Etiket: başarıları

Lucius Catiline Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

CATILINE, Lucius (M.Ö. 108 – 62)
Romalı bir siyaset adamıdır. Fakir düşmüş asil bîr aileden gelmiştir. M.Ö. 82’de, Roma hakimiyetini eline geçiren Sulla’yı desteklemiş, kanunsuz sürgünler yapılırken zalim hareketlerde bulunarak cinayetler işlemiş, zengin olmuştur. 67-66 yıllarında da Afrika genel valisi olmuştur.

Catiline bundan sonra, konsül olmak hevesiyle, senato üyelerini öldürmek ve hakimiyeti eline geçirmek üzere bir suikast hazırladıysa da başaramadı.

Bundan korkan Catilina kaçarak Etruria’daki askeri kampa sığındı. M.Ö. 62’de, burada Antonius idaresindeki Roma ordusu Catilina’nın kuvvetlerini yendi, Catilina bu savaşta öldü.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , ,

Robert Noyce Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Robert Noyce kişisel bilgisayar devrimini körükleyen dünya devi İntel’in kurucusudur. Silikon Vadisi Belediye Başkanı lakabına sahiptir.

Robert Norton Noyce 12 Aralık 1927 yılında Burlington, Iowa’da doğdu. Rev Ralph Brewster Noyce’un dördüncü oğludur. Çocukluk yıllarının en unutulmayan anısı babasının ping pongda yenmenin mutluluğunun ardından annesinin “Babanın senin kazanmana izin vermesi ne kadar hoş değil mi?” cümlesinin gerilimiydi. Daha beş yaşındayken bile bele kaybetmek düşüncesinin verdiği rahatsızlığı annesine “Bu bir oyun değil. Oynuyorsan, kazanmak için oyna” kelimeleri ile ifade etti.

1940 yazında, henüz 12 yaşındayken kardeşi ile birlikte Grinnell Kolejinin çatısından uçurabilecekleri küçük ölçekli bir uçak inşa etti. Matematik ve fizik alanında okulda üstün başarılar gösterdi. Grinnell Lisesinden 1945 yılında mezun oldu ve Grinnell Kolejinde (Üniversite) eğitimine devam etti. 1953 yılında MIT ‘de fizik alanında doktora yaptı. Arkadaşları zekasının pratik ve hızlı düşünme kabiliyetinden dolayı kendisine “Hızlı Robert” lakabını takmışlardı.

MIT’den mezun olduktan sonra Philadelphia’da Philco Şirkentinde araştırma mühendisi olarak çalışmaya başladı. Philco şirketinden ayrıldıktan sonra William Shockley ile birlikte çalışmaya başladı. William Shockley transistörleri icat etmişti ve çalışmalarına bu alanda devam etti.

1968 yılında Gordon E. Moore ile birlikte İntel’i kurdu.

Robert Noyce, 1953 yılında Elizabeth Bottomley ile evlenmiş 1974 yılında boşanmıştır. Aynı yıl Ann Schmeltz Bowers ile ikinci evliliğini yapmıştır. 3 Haziran 1990 yılında kalp krizi sonucu Texas’ta ölmüştür.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

Benoit Mandelbrot Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

BENOIT MANDELBROT (20 Kasım 1924 – 14 Ekim 2010)

Polonya’da Varşova’da doğmuş olan Mandelbrot iki amcasının teşvikiyle çok küçük yaşta matematikle tanıştı ve Fransa ile ABD’de üniversitelerinde okudu. Matematiğin fizik ve mekaniği genel yasalarına uymayan hava gibi karmaşık ve kaotik sistemleriyle ilgili kaos kuramına büyük katkılarda bulundu. Kaos kuramının bilimin çeşitli dallarında uygulamaları vardır ve Mandelbrot’un öğretim kariyeri de bunu yansıtır. Harvard’da ekonomi, Yale’de mühendislik, bir tip kolejinde fizyoloji ve Paris ve Cenevre’de matematik öğretmiştir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Bernard Law Montgomery Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Bernard Law Montgomery; İngiliz mareşalidir (Londra 1887-Alton/ Hampshire 1976). Londra’da St Paul Okulu’nu bitirdikten sonra Kraliyet Askeri Akademisi’ne gitti. (Sandhurst, 1908). Piyade teğmeni olarak görev aldı. Birinci Dünya Savaşı’nda Fransa ve Belçika’da savaştı, Filistin ve Eski Ürdün’de general olarak tümen yönetti (1938-1939). İkinci Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla tümen komutanı olarak Fransa’ya gitti. 1940’ta Dunkeque’den askerlerini tahliye etti, İngiltere’de 5. Kolordu’nun başına geçti. 18 Ağustos 1942’de Alman Erwin Rommel’in yönetimindeki tüm kuvvetlerin başına geçerek Fransa’nın işgaline hazırlandı. 1944 Haziranında yapılan Normandiya Çıkartmasından sonra ağustosa kadar tüm kara operasyonlarını yönetti. Bundan sonra İngiliz ve Kanada ordularından oluşan 2. Ordu grubunun yönetimini üstlendi. 1 Eylül’de mareşal rütbesini aldı. En büyük zaferini Eylül 1944’te Ren Irmağı’nın geçilmesi sırasında aldı. 17 Aralık 1944’te kısa süre için tüm İngiliz ve ABD kuvvetlerinin yönetimi üstlendi. 4 Mayıs 1945’te Hollanda ve Kuzeybatı Almanya’daki Alman kuvvetlerini teslim aldı. Almanya’yı işgal eden orduların başına geçti (22 Mayıs 1945) ve Müttefik Kontrol Komisyonu üyesi oldu. 1946’da imparatorluk ordusunun başına getirildi, 1948-1951 arasında Batı Avrupa Birliği Savunma Örgütü üyesi oldu. 1951’den 1958’e kadar NATO güçlerini yönetti. Yazılarını Biyografi adlı kitabında topladı (1958)

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Hızır Reis (Barbaros Hayrettin) Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

BARBAROS [Hızır Reis] (1473-1546),

Barbaros Hayrettin Paşa Türk amirallerinin en büyüğüdür. Asıl adı Hızır Reis’tir. Bütün dünyanın bildiği ve kullandığı Barbaros adı tartışmalı bir lâkaptır. Bu adın «Kızıl Sakal» anlamına gelen İtalyanca «Barbarossa» veya Fransızca «Barbe Rousse» tan Türkçeleştirilerek Barbaros haline geldiğini söyleyenler bulunduğu gibi, Hızır Reis’in, büyük kardeşi Baba Oruç’la karıştırılması sonunda Baba Oruç adının «Barbaros» şekline getirilmesinden dolayı olduğunu ileri sürenler de vardır. Nitekim Oruç Reis’e de «Barbaros» denir. Onun için, «Baba Oruç» adının Barbaros’a çevrilmiş olması akla daha yakın görünmekte, «Kızıl Sakal» dan geldiğinin bir yakıştırmadan ibaret olduğu fikrini kuvvetlendirmektedir.

Barbaros, Eceovalı Yakup adında bir sipahi subayının oğludur. Yakup Ağa, 1462’cle Midilli adasının fethi sırasında Fatih Sultan Mehmet‘in sipahileri arasında bulunmuş, fetihten sonra Midilli’de yerleşip kalmıştır. Orada dört oğlu dünyaya geldi. Oğullarının adı İshak, Oruç, Hızır ve İlyas’tır.

Barbaros (Hızır) kardeşi İlyas’la gemi seferleri yaparken Rodos civarından geçtikleri sırada gemileriyle birlikte Rodos şövalyelerinin eline esir düştü. Bir müddet Rodos zindanına kapatıldı, bir kolayını bulup kaçmaya muafakkak oldu. O tarihlerde Oruç ise kendi başına korsanlığına başlamıştı. Barbaros Rodos korsanlarının elinden kurtulduktan sonra bir müddet Antalya’da Şehzade Korkut’un hizmetinde bulundu, sonra Korkut tarafından desteklenerek büyük kardeşi Oruç’la birleşip o da korsanlığa başladı.

Osmanlı devletinin korsan gemilerine Anadolu kıyılarında dolaşmayı yasak ettiği tarihten sonra iki kardeş Tunus’taki Cerbe adasına gittiler, orayı kendilerine üs yaptılar. O sıralarda Tunus’ta Benihafs Hanedanı hüküm sürüyordu. Barbaros ve Oruç, korsanlık suretiyle ele geçirdikleri ganimetlerin beşte, birini bu hanedanın hazinesine bağışlamak şartiyle Halk-ul-Vaad kalesinde barınmak müsaadesini aldılar. Artık faaliyetlerini genişletiyorlar, Akdeniz’de Ceneviz, Venedik, Fransız ve İspanyol gemilerini, bu memleketlerin kıyılarını hedef tutarak servet ve şöhret kazanıyorlardı. 1516’da Cezayir Kalesi’ni İspanyollar’ın elinden aldılar, orada küçük bir hükümet kurdular.

Oruç Reis, bu hükümetin başına geçti. Fakat az bir zaman sonra, Cezayir’e hücum eden Araplar ve İspanyollarla vuruşurken 1519’da Tlemsen’de şehit düştü.

Barbaros’un Yükselişi

Barbaros Cezayir’de kalmıştı. Ölen kardeşinin yerini o aldı, hükümetin başına geçti. Aynı tarihlerde Yavuz Sultan Selim de Mısır’ı fethetmiş bulunuyordu. Barbaros Kuzey Afrika’daki durumunu sağlamlaştırmak için Cezayir’i Osmanlı Saltanatının emrine bıraktı. Yavuz Sultan Selim bu iş için Barbaros’a Beylerbeyi pâyesi vermiş, iki bin yeniçeriyle top ve daha başka harp malzemesi göndermişti.

Barbaros artık bir Osmanlı paşası olmuştu. Durumu büsbütün kuvvetlenmişti. Bundan dolayı, karşılaştığı hücumlar daha da arttı. Fakat Barbaros bu hücumların her birine karşı giriştiği savaşta hep üstün geliyor, etrafa saldığı korku ve dehşet nispetinde şöhreti artıyor, adı ve menkıbeleri bütün Akdeniz kıyılarına yayılıyordu. Kanuni Sultan Süleyman, tahta geçtikten sonra ( 1520), Akdeniz hakimiyeti için o zaman Türkiye’den sonra Avrupa’nın en güçlü devleti olan İspanya ile mücadele halinde olduğundan onu İstanbul’a davet etti. Barbaros donanmasıyla geldi, hünkârın huzuruna kabul edildi. Her biri bir deniz kurdu olan 18 kaptanı da yanında getirmişti. O zaman Kanuni Sultan Süleyman Barbaros’u Kaptanı Deryalığa tâyin etti. Barbaros Hayrettin Paşa bu makamda 13 yıl kadar kaldı, Osmanlı donanmasına, birbiri peşi sıra şanlı zaferleriyle birinciliği kazandırdı.

Barbaros’un Zaferi

Barbaros Hayrettin, Yunan adalarından bir çoğunu, Kandiye’yi, Messina’yı, İtalya’nın birçok kıyılarını zaptetti. Avrupalılar’ın tertip ettikleri deniz Haçlı Seferleri’ni bozdu. Akdeniz’in o devirdeki en değerli amirali sayılan Andrea Dorya‘yı meşhur Preveze Deniz Savaşı’nda yenerek Türk denizcilik tarihinin en şanlı sayfalarını yazdı. Preveze Deniz Savaşı’na katılan Birleşik Haçlı Donanması, Barbaros’un donanmasından kat kat üstün sayıdaydı. Barbaros düşman gemilerinin büyük bir kısmını batırdı. 1538 eylülünün 28’inde olan Preveze Deniz Savaşı dünyanın en büyük deniz savaşlarından biri, Türk denizcilerinin ebediyen iftihar edecekleri zaferlerin en ihtişamlısıdır. Bu savaş Barbaros’un Akdeniz’de yenilmez müthiş bir kuvvet olduğunu bir kere daha ortaya koydu. Başta Venedikliler olmak üzere Akdeniz’e sahili olan bütün devletler Osmanlı İmparatorluğu ile iyi geçinmeye baktılar. Bu arada Venedikliler 300.000 altın savaş tazminatı vererek barış yaptılar.

Fransa Kralı I. François, Kanuni Süleyman‘ dan yardım istediği zaman da Barbaros Türkler’in denizlere hâkimliğini cihana bir kere daha tasdik ettirmişti. Donanmasıyla Nice’e gitti, orayı zaptetti. V. Karl (Charles Quint) in donanmasını perişan ederek Fransız hükümdarını kurtardı. Barbaros, Osmanlı hükümetine, birçok zaferlerle beraber, Cezayir ve Tunus’u da kazandırmış, ondan sonra, uzun zaman Akdeniz hâkimiyetini elinde tutan büyük denizciler yetiştirmiştir. 1546 temmuzunun dördüncü günü, yetmiş üç yaşında, İstanbul’da öldü, Beşiktaş kıyılarına gömüldü.(Barbaros Hayrettin Paşa Türbesi)

Akdeniz’i yıllarca avucunda tutan, sayısız zaferler, ölçüsüz hazineler elde eden Barbaros, oğlu amiral Hasan Paşa’ya servet olarak altmış bin altınla iki bin köle bırakmıştır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Max Schmeling Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Max SchmelingMax Schmeling; Alman boksörüdür (Klein – Lukkow / Brandenburg 1905- 2 Şubat 2005).

Boksa 1923’te başladı, 1924’te, Almanya Amatör Gençler Şampiyonasında yan ağır sıklette şampiyon oldu. 1926’da Almanya Amatör Boks Şampiyonasında yarı ağır sıklet şampiyonluğu kazandıktan sonra profesyonelliği seçti. Belçikalı F. Delarge’ı nakavtla yenerek Avrupa Yarı Ağır Sıklet Şampiyonluğumu ele geçirdi (1927). Bu tarihten sonra ağır sıklete soyundu. Kasım 1928’de ABD’ye gitti. Haziran 1930’a kadar yaptığı 5 maçı da kazanarak dünya ağır sıklet şampiyonluğu için ABD’li Jack Sharkey ile oynama şansını elde etti. 12 Haziran 1930’da, New York’ta yapılan maçı diskalifiye ile kazandı ve dünya ağır sıklet şampiyonluğunu Avrupa’ya taşıyan ilk boksör oldu. 21 Haziran 1932’de Long Island’da rövanş için karşılaştığı Jack Sharkey ile yaptığı maçı tartışmalı bir biçimde yitirdi. ABD’deki son iki maçını nakavtla kazanarak Ağustos 1934′ te ülkesine döndü. Nazi yönetimince, “üstün ırk” propagandası için zengin bir kaynak oluşturdu. 1930’ların ortalarında, ABD ringlerinin yeni idolü, dünya şampiyonluğunun yeni adayı “Esmer Bomba” Joe Louis ile dövüşmek için ikinci kez ABD’ye geldi. (1936). 19 Haziran 1936’da, 23 yaşındaki Joe Louis’i 12. raundda nakavt etmesi, Nazi dünyasında büyük yankılar uyandırdı, ülkesinde ulusal kahraman ilan edildi. Ancak, 22 Haziran 1938′ de, yapılan hem rövanş, hem dünya şampiyonluğu maçını 1. raundda (2 d. 8 s.) yitirdi. Nazi yönetimi, bu sonucu, Mafya’nın bir oyunu olarak yorumladı. Temmuz 1939’da, Avrupa ağır sıklet boks şampiyonluğunu, yurttaşı Adolf Heuser’i, 1 raundun 71 sn.’de nakavtla yenerek ele geçirdi. Boks yaşamını 1948’e kadar sürdürdü.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Timur Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

timurTimur; Timurlu Devleti’nin kurucusudur. (Sebz 1336-Otrar 1405).

Babası Ba-rulas aşiretinin başbuğlarından Emir Turaga, annesi ise Tekina Hatun’dur. Timur’un atalarıyla Cengiz Han’ın ataları beşinci kuşakta birleşir. Babasının yerine kabilesinin başına geçti. Tuğluk Timur Maveraünnehr’e girince Maveraünnehr’in yönetimini kendisine bıraktı. Disiplinli bir yönetim izleyen Timur, Buhara ve Afganistan’da etkisini artırmaya başladı. Sistan egemeni Kutbettin’in Hindistan’daki savaşları sırasında ona yardım etti, ayağından yaralandı, bundan sonra daha çok Timurleng (Topal Timur) diye anıldı. Tuğluk Timur Maveraünnehr’de 1364’te öldü. Yerine oğlu İlyas Hoca geçti. Timur, İlyas Hoca ile anlaşmazlığa düştüğü için, Emir Hüseyin ile birlikte, İlyas Hoca’ya karşı çıktı. Timur yenilgiye uğradıysa da kısa süre sonra İlyas Hoca’yı yenerek Semerkand’a girdi. Üçünün arasındaki savaşlar sürüp gitti (1365-1370). Emir Hüseyin tutsak düştü ve öldürüldü. 1370’te Belh’deki kurultayda “Sahipkıran” unvanını aldı. Timur bir devlet örgütü düzenledi ve yönetimde önemli değişiklikler yaptı. Emir Kongırat’ı yenilgiye uğrattı. Yerine geçen oğlu Yusuf Sofi, Timur ile barış yaptı. 1373’te Timur, yeniden Harizm Seferi’ne çıktı. Celayirlilerin kendilerine başkent edindikleri Hocend Kenti’ne girdi ve beylerin çoğunu öldürttü. Daha sonra da Emir Kamerettin’i yenilgiye uğrattı. 1377’de Timur, Altınordu Hükümdarı Urus Han’ın üzerine bir sefere çıktı, Üsyurt’ta yapılan savaşta büyük bir zafer kazandı. Bu savaştan sonra, Toktamış’ı, Gökorda hanı ilan etti. Timur’un Horasan’dan uzakta, Kıpçak ülkesinde uğraştığını gören Harizm hükümdarı Hüseyin Sofi, Buhara ve bölgesindeki bazı aşiretlerin topraklarını yağmaladı. Bunun üzerine Timur, 1379’da Harizm ülkesine bir sefer daha düzenledi. Bölgeyi, tümüyle ele geçirdi. Giderek egemenlik alanını batıya kaydırdı ve Irak-ı Acem’e uzanarak Celayirlilerin topraklarına girdi. 1388’da Luristan Bölgesi’ ni ele geçirdi, Azerbaycan’a girdi, Tebriz, Kars ve Tiflis kalelerini aldı. Gürcü Kralı V. Bagrad, yenilgiye uğradı ve ülkesini yitirdi. Bu arada, aralarında anlaşmazlık çıkması nedeniyle, Kıpçak Hanı Toktamış Han’ın üzerine yürüdü. 1387’de de, Karakoyunlu topraklarında dolaştı ve Doğu Bayezit, Ahlat ve Adilcevaz’ı ülkesine kattı. Ancak Karakoyulu hükümdarını yenilgiye uğratamadı ve İran’a döndü. Muzafferiler Devletini boyunduruğu altına aldı.

Toktamış, ikinci kez Timur’un topraklarına saldırınca, aralarında yeniden savaş başladı. 1391’de Kunduzca Irmağı yalanında Toktamış’ı ikinci kez ağır bir yenilgiye uğrattı, ardından Maazenderan üzerine yürüdü. 1392 burasını da egemenliği altına aldıktan sonra, Fars Bölgesi’ne geldi. Başta Şiraz olmak üzere, bölgeyi ele geçirdi, buradan Kirman’a yöneldi. Daha sonra Bağdat üzerine yürüdü. Tekrit, Erbil ve Musul ve Urfa’yı da ele geçirdi. Toktamış’ın yeniden Azerbaycan’a girmesi üzerine, Timur, 1395’te onu ağır bir yenilgiye uğrattıktan sonra, Kıpçak ülkesine girdi. Buradan Kiev ve Ukrayna bölgesine kadar ilerledi. 1396’da da Semerkand’a döndü. Timur bu harekatlardan sonra Hindistan’a yöneldi. 1398’de Afganistan’da Kabil yakınlarında, yerli halka karşı başarılar kazandıktan sonra, Hayber Geçidi’nden Hindistan’a indi. Delhi sultanını ağır bir yenilgiye uğratarak, başkent Delhi’ yi ele geçirdi. Ertesi yıl Azerbaycan’a geldi. Gürcü Kralı VII. Georgi, ağır bir yenilgiye uğradıktan sonra Timur’un boyundurluğunu kabul etti.

Bundan sonra Kars ve Ardahan üzerinden Bingöl’e geldi. Önünden kaçan Celayirli Sultan Ahmet ile Karakoyunlu Beyi Kara Yusuf, Osmanlı topraklarına sığınmak zorunda kaldılar. 1400 yazında da, hedefi Osmanlı ülkesi olmak üzere, Erzincan, Sivas ve Malatya kentlerini ele geçirdi. Osmanlı-Memluklü birleşmesini engellemek için Halep ve Şam’ı işgal etti. Yıldırım Bayezit, Bursa’dan yola çıkarak, Timur’un işgal ve yağma ettiği Sivas, Erzincan ve Erzurum kentlerini geriye aldı. Bu hareket, ertesi yıl Timur’un yeniden Anadolu’ya gelmesine yol açtı. 1402′ de Yıldırım Bayezit ile hesaplaşmak üzere Anadolu’ya geldi. 1402 Haziranı’nda, Erzurum, Erzincan ve Kemah üzerinden Kayseri’ye geldi. Ankara yönünde ilerlerken, Yıldırım Bayezit de Sivas’a ulaşmıştı. Sonunda Timur’ un Ankara Kalesi’ni kuşattığını haber alan Yıldırım Bayezit, hızla Ankara üzerine yürüdü ve iki hükümdar, 28 Temmuz 1402’de Çubuk Ovası’nda karşılaştılar. Timur, fillerle destekli güçlü ordusuyla Yıldırım Bayezit‘i ağır bir yenilgiye uğrattı ve tutsak aldı. Anadolu’daki eski beyleri tahtlarına geçiren Timur, kışı Ege Bölgesi’nde geçirdi. Yıldırım Bayezit‘in oğullarından bazıları Timur’a boyun eğdiler. Anadolu’dan dönerken yanında Tatarları da götürdü. Ertesi yıl Gürcistan’a girdi ve bütün Ermenistan ile Gürcistan’ı bir kez daha topraklarına kattı. 1402’te de başkenti Semerkand’a döndü ve Çin’e bir sefer hazırlığına girişti. Ancak sağlığı bozuldu. Çin seferine çıkıp, Kutlubalık ve Sütkent kentlerini ele geçirerek Otrar’a geldiğinde hastalığı iyice arttı. 12 Ocak 1405’te ulaştığı Otrar’da bir kurultay toplandı. Burada beş hafta kaldı ve 18 Şubat 1405 günü öldü. Türbesi Semerkand’dadır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Sabiha Gökçen Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Sabiha GökçenSabiha Gökçen; ilk kadın havacıdır (Bursa 1913 – 22 Mart 2001, Ankara).

Atatürk Bursa’yı ziyareti (1925) sırasında bakımını üstlenerek yanına aldı. İstanbul Üsküdar Kız Koleji’ni bitirdi. 1935’te açılan Türk Hava Kurumu (THK) Türk Kuşu Sivil Havacılık Okulu’na girdi. Aynı yıl planörcülük eğitimi için SSCB’ye gönderildi. 1936’da Askeri Hava Okulu tarafından özel eğitim görerek askeri pilot oldu. 1937’de Trakya ve Ege’de yapılan askeri manevralara katıldı. Dersim Harekâtı’na (1937) katıldı. 1938’de Balkan ülkelerine tek başına askeri bir uçakla dolaştı. Aynı yıl ordudan Türk Kuşu’na atandı. 1955’e kadar bu kurumda öğretmenlik ve eğitmenlik yaptı. Atatürk’le Bir Ömür Böyle Geçti (1981) adıyla anıları yayımlandı.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Halit Bin Velit Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Halit Bin Velit; Arap komutanıdır (Mekke ? – Medine 642).

Hudeybiye Antlaşması sırasında ailesinin komutanlık hakkı yüzünden Kureyş müşriklerinin başında bulundu. 629’da Müslüman oldu, Medine’ye göç etti. İlk seferi Mute Savaşı oldu. İslâm Orduları’nı yöneten üç komutanın şehit düşmeleri üzerine orduyu Medine’ye getirdi. Hz. Muhammed ona “Seyfullah” (Allah’ın Kılıcı) unvanını verdi. Mekke’ nin fethi sırasında sağ kanada komuta etti. Tebük Seferi’nden sonra Ukeybir bin Abdülmelik’i tutsak ederek Hz. Muhammed‘in huzuruna getirdi. Hz. Ebubekir‘in halifeliği sırasında peygamberlik savında bulunanları ortadan kaldırdı, ayaklanmaları bastırarak İslâmlığa unutulmaz yararlar sağladı (633). Birçok savaşta İran Orduları’nı bozguna uğrattı, bütün Irak’ı İslâm egemenliği altına aldıktan sonra, Ecnadeyn, Dımaşk ve Yermuk’ta da Bizans’ a karşı savaştı ve önemli zaferler kazandı. Başkomutanlıktan ayrıldıktan sonra da Suriye’deki fetihlere katıldı, bir süre valilik yaptı, isteğiyle ayrıldı.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Büyük İskender Hayatı ve Savaşları Hakkında Bilgi

Büyük İskenderBüyük İskender; (M. Ö. 356-323)

Makedonya kralı ve tarihin en ünlü komutanlarından biridir. İlk defa dünyayı fethetmeye çalışan hükümdar olarak da tarihte ad bırakmış, aldığı geniş ülkelerden dolayı «Büyük» lakabıyla tanınmıştır.

İskender’in babası Makedonya Kralı Phillip de iyi bir komutandı. Yalnız genç prens birçok konularda babasından çok daha ihtiras sahibi olduğunu küçük yaşta belli etmişti. Kral Philip ordusu ile geniş bir istila hareketine giriştiği zaman İskender: «Babam bu gidişle, bana fethedilecek ülke bırakmayacak» diye sızlanmıştı. İskender’in annesi de oğluna büyük kahraman Akhilleus’un sülalesinden geldiğini söylemiş, oğlunu çeşitli kahramanlık hikayeleriyle büyütmüştü.

İskender, 14 yaşındayken, ünlü Yunan filozofu Aristoteles’ten ders almaya başlamıştı. Edebiyata olan merakının yanı sıra spora da önem veriyordu. Aristoteles aynı zamanda İskender’e yabancı ülkelere gidip, başka milletlerin kültürünü, medeniyetini öğrenme fikrini de aşılamıştı.

İskender, 20 yaşındayken, Makedonya kiralı oldu. O sırada, devletin idaresi altındaki eyaletlerde huzursuzluk başlamıştı. İskender kuzeyde Barbar kabilelerle savaşırken, genç hükümdarın öldüğüne dair bir haber yayıldı. Thebes şehri halkı hemen Makedonya’ ya karşı ayaklandı, Atinalılar’dan yardım istedi. İskender durumu haber alır almaz ordusu ile birlikte Thebes’e yürüdü. Şehri yerle bir etti, şair Pindar’ın eviyle tapınakların dışında, bütün binaları yaktı yıktı. Şehrin 30.000’i bulan ahalisini de köle olarak esir pazarlarına sattı. İskender’in bu hareketi öteki Yunan eyaletlerini susturmaya yetmişti. Atina hükümeti de İskender’in egemenliğini kabul etmek zorunda kaldı.

İskender’in Savaşları

Muhteris genç hükümdar memleketinde sükûneti sağladıktan sonra gözünü dünyanın en zengin ülkelerine çevirmişti. İlk olarak İran’ı ele geçirmek istiyordu. Daha önce babası Phillip de İran’ı istilâ etmek istemiş, plânları hazırlamıştı. M.Ö. 334 yılında İskender, 35.000 kişilik bir orduyla, İran seferine çıktı.

Marmara’ya akan Granikos nehrinde (bugünkü Kocaçay’da) Makedonya ordusu İran ordusunu yendi. Artık İskender’e Asya’nın bütün yolları açılmış sayılırdı. İskenderun yakınlarında İssos vadisinde Pers Kralı III. Dârâ’nın 66.000 kişilik ordusunu yok etti.

Bu zaferden sonra İskender, Fenike’yi istilâ etmeyi aklına koydu Thyrra (Tire) şehri halkı 7 ay İskender’in ordularına karşı koydular. Makedonyalılar şehri alabilmek için başka yandan yeni bir yol yapmak zorunda kaldılar, şehri aldıktan sonra 8.000 kişiyi kılıçtan geçirdiler, 30.000 kişiyi de esir pazarlarında sattılar.

İskender bundan sonra Filistin’e yürüdü. Bütün şehirler İskender’e kapılarını açtılar. Yalnız Gaza şehri bir -süre İskender’e karşı koydu. Gazalılar da Tirelilerin akıbetine uğradılar.

Bundan sonra İskender Mısır’a geçti. Mısırlılar, yıllarca Pers’lerin egemenliği altında yaşadıkları için İskender’e âdeta bir kurtarıcı diye baktılar. İskender, Nil’in ağzında yepyeni bir şehir kurdu. Bu şehre İskenderiye adı verildi.

İskender, Mısır’dan sonra yeniden İran’a döndü. Pers hükümdarı Dârâ’nın ona karşı koymak için yeniden ordu kurmaya çalıştığını duymuştu. İki ordu Ninova şehri yakınında Arbela düzlüğünde karşılaştı. İskender, Persliler’i kısa zamanda geri püskürttü. Arbela Savaşı dünya tarihinin en önemli savaşlarından biri sayılır. Bu savaştan sonra Babil’ in iki şehri de İskender’e teslim oldu. İskender yeni aldığı her şehirden birçok ganimet ele geçiriyordu. Dünyanın en zengin hükümdarlarından biri haline gelmişti.

Dârâ, Arbela Savaşı’ndan sağ kurtulmuştu ama, daha sonra Persli generallerden biri onu öldürdü. Dârâ’nın ölümü üzerine İskender Pers İmparatoru oldu. Zafer, genç hükümdarın gözlerini kamaştırmadı. Artık bütün dünyayı ele geçirmesi için ortada hiçbir engel kalmamıştı. Hindistan Seferi için hazırlığa başladı. M.Ö.329’da Sogdiana (Buhara) yı aldı. M. O. 327 yılında Makedonya orduları Hindistan’ın zengin topraklarına ayak bastı. İskender Hindistan’ı ele geçirdikten sonra meçhullerle dolu bu esrarengiz ülkenin bilinmeyen taraflarını keşfetmek hevesine de kapıldı. İndus nehrinin Arap Denizi’ne döküldüğünü buldu.

İskender devrinde Makedonya’nın sınırları Ege Denizi’nden Hindistan’ın kuzeyine kadar uzanıyordu. İskender Asya ile Avrupa’yı birleştirip bir tek ülke haline getirmek istiyordu. Çeşitli memleketlerden aldığı bitkileri başka başka yerlerde yetiştirmeyi denemişti. Adamlarını da aldıkları ülkelerden kadınlarla evlenmeye teşvik ediyordu. Kendisi de Asyalı bir kadınla evlenmişti.

İskender büyük bir Arabistan seferine hazırlandığı sırada tehlikeli bir hastalığa tutuldu. Günden güne kuvvetten düştü. Son günlerinde sarayının kapıları herkese açık tutuldu. Büyük komutanı son defa görmek isteyen binlerce kişi sarayı doldurdu. İskender’in ölüsü altın bir tabut içinde Mısır’a götürüldü, büyük bir törenle İskenderiye’ye gömüldü. İskender’in ölümünden sonra Makedonya İmparatorluğu parçalandı.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , ,

Salih Zeki Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Salih Zeki; matematikçidir (İstanbul 1864-ay.y. 1921).

1882’de Darüşşafaka Lisesi’ni bitirdi. İki yıl kadar Posta ve Telgraf Dairesi Fen Şubesi’nde çalıştıktan sonra 1884’te elektrik mühendisliği eğitimi görmek üzere Paris’e gönderildi. 1884’te elektrik mühendisi ılarak İstanbul’a döndü, Posta ve Telgraf İdaresi’nde çalışmaya başladı. 1895’te Rasathane Müdürlüğü’ne atandı. 1908’de Maarif Meclisi üyeliğine getirildi.

1910’da Tevfik Fikret’in yerine Galatasaray Lisesi Müdürlüğü’ne getirildi. 1912’de maarif müsteşarı, 1913’te Darülfünun (üniversite) genel müdürü oldu. Akıl hastalığından tedavi görürken ölünceye kadar yalnız Darülfünun’da fizik ve matematik dersleri verdi. Üç kez evlenen Salih Zeki’nin ikinci eşi ünlü romancı Halide Edip (Adıvar) idi. Ölümünden az önce ondan ayrılıp üçüncü kez evlendi. Matematikle ilgili birçok eseri vardır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Piyale Paşa Hayatı

piyale-pasaPiyale Paşa;(?- 1578), Türk denizcilerinin en büyüklerinden biridir. Gelibolu bahriye sancakbeyi (tümamiral) iken, Kanuni tarafından 1554’te kaptan-ı deryalığa (deniz kuvvetleri başkomutanlığına) getirildi. 1568’e kadar 14 yıl aralıksız bu makamda kaldı.

Barbaros’tan devraldığı Akdeniz egemenliğini titiz bir şekilde koruyan Piyale Paşa, Fransa’yı himaye maksadıyla çıktığı 1555 yazındaki Akdeniz seferiyle Avrupa çapında ün kazançlı. 1557’de yeniden sefere çıktı, Elbe Ada’sını, sonra Cezayir’deki Oran (Vahrân) limanını fethetti. 1558’de Tunus’ta Bizerte’yi, Balearlar’ın en büyük adası olan Majorka’yı aldı. O yıl kendisine Cezayir Beylerbeyiliği (genel valiliği) de verildi. Piyale Paşa, bu ikinci görevini, vekilleriyle idare etmiştir.

1559’da Adriyatik Denizi’ni tarayıp dönen Piyale Paşa, 14 mayıs 1560’ta Cerbe Deniz Savaşı’nı kazanarak tarihin en büyük deniz başkomutanları arasına girdi. Bu savaş, Türkler’in tarihleri boyunca kazandıkları deniz zaferlerinin Preveze‘den sonra en büyüğüdür. Bu zaferin mükâfatı olarak kendisine Veliaht Şehzade Selim’in kızlarından Gevherhan Sultan verildi. Piyale Paşa «Damat» oldu. Piyale Paşa 1565 Malta seferinde de Osmanlı donanmasına başkomutanlık etti. 1566’da Sakız’ın İç bağımsızlığını kaldırarak bu adayı da bir bahriye sancağı (deniz vilâyeti) şeklinde düzene bağladı. Aynı yıl İtalya seferine çıkarak yarımadanın bazı kıyılarını aldı.

1570’te başlayan Kıbrıs seferinde Osmanlı donanmasına gene Piyale Paşa başkomutanlık etti. Bu sırada 1568’den beri «üçüncü vezir» (büyükamiral )di. Seferin açılması için II. Selim‘i destekleyenler arasında bulunan Damat Piyale Paşa, Sokollu’nun muhalifleri arasında bulunuyordu. 1571’de «ikinci vezir» (vezir-i âzamdan sonra gelen bakan) oldu. II. Selim, Piyale Paşa’yı vezir-i âzam yapmak istediyse de, Sokollu’yu azletmek azmini gösteremedi. 1573 yazında Piyale Paşa, 220 parçalık donanması ile sonuncu deniz seferine çıkarak İtalya’nın Pulya (Puglia) kıyılarında vurgunlarda bulundu.

7 yıla yakın ikinci vezirlikte kalarak Sokollu’nun birinci yardımcısı, en büyük rakibi olan Piyale Paşa, bacanağı Sokullu’dan önce 21 ocak 1578’de ölmüştür. Pek çok hayır eseri bırakmıştır. Kasımpaşa’daki Piyale Camisi’nin yanındaki türbede gömülüdür; 7 oğlu ile 4 kızı da burada gömülüdür. Piyale Paşa’dan sonra Osmanlı denizciliğini Kılıç Ali Paşa temsil etmiş, ondan sonra Osmanlı denizcilik tarihinin şevket devri kapanmıştır.

Piyale Paşa Cami

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , ,

Davy Crockett Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Davy CrockettDavy Crockett; Amerikalı halk kahramanıdır (Tennessee 1786-Alamo 1836).

1813-1814’te General Andrew Jackson’un buyruğunda Creek Savaşı’ na katıldı. 1817’de Tennessee’nin güneyine yerleşti, yargıç ve milis alayının binbaşısı oldu. 1821’de Tennessee Yasama Meclisi’ne seçildi, izinsiz yerleşen göçmenlere ve yoksul çiftçilere yardımcı olmak için çaba gösterdi. 1823’te yeniden seçildi. Demokrat olarak iki dönem daha hizmet gördü. (1827-1831). 1831 Seçimleri’ni yitirdiyse de 1832’de Kongre’ye bir Whig olarak döndü. 1883’te Kongre’deki yerini yitirince Texas’a geçti. 1836’da çevresinde topladığı Tennesseli gönüllülerle birlikte Texas’in Meksika’dan ayrılıp bağımsızlık kazanması için savaştı. Meksikalılara karşı Alamo Kalesi’nin savunmasına katıldı. Kaleyi savunan 180 kişinin hepsi öldürüldü. Crockett de öldürülenler arasındaydı. Özyaşam öyküsünü içeren Colonel Crockett’s Eploits and Adventures (Binbaşı Crockett’in Serüvenleri) adlı eserinin birçok basımı yapıldı.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Edwin Moses Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Edwin MosesEdwin Moses, ABD’li atlet (Ohia/Dayton 31 Ağustos 1955). Atletizme, 110 m ve 400 m engelli dallarında başladı, daha sonra 400 m engellide karar kıldı.

1976 olimpiyat seçmelerini kazanarak ABD Atletizm Milli Takımı’na girdi. 1976 Montreal Olimpiyatları’nda 400 m engellide dünya rekoru (47.64 sn) kırarak altın madalya kazanırken bu dalda 48 sn’nin altında koşan üç atletten biri oldu, elinde bulundurduğu rekoru, 1977’de 47.456 sn, 1980 de 47.13 sn’ye indirdi, 1980 Moskova Olimpiyatları’nda ikinci kez şampiyon (47.75 sn) oldu. 1977, 1979, 1981 Dünya Kupaları, 1983 Helsinki, 1987 Roma Dünya Atletizm Şampiyonalarında da birinci oldu 1976-1986 arasında katıldığı 122 yarışı kazanarak erişilmesi güç bir başarı elde etti.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

Ekmeleddin İhsanoğlu Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Ekmeleddin İhsanoğlu

Ekmeleddin İhsanoğlu 2005 – 2014 yılları arasında İİt (İslam İşbirliği Teşkilatı) başkanlığı yapan Türk bilim insanı ve diplomattır. 26 Aralık 1943 yılında Mısır’ın başkenti Kahire’de doğdu ve eğitimini de yine bu kentte tamamladı. Türk kültürü, İslam tarihi ile ilgili pek çok esere imza atan Ekmeleddin İhsanoğlu’nun eseleri Türkçe haricinde yabancı dillerde de yayınlanmıştır.

Mısır’da bulunan Ayn Şems Üniversitesi’de yer alan Fen fakültesinden mezun olduktan sonra akademik hayata atılmıştır. Akademik hayatına Mısır’ın İslam Dünyası için referans noktalarından birisi olan El-Ezher Üniversitesinde akademik hayatı başlamıştır.

El-Ezher Üniversitesi bünyesinde Osmanlı kültürü ve edebiyatı alanında çalışmalarda bulunan Ekmeleddin İhsanoğlu daha sonra doktorasını Ankara’da yapmış ve ardından da İngiltere’ye giderek çalışmalarına burada devam etmiştir.

1984 senesinde Profesörlük ünvanını alan Ekmeleddin İhsanoğlu tam 24 yıl boyunca İslam Konferansı Örgütünün “İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi” Genel Direktörülüğü görevini başarı ile ifa etmiştir.

1989 senesinde Türk Bilim Tarihi Kurumunda Kurucu Başkan olarak görev yapan Ekmeleddin İhsanoğlu ayrıca 1997 yılında Uluslararası Bilim ve Felsefe Tarihi Kurumu olan (IUHPS/DHS)’nin başkan yardımcılığı görevine de gelen Ekmeleddin İhsanoğlu 2001 yılında bu kurumun başkanlığına gelmiştir. 1998 yılında ise “Al Furqan Islamic Heritage Foundation” isimli kurumunda Başkan Yardımcılığı görevini üstlenmiştir.

Ekmeleddin İhsanoğlu 14 – 16 Haziran 2004 tarihinde yapılan İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) nün seçimle iş başına gelen ilk Geneel Sekreteri olma başarısı da göstermiştir. Bu görevini de 30 Aralık 2013 tarihine kadar da başarı ile sürdürmüş ve halefi Suudi İyad Medeni’ye devretmiştir.

Birinci turu 10 Ağustos 2014 ikinci turu ise 24 Ağustos 2014 tarihinde gerçekleşecek olan Türkiye’nin ilk Cumhurbaşkanlığı seçimi için MHP ve CHP’nin ortak adayı olduğu 16 Haziran 2014 tarihinde kamuoyuna duyurulmuştur.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , , ,

Kemal Reis Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

kemal-reisKemal Reis; (1450-1511)

Büyük bir Türk amiralidir. Babası Konyalı olan Kemal Reis, Gelibolu’da doğdu. Deniz piyadesi (azab) olarak Türk Donanması’na girdi, Ağrıboz’un fethi üzerine bu adada yerleşti.

1487’de Endülüs Arap devletine yardım etmek üzere Donanmay-ı Hümayun ile Akdeniz’e açıldı. Cerbe adasını, Tunus’u, Sicilya, Sardunya ve Korsika’yı, Fransa, ispanya ve İtalya kıyılarını vurdu, İspanyol donanmasını bozduktan sonra Batı Akdeniz’e hâkim oldu.

İspanyollar’ın bir iki ay önce Araplar’ dan almış oldukları Malağa limanını fethetti ve ispanyol garnizonunu kılıçtan geçirdi. Türk savaş gemilerine dünya denizcilik tarihinde ilk defa olarak uzun menzilli toplar koydurduğu için,’düşmanın top menzili dışında ateş açan Türk Donanması, Hıristiyanlar’! fena halde yıldırdı. Endülüs Arapları’na gereken yardımları yaptıktan sonra döndü.

Bundan sonra Cerbe adasını ve Cezayir’de Bicâye (Bougie) limanını fethederek burada Türk donanması için üsler kurdu. Balear ve Malta adalarını tamamen tahrip etti. 1492′ de, II. Bayezit’in emriyle aylık maaşı 22.500 T. L..’sına yükseltildi. 28 temmuz 1499’da Yunan (İyonya) Denizi’nde küçük Sapienza (Türkçe: Barak-Reis Adası) açıklarında Barak Reis’in de yardımı ile Venedik’in 200 savaş gemisinden müteşekkil büyük donanmasını perişan etti; XV. yüzyılın en büyük dünya deniz savaşını kazandı. 1500’de Kefalonya, 30 ağustos 1502’de Santa-Marya adalarını fethetti. 1501’de 22 parçalık donanması ile büyük Venedik donanmasını yeniden bozdu; batırdıklarından başka 8 düşman savaş gemisini yedeğine alıp İstanbul’a geldi, büyük deniz vuruşmalarından sayılan bu savaş, Navarin deniz savaşı diye ünlüdür. 1504’te Rodos’a asker çıkarıp adayı tahrip etti.

1507’de ikinci defa Kahire’yi ziyaret etti. Türk-Memluk sultanı Kansu tarafından kabul ve misafir edildi. Sonra Rodos büyük amiralini gemisiyle beraber esir aldı.

Böylece Kemal Reis’in şöhreti yayılmış oluyordu. Onun zamanında Türk Donanması, başta Venedikliler olmak üzere Akdeniz’in bütün denizci devletlerine ağır darbeler indirmiş bulunuyordu.

23 yıl sonra ikinci ispanya seferini yaptı. 1510’da İspanya kıyılarını yaktı. Müthiş zulüm altında olan Araplar’ın bir kısmını gemileriyle İspanya’dan Kuzey Afrika’ya taşıdı. Fas’a gidip-burada İspanya’dan kovulan son Endülüs hükümdarı ve veliahtı ile görüştü. Bu seferde yanında 35 yaşlarında bulunan yeğeni ünlü Piri Reis de vardı. 60 yaşlarında iken, şiddetli, bir fırtınaya yakalanarak Gelibolu açıklarında batan gemisiyle beraber Ege sularında kayboldu.

Barbaros Kardeşler’in gerçek öncüsü olan Kemal Reis’in hayatı, şair Safâî’nin 10.000 beyittik büyük manzum eseriyle destanlaştırmıştır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,

Felix Mendelssohn Kimdir

Felix Mendelssohn

Tam adı Jakob Ludwig Felix Mendelssohn Bartholdy, Alman bestecisi (Hamburg 3 Şubat 1809 – Leipzig 4 Kasım 1847). Yahudi kökenlidir. İlk müzik derslerin piyano çalan annesinden aldı. 9 yaşında dinleyici önünde piyano çaldı, 11 yaşında müzik bestelemeye başladı.

17 yaşında önemli ilk eserini, Sommernachtstraum (Bir Yaz Gecesi Rüyası) adlı uvertürü besteledi. Yirmi yaşında Berlin’de Bach’ın Matthauspassion’unu yönetti. 1833’te Düssseldorf’ta müzik yöneticisi, 1835’te Leipzig’de Gewanhaus Orkestrası’nın yöneticisi oldu.

1843’te yayıncılar, bilginler ve bestecilerle Leipzig Konservatuvarı’nı kurdu. Bestecilik, orkestra yöneticiliği ve öğretmenlik alanlarında durmak dinlenmeksizin çalışan besteci, genç yaşta öldü. Sayısız bestelerinden özellikle orkestra ve oda müziği eserleri günümüzde eski canlılığını korur.

Başlıca eserleri:
İskoç (1842), İtalyan (1833), ve Reformation (1829-1830) olan beş senfoni;
Elias oratoryosu (1846);
Konser uvertürleri: Fingal Mağarası (Hebrid Adaları) 1830-1832, Ruy Blas (1839); iki piyano konçertosu (1831, 1937), bir keman konçertosu (1845), piyano için Lieder ohne Worte (Sözsüz Şarkılar) 1834-1845; Rondo Capriccioso, altı prelüd ve füg (1837), Çeşitlemeler (1841).

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Buz Pateni Ünlü Sporcuları

1943’te Kars’ta doğdu. 1951-52 yılları arasında buz pateni ile ilgilendi. Atletizmde bölge birincilikleri kazanan Aytemiz, 1971’de DGSA Heykel Bölümü’nü bitirdi. 1987’de İstanbul Paten Kulübü’nü kurdu ve kulübün başkanlığını beş yıl sürdürdü. 1990’da Kayak Federasyonu’nda, Buz Sporları’ndan sorumlu asbaşkanlığa yükseldi. Aynı yıl buz sporları’nın ISU tarafından geçici üyeliğe kabulünü sağladı. 1991 yılında bağımsız Buz Sporları Federasyonunun kurulması için çalıştı ve ilk başkanlığa getirildi. 1993’te yapılan seçimleri kazanarak federasyon başkanlığını sürdürdü.

1949’da ingiltere’de doğdu. Ailesinin yönlendirmesiyle buz patenine başladı, ilk birinciliğini 8 yaşında kazandı. 1967’de Gençler Artistik Buz Pateni şampiyonu olarak başladığı amatör spor kariyerinde en büyük başarısı, 1976 Kış Olimpiyat Oyunları’nda elde ettiği altın madalya oldu. Aynı tarihte düzenlenen Dünya Şampiyonası’ndan sonra profesyonelliğe geçen Curry, İngiltere ve ABD’de gösteriler yaptı. Kendi adıyla bir buz pateni tiyatrosu kurdu. 1978’de buz pateni okulu açtı, geleneksel bale repertuvarı-nı buz patenine uyguladı.

1948 yılında Kaliforniya’da doğdu. ABD Bayanlar Şampiyonası’nda ilk birinciliğini 15 yaşında elde etti. Katıldığı ilk Dünya Şampiyonası’nda (1965) üçüncü olan Fleming, sonraki yarışmalarda üç yıl art arda (1966, 67, 68) dünya şampiyonu oldu. 1968 Grenoble Kış Olimpiyat Oyunları’nda altın madalya aldı ve profesyonel oldu. “Holiday on Ice” ve “The Ice Follies” gibi buz pateni gösterilerine katıldı.

1912’de Norveç’te doğdu. Eğitimini gördüğü baleye özgü figürleri kullanarak patene artistik ve atletik öğeler kattı. Artistik patenin alışılmış bir dizi hareketten çıkıp bir gösteriye dönüşmesinde büyük rol oynadı. Art arda 10 yıl amatör dünya şampiyonu, 1928, 1932 ve 1936’da üç kez olimpiyat şampiyonu oldu. 1936’dan sonra profesyonel olan Henie, Hollywood Ice Revues’le birlikte Avrupa ve Amerika’da turnelere çıktı. 1969’da öldü.

Buz pateninin en büyük sporcularından Michelle Kwan, 1980’de Kaliforniya’da doğdu. 1985’te buz patenine başladı, ilk yarışmasını yedi yaşındayken kazandı. On kez dünya şampiyonlarına katılan bayan sporcu, toplam 50 kez 6.0 tam puan alarak beş kez birinci, üç kez de ikinci oldu ve toplam sekiz madalya kazandı. ABD’de 1994-2003 arasında yedi kez yılın patencisi seçildi.

1946’da Elazığ’da doğdu. Patene doğal koşullarda kayarak başladı. 1968’de kurulan “Ankara Buz Pateni Kulübü”nün kurucuları arasında yer aldı ve yönetimde çeşitli görevler üstlendi. 1979-80 yılları arasında Uludağ Büyük Otel Buz Pisti’nde, bu tarihten 1985’e dek Ankara Atatürk Buz Pisti’nde, 1985’ten 1993’e dek istanbul Korukent Buz Pisti’nde antrenör ve yönetici olarak çalıştı. 1989’da gittiği Rusya’da uzman antrenör diploması alan Tekelioğlu, 1992’de Lenin Spor Akademisi Paten Bölümü’nü bitirdi, İstanbul Paten Kulübü’nün başantrenörü oldu. Milli takım antrenörlüğü yaptı. “Buz Pateninde Temel İlkeler” adlı bir kitabı yayınlandı.

1979’da Moskova’da doğdu. Dünya Şampiyonaları’nda bugüne kadar üç madalya kazandı, ama hiçbiri altın değildi. Rus patenci, 1998, 2000 ve 2001 Dünya Şampiyonaları’nda hep ikinci oldu ve gümüş madalya elde etti. Slutskaya’nın gümüş madalya kazandığı her dünya şampiyonasında Amerikalı Michelle Kwan altın madalyanın sahibi oldu.

1971’de Kaliforniya’da doğdu. Beş yaşındayken buz pateni dersleri almaya başladı. Sekiz yaşında, spor yaşamının ilk yarışmasına katıldı. 1988’de Dünya Gençler Şampiyonası’nda hem teklerde, hem çiftlerde altın madalya kazanan ilk bayan patenci oldu. 1992 yılında, Fransa’nın Albertville kentinde yapılan Olimpiyat Oyunları’nda, tek bayanlarda altın madalya ve aynı yıl Kaliforniya’da yapılan Dünya Şampiyonası’nda yine tek bayanlarda altın madalyanın sahibi oldu. 1992 Ollmpiyatları’nda beş kez üçlü sıçrayış gerçekleştirdi.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

Bilek Güreşi Ünlü Sporcuları

ARIPINAR, Erdoğan

1932’de Malatya’da doğdu. İÜ Tarih Bölümünü bitirdi. 1948 yılında Bursa Ant Gazetesi’nde gazeteciliğe başladı. 1963 yılında TSYD’ye üye oldu. Cumhuriyet Gazetesi’nde spor yönetmenliği, Yeni istanbul Gazetesi’nde spor sorumluluğu yaptı. TSYD ve çeşitli spor örgütlerinde yöneticilik ve genel sekreterliklerde bulundu. Gazetecilik alanında birçok ödülü olan Arıpınar, araştırmaları ve amatör sporlardaki uzmanlığıyla tanındı. Günaydın, Hürriyet ve Fotospor’da spor yazarlığı yapan, “Oy Sandığı” adında bir kitabı da olan Arıpınar, daha sonra Türk Spor Ajansı’nı kurdu. Türkiye’ye bilek güreşini getiren, Türkiye Bilek Güreşi Organizasyonunun kurucusu ve başkanı, İstanbul Bilek Güreşi ihtisas Kulübü’nün kurucusu ve başkanı olan Arıpınar, aynı zamanda WAF (Dünya Bilek Güreşi Federasyonunun yönetim kurulu üyeliği yapmıştır.

COBRA (Andrew Roedors)

180 kiloda Amerikalı bilek güreşçisidir. 1989, 1990, 1991 ve 1992 yıllarında dünya şampiyonluğunu kazanmıştır. Bilek güreşinin en teknik ve en popüler sporcularından biridir.

ENGİNSOY, Turan

1947 yılında doğdu. 90 kiloda 1988 ve 1989 Türkiye şampiyonu, 1988 yılı dünya üçüncüsüdür. Uluslar arası karşılaşmalarda madalya kazanan ilk Türk bilek güreşçisidir.

GİLDİL, Haydar

1966 yılında Mudanya’da doğdu. 70 kiloda 1988, 1989, 1990, 1991 ve 1992 yılları Türkiye şampiyonudur. 1988 ve 1989 Dünya Şampiyonalarında 4. oldu. 1991 yılında İsrail’de yapılan Dünya Şampiyonasında 1. olarak Türkiye’ye ilk dünya şampiyonluğunu kazandırdı. 1992 yılında dünya 3.sü, 1993 yılında 65 kiloda dünya şampiyonu oldu.

GÖNÜL, Nurcihan

Türk bayan milli takımının genç üyelerinden Nurcihan Gönül 2000’de Amerika’da yapılan Dünya Şampiyonası’nda + 80 kg’da altın madalya, 2001’de İtalya’da düzenlenen Dünya Şampiyonası’nda yine aynı kiloda altın madalya kazanmıştır.

JONING, Jerry

Amerikalı bilek güreşçisidir. 70 kiloda 1987, 1988, 1989, 1990 ve 1992 dünya şampiyonudur. Kuvveti, güçlü tekniği ve disipliniyle tanınmıştır.

KURT, Niyazi

1971 yılında Tokat’da doğdu. Pendik Bilek Güreşi İhtisas Kulübü’nü kurdu ve pek çok başarılı sporcu yetiştirdi. 80 kiloda 1989, 1990, 1991 ve 1992 yılları Türkiye şampiyonu, 1989 yılı dünya 6.sı, 1991 yılı dünya 5.si ve 1992 yılı dünya 4.südür.

OĞUZESER, Ahmet

1972 yılında Konya’da doğdu. 55 kiloda 1989 yılı Türkiye şampiyonu, dünya 2.si ve 1992 yılı Türkiye şampiyonudur.

PEHLİVAN, Nurhan

Türk bayan milli takımının genç ve başarılı sporcularından Nurhan Pehlivan, gitgide yükselen performansıyla 1998’de Mısır’da yapılan Dünya Şampiyonası’nda 50 kg’da gümüş, 2000’de ABD’de 55 kg’da bronz, 2001’de İtalya’da 50 kg’da altın madalya kazandı.

ROMEZ, Shoren

israiili bilek güreşçisidir. 90 kiloda 1989, 1990, 1991 ve 1992 dünya ve açık sıklet dünya şampiyonudur. Uzun süre “Dünyada Yenilmeyen Tek Bilek Güreşçisi” unvanını korumuştur.

SEZER, Ömer

1967 yılında İstanbul’da doğdu. Kartal Ticaret Lisesini bitirdi. 1991 yılı Türkiye 2.si, 1992 yılı Türkiye şampiyonu ve 1992 yılı dünya 5.sidir.

YILDIRIM, Hilmi

1944 yılında istanbul’da doğdu. Spora 1961’de Anadoluhisarı i. Y. Kulübü’nde kürekle başladı. 1966 yılında bilek güreşine yöneldi ve 1988 yılına kadar Türkiye açık sıklet şampiyonu oldu. 1988 yılında Türkiye bilek güreşi milli takımının kurulmasıyla kaptanlık görevini üstlendi. 1988-1994 yılları arasında Türkiye ağır sıklet bilek güreşi şampiyonluğunu elinde tuttu. 1993 Kanada Dünya Şampiyonası’nda sol kol ikincisi, sağ kol dördüncüsü oldu.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

Ünlü Bilardo Oyuncuları ve Hayatları

BITALIS, Richard

9 kez Fransa Şampiyonu olan Bitalis 1989 Anvers Dünya Kupa-sı’nı ve 1990 istanbul Efes Pilsen Grand Prix ‘sini kazandı.

BLOMDAHL, Torbjörn

1988 Dünya Kupası birincisi, 9 kez İsveç, 3 kez Avrupa, 3 kez Dünya Şampiyonu, 1987, 1989, 1990 Dünya Kupası ikincisi, 1991 iİstanbul Efes Pilsen Grand Prix birincisidir.

CEULEMANS, Raymond

1986, 1987, 1990 Dünya Kupası birincisi, 54 kez Belçika, 33 kez Avrupa, 33 kez Dünya Şampiyonu olan Ceulemans, 1990 Paris ve 1991 Seul Dünya Kupası birinciliğini de kazandı,

ICOMORI, Junichi

4 kez Japonya Şampiyonu, 1987 Berlin Dünya Kupası birincisi, 1987, 1988, 1991 Dutch Open Grand Prix Birincisi, 1989 German Open birincisi ve 1991 istanbul Grand Prix ikincisidir.

DIELIS, Ludo

1989 dünya şampiyonu, 2 kez Belçika, 2 kez Dünya Kupası şampiyonu ve 1990 Berlin Dünya Kupası birincisidir.

DOĞAN, Plâtin

1933 yılında Rize’de doğdu. Tekniği çok iyi olan ve 15 yıla yakın bir süre hiç yenilmeyen, hırslı Türk bilârdocudur. Amerikan seri sistemini Türkiye’de ilk uygulayanlardan biri olan Plâtin Doğan tek istekada 1865 sayı çekebilen usta bir karambolcu ve iyi bir kombine ustasıdır. Aynı zamanda dünyanın en iyi bilârdo masası üreticilerindendir. 1995 Hilton Dünya Kupası’nda Plâtin Do-ğan’ın masaları Dünya Bilârdo Birliği tarafından dünyanın en iyi masaları seçilmiştir.

EKE, Zeki

1947 yılında Bursa’da doğdu. 1970’te AÜ Siyasal Bilgiler Fakültesine girdi. 1989’da Bursa belediye başkanı seçildi. Belediye başkanlığı görevini yürütürken Burta’da “Bilârdo Günleri” adı altında üç kez Türkiye Şampiyonası organizasyonuna ev sahipliği yaptı. 10 Aralık 1993’te Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Şükrü Erdem tarafından Bilârdo Federasyonu başkanı olarak atandı.

EMEK, Mustafa

1957 yılında istanbul’da doğdu. Türk bilârdosunun ustalarından olan Emek’in 1991’de üç bant Türkiye şampiyonluğu vardır.

ERK, Ali

“Binbir” lakabıyla tanınan Ali Erk 1910’da doğdu. Bilârdo sporunu çok ileri yaşlarına kadar sürdürdü. Çok hırslı bir oyuncu olan Alı Bey, Eczacı Hasan Bey’in öğrencisiydi.

GÜRSES, Sadi

Bilârdo oyun tekniği, yaratıcı zekâsı ve eğitmenliği ile döneminin en önemli isimlerindendir. Uzun yıllar bilârdo salonu işletmeciliği de yapan Sadi Gürses, sayısız öğrenci yetiştirdi.

HASAN BEY, Eczacı

Devrinin en iyi açık sayı ustasıydı. Tam anlamıyla bir maç oyuncusu olan Hasan Bey, Prens Halim’in öğrencisiydi.

JASPERS, Dick

Skez Hollânda şampiyonu, 1990 Oosterhout Grand Prix birincisi ve 1991 Dünya Kupası birincisi oldu.

KALUTSYAN, Sarkis

Açık sayıda usta bir oyuncuydu. İstanbul üç bant ve karambol şampiyonlukları da bulunan Sarkis döneminin yenilmez isimleri arasında yer alıyordu.

KARATAY, Bora

1940’ta Konya’da doğdu. Bilârdoyu Avusturya’da akademik olarak öğrenen Karatay, Avusturya milli takımına dek yükseldi. Düzenlediği organizasyonlar ve yetiştirdiği öğrencilerle modern bilârdonun Türkiye’ye yayılmasında büyük katkıları oldu. Bilardoya katkılarını BWA Türkiye Masası Başkanı olarak sürdürmektedir.

KÖKSAL, Avni

1951’de Zonguldak’ta doğdu. Bilardoya 1970 yılında Bora Karatay’ın öğrencisi olarak başladı. 1983, 86, 88 senelerinde Türkiye üç bant şampiyonu oldu. Biiârdo Federasyonu yönetim kurulu üyeliği görevinde bulundu.

NİKO, Sakallı

Bilârdonun temel disiplini olan karambol ve üç bantta ustaydı. Amerikan serisinin ülkemizdeki ilk uygulayıcılarındandı.

PAMUK, Hasan

1956’da istanbul’da doğdu. Bilardoya 1991’de başladı. 1994 yılında Ivan Simonis Türkiye 1., Atatürk Gençlik Kupası Türkiye 3., Dünya Kupası 6. oldu. Bilârdo Federasyonu Eğitim Kurulu Başkanlığı görevini yaptı.

SAYGINER, Semih

1964 yılında Adapazarı’nda doğdu. 17 yaşında katıldığı İstanbul Şampiyonası’nda ilk başarısını elde etti. Daha sonra uluslar arası alanda kendini gösterdi. 1991 German Open ve 1991 istanbul Efes Pilsen Grand Prix dokuzuncusu ve 1992 yılında Berlin’de Dünya Şampiyonu Cuelemans’ı 3-0 mağlup ettiği turnuvada dünya sekizincisi oldu. 1993’te Berlin’de dünya üçüncülüğünü elde etti. 1994 Dünya Biiârdo Kupası’nda birinci gelerek dünya klâsmanında sekizinciiikten üçüncülüğe yükseldi. 1996-1997 yılları arasında Türkiye Bilârdo Federasyonu başkanlığı yaptı. 1999’da dünya klâsmanında bir numaraya yükseldi. 2003’te İspanya’da yapılan üç bant şampiyonasında birinci oldu. Ancak 2004’te Belçika’da yapılan şampiyonada ikincilikle yetindi. Oyuncusu olduğu Türk milli takımı, final maçlarında gösterdiği üstün performansla 2003 ve 2004’te dünya şampiyonu oldu. 2004 Mart ayında katıldığı Atina’daki yarı final maçlarında yenilgisiz olarak finale kaldı. Türkiye’yi dünyaya tanıtan Saygıner bir ara Hollânda liginde de oynadı. Türk bilârdocular yetiştirmek üzere Türkiye’ye dönen ve adıyla anılan 42 vuruşun sahibi olan Saygıner, 7 Şubat 2004’te, “Dünyanın En iyi Bilârdocusu” seçildi.

ZANETTI, Marco

5 kez italya şampiyonu, 1990 Dünya Kupası birincisi, 1990 İstanbul Efes Pilsen Grand Prix ikincisidir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

Ünlü Biniciler (Binicilik Sporcuları) ve Hayatları

AKSEL, Melahat

1908 yılında doğan Türk sporcu 9 yaşında at binmeye başladı. Aksel, Türkiye’nin ilk lisanslı bayan binicisi ve aynı zamanda ilk milli sporcusudur. 60 yaşına kadar ata binmeye devam eden Melahat Aksel aynı zamanda Türkiye’nin en yaşlı sporcusu unvanını da elde etmiştir. 1985 yılında vefat etmiştir.

ATABEK, Avni

1959 yılında doğdu. Binicilik sporuyla 27 yıl uğraşan Atabek, iki kez Türkiye şampiyonluğu kazandı. Uluslar arası turnuvalarda 20’ye yakın derece elde etti.

ATABEK, Fevzi

Biniciliğe 12 yaşında başladı. 1971’de ulusal binicilik ekibine seçildi. 1973 yılında düzenlenen 50. yıl ve Cumhurbaşkanlığı kupalarını kazanan Atabek, aynı yıl Balkan ikincisi oldu. 1974 yılında düzenlenen yarışmalarda dereceler aldı ve 1976 yılında yeniden Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı kazanarak bu spor dalındaki başarısını sürdürdü.

BALDINI, Aldo

1948 yılında doğan italyan uyruklu binici Türkiye’de ve uluslararası alanda 400’den fazla birincilik elde etmiştir.

BERKALP, Mells

1945 yılında istanbul’da doğdu. 1970’te Balkan Binicilik Şampiyonası’na Türkiye bayanlar millî takımıyla katılarak şampiyon oldu. 25 kupa kazandı.

BİLGİŞİN, Cevdet

1890 yılında işkodra’da doğdu. Harp Okulu’nda öğrenim gördü. Okul yıllarında tanıştığı binicilik sporuna, birçok öğrencisini yönlendirerek yeni sporcular kazandırdı. İyi bir sporcu olmasının yanı sıra yurt dışında ün yapan Türk binicilik ekibinin şefliğini ve kafile başkanlığını yaptı.

BÖKE, AKSU Zeynep

1972 yılında Ankara’da doğdu. 1994-95 yıllarında üst sınıfta Türkiye ikincilikleri, 1993-1996 yılları arasında ise Balkan şampiyonlukları kazandı.

BÖKE, Bedri

1919 yılında istanbul’da doğdu. 1952’den itibaren millî binicilik ekibinde yer aldı. Marsilya ve İrlanda’da birinci, Belgrat’ta ikinci oldu. 1974 yılında öldü.

SENCER, Can

1972 yılında Edirne’de doğdu. Yurt içinde Türkiye, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı kupalarını kazanarak adını duyurdu. 1993 yılında Volvo World Cup’ta ilk üçe girdi.

ÇAPA, Tunç

1949 yılında doğdu. 1987’de Balkan şampiyonu oldu. Türkiye’nin en çok milli olan sporcusudur.

GÖNENLİ, Hayal

Nail Gönenli’nin kızıdır. Babasının teşvikiyle binicilik sporuna başlayan Hayal Gönenli 1960’ta Balkan şampiyonu oldu.

GÖNENLİ, Nail

1924 yılında Gönen’de doğdu. 1958’deki ordular arası yarışmalarda dünya şampiyonu oldu. 1969’da öldü.

GÜRKAN, Cevat

1904 yılında Ankara’da doğdu, ilk kez 1934’te millî oldu. 1934 Viyana Konkuru’nda iki birincilik kazandı. 1984’te öldü.

KOÇ, Salih

1918’de Ankara’da doğdu. Millî binicilik ekibinde 200 kez yer aldı. Nice Konkurhipikleri’ni kazandı. Viyana’da Milletler Ödülü’nü, Aachen’de “iç işleri Ödülü’nü ve Nice Konkuru’nda Fransa Ödülü’nü kazandı. Türk spor tarihinde 3 kez olimpiyatlara katılan tek Türk binici olan binicilik milli takımı eski kaptanı Salih Koç 2000 yılında vefat etti.

KULA, Cevat

1909 yılında doğdu. 1937’de Londra Konkurhipikleri’nde birinci oldu ve 1938’de Mussolini Kupası’nı kazanan ekipte yer aldı. 1997 yılında vefat etti.

OKÇUOGLU, Levin

1952 yılında doğdu. 1968’de Balkan Şampiyonluğu’nu kazanan ekipte yer aldı.

ÖNCÜ, Eyüp

1907’de Van’da doğdu. 1935’te Budapeşte Konkurhipikleri’nde birinci gelerek Tuna Armağanı’nı kazandı. 1984 yılında öldü.

ÖZÇELİK, Kemal

1924’te istanbul’da doğdu. 1954 Marsilya Konkurhipikleri’nde birinci oldu.

PESSOA, Nelson

1935’te Rio de Jeneiro’da doğdu. 1966’da Grand Geste isimli atıyla ilk kez Avrupa Şampiyonu oldu. “Altın Parmaklı Adam” lakaplı sporcu, 30 yılı aşkın bir süre uluslar arası engel atlama zirvesindeki yerini korudu.

POLATKAN, Saim

1907’de Malatya’da doğdu. Millî takımda 17 yıl yarıştı. 1932 Nice Konkuripikleri’nde ikinci, 1935’te Aachen’de birinci, 1938 Mussolini Kupası Yarışmaları’nda birinci, yine 1938 Varşova ve Nice’de birincilikler kazandı. 1962-68 yılları arasında Binicilik Federasyonu başkanlığı görevinde bulundu. 1992 yılında öldü.

SILAN, Emine

1957 yılında istanbul’da doğdu. 16 yaşında Türkiye gençler şampiyonu oldu. Aynı yıl Balkan Şampiyonası’nda 1 gümüş ve 2 bronz madalya kazandı.

ZEMBİLCİ, Esin

1934’te Ankara’da doğdu. 1958’de Veliefendi’de yapılan at yarışlarına katılarak “Dünyanın ilk Kadın Jokeyi” unvanını aldı. 1976 ve 1980 Balkan Şampiyonalarında bronz madalya aldı. Zembilci, Türkiye’de Başbakanlık Kupası’nı kazanan tek kadın binicidir. 1983 yılında Cumhurbaşkanlığı Şeref Ödülü’ne layık görülmüştür.

ZORLU, Ata

1961 yılında istanbul’da doğdu. Balkan şampiyonalarında ikincilik ve üçüncülükler ve birçok kez Türkiye şampiyonlukları elde etti. Atatürk Kupası’nı kazandı.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

Ünlü Eskrim Sporcuları

ARGUN, Aydın

1938’de Ankara’da doğdu. Ankara Eskrim Kulübü’nde eskrime başladı. Hem flöre, hem epede çok başarılı maçlar çıkararak Türkiye şampiyonalarında defalarca ilk üçe girdi. 1968 yılında Bükreş’te yapılan Balkan Şampiyonasında epe dalında üçüncü olan takımda yer aldı. Ayrıca birçok uluslararası turnuvada millî formayı başarı ile giydi. Uluslar arası hakemlik lisansına sahiptir.

ARSEVEN, Ahmet

Eskrimin usta sporcularındandır. Bu dalda birçok şampiyonlukları vardır. Oğulları Murat, Ömer ve Kerim’i de şampiyon birer eskrimci olarak yetiştirmiştir.

ARSEVEN, Rıza

1906 yılında istanbul’da doğdu. Genç yaşta eskrime başladı. 1936 ve 1948 Olimpiyatları’nda ülkemizi temsil etti. Institut National des Sports’tan mezun olan Arseven eskrimde uzun yıllar millî takım kaptanlığı yaptı. Hakem, antrenör ve yönetici olarak başarılı hizmetler verdi. Türk eskrimine çok sayıda sporcu ve antrenör yetiştirdi. “Eskrim Tarihi ve Modern Eskrim” adlı bir kitabı da olan Rıza Arseven 1989’da öldü.

ATEŞÖZ, Nihat

Türk eskriminde flöre ve epe dallarında önde gelen isimlerden biridir. Birçok kez her iki dalda da Türkiye şampiyonu oldu. 1968’de Balkan ikincisi olan flöre takımında yer aldı. Uzun yıllar çeşitli turnuvalarda başarılı maçlar çıkardı ve millî flöre takımının kaptanlığını yaptı. Sporu bırakınca antrenörlüğe başladı. Pek çok sporcu yetiştirdi. Milli takım antrenörlüğüne dek yükseldi. Uluslar arası hakem lisansına da sahip olan Ateşöz birçok turnuvada hakemlik yaptı.

BALKAN, Enver

1901 yılında İstanbul’da doğdu. 1928’de milli formayı giydi. Eskrimin kılıç dalında, 1931 yılında Balkan Şampiyonu oldu. Kılıç dalında ilk şampiyonumuz olan Enver Balkan 1966’da öldü.

BALKAN, Fuat

1903 yılında italyanlarla yapılan kılıç müsabakalarında başarılı performansıyla II. Abdülhamit’in dikkatini çeken Fuat Balkan, eskrim sporunda ay yıldızlı formayı giyen ilk Türk eskrimcisi olarak kabul edilir. 1924 Paris Olimpiyat Oyunları’na katılmıştır. Balkan, ilk kurulan Eskrim Federasyonunda görev almış ve on beş yıl başkanlık yapmıştır.

BORA, Rıdvan

1938 yılında Eskrim Federasyonu başkanı oldu. Eskrimin özellikle kamu sektöründe yaygınlaşması için yoğun çaba harcadı. Federasyon başkanlığı görevinde beş yıl kaldı. Sait Tayla, Muhittin Arsan, Olcay Yelkin gibi pek çok başarılı sporcu yetiştirdi.

ÇAMBEL, Halet

1916’da Berlin’de doğan Çambel, 1932’de İstanbul Arnavutköy Kız Kolejinde eskrime başladı. Çarın Muhafız Alayında yüzbaşı olan antrenör Alexandr Na-dolski’den eskrim dersleri aldı. 1933-35 yılları arasında Beşiktaş Eskrim Kulübü’nün sporcusu olarak Türkiye’deki yarışmalara katıldı ve Sovyet eskrimcilerle maçlar yaptı. 1933’teki Onuncu Yıl resmi-geçidinde Türk eskrimcilerini temsil eden grubun içindeydi.

DİMLİ, Bülent

1929 yılında istanbul’da doğdu. Yüzme, jimnastik, voleybol, atletizm ve boks sporları yaptı. 1953 yılında TED’de eskrime başladı. Üç kez milli oldu. 1965 yılında Altınyurt Spor Kulübü’nde oluşturulan eskrim bölümünün başına geçti. 1976’da milli takım antrenörlüğünü de üstlenen Dimli, aralarında Hüsnü Ribar’ın da bulunduğu pek çok sporcu yetiştirdi.

DİZİOĞLU, Murat

1963’te İstanbul’da doğdu. Eskrime 12 yaşında başladı. 1983 yılında Balkan epe şampiyonu oldu. Ayrıca binicilik ve yüzmeyle de ilgilendi. Binicilikte Balkan üçüncülüğünü kazandı. Havalı tabanca atışlarında da adını duyurdu. Eskrimde 42 kez, binicilikte 4 kez millî formayı giydi. Dört ayrı branşta adını duyuran nadir sporculardan birisidir.

ERDEM, Bülent

1947’de Mersin’de doğdu. 1977 yılında flörede Balkan İkincisi oldu. iki kez aynı dalda Balkan ikincisi olan takımlarda yer aldı. Münih Olimpiyatları’nın yanı sıra pek çok dünya şampiyonasında milli formayı giydi.

EZİNLER, Özden

1958 yılında Eskişehir’de doğdu. 17 yaşında eskrime başladı. 18 yaşında millî oldu. Üç yıl üst üste Uluslar Arası Beyrut Turnuvası’nda üçüncülük kazandı. Ankara Turnuvası’nda ikincilik elde etti. 1971 Akdeniz Olimpiyatla-rı’nda da ikinci oldu. On dört kez millî takıma seçildi.

GAUDIN, Lucien

1886 yılında doğdu. Fransız sporcu, eskrimin tüm dallarında altın madalya kazanmakla ün yaptı. 1928 Olimpiyatları’nda flöre ve epede şampiyon oldu.

GÜLDEN, Artun

1965 yılında Bursa’da doğdu. 1970’lerin başarılı bayan eskrimcilerindendir. Flörede Türkiye birincilikleri kazandı. 1974 Balkan Şampiyonası’nda flöre dalında üçüncü olan takımda yer aldı.

GÜNEŞ, Aysel

1965 yılında Bursa’da doğdu. Eskrim sporunun son yıllardaki en başarılı sporcularındandır. Türkiye şampiyonluklarında rakip tanımayan sporcu, 1984 yılında Balkan Gençler ve Balkan Büyükler Şampiyonasında ferdi ikincilikler kazandı.

GÜVEN, Nefi

1924 yılında İstanbul’da doğdu. 1950-60 yılları arasında milli formayı 28 kez giyerek döneminin en önemli isimlerinden biri oldu. Epe dalında 10 defadan fazla Türkiye şampiyonu olarak rekor kırdı. 1955 Akdeniz Oyunları’nda dünya şampiyonu Mauyel’i yendi.

Eskrim Federasyonunda 13 yıl başkanlık yaptı. Federasyon başkanlığı dönemlerinde Türk eskrimine köklü hizmetler verdi. BTGM Hukuk Müşavirliği de yapan Güven 1984 yılında öldü.

HETMAN, Sümer

1934 yılında istanbul’da doğdu. Eskrime 1949 yılında başladı. 1952 yılından itibaren flöre ve epe dallarında yapılan Türkiye şampiyonalarında ilk üçe girdi. Milli formayı 26 kez giydi. Çalışmalarını Tenis, Eskrim ve Dağcılık Kulübü’nde sürdürdü. Beyrut, Belgrad ve Ankara’da yapılan uluslar arası turnuvalarda birincilikler kazandı. Hetman aktif sporu bıraktıktan sonra eskrim ajanlığı, federasyon teknik üyeliği ve antrenörlük yaptı.

KARPATI, Rudolf

1920 yılında doğdu. Macar kılıççı Melburn ve Roma olimpiyatlarında üst üste iki altın madalya kazandı. Dört olimpiyatta üst üste hiç yenilmeden dört altın madalya kazanan Macaristan milli takımının unutulmaz eskrim sporcusudur. 1954 ve 1959’da dünya şampiyonu oldu.

KAYA, Berk

1954 yılında Samsun’da doğdu. Epe silâhının ustalarındandı. Balkan ve Avrupa kupalarının başarılı epecisi oldu. Balkan Şampiyonalarında takım hâlinde kazandığı derecelerinin yanında 1982 yılında Balkan ferdî epe üçüncülüğünü elde etti.

KAYA, Ferhunde

1947’de Ankara’da doğdu. 18 yaşında eskrime başladı. 36 kez millî formayı giydi. Çeşitli turnuvalarda ve şampiyonalarda ülkemizi başarıyla temsil etti. Eskrim millî takım antrenörü oldu.

MAYER, Herene

1910 yılında doğdu. Yahudi asıllı olan bayan sporcu, 1928 Amsterdam Olimpiyatları’nda flörede altın madalya, 1936 Berlin Olimpiyatları’nda gümüş madalya kazandı.

MISIRLI, Kemal

Kılıç dalında en çok Türkiye şampiyonu olan sporcularındandır. Balkan Şampiyonaları’nda ve uluslar arası turnuvalarda defalarca millî formayı giymiştir.

MISIRLI, Seyyit

1927 yılında iskenderiye’de doğdu. Eskrime 1943 yılında Eminönü Halk Evi’nde başladı. Bu dalın Türkiye’deki ilk hocası Nadovsky tarafından yetiştirildi. Döneminin sayılı eskrimcilerinden olan Mısırlı Seyyit, spor hayatındaki 90 karşılaşmanın 52’sini galibiyetle sonuçlandırdı.

Muallim Hüsnü Bey

Müallim Hüsnü Bey Türkiye’de eskrim sporunu başlatmıştır, ilk öğrencileri Fuat Balkan, Refik ve Ömer Lütfi Beylerdir.

NADİ, Neco

1894 yılında doğdu, İtalyan eskrimci 1920 Anvers Olimpiyatları’nda bireysel ve takım hâlinde beş altın madalya birden kazandı. 1952 yılında öldü.

ÖZDEN, Akın

1962 yılında Eskişehir’de doğdu. 1974 yılında Eskişehir Demirspor Kulübü’nde eskrime başladı. Flöre dalında Türkiye şampiyonu oldu. 1980 ve 1981 yılında yapılan Balkan Gençler Şampiyonaları’nda genç milli takımla iki kez, 1984 yılında yapılan Balkan Büyükler Şampiyonası’nda başarılı maçlar çıkardı. Akın Özden milli formayı en çok giyen eskrimciler arasında yer aldı.

ÖZDEN, Osman Zeki

1933 yılında Eskişehir’de doğdu. 1948 yflında Eskişehir Demirspor Kulübü’nde eskrime başladı. Türkiye Şampiyonaları’nda defalarca ilk üçe girdi. Çeşitli dönemlerde oluşturulan millî takımlarda yer alarak ülkemizi temsil etti. 1968 yılında düzenlenen Balkan Şampiyonası’nda 3. olan epe takımında yer aldı. Eskişehir’den milli takıma 22 sporcu yetiştirdi. 1970 yılından itibaren milli takım antrenörü oldu ve bu görevi 24 yıl sürdürdü. Pek çok Balkan ve Dünya Şampiyonaları’nda milli takım antrenörü olarak görev aldı. Çeşitli federasyonlarda asbaşkanlık, teknik kurul başkanlığı görevi yapan Osman Zeki Özden aynı zamanda uluslar arası hakemlerimizdendir.

ÖZDEN, Ümit

1964’te Eskişehir’de doğdu. 1980 ve 1981 yıllarında flöre dalında Balkan gençler ikincisi olan takımda yer aldı. Türkiye Şampiyonaları’nda birçok kez birincilikler elde etti.

ÖZIŞIK, Tacettin

1953 yılında istanbul’da doğdu. 1960 döneminin başarılı isimlerindendir. 1968 Balkan Şampiyonası’nda 2. olan flöre ve 3. olan epe takımında yer alan Özışık’ın çeşitli Türkiye şampiyonlukları vardır.

RİBAR, Hüsnü

Epe dalında kendini geliştiren Hüsnü Ribar, 1975 yılında Belg-rad’da yapılan Balkan Şampiyonası’nda ikinci oldu. Milli formayı en çok giyen eskrimcidir.

SEZEN, Merih

1919’da istanbul’da doğdu. Kılıç dalında başarılı olan sporcularımız arasında yer aldı. 1948 Londra Olimpiyatları’nda ilk kez milli oldu ve 46 kez millî formayı giydi.

ŞENER, Halim

1956’da Ankara’da doğdu. Flöre ve kılıçta defalarca Türkiye şampiyonu oldu. Balkan Şampiyonaları’nda 1977’de flörede üçüncülük kazanırken, 1977’de ikincilik, 1978’de üçüncülük 1979’da ikincilik elde eden ekiplerimizde yer aldı. Uluslar Arası Eskrim Federasyonu tarafından görev verilen ilk hakemimizdir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

Ünlü Dağcıların Hayatları

BEDEVİ, Ahmet (Manisa Tarzanı)

1889’da Kerkük’te doğdu. 1923 yılında Manisa’ya yerleşti. 40 yıl süresince Türkiye’nin bütün dağlarına çıktı (Munzur, Reşko, Ağrı, Toros vb.). Tüm Türkiye’yi dolaştı, ağaç ve doğa sevgisinin sembolü oldu. 1963’te öldü.

BOIVIN, Jean Marc

1985-1990 yılları arasında Mont-Blanc’ın en zor dört kuzey tepe-si’ne tırmanarak, dünyanın en büyük dağcıları arasına girmiş Fransız dağcıdır.

ÇIKIGİL, Latif Osman

1909 yılında istanbul’da doğdu. 1966-1973 yılları arasında Dağcılık Federasyonu Başkanlığı yaptı. Bu sporun yaygınlaşmasında büyük emeği geçti. 1985’te vefat etti. 1986’dan beri anısına Bursa’da Uludağ çıkışı düzenlenmektedir.

DOĞRU, Abdülmecit

1929’da Kars’ta doğdu. Dağcılık dalında sporcu ve yönetici olarak görev yaptı. Çeşitli yıllarda Dağcılık Federasyonu Başkanı oldu. Araştırma yapmak için çıktığı Erciyes Dağı’nda çığ altında kalarak 1991’de yaşamını yitirdi.

ERGÖR, Bozkurt

1927 yılında doğdu. Dağcılık sporuna 12 yaşında başladı. 1966’da kurulan ilk Dağcılık Federasyonumda görev aldı. Çeşitli tarihlerde 3 defa Dağcılık Federasyonu Başkanlığı yaptı. Türkiye’de pek çok doruğa “ilk çıkış” yapan Ergör’ün, dağcılık sporuna ait ilk Türkçe eser olan “Dağcılık Tekniği” isimli kitabı vardır.

HILLARY, Edmund Percival

Dağcılığa Yeni Zelânda Alple-ri’nde başladı. 1953’te ingilizlerin Everest keşif ekibi üyesi olarak, Nepalli rehber Tenzing ile birlikte doruğa ulaştı. Bu başarısından dolayı “Sir” unvanı verildi. 1955-1958 arasında İngiliz Uluslar Topluluğu Trans-Antartika keşif gezisine katıldı. 1977’de Ganj Irmağı‘nın Himalâyalar’daki kaynağına doğru tırmandı. 1987’de UNEP’in çevre korumada en başarılı kişiler listesine alındı.

MAHRUKİ, Nasuh

1968’de doğdu. 1994 yılında Bağımsız Devletler Topluluğundaki en yüksek beş dağa tırmanarak “Kar Leoparı” unvanının sahibi oldu. 1995 yılında 8848 m yükseklikteki Himalâyalar’a başarı oranı % 36 olan kuzey-kuzeydoğu rotasından 7 kişilik ekiple yaptığı tırmanışla bunu başaran ilk Türk dağcı oldu. Aynı yıl Mahruki, Asya’da Everest’e, Güney Amerika’da Acongagua’ya, Antarktika’da Vinson’a, 1996’da Kuzey Amerika’da McKinley’e, Afrika’da Klimanjaro’ya, Avrupa’da Elbruz’s ve Avustralya’da da Kosciusko zirvesine tırmandı, yedi zirveye tırmanan dünyanın en genç dağcısı unvanını elde etti.

MESSNER, Reinhold

1944 yılında italya’da doğdu. Mont-Blanc, Dolomitler ve Peru Adaları’na ilk tırmanışlarını gerçekleştirdi. Dünya’da 8000 metreyi aşan 14 dağdan 10’una tüpsüz olarak tırmanmayı başardı. Titiz çalışması ile çağdaş dağcılıkta yeni bir anlayışın doğmasını sağladı. Başarılı bir dağcılık okulu yöneticisi olan Messner, “Meydan Okuma”, “Everest” gibi kitapların da yazarıdır.

NORGAY, Tenzing

1914’te Nepal’de doğdu. Edmund Percival Hillary’e rehberlik ederek Everest Tepesi’ne ilk ulaşan iki kişiden biri oldu.

TERCAN, Tayfun

1952’de Mengen’de doğdu. 1975’te Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni bitirdi. 1981’de Ağrı Dağı zirvesinde ilk kez iki gece kamp yapan ekipte yer aldı. 1989’da iran Demavent tırmanışına katıldı. 1983’te seçimleri kazanarak, seçimle iş başına gelen ilk Dağcılık Federasyonu başkanı oldu. 1995’te Kaçkar Dağları’ndaki tırmanış sırasında düşerek hayatını kaybetti.

TÜRKÜSTÜN, Ali Vehbi

1877’de Alanya’da doğdu. Yüksek öğrenimini Fransa’da tamamladı. Tıp, zooloji, mineraloji ve jeoloji diploması aldı. Dağcılığa Fransa’da başlayıp, Mont-Blanc’a bayrağımızı diken ilk dağcımız oldu. Adı, Niğde Ala-dağlar’ın en yüksek doruğuna verildi. 1937’de vefat etti.

UYANIK, Muvaffak

1905 yılında doğdu. Çeşitli federasyonlarda yönetim kurulu üyelikleri ve Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğünde müdür yardımcılığı yaptı. Dağcılığın yayılmasında büyük çaba gösterdi. “Dağlarımız” adlı bir kitabı yayımlandı. 1975 yılında vefat etti.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,

Ünlü Jimnastikçilerin Hayatı

ALPKAYA, Ufuk

1966’da Ankara’da doğdu. 1973 yılında jimnastiğe başladı. 1983 yılında Bulgaristan’da yapılan Balkan Şampiyonası’nda kendisinin ve Türkiye’nin yurt dışı müsabakalarındaki ilk madalyasını aldı. Altı kez Türkiye şampiyonu oldu. 1985 yılından itibaren sporculukla beraber antrenörlük de yaptı ve 35 kez milli oldu. 1992 yılında Milli Olimpiyat Komitesi’ne en genç üye olarak kabul edildi.

ARGUN, Mübeccel

1910 yılında istanbul’da doğdu. Türkiye’nin ilk bayan jimnastikçilerindendir. Hakemlik, yöneticilik ayrıca İngiltere ve Amerika’da spikerlik yapan Argun, 1983 yılında istanbul’da vefat etti.

CANBAŞ, Murat

1974 yılında Bolu’da doğdu. Yedi yaşındayken jimnastik okuluna gitti, ilk altın madalyasını 1986 yılında Macaristan’da yapılan Yaş Grupları Dünya Şampiyonası’nda barfiks aletinde kazanan Can-baş, 1987 yılında İzmir’de yapılan Balkan Şampiyonası’nda yer aletinde ikincilik, 1990 yılında İstanbul’da yapılan Boğaziçi Turnuvası’nda yer aleti, barfiks ve atlama beygirinde üç birincilik kazandı. 1993 yılında Cenevre’de yapılan Avrupa Gençler Şampiyonası’nda atlama beygirinde Avrupa şampiyonluğunu elde etti ve aynı yıl Fransa’da yapılan 13. Akdeniz Oyunları’nda altın madalya kazandı. 1994 Dünya Şampiyonasında atlama beygirinde 7. oldu. 4 Türkiye, 4 Balkan şampiyonluğu bulunan, 1992 Dünya Okullar şampiyonu ve 1993 Dünya Gençler şampiyonu olan Canbaş, 1994 yılında geçirdiği bir trafik kazasında yaşamını yitirdi. Adına turnuva düzenlendi.

CASLAVSKA, Vera

1942 yılında doğdu. Çekoslovakyalı bayan jimnastikçi, Tokyo ve Meksika Olimpiyatları’nda 7 altın, 4 gümüş madalya kazandı. Çeşitli Avrupa ve dünya şampiyonlukları bulunmaktadır.

CHTCHERBO, Vitali

1972’de Rusya’da Minsk kentinde doğdu. Yedi yaşında ilk jimnastik yarışmasına katıldı. 15 yaşında SSCB milli takımına girdi. 1991’de ABD’deki Dünya Şampiyonası’nda kombine hareketler, yer hareketleri ve atlama beygirinde birinci oldu. 1992 Barselona Olimpiyat Oyunları’nda en çok altın madalya kazanan sporcu ve bir olimpiyatta altı altın madalya alan ilk jimnastikçi oldu. Kulplu beygir, halka, atlama beygiri ve paralel barda altın madalya kazandığı gibi, kombine hareketlerde ve takım sıralamasında birinci olan SSCB takımında yer alarak altın madalya Sayısını altıya çıkardı. Tüm zamanların en başarılı jimnastikçisi olarak kabul edildi.

COMANECI, Nadia

1961 yılında doğdu. Romanyalı bayan jimnastikçi 1976 Montreal ve 1980 Moskova Olimpiyatları’nda 5 altın, 3 gümüş ve 1 bronz madalya kazandı. Jimnastik tarihinde 10 tam puan alan ilk sporcu olarak ün yaptı.

ÇELEN, Suat

1979 yılında Bolu’da doğdu. Spora Bolu Jimnastik Okulu’nda başladı. Yugoslavya’nın Rijeka şehrinde düzenlenen 1990 Balkan Gençler Şamplyonası’nda başarı göstererek paralelde altın madalya kazandı. Belçika’da yapılan şampiyonadaki son atlayışında ilk kez uyguladığı “ters bardan çift burgulu salto” ile altın madalya kazandı. Jüri tarafından uluslar arası çapta “çok büyük yetenek” olarak ilân edildi. 1992 Balkan Büyükler Şampiyonası’nda paralelde altın madalya kazandı. Boğaziçi Jimnastik Turnuvaları’nda da başarılarını sürdürdü.

DITYATIN, Aleksandr

1957’de Rusya’nın St. Petersburg şehrinde doğdu. 1980 Moskova Olimpiyatları’nda bir günde altı madalya kazanarak olimpiyat tarihine geçti. Ayrıca bir olimpiyatta sekiz madalya kazanan tek sporcu olma unvanını da taşımaktadır. Olimpiyatlarda 10 tam puan alan ilk erkek sporcudur.

HASIRCI, Seyhan

1953’te Adana’da doğdu. 1964’te başladığı jimnastik sporunu 1971 yılına kadar aktif olarak sürdürdü. 1976 yılından itibaren milli takım antrenörlüğü ve hakemlik yaptı ve çeşitli federasyon kurullarında çalıştı. 1980-81 yıllarında Köln Spor Okulu’nda jimnastik uzmanlığı eğitimi aldı. 1985’te uluslar arası jimnastik hakemi oldu. Ege, Dokuz Eylül ve Celal Bayar üniversitelerinde öğretim elemanı olarak çalışan Hasırcı, 1990 yılında doktor unvanını aldı.

KAPUCU, Erdoğan

1954 yılında istanbul’da doğdu. 1969’da jimnastik sporuna başladı. İstanbul’da yapılan 1982 Balkan Şampiyonası’nda 3., Atina 1985 Balkan Şampiyonası’nda atlama beygirinde 2. oldu. 32 kez millî formayı giydi. 1985 yılında aktif spora veda ederek antrenörlüğe başladı. Millî takıma pek çok sporcu yetiştirdi. Millî takım antrenörlüğü yaptı.

KATO, Sawao

1946 yılında doğdu. 1968 Meksika Olimpiyatları ve 1976 Montreal Olimpiyatları’nda çeşitli aletlerde altın, gümüş ve bronz madalyaları vardır. 1970 ve 1974’te takım hâlinde dünya şampiyonu olan ekipte üstün başarılar elde etti.

KAZANCI, Mazhar

1876’da Maraş’ta doğdu. Türkiye’de idmancılığın ve Alman jimnastiğinin öncülüğünü yaptı, idman Cemiyetleri ittifakı tarafından kendisine “İlk Türkiye Jimnastik Şampiyonu” unvanı verildi. 1957 yılında İstanbul’da vefat etti.

KORBUT, Olga

1955 yılında doğdu. Münih ve Montreal Olimpiyatları’nda çeşitli aletlerde altın, gümüş ve bronz madalyalar kazandı. 1972’de atlama beygirinde dünya şampiyonu oldu.

LATININA, Larisa

1934’te Ukrayna’da doğdu. Olimpiyatlarda 18 altın kazanan tek sporcu olarak tarihe geçmiştir. 9 altın madalya kazanan 4 sporcudan biri olmasının yanı sıra tek kişilik bir branşta 14 madalyası olan tek sporcu ve yaz olimpiyatları kategorisinde altın madalya alan 4 sporcudan biridir. Aktif spor hayatı bittikten sonra 1967-1977 yılları arasında SSCB milli takımını da çalıştırmıştır.

MENGÜTAY, Sami

1952’de İstanbul’da doğdu. Öğrenimini AÜEF Yabancı Diller Bölümünde yaptı. Spora 1965’te İstanbul Jimnastik ihtisas Kulübü’nde başladı. Bölge ve Türkiye şampiyonalarında pek çok birincilikler kazandı. 1974’te aktif sporu bıraktı, federasyonda kadrolu antrenör olarak göreve başladı. 1973-75 ve 1979 yıllarında Londra’daki meslekî eğitimle birlikte jimnastik ve trampolín çalışmalarına katıldı. 1977’de İstanbul Gençlik ve Spor Akademisine öğretim görevlisi olarak atandı. Akademinin 1980’de MÜ Beden Eğitimi ve Spor Bölümüne bağlanmasıyla çalışmalarına burada devam etti. 1988’de doktor, 1992’de doçent unvanını alarak Antrenör Eğitimi Bölüm Başkanlığına atandı. Jimnastik Federasyonunda milli ve uluslar arası hakem, antrenör, MHK başkanlığı, teknik ve yönetim kurulu üyeliklerinde bulundu. Jimnastikle ilgili beş kitabı ve 10’un üzerinde makalesi yayımlandı.

ONMUŞ, Tuba Akıncılar

1969 yılında istanbul’da doğdu. Jimnastik sporuna 1977’de başladı. 1982’de Bulgar antrenör V. Mihailova’nın oluşturduğu takıma seçildi. 1984, 1985, 1987 ritmik jimnastik Türkiye şampiyonu oldu. 12 kez milli formayı giydi. 1988-1991 yılları arasında Paşa-bahçe Kulübü antrenörlüğünü yaptı. Millî takıma pek çok sporcu yetiştirdi.

ÖRSEL, Atilla

1939 yılında Kütahya’da doğdu. Askeri Liseyi Erzincan’da bitiren Örsel, öğrenimine Kara Harp Okulunda devam etti. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümüne girdi. 1980 yılında Jimnastik Federasyonu asbaşkanlığına getirildi. 1984 yılında başkan oldu. 1986 senesinde Balkan Ülkeleri Jimnastik Federasyonu başkanlığına seçildi. 1988 yılında Viyana’da Avrupa Jimnastik Birliği Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi. 1993 yılında Avrupa Jimnastik Birliği ikinci başkanlığına getirilen Örsel, yapılan seçimleri kazanarak Türkiye Jimnastik Federasyonu başkanlığını sürdürdü.

ÖZER, Kâmil

1950 yılında Gelibolu’da doğdu. Küçük yaşlarda başladığı jimnastik sporunda artistik jimnastik branşında 6 kez Türkiye şampiyonu ve 6 kez milli oldu. 1975’te DTCF Antropoloji Bölümünü bitirdi. 1975-1986 yılları arasında milli takım antrenörlüğü yaptı. 1977 yılında Anadoluhisarı Gençlik ve Spor Akademisinde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı. 1985’te doktor, 1989’da doçent, 1996’da profesör unvanını aldı. 1993 yılından itibaren Akdeniz Üniversitesine bağlı BESYO’da görev yapmaya başladı. Uluslar arası hakem olan Özer, 1994 yılından itibaren Federasyon Teknik Komite başkanlığını üstlendi. Artistik jimnastik ile ilgili bir kitabı ve jimnastikle ilgili pek çok makalesi yayımlandı.

SAYIN, Metin

1954’te Ankara’da doğdu. 1977-1982 yılları arasında Köln Spor Yüksek Okulunda jimnastik uzmanlığı eğitimi gördü. 1985’te uluslar arası hakem oldu. 1975’te aktif sporculuk yaşamını bıraktıktan sonra antrenörlük ve federasyon kurullarında çeşitli görevler yaptı. Manisa Spor Akademisi ve Dokuz Eylül Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalıştı. 1993’te “spor bilimleri doktoru” unvanına sahip oldu.

SUVEREN, Salih

1954’te doğdu. 1972 yılında başladığı aletli jimnastikte pek çok kez Türkiye şampiyonlukları elde etti. Uzun yıllar millî takımda yer aldı. 1982’de aktif sporu bıraktıktan sonra millî takım antrenörlüğü yaptı. Gazi Üniversitesine bağlı BESYO’da öğretim elemanı olarak, federasyon teknik, MHK ve eğitim komitesinde görev yaptı. Uluslar arası hakem brövesine sahip Suveren’in çeşitli makaleleri ve kitapları yayımlandı.

SUVEREN, Sibel

1961’de doğdu. 1970’te başladığı jimnastik sporunda pek çok kez Türkiye şampiyonlukları ve uluslar arası turnuvalarda dereceler elde etti. GÜ BESYO’da, federasyon teknik, MHK ve eğitim komitelerinde görev yaptı. Uluslar arası hakem brövesine sahip Sibel Suveren’in çeşitli dergilerde makaleleri yayımlandı.

TARCAN, Selim Sırrı

1874’te Mora’da doğdu. Jimnastiğe Galatasaray Lisesinde başladı. 1908’de II. Meşrutiyetin ilânı üzerine Osmanlı Olimpiyat Cemiyetini kurdu. 1911’de İsveç Kraliyet Askeri Beden Eğitimi ve Jimnastik Akademisini bitirerek yurda döndü, İsveç Jimnastiği de denilen aletsiz jimnastiği tanıtmaya ve yaymaya çalıştı. 1922 yılında Türkiye Milli Olimpiyat Cemiyetini kurdu ve 1927 yılına kadar başkanlığını yürüttü. 1908-1930 yılları arasında UOK Türkiye temsilciliğini üstlendi. Beden eğitimi öğretmenliği ve Beden Terbiyesi başmüfettişliği yaptı. Ordu milletvekili olarak bir dönem Mec-lis’te görev aldı. 1956 yılında istanbul’da vefat etti.

TUNCA, Aykut

1948’de Yozgat’ta doğdu. Spora 1964’te başladı. 1968-1969’da genel klâsman Türkiye şampiyonu oldu. Jimnastik ve tramplen atlamada 23 kez milli formayı giydi.1978’de sporu bıraktıktan sonra milli takım antrenörlüğü, uluslar arası hakemlik ve federasyon teknik komite üyeliği yaptı.

ÜSTÜN İDMAN, Faik

1859 yılında istanbul’da doğdu. Galatasaray Lisesinde okurken Fransız beden eğitimi öğretmeni Molroux’un teşviki ile jimnastiğe başladı. 1879 yılında Galatasaray Lisesini bitirdikten sonra bu okulda beden eğitimi öğretmeni oldu. Galatasaray Lisesinde öğretmenliği sırasında, beden eğitimi konusunda günümüz jimnastiğinin temellerini attı. 1891 yılında “Riyaziyat-ı Bedenlyye” adlı ilk spor kitabını yayımladı. 1926 yılında “fahri öğretmen” unvanıyla emekliye ayrıldı. Emekliye ayrıldıktan sonra bir süre Maliye Bakanlığı tercümanı olarak Viyana ve Berlin’de bulundu. Yurda döndüğünde İstanbul’da özel bir jimnastik salonu açtı. Türkiye’nin en ünlü jimnastikçilerini ve antrenörlerini yetiştirdi. “idmancılar Şeyhi” lâkabıy-la tanındı. Yaptığı hizmetlerden dolayı adı Galatasaray Lisesi Spor Salonu’na verildi. 1943 yılında vefat etti.

YILBAR, Nihat

1922 yılında Kahramanmaraş’ta doğdu. Spora atletizm ile başladığı hâlde 1938 yılında jimnastiğe geçti. Jimnastikte ilk Türkiye şampiyonluğunu 1944 yılında elde etti ve beş yıl boyunca korudu. 1960 yılında gittiği Almanya’da Frankfurt Deusche Turn Schule’de çalışmalarda ve temaslarda bulundu. Türkiye’de jimnastiği modern ve teknik anlamda ilk defa ele alan “Öğretim ve Yardım Usulleri ile Aletli Jimnastik” kitabını yazdı. FIG’in uluslar arası kurallarını Türkçe’ye çevirerek jimnastik yarışmalarının ülkemizde bu kurallara göre yapılmasını sağladı. Türkiye’nin uluslar arası ilk bröveli hakemi oldu. Federasyon başkanlığı döneminde Türk antrenörlerinin yurt dışına gönderilerek yetişmelerini sağladı. Gençlik ve Spor akademilerinin kurulmasıyla, istanbul’da artistik jimnastik dalının beden eğitimi ve spor okullarında çağdaş ve bilimsel anlamda tanınması ve uygulanması için çaba harcadı, ilk resmî ihtisas kulübü olan istanbul Jimnastik ihtisas Kulübü’nün kuruculuğunu ve başkanlığını yaptı.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,

Ünlü Atıcılık Sporcuları ve Hayatları

ALEMDAR, Hakan

1957 yılında doğdu. Trap dalında başarı göstermiş olan sporcu, 1976 yılında Balkan trap şampiyonluğunu kazandı. 1980 yılında skeette 582/600 atıp Balkan rekoru kırarak şampiyon oldu. 1991 yılında skeette 217/225 puanla yeni Türkiye rekoru sahibi olan Alemdar, trap ve skeet dallarında en iyi Türk atıcılarından biridir.

ARMAN, Ufuk

1967’de doğdu. Atıcılığa 12 yaşında başladı. Ateşli silâhlarda 2 kez Balkan gençler 3.sü ve 50 kez millî oldu. Ayrıca çeşitli Türkiye rekorları kırdı. Havalı tüfekte de başarı gösteren Arman bu branşta Balkan rekoru kırdı. Bir Balkan şampiyonluğu ve defalarca Türkiye şampiyonlukları kazandı. Havalı tüfekte en iyi derecesini 60 atışta 600 üzerinden 587 puanla elde ederken Türkiye rekoru da kırdı.

ATİLLA, Gülden

1957’de Trabzon’da doğdu. 15 yaşında atıcılığa başladı. Hava tüfeğinde 40 atışla 349 puan toplayarak Türkiye rekoru kırdı.

AY, Leyla

1968 yılında Edirne’de doğdu. 14 yaşında atıcılığa başladı. Çeşitli tarihlerde Türkiye birincilikleri kazandı ve 3 kez milli oldu.

BERBEROĞLU, Cengiz

1959 yılında Çanakkale’de doğdu. 50 m. yat ve 30×40 atışında Türkiye rekortmeni oldu. Yirmi yıl bu sporu yapan Berberoğlu, pek çok kez milli takımda yer aldı.

BÜKÜLMEZ, Muzaffer

1940-1947 seneleri arasında 54 defa Silâhlı Kuvvetler ve Türkiye tabanca ve tüfek atış şampiyonlukları kazandı. Altı dalda 28 kez millî oldu. Üstün Atıcılık ve Şeref Nişanı sahibi de olan Bükülmez, ayrıca uluslar arası hakem ve atış hocasıdır.

CİHANOĞLU, Said Salâhaddin

1895’te istanbul’da doğdu. Uğraştığı spor dallarının çokluğu ve Türkiye’de öncüsü olmakla tanındı. Fenerbahçe Kulübü’nde spor ve yöneticilik yaptı. Atıcılık Federasyonunun kurulması için çalıştı. 1950-64 yılları arasında BTGM istanbul Atıcılık Ajanı ve Federasyon Teknik Müşavirliği görevlerinde bulundu. 1975’te vefat etti.

COOPER, Malcolm

1947 yılında dünyaya gelen ingiliz atıcı, yivli tüfekle serbest atış üçlü pozisyonda 7 defa dünya rekoru kırdı. 1984 Los Angeles ve 1988 Seul Olimpiyatları’nda altın madalya kazandı. 1985 Avrupa Şampiyonası’nda ve 1986 Dünya Şampiyonası’nda beşer altın madalya aldı.

DEMİREL, Serdar

1983’te Kayseri’de doğdu. Polis Kolejinde başladığı atıcılık sporunda pek çok kez yurt içi başarı kazandı. Polis Akademisi atış takımında spor hayatını sürdüren Demirel, Türkiye rekorunu da elinde bulundurduğu genç erkekler 50 m serbest tabanca dalında 2002 yılında dünya 3.lüğü, 2003 yılında Avrupa 3.lüğü kazanmıştır.

DIAMOND, Michael

1972 yılında doğdu. Atıcılığa 15 yaşında başladı. 1996 Atlanta ve 2000 Sydney Olimpiyatları’nda trapta altın madalya kazanan Avustralyalı sporcunun çeşitli şampiyonalarda birçok birinciliği bulunmaktadır.

DURSUN, Mehmet

1933 yılında Diyarbakır’da doğdu. 1955 Balkan Şampiyonası’nda tüfekte ve 1969’da serbest tüfekte 3. oldu. Aynı başarıları 1971 ve 1975 Akdeniz Oyunları’nda da tekrarladı.

ERSOY, Akın

1945 yılında İstanbul’da doğdu. 17 yaşında atıcılığa başladı. Serbest tabancada Akdeniz altıncısı

olarak adını duyurdu. Balkan Şampiyonası’nda havalı tabancayla yapılan atışlarda Balkan üçüncülüğünü kazandı.

ERTEN, Ayşe KİL

1972’de Konya’da doğdu. Atıcılık sporuna subay olarak görev yaptığı Silâhlı Kuvvetler bünyesinde başladı. 2000 yılında Dünya Ordular Arası Tabanca Atış Yarışması birincisi, 2002’de Balkan şampiyonu oldu. Sydney 2000 Olimpiyatları’nda 25.İlk elde etti. Havalı ve ateşli tabanca Türkiye rekorlarını elinde bulunduran Erten, olimpiyatlarda ülkemizi temsil eden ikinci bayan atıcıdır.

GIRAUD, Mells

1961 yılında doğdu. Türk atıcılığının başarılı İsimlerinden Silli ve Osman Giraud’un kızıdır, izmir’de başladığı atıcılık sporunda annesine ait pek çok Türkiye rekorunu kırdı. 1980 yılı Balkan şampiyonu olan Giraud, son dönemin en başarılı sporcularından biridir.

GIRAUD, Osman

1929 yılında doğdu. Skeette birçok kez Türkiye birinciliği elde etti. 1973 yılında Balkan Şampiyonası’nda hem bireysel ikinciliği kazandı, hem de ikinci olan Türk takımında yer afdı. Giraud, 1970-72 yılları arasında Atıcılık Federasyonu başkanlığı yaptı.

GIRAUD, Silli

1937 yılında doğdu. Skeette 1968-78 yılları arasında 6 defa Balkan birincisi oldu. En fazla Balkan şampiyonluğu bulunan bayan sporcumuzdur.

GÜLER, Sedat

1966’da doğdu. Atıcılık sporuna 12 yaşında başladı. Havalı tüfekte Romanya’da yapılan uluslar a-rası müsabakada 3. oldu. 40 kez millî olan Güler, birçok kez Türkiye şampiyonluğu kazandı.

GÜNAY, Fettah

1938 yılında Aydın’da doğdu. Aydın’da başladığı atıcılık sporuna Yeniköy Gençlik Spor Kulübü’n-de devam etti. Türkiye şampiyonalarında pek çok kez birinci olan Günay, aynı zamanda Türkiye’yi uluslar arası yarışmalarda da başarıyla temsil etmiş bir atıcıdır. 1972 yılında Varna’da yapılan Balkan Şampiyonası’nda trap dalında üçüncü olurken, 1973 yılında İstanbul’da yapılan Balkan Şampiyonası’nda yine trap dalında takım hâlinde 2. olan ekipte yer aldı.

GÜRER, Nihan

1982 yılında Eskişehir’de doğdu. Atıcılığa 14 yaşında başladı. 2001 yılında, genç bayanlar trap dünya 2.si oldu. Bir yıl sonra Trap Uluslar Arası Gençler Turnuvası şampiyonluğunu ve Avrupa 2.Iİ-ğini kazandı. 2003’te Dünya Üniversiteler Arası Atıcılık Şampiyonası trap dalında 2.lik elde etti.

HAIFENG, Xu

1957 yılında doğdu. Atıcılığa 22 yaşında başladı. 1984 Olimpiyat-ları’nda serbest tabancada altın madalya kazanan Çinli sporcu, 1988 Seul Olimpiyatları’nda da gümüş madalya sahibi oldu.

KHADJIBEKOV, Artem

1970 yılında doğdu. Havalı tüfek, yat ve üç pozisyon dallarında çok sayıda dünya ve Avrupa şampiyonlukları kazandı. Rus sporcu havalı tüfekte 1996 Olimpiyatları’nda altın, 2000 Olimpiyatları’nda gümüş madalya elde etti.

KIZILSU, Alp

Türk ve dünya atıcılığının önemli ismi Alp Kızılsu 1957 yılında istanbul’da doğdu. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdi. Spora atletizmle başlayıp daha sonra yüzmeyi seçen Kızılsu bu dalda millî formayı 5 yıl süresince 48 kez giyerek çeşitli uluslar arası turnuvalarda ülkemizi temsil etti. 1979’da babasının teşvikiyle atıcılığa başladı ve aynı yıl trapta ilk rekorunu kırdı. 1984’te ilk Balkan şampiyonluğuna ulaşırken 200 atış üzerinden 195 puanla Türkiye rekorunun sahibi oldu. 1990 Balkan Atıcılık Şampiyonası’nda başarısız bir atışı hakemin kabul etmesine karşın kendisi kabul etmeyerek bu davranışıyla 1990 Pierre de Coubertin Fair Play Ödülü’nü kazandı. 1991’de Amerika’da yapılan Dünya Şampiyonası’nda ikinci, 1992 Avrupa Atıcılık Şampiyonası’nda 200 atışta 177 puanla şampiyon oldu. Bu derece aynı zamanda o dönemin dünya rekorudur. 1993 Balkan Şampiyonası’nda 7. kez şampiyon olurken double trapta Balkan rekorunun sahibi oldu. 1996 Balkan Şampiyonası’nda büyük erkekler double trap ve trapta şampiyon oldu. Haziran 2004’te Kıbrıs Rum Kesimi’nde düzenlenen Avrupa Trap-Skeet ve Double Trap Şampiyonası’nda erkekler trapta dünya rekorunu egale ederek Avrupa şampiyonu oldu. Kızılsu, Naim Süleymanoğ-lu’ndan sonra dünya rekoru kıran 2. Türk sporcudur.

KOUZMINE, Afanasi

1965’te doğdu. 1988 Seul Olimpiyatları’nda seri tabanca atışında Sovyetler Birliği adına altın madalya alırken aynı zamanda dünya rekoru da kırdı.

KURZER, Manfred

1970 yılında doğdu. Atıcılığa 12 yaşında başladı. Hareketli hedefe atışta birçok dünya ve Avrupa şampiyonlukları kazandı. Kurzer aynı zamanda Alman Ordusu mensubudur.

KURTULUŞ, Emel

1974’te istanbul’da doğdu. 1993’te yapılan Balkan Şampiyonası’nda 111 puanla Türkiye rekoru kırdı. 1996 Balkan Şampiyonası’nda, skeette şampiyonluğa ulaştı.

MURSALOĞLU, Bahtiye

1918 yılında Bolu’da doğdu. Türkiye’nin öncü bayan sporcuların-dandır. Atıcılık dışında tenis ve kayak sporlarıyla da ilgilendi. Uğraş verdiği dallarda 100’den fazla kupa kazandı.

OKA, Zeynep

1966 yılında doğdu. 1987 Akdeniz Oyunları ateşli silâhlarda, üç pozisyonda, 40 atışta 391 puanla 3. oldu. 1988 Seul Olimpiyatları’na Türkiye adına katıldı. 1994’te İstanbul’da düzenlenen Balkan Atıcılık Şampiyonası’nda büyük bayanlar tüfekte 483 puanla üçüncü oldu ve Türkiye rekoru kırdı. 30 kez milli formayı giydi.

ORCAN, Turgut

1915 yılında doğdu. Defalarca millî oldu. Daha sonra yöneticilik yapmaya başladı ve istanbul Atıcılık ve Avcılık ihtisas Kulübü başkanlığı, atıcılık ajanlığı ve millî hakemlik görevlerinde bulundu. Atıcılık sporunda yivsiz tüfek dalının gelişimi ve İstanbul Poligonu’nun yapılması konusunda da çalışmaları olan Orcan, 1966 yılında vefat etti.

SALİHOGLU, Metin

1928 yılında İstanbul’da doğdu. 1953 yılında başladığı atıcılık sporunda bir dönemin en başarılı sporcularından biri oldu. 1968 yılındaki Balkan Şampiyonası’nda trapta üçüncü olurken bu dalda ilk defa Türkiye’yi Meksika Olimpiyatları’nda temsil etti. Burada 90 yarışmacı arasında 60. oldu. Bu performasıyla Türkiye rekorunu da kırdı.

SERTOĞLU, Metin

1939’da Ankara’da doğdu. Gençlik yıllarında farklı sporlarla uğraştı. 1969’da trap ve skeete başladı. 1971-72 yıllarında skeet atıcısı olarak millî takımda görev aldı. 3. kademe atıcılık antrenörü, uluslar arası “A” klâsmanı hakemi olan Sertoğlu, 1978 yılında Atıcılık Federasyonu başkanlığına atandı. Avrupa Atış Birliği yönetim kurulu üyeliği ve Dünya Atış Birliği (UIT) Trap-Skeet ve Double Trap yönetim kurulu üyeliği de yapan Sertoğlu, 1978 yılında atandığı ve 1993 yılında yapılan seçimi kazanarak yeniden üstlendiği federasyon başkanlığı görevini 26 yıldır sürdürmektedir. Sertoğlu, 1995 yılında UIT tarafından Atlanta Olimpiyatları jüri üyeliğine de seçilmiştir.

SİVRİKAYA, Servet

1966’da Düzce’de doğdu. Double trap dalında Avrupa Şampiyonaları ve Balkan Oyunları’nda Türkiye’yi temsil etti. 1993’te Avrupa 3.sü ve dünya 2.si, 1994’te dünya ve Balkan 3.sü oldu.

SPERBER, Sylvia

1965’te doğdu. 1983 yılındaki Dünya Şampiyonası’nda altın madalya kazanan Alman ekibinde yer aldı. Ferdî yarışlarda 3. oldu. Havalı tüfekte 1988 Seul Olimpiyatları’nda dünya rekoru kırarak altın madalya kazandı.

TORPİL, Bülent

1965 yılında Ankara’da doğdu. 1984’te gençler şampiyonu, 1993’te dünya 2.si olan Torpil’in skeette Türkiye rekorları da bulunmaktadır.

TÜFEKÇİ, Sevinç

1976’da doğdu. 1989’da atıcılık sporuna ve müsabakalara katılmaya başladı. 1993’te yapılan Balkan Şampiyonası’nda gençler havalı tüfekte 2. olurken, 1994’te İstanbul’da düzenlenen Balkan Havalı Silâhlar Şampiyonası’nda genç bayanlar tüfekte 391 puanla altın madalya kazandı.

TÜZÜN, Oğuzhan

1982’de İstanbul’da doğdu. Atıcılığa 14 yaşında başladı. 1999’da gençler trap dünya şampiyonu, 2001’de aynı dalda Avrupa ve Balkan şampiyonu oldu. 2000 Olimpiyatları’nda ülkemizi temsil etti. 2003 yılında Avrupa 4.sü olarak 2004 Olimpiyatları’na katılmaya hak kazandı. Aynı yıl ayrıca Dünya Üniversiteler Arası Atıcılık Şampiyonası trap dalında 1.lik elde etti. 2004 yılı başında Avustralya’nın Sydney kentinde düzenlenen Atıcılık Dünya Kupası’nda, ev sahibi ülkenin 1996 ve 2000 Olimpiyatları şampiyonu Michael Diamond’u geride bırakarak şampiyonluğa ulaştı. Trap dalında dünya klâsmanında 25. sırada bulunan Tüzün, atıcılık sporunda Türkiye’nin umut veren genç yeteneklerindendir.

YANG, Ling

Çinli sporcu 1972’de doğdu. Atıcılığa 18 yaşında başladı. Hareketli hedefe atışta dünya ve Asya şampiyonlukları kazandı. 1996 Atlanta ve 2000 Sydney Olimpiyatları’nda aynı dalda altın madalya elde etti.

YUNUS, Güneş

1942 yılında doğdu. 1968’deske-ete başladı. 1971 Akdeniz Oyunları ve 1973 Balkan Şampiyonası’nda 3., 1975 Akdeniz Oyunları’nda 2. oldu.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

Arşimet Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Eski Yunanistan’ın ünlü matematikçi ve fizikçisidir. Sirakusa’da doğmuştur. Yaptığı savaş aletleri sayesinde Sirakusa Romalıların kuşatmasına iki yıl karşı koymuş, büyük bilgin, şehir Romalıların eline geçtiği sırada öldürülmüştür.

Mekanik ve hidrostatiğin kurucusu olan Arkhimides, çeşitli bilim konuları üzerine birçok yazılar yazmış olmasına rağmen, bunların ancak on dördü zamanımıza kadar ulaşabilmiştir. Bunlardan bazıları da eksiktir.

Arkhimides öğrenimini İskenderiye’deki ünlü matematik okulunda yapmıştı. Arkhimides’in meşhur sözleri arasında: «Bana kaldıracımı yerleştirecek bir yer bulun, dünyayı yerinden oynatayım» sözü en tanınmışlarından biridir. Onun en meşhur sözü de «Euraka !» . (Buldum !) dur. Bunun hikayesi şudur: Sirakusa Kralı II. Hiero tacının som altından olup olmadığını incelemesini Arşimet’ten istemişti. Bir gün Arşimet yıkanırken, vücudunun kurnada sulara gömülünce suların yükseldiğini, kurnadan taştığını gördü. Bunun sonucu olarak bir cismin suya girince kendi ağırlığı kadar bir suyu taşırdığı kanaatine vardı. Büyük bir heyecana kapılarak sokağa fırladı: «Eureka! Eureka!» ( Buldum! Buldum!) diye bağırarak koşmaya başladı.

Bunun üzerine, Arşimet, kralın tacını bir denemeye tutarak, tacın su içindeki ağırlığı ile aynı miktar su içinde aynı ağırlıkta som altın bir parçayı karşılaştırdı. Külçe altını bir kap içindeki suya batırarak külçenin çıkardığı su miktarını ölçtü. Sonra tacı suya batırıp çıkan suyu tarttı.

Arşimet’in işi bu yönden inceleyip halletmesi üzerine Kral Hiero tacı yapan kuyumcuyu sıkıştırdı ve adamın hilekarlığını ortaya çıkardı.

Arşimet Kanunu bu meselenin ortadan kalkmasından sonra büyük bilgin tarafından şu şekilde konulmuştur: «Suya batırılan bir cismin ağırlığı bu cismin yerini tuttuğu suyun ağırlığı kadar azalır.»

Arşimet’in fizik alanındaki buluşları terazi kanunu, eğik düzlem kanunu, ağırlık merkezi, Arşimet prensibi, özgül ağırlık v.b. yakıcı aynalar gibi günlük hayatta her an karşılaşılabilen faydalı ve önemli şeylerdir. Örneğin yapmayı başardığı savaş aletleri sayesinde Sirakusa’yı iki yıl Romalıların kuşatmasına karşı korumuştu. Çeşitli aynalardan meydana gelen bir sistemle adanın tepelerinden güneş ışığı ile limandaki düşman savaş gemilerini yakmayı başarmıştı. «Bana dayanabileceğim bir yer verin, dünyayı yerinden oynatayım» sözü de Arşimet’in kaldıraç kanunlarının imkanlarını belirtmek için söylediği bir sözdür.

Gene bir rivayete göre bu şehir düşman eline geçtiği şırada Arşimet kumların üzerinde bir geometri meselesi ile uğraşıyordu. O sırada Romalı askerlerden biri yanına yaklaştı. Arşimet: «Dairelerimi bozma!» diye bağırdı. Buna kızan Romalı asker büyük bilgini öldürdü.

Arşimet’in geometri konuları üzerine yazılmış birçok eserleri vardır. Bu eserler birçok dillere çevrilmiştir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

Pastör Kimdir Neyi Bulmuştur?

PastörLouis Pasteur (Pastör), Fransız kimyacısı ve biyologu (Dole 1822 – Paris/Marnesla Coquette 1895). 1843’te Ecole Normale Superieur’e girdi. 1846’da üçüncülükle bitirdi, ertesi yıl fizik ve kimya dalında doktorasını verdi. 1848 sonlarında Strasbourg’da yardımcı kimya profesörlüğüne getirildi. 1852’de profesör oldu. 1854’de Lille Fen Fakültesinde kimya profesörlüğünü ve fakülte dekanlığını üstlendi. Buradaki araştırmaları onu mayalanma konusunu incelemeye yöneltti.

1857-1863 arasında süt, alkol, tereyağı, vb ürünlerindeki mayalanmalarla ilgili yazılarında mayalanmanın bir mikroorganizmaya bağlı olduğunu ve her mayalanmanın kendine özgü bir mayası bulunduğunu kanıtladı, oksijene gereksinim duymayan mikroorganizmaların varlığını buldu, kendinden türeme kuramının gerçeği yansıtmadığını açıkladı. 1862’de şaraptaki bozulmayı, sirkenin oluşumunu incelemeye girişti adıyla anılan konserve tekniğini (pastörizasyon) buldu. 1865’te hastalık yapıcı mikroorganizmalar üzerine eğildi. İpekböceği hastalıklarından karabatan ve sütleğen üzerinde incelemeler yaparak bu hastalıkların gelişmesinde koşullarının etkisini saptadı. 1867’da bilimsel araştırmalar için yeterli zaman kalmaması yüzünden okul yöneticiliğinden ayrıldı, Sorbonne’da kimya profesörlüğüne atandı. Şarbon, tavuk kolerası ve kuduz gibi bakteri ve virüslerden kaynaklanan hastalıklarla bağışıklık mekanizması ve aşı hazırlama teknikleri üzerinde çalıştı, şarbon hastalığına şarbon bakterisinin neden olduğunu kanıtladı. 1879’da şarbon aşısını boldu.

1885’te kuduz bir hayvanca ısırılan insana uygulanabilecek bir aşıyı üretmeyi başardı. 1888’de adına kurulan enstitünün yöneticiliğine getirildi. Kuramsal ve uygulamalı çalışmalarıyla stereokimyanın öncülüğünü yaptı, bakteriyoloji ve bağışıklık bilimin önde gelen kuramcıları arasında yer aldı. 1862’de Fransız Bilimler Akademisi, 1869’da Rumford, 1874’te Copley madalyaları, 1867’de Uluslararası Paris Sergisi’nin büyük ödül madalyasıyla ödüllendirilirken, bir yandan da para ödülleri de verildi.

İnsanlık tarihine yaptığı katkılarla adını tarihe yazdıran en büyük bilim adamlarından biri olan Pasteur, 1895’te öldüğünde devlet töreni ile Notre Dame Kilisesi’ne gömüldü. Fransızlar, ulusal kahramanlarını bir yıl sonra Pasteur Enstitüsü’nde yaptırdıkları anıtsal mezarına taşıdılar. Başlıca eserleri, Etüdes sur le vin. Ses maladies, causes qui les provoquent. Procedes nouveaux pour le conserver et pour li vieillir (Şarap Üzerine İncelemeler. Şarap Hastalıkları ve Nedenleri. Şarabı Bozulmadan Saklamak ve Dinlendirmek İçin Yeni Yöntemler) 1866, Etudes sur le vinaigre, safabrication, ses maladies, moyens de les prevenir (Sirke Üzerine İncelemeler. Sirke Yapımı, Hastalıkları ve Önleme Yolları), 1868 Etudes sur la maladie des vers a soire (İpekböceği Hastalıkları Üzerine İncelemeler), 2 cilt ,1870. Etudes sur la biere (Bira Üzerine İncelemeler) 1876.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , ,

Yıldırım Bayezid Dönemi (Kısaca)

Yıldırım BayezidOsmanlı padişahlarının dördüncüsüdür. I. Murat’ın oğludur. Babasının 1386’da Karamanoğlu Ali Bey’e karşı açtığı seferde herkesi şaşırtacak bir hızla zaferler kazanarak, daha o zamandan «Yıldırım» lakabını almıştı. 1389’da Kosova Meydan Savaşı’nda da sağ kanattaki askerlerin başında kahramanca dövüştü.

Yıldırım Bayezit, babası Murat Hüdavendigâr’ın bu savaşta şehit düşmesi üzerine, tahta geçti. 25 Eylül 1396’da Niğbolu’da Papa Bonifacius IV.’ün topladığı Haçlılar ordusunu korkunç bir bozguna uğrattı. Haçlıları kışkırtan Bizans imparatoruna karşı kuvvetini göstermek için de Güzelcehisar’ı (Anadoluhisarı’nı) yaptırdı.

Bayezit, Timur’un Hindistan fethiyle uğraşmasından yararlanmak istemiş, Malatya’yı Memlûklar’dan almıştı. Bu yüzden Timur’la araları açıldı, karşılıklı gönderilen ağır mektuplardan sonra, savaş kaçınılmaz bir hal aldı. 1402’de iki hükümdarın orduları Ankara’da, Çubuk Ovası’nda karşılaştılar. Bayezit sonuna kadar kahramanca dövüştüyse de, üstün kuvvetler karşısında yenildi, esir düştü.

Timur bunun üzerine Bayezit’i yanına alıp kapalı bir tahtırevanda taşıtarak izmir’e kadar geldi. Aldığı yerleri eski beylerine verip geri döndü. Bayezit ise, bukadar üzüntüye dayanamayıp, Akşehir’de öldü. Timur, Yıldırım’ı hükümdarlara lâyık cenaze töreniyle Akşehir’deki Hayrâni Türbesi’ne gömdürttü. Sonradan babasının cenazesini oğlu Musa Çelebi’ye vererek, Bursa’ya götürmesine müsaade etti.

Yıldırım Bayezit küçük yaşlardan başlayarak ömrünün sonuna kadar cenkten cenge koşmuş, her yana hızla yetişerek doğuda, batıda sürekli başarılar kazanmıştır. Anadolu beyliklerinden herb;rini ayrı bir politika ile kazanarak Selçuklu sultanlarından gerçekten üstün olduğunu ispat etmiş, Anadolu birliğini kurmuştur. Zamanında, Osmanlı sınırları doğuda Fırat’a, batıda Tuna’ya kadar genişlemiş bulunuyordu.

Bazı tarihî kaynaklar Bayezit’in gururlu, kibirli, sinirli, içkiye düşkün olduğunu söylerlerse de cesur, eşitlikse-ver bir padişah olduğu da muhakkaktır. Türkler’in Balkanlar’daki egemenliğini o sağlamıştır. Yalnız, Timur olayı istanbul’un fethini, imparatorluğun yeniden Yıldırım Bayezit devrindeki gücüne erişmesini elli yıl geciktirmiştir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , ,

Kanuni Sultan Süleyman Dönemi (Kısaca)

Kanuni Sultan SüleymanOsmanlı padişahlarının onuncusudur. Yavuz Sultan Selim’in tek oğludur. Annesi Hafsa Sultan Kırım Hanı Mengli Giray’ın kızıdır. Kanuni Süleyman, Trabzon’da, babası orada sancakbeyi iken doğdu, Zigetvar Seferi sırasında 71 yaşında öldü. 46 yıl tahtta kaldı ki, bu Osmanlı padişahlarının en uzun saltanat süresidir.

Kanunî Sultan Süleyman, 1520’de babası Yavuz Sultan Selim’in beklenmeyen ölümü üzerine 25 yaşında tahta çıktı. Saltanatı hemen hemen hep savaşlarla geçti. 29 ağustos 1521’de Macaristan’ın en önemli kalesi, kilit noktası olan Belgrat’ı aldı. 1522’de Rodos adasını ele geçirerek buradaki Rodos şövalyeleri devletine son verdi. Almanya İmparatoru Şarlken’in eline esir düşen Fransa Kralı I. François (Fransua) nın yardım istemesi üzerine, Şarlken’e karşı savaş açtı. Mohaç’ta 2 saat içinde Macar ordusunu yok etti. Macaristan’ı haritadan sildi. Bec’i (Viyana’yı) kuşattıysa da bastıran kış üzerine 16 ekim 1529’da kuşatmayı kaldırdı.

1532’de Almanlar’dan Graz şehrini aldı. 1534’de çıktığı Irak seferinde Hamedan’ı, dünyanın en ünlü şehirlerinden biri olan Bağdat’ı aldı. Irak’ta Safevîler’in egemenliğine son verdi. Doğu Anadolu’da İran’ın elinde bulunan son toprakları Erzurum’la Van’ı ele geçirerek Türkiye’nin bugünkü doğu sınırlarını çizmiş oldu.

1536’da Korfu, Bordan (Moldavya) seferlerinden sonra düzenlediği Budin seferinde Macaristan’ın yönetim şeklini değiştirdi, bir eyalet olarak İstanbul’a bağladı. Estergon seferiyle, Macaristan’ı Almanya’nın istilasından kurtardı. 1547’de Almanya – İspanya ile yapılan barışta V. Karl (Şarlken) en ağır şartları kabul zorunda kaldı. Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa’daki egemenliği en yüksek noktasına çıkmıştı.

Kanuni Süleyman 1553’te üçüncü defa İran üzerine yürüdü. Karabağ’ı, Nahcıvan’ı aldı. İki yıla yakın süren bu seferden dönerken, 35 yıl içinde Osmanlı İmparatorluğu’nu iki kat genişletmiş bulunuyordu.

Kanunî Süleyman son çıktığı Zigetvar seferinde öldü. Veziriâzam (başbakan) Sokullu Mehmet Paşa, padişahın sağ kalan tek oğlu şehzade Selim (Selim II.) Belgrat’a gelinceye kadar Kanunî’nin ölümünü ordudan sakladı. Cenaze sonradan istanbul’a getirilerek Süleymaniye Camisi’ndeki türbesine gömüldü.

Kanunî Osmanlı tarihinin en büyük hükümdarlarından biridir, imparatorluğu dünyanın en büyük ülkesi durumuna getirmiştir. Avrupalılar ona «Muhteşem» derler. Türkler de, hakseverliği, yaptığı kanunlardan ötürü «Kanunî» adını vermişlerdir. Kanunî Süleyman Fatih’ten sonra Osmanlılar’ın en büyük devlet, siyaset adamı, Yavuz’ dan sonra da Osmanlılar’ın yetiştirdiği en büyük asker olarak kabul edilir. Kanunî «Muhibbî» takma adıyla şiir de yazardı. «Halk içinde mûteber bir nesne yok devlet gibi — Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi» beyti pek tanınmıştır.

ESTERGON ZAFERİ

Kanunî’nin en büyük zaferlerinden biri Estergon Seferi’dir. Bir yıl süren bu seferde, Viyana ile Budin arasındaki en önemli kale olan, Türk akıncılarının bundan böyle başlıca merkezlerinden biri haline gelen Estergon, Al-manlar’dan geri alındı. Bali Paşa’nın 24 kasım 1542’de kazandığı bu büyük zafer, Macaristan’ı Alman imparatoru’ nun istilâsından kurtarmıştı. Yalnız, Almanlar’ın giriştiği o taarruzun cezasını vermek gerekiyordu. Kanunî’nin bu seferi (1543) maksadı sağladığı gibi, Macaristan’ı Osmanlı Imparatorluğu’na daha sıkı bağlarla bağladı. Bu sıralarda, 1543 yazında, Barbaros da batıdan V. Karl’a (Şarlken)e ağır darbeler vurdu, Nice’i aldı, Roma’ya 15 km. yaklaştı, Fransa’yı himayesine aldı.

19 haziran 1547’de Almanya – İspanya ile barış yapıldı; V. Karl, en ağır şartları kabul zorunda kaldı; Osmanlı devletine yıllık haraç vermeyi bile taahhüt etti. Avrupa’da Osmanlı İmparatorluğu’nun nüfuzu şahikasına çıktı, Habsburglar’ın itibarı azaldı. Lehistan, Rusya, Fransa, bazan ingiltere ile Venedik, Osmanlı devletinin nüfuzuna girdiler. Venedik, Rusya ve Lehistan Osmanlılar’a yıllık vergi veriyor, Fransa, Osmanlı devletinden büyük para, silah yardımı görüyordu.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , ,

Yavuz Sultan Selim Dönemi (Kısaca)

Yavuz Sultan SelimOsmanlı padişahlarının dokuzuncusudur. II. Bayezit’in oğludur. Amasya’ da doğdu, İstanbul’da şirpençe hastalığından öldü. İyi bir öğrenim görmüştü. Şehzadeliği sırasında Trabzon Sancakbeyi’ydi. Tahta geçince, ilk yaptığı iş Osmanlı devleti için büyük bir tehlike haline gelen din, mezhep kavgalarını ortadan kaldırmak amacı ile harekete geçmek oldu. Şah İsmail’in üzerine yürüyerek 1514 ağustosunda Çaldıran Ovası’nda onun ordusunu yendi, Tebriz’i aldı. Dönüşünde Diyarbakır, Van, Bitlis yörelerini aldı, Dulkadiroğlu Devleti’ni ortadan kaldırarak Maraş’ı, Elbistan’ı bu arada Erzurum ve Erzincan’ı Osmanlı topraklarına kattı.

Yavuz Selim, 1516’da, Şah İsmail’den yana olan Mısır Kölemen (Memlûk) sultanı Kansu üzerine yürüdü. Halep yakınlarında Mercidabık’ta Mısır ordusunu yendi. Bu savaşta Sultan Kansu da öldü. Yavuz Selim Malatya’yı, Antep’i, Halep’i aldı. Gazze’de başka bir Mısır ordusunu da yenerek Suriye’yi, Filistin’i ele geçirdi.

Mısır’da 1 yıl kaldı. Bu arada Kölemenler’in elinde oyuncak olan son Abbasî halifesi El-Mütevekkil’den de 1517′ de halifeliği aldı. Böylece, halifelik Osmanlı hanedanına geçmiş oldu.

Yavuz Selim, istanbul’a döndükten sonra yeni bir sefer hazırlığına giriştiği sırada, şirpençe hastalığına yakalanarak öldü. Adını taşıyan camiin yanındaki türbeye gömüldü.

Sekiz yıl tahtta kalan Yavuz Selim, uzunca boylu, geniş yapılı, sert yaradılışlıydı. Sanata, bilime sevgisi, saygısı vardı. Kendisi de iyi bir şairdi. Türkçe, Farsça güzel şiirleri vardır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , ,

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Hayatı

Merzifonlu Kara Mustafa PaşaMerzifonlu Kara Mustafa Paşa (1635-1683)

Büyük bir Türk askeri ve devlet adamıdır. Osmanlı sadrazamlarının en büyüklerinden biri, İkinci Viyana Kuşatmasının kahramanıdır.

Kara Mustafa Paşa, IV. Murat’ın Bağdat’ı ikinci fethinde 1638’da şehit olan süvari subaylardan Oruç Bey’in oğludur. Merzifon’un Marınca köyünde doğdu. Babası şehit olduğu zaman 4 yaşındaydı. Babasının dostu lan Köprülü Mehmet Paşa tarafından himaye edildi. Köprülünün aynı yılda doğan oğlu Fazıl Ahmet Paşa ile birlikte klasik öğrenimin bütün kademelerinden geçti. Medreseden yetişmiş nadir sadrazamlardandır. (Sadrazamlar Enderun denilen saray üniversitelerinde yetiştirilirdi)

Kara Mustafa, büyük zekası sayesinde hızla yükseldi. Köprülüye damat oldu. Fazıl Ahmet Paşa‘nın uzun seferleri sırasında İstanbul’da ona sadaret kaymakamı (başbakan vekili) olarak yıllarca vekalet etti. Fazıl Ahmet Paşa ölünce 1676’da 3. vezir olan Mustafa Paşa, 41 yaşındaydı. Mustafa Paşa’nın ideali devleti Kanuni devrinden daha azametli, daha kuvvetli bir duruma yükseltmekti.

Rusya Büyükelçisinin Mustafa Paşa tarafından tokatlanması üzerine çıkan Türk-Rus savaşında Paşa da padişahla birlikte Rusya seferine katıldı. Bu savaş sonunda Ukrayna, Osmanlıya ilhak edildi. Bundan sonra Fransa’ya karşı cephe alan, XIV. Louis’e baş eğdirttikten sonra da Almanya seferine hazırlanan Mustafa Paşa, İkinci Viyana Seferi’ne başkomutanlık etti.

Seferin başarısızlığa uğraması üzerine, Paşa’ya İstanbul’da vekalet etmekte olan 3. vezir Kara İbrahim Paşa’nın bitmek bilmez kışkırtmaları sonunda, IV. Mehmet, Kara Mustafa Paşa’yı idam ettirdi ve maalesef bu olay sonrasında Türk tarihinin “Felaket Yılları” başladı.

Kara Mustafa Paşa’nın nesli devam etmiş, birçok vezirler yetiştirmiştir. İstanbul’da ve başka yerlerde birçok hayır eseri yaptırmıştır. İdam edildikten sonra gövdesi Belgrat’da kalmış, başı İstanbul’a getirilerek Çarşıkapı’daki türbesine gömülmüştür.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Ünlü Bisiklet Yarışçıları ve Hayatları

ARMSTRONG, Lance

18 Eylül 1971’de ABD’nin Texas eyaletinde doğdu, ilk defa 1992 Barselona Olimpiyatları’nda yer aldı. 1996’da akciğerleri ve beyninde ortaya çıkan kanseri yenmeyi başararak 1998 Dünya Şampiyonası’nda 4. olmuştur. Fransa Turu’nu 5 kez kazanmayı başarmıştır.

ANQUETIL, Jacques

1934 yılında doğdu. Ünlü Fransız bisikletçi, Fransa Turu’nu 5 kez kazanan ender sporculardan biridir. 2 kez de İtalya Turu’nu birincilikle bitiren sporcunun çeşitli şampiyonlukları bulunmaktadır. 1987’de öldü.

BORA, Mevlüt

1947 yılında Bulgaristan’da doğdu. 17 yaşında bisiklet sporuna başladı. 1966 Irak Turu’nda 10., Makedonya Turu’nda 9., 1971 Türkiye Turu’nda 7., Akdeniz Turu’nda 1. oldu. 1972’de de aynı yarışta 2.lik kazandı. Bölgeler a-rası yarışlarda 86 kez birincilik elde etti ve 12 kez millî oldu.

CAMBAZ, Kirkor

ilk profesyonel bisikletçilerimiz-dendir. 1936’daki Romanya Turu’nda iki etabı birinci, üç etabı da ikinci bitirdi. Paris Bisiklet Ya-rışı’nda 379 bisikletçi arasında 8. oldu. 1936’da Olimpiyat Oyunla-rı’na katılan millî takımda yer aldı. 5400 km’lik Almanya Turu’na katıldı. Çeşitli etap birincilikleri aldı. Brezilya’da yapılan yarışlarda birinci oldu.

CAV, Cavit

1905 yılında Selanik’te doğdu. Şehirler Arası Bisiklet Turu’nu tamamlayan ilk bisikletçimizdir. Üç kez milli oldu. 1924 ve 1928 olimpiyatlarına katıldı. Cavit Cav bu yıllarda istanbul’da düzenlenen tüm sürat ve mukavemet yarışlarını kazandı.

CEYLAN, Hasan

1921’de istanbul’da doğdu. Türk bisikletinin önde gelen isimlerindendir. Aktif spor hayatından sonra yöneticilik ve hakemlik yaptı. 1979 yılında öldü.

COPPI, Fausto

1919’da İtalya’da doğdu, İtalya Turu’nu 5 kez, Fransa Turu’nu 2 kez, Lombardiya Turu’nu 5 kez, Milano-San Remo Turu’nu 3 kez ve dünya şampiyonluğunu bir kez kazandı. 1960’ta öldü.

ÇALIŞKAN, Rıfat

1942’de Bulgaristan’da doğdu. 18 yaşında bisiklet sporuna başladı. Yol ve pist yarışmalarında çeşitli birincilikler kazandı. Balkan 4.sü oldu. 1965 Almanya Turu’nda etap birinciliğini aldı. 75 kez milli oldu.

ECEVİT, Yusuf

1953 yılında Konya’da doğdu. 18 yaşında bisiklete başladı. Yol ve pist yarışlarında çok yönlü ve tekniği yüksek bir bisikletçi olarak tanındı. Ecevit’in çeşitli uluslar arası yarışmalarda başarılı dereceleri bulunmaktadır.

ERGÜL, Nusret

1941 yılında Konya’da doğdu. 20 yaşında bisiklet sporuna başladı. 1961-1969 arası yol ve pist yarışlarında sürekli birinci oldu. 1963 Dünya Şampiyonası’nda 27., 1966 Bulgaristan Turu’nda 34., 1967 Akdeniz Oyunları’nda 17. ve 1965 Türkiye Turu’nda 5. oldu.

HARRIS, Reginald

İngiliz bisikletçi 1920’de doğdu. 1939’da ilk kez İngiliz milli takımına girdi. 1948 yılında yapılan Olimpiyat Oyunları’nda iki gümüş madalya kazandı ve aynı yıl profesyonel oldu. 1957 yılına kadar biri amatör, üçü profesyonel hız yarışlarında olmak üzere dört kez dünya şampiyonluğunu kazandı. 1957’de yarışları bıraktı. 1974’te pistlere geri dönerek büyük başarılar elde etti. 1992’de öldü.

HÜRYILMAZ, Ali

1945 yılında Bulgaristan’da doğdu. Bisiklet sporuna 12 yaşında başladı. 1969’da Bulgaristan milli takımıyla İtalya Turu’na katıldıktan sonra Türkiye’ye iltica etti. Bakırköy Bisiklet ihtisas Kulübü’nün kuruluşunda bulundu. Aktif sporcu ve antrenör olarak yeni bir ekol yarattı. 1969-1977 yılları arasında Türkiye şampiyonlukları, Türkiye Turu, Akdeniz Oyunları, Cezayir, Almanya, Mısır, Romanya, iran ve Suriye turlarında etap ve dereceler kazandı. 1972
Münih Olimpiyatları’na katıldı. Yetiştirdiği sporcular uzun yıllar millî takımın değişmez elemanları oldu. 1977 yılında ABD’ye gitti ve yerleşti. Bir süre New York Bisiklet Kulübü’nde yarışlara girdi.

INDURAIN, Miguel

1964 yılında İspanya, Navarra’da doğdu. 11 yaşında yöresel bir yarışa katılıp kazanınca bisiklet sporuna önem vermeye başladı. 1983’te ispanya Amatör Yol Yarışı şampiyonu oldu. 1985’te profesyonel oldu. 1993’te İtalya Bisiklet Turu’nu art arda 2. kez kazanırken “Altın Bisiklet” ile ödüllendirildi. 1994 ve 1995 Fransa bisiklet turlarında 21 etaptan oluşan 2474 millik parkuru birinci bitirerek üst üste 4. ve 5. şampiyonluklarına ulaştı. 1996 yılında bisiklet sporunu bıraktı.

KAÇAR, Abdullah

1917 yılında doğdu. 18 yaşına kadar ayakkabı boyacılığı yaptıktan sonra 1925 yılında tek koluyla bisiklet yarışına katıldı. 1933’te İstanbul-Burgaz (Bulgaristan) Turu’na çıktı. 1936’da istanbul Şampiyonluğu’nu kazandı. Türkiye Şampiyonası’na katılıp hem süratte, hem de mukavemette birincilik kazandı. 1937’de Türkiye Şampiyonası için Ankara’ya gitti. Çeşitli nedenlerden yarışa 20 dakika geç başladı, ama yine de birinci oldu. Aynı yıl 7 kez birincilik kazandı. 1987’de öldü.

KIRMIZI, Seyit

1950 yılında Konya’da doğdu. 18 yaşında bisiklete başladı. Balkanlardaki çeşitli şampiyona ve turnuvalarda derecelere girdi. Uluslar Arası Akdeniz Turu’nu kazanan Seyit Kırmızı, milli takımın değişmez elemanlarındandı.

KÜÇÜKBAKIRCI, Erol

1952 yılında Konya’da doğdu. 17 yaşında bisiklet sporuna başladı. 17 kez Türkiye, 127 kez bölgeler arası birincilik kazandı. 1973’te istanbul’da Balkan şampiyonu oldu. 1976’da Amerika’da birincilik kürsüsüne çıktı. Libya pist, Cezayir, Suudi Arabistan ve Bulgaristan Turu yokuş birinciliklerini kazandı. 105 kez milli oldu.

KÜRKÇÜ, Tuncay

1963 yılında Eskişehir’de doğdu. 36 kez millî oldu. Bölgeler arası ve bölge içi yarışlarda 200’ü aşkın madalyanın yanı sıra, yurt dışında da çeşitli ödülleri vardır.

LONGO-CIPRELLI, Jeannie

31 Ekim 1958’de Fransa’nın Annecy şehrinde doğdu. 10 kez dünya şampiyonu olmuş, olimpiyatlarda madalya kazanmış, fakat hiç olimpiyat birincisi olamamıştır. 2000 yılında, 41 yaşında, katıldığı Sydney Olimpiyatları’nda bronz madalya kazanmıştır.

LUDING, Christa

4 Aralık 1959’da Almanya’nın Weisswasser şehrinde doğdu. Hem kış, hem yaz olimpiyatlarında madalya kazanan tek olimpiyat şampiyonudur. Kış olimpiyatlarında buz pateni dalında, yaz olimpiyatlarında ise bisiklet dalında toplam 5 madalya (2 altın, 2 gümüş, 1 bronz) kazanmıştır.

MASSON, Paul

1873’te Fransa’da doğan Paul Masson, 1896 Olimpiyatları’nda 3 altın kazanmıştır. Atina Olimpiyatları’ndan sonra profesyonel olmuş ve adını Paul Nossam (Masson’un tersi) olarak değiştirmiştir.

MENEMENCİOĞLU, Muvaffak

1884 yılında doğdu. Hüsnü Naili Seden, Mahir Bebekli ve Şekip Bey ile birlikte Türkiye’de bisiklet sporunun temelini attı. 1926-1931 yılları arasında Bisiklet Federasyonu başkanlığı görevini yaptı. 1969 yılında Ankara’da vefat etti.

MERCKX, Eddy

1945 yılında doğdu. Belçikalı bisikletçi, Fransa ve İtalya turlarını beşer kez kazandı. Bu başarılarına 15 uluslar arası şampiyonluk ekledi. Tüm zamanların en büyük pedalı kabul edilmektedir.

ÖGET, Ergin

1950’de Ankara’da doğdu. Ankara bölgesinden bisiklet yarışlarına katıldı. 1976’da ABD’ye gitti. Brooklyn Bisiklet Kulübü’nün antrenörlüğünü yaptı. 1988 ve 1990 yıllarında ABD milli takımının Uluslar Arası Türkiye Turu’na katılmasını sağladı. 1992’de öldü.

ÖĞÜNÇ, Ferhun

1952’de istanbul’da doğdu. Bisiklete 16 yaşında başladı. 1969’da Bakırköy Bisiklet ihtisas Kulübü’ne transfer oldu. 1970 Gençler Türkiye Şampiyonluğu, 1971, 1972, 1974, 1975 Büyükler Takım Türkiye Yol ve Pist Şampiyonluklarını kazandı. 1976 Uluslar Arası Akdeniz Turu’nda sarı mayo giyerek 1. oldu. 50’den fazla millî oldu. 1977’de öldü.

PANTANI, Marco

1970’te İtalya’da doğdu. 1992’de başladığı bisiklet dalında, 1998 Fransa Turu dâhil 36 birincilik kazandı. 1999’da katılmak istediği İtalya Turu’ndan doping yaptığı için diskalifiye edilince bunalıma girdi ve 2004’te öldü.

SAKARYA, Bedri

1935’te İstanbul’da doğdu. 1953 yılında bisiklete başladı. 1955’te Galatasaray’a transfer oldu. 1955-66 İstanbul şampiyonu, 1960’ta Türkiye takım şampiyonu oldu. 1959 Akdeniz Oyunları’nda ilk kez milli olan Sakarya, 1966 yılına dek milli formayı taşıdı. 15 yıl milli hakemlik yaptı.

SEDEN, Hüsnü Naili

Türk bisiklet sporunun öncülerindendir. ilk bisiklet turlarının düzenlenmesinde önemli rolü olan Seden, 1933 yılında Bisiklet Federasyonu başkanlığı da yaptı.

SONAKIN, Nezir

1935 yılında Üsküp’te doğdu. Bisiklet sporuna Üsküp Sloge takımında başladı. Türkiye’ye gelince Hacettepe Kulübü’ne girdi. Türkiye’de ve uluslar arası yarışlarda birincilikler elde etti. 50’den fazla millî forma giydi.

SUDA, Orhan

1916’da Adapazarı’nda doğdu. 1942 istanbul-Edlrne-istanbul Yarışı birincisi, 1937 Moskova Ya-rışfcve 1940 Balkan ikincisi oldu. Bisiklet ajanlığı ve federasyon as-başkanlığı görevlerinde bulundu. Ölümünden sonra adına yarışlar düzenlendi.

TERZİ, Hasan

1952 yılında Trabzon’da doğdu. 1969’da A. Hüryılmaz’ın yanında bisiklete başladı. 1970-1974 yılları istanbul şampiyonu, 1971 takım Türkiye birinciliği ve 1973 Türkiye şampiyonu oldu. 1972’de askere gitti ve Muhafızgücü formasını giydi. Akdeniz ve Türkiye Turları başta olmak üzere pek çok yarışta pedal bastı. 22 kez millî oldu. 1975’te aktif bisikleti bıraktı ve motokrosa başladı. 1980’li yıllarda kulüp yöneticiliği ve antrenörlüğü ile birlikte uluslar arası hakemlik, federasyon üyeliği ve organizatörlük yaptı. Antrenörlüğü sırasında bisiklete pek çok sporcu kazandırdı.

TUNÇALP, Talat

1917 yılında İstanbul’da doğdu. Bisiklet sporuna Ankara’da başladı. 1932’de ilk şampiyonluğunu kazandı. 1933-1938 yılları arasında Türkiye şampiyonluğunu elinde tuttu. 1936 Berlin Olimpitları’nda 7. oldu. 1943’ten itibaren Bisiklet Federasyonunda görev aldı. 1963-68 yılları arasında federasyon başkanlığı yaptı. Bu görevi sırasında Marmara Turu adı altında Türkiye Turu’nun ilk düzenleyicisi oldu.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

Ünlü Boksörler ve Hayatları

AÇBA, Melih

1913 yılında İstanbul’da doğdu. 14 yaşında Galatasaray Lisesinde okurken boksa başladı. Çeşitli birincilikler kazandı. Yirmi altı yaşında Amerika’ya gitti. California, Berkeley Üniversitesinde okurken okul şampiyonu oldu ve okulu bitirinceye dek şampiyonluğu kimseye kaptırmadı. Boks yaşamı boyunca yaptığı 359 maçın 358’inde galip gelen ve yalnızca bir kez berabere kalan Açba, 1988 yılında öldü.

AKANDERE, Zeynel Abidin

1898’de işkodra’da doğdu. Boksa 1915’te başladı, ilk maçında İskoçyalı James ile berabere kaldıktan sonra Stavro’yu yendi. Boks okulu açtı. Okulu 1926’ya kadar faaliyet gösterdi. Sonrasında 35 okulda öğretmenlik yaptıktan sonra 1932’de boksu bıraktı.

ALİ, Muhammed

1942 yılında doğdu. Amerikalı olimpiyat ve dünya şampiyonudur. On sekiz yaşındayken katıldığı Roma Olimpiyatları’nda altın madalya aldıktan sonra ünü giderek artmaya başladı. 1946 yılında S. Liston’u yenip dünya şampiyonu oldu. Vietnam’a savaşa gitmediği için cezalandırıldı, fakat affedildi. 1974’te Foreman’ı, 1978’de L. Spinks’i yenip dünya şampiyonluğu unvanını geri aldı. Profesyonellik döneminde sadece beş kez yenildi.

ARMSTRONG, Henry

1912’de ABD’de doğdu. 1938’de üç sıklette birden (tüy sıklet, hafif sıklet, orta hafif sıklet) dünya profesyonel boks şampiyonluğu unvanını elinde tutan ilk sporcudur. 1938’in sonuna doğru unvan maçı yapmadan tüy sıklet şampiyonluğundan çekildi. 1939’da Ambers’e karşı hafif sıklet rövanş maçını kaybetti. Orta hafif sıklet şampiyonluğunu ise 18 kez korudu. 1954’te Boks Ünlüler Evi’ne seçildi. 1988’de öldü.

ATABEY, Eşref Şefik

1894’te İstanbul’da doğdu. Galatasaray Lisesindeki öğrenimi sırasında Paris’e gitti. Hafif sıklette okullar arası şampiyonu oldu. Birinci Dünya Savaşı’nda yurda döndü. Boksun gelişmesi ve kurumsallaşması için çaba harcadı. ilk boks yönetmeliğini hazırladı. İstanbul Radyosu’nun kurucularından ve ilk spor spikerlerinden olan Atabey 1980’de öldü.

ATICI, İsmet

1941 yılında Adana’da doğdu. On sekiz yaşında boksa başladı. Beş kez millî oldu. 1961 yılında Balkan üçüncüsü oldu.

AYKAÇ, Turgut

1957’de Adana’da doğdu. On yedi yaşında boksa başladı. Çeşitli Türkiye şampiyonlukları vardır. Los Angeles Olimpiyatları’nda Türkiye’ye bronz madalya kazandırdı.

CAN, Eyüp

1964 yılında Konya’da doğdu. Boksa lise yıllarında başladı, Danimarka’da çalışırken sürdürdü. Üç kez Danimarka şampiyonu oldu, Avrupa Gençler Turnuvası üçüncülüğü ve Kopenhag Turnuvası birinciliği kazandı. Olimpiyatlarda Türkiye’ye madalya kazandıran seçkin sporculardan biridir (1984 Los Angeles Olimpiyatları). ABD’de yapılan 1985 Dünya Boks Şampiyonası’nda bronz madalya aldı. Daha sonra profesyonelliği seçti ve 1989’da profesyonel boks ringinde Avrupa şampiyonluğu unvanını elde etti.

CEMİLOĞLU, Esat

Diyarbakır’da doğan Cemiloğlu, 1916 yılında aynı şehirde boksa başladı. 1921’de İstanbul’a geldikten sonra Serj Kibrit’ten ders almaya başladı. Fransa milli takımına alınmak istendi, fakat kabul etmedi. Avrupa şampiyonu Fransız Louis Pretan’la karşılaştı. 1930’da Türkiye’ye dönerek Ankara’da düzenli boks çalışmaları başlattı. 1980’de öldü. »

CHAVEZ, Julio Cesar

1962’de Meksika’da doğdu. Boksa 16 yaşında başladı. İlk profesyonel karşılaşmasını yaptığı 1980’de A. Felix’i altı raunt sonunda nakavt etti. 1984’te WBC (Dünya Boks Konseyi)’nin tüy sıklet (59 kg) kategorisinde ilk dünya şampiyonluğunu kazandı. Dokuz kez bu unvanı koruduktan sonra 1987’de 61 kg’da dövüşmeye başladı. Aynı yıl WBC’nin Hafif Sıklet Şampiyonası’nda rakibini nakavtla yenerek şampiyon oldu ve bu unvanına 1989’da WBC’nin Süper Hafif Sıklet Şampiyonluğu’nu da ekledi. 1990’ın en iyi boksörü seçildi.

CÖMERT, Ahmet

1926’da Erzincan’da doğdu. 1939-44 yılları arasında aktif olarak boks yaptı. 1943-51 arası Galatasaray boks takımının antrenörlüğünü yaptı. 1949’da boks hakemliğine başladı. 1965-75 yılları arasında uluslar arası boks hakemi oldu. 2 defa olimpiyat, 2 defa gençler, 2 defa büyükler dünya şampiyonası, 4 defa gençler, 5 defa büyükler Avrupa şampiyonası finallerinde görev aldı. 1970’de AIBA ve EABA tarafından “Altın Rozet” ile ödüllendirildi. AIBA ve EABA Hakem Komisyonu ve icra Komitesi’ne seçildi. 1980’de Türkiye Boks Federasyonu başkanlığına seçildi. Olimpiyat oyunlarında defalarca jüri üyeliği ve teknik delege olarak görev yaptı. 1990’da Çekoslavakya’da düzenlenen Avrupa Gençler Şampiyonası’ndaki görevi sırasında vefat etti. Adına uluslararası şampiyona düzenlendi ve adı bir salona verildi.

DEMPSEY, Jack

1895’te Kızılderili bir ailenin çocuğu olarak Colorado’da doğdu. Boksör olan ağabeyi 11 yaşından itibaren onu yetiştirmeye başladı. Dempsey 1919’da dünya şampiyonu Jess Villard’ı yenerek şampiyon oldu. Bundan sonra 5 kez unvân maçı yaptı ve hepsini kazandı. 1926’da Genen Tuney’e yenildi. 1983 yılında öldü. » DOĞANELİ, Caner 1949 yılında Ankara’da doğdu. ODTÜ Maden Mühendisliği bölümünü bitirdi. 1967 yılında boks sporuna başladı. 1972 yılında millî oldu. Boksa sporcu, antrenör ve İdareci olarak hizmet verdi. 1988 yılında Boks Federasyonu başkanlığına atandı. 1993 yılında federasyon başkanlığı için yapılan seçimleri kazanan Doğaneli, 1994’te AIBA ve EABA asbaşkanlığına getirildi.

DOĞRU, Arif

1951 yılında Yozgat, Boğazlıyan’da doğdu. 2 kez Balkan boks şampiyonu oldu. SSCB’de kupa kazanan ilk Türk boksörü olduktan sonra Asya’nın en teknik boksörleri arasında gösterildi.

ERGÖNÜL, Halit

1928 yılında istanbul’da doğdu. 15 yaşında Galatasaray’da boksa başladı. 1946’da 54 kiloda Avrupa Karması’na seçildi. Amerika’da Avrupa adına boks yaptı. 6 kez Türkiye şampiyonu oldu. Boksu bıraktıktan sonra İstanbul bölgesinde antrenörlük yaptı. 1993’te öldü.

EROĞLU, Nuri

1952’de Ankara’da doğdu. 1973 yılında Alma-Ata Turnuvası’nda şampiyon oldu. Aynı yıl İtalya’da düzenlenen Dünya Ordular Arası Boks Şampiyonası’nda birincilik kürsüsüne çıktı. 1977 yılında da Balkan şampiyonluğunu elde etti.

FLEISCHER, Nat

1887’de ABD’de doğdu. Hakem ve yazar olarak boksa önemli hizmetler verdi. “The Ring” Dergisi’nde 50 yıl boks yazıları yazdı. Dünya boks otoriteleri arasında yer aldı. 1972’de öldü.

GRAZIANO, Rocky

ABD’li boksör, ABD Kara Kuvvetleri’nden ayrıldıktan sonra, kayınbiraderinin adı olan Graziano adıyla boksa başladı. Ringlerde amansız sağ yumruğu ve saldırgan tavrıyla ünlendi. Boks yaşamı boyunca 67 galibiyet, 10 beraberlik ve 6 yenilgi aldı. 1947’de dünya orta sıklet boks şampiyonluğunu elde etti. Tony Zale ile yaptığı üç unvan maçı bir efsaneye dönüştü. 1953’te boksu bıraktı ve ringdeki ününden yararlanarak yöneldiği komedi oyunculuğu alanında da başarılı oldu. Graziano, Sylvester Stallone’un oynadığı “Rocky” filminin de esin kaynağı olarak kabul edilir.

GÜRGEN, Mehmet

1970 yılında doğdu. 81 kg’da ringe çıkan Türk boksörü, 1991 Avustralya Dünya Boks Şampiyonası’nda üçüncü olarak bronz madalya kazandı. Eyüp Çan’dan sonra bu başarıyı kazanan Türk boksörleri arasında yerini aldı.

HASETÇİ, Ali

1955’te Kayseri’de doğdu. Balkan şampiyonalarında, 1978 ve 1979’da bronz, 1976 yılında da altın madalya kazandı. »

İNAN, Vural

1929 yılında İstanbul’da doğdu. Boksa 15 yaşında Galatasaray’da başladı. 1949-1960 yılları arasında 7 kez Türkiye şampiyonu oldu. 1959’da Akdeniz Oyunları ikinciliğini kazandı.

İNCESU, Sadettin

1938 yılında doğdu. Boksa on sekiz yaşında başladı. 1958’den 1967 yılına kadar Türkiye ferdî boks şampiyonluğunu kimseye kaptırmadı. 1966 yılında Balkan Şampiyonası’nda gümüş madalya kazandı.

JOHANSSON, Ingemar

1932 yılında doğdu. İsveçli sporcu 1959’da dünya şampiyonu oldu.

JOHNSON, Jack

1878’de doğdu. 1908’de dünya şampiyonu oldu. Ağır sıklette şampiyon olan ilk Zenci Amerikalıdır. Daha sonra yetişen zenci boksörler onun etkisinde kaldılar.

KAMACI, Cemal

1943 yılında Trabzon’un Maçka ilçesinin Kapıköyü’nde bir ailenin onuncu çocuğu olarak dünyaya geldi. Spora istanbul’da futbolla başladı. Top oynarken ayağını kırınca futbola veda etti. Boksa Fatih Güreş Kulübü’nde Ali Hoca’nın teşvikiyle başladı. Kısa bir süre sonra Fenerbahçe’ye geçti ve boks takımının kaptanlığını üstlendi. 1962’de milli takıma seçilen Cemal Kamacı, 1966 yılı sonuna kadar bütün milli karşılaşmalarda 67 veya 71 kilolarda dövüştü. Bu süre içinde iki kez Balkan ikinciliğini kazandı. 1967 yılında Türkiye’de profesyonel boks lisansı verecek bir kurum olmadığı için lisansını Viyana’dan Avusturya adına çıkarttıran Kamacı, böylece profesyonel oldu. 1972 yılında Avrupa şampiyonu Fransız Roger Zami’yi İstanbul’da yenerek, 63,5 kilo Avrupa profesyonel boks şampiyonu oldu. 1973 yılında unvanını İspanyol boksör Ortiz’e kaptıran Kamacı daha çok çalışarak 1975’te Köln’de İspanyol Gomez Fouz’u yendi ve unvanını geri aldı. Avrupa profesyonel boks şampiyonluğu unvanını 1976 yılı içerisinde yaptığı üç maçta da korudu. 63,5 kiloda dünya sıralamasında dördüncü sıraya kadar yükseldi. Avrupa şampiyonu ilk Türk boksörü olan Kamacı, 11 Kasım 1976’da İstanbul’da düzenlediği bir jübile maçından sonra boksu bıraktı.

KARAKELLE, Selâmi

1954 yılında Erzurum’da doğdu. Boksa 17 yaşında başladı. Çeşitli Türkiye şampiyonlukları bulunmaktadır. Millî oldu. 1980 yılında Balkan şampiyonu olan boksörümüz birçok uluslar arası turnuvada başarı kazandı.

KARAKURUM, Vedat

1930 yılında istanbul’da doğdu. Boks sporuna 20 yaşında askerdeyken başladı. 2 kez ordular a-rası, 10 kez istanbul, 8 kez Türkiye şampiyonu oldu.

KİNGÜTMEZ, Hamit

19401ı yılların önemli boksörlerinden olan Kingütmez, 1930 istanbul şampiyonluğunu orta sıklette kazandı. 1940 yılında yarı ağır sıklette aynı başarıyı tekrarladı. 1941, 46 Türkiye şampiyonlukları, 1942, 43, 44, 45 Türkiye ikincilikleri kazandı. Yunanlı Andrecopulos’u 2 maçta da yendi.

KUMOVA, Mehmet

1953 yılında Konya’da doğdu, ilk kez on sekiz yaşında millî oldu. Uzun yıllar Türkiye şampiyonalarında rakip tanımayan Türk boksör 1971 Akdeniz Oyunları’nda altın madalya, 1973 Balkan Şampiyonası’nda da gümüş madalya kazandı.

MAHİR, Sabri

1890 yılında doğan Sabri Mahir ilk Türk boksörü olup, çeşitli spor dallarında faaliyet gösterdi. 1910 yılında yapılan ilk resmi boks karşılaşmasında, Fransa orta sıklet boks şampiyonu Bernard ile berabere kaldıktan sonra çıktığı dünya turunda, ispanya şampiyonunu kralın karşısında kroşe ile nakavt etti. 1914 yılında Oxford ve Cambridge’de cimnastik hocalığına başladı. Avrupa şampiyonluğu için karşılaştığı Hollândalı Van Dame ile berabere kaldı. Sonra İngiltere’de yaşamaya başlayan Mahir, geleceğin ağır sıklet şampiyonu Max Schmeling’in boksa başlamasına önayak oldu. İngiltere ve Almanya’da adına kartpostal çıkartıldı.

MARCIANO, Rocky

1924 yılında doğan italyan asıllı Amerikalı ağır sıklet boksörüdür. Dünya ağır sıklet şampiyonları arasında “hiç yenilmeyen” tek şampiyondur. 1952-56 yılları arasında 49 profesyonel karşılaşma yaptı ve hiç yenilmedi. Olağanüstü yetenekli bir boksör olan Rocky 1979 yılında öldü.

MORAN, Naili

1908 yılında istanbul’da doğdu. Spor hayatına 1923 yılında Göztepe Amerikan Kolejinde yüzme ve atletizm ile başladı. Birçok spor dalında çeşitli başarılar kazandıktan sonra, Fransa’daki öğrenimi sırasında yaptığı 22 boks maçının 20’sini kazandı. 1938 yılında spor yöneticiliğine başladı. 1968’de vefat etti.

ÖZBEY, Gülali

1944 yılında Kars’ta doğdu. Milli takımın ağır sıkletteki değişmez elemanlarından birisi oldu. Balkan şampiyonalarında 1969’da bronz, 1973’te gümüş madalya kazandı.

ÖZEN, Hikmet

1945 yılında Erzurum’da doğdu. 18 yaşında boksa başlayan Özen, 1970 Balkan Şampiyonası’nda 71 kiloda bronz madalya kazandı. 1972’de ise 75 kiloda gümüş madalya elde etti. Millî formayı giyerken kilosunun en başarılı isimlerinden oldu.

PAPP, Laszio

25 Mart 1926 yılında Macaristan’ın Budapeşte şehrinde doğdu. 1948, 1952 ve 1956 olimpiyatlarında orta ve yarı orta sıklette altın madalya kazanarak olimpiyatlarda üç altın madalya kazanan ilk boksör oldu. Sovyet Bloğu’ndan profesyonelliğe geçen ilk boksör olarak 1962 Avrupa orta sıklet şampiyonu oldu. 1965’te Macar yetkililer profesyonelliğini elinden alarak dünya şampiyonu olmasını engellediler. 1971-1992 yılları arasında Macaristan millî takımını da çalıştıran Papp, 16 Ekim 2003’te vefat etti.

PATTERSON, Floyd

1935 yılında Georgia, Savannah’ta doğdu. Amerikalı olimpiyat ve dünya şampiyonudur. 1952 Olimpiyatları’nda 75 kiloda altın madalya kazandı. Profesyonel olduktan sonra daha çok çalışarak 1956’da dünya şampiyonluğunu elde etti.

ROBINSON, Sugar Ray

1921’de ABD’de doğdu. Şaşırtıcı ayak oyunları, yıkıcı kombine yumrukları, hızı ve zamanlaması ile uzun boks yaşamı boyunca (1940-1965) dünyanın en iyi boksörü olarak kabul edildi. Yaptığı toplam 201 profesyonel maçın 109’unu nakavtla kazandı. 1946-1951 yılları arasında orta hafif sıklette, 1951-1960 yılları arasında da orta sıklette beş kez dünya şampiyonu oldu. Daha sonra Muhammed Ali ve Ray Leonard gibi şampiyon boksörlerin örnek aldığı Robinson 1989’da öldü.

SAM, Sinan Şamil

23 Haziran 1974’te Almanya’nın Frankfurt şehrinde doğdu. Amatör boksörlüğünde 9 kez Türkiye şampiyonu oldu. 1992 ve 1993 yıllarında Avrupa ikincisi, 1995 yılında dünya üçüncüsü, 1999’da da Houston’da dünya şampiyonu oldu. Amatör kariyerinde 217 galibiyet, 18 yenilgi yaşadı. 15 Nisan* 2000 tarihinde profesyonel oldu. Profesyonel olarak yaptığı 20 maçın 18’ini kazandı. 12 Ekim 2002’de yaptığı unvan maçıyla Avrupa şampiyonu oldu.

SANDAL, Celal

1942’de Kayseri’de doğdu. Boksa 17 yaşında Kayseri Erciyes Kulübü’nde başladı. 1964’te polis oldu ve Emniyet Kulübü’ne geçti. 1963-67 yılları arasında Türkiye şampiyonluklarını elinde tuttu. 1967 yılnda Akdeniz Oyunları ikincisi ve 1971 yılında Akdeniz Oyunları birincisi, 1970, 71, 72 yıllarında Balkan şampiyonu, 1971 Avrupa üçüncüsü oldu. 54 kez milli formayı giydi. Türk boksunun en iyi boksörlerindendir.

SAVON, Felix

22 Eylül 1967’de Küba’nın San Vicente şehrinde doğdu, ilk dünya şampiyonluğu’nu 1986’da kazandı. 1988 Olimpiyatları’na ülkesi boykotta olduğu için katılamadı. 1,98 cm boyunda olan Savon, olimpiyatlarda üç altın madalya kazanan üç boksörden biridir.

SCHMELING, Max

Boks dünyasının gelmiş geçmiş en büyük şampiyonlarından biridir. Türk boksunun ilk yıldızlarından olan Sabri Mahir Bey tarafından yetiştirilen Alman boksör, Joe Louis’i yenen ilk boksör unvanına da sahiptir.

SEVİMLİ, Yeter

1943’te Samsun’da doğdu. Boksa istanbul’da başladı. Seka Boks Kulübü’nde dövüştü. 57 ve 60 kilolarda ringe çıktı. 9 kez Türkiye birinciliği kazandı. Balkan ve Akdeniz Oyunları ikincisi oldu. Boksu bıraktıktan sonra boksa antrenör olarak hizmet verdi.

SONUNUR, Kemal

1951 yılında doğdu. 18 yaşında ringe çıktı. 1972’de Dünya Ordular Arası Boks Şampiyonası’nda birinci oldu. 1973’te Balkan ikincisi, 1976 ve 1977 yıllarında da Balkan şampiyonu oldu.

STEVENSON, Teofilo

29 Mart 1952’de Küba’da doğdu. Olimpiyatlarda aynı sıklette üç altın madalya kazanan ilk boksör oldu. 1986’da dünya şampiyonluğunu kazandı.

SÜME, Cahit

1972 yılında Trabzon’da doğdu. Boksa 1985 yılında Trabzon Bele-diyespor’da başladı. 77 kez milli olan Süme, 5 kez de Türkiye şampiyonluğunu kazandı.

TAGAR, Yorgo

1912 yılında istanbul’da doğdu. 16 yaşında boksa başladı. Türkiye boks şampiyonu Sıtkı Beyden aldığı derslerle kendini yetiştiren Tagar, Nubar’la yaptığı ilk karşılaşmasını nakavtla kazandı. Yüze yakın amatör boks karşılaşmasında başarıyla dövüşen Tagar yenilgisiz olarak profesyonelliğe geçti. Boksu bıraktıktan sonra antrenör olarak hizmet verdi.

TATAR, Seyfi

1945 yılında Sivas’ta doğdu. 18 yaşında Ankara’da, Ring ihtisas’ta boksa başladı. 1965 yılında boksta adını duyurdu ve 1967 yılında Türkiye şampiyonu oldu. Sıkletinde Balkanlarda birincilik, Avrupa’da ikincilik kazandı. 1967-73 yılları arasında 5 kez boks şampiyonu oldu. Yaptığı 203 maçın 190’ında galip geldi. 1967 ve 1971 Akdeniz Oyunları’nda gümüş madalya elde etti.

TUŞ, Orhan

1931’de İstanbul’da doğdu. Boksa 1949 yılında başladı. 1958-59 yılları arasında Türkiye şampiyonu oldu. 1959 Avrupa Şampiyonası’nda bronz, Ordular Arası Dünya Şampiyonası’nda ise gümüş madalya kazandı. Boksu bıraktıktan sonra antrenörlük yaptı.

TYSON, Mike

1965 yılında doğdu. ABD’li boksör, 1985’te yaptığı İlk profesyonel maçında rakibini 1. rauntta nakavtla yendi. 22 yaşında dünyanın en büyük boksörleri arasında adı geçmeye başladı ve kısa bir süre sonra dünya ağır sıklet boks şampiyonluğunu kazandı (1988). Tecavüz suçu nedeniyle 2,5 yıl hapis yattıktan sonra 1995 yılında tahliye oldu. Dünya Boks Konseyi (WBC) ve Dünya Boks Birliği nin (WBA) ağır sıklet şampiyonluğu unvanlarını elde etti. 1996’da Hollyfield’a yenilerek WBA unvanını kaptırdı.

ULUĞ, İsmet

1901’de doğdu. Sporun çeşitli dallarıyla ilgilendi. Özellikle boks dalının dönemindeki en önemli (1919-1921) ve öncü isimlerinden oldu. Uluğ 1975 yılında öldü.

ÜNÜVAR, Metin

1929 yılında istanbul’da doğdu. Ankara DTCF’yi bitirdi. Boks ve hentbolle ilgilendi. 1960 yılından itibaren BTG Müdürlüğü bünyesinde başladığı yöneticilik görevini 1984-1986 yılları arasında Boks Federasyonu başkanı olarak sürdürdü. iki kez EABA üyeliğinde bulundu. Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi temsilciliğini yaptı. Sporun önemli yöneticilerinden olan Ünüvar 1995 yılında öldü.

VARLIK, Satılmış

1928’de Ankara’da doğdu. 1950 yılında boksa başladı. 9 defa milli oldu. 1958’de boksu bıraktıktan sonra, 1960 yılında italyan boks antrenörü Mario Paccolini’nin kursundan mezun olarak antrenörlüğe başladı. Türk boksu için birçok değerli sporcu yetiştiren Varlık, sıkı ve yorucu antrenman programlarıyla tanındı.

YADİGÂR, Engin

1947 yılında istanbul’da doğdu. 18 yaşında boksa başladı. 1967 Akdeniz Oyunları’nda bronz madalya, aynı yıl Balkan Şampiyonası’nda altın madalya kazandı. Yine aynı yıl katıldığı Avrupa Şampiyonası’nda ikinci oldu.

YALÇIN, Habip

1948’de Ankara’da doğdu. Millî formayı ilk kez 17 yaşında, 57 kiloda giydi. Akdeniz Oyunları ve Balkan Şampiyonaları’nda Türkiye’yi başarıyla temsil etti.

YALÇINKAYA, Atagün

1986’da doğdu. Atina 2004’te henüz 17 yaşındayken 48 kg’da gümüş madalya elde ederek gelecek için büyük umut verdi.

YALÇINKAYA, Kemal

1955 yılından 1964 yılına kadar boksta Türkiye şampiyonu oldu. 1960 Dünya Ordular Arası ikincisi, 1963 Akdeniz Oyunları üçüncüsü oldu. Döneminin en önemli isimlerindendir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

Edvard Grieg Hayatı ve Besteleri

Edvard GriegÜnlü bir Norveçli bestecidir. Norveç’in şirin bir kıyı kasabasında doğdu. Müzik zevki onda doğa sevgisiyle birlikte başladı. Kırlarda, deniz kıyısında dolaşıyor, tabiatın güzellikleri arasında hayale dalıyordu. Küçükten beri dinlenceye alıştığı balıkçı şarkılarını da pek seviyordu. Bir gün annesinin piyanosuna oturup bu şarkıları çalmaya başlayınca Grieg’in müzik kabiliyeti de ortaya çıktı. Annesi çocuğun kabiliyetini geliştirmek için ona hemen bîr piyano hocası tuttu. Bir sene sonra küçük Grieğ eser bestelemeye de başlamıştı. On beş yaşına bastığı zaman hîç umulmadık bir olay, Grieg’in hayatını tamamen değiştirdi. Norveçli tanın-mı’ş kemancı Ole Bull, Grieg’lere misafir gelmişti. Küçük Grieg’in piyano çalışını dinleyince ona hayran oldu. Çocuğu Leipzig Kon-servaturarı’na götürmeyi kararlaştırdı.

Grieg, Leipzig Konservatuvarını bitirdikten sonra eser bestelemeye koyuldu. Bu arada, çocukluğundan beri sevdiği, dayısının kızı Nina Hagerup’la evlenmek istedi. Fakat Nina’nın babası bu «beş parasız, üstelik geleceği de belli olmıyan» delikanlıya kızını veremeyeceğini söyledi. Genç kız üç yıl Grieg’i bekledi. Grİeg, sevgisini dile getirmek üzere, meşhur «Aşk Şarkısı» nı besteledi. Şarkı kısa zaman içinde yayılmış, herkes bestecisini merak etmeye başalmıştı. Grieg, şöhretle birlikte sevgilisine de kavuştu.

Grieg, kısa zamanda Norveç’in başlıca bestecileri arasına girdi. Şair Ibsen de «Peer Gynt» piyesini Grieg’in bestelemesini istiyordu. Grieg, pek sevdiği şair Ibsen’in eserini lâyık olduğu şekilde müziklendirememekten korkuyordu. «Peer Gynt Süiti» ni geceli gündüzlü çalışarak tamamladı. Kısa bir zaman içinde «Peer Gynt» ve Grieg adları bütün dünyaya yayıldı. Her yandan tebrikler, nişanlar, unvanlar yağmaya başladı. Halbuki Grieg, gürültülü hayattan uzak, tabiatla baş başa yaşamayı özlemişti. Doğduğu kasabanın yakınlarında dağa yaptırttığı küçük evine çekilip eser besteliyerek ömrünü doldurmak istiyordu. Şiddetli bir astma hastalığı besteciyi bir türlü rahat bırakmıyordu. Son zamanlarda piyano bile çalamaz olmuştu. 4 eylül 1907 sabahı dağa gezmeye çıktı, bir daha da inemedi. Önceden belirtmiş olduğu isteği üzerine dağda bir kayanın altına gömüldü.

Edvard Grieg’in başlıca eserleri şunlardır:

«Peer Gynt Süiti» (1875);
«Sonbaharda» (Uvertür);
Piyano ve Orkestra Konçertosu (1868);
Keman ve Piyano İçin 3 Sonat ( 1865, 1867, 1887);

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , ,

Frédéric Joliot-Curie Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Frédéric Joliot-Curie (19 Mart 1900 Paris – 14 Ağustos 1958 Paris), tanınmış bir Fransız fizik bilginidir. Asıl soyadı Joliot iken, 1926’da ünlü fizik bilginleri Curie’lerin büyük kızı İrene Curie’yle evlendikten sonra Joliot – Curie soyadını aldı. Karısı ile birlikte 1935’te Nobel Kimya Ödülünü kazandı. Joliot’lar, suni usullerle yeni radyoaktif elemanlar elde etmişlerdir.

Frederic Joliot-Curie, Paris’te doğdu. Önce mühendislik öğrenimi yaptı, sonra kimyaya merak sardı. 1925’te Paris’te Radyum Enstitüsüne girdi, daha sonra aynı enstitüye profesör oldu. Suni radyoaktif eleman yapmanın yolunu ararken üç çeşit suni radyoaktivite yüklü eleman buldu. Bunlar fosfor, nitrojen ve alüminyum izotoplarıydı.

Bu yeni elemanlara «radyonitrojen», «radyofosfor», «radyoalüminyum» adları verildi. Frederic Joliot-Curie’den sonra daha birçok bilginler de elemanlara suni yollarla radyoaktivite yüklemeyi sağladılar. Frederic Joliot-Curie 1944’te Fransız Bilim Araştırmaları Merkezi’ne müdür olarak tayin edildi. 1946’da da Atom Enerjisi Araştırma Komisyonu’na üye seçildi.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , ,

Albert Einstein Kısaca Hayatı

Albert Einstein
Albert Einstein; (d. 14 Mart 1879 – ö. 18 Nisan 1955)

Pek çok kişi tarafından 20. yüzyılın en önemli ve en zeki bilim insanı olarak kabul edilen Albert Einstein Münih’te yetişti, okuldan sıkılıp keman çalmaktan zevk aldı ve kendi kendine fizik öğrendi.

1905’te İsviçre’de patent bürosunda çalışırken bilim dünyasını dört devrimci tez yayınlayarak sarstı. Bunların arasında kendisine 1921 ‘de Nobel Ödülü kazandıracak olan ışığın bir parçacıklar akışı gibi davranmasının açıklanması ve daha sonra bilim insanlarının nükleer enerjiyi yaratmalarına imkan verecek olan Özel Rölativite Kuramı vardı. Einstein 1916’da Genel Rölativite Kuramı ile yeni yer çekimi kuramı geliştirdi ve nesnelerin uzay ve zamanda nasıl büküldüklerini tanımladı. Bu astronomide pek çok ilerlemeye ve kara deliklerin keşfine yol açmıştır.

1933’te Amerika’ya göç eden Albert Einstein savaşa karşıtıydı ve uluslararası silahsızlanmayı savunuyordu. Yahudiler için bir yurdun da savunucusu olan Albert Einstein yine de bu konuya oldukça temkinli yaklaşıyor ve 1952’de İsrail cumhurbaşkanı olma teklifini ise durumun uygun olmadığına hükmederek reddediyor.

Gümüzde Albert Einstein bilim insanları için hala bir ikon ve ilham verici bir portredir. Albert Einstein’ın öne sürdüğü teoriler ile birlikte insanoğlu gelişimini hızla hala sürdürmektedir.

Başlıca başarıları: Özel ve Genel Rölativite Kuramlarını geliştirdi 1905-1916

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Pasteur Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Louis PasteurLouis Pasteur, (27 Aralık 1822 – 28 Eylül 1895), dünyaca tanınmış bir Fransız kimyacısıdır. Döle’ de doğdu, babası dericiydi. Pasteur, başarılı sayılamayacak bir öğrenimden sonra, Besançon, Dijon, Strasbourg lise ve üniversitelerinde fizik, kimya öğretmenliklerinde bulundu. Yalnız, kendini gittikçe daha derin araştırmalara vererek bilgisini ilerletti, Paris’teki Ecole Normale’in (öğretmen okulunun) bilimsel araştırmalar müdürü oldu. Durmadan çalışıyor, daima yeni buluşlar peşinde koşuyordu. Kısa zamanda bütün Fransa’ da, hatta Avrupa’da tanındı. Bilim Akademisi, Tıp Akademisi ile bazı yabancı benzeri kurumların üyesi oldu. Yalnız, 1870 Fransız-Alman Savaşı’nda, Almanya ile ilgili bütün payelerini geri çevirerek savaşı protesto etti. 1874’te Fransız hükümeti Pasteur’e ölümünden sonra eşiyle çocuklarına da kalmak üzere belirli bir gelir bağladı. Pasteur, 1888’de bugün bütün dünyaca ünlü Pasteur Enstitüsünün müdürü oldu. 1895’te Sorbonne’da kendisi için yapılan büyük jübileden bir müddet sonra Marnes-la-Coquette’da öldü.

Pasteur hayatını insanlığın iyiliğine harcamış büyük bilim adamlarından birisidir. Buluşları ile yalnız insanlar değil, evcil hayvanların da birçoğu korkunç salgın hastalıklardan kurtulmuşlardır, Bu arada Pasteur Fransa’da ipek böceklerini kırıp geçiren, ipek sanayiine büyük zararlar veren bir mikrobu bulmuş, bunu yok etmeyi başarmıştır.

Pasteur’ün, adının bütün dünyaya yayılmasını sağlayan buluşları salgın hastalıklar üzerindeki buluşlarıdır. Şarbon (karakabarcık), tavuk kolerası, kuduz gibi hastalıklarında aşılarını bularak bu hastalıkların yayılmasının önüne geçti. Böylece, hayvan yetiştiriciliğinde büyük ilerlemeler kaydedilmesi mümkün oldu. Bundan sonra Pasteur, kuduz bîr köpeğin ısırdığı bir çocuğa aşı yaparak, kuduz, aşısının insanlar üzerinde de aynı başarıyla kullanılabileceğini ispat etti.

Pasteur’ün buluşları tıp alanında önemli ilerlemelere yardım ediyordu. O zamana kadar hastanelerde, ameliyatlarda temizliğe pek dikkat edilmez, hastaların çoğu, mikrop kapmasından kısa zamanda ölürdü. Pasteur’un ortaya koyduğu usullerle ntisepti, asepsi, gibi koruyucu yöntemler bulundu. Aslında doktor olmayan bir kimsenin, araştırma yolu ile tıp alanında bu derece önemli buluşlar yapmış olması her zaman için takdirle karşılanmaya değer. Nitekim, Fransızlar da Pasteur’ü milli kahramanlarından biri saymış, Napolyon’la Victor Hugo’nun üstünde bir yer vermişlerdir.

Sütü Pastörize Etmek Yöntemi

Süt ve benzeri sıvıların mikropsuz bir şekilde uzun zaman saklanması usulüne, bunu Pasteur bulduğu için, onun adından ötürü «pastörize etmek» yöntemi denir. Sütü pastörize etmek demek, onu ekşiten, ya da içinde bulunup başka hastalıklar meydana getiren bakterileri öldürmektir. Bu da, sıvıyı 60-65°’ de, 20-30 dakika ısıtmakla yapılır. Bu sıcaklık buharla sağlanır. Süt şişelere konulurken, özel bir aletten ağır, ama kesiksiz bir halde geçer. Birçok yerlerde, evlerde çocuklara pastörize süt hazırlayabilmek için basit, ucuz aletler satılmaktadır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,

Douglas MacArthur Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında (Kısaca)

Douglas MacArthur
Douglas MacArthur (26 Ocak 1880, Little Rock, Arkansas, ABD – 5 Nisan 1964, Washington, DC, ABD)

İkinci Dünya Savaşı’nın en ünlü komutanlarından bir Amerikalı generaldir. Arkansas eyaletinde, Little Rock’ta doğdu. Arthur MacArthur adlı ünlü bir Amerikan askerinin oğluydu, küçüklüğü askeri bir çevrede geçmiş olduğundan daha bu yaşlarda askerliğe karşı yakın bir ilgi duymuştu. Harp Akademisi’nden 1903’te birincilikle mezun oldu. I. Dünya Savaşı’nda Fransa’da, 1919’a kadar işgal ordusu ile Almanya’da önemli komutanlıklarda bulundu. 1922’de Filipinler’deki Amerikan tümeni komutanı oldu. 1930’da general rütbesi ile kurmay başkanlığına getirildi. Amerika tarihindeki en genç generaldi. 1934’te Filipinler’deki savunma teşkilatının başkanlığına getirildi.

1941’de Uzak Doğu meselesinin tehlikeli bir durum alması üzerine o zamanki Amerikan Başkanı Roosevelt, MacArthur’u Uzak Doğu’daki bütün Amerikan askeri kuvvetlerinin komutanı yaptı. Bu görevi sırasında elde ettiği üstün başarıdan sonra da, 1945’te Batı Büyük Okyanus kuvvetleri komutanlığına getirildi. Aynı yıl Tokyo’da askeri üssünü kurdu. Japonya’daki askeri idarenin tek başkanı durumuna girerek devlet idaresi, eğitim, endüstri alanlarında birçok yenilikler yaptı. Çalışkanlığı ve disiplini sayesinde kısa zamanda Japon halkının, İmparator Hirohito’nun saygısını kazandı.

1950’de Kuzey Kore komünist birlikleri, Güney Kore’yi işgal etmeye başlayınca, Amerika Birleşik Devletleri, Birleşmiş Milletler adına, komünistler’le çarpışmak üzere bir ordu hazırladı, MacArthur’u Birleşmiş Milletler Komutanı olarak bu ordunun başına getirdi. Bu görevi sırasında MacArthur’un hazırladığı plânlar, Birleşmiş Milletler’in tutumuna uymadığı için, Amerikan Başkanı Truman kendisini görevinden geri aldı.

Yurdundan 14 yıl ayrı kaldıktan sonra Amerika’ya dönen MacArthur, dünyada pek az kimseye yapılmış büyük bir sevgi, hayranlık gösterileriyle karşılandı. MacArthur, Kongre’nin toplantısında görüşlerini açıklayan, mesleğine veda ederek son verdiği unutulmaz bir konuşma yapmıştır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

Gabriele D’Annunzio Hayatı

Gabriele D'Annunzio

Gabriele D’Annunzio (12 Mart 1863, Pescara, İtalya – 1 Mart 1938, Gardone Riviera, İtalya)

İtalyan romancısı, tiyatro yazarı, şairi, aynı zamanda İtalya’da Faşizm’in kurulmasında önderlik etmiş bir siyaset adamıdır.

İtalyanın Pescâra şehrinde doğdu. Henüz okula giderken yayınladığı «Primo Verse» (İlk Mısralar) adlı şiir kitabı ile dikkati çekti. Daha sonra Roma’ya giderek Cronace Bizantina adındaki edebi topluluğa katıldı. 1882’de çıkan «Canto Nuova» (Yeni Şarkı) vs. gibi birçok şiir kitabı ile zamanının edebi anlayışına yenilikler getirdi.

1886’dan sonra «Tribuna» gazetesinde yazıları ve şiirleri yayınlanmaya başladı.

Gabriele D’Annunzio «İl Piacere» (Haz) adındaki ilk romanını 1889’da yazdı. Bu ve daha sonraki romanları ona zamanında büyük bir ün sağladı. Bu sıralarda Gabriele D’Annunzio, tanınmış İtalyan tiyatro artisti Eleanora Duse ile ilgileniyordu. Onun için yazdığı «La Gioconda» adlı piyesten sonra tiyatro eserleri yazmaya başladı. Bunların en önemlileri ««Francesca da Rimini» (Rimini’li Francesca) ile 1898’de, ünlü Fransız tiyatro sanatkârı Sarah Bernhardt için yazdığı «Cittâ Morta» (Ölü Şehir) dir.

1908- 1921 arası Gabriele D’Annunzio’nun hayatında edebiyattan çok siyaset bakımından önemli bir devredir. I. Dünya Savaşı’nın başlaması üzerine güçlü söylevler vererek halkı harekete geçirdi, İtalya’nın savaşa katılmasına yol açtı. Kendi de asker olarak çarpıştı, uçak kullandı, uçuş esnasında bir gözünü kaybetti. Savaşla ilgili hâtıralarını, yazılarını «Contro uno e contro tutti» (Birine Karşı Olmak Hepsine Karşı Olmaktır) adı altında 1919’da yayınladı. 1921’de, kör olmaktan dolayı duyduklarını dile getiren Notturno» (Noktürn) adlı kitabı çıktı.

Savaştan sonra İtalya’da gelişen Faşizm hareketine taraftar olduğu, bu arada Faşist denizciler federasyonunu kurarak bu uğurda çalıştığı için 1925’te Mussolini Gabriele D’Annunzio’ ya Monte Nevoso Prensi unvanını verdirdi.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , ,

Adam Smith Çalışmaları ve İktisata Katkıları

adam-smith

ADAM SMITH

İskoçyalı iktisatçı ve felsefecidir (Kirkcaldy, 1723-Edinburgh, 1790). Bir gümrük denetim memurunun oğlu olan Adam Smith, öğrenimini Glasgow Üniversitesi’nde tamamladı (felsefe dersleri veren Hutcheson’la da burada tanıştı). Daha sonra din adamı olmak amacıyla Oxford’a gitti, ama tanrıbilimden çok felsefeye ilgi duymaya başladı. Hume’un bir yapıtını okuduğu için eleştirilerle karşı karşıya kalınca,İskoçya’ya geri dönmeye karar verdi ve kültürlü bir soylunun koruması sayesinde önce Edinburg Üniversitesi’nde edebiyat, daha sonra da Glasgow Üniversitesi’nde felsefe dersleri verme olanağını buldu. Verdiği dersler doğal tanrıbilim, törebilim (etik), hukuk ve iktisat konularını içeriyordu.

1759’da Theory of Moral Sentiments (Ahlaki Duygular Kuramı) başlıklı bir yapıtında, ahlak öğretisini yayımladı. Bu kitap sayesinde, belli bir ün kazandı ve kıta Avrupa’sına giden bir soyluya eşlik etme çağrısı aldı. İlerde bir kamu görevine atanacağına ilişkin söz alma koşuluyla, bulunduğu kürsüden ayrılmayı kabul etti. Toulouse’da, Voltaire ile tanıştığı Cenevre’de ve 1764-1766 yılları arasında da Paris’ te yaşadı. Turgot ve Quesnay ile tanıştı.. İskoçya’ya döndükten sonra, 1776’da genellikle iktisadın kurucusu olarak değerlendirilmesine yol açan Milletlerin Zenginliği Üstüne (inquiry into the Nature and Causes of the Wealth of Nations) adlı en önemli yapıtını yayımladı. Ardından Londra’ya yerleşti, iki yıl sonra da Edinburg gümrük komiserliğine atandı. Yaşamının son yıllarını başka herhangi bir yapıt yayımlayamadan Edinburgh’da geçirdi.

SMİTH’İN İKTİSAT ALANINA KATKISI

Adam Smith’in iktisat alanına katkısı üç noktada özetlenebilir: Değer ve ücretlerin oluşması kuramı; gelirler kuramı; iktisadi büyüme sorunu. Smith, ulusların zenginleşmesinin kökeninde işbölümünün bulunduğu ve işbölümünün de bireylerde var olan değişim (mübadele) eğilimiyle açıklanabileceği ilkesinden yola çıktı, bu da değişebilir değer sorununu ortaya koymasına yol açtı: Smith, malların kullanım değeri ile değişim değeri arasında ayrımı yakalayabilen ilk iktisatçı oldu. Daha sonra da bir malın değişim değerini o malın üretilmesi için gereken emek miktarıyla ölçtü. Smith gelirler kuramında da bazı ayrımlar gerçekleştirdi: Ona göre, üretimle uğraşanların ücretleri, işçilerin yaşamlarını sürdürebilmeleri için zorunlu olan miktara denktir; sermayenin kazancı, emeğin yarattığı değer üstünden alınan bir paydır; rant, bir yandan ürünün bedeli, öte yandan da bu ürünü elde edebilmek için genellikle ödenmesi gereken ücretler ve kârların toplamıdır; üretken olmayan emekçilerin ücretleri de bir başka saptamayı oluşturmaktadır.

Smith, iktisadi büyümeyi sağlamak için değişim özgürlüğünün zorunluluğunu savundu ve hazır sermayenin, her zaman, iç pazar için üretim yapan kesimlere kolayca yatırılabileceğini ileri sürdü.

Smith’in iktisat alanında çok önemli etkileri olmuş, liberal öğretinin temelleri, onun anlaşılması kolay nitelikteki çalışmalarıyla atılmıştır. Bununla birlikte, Smith’in düşünce sistemi biraz karışık ve düzensizdir. Onun bu karışık düşünce sistemi, iktisadi etkinlikteki temel güdünün kişisel çıkar olduğu ve bütün kişisel çıkarların bir araya gelmesi halinde de toplumsal çıkarın kaynağını oluşturduğu görüşüne dayanır. Bir başka deyişle, liberalizm anlayışı bireycilik meline dayanır.

Bu arada, çok iyi bir gözlemci ve olgulara saygılı bir deneyimci (ampirist) olan Smith’in, yargılarında ve bulgularında ılımlı olduğunu da belirtmek gerekir. Özgürlük ve emek kavramları, XVIII. yy’ın iki büyük iktisat öğretisinden, güdümlü iktisadı savuna merkantilizm’e ve zenginliklerin tek kaynağını toprakta gören fizyokratlık’a ters düşen görüşlerinden kaynaklanır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , ,

Ünlü Bisikletçiler (Bisiklet Sporcuları) ve Hayatları

♦ARMSTRONG, Lance

18 Eylül 1971’de ABD’nin Texas eyaletinde doğdu, ilk defa 1992 Barselona Olimpiyatları’nda yer aldı. 1996’da akciğerleri ve beyninde ortaya çıkan kanseri yenmeyi başararak 1998 Dünya Şampiyonası’nda 4. olmuştur. Fransa Turu’nu 5 kez kazanmayı başarmıştır.

♦ANQUETIL, Jacques

1934 yılında doğdu. Ünlü Fransız bisikletçi, Fransa Turu’nu 5 kez kazanan ender sporculardan biridir. 2 kez de İtalya Turu’nu birincilikle bitiren sporcunun çeşitli şampiyonlukları bulunmaktadır. 1987’de öldü.

♦BORA, Mevlüt

1947 yılında Bulgaristan’da doğdu. 17 yaşında bisiklet sporuna başladı. 1966 Irak Turu’nda 10., Makedonya Turu’nda 9., 1971 Türkiye Turu’nda 7., Akdeniz Turu’nda 1. oldu. 1972’de de aynı yarışta 2.lik kazandı. Bölgeler arası yarışlarda 86 kez birincilik elde etti ve 12 kez millî oldu.

♦CAMBAZ, Kirkor

ilk profesyonel bisikletçilerimiz-dendir. 1936’daki Romanya Turu’nda iki etabı birinci, üç etabı da ikinci bitirdi. Paris Bisiklet Yarışı’nda 379 bisikletçi arasında 8. oldu. 1936’da Olimpiyat Oyunları’na katılan milli takımda yer aldı. 5400 km’lik Almanya Turu’na katıldı. Çeşitli etap birincilikleri aldı. Brezilya’da yapılan yarışlarda birinci oldu.

♦CAV, Cavit

1905 yılında Selanik’te doğdu. Şehirler Arası Bisiklet Turu’nu tamamlayan ilk bisikletçimizdir. Üç kez millî oldu. 1924 ve 1928 olimpiyatlarına katıldı. Cavit Cav bu yıllarda İstanbul’da düzenlenen tüm sürat ve mukavemet yarışlarını kazandı.

♦CEYLAN, Hasan

1921’de İstanbul’da doğdu. Türk bisikletinin önde gelen isimlerindendir. Aktif spor hayatından sonra yöneticilik ve hakemlik yaptı. 1979 yılında öldü.

♦COPPI, Fausto

1919’da İtalya’da doğdu. İtalya Turu’nu 5 kez, Fransa Turu’nu 2 kez, Lombardiya Turu’nu 5 kez, Milano-San Remo Turu’nu 3 kez ve dünya şampiyonluğunu bir kez kazandı. 1960’ta öldü.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

Türk İslam Bilginleri ve Çalıştıkları Alanlar (Resimli)

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , , ,

Ambrosius Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Ambrosius; (d. y. 339, Augusta Tre-verorum, Belgica, Galya – ö. 397, Milano; yortu günü 7 Aralık), Milano piskoposudur. Kitabı Mukaddes araştırmacısı ve ortaçağın kilise-devlet ilişkileri anlayışının kaynağı olan görüşlerin öncüsü. Edebi yapıtları Latince söz sanatlarının başyapıtları olarak kabul edilmiş, ilahileriyle müzik tarihine de geçmiştir. Ambrosius aynı zamanda, büyük ilahiyatçı Aziz Augustinus’a Hristiyanlığı kabul ettirmesi, onu vaftiz etmesi ve kilisenin Roma İmparatorluğu’nun yıkıntıları üzerinde yükseldiği doğrultusundaki görüşüyle de tanınır.

İlk dönemi. Ambrosius, Galya genel valisinin ikinci oğlu olarak Augusta Treverorum’da (Trier) doğdu. Kısa bir süre sonra babası ölünce, Ambrosius Roma’da din adamlarının sık sık uğradığı bir sarayda yetişti. Yaklaşık 370’te Aemilia-Liguria valiliğine atandı ve Milano’da oturmaya başladı; 374’te de kent halkı tarafından piskopos ilan edildi.

Halkın sevdiği bir yabancı olan Ambrosius, seçilmesinin bir tartışmaya yol açmayacağı düşünülerek bu göreve getirilmiş, vaftiz edilmemiş sıradan bir insanken, sekiz günde piskoposluğa yükselmişti. Nüfuzlu çevrelerle sıkı ilişkileri olan, ama gösterişsiz bir senatörler ailesinden gelen Ambrosius, eyalet yöneticisi olarak önemsenmese bile, Milano piskoposu olarak çağının kültürel ve siyasal yaşamına egemen olmayı başardı.

Kilise yöneticiliği. Milano’da sık sık toplanan imparatorluk divanı ile karşı karşıya geldiğinde, Ambrosius Romalı senatörlerin ayrıcalıklılığını savunan cumhuriyetçi bir anlayış ile halkın gönlünü okşama becerikliliğini birleştiren bir dirayet sergiledi. Roma senatosundaki pagan üyelerin 384’te dinsel hoşgörü isteğiyle açtıkları bir davayı geri çevirtmeyi başardı. 385-386’da Ariusçu heretiklerin kullanmak için istedikleri bir kiliseyi onlara vermeyi reddetti. 388’de bir Yahudi havrasını yakan piskoposu cezalandırdığı için İmparator Theodosius’u kınadı. 390’da Selanik’te çıkan bir karışıklığı halkı kılıçtan geçirerek cezalandıran Theodosius’a, halkın önünde tövbe cezası verdi. Trier’de zorla tahta oturan Maximus’a 383 ve 386’da yaptığı resmi ziyaretlerden de anlaşıldığı gibi, Ambrosius’un sadık bir diplomat olması ve yeteneği, bir eşi görülmemiş çıkışlarının hoş görülmesini sağlıyordu. Mektuplarında ve imparator II. Valentinianus ile İmparator Theodosius’un cenaze törenlerinde yaptığı konuşmalarında (De obitu Valentiniani consolatio; 392 ve De obitu Theodosii; 395) Hristiyan bir imparatorun, kilisenin bir oğlu olduğunu, İsa’nın buyrukları doğrultusunda hizmet verdiğini, dolayısıyla da piskoposların öğüt ve eleştirilerine uymak zorunda bulunduğunu savunan ortaçağ anlayışını geliştirdi.

Edebiyat ve müzik alanındaki başarıları. Ambrosius’un imparatorlarla ilişkileri, İtalya’nın kilise dışı yönetici sınıfı içindeki etkili konumunun yalnızca bir bölümüdür. Özellikle Philon, Origenes, Kaisareialı (Kayseri) Aziz Basileios ve pagan Yeni-Platoncu Plotinos’un yapıtları başta olmak üzere Ambrosius, çağındaki Hristiyan ve pagan Yunan öğretilerinin pek çoğunu özümledi. Bu öğretileri gerek Kitabı Mukaddes’i yorumlayan vaazlarında, gerek Eski Ahit’in tinsel anlamını bilgece felsefe simgeleriyle savunduğu Heksâemeron’da (Yaratılışın Altı Günü Üzerine), gerekse Yeni-Platoncu mistik dildeki derin bilgisini ortaya koyan De Isaac et anima (İshak ve Ruh Üzerine) ve De bono mortis (Ölümün Erdemi Üzerine) gibi patrikler üstüne hazırladığı vaazlarında kullandı. Tarihleri kesin olarak belirlenemeyen bu vaazlar Ambrosius’un başlıca yapıdandır ve Batı’da bugün de Yunan felsefesi ve ilahiyatı öğrencileri için vazgeçilmez kaynaklar sayılır. Ambrosius, bu tür vaazlarla, sonradan Kuzey Afrika’da Hippo piskoposu olan Augustinus’un Hristiyanlığı kabul etmesini ve kendisi gibi değerli bir ilahiyat öğretmeni olarak saygı görmesini sağladı. 384’te şüpheci bir retorik öğretmeni olarak Milano’ya giden Augustinus, 388’de, Ambrosius tarafından vaftiz edilmiş olarak buradan ayrıldı. Ambrosius’un Katolik Yeni-Platonculuğu Augustinus’u derinden etkilemiş, sonunda Hristiyan ilahiyatını değiştirecek olan felsefi temeli oluşturmuştur.

Ambrosius’un aydın Latinlere tanıttığı, kusursuz bir klasik dönem Hristiyanlığıydı. Din adamlarının ahlaki yükümlülükleri üzerine De officiis ministrorum (386; Papazların Görevleri Üzerine) adlı yapıtında Cicero’nun De officiis’ini (Görevler Üzerine) örnek almıştı. Hristiyanlaşan aristokratların davranışlarında kendilerine Romalı kahramanları değil, Eski Ahit ermişlerini örnek almaları için çalıştı. Bir zamanlar bir Roma valisi olarak yönettiği Kuzey İtalya kentlerinde bu aristokrat Hristiyanlığı, yazdığı mektuplar, gerçekleştirdiği ziyaretler- ve yaptığı atamalarla güçlendirdi.

Ambrosius, Milano’da Doğu müziğinin yeni melodilerini tanıttı ve “Aeterne rerum Conditor” (Toprağın ve Gökyüzünün Kurucusu) ve “Deus Creator omnium” (Her Şeyi Yaratan Ulu Tanrı) gibi ilahilerle halkı adeta büyüledi. Vaftiz adaylarını eğitmek için hiçbir çabadan kaçınmadı. Vaazlarında, özellikle De Nabuthe’de (Nabot Üzerine) toplumsal haksızlıkları kınadı ve hüküm giymiş birçok kişinin bağışlanmasını sağladı. Katı bir çileciliği savundu; bekâretin en üstün erdem olduğunu ısrarla belirttiği için, soylu aileler evlilik çağındaki kızlarını onun vaazlarına göndermek istemezlerdi.

Değerlendirme ve yorumlar. Ambrosius’un ününe ölümünden sonra da hiç gölge düşmedi. Augustinus’a göre o, örnek bir piskopostu, Milano diyakozu Paulinus, Augustinus’un özendirmesiyle, 412’de Ambrosius’un bir biyografisini yazdı. Augustinus’un muhalifi Pelagius’a göre ise Ambrosius “Latin söz sanatlarının çiçeği” idi. Vaazlarından Expositio evangelii secundum Lucam (390; Luka’ya Göre incil’in Açıklaması) elden ele dolaşmıştı.

Buna karşılık Ambrosius’un iki yüzlü tanrı Janus gibi bir kişiliği vardı. İsteklerini imparatora kabul ettirir, ama hiçbir zaman kendini, kilisenin devlete egemen olduğu bir rejimin öncüsü olarak görmezdi. Çünkü davranışlarına, Ariusçu saraylıların Milano’da Katolikliğin kökünü kazıyacağı ve putperest soylu grupların Hristiyanlığı bir gün karanlığa gömeceği yönündeki geleneksel korku yön verirdi. Bilgiye yaklaşırken yararlandığı yöntemin de aynı biçimde modası geçmişti. Dinsizlerle heretiklerin “dine karşı bu saygısızlıklarını felsefe fıçısında boyadıklarını” söylemişti. Oysa vaazları, çok belirgin biçimde, Plotinos’un putperest gizemciliğinin izlerini taşırdı. Milano’da S. Ambrogio Kilisesi’nin S. Satiro Şapeli’nde bulunan, onunla az çok çağdaş bir sanatçının elinden çıkmış mozaikte Ambrosius tam kendi istediği biçimde görünür: Elindeki Kitabı Mukaddes’i sıkıca kavramış gösterişsiz bir Hristiyan piskoposu. Ama onun piskoposluk görevlerini yerine getirme biçimi, Katolik Kilisesi’nin Roma İmparatorluğu’nun yıkıntıları üstünde “büyüyen bir ay gibi” yükselmesini sağlayacaktır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , , ,

Naim Süleymanoğlu Hayatı

Naim SüleymanoğluNaim Süleymanoğlu; haltercidir (d. Mestanlı/Bulgaristan 1967 – ö. 18 Kasım 2017).

Haltere 1977’de Bulgaristan’da başladı. 15 yaşındayken, Brezilya’da yapılan Dünya Gençler Halter Şampiyonası’nda 52 kilo şampiyonu olurken iki altın madalya kazandı. 16 yaşındayken, yine 52 kiloda ilk dünya rekorunu kırarak dünya şampiyonu oldu. Halter tarihinin en genç dünya rekortmeni ve şampiyonu unvanını kazandı. Naim Süleymanov adıyla ünlendi. Daha sonra, Bulgarların Türklere yaptıkları büyük baskı sonucu adı değiştirildi ve Naum Şalamanov adıyla spor yaşamını sürdürdü. 1986’da Avustralya’da yapılan Dünya Halter Şampiyonası sırasında Sydney’ deki Türkiye Büyükelçiliği’ne sığınarak anavatanı Türkiye’ye geldi. 1983-1986 arasında gençlerde 13, büyüklerde 50 dünya rekoru kıran ve yine bu tarihler arasındaki katıldığı tüm Dünya ve Avrupa şampiyonalarında 52, 56, 60 kilolarda şampiyon oldu. 1988 Avrupa Halter Şampiyonası’na Türkiye adına ve Ay-Yıldızlı mayo altında katıldı. Bu şampiyonada üç altın madalya kazanırken 60 kg koparmada 150 kg ile bir de dünya rekoru kırdı. Bu, Türkiye’nin spor alanlarında kazandığı ilk Dünya Rekoru olması açısından ayrı bir önem ve değer taşıdı. 1984, 1985 ve 1986’da Uluslararası Halter Federasyonu’nca, Dünyada Yılın Haltercisi, 1987’de Türkiye’de Yılın Sporcusu seçildi. 1988 Seul Olimpiyatlan’nda 60 kg koparma (145 kg, 150.5, 152 kg), silkme (175 kg, 188.5, 190 kg), toplamda (320 kg, 339 kg, 342.5 kg) peş peşe 9 dünya, 6 olimpiyat rekoru kırarak erişilmesi güç bir başarı elde etti. Türkiye’ye olimpiyatlar tarihinde, güreş dışmda ilk altın madalya kazandıran sporcu oldu. Türkiye’ye dönüşünde büyük törenlerle karşılandı, çeşitli kuruluş ve kişilerce ödüllendirildi. Türk Hükümeti’nin girişleriyle, Bulgaristan’ da kalan ailesi de, Ekim 1988’de Türkiye’ye getirildi.

Naim Süleymanoğlu siroz teşhisinden sonra karaciğer nakli geçirmiştir. 11 Kasım 2017 tarihinde geçirdiği beyin kanamasından sonra yoğun bakıma kaldırıldı ve 18 Kasım 2017 de vefat etti.

Naim Süleymanoğlu’nun 1988’de elinde bulunan Dünya Rekorları: 56 kg toplamda 300 kg (1984), 60 kg koparmada 150 kg (1988), 60 kilo silkmede 188 kg (1986), 60 kilo toplamda 335 kg (1986), 56 kg silkmede 170.5 kg (1984), 56 kg toplamda 300 kg (1984), 60 kg koparmada 148 kg (1986), 60 kilo toplamda 335 kg (1986), 60 kg silkmede 190 kg (1988), 60 kg koparmada 152.5 kg bu başarılarını 1989’da Atina’da düzenlenen Dünya ve Avrupa halter şampiyonalarında, 60 kg’de koparma (145 kg), silkme (172.5 kg), toplamda (317.5 kg) 6 altın madalya kazanarak, sürdürdü. Belindeki sakatlığın geçmemesi üzerine, halteri bıraktığını açıkladıysa da, daha sonra 1991 Akdeniz Oyunları’na katılacağını duyurdu. 1992 Avrupa Halter Şampiyonasında (22-23 Nisan) 1 altın, 2 gümüş madalya aldı. 1992 Barcelona Olimpiyatlarında 60 kg’da koparmada 142.5 kg, silkmede 177.5 kg, toplamda 320 kg kaldırarak altın madalya sahibi oldu. 1996 Seul Olimpiyat Oyunlarında 3 altın madalya daha alarak üç kez arka arkaya dünya şampiyonluğunu kazanan tek halterci ünvanına sahip oldu.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,

Atletizmde Dünyaca Ünlü Sporcular

ABEYLEGESSE, Elvan

1982 doğumlu sporcu 1999 yılında 3000 ve 5000 metrelerde Türkiye rekorları kırdı. 2000 yılında 1500 ve 3000 metrelerde Balkan gençler şampiyonu oldu. Avrupa Kros Şampiyonası’nda 2002’de 2., 2003’te 1. oldu. Elvan, Avrupa Gençler Şampiyonası 5000 ve 3000 metrelerde 1., Avrupa 23 Yaş Altı Şampiyonası’nda 5000 m’de 1., Dünya Şampiyonası’nda 5000 m’de 5. oldu. Haziran 2004’te Norveç’in Bergen kentinde yapılan Altın Lig Atletizm Yarışlarında 5000 m’de 14.24.68 koşarak dünya rekoru kırdı.

ABRAHAMS, Harold Maurice

1899’da doğdu. 1924’teki Paris Olimpiyatları’nda 100 metre yarışını kazanarak olimpiyat tarihine 100 metreyi kazanan ilk Avrupalı atlet olarak geçti, ingiliz sprinter 1925’te atletizmi bıraktı. 1978 yılında öldü.

ACARBAY, Doğan

1927’de Tekirdağ’da doğan Acarbay, 16 yaşında Haydarpaşa Lisesinde okurken atletizme başladı. Çeşitli dallarda rekorlar kırdı. 1947’de Atina’da yapılan Doğu Akdeniz Şampiyonası’nda Türk millî takımının birinci olmasında büyük rolü vardır. 1950 yılında Dublin’de yapılan atletizm yarışmalarında, 400 metre engellide tüm atletleri geçerek birincilik kürsüsüne çıktı.

AKBAŞ, Gül Çıray

1939 yılında Vidin’de doğdu. Atletizme 16 yaşında başladı. Millî takıma seçildi. 1958 ve 1960 yıllarında 800 metrede, 1959,1960 ve 1962 yıllarında 2000 m kır koşusunda Balkan şampiyonu oldu. 47 Türkiye rekoru kırdı. Atletizm millî takımında antrenörlük yaptı.

AKÇAY, İsmail

1942’de Balıkesir’de doğdu. Bir süre kros koştuktan sonra branşı olan maratona geçti. 1966 Sarjevo’da yapılan Balkan Şampiyonası’nda maraton birincisi oldu. 1967 yılında Las Vegas’ta, Akdeniz Oyunları’nda ve Balkan Şampiyonası’nda maratonda ikincilikler elde etti. 1968’de Meksika Olimpiyatları’nda ve aynı yıl Tokyo Maratonu’nda dördüncü oldu. 1969’da Las Vegas’taki dünya Maraton Şampiyonası’nda ikinci, 1969’da Balkan Şampiyonası’nda üçüncü, 1971’de Balkan Şampiyonu, aynı yıl Akdeniz Oyunları üçüncüsü, 1972 ve 1973’te de iki kez Balkan ikincisi oldu.

AKSU, Semra

1962’de İzmir’de doğdu. 1984 Los Angeles, 1988 Seul Olimpiyatları’na, 1983 Kazablanka, 1987 Lazkiye Akdeniz Oyunları’na katıldı. 100, 200 m ve 100, 400 m engelli koşularda yüze yakın Türkiye rekoru kırdı ve 235 kez millî oldu.

AKTAŞ, Hüseyin

1941’de Erzincan’da doğdu. 1963’te Atina Maratonu’ndan sonra Balkan karmasına seçildi. Çeşitli Türkiye birinciliklerinin yanında 1963’te Akdeniz Oyunları üçüncülüğünü, 1971’de de ikinciliğini kazandı. 1966, 1968, 1969 ve 1971 yıllarında Balkan ikincisi, 1970, 1972 ve 1973’te de Balkan birincisi oldu. 1973 ve 1974 yıllarında Uluslar Arası Ankara 19 Mayıs Maratonu’nu kazandı.

AKTAŞ, Serap

1971’de doğdu. 1993’te 3, 1994’te 10 Türkiye rekoru kırdı. 1994 Balkan Şampiyonası’nda gümüş madalya kazandı. Avrasya Maratonu’nu birinci bitirerek bu dalda uluslar arası başarı kazanan ilk bayan atlet oldu. 1995 Londra Maratonu’nda 2.36.32’lik derecesiyle Türkiye rekorunu da kırarak 11. oldu.

ALTUN, Ahmet

1958’de Ankara’da doğdu. 17 yaşında atletizme başladı. 1983′ te Akdeniz Oyunları’nda ikinci, aynı yıl Frankfurt Maratonu’nda birinci oldu. 1987’de Akdeniz Oyunları ikinciliği ve Münih Maratonu birinciliği, 1989 yılında ise Balkan birinciliği elde etti.

APAK, Eşref

1982’de Ankara’da doğdu. Çekiç atma yıldızlar ve gençler kategorilerinde Türkiye rekorları sahibidir. Balkan Gençler Şampiyonası’nda 1999’da 2., 2000’de 1. oldu. 2000 Dünya Gençler şampiyonluğunu kazandı. Apak, 2002 yılında Avrupa Milletler Kupası’nda birinciliğe ulaştı. Atina 2004’te bronz madalya elde etti.

AOUITA, Said

1960’da Fas’ta doğdu. 1984 Los Angeles Olimpiyatları’nda 5000 metrede olimpiyat rekoru kırarak altın madalya aldı. 1983 Dünya Şampiyonası’nda 1500 metrede 3.lük kazanırken, 1988’de aynı mesafede dünya rekoru kırdı. 1985’te 1500 metrede dünya rekoru kırdı. 1987’de 5000 metrede dünya şampiyonu oldu.

ASHFORD, Evelyn

1957’de ABD’de doğdu. 1984 Los Angeles Olimpiyatları’nda 100 metrede rekor kırarak şampiyon oldu. 4×100 metre bayrak yarışında şampiyon olan Amerikan takımında yer aldı. 1983 ve 1984’te, 100 metrede dünya rekorları kırdı. Seul Olimpiyatları’nda bayrak yarışında birinci olan ABD takımında yer aldı ve 100 metrede üçüncü oldu.

AVİLOV, Nikolai

1948’de doğdu. Sovyet dekatloncu, 1972 Münih Olimpiyatları’nda dünya ve olimpiyat rekoru kırarak şampiyon oldu. 1976 Montreal Olimpiyatları’nda 3. oldu.

AY, Ekrem

1964’te doğdu. Gülle atmada 1988-93 yılları arasında, son rekoru 18.27 de dâhil olmak üzere 10 kez Türkiye rekoru kırdı.

AYAYDIN, Murat

1965 yılında Balıkesir’de doğdu. 1978’de atletizme başladı. Yüksek, uzun ve üç adım atlama branşlarında Türkiye rekorları kırdı. Akdeniz Oyunları dördüncüsü, Balkan şampiyonu ve Avrupa Uluslar Kupası şampiyonu oldu. Atletizm otoriteleri tarafından övgüyle anılan Ayaydın’ın boyu (1.70 cm) ile yüksek atlamada geçtiği yükseklik arasındaki (2.18 cm) fark göz önüne alındığında performansının yüksekliği konusunda kriter elde edilebilir.

AYAZ, Necdet

1958 yılında Elazığ’da doğdu. 1977’de 5 bin m’de Balkan üçüncüsü, 1978’de 10 bin m’de Balkan ikincisi olurken, krosta Balkan üçüncülüğü kazandı. 1986’da 10 bin m’de Balkan şampiyonu, 5 bin m’de de Balkan ikincisi oldu.

AYBAR, Mehmet Ali

1908’de doğdu. 1928’de üç kez 200 metrede Türkiye rekoru kırdı. 1931 Balkan Oyunları’nda 200 metre Türkiye rekorunu kırarak 2. oldu. Balkan şampiyonluğunu kazanan 4×100 m bayrak takımında yer aldı. 1936’da aktif sporu bırakarak politikaya atıldı. 1995 yılında vefat etti.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , ,

Basketbolun Ünlü Oyuncuları ve Hayatları

ABDÜLCABBAR, Karem

1947 yılında New York’ta doğdu. Basketbola Power Memorial High School’da başladı. 1969’da başlayıp 1989’da sona eren profesyonel basketbol yaşamı boyunca biri Milwaukee Bucks’la, beşi de Los Angeles Lakers’la olmak üzere altı şampiyonluk yaşadı. 2.18 m boyundaki basketbolcu altı kez NBA’in en değerli oyuncusu seçildi. Kendine özgü çengel atışıyla (skyhole) basketbola yeni bir tarz getirdi. Amerikan Profesyonel Ligi NBA’de bütün zamanların en çok sayı yapan oyuncusu unvanına sahiptir.

AKAGÜN, Faruk

1949 yılında istanbul’da doğdu. 1963 yılında Modaspor’da basketbola başladı. Kadıköy ve PTT Spor’da oynadı. 1970’te basketbolu bıraktı. Kadıköyspor’u, Altınyurt’u, Fenerbahçe’yi ve Efes Pilsen’i çalıştırdı. 1980 yılında 6 ay İsviçre’de seminerlere katılarak basketbol öğreticiliğini pekiştirdi. Daha sonra Taçspor, Eczacıbaşı ve Galatasaray olmak üzere çeşitli kulüplerde antrenörlük görevi yaptı. 1978-79 sezonunda Efes Pilsen’i, 1989-90 sezonunda Galatasaray’ı 1. Lig Şampiyonu yaptı. Ayrıca Akagün’ün yayımlanmış “Basketbol” isimli bir kitabı vardır.

ALP, Hüseyin

1935 yılında Sivas’ın Kangal ilçesinde doğdu. Teknik Üniversite ve Altınordu’da basketbol oynadı. Türkiye’nin ve Avrupa’nın en uzun sporcularından birisiydi (2.15 m). 73 kez milli takımda oynadı. 1983 yılında öldü.

ANADOL, Ertan

1932’de İstanbul’da doğdu. 25 yıl sahalarımızda hakemlik yaptı. FIBA kokartı aldı ve 70’in üzerinde uluslar arası maç yönetti. MHK üyeliğinde bulundu.

ATAKOL, Turgut

1915’te İstanbul’da doğdu. 1958 ve 1964 yılları arasında Basketbol Federasyonu Başkanlığı yaptı. Basketbol hakemi olarak 79 millî maç yönetti ve uluslar arası ün elde etti. FIBA’da teknik komite üyeliğinde bulundu. Bu dönemde yazdığı “Basketbol Hakem Tekniği” isimli kitabı FIBA tarafından dünya basketbol hakemleri için rehber kitap olarak kabul edildi. 1971 yılında İzmir’deki 6. Akdeniz Oyunları’nın kısa bir sürede organizasyonunu sağladı. TMOK başkanlığı görevinde bulundu. Türk Spor Vakfı’nın da kurucusu olan Atakol 1988 yılında vefat etti.

ATAMAN, Ergin

1966 yılında İstanbul’da doğdu. 1997’de Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı kazanan ve Türkiye Ligi’nde final oynayan Türk Telekom’un başantrenörüydü. Daha sonra tecrübe kazanmak için bir yıl ABD’de kaldı. Türkiye’ye döndüğünde önce Karşıyaka’yı, sonra aynı yıl Eurolig’de dörtlü finale kalan ve 3. olan Efes Pilsen’i çalıştırdı. 2001-2002 sezonunda çalıştırdığı Montepaschi di Siena’ya Saporta Kupası’nı kazandırdı ve dörtlü finale taşıdı. 2003’te Ülkerspor’un başına geçti.

ARIBOĞAN, Lütfi

1961 yılında Adana’da doğdu. Çukobirlik, Ankara DSİ, Efes Pilsen ve Ülker takımlarında oynadı. Hırslı basketboluyla dikkat çeken ve 1.98 m boyundaki Arıboğan 75 kez milli oldu. Daha sonra Ülkerspor’da menajer olarak çalıştı.

AYDAN, Efe

1955’te Ankara’da doğdu. Basketbola 16 yaşında Galatasaray’da başladı. Eczacıbaşı, Efes Pilsen, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Tofaş takımlarında oynadı. Basketbol yaşamı boyunca 6 kez Türkiye şampiyonluğu, 2 kez Balkan şampiyonluğu, 1 kez İslâm Oyunları şampiyonluğu, 1 kez Akdeniz Oyunları ikinciliği ile Avrupa Gençler Turnuvası’nda ikincilik yaşadı. 1981 yılında Avrupa karmasına seçildi ve böylece ancak Avrupa’nın en seçkin basketbolcularının katılabildiği karmada yer alan ilk Türk basketbolcu oldu. Aydan, bu arada Juventus takımına karşı oynayan karmada başarılı oyunuyla dikkatleri çekti. Aydan, Türk milli basketbol takımında en fazla oynayan (217) ve en fazla (89 kez) kaptanlık yapan sporcu unvanına sahiptir.

AYDIN, Volkan

1969 yılında İstanbul’da doğdu. Basketbola Efes Pilsen’de başladı. 1.98 cm boyundaki ünlü basketbolcu defalarca yıldız milli ve A millî basketbol takımının formasını giydi. Efes Pilsen’in 1993-94 Avrupa kupalarındaki başarılarında pay sahibi oldu.

BARAS, Ferhan

1942 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Fenerbahçe’nin ve Türk basketbolünün yıldızlarından biri olarak tanındı. A millî takımın değişmez oyuncuları arasında yer aldı. Kırk dört kez milli oldu.

BAROKAS, Avram

1925 yılında İstanbul’da doğdu. A milli takımda 25 kez oynadı, ilk basketbolculardan ve uluslararası alanda oynayan öncü oyunculardandır.

BATURALP, Mehmet

1936 yılında İstanbul’da doğdu. Fenerbahçe’de yetişti ve parladı. Milli takımda 72 kez yer aldı ve 16 kez milli takım kaptanlığı yaptı. Basketbolü bıraktıktan sonra antrenörlüğe başladı. İTÜ, Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray ve ayrıca milli takımda antrenörlük yaparak bu takımların başarısında pay sahibi oldu.

BELOV, Aleksandr

1951 yılında doğdu. Münih Olimpiyatları’nda şampiyon olan Sovyetler Birliği takımının aslarındandı. 1978 yılında öldü.

BELOV, Sergei

1944 yılında doğdu. Münih Olimpiyatları’nda birinci, Meksika, Montreal ve Moskova olimpiyatlarında üçüncü olan SSCB basketbol takımının en önemli oyuncularındandı. Üç kez Avrupa ve iki kez dünya şampiyonu olan takımda görev yaptı.

BEŞOK, Hüseyin

1975’te İzmir’de doğdu. Basketbol hayatına Manisa Vestel’de başladı. Sonra Karşıyaka’ya transfer oldu. A takıma çıktığı sene 1. ligde oynadığı maçlarda iyi performans göstererek Efes Pilsen’in dikkatini çekti ve transfer oldu. Daha sonra da İsrail’in Maccabi Tel Aviv takımına transfer oldu. 133 kez milli forma giydi.

BIRD, Larry

1956 yılında doğdu. Indiana State Üniversitesinde öğrenimini yaptı. Okulunun Amerikan Kolejler Ligi (NCAA)’nde final oynamasında en büyük rolü oynadı. Boston Celtios formasıyla profesyonel olduğu 1979’dan sonra üç NBA şampiyonluğu yaşadı, defalarca final oynadı, 2 kez NBA’in en değerli oyuncusu seçildi. 2.02 m boyu ve oldukça ağır görünümüne rağmen hırsı ve mükemmel şut yüzdesi ile her zaman dikkatleri üzerinde topladı.

BUDANUR, Hüdai

1936’da İstanbul’da doğdu. Basketbola Darüşşafaka’da başlayıp Beşiktaş’a geçti. 1957’de 110-56 biten Beşiktaş-İstanbul Karagücü maçında, Beşiktaş’ın tüm sayılarını atarak, erişilmesi güç bir rekora ulaştı. 1958’de basketbolü Darüşşafaka’da bıraktı.

BÜYÜKAYCAN, Ünal

1937’de İzmir’de doğdu. Basketbola Karşıyaka Kulübü’nde başladı. Daha sonra Galatasaray’a geçti. Buradan da Belçika’nın Standart Liege takımına transfer oldu. Dönüşünde Beşiktaş’a geçti ve takımının 2. ligden 1. lige çıkmasında büyük rol oynadı. 54 kez milli formayı giydi. Eczacıbaşı basketbol takımında antrenörlük, Beşiktaş takımında ise antrenörlük ve menajerlik yaptı.

CHAMBERLAIN, Wilt

1936 yılında doğdu. 7 yıl üst üste NBA sayı kralı olmuş ve üç yıl, arka arkaya da “en değerli oyuncu” unvanını almıştır.

DAĞLI, Halil

1943 yılında Konya’da doğdu. Fenerbahçe’de parladı. Altınordu ve Kolej takımlarında oynadı. En uzun süre basketbol oynayan oyuncu olarak tanındı. 50 kez milli takımda yer aldı.

DEMİREL, Turgay

1957 yılında İstanbul’da doğdu. Basketbola 1972 yılında Galatasaray’da başladı. 1979-83 yıllarında İstanbul Bankası Yenişehir forması giydi. Daha sonra yeniden Galatasaray’a transfer oldu. 1.93 m boyunda olan Demirel, 1988’de basketbolü bıraktı. 41 kez yıldız genç ve A millî takım formasını giydi. 1992 yılında Basketbol Federasyonu başkanlığına getirildi. 1994 yılında FIBA yönetim kuruluna seçildi.

DİDİN, Murat

1955’te Erzurum’da doğdu. Basketbola 1968 yılında başladı. 1969 yılından itibaren de çalıştırıcılık yaptı. Yıldız takımındayken minikleri çalıştırdı, İstanbul Bankası Yenişehir, Galatasaray ve Fenerbahçe başta olmak üzere çeşitli kulüplerde teknik sorumlu olarak görev yaptı.

DİNÇER, Altan

1932 yılında İstanbul’da doğdu. Basketbola Vefa Lisesinde başladı. Fenerbahçe ve Modaspor’la devam etti. “Yenilmez Armada” lâkaplı Galatasaray’ı yenen Fenerbahçe kadrosunda yer aldı. 13 kez milli Takım kaptanlığı yaptı ve 64 kez milli oldu.Daha sonra Hürgün Gazetesi’nde basketbol yazarlığı da yapan Dinçer, Türk basketbolünün önemli basketbolcu ve yöneticilerindendir.

DİNÇER, Kemal

1963 yılında İstanbul’da doğdu. BÜ Siyasal Bilgiler Fakültesini bitirdi. Basketbola 1978 yılında Eczacıbaşı’nda başladı. 1982 yılında geçtiği Fenerbahçe’den sonra sırasıyla Paşabahçe, Sümerbank, Çukurova ve tekrar Fenerbahçe’de oynadı. 1992-93 sezonunda aktif sporculuğu bıraktı. Sporculuk döneminde 2 kez lig şampiyonluğu ve 2 kez de Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı kazandı. Oyunculuktan sonra Fenerbahçe’de menajer olarak basketbola hizmet etmeyi sürdürdü.

DÖĞÜŞKEN, Mehmet

1956’da doğdu. Basketbola lisede başladı. 2.04 m boyuyla Eczacıbaşı ve Efes Pilsen’in şampiyonluklarında rol oynadı. 147 kez milli formayı giydi. 1981 yılında Balkan şampiyonu olan, Avrupa Şampiyonası’nda ikinci olan ve 1982’de Balkan ikinciliğini kazanan milli takımın değişmez oyuncularındandı. Kara Mehmet lâkabıyla tanındı. Aktif spor yaşamını noktaladıktan sonra Çukurova Kulübü’nde yönetici olarak görev yaptı.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Celal Atik Kimdir

Celal AtikCelal Atik; Güreşçidir (Yozgat 1918-Ankara 1979). Güreşe, köyünde karakucakla başladı. 1936’da Ankara’da askerliğini yaparken mindere çıktı. Ertesi yıl 67 kg’da Türkiye şampiyonluğunu kazanarak Güreş Milli Takımı’na seçildi. Hem serbest, hem greko-romen dalda teknik bir güreşçi olarak kendini kabul ettirdi. Uzun yıllar güreştiği sıkletin Türkiye birinciliğini ve 1937-1952 arasında Güreş Milli Takımı’ndaki yerini korudu. 1946’da Avrupa (57 kg) 1948’de Olimpiyat (67 kg), 1949’da Avrupa (73 kg), 1951’de Dünya (73 kg) serbest güreş şampiyonluklarını kazandı. Greko-romen dalındaysa 1940 Balkan (72 kg), 1947 Avrupa (67 kg), 1950’de dünya greko-romen ikincisi oldu. Güreş Milli Takımı’nı çalıştırdı; birçok güreşçi yetiştirdi.

Celal Atik; (d. 1918, Boğazlıyan, Yozgat -ö. 27 Nisan 1979, Ankara), Türk güreşçidir. Serbest ve grekoromen stillerde başarılı güreşler çıkarmıştır.

Güreşe köyünde karakucakla başladı. Askerliği sırasında Ankara’da mindere çıktı (1936) ve tekniğiyle dikkati çekti. Ertesi yıl sıkletinde (67 kg) Türkiye birincisi olarak milli takıma girdi. İki stilde de başarılı oldu. Serbest stilde 1946 Avrupa (67 kg), 1948 Olimpiyat (67 kg), 1949 Avrupa (73 kg) ve 1951 Dünya (73 kg) şampiyonluklarını kazandı. Grekoromen stilde ise 1940 Balkan (72 kg) ikincisi, 1947 Avrupa (67 kg) üçüncüsü ve 1950 Dünya (73 kg) ikincisi oldu. 1951’de güreşi bıraktıktan sonra, çeşitli kulüplerde antrenör olarak çalıştı. 1956’da Türk milli güreş takımı çalıştırıcılığına getirildi, uzun süre bu görevde kaldı.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , , ,

Max Planck Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında (Kısaca)

Karl Max Ernst Ludwig Planck, 1858’de Kiel’de doğdu ve İkinci Dünya Savaşı’nın sona erişinden kısa bir süre sonra, 1947’de öldü; Prusya’nın Alman birliğini gerçekleştirmesine ve Hitler’in «bin yıllık Reich»ı yıkıma ve yabancı işgaline uğratmasına tanıklık etti. 1885’te, Kiel’de kuramsal fizik profesörü oldu, daha sonra, 1889’dan itibaren bu görevini Berlin’de sürdürdü. 1918’de Nobel Fizik Ödülü’nü aldı. Berlin Bilimler Akademisi’nin 1912’den 1943’e kadar daimi üyesi oldu ve bugün Max Planck Enstitüsü adını taşıyan Kaiser Wilhelm Enstitüsü’nün başkanlığını yürüttü.
Max Planck
ETKİ KUVANTUMU (PLANCK SABİTİ)

XX. yy’ın başında, modem fiziğin iki temel kuramının esas olarak geliştirildiği yer Almanya’dır. Bu kuramlar, kuvantum kuramı (1900-1927) ve görelilik kuramıdır (özel görelilik 1905’te, genel görelilik 1916′ da). İkinci kuram, bir tek adamın, Albert Einstein’m eseridir denebilir; ama, XIX. yy’ın sonundaki klasik kuramlarla karşılaştırıldığında, görelilik kuramı kadar devrimci olan kuvantum kuramı, yirmi beş yıldan uzunca bir sürede birçok fizikçinin yaptığı araştırmalar sonucunda ortaya çıkmış bir kuramdır. Bu fizikçiler arasında, kuvantum fiziğinin inşasında ve felsefi yorumunda en önemli rol oynayan kişi, kuşkusuz Niels Bohr’dur. Ancak, 1900’de, «etki kuvan- tumu» adı da verilen Planck sabiti h ile kuvantalaşma (nicelikselleştirme) hipotezini ilk kez ortaya koyan Max Planck’tır. Fiziğin bu yeni evrensel sabiti h, klasik kuramlar tarafından betimlenebilen makroskobik süreçlere karşıt olarak, kuvantal süreçleri nitelemektedir.

Bundan başka, Max Planck, özel görelilik kuramının önemini derhal anlayan ve Einstein’ı, her düzeydeki saldırılara karşı koruyan ender fizikçilerden biridir. Bununla birlikte, Planck, her iki durumda da kendine rağmen, devrimci bir konumda bulunmaktadır. Planck, Otobiyografisinde belirttiği gibi, yaptığı tüm bilimsel araştırmalarda «olanaklı en büyük yalınlaştırmanın ve olanaklı en büyük birleşmenin elde edileceği bir dünya resmi»ne ulaşmak kaygısı, ona her zaman yön göstermiştir. Planck’a göre, buna ulaşmanın yolu, fizikte mutlak ve değişmez değere sahip olanları belirlemek ve başlangıçta birbirinden ayrı ve kaotik görünen alanları bu temel üzerinde birleştirmektir. Böylece, bir süre müzisyen olma düşleri peşinde koşan Planck’ın, kendini fiziğe ada- maya karar vermesi, fizikte yeni bir bunalıma yol açmak gibi bir amaç taşımak şöyle dursun, var olan kuram ve hipotezlere bir tutarlılık sağlamak amacını taşımaktadır. Termodinamikte yaptığı tüm araştırmalar, ki, buradan kuvantal hipotez çıkacaktır, termo dinamiğin ikinci ilkesini (entropinin artışı) mutlak bir ilke olarak temellendirmeyi amaçlıyordu.

Planck, böyle bir umut içinde, 1895 yılında, çok zor bir soruna eğilir: «kara cismin» ısısal ışıması; yani, tüm dalga boylarında gelen ışımanın tamamım soğurabilen bir ideal cismin ışıması. Fizikçiler, böyle bir cismin deneysel incelenmesi yoluyla, ısısal ışımanın basit bir yasasını ortaya koymaya çalışıyorlardı. Ancak, sorun çok şaşırtıcı sonuçlara yol açıyordu; çünkü enerjinin spektral dağılımı, sıcaklığa ve dalga boylarına bağlı farklı düzenlilikte yasalara uyuyormuş gibi görünüyordu. Planck, enerjiyle entropi arasında bir bağıntı kurmaya çalışarak, sorunu farklı bir biçimde ele aldı. Planck, özellikle, Ludwig Boltzmann’ın çalışmalarını kullanarak, Berlinli spektroskopi uzmanlarının (Friedrich Paschen ve Otto Lummer ve başkaları) inceledikleri ışısal ışımanın deneysel eğrisinin tamamının hesabını verebilecek bir açıklama yolu bulma aşamasına geldi. Bu yöntem, ele alman sistemin toplam enerjisini sürekli ve sonsuzca bölünebilir bir nicelik olarak değil, ama eşit parçalardan oluşmuş, ayrık ve sonlu enerji paketlerinden oluşmuş bir nicelik olarak ele alıyordu. Planck’ın, Berlin’de, Alman Fizik Demeği’nde 12 aralık 1900’de verdiği ünlü konferansın içeriği buydu. Böylelikle, Planck, klasik fiziği birleştirmeye çalışırken, yeni bir evrensel sabit h ortaya koymuş oluyordu; bu sabitin daha sonra Einstein ve Bohr tarafından yorumlanması, klasik fizikten büyük bir kopuşu gündeme getirecektir. Planck, kendi buluşu enerji paketlerinin, bir süreksizlik fiziğine yol açtığını, ancak 1910 yılında kamuoyu önünde kabul edecektir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

Sidney Altman Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Sidney Altman (d. 7 Mayıs 1939, Montreal, Ouebec, Kanada), Thomas R. Cech’le birlikte 1989 Nobel Kimya Ödülü’nü kazanan Kanada asıllı ABD’li moleküler biyoloji uzmanı.
Sidney Altman
Altman 1960’ta Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün fizik bölümünden mezun olduktan sonra Colorado Üniversitesi’nde biyofizik doktorası yaptı (1967). 1967-69 arasında Harvard Üniversitesi’nde, 1969-70′ te Cambridge Üniversitesi’nde burslu olarak moleküler biyoloji çalıştı. 1971’de Yale Üniversitesi biyoloji fakültesinin öğretim kadrosuna katıldı. 1980’de profesör olduğu bu üniversitede 1983-85 arasında bölüm başkanlığı, 1985’ten 1989’a değin de lisans eğitimi veren Yale College’da dekanlık yaptı. 1984’te ABD yurttaşlığına geçti, ama bu arada Kanada yurttaşı olmak hakkını da yitirmedi.

Birbirlerinden bağımsız olarak çalışan Altman ve Cech, RNA’nın (ribonükleik asit) yeni bir işlevini buldular. Eskiden enzim etkinliğinin, yani canlı hücrelerinde yaşamsal önem taşıyan kimyasal tepkimeleri başlatan ve hızlandıran etkinin yalnızca protein moleküllerine özgü olduğu sanılırdı. Oysa bu iki bilim adamının biyolojide devrim yaratan buluşu, RNA’nın o zamana değin bilindiği gibi yalnızca canlı hücrelerinde genetik kodların aktarılmasına yarayan basit bir taşıyıcı değil, ayrıca etkin enzim işlevlerini de üstlenen bir madde olduğunu ortaya koydu. Böylece bu yeni buluş bilimsel araştırma ve biyoteknoloji alanlarında yeni ufuklar açtıy Ayrıca, bilim adamlarının hücrenin işlevine ve yüryüzünde yaşamın başlangıcına ilişkin eski kuramları yeniden gözden geçirmelerini sağladı.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,

Luis Walter Alvarez Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Luis Walter AlvarezLuis Walter Alvarez (d. 13 Haziran 1911, San Francisco – ö. 1 Eylül 1988, Berkeley, California), ABD’li deneysel fizikçi. Birçok rezonans parçacığının (yalnızca yüksek enerjili çekirdek çarpışmalarında oluşan son derece kısa ömürlü temel parçacıklar) bulunmasını içeren çalışmalarıyla 1968 Nobel Fizik Ödülü’nü almıştır. Chicago Üniversitesi’nde 1932’de lisans, 1934’te yüksek lisans ve 1936’da doktor dereceleri alan Âlvarez, aynı yıl Berkeley’ deki California Üniversitesi’nin öğretim kadrosuna katıldı. 1945’te fizik profesörü, 1978’de emeritus profesör unvanı aldı.

1938’de kimi radyoaktif elementlerin, yörünge elektronlarının yakalanmasıyla bozunuma uğradıklarını, daha açık bir deyişle, yörünge elektronlarından birinin çekirdekle birleşmesi sonucunda atom numarası bir küçük olan elemente dönüştüklerini saptadı. 1939’da Felix Bloch’la birlikte nötronun magnetik momentini (bu parçacığın magne-tik alanının yön ve şiddetinin belirleyici özelliklerinden biri) ilk kez ölçmeyi başardı. Âlvarez, 1940-43 arasında Cambridge’deki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MİT), 1944-45’te New Mexico’daki Los Âlamos Bilim Laboratuvarı’nda mikrodalga radar konusunda araştırmalar yaptı. Mikrodalga yol göstericilerin, doğrusal radar antenlerinin, yerden kumandalı iniş yaklaşma sisteminin ve hava bombardımanlarında radarla hedef saptama yönteminin geliştirilmesine katkıda bulundu. Ayrıca, içe patlamalı atom bombasının ateşleme tekniğini önerdi. II. Dünya Savaşı’ndan sonra, ilk doğrusal proton hızlandırıcısının yapımına katıldı; atomaltı parçacıkların ve bunların girdiği tepkimelerin saptanmasında kullanılan sıvı hidrojenli kabarcık odasını geliştirdi.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , , ,