Etiket: Ahmet

Karaca Ahmet Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

İstanbul’un hikaye ve romanlara konu olmuş büyük bir mezarlığı vardır: Karaca Ahmet… Birbirinden değerli pek çok mezar taşını bir araya toplayan bu mezarlıkta yazı ve bezeme yönünden Türk sanatının en güzel eserlerine rastlamak her an için mümkündür. Büyük çoğunluğu tarihi birer belge niteliği taşıyan mezar taşları; Selimi, Celâlî, Edhemî, İmâdî, Kallavi, Yusufî, İlmî, Enderunî başlıkları ile tarihî kişileri, meslekleri, kuruluşların sembollerini, nişancılık, kapuçuhadarlığı, çöp eminliği, telhisçilik, silâhşorluk gibi bazı müesseselerin isimlerini göstermektedir.

Sanat yönünden değer taşıyan bir takım mezar taşları Şeyh Hamdullah, Mustafa Rakım, Trabzonlu Ömer Lütfi Efendi gibi devrin ünlü hattatlarının yazılarını, bazı şairlerin şiirlerini ihtiva eder. Bunun yanı sıra Karaca Ahmet mezarlığına önemli fikir ve sanat adamları gömülmüştür. Bunların içinde kimler yoktur ki, Mütercim Asım, Vakanüvis Edip Şair Hayati Üsküdarlı, Hakkı Kâzım Paşa, Şâir Nabi Nabizade Nazım, Şair Nedim, Enderunlu Vasıf, Kayserili Halil Paşa, Siyavuş Paşa…

KİM BU KARACA AHMET?

Akla her zaman gelen bir soru vardır: Üsküdar’da böylesine büyük bir sahaya yayılmış mezarlığa ismini veren Karaca Ahmet kimdir?

Karaca Ahmet’in Horasan erenlerinden olduğu, ilahî bir aşkla hak yoluna düştüğü, at sırtında diyar diyar dolaştığı söylenir. O Moğol akınları sırasında Anadolu’ya gelmiş, Sivrihisar’da Müderris Seyyid Nureddin’den ders almış Hacı Bektaşî Veli ile yakınlık kurmuştur. Nezihe Araz, Hacı Bektaş Velî ile yakınlığına şöyle değinmektedir : «Hacı Bektaş Velî, Karaca Ahmet’i görür görmez tanımış, içini, kalbinin derinliklerinde olanları, ateşini, neşesini görmüştür ki; onun dur-durak bilmeyen sevdalı başına elini koydu ve: «Karacam,» dedi, «Karacam, bir yerde mekanın olsun artık, kırk yerde çırağın yansın.»

Gerçekte Karaca Ahmet’in bir değil, üç değil, tam yedi yerde türbesi vardır. İstanbul’un fethinden yüzyıl önce Sultan Orhan’ın orduyla Üsküdar’a geldiği ve orada öldüğünden söz edilir. Ayrıca; Manisa Horozlu köyde, Akhisar Karaca köyde, Eşme Karaca Ahmet köyünde, Kırşehir ve Afyon’da da türbeleri bulunmaktadır.

Aslında Karaca Ahmet’in pek çok veli gibi nerede doğduğu, nerede öldüğü kesin olarak bilinmez. Bilinen Anadolu mücahit ordusuna dahil ve aynı zamanda kuvvetli bir hekim olduğu ve hasta tedavi usullerini de evlâtlarına bıraktığıdır.

NURBANU SULTAN’IN MEZARLIK YAPTIĞI SAHA :

Üsküdar’daki mezarı birkaç kez harap olmuş, en son olarak da 1863 yılında Matbah Emini Ziya Bey tarafından tamir edilmiştir. Bununla beraber burada yatanın onun torunlarından Ali oğlu Ahmed Dede olduğu da rivayet edilmektedir. Burasının mezarlık haline getirilmesi hicri 900 — 991 yıllarına rastlar. Sultan Üçüncü Murad’ın annesi Sultan İkinci Selim’in eşi Nurbanu Sultan kendi mülkünden 124 dönümlük yeri mezarlık olarak ayırmıştı. Zamanla burası büyümüş, dikilen binlerce servi de buraya uhrevi-mistik bir hava vermiştir.

Eski hüviyeti ile günümüze gelen bu mezarlığın en iyi şekilde korunarak üzerine titrenmesi gerekirken, ne yazık ki, burası da zaman zaman tahribe uğramaktan kurtulamamıştır. Nitekim İstanbul’un işgali yıllarında yabancı askerlerin buradaki ağaçları kestiği, birtakım taşları parçaladığı o günlerin Tasvir-i Efkâr’ında yazılıdır. 1960’lı yıllarda buradan geçen veya genişletilen yollar da pek çok taşı yok ettiği ve Karaca Ahmet mezarlığının atmosferini kısmen de olsa değiştirdiği kaçınılmaz bir gerçektir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

Ahmet Kaya Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

Ahmet Kaya 1958 sonbaharında Malatya’da doğdu. Müzikle altı yaşında, babasının hediye ettiği bağlama ile tanıştı. Okuldan geri kalan zamanlarında plak ve kaset satan bir dükkânda çalışmaya başladı. Ailesinin geçim sıkıntısı çekmesi nedeniyle İstanbul Kocamustafapaşa’ya göç ettiler ve okulu bıraktı. İşportacılık ve çıraklık gibi çeşitli vasıfsız işlerde çalıştı. Birkaç arkadaşıyla birlikte Halk Birimleri Derneği’nin çalışmalarına katıldı. Çeşitli etkinliklerde bağlama çaldı. 1978 yılında Gelibolu’da askerlik yaptı. Askerlik dönüşü Gülten Kaya ile evlendi.

İşsizlik sebebiyle ekonomik zorluklar çektiği dönemde eşi kendisinden ayrıldı. Bu ekonomik sorunlarından kurtulmak umuduyla kendi deyimiyle “sistemin tersine hareket” ederek hapse girmeye çalıştı. Nihayetinde uzun uğraşılar sonucu çıkardığı Ağlama Bebeğim albümünü 1985 yılında yayımladı. İstanbul Şan Tiyatrosu’nda küçük bir konser verdi. Yayımlandığı yıl albüm toplatıldı fakat daha sonra sansürü kaldırıldı.

1985’te ikinci albümü Acılara Tutunmak için birinci albümde olduğu gibi Değişim Stüdyosu’yla anlaşır. Stüdyonun sahibi, o sıralarda Metris Askeri Cezaevi’nde olan Selda Bağcan’ın kardeşi Sezer Bağcan’dı. Cezaevinde tanıştığı Sezer Bağcan, 12 Eylül Darbesi mağduru Gülten Hayaloğlu ile Ahmet Kaya’nın tanışmasına aracılık etti. Albüm yayımlandıktan sonra evlendiler.

ŞAFAK TÜRKÜSÜ

Gülten Hayaloğlu hapishanede idam cezasına mahkûm olan Nevzat Çelik’in Şafak Türküsü şiirini Ahmet Kaya’ya iletti. Böylelikle geniş kitlelerce tanınması sağlanan albüm, 1985 yılında yapılıp 1986’da piyasaya çıkan Şafak Türküsü oldu. Bu albümde aranjör Oğuz Abadan’la çalıştı ve hemen hemen tüm besteleri kendisi yaptı. Aynı yıl An Gelir albümünü yayınladı. 

1987’de Barış Plak’a geçen Kaya, bu plak şirketinden, “Başkaldırıyorum”, “İyimser Bir Gül”, “Sevgi Duvarı” ve “Başım Belada” albümlerini piyasaya sürdü. Kaya daha sonra Tempa’dan “Dokunma Yanarsın” isimli kaydını yayımladı. Doksanlı yıllarda daha büyük bir şirket olan Raks’a geçen sanatçı, bu plak şirketinden de sırasıyla “Şarkılarım Dağlara”, “Beni Bul”, “Dosta Düşmana Karşı” ve “Yakamoz” albümlerini yayımladı.

90’LARA DAMGASINI VURAN ALBÜM

1980’lerde ”“Penceresiz kaldım anne / Saçlarına yıldız düşmüş, koparma anne” sözleriyle ünlü türküsüyle patlama yapan Kaya’nın kariyerinin doksanlar diliminde “Ağladıkça” isimli türkünün büyük bir yeri var. Ara Dinkjian’ın bestelediği bu türkü, sanatçıya sağ veya sol görüşlü farketmeksizin milyonlarca hayran kazandırdı.

Kaya, son olarak Gazeteciler Derneği’nde yaptığı konuşma nedeniyle karşılaştığı eleştriler yüzünden Fransa’ya gitmişti. Bu toplantıda bir konuşma yapan Kaya: “Kürtçe bir klip çekmek istiyorum ve bunu yayımlayacak bir televizyon kanalı arıyorum” sözleri yüzünden tepki almıştı.

ÖLÜMÜ

Ahmet Kaya, 2000 yılında Hoşçakalın Gözüm isimli albümünün kayıtlarını yaparken, Paris’in Porte de Versailles semtindeki evinde bir gece kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Bu albümde Karwan isimli şarkıyı seslendirdi. Cenaze merasimi Paris Kürt Enstitüsü’nde yapıldı

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , ,

Ahmet Hakan Coşkun Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

1967 yılında Yozgat’ta doğdu.
Babası Müftü olduğundan dolayı, Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde dolaştı. Çocukluğu, Ağrı, Amasya, Çanakkale, Balıkesir şehirlerinde geçti.
Lisedeyken, Mavera dergisine üye olmuşdu.
Kitaplara, tür olarak Edebiyata karşı ilgisi vardı.
Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde bir süre okudu. Bursa’dan ayrıldıktan sonra İstanbul’a geldi bir süre de burada okudu. Üniversite zamanında edebiyata meraklı olduğundan yazı yazmaya başladı ve bunların birkaçı Yedi İklim Dergisi’nde yayınlandı.
1993-1994 yıllarında muhabir olarak TGRT’de çalıştı. ‘Yankı’ isimli bir haber programı yapan ekipteydi.
Kanal 7 kurulurken Genel Müdürü Mustafa Çelik’le temas kurup kadroya dahil oldu.
Bir süre muhabir olarak çalıştıktan sonra 1995-2003 arasında Kanal 7 Televizyonu Haber Müdürlüğü’nü ve ana haber spikerliğini üslendi.
Kanal 7’de İskele Sancak programını yaptı ve bazı bölümlerini kitaplaştırdı.
Kanal 7 TV ile anlaşamayarak istifa etti.
İlk yazarlık serüvenine Yeni Şafak’ta başladı. Daha sonra, Sabah’ta çalıştı.
Hürriyet’te yazılarına devam ediyor.
CNNTürk’de Tarafsız Bölge programını yönetiyor.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , ,

Ahmet Ümit Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

Yedi çocuklu bir ailenin en küçük çocuğu olarak 1960’ta doğmuştur. 1983’te Marmara Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nü bitirdi.1985-1986 yıllarında Rusya’da Siyaset Eğitimi gördü. İlk kitabı “Sokağın Zulası” adlı şiir kitabını 1989 yılında yayınladı.  1992 yılında  ilk öykü kitabı olan “Çıplak Ayaklıydı Gece”yi yayınladı ve bu kitabın ardından 1994’te  “Bir Ses Böler Geceyi”, 1999’da “Agatha’nın Anahtarı”, 2002’de “Şeyten Ayrıntıda Gizlidir” adlı polisiye öykü kitaplarını yayınladı. İlk romanı olan “Sis ve Gece”yi 1996 yılında yazdı. Bu romanın ardınan 1998’de “Kar Kokusu”, 2000’de “Patasana”, 2002’de “Kukla”yı yayınladı. Bu kitapları İnsan Ruhunun Haritası, Ninatta’nın Bileziği, Aşk Köpekliktir, Beyoğlu Rapsodisi, Kavim, İstanbul Hatırası, Bab-ı Esrar  ve son olarakta Sultanı Öldürmek kitapları izledi.

FARKLI TÜRLERDE DE YAZDI

1995’te çocuklara yönelik ” Masal Masal İçinde”ve 2008 yılında “Olmayan Ülke” ile farklı bir tarz denedi.  Çizgi roman türündede İsmail Güleç ile birlikte iki eser verdi .

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Ahmet Arslan Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

Ak Parti Kars Milletvekili olan Ahmet Arslan, 65. Hükümet’te Ulaştırma, Denizcilik Ve Haberleşme Bakanlığı’na atandı.

Yeni Ulaştırma, Denizcilik Ve Haberleşme Bakanı: Ahmet Arslan

Eski Ulaştırma, Denizcilik Ve Haberleşme Bakanı: Binali Yıldırım (24 Kasım 2015-22 Mayıs 2016)

Ahmet Arslan, 2 Haziran 1962 tarihinde Kars’ta dünyaya geldi. İstanbul Teknik Üniversitesi Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi’ni tamamladı. Milli Güvenlik Akademisi 56. Dönem mezunudur. Özel sektörde yedi yıl ve Pendik Tersanesinde çeşitli görevlerde bulundu.

ÇEŞİTLİ GÖREVLER ÜSTLENDİ

Denizcilik Müsteşarlığı Daire Başkanlığı, Genel Müdür Yardımcılığı ve Ulaştırma Bakanlığı Demiryollar, Limanlar ve Hava Meydanları (DLH) İnşaatı Genel Müdürlüğü görevlerini yürüttü.

Devlet Hava Meydanları İşletmesi, TT-NET ve Türk Loydu Vakfı Yönetim Kurulu, TÜRKSAT Denetim Kurulu, TOBB Denizcilik Meclisi üyeliğinde bulundu.

Ahmet Arslan “Türk Dünyası Mühendislik Ödülü”, “Fahri Profesörlük” unvanı ve “2010 Yılı Negatifi Pozitife Çevirenler Yılın Bürokratı” ödülleri sahibidir. Evli ve bir çocuk babası olan Ahmet Arslan, orta düzeyde İngilizce bilmektedir.

ULAŞTIRMA BAKANLIĞI’NA ATANDI

Ahmet Arslan, 65. Hükümetin kurulmasıyla bilrikte Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı olarak seçilmiştir.

Binali Yıldırım 65. Hükümeti açıkladı İZLE

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , , ,

Ahmet Altan Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

1950 yılında dünyaya geldi. Gazeteci yazar Çetin Altan’ın iki oğlundan biriydi. İstanbul Üniversitesi İktisat profesörü ve yazar Mehmet Altan’ın ağabeyidir. 

Bir süre Robert Kolej’e devam ettikten sonra Ankara Koleji’nde eğitimini sürdüren Altan, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’ni kazandı. 

Ancak çeşitli nedenlerden dolayı ayrılmak zorunda kaldığı ODTÜ’den sonra İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden mezun oldu. Altan’ın Nokta dergisinde başladığı köşe yazarlığı serüveni Hürriyet ve Güneş gazeteleri için yazdığı günlük yazılarla devam etti.

Hürriyet, Güneş, Milliyet ve Yeni Yüzyıl gazetelerinde uzun yıllar köşe yazarlığı yaptı. Milliyet’te çalıştığı dönemde, gazetede Kürtlerin çoğunluğu oluşturduğu kurgusal bir “Kürdiye” ülkesinden bahseden yazısı nedeniyle işinden çıkarıldı.

Taraf gazetesinin kurucusudur. 2007 yılında yayın hayatına başlayan Taraf gazetesinin Alev Er ile birlikte genel yayın yönetmenliğini üstlenmiş, daha sonra Alev Er’in ayrılmasıyla genel yayın yönetmenliği görevini tek başına yürütmeye devam etmiştir.

Ayrıca aynı gazetenin Kum Saati adlı köşesinde, köşe yazarı olarak yazılar yazmıştır. Eylül 2008’de Ermeni Kırımı’nın kurbanlarına adadığı bir köşe yazısı nedeniyle Türklüğe hakaretle suçlandı.

Genel Yayın Yönetmenliğini üstlendiği Taraf gazetesi 2009 yılında Leipzig Bankası Medya Vakfı tarafından verilen dünyanın prestijli basın ödüllerinden biri olan “Özgürlük ve Medyanın Geleceği” Ödülü’ne layık görülmüştür.

Ahmet Altan ayrıca 2011 yılında üçüncüsü düzenlenen ve Ulusulararası Hrant Dink vakfı tarafından özgür ve adil bir dünya için çalışan, ilham ve umut ışığı kişilere layık görülen “Hrant Dink Barış Ödülü”nün de sahibidir.

Aralık 2012’de, Yasemin Çongar ile birlikte Taraf gazetesindeki görevinden istifa etmiştir.

Bunun yanında, doksanlı yılların ortalarında Neşe Düzel ile birlikte Star TV’de Kırmızı Koltuk isimli tartışma programını hazırlamış ve sunmuştur.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

Hayatı 
Babası Ziraat Bankası veznedarı Hüsnü Bey, annesi Kilis Kemaliye İlkokulu öğretmeni Lütfiye Hanım’dır. Kilis Kemaliye İlkokulu’ndan (1951) sonra, Kilis Ortaokulu’nu ve Kabataş Erkek Lisesi’ni (1957) bitirmiştir.

Kabataş Erkek Lisesi’nden sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni kazanmış, okurken bir yandan da Yeni Gün’de spor muhabirliği yapmıştır. 
1962-1963 yılları arasında Yenigün Gazetesi’nde yazı işleri müdürlüğü de yapmıştır. Paris Üniversitesi’nde anayasa hukuku ve siyaset bilimi dalında Modern Türkiye’de Siyasi Güçler başlıklı doktorasını yaptı. Fransa’da tanıştığı Bordo’lu Nicole (Nilgün Kışlalı) ile 1968 yılında evlenen Kışlalı’nın, bu evlilikten iki kızı (Altınay ve Dolunay) olmuştur. 

Hacettepe Üniversitesi’nde siyaset sosyolojisi alanında öğretim üyeliğine başlamıştır. Askerlik dönüşü üniversiteye kabul edilmemiş, Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne geçmiştir. 1972 yılında doçent olmuştur. 1971-1977 yılları arasında Yankı dergisi’nde yazdığı yazılarla CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit’in dikkatini çekmiş ve 1977 yılında CHP listesinden İzmir milletvekili seçilmiştir. 

1978’de Bülent Ecevit hükümetinde kültür bakanı olarak görev yapmıştır. Kültür Bakanlığınca’nca Ulusal Kültür dergisini yayımlatmıştır. 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde siyaset bilimi dersleri vermeye başlayan Kışlalı, 1988’de profesörlüğe yükselmiştir. 

1991 sonunda Cumhuriyet gazetesinde Haftaya Bakış başlığıyla köşe yazıları yazmaya başlayan Kışlalı, 1995 yılında Antalya yolunda birlikte geçirdikleri trafik kazasında eşini kaybetmiştir.

1997’de ikinci evliliğini Nilüfer Kışlalı’yla yapan Kışlalı’nın bu evlilikten üçüncü kızı (Nilhan Nur) dünyaya gelmiştir.

A. Taner Kışlalı, 21 Ekim 1999 günü, saat 09.40’da Ankara’da evinin önünde uğradığı bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetmiştir. Akit gazetesi suikastten önce hakkında bir haber yapmış ve Kışlalı’nın üzerine çarpı atılmış fotoğrafını manşetten vermişti.

Bombalı Saldırı 

Ahmet Taner Kışlalı, 21 Ekim 1999 günü saat 09:40’da Cumhuriyet gazetesine yazdığı son yazısını faksladıktan yaklaşık 19 dakika sonra evinden çıktı. 06 GK 377 plakalı aracına yönelen Kışlalı, arabasının üstüne silecek ile kaput arasına konulmuş poşete sarılı paketi alıp sol eliyle kapıyı açtığı sırada büyük bir patlama meydana geldi.

Sol kolu kopan Kışlalı site bekçisi Arif Emirhan Kılıç tarafından Bayındır Hastanesi’ne götürüldü. Saat 10:02’de kalp koroner atışı durmuş, nabzı hızlanmış ve bilinci kapanmış bir şekilde Tıp Fakültesi Hastanesi’ne getirildi. 

Operatör Dr. Hasan Karakış tarafından yapılan muayene sonrası öldüğü tespit edildi. Ölüm raporu yine Hasan Karakış tarafından hazırlandı ve Dr. Ersin Kaya tarafından basın açıklamasıyla bildirildi. Mezarı Ankara’da Karşıyaka Mezarlığı’ndadır.Ölümünden sonra 1999 Sertel Demokrasi Ödülü’ne layık görülmüştür.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , , ,

Ahmet Yesevi Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

Adı Ahmet bin İbrahim bin İlyas Yesevi olup, Piri Sultan, Hoca Ahmet, Kul Hace Ahmet diyede tanınır. Babası Hace İbrahim’in nesebi Hz. Alinin oğlu Muhammet bin Hanefi’ye dayanır. 

Hicri 5. asrın ortalarında doğduğu tahmin edilmektedir. Ahmet Yesevi çok küçük yaşta babasını, 7 yaşındada annesini kaybetmiştir. Yesi şehrinde ilim ve terbiye tahsiletmiştir. 

Bundan dolayı YESEVİ nisbetiyle şöhret bulduğu kabul edilmiştir. Yesi’de, önce Arslan Baba Hazretlerinden ders aldı. Arslan Baba’nın vefatıyla Buhara’ya gitti. Orada Ehli Sünnet alimlerinden Yusuf Hamedaniye bağlandı ve manevi ilimleri tahsil etti. İnsanlara doğru yolu göstermek için ondan icazet (diploma) aldı. 

Buhara bu tarihlerde Karahanlıların hakimiyeti altındaydı ve devrin en büyük ilim merkezlerinden biriydi. Dünyanın çeşitli yerlerinden talebeler buraya gelip ilim tahsil ediyorlardı. Buhara’da güçlü bir Hanefi Fıkıh geleneği mevcuttu. Hoca Ahmet Yesevi Buhara’da bir müddet ders verdi. 

Daha sonra bu vazifeyi başkasına devredip Yesi’ye döndü ve burada talebe yetiştirmeye başladı. Büyüklüğü ve şöhreti kısa zamanda Maveraünnehir, Horasan ve Harzem dolaylarına yayıldı.

Zamanın en büyük ve üstün evliyelarından oldu. Zahiri ve batını bütün ilimlerde derin alim olan Ahmet Yesevi Hazretleri, Hızır Aleyhisselam ile görüşür sohbet ederdi. Günün büyük bölümünü ibadet ve zikir ile geçirirdi. Zamanında arta kalan diğer bir kısmında, talebelerine zahiri ve batını ilimleri öğretir, günün kısa bir bölümünde ise, alınteri ile geçimini sağlamak üzere, tahta kaşık ve kepçe yapıp bunları satardı. 

Ahmet Yesevi Hazretleri yetiştirdiği talebelerinin her birini bir memlekete göndermek suretiyle İslamiyetin doğru olarak öğretilip yayılmasını sağladı. Onun bu şekilde gönderdiği talebelerinden bir kısmı da Anadoluya geldiler. Bu vesileyle onun yolu Anadoluda yayılıp tanındı. Anadolunun Müslüman Türklere yurt olması, onun manevi işaretiyle hazırlandı. Talebelerinin gayretiyle Anadolu ebediyyen Türk yurdu oldu. 

Ahmet Yesevi Hazretlerinin en önemli özelliği, Arapça ve Farsça bilmesine rağmen çok sade bir Türkçe ile Hikmet denilen eğitici sözleri, Türkistan Türkleri üzerinde büyük izleri bırakmış olmasıdır. Bu hikmetli sözlerde şeriat erkanını ve tarikat adaplarını anlatmıştır. 

Yesevi Ocağı aynı zamanda bir tarikattır. Önemli ve büyük tarikatlardan Nakşilik ve Bektaşilik, Yeseviliğin kollarıdır. Yeseviliğin, adapları müridlerin uyması gerekli hususlar ve ahkamları vardır. Yesevi dergahı, fakirler, yoksullar, yetim ve çaresizler için bir sığınak yeriydi. Bu dergahlar aynı zamanda, tekke edebiyatının ilk temsil edildiği yerler olmuştur.

Ahmet Yesevi Hazretleri tekke edebiyatının ilk temsilcisidir. Bu vesileyle Anadoludaki Türk edebiyatının yeşerip gelişmesine zemin hazırlamış, Yunus Emre gibi büyük şairlerin yetişmesine sebep olmuştur. Bu şekilde yetiştirdiği talebelerinden tayin ettiği halifeleri şunlardır; 

Mansur Ata, Abdulmelik Ata, Süleyman Hakim Ata (Bu Türkler arasında en meşhur halifesidir) Muhammed Danişmend, Muhammed Buhari (Sarı Saltuk) Zengi Ata, Tac Ata v.b. Bu halifelerinin yetiştirdiği birçok talebe ki; Ahi Evran, Hacı Bektaş, Mevlana, Taptuk Emre, Yunus Emre gibi talebeler Anadoluda, Ahmet Yesevi Hazretlerinin çizdiği yolda ilerlemişler ve Türk dilini, edebiyatını, kültürünü özellikle İslam dinini doğru olarak gelecek nesillere aktarmışlardır. Sade bir Türkçe ile Halkın anlayacağı, sohbet tarzındakiHikmet adlı şiirleri, Çin’den, Marmara sahillerine kadar yayılıp, Türk Milletine manevi ışık olmuştur. Ahmet Yesevi Hazretleri Hicri 590 (1194) de Yesi şehrinde vefat etmiştir. Kabri üzerine türbe, 200 yıl sonra, Timur Han tarafından inşa edilmiştir. 

“Kafir bile olsan, hiç kimsenin kalbini kırma. Çünkü kalbi kırmak Allh’ü Taala’yı kırmaktır. Gönlü kırık zavallı garip birini görsen, yarasına merhem koy, yoldaşı ve yardımcısı ol.” 

Ahmet Yesevi Hazretleri’nin bu sözlerinde, özellikle biz Avrupada yaşayan Türkler için, altın değerinde bir nasihat vardır.

Biz Avrupa Türklüğü, Gayrimüslimler ile beraber yaşarken, geçmişimize bakıp güç almalıyız. Buraları Türkleştiremeyiz, fakat Türk kalabilmemiz için, Ahmet Yesevi Hazretlerini ve onun yolundan gidenleri çok iyi bilmemiz gerekmektedir.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , ,

Ahmet Şefik Midhat Paşa Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

(d. 18 Ekim 1822, İstanbul – ö. 8 Mayıs 1884, Taif)

İki kez sadrazam, Tuna, Aydın ve Suriye Valisi, ilk Osmanlı anayasası olan Kanun-i Esasi’yi hazırlayan kurulun başkanı.

Midhat Paşa padişah Abdülaziz (1861-1876) döneminde savunduğu reform politikalarıyla tanınmış ve iki kez sadrazamlık yapmıştır. 1876’da Abdülaziz’in tahttan indirilmesiyle sonuçlanan askeri darbe’nin liderlerinden biri olmuş, aynı yıl padişah V. Murat’ın tahttan indirilerek II. Abdülhamit’in tahta geçirilmesi olayında da belirleyici rol oynamıştır. 

Abdülhamit’in 23 Aralık 1876’da ilan ettiği Kanun-u Esasinin mimarlarından biridir. Bu olaylardan kısa bir süre sonra Mithat Paşa Abdülhamit’in gözünden düşerek sürgüne gönderilmiş, 1881’de Yıldız Sarayı’nda kurulan mahkeme tarafından ölüme mahkûm edilmiştir. İdam cezası Abdülhamit tarafından Taif’te hapis cezasına çevrilmişse de 3 yıl sonra muhafızları tarafından öldürülmüştür. Cinayetin II. Abdülhamit’in emriyle işlendiğinden şüphelenildiyse de kesinlikle kanıtlanamamıştır.

Mithat Paşa Tanzimat reformlarını gerçekleştiren kuşağın önde gelen temsilcilerinden biridir. Ancak Tanzimat’ın asıl lider kadrosunu oluşturan Mustafa Reşit, Âli ve Keçecizade Fuat Paşalarca fazla radikal ve istikrarsız bulunarak dışlanmış ve nispeten geç yaşta ön plana çıkma olanağı bulabilmiştir. 

1860’larda Tuna ve Bağdat vilayetlerindeki başarılı reform çalışmaları Mithat Paşa’nın kariyerinin zirve noktası olarak görülür. 1870’lerdeki iki kısa sadrazamlığı siyasi çatışmaların ve büyüyen mali krizin gölgesinde kalmıştır. 1876 krizinde Mithat Paşanın bir Cumhuriyet rejimi tasarladığı iddia edilmiştir.

Bu iddia Abdülhamit yıllarında paşanın zevaline yol açmış, ancak 1908 ve 1923’ten sonraki yıllarda yeniden kazandığı itibarın temelini oluşturmuştur.

Dolmabahçe’de 1947’de inşa edilen İnönü Stadyumu 1951’de Demokrat Parti hükümetince Mithatpaşa Stadyumu olarak adlandırılmış, ancak 1973’te İnönü Stadyumu adı iade edilmiştir.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , , , , , , ,

Ahmet Mete Işıkara Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

Ahmet Mete Işıkara, 1941 yılında Mersin’de 7 kardeşin sonuncusu olarak doğdu. Dedesi Ahmet Bey Halepli bir manifaturacı idi. Babası Muhittin Bey, annesi ise Giritli bir ailenin kızı olan Hüsniye Hanımdır. Kardeşlerinden ikisi çok küçükken vefat eder.

En büyükleri Baki Işıkara, iktisat profesörüdür. Yüksel Hanım’ın ardından gelen Önder ile Savaş Bey ticaretle uğraşır. 

Ahmet Mete Işıkara, çocukluğunu lise yıllarının sonuna kadar hep Mersin’de geçirdi. İlkokula 1947 yılında Gazi Paşa İlkokulu’nda başladı.

1954 yılında Mersin lisesine girdi. 1965 yılında İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Jeofizik Bölümü’nü bitirdi ve aynı bölüme asistan oldu. Ardından burslu olarak Londra Üniversitesi İmperial College Fizik Bölümü’nde ihtisas yapar. Sonra Almanya’da Göttingen Üniversitesi Jeofizik Kürsüsü’nde görev alır.

17 Ağustos 1999’da Marmara bölgesinde yaşanan ve büyük yıkımlar ile ölümlerin olduğu deprem sonrası yaptığı toplumu bilinçlendirme çabaları nedeniyle özellikle dönemin çocuklarının bilincine deprem dede, deprem amca gibi isimlerle de yerleşti.

1964 – 1976 yılları arasında Arzmanyetik alanının değişimi ile ilgili çalışmalar yaptı ve Manyetik ve elektromanyetik yöntemlerle yer kabuğunun yapısının araştırılması çalışmalarında bulundu.

1973 – 1974 yılları arasında askerlik görevini Harita Genel Komutanlığı’nda yaptı.

1976 – 1983 yılları arasında Türkiye Ulusal Jeodezi ve Jeofizik Birliği Ulusal Jeomagnetizma ve Aeronomi Komisyonu Başkanlığı yaptı. 1979 – 1982 yılları arasında Avrupa Depremlerin Önceden Belirlenmesi Çalışma Grubu’nda koordinatör ve 1980 – 1983 yılları arasında Türkiye adına Avrupa Konseyi Deprem Uzmanları Komitesi’nde temsilcilik yaptı.

1985 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nde göreve başladı. 1985 yılında Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırmaları Enstitüsü’nde müdür yardımcısı oldu. 1991 yılında da Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırmaları Enstitüsü’nde müdür oldu.

1991 – 1992 Boğaziçi Üniversitesi’nde Rektör Yardımcılığı yaptı. 1985 – 1999 Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Jeofizik Anabilim Dalı Başkanlığı yaptı.

1991 – 2002 Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü olarak görev yaptı.

1992 – 2000 Boğaziçi Üniversitesi’nde Yönetim Kurulu Üyesi oldu. 1993 – 2000 yılları arasında Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu’nda, Depremlerinin Önceden Belirlenmesi Değerlendirme Danışma Komitesi Üyeliğinde bulundu.

2000 – 2002 Başbakanlık Ulusal Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü Ulusal Danışmanlığı görevini yürüttü.

2002 de Afete Hazırlık Eğitim Derneği (AHDER) Başkanlığı’nda bulundu.

2005 yılından beri de Türk Kızılayı Genel Başkan Danışmanlığı yaptı.

1976 – 2008 yılları arasında deprem ve depremselik çalışması, depremlerin önceden belirlenmesi araştırmaları, deprem konusunda toplum eğitimi, afet yönetimi ve afet zararlarının azaltılması konusunda çalışmalar yürüttü.

Ahmet Mete Işıkara, AHDER (Afete Hazırlık ve Deprem Eğitim Derneği)’in yönetim kurulu başkanıydı. Aynı zamanda Türk Kızılayı Genel Başkan Başdanışmanlığı da yapmaktaydı.

Ahmet Mete Işıkara 1969 yılında şarkıcı Necmi Rıza Ahıska’nın kızı Aysel Ahıska ile evlendi. Yeşim ve Cengiz adında bir kızı bir oğlu vardır.

Daha önce de 3 Ocak 2012 tarihinde anjiyo olan, kamuoyunda “Deprem Dede” olarak tanınan Ahmet Mete Işıkara, 20 kasım 2012 tarihinde zatürre olduğu tanısıyla hastaneye yatırıldı ve yoğun bakıma alındı. 24 Kasım’da bakımının evinde sürdürüleceğini belirtilerek taburcu edildi.

Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, bir süredir tedavi gördüğü İstanbul Göztepe-Medical Park Hastanesi’nde 21 Ocak 2013 tarihinde 72 yaşında hayatını kaybetti.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , , , , , , , ,

Şeker Ahmet Paşa Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

Şeker Ahmet Paşa, natürmort ve manzara resimleri ile ünlüdür.

1841 yılında, Üsküdar’da doğan Şeker Ahmet Paşa’nın gerçek adı Ahmet Ali’dir. 

Çocukluk hayatını İstanbul’da geçiren Ahmet Paşa, 1885 yılında tıp eğitimi görmek için başladığı Tıbbiye Mektebi’ndeki tahsilini yarıda bırakarak Harbiye Mektebi’ne geçti.

Tıbbiye yıllarında başladığı ve Harbiye’de de devam ettirdiği resim hayatı, Sultan Abdülaziz’in dikkatini çekmesini sağladı. 1863 yılında, bizzat sultan tarafından Paris’e, resim eğitimi almaya gönderildi. 

Paris’te, Boulanger ve Gerome atölyelerinde çalıştığı zaman diliminde, Corot, Coubert ve Daubigny gibi ünlü ressamlardan etkilenen Ahmet Paşa, 1869 yılında, Paris’te açtığı ve yağlıboya çalışmalarının yanı sıra Abdülaziz’in karakalem bir portresini de içeren sergi ile birlikte mezun oldu.

Fransız-Alman harbinin başlaması ile birlikte Fransa’da kalmak için sebebi kalmayan Ahmet Paşa, 1871 yılında Osmanlı’ya geri döndü. İstanbul’da, Tıbbiye Mektebi’nde resim öğretmenliği görevine atandığı bu yıllarda, karakteristik özelliklerinden dolayı “Şeker” lakabı aldı.

27 Nisan 1873 yılında, resim öğretmeni olarak çalıştığı Bayazıt Zeyrek Kaptan-ı İbrahim Paşa Mektebi’ndeki öğrencileri ve çalışma arkadaşları ile birlikte Osmanlı’daki ilk resim sergisini açtı. O döneme kadar Osmanlı’da dinsel motiflerden öteye gitmemiş olan resim sanatının ilk Batı’laşma örneklerinden birisi olan bu sergi ile birlikte modern resim sanatı ve akımları da Osmanlı’da başlamış oldu.

Padişahın da taktirini kazanmış olan Ahmet Paşa, ilk olarak padişah yaverliği görevine getirildi, bunu sırasıyla 1884’te Mirliva (Tuğgeneral), 1890’da da Ferik (Tümgeneral) rütbeleri izledi. Şeker Ahmet Paşa, 5 Mayıs 1907 yılında, İstanbul’da kalp krizi geçirerek hayata gözlerini yumdu. Cenazesi, Sokullu Mehmet Paşa Türbesi’ne defnedildi.

Şeker Ahmet Paşa, resimlerinde doğa manzaraları, hayvan portreleri gibi konuları işlemiş, insan figürlerinden ise uzakta durmuştur. Asıl ustalığını gerçekleştirdiği alan olarak ise natürmort gösterilmektedir. Resimlerinin önemli bir bölümü İstanbul ve Ankara Resim Heykel Müzeleri ile, Sakıp Sabancı Müzesi ve bazı özel koleksiyonlarda bulunmaktadır.

Önemli eserleri; Geyikli Peysaj, Bursa’da Bir Orman, Karpuzlu Natürmort, Kendi Portresi, Talim Yapan Erler. 

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , , , , , , , , ,

Ahmet Taşgetiren Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

1948 yılında Kahramanmaraş’ta dünyaya gelen Ahmet Taşgetiren 1965 senesinde Kahramanmaraş İmam Hatip Okulunu, 1970 yılında da İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’nü bitirdi.

Yeniden Milli Mücadele, Pınar, Türk Edebiyatı dergilerinde yazılar yazdı, yöneticilik yaptı. Günlük Bayrak gazetesinde, daha sonra da Tercüman gazetesinin yazıişleri kadrosunda çalışan Ahmet Taşgetiren uzunca bir süre de Zaman gazetesinde haftada bir yayınlanan makaleleri ile yer aldı. Yeni Şafak gazetesinde 10 yıl boyunca başyazar olarak çalışan Taşgetiren, 1986 yılından bu yana Altınoluk dergisinin Yazıişleri Müdürlüğü görevini yürütüyor.

Hala Bugün gazetesi yazarı olan Ahmet Taşgetiren, haftalık Aksiyon dergisinde yazıyor, ayrıca hafta içi her gün Burç Fm de gündemdeki meseleleri değerlendiriyor. Taşgetiren evli ve beş erkek evlat babasıdır.

Ahmet Taşgetiren, ‘Akil Adamlar’ listesinde İç Anadolu Bölgesi Başkanı’dır.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , ,

Sultan I. Ahmet Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

Sultan Ahmed, ondördüncü padişah olarak Osmanlı tahtına çıktı. Eski geleneği bozarak kardeşi şehzade Mustafa’yı katletmedi. Saltanatında, hanedan veraset sistemini değiştirip kardeş katli yasasını kaldırdı. Yerine ailenin aklı başındaki en büyük üyesi padişah olur sistemini getirdi. Bu yeni yasanın, şehzadeler arasındaki rekabetin ve taht kavgalarının, taht için gerçekleştirilen kardeş katillerinin önlenmesi açısından Osmanlı tarihinde çok büyük önemi vardır.

 Küçük yaşta saltanat sorumluluğunu teslim aldığında devlet doğuda İran ile batıda da Avusturya ile harp halinde idi. İran ile yapılan revan muhasarası başarılı olamamış devlet Gence ve Şirvan’ı İran’a bırakmak zorunda kalmıştı. Macaristan’ı almaya yönelik Avusturya seferinde ise iki tarafın anlaşması ile Kasım 1606’da “Zitvatorok” barışının imzalanmasıyla savaş durumuna kısa bir ara verilmişti.

Saltanatı sırasında içeride devleti en çok meşgul eden önemli bir mesele de Celali İsyanları idi. Veziri Kuyucu Murad Paşa ile Canbolatoğlu ve diğer isyancıların devlete karşı hareketlerini önlemeye çalıştı. Genç yaşında olmasına rağmen cesur kararlar alabilen ve uygulayan bir yapıya sahipti. Halk içine girmediğinden fazla tanınmaz ve sevilmezdi. Çok hesaplı hareketi, askere yeterince bahşiş dağıtılmaması, asker arasında da tedirginliğe sebep olmuştu. Saltanatı sırasında haremin, kadın sultanların devlet işlerine karışmalarını engellemiş, bir bakıma da Saltanat çekişmelerinden devleti korumuştur. Sadrazamı Kuyucu Murad Paşa ile ülke içinde içki içilmesini yasaklamış, aykırı hareket edenleri de şiddetle cezalandırmıştı.

Sultan Ahmed Osmanlı Mimarisi’nin en büyük eserlerinden olan, adını verdiği camii yapılırken işçi gibi çalışmış, eteğinde toprak taşımıştır. Çok zeki olan padişah iyi bir eğitim almış, genç yaşta olgunlaşmıştır. Açık tenli, orta boylu ve güleç bir yüzlüdür.

Sultan I. Ahmet, Kanuni Sultan Süleyman’dan sonraki padişahlar içinde devlet işleriyle yoğun şekilde uğraşan ilk padişah olarak kabul edilir. Yakalandığı tifüs hastalığından kurtulamayarak 21 Kasım’ı 22 Kasım’a bağlayan gece 1617 yılında 27 yaşında vefat etmiş ve Sultanahmet Camii yanındaki türbesine defnedilmiştir.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Ahmet Haşim Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

1884’te Bağdat’ta doğdu, 1933’te İstanbul’da yaşamını yitirdi. Fizan Mutasarrıfı Arif Hikmet Bey’in oğlu. Çocukluğu Bağdat’ta geçti. 12 yaşında annesinin ölümü üzerine babasıyla birlikte İstanbul’a geldi. Mektebe-i Sultani’de (Galatasaray Lisesi) yatılı okudu. Tevfik Fikret ve Ahmed Hikmet Müftüoğlu’nun öğrencisiydi. 1907’de mezun oldu. Bir süre Reji İdaresi’nde çalıştı. Bir yandan da Hukuk Mektebi’ne devam etmeye başladı. İzmir Sultanisi Fransızca öğretmenliğine atandı. Hukuk eğitimini bırakıp İzmir’e gitti. 1912-1914 arasında Maliye Nezareti’nde çevirmenlik yaptı. 1. Dünya Savaşı yıllarını Çanakkale ve İzmir’de yedeksubay olarak geçirdi. Mütareke’den sonra İstanbul’a döndü. Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde estetik ve mitoloji öğretmenliği yaptı. Harp Akademisi ve Mülkiye Mektebi’nde Fransızca dersleri verdi. Düyun-u Umumiye İdaresi’nde, Osmanlı Bankası’nda çalıştı.

YENİ BİR SANAT YÖNELİMİ

Akşam ve İkdam gazetelerinde köşe yazıları yazdı. 1928’de böbrek rahatsızlığının tedavisi için yurtdışına gitti ama iyileşemeden döndü. Şiire lise öğrenciliği yıllarında başladı. İlk şiirlerinde Abdülhak Hamit, Cenap Şahabettin, özellikle de Tevfik Fikret etkileri görülür. Bilinen ilk şiiri “Hayal-i Aşkım”da bu yönelmelere rağmen yeni bir sanat yönelimi olduğu dikkat çeker.

GÖL SAATLERİ

Gençlik şiirleri Mecmua-i Edebiye, Musavver Terakki, Aşiyan, Jale, Musavver Muhit, Servet-i Fünun, Resimli Kitap dergilerinde yayınlandı. Bu şiirleri kitaplarına almadı. 2. Meşrutiyet’in yazınsal karmaşa ortamında onun şiiri ayrı bir ses olarak kendisini gösterdi. 1921’de basılan ilk şiir kitabı “Göl Saatleri”nin başındaki küçük manzumeler, bu dönemin asıl eserleridir.

Şiiri, bir yandan Verlaine müziğine yaklaşırken, bir yandan Şeyh Gâlib’in parıltısını taşır. “Göl Saatleri”, “Göl Kuşları”, “Serbest Müstezatlar” ve “Muhtelif Şiirler” olmak üzere dört bölümden oluşan bu kitap Türk şiirinin Yahya Kemal Beyatlı’dan sonraki ikinci kanadını kurar. Beyatlı’nın geniş kesimleri kucaklayan toplumcu ve ulusçu şiirine karşılık Haşim daha dar ama daha derin bir kanalda akmayı tercih eder.

İkinci ve son şiir kitabı “Piyale”nin girişinde “Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar” bölümünde şiirle ilgili görüşlerini açıklar: Şair ne bir gerçek habercisi, ne güzel konuşmayı sanat haline getirmiş bir kişi, ne de bir yasak koyucudur. Şairin dili, düzyazı gibi anlaşılmak için değil, hissedilmek için yaratılmış, müzik ile söz arasında, ama sözden çok müziğe yakın ortalama bir dildir.

ÖLÇÜ VE TÜRKÇE BİLMEMEKLE SUÇLANDI

Düzyazıda anlatımı yaratan öğeler şiir için söz konusu olamaz. Düzyazı us ve mantık doğrur, şiir ise algı bölümleri dışında isimsiz bir kaynaktır. Gizliğe, bilinmezliğe gömülmüştür. Şairin dili, duyumların yarı aydınlık sınırlarında yakalanabilir. Anlam bulmak için şiiri deşmek, eti için bülbülü öldürmek gibidir. Şiirde önemli olan sözcüğün anlamı değil, şiir içindeki söyleniş değeridir. Şiiri ortak bir dil olarak düşünenler boş bir hayal kuruyor demektir. “Piyale” kitabındaki “Merdiven” ve “Bir Günün Sonunda Arzu” şiirleri, bu görüşleri yansıtan ve Türk edebiyatında görülmemiş bir şiirselliği ortaya koyan ürünlerdir. Bu kitapla birlikte Haşim’e saldırılar arttı. Ölçü ve Türkçe bilmemekle, toplum sorunlarına ilgisizlikle suçlandı. Yine de şiirleriyle 20’nci yüzyılın ilk çeyreğini etkilemeyi başardı.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , , ,

Ahmet Kireççi Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

27 Ekim 1914 doğumlu Ahmet Kireççi spora 17 yaşında başladı. Boks ve atletizm gibi farklı spor dallarıyla uğraşan Kireççi, bir antrenman sırasında sakatlanınca atletizmi bırakmak zorunda kaldı. Kasım Paşa Spor Kulübüne bağlı olan  Kumkapı Güreş Kulübünde uzun süre yer aldı.1933 yılın ilk kez milli mayoyu  İzmir’de düzenlenen Balkan Oyunlar’ında giydi.

BALKAN OYUNLAR’INDA ÜÇ KEZ BİRİNCİ OLDU

Balkan Oyunları’nda üç kez birinci olan Ahmet Kireççi 1936 Berlin Yaz Olimpiyatları’nda 79 kg serbest güreşte üçüncülük elde ederek Türkiye’ye  olimpiyat madalyasını getiren ilk isim oldu. 1948 Londra Olimpiyat Oyunları’nda ülkemize altın madalyayı getiren Kireççi 1949 yılında güreşi bıraktı. Güreşi bıraktıktan sonra işletmecilik yapan Ahmet Kireççi 17 Ağustos 1979 hayata gözlerini yumdu.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , , , , ,

Ahmet Erhan Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

Ahmet Erhan 8 Şubat 1958’de Ankara’da dünyaya geldi. Babasının işleri nedeniyle Ankara’dan göç tmiş ve bunun üzerine çocukluğuyla ilkgençliği Mersin ve Adana’da geçmiştir. Babasının emekliye ayrılmasıyla yeniden Ankara’ya dönmüşlerdir. Çeşitli nedenlerle kısa bir süre ara verdiği lise öğrenimini Akşam Lisesi’nde tamamlamıştır. Ardından Gazi Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirmiştir.

Ankara’nın özel öğretim kurumlarında Türkçe-Edebiyat öğretmenliği yaptı. Hayatının büyük bir bölümünü Ankara’da geçirdi  2001 yılında İstanbul’a yerleşti. Gençlik yıllarında Adana Demirspor Genç Takımı’nda futbol oynadı. O yıllarda geçirdiği ağır sakatlık döneminde şiir yazmaya başladı. 1976’da Militan Dergisi’nde topluca yayınlanan şiirleriyle dikkat çekti. 

1980 öncesi ve sonrasında ülke gençliğinin yaşadığı dramı, içerden bir ses olarak, o dönemlerde oldukça yaygın olan slogancılığa kaçmadan, kendine özgü diliyle yazması şiirini özel kıldı. Lirizm zenginlikleri ve ironiyle harmanladığı “şimdiki zamanın duygu resmi” olarak tarif edebileceğimiz söyleyişini, neredeyse otuz yıldır sürdürüyordu. Ahmet Erhan pek çok çevrede hala ilk kitaplarıyla hatırlanmasına ve bilinmesine rağmen, şiir serüvenini yaşanan zamanla ileri götürmekte ve çok genç yaştaki okuyucuları tarafından da ilgiyle takip edilmekteydi. Cahit Külebi, 1982 tarihli bir söyleşisinde kendisi için “şaşırtıcı bir olgu” tabirini kullanmıştır. Ahmet Erhan 4 Ağustos 2013 günü hayata gözlerini yumdu.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , ,

Ahmet Mümtaz Taylan Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

AHMET MÜMTAZ TAYLAN KİMDİR?

12 Eylül 1965 Ankara doğumludur. İlköğretim ve liseden sonra 1989 yılında Ankara Hacettepe Üniversitesi Devlet Konsevatuarı Bölümünden mezun oldu. 1989-1993 yılları arasında Diyarbakır’da görev yaptı.

KARİYERİ

Devlet tiyatrolarında Sanat yönetmenliği gibi görevleri aldı. 1996!dan bu yana televizyonda çeşitli projelerde yer almaya başladı. 2006 yılında Devlet Tiyatrolarından ayrılmıştır. Televizyonda birçok dizide ve reklam filminde rol almış olsa da en iyi çıkışını ‘Leyla ile Mecnun’ dizisinde canlandırdığı İskender karakteriyle yapmıştır.

Bu proje yayından kaldırıldıktan sonra aynı isimlerle ‘Ben de Özledim’ adlı yeni bir projeyle geri dönüş yapmıştır. Bazı sinema filmlerinde de yer alan Taylan, 15. Altın Koza Festivalinde En İyi Erkek Oyuncu ödülüne layık görülmüştür. Taylan, aynı zamanda Yılmaz Erdoğan’ın yönettiği bir proje olan ‘Kelebeğin Rüyası’ filminde de rol almıştır.

Ahmet Mümtaz Taylan – Baba ve Kızı Reklamı İZLE

‘HAYAT ŞARKISI’NDA ROL ALIYOR

Oyunculuk kariyerinde gayet başarılı olan Taylan, evlilik hayatında pek başarılı olamamıştır. 2007 yılında Ayçin İnci ile evlenmiş fakat biilinmeyen sebeplerden dolayı 2012 yılında boşanma kararı almıştır. Şimdilerde ise Kanal D ekranlarında yer alan ‘Hayat Şarkısı’ adlı dizide evin babasını canlandırmaktadır.

ROL ALDIĞI DİZİ VE FİLMLER

Hayat Şarkısı : (2016) Çırağan Baskını (2014)

Güzel Köylü : Hüsnü Alkan (2014)

Cinayet : Serdar Akar – (2014)

Ben de Özledim : Onur Ünlü – (2013)

İşler Güçler : Selçuk Aydemir – (2012) (Konuk Oyuncu)

Kötü Yol : Nisan Akman – 2012 Behzat Ç : Serdar Akar – 2011

Leyla ile Mecnun : Onur Ünlü – (2010 – 2013)

Ateşe Yürümek : Cankat Ergin – (2010)

Son Bahar : Nihat Durak – (2008)

Hayat Apartmanı : Hüdaverdi YavuzAtilla Cengiz – (2007)

Başımın Belası : Tuğba German – (2007)

Ezo Gelin : Uluç Bayraktar – (2006)

Daha Neler : Birkan Uz – (2006)

Kınalı Kuzular : Tunç Davut – (2006)

Avrupa Yakası : Jale Atabey – 2006

Çapkın : Bora Onur – (2005)

Kayıp Aşıklar : Veli Çelik – (2004)

Sahra : Volkan Kocatürk – (2004)

Arapsaçı : Davut Coşkun -(2004)

Kurşun Yarası : Sadullah CelenÖzer Kızıltan – (2003)

Çaylak : Nihat Durak – (2002)

Kumsaldaki İzler : Veli Çelik – (2002)

Zeybek Ateşi : Veli Çelik – (2002)

Baba : Yağur TaylanDurul Taylan – (2002)

Yılan Hikayesi : Nihat Durak – (2000)

Barbunya Nuri : 2000

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , , ,

Ahmet Arslan Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında?

AHMET ARSLAN KİMDİR?

2 Haziran 1962 Kağızman doğumludur. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Gemi Mühendisliği Bölümü’nü bitirmiştir. Daha sonra Milli Güvenlik Akademisinden 56. Dönem’de mezun olmuştur. 7 yıl özel sektörde çalışmış, tershanelerde çeşitli görevlerde bulunmuştur.

Denizcilik Müsteşarlığı Daire  Başkanlığı, İnşaat Genel Müdürlüğü, TOBB Denizcilik Meclisi Üyeliği’nde bulunmuştur. Kendisi orta derecede İngilizce biliyor. Evli ve tek çocuk sahibidir.

KARİYERİ

İlk olarak Adalet ve Kalkınma Partisi’nde Kars milletvekilliğine adaylığını koyan Arslan, 24, 25, 26.  dönem milletvekili seçilerek meclise girmiştir. 24 Mayıs 2016 yılında açıklanan kabinede Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı olarak göreve getirilmiştir.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , ,