ırz düşmanı bir katilin dava edilmesi toplumsal açıdan uygun düşmeyeceği için, bir SS mensubunun emri üzerine soruşturmalarının sonuçlarını açıklayamaz. Komiser doğu cephesine sürülür ve suçlu yargılanmadan SS tarafından ortadan kaldırılır. Siodmak bu gerilim dolu, boğucu öyküyü 20’li ve 30’lu yılların dışavurumcu Alman sinemasının araçlarıyla kurguladı.

Bu başarıdan sonra Siodmak, başrolde Orson Welles’i oynattığı ve Felix Dahn’ın romanından sinemaya uyarladığı Kamp um Rom (Roma Savaşı, 1968/69) adlı iki bölümlük yapıtıyla bir daha zengin dekorlu bir filmle şansını denedi. Ne var ki büyük bir bütçeyle çevrilmiş olan bu film bu arada değişmiş yani Amerikanlaşmış seyirci kitlelerinin zevkine uymadı ve yapılan yatırımlar sinema gişelerinden kazançla dönmedi. Siodmak 1973 yılında, 72 yaşında Locarno’da öldü.

kaynak:nkfu

Sen de Yorum yazmalısın bence.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir