Etiket: Adile Sultan fotoğraf

Adile Sultan kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

II. Mahmut‘un kızı ve Sultan I. Abdülmecit‘in kız kardeşidir.

Adile Sultan, 1 Haziran 1826 tarihinde İstanbul’da doğmuştur. II. Mahmut‘un kızı ve Sultan I. Abdülmecit‘in kız kardeşidir. Annesi Zernigâr Hanım doğumdan kısa bir süre sonra öldü. 13 yaşında iken babası da vefat edince, tahsil ve terbiyesiyle ağabeyi Sultan I. Abdülmecit meşgul oldu.

aslennereli.com

Adile Sultan, 19 yaşında iken Tophane Müşiri (daha sonra sırasıyla kaptan-ı deryâ, serasker ve sadrazam olan) Mehmed Ali Paşa ile evlenmesi uygun görüldü. Nikâhları 28 Nisan 1845 tarihinde kıyıldı. Ertesi yılın şubat ayında bir hafta devam eden muhteşem bir düğünle evlendiler. Âdile Sultan’ın düğün töreni, XIX. yüzyılda Osmanlı sarayında yaşanan en ilgi çekici hadiselerden biri olarak tarihe geçmiştir. Bugün Fındıklı’da Mimar Sinan Üniversitesi’nin bulunduğu yerdeki Neşetâbâd Sarayı, evlendikten sonra Âdile Sultan’a tahsis edildi. Zaman zaman Kuruçeşme’de Esma Sultan’dan kalan yalıda, Kâğıthane, Çırağan, Validebağı ve Kandilli’deki saraylarda oturdu.

Âdile Sultan kızı Hayriye Sultan’ı 1865 yılında İşkodralı Mustafa Şerîfî Paşazâde Rızâ Bey’le evlendirdi. 1868 yılında kocasını, kısa bir süre sonra da kızını kaybetti.

Adile Sultan, 8 Nisan 1845 tarihinde Damad Mehmed Ali Paşa ile evlendi. 29 Haziran 1868 tarihinde eşi vefat etti. Sultanzade İsmail Bey adında bir oğlu ve Hayriye Hanımsultan, Sıdıka Hanımsultan, Aliye Hanımsultan adlarında kızları vardı. Üç çocuğu bebekken öldü. Daha sonra kızı Hayriye Hanımsultan, (d.Haziran 1846 – ö. 26 Temmuz 1869) tarihinde tüberkülozdan öldü.

Adile Sultan, Nakşibendî tarikatı şeyhlerinden Bâlâ Tekkesi şeyhi Ali Efendi’ye (ö. 1877) intisap etti. Dindarlığı ve yardım severliğiyle tanınan Âdile Sultan’ın Fındıklı’daki sarayı âlim ve şeyhlerin sık sık toplanıp sohbet ettikleri, muhtaç ve fakirlerin her zaman başvurduğu bir yer haline geldi.

Âdile Sultan’ın şiirlerinin büyük bir bölümü dinî-tasavvufî bir mahiyet taşır. Münâcât, na‘t, mersiye, Ehl-i beyt ve ashap ile tarikat kurucularının methiyelerinden meydana gelen bu şiirlerin yanı sıra, babası, kocası, kızı ve kardeşleri için yazdığı manzumeler de divanında geniş bir yer tutar. Kendisinden önce vefat eden hânedan mensupları için yazdığı “Tahassürnâme” ve “İftiraknâme” gibi manzumelerde yer yer güzel parçalar bulunmasına rağmen, Fıtnat Hanım ve Leylâ Hanım gibi diğer Osmanlı kadın şairleriyle karşılaştırılacak olursa, pek başarılı bir şair olduğu söylenemez. Şiirlerinde kafiye hataları ve vezin yanlışlıkları da göze çarpar.

Âdile Sultan özellikle Osmanlı tarihine tuttuğu ışık nedeniyle önemlidir. Babası, annesi, kardeşleri ve çevresi hakkında yazdıkları dönemin saray erkanının ve yönetiminin anlaşılmasına yardımcı olur. Bunun dışında Adile Sultan‘ın önemli bir vasfı da Osmanlı hanedanından Divan tertip etmiş tek kadın şair olmasıdır. Ayrıca I. Süleyman (Kanuni Sultan Süleyman) Divanı’nın basılmasını sağlamıştır.

Adile Sultan, onuncu kuşaktan dedesi olan Kanuni Sultan Süleyman’ın şiirlerini “Divân-ı Muhibbi” (Muhibbi Divanı) adı altında bir kitapta toplayarak yayımlamış, ancak kendi şiirlerini topladığı “Divân-ı Âdile”yi yayımlamamıştır. Divanının Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, Hazine Kütüphanesi, Millet Kütüphanesi gibi kütüphanelerde bulunan çeşitli elyazmaları arasında en iyi nüshası İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde bulunmaktadır. Divanı sonradan “Adile Sultan Dîvânı” adıyla yayımlanmıştır. Besteleri de olan Adile Sultan’ın sofyan usulünde ve hicaz hümâyun makamındaki “Gizlice şaha buyur, hâne-yi tenhâya buyur” adlı eseri ünlüdür.

Hayatında bir dönüm noktası teşkil eden kayıplarının etkisini şiirlerinde görmek mümkündür; Çocuklarının ve eşinin arkasından hissettiği hüznü çeşitli şiirlerinde yoğun bir biçimde işlemiştir. Aruzun yanı sıra hece vezniyle (ölçüsü) de şiirler yazmıştır. Şiirlerinde Yunus Emre, Fuzuli ve Şeyh Galip gibi ünlü şairlerin etkisini görmek mümkündür. Şiirleri 1996’da “Adile Sultan Dîvânı” ismiyle yayımlanmıştır

Adile Sultan, 12 Şubat 1899 tarihinde İstanbul’da Fındıklı’daki sarayında 73 yaşında ölmüştür.

1851-1892 yılları arasında kurduğu on dört vakfın vakfiyeleri İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde bulunmaktadır. Günümüzde müze olarak faaliyet gösteren Galata Mevlevîhânesi’nin avlusundaki 1846/47 tarihli Âdile Sultan Şadırvanı ve Kitabesi vardır.

Sultan I. Abdülmecit, kız kardeşi Adile Sultan’a bir saray yaptırmak üzere Kandilli sırtlarında Tophane Müşiri Halil Rıfat Paşa’nın konağını ve bahçesini satın almıştı. Ancak saray daha sonra 1876 yılında Sultan Abdülaziz tarafından yaptırıldı. Bu saray (Adile Sultan Sarayı), bizzat Adile Sultan tarafından ölümünden önce, yani 1899’da kız okulu yapılması isteği ile Maarif Vekâleti (Milli Eğitim Bakanlığı)’ne bağışlanmıştır.

Adile Sultan var olan okulları tamir ettirmiş, yeni okullar yaptırmış ve kentin su ihtiyacını karşılayacak çözümler getirmiştir. İstanbul‘daki örnekler: Arap Camii Şadırvanı, Bedevi Dergahı Sarnıcı, Laleli Adile Sultan Çeşmesi, Adile Sultan Sıbyan Mektebi (Gül Camii Mektebi), Galata Arap Camii Mektebi, Anadoluhisarı Mektebi. Dudullu’da da çeşme ve namazgâh yaptırmıştır.

Adile Sultan‘ın Koşuyolu’ndaki köşkü ve korusu, sağlık kurumu vazifesini görmek şartıyla öğretmenlerin kullanımına ayrılmıştır.

Kızı Hayriye Sultan’ı tüberküloz nedeniyle kaybeden Adile Sultan, kızının anısına Validebağ Sanatoryumu`nu yaptırmıştır.

Fındıklı’daki Adile Sultan Sarayı, önce 1920 yılında Meclis-i Mebusan (Millet Meclisi) ve 1953-1970 yılları arasında Atatürk Kız Lisesi binası olarak kullanılmıştır. Daha sonra Güzel Sanatlar Akademisi’ne verilen bina şu anda Mimar Sinan Üniversitesi’ne tahsis edilmiş bulunmaktadır

Eserlerinden örnekler
Gazel

Aşkta kanun imiş âşıklara cevr eylemek
Âşık oldur kim cefâ-yı yâre sabretmek gerek

Aşk nâz ü şîve evvel gösterir âşıklara
Âşık ol demde ona cânı fedâ etmek gerek

Âşıkın ancak murâdı dostunun maksûdudur
Çekse de bin derd ü mihnet hep sebât etmek gerek

Arzû-yı dü-cihândan geçmedir aşka nişân
Terk-i cân edip reh-i cânâna azm etmek gerek

Âftâb-âsâ bilip her zerresin nûr-ı safâ
Her belâ dosttan gelir kim merhabâ etmek gerek

Havf-ı a’dâ eylemez olan müsellah aşk ile
Yanmadan Hakka erilmez pertev-i tevhîd gerek

Nefsle cehd et tecellî eylesin aşk-ı Hudâ
Beyt-i kalbi Âdile ma’mûr ü pâk etmek gerek

Dervişim, kendi başıma yine sultân gezerim

Âlem-i aşkda seyyâh olup her ân gezerim
Pâdişâh saltanât-ı dehr için kayd çeker

Kayd-ı nâmâsu geçip, ben dahî uryân gezerim

Ne safâdan geçerim vaz, ne cefâdan hâzerim

Emr-i teslîm-i rızâ mülkünü seyrân

Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,