Etiket: besteleri hakkında bilgi.

Itri Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Itri

Itrî, asıl adı mustafa, Buhurizade Mustafa Efendi olarak da bilinir (d. 1640?, İstanbul -ö. 1711/12, İstanbul), klasik Türk müziğinin en büyük bestecilerindendir.

Dedesi ya da babasının buhurculuk yaptığı, lakabının buradan kaynaklandığı sanılır. Yaşamının ilk yıllarına ilişkin ayrıntılı bilgi yoktur. Başlıca müzik öğretmeninin Hafız Post olduğu söylenirse de, bu kesin değildir. Yenikapı Mevlevihanesi şeyhi Cami Ahmed Dede Efendiye (ö. 1671′) bağlanan Itrî, IV. Mehmed döneminde (1648-87) hanende olarak saraydaki fasıl heyetine alındı. Bestecilikte gittikçe yayılan bir ün kazandı. Müzik düşkünü padişahlardan büyük ihsanlar aldı; padişah musahipliğine kadar yükseldi. Kırım hanı I. Selim Giray da onun hayranlarındandı. Itrî’ye, oldukça kazançlı bir iş olan esirciler kethüdalığı verildi. Bu işi, dünyanın dört bir köşesinden getirilmiş esirlerden, çeşitli ülkelerin geleneksel müziklerini dinlemek için istemiş olduğu rivayet edilir. Uzun yıllar Enderun’da ders veren Itri, 1690’a doğru saraydan ayrıldı. Bu tarihten sonra yaşamına ilişkin kesin bilgi yoktur.

Itri mahlasıyla divan ve âşık tarzında şiirler yazan Mustafa Efendi, döneminin belli başlı şairleri arasına girdi. Şiirlerinden, çeşitli şuara tezkirelerinde ve mecmualarda dağınık olarak yer alanlar günümüze değin ulaştı. Itri, Siyahi Ahmed Efendi’den meşk ederek hat sanatını da öğrenmiş, talik yazıda başarı kazanmıştı. Hafız Post’un güfte mecmuasına eklediği güfteler, Itrî’nin çok iyi bir hattat olduğunu gösterir. Itrî’nin bir başka uğraşı da meyvecilik ve çiçekçilikti. Ünlü Mustabey armudunu, aşılama yoluyla ilk kez onun yetiştirdiği söylenir.

Bini aşkın beste yaptığını yazan kaynaklar varsa da, günümüze iki kâr, on üç beste, sekiz ağırsemai, beş yürüksemai, dört saz eseri ve 10 dinsel yapıt olmak üzere, toplam 42 yapıtı ulaşabilmiştir. Bunların her biri, türlerinin en yetkin örneklerindendir. Cami müziğinin en parlak iki yapıtı olan Bayram Tekbiri ve Salat-ı Ümmiye bütün islam dünyasına yayılmıştır. Nât-ı Mevlânâ’sı Mevlevi ayinlerinin başında günümüze değin okunagelmiştir. Itrî’nin Mevlevi müziğinin başyapıtlarından olan bir başka parçası da Segâh Mevlevi Ayinidir. Dinsel yapıtlarından Mâye Cuma Salatı ve Dilkeşhaveran Sabah Salatı da önemlidir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , ,

Ignacy Jan Paderewski Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Ignacy Jan Paderewski Polonyalı müzikçi ve politikacıdır (Kurylowka 1860-New York 1941).

Varşova Konservatuvarı’nda, Berlin’de ve daha sonra Viyana’da Leschetizki Okulu’nda öğrenim gördü. Piyano çalışındaki teknik ve ustalıkla kısa sürede ün yaptı. Avrupa, ABD ve Avusturya’daki konser turneleriyle uluslararası adlar arasına karıştı. 1915’ten başlayarak çeşitli piyasal etkinliklerde bulundu. 1919’da Polonya başbakanı ve dışişleri bakanı oldu. 1920’de hükümetten, 1922’de resmi görevlerinden çekildikten sonra çoğunlukla ABD’de yaşadı, dünyanın çeşitli ülkelerinde konserlerini sürdürdü. 1935-1940 arasında Chopin’in eserlerinin toplu basımında görev aldı. 1936 ABD’ye yerleşti. 1940’ta sürgündeki Polonya Meclisi’nin başkanı oldu. Besteci olarak piyano parçalarıyla tanınan Paderewski, ayrıca bir opera (Manru, 1901), bir piyano konçertosu, piyano ve orkestra için bir Polonez oda müziği, bir senfoni ve melodiler besteledi.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , ,

Ignaz Paderewski Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Ignaz Paderewski;(1860 -1941)

Polonyalı tanınmış piyanist, besteci ve devlet adamıdır. Birinci Dünya Savaşı sırasında müzikle ve mesleğiyle ilgisini kesip Polonya’nın bağımsızlığa kavuşması için çalıştı.

Paderewski, Rusya’ nın idaresi altında bulunan Podolia şehrinde doğdu. Babasının burada birkaç malikânesi vardı. Paderewski, 6 yaşındayken piyano dersleri almaya başladı. Olağanüstü bir kabiliyeti olduğu anlaşılmıştı. 12 yaşındayken de Varşova konservatuvarına girdi, 18 yaşındayken, konservatuvarın piyano profesörlüğüne tâyin edildi, 24 yaşında da Strasbourg konservatuvarına profesör oldu. 1887’den sonra konser piyanisti olarak dünyayı dolaşmaya başladı. Avrupa’nın, Amerika’nın çeşitli şehirlerinde verdiği konserler, kısa bir süre içinde ona hem ün, hem de servet kazandırdı.

Paderewski, Amerika’daki ilk konserini 1891 ‘de New York’ta verdi. Genç piyanist 90 gün içinde 117 konser vererek konser rekorlarını kırdı. Her konseri için 2.500 dolar alıyordu.

Paderewski’nin yurdu uğrundaki çalışmaları da tarihe geçmiştir. Birinci Dünya Savaşı’nda Polonya’ya para sağlamak için arka arkaya konserler verdi. Gittiği yerlerde Polonyalı erkekleri Polonya ordusuna yazılmaya teşvik ediyordu. Yalnız Amerika’dan yüz bin Polonyalı topladı ki, bu da Birinci Dünya Savaşı’nda Polonya ordusunun büyük bir çoğunluğunu teşkil ediyordu Versailles Barış Konferansında Polonya’yı Paderewski temsil etti. Daha sonra da Milletler Cemiyeti’nde aynı görevle bulundu.

Polonya Cumhuriyeti kurulunca Paderewski , hükümetin başına geçti. Başbakanlıkla birlikte dış işleri bakanlığı görevini de üzerine aldı 1922’de yeniden piyanosunun başına dönen Paderewski, Amerika’da konser turnesine çıktı. 1937’de «Moonlight Sonata» adındaki filimde rol aldı. 1938’de Almanya Polonya’yı istilâ edince Paderewski, bir kere daha yurduna hizmet etmek için müziği bıraktı. Sürgündeki Polonya hükümetinin başbakanı oldu. 1940 yılının sonuna doğru Amerika’ya döndü, Kaliforniya’da bir çiftlik alıp, ömrünün son yıllarını orada geçirdi.

Paderewski iyi bir piyanist olduğu gibi çeşitli eserler de bestelemiştir. Yalnız, piyanistlikteki şöhreti bestecilikteki başarılarını gölgelemiştir. Paderewski’nin başlıca eserleri şunlardır: Keman ve piyano için bir sonat, piyano için çeşitli eserler, «Polonya Fantezisi», bir piyano konçertosu. Bestecinin son eseri olan «Senfoni»si Polonya’nın tarihini anlatan bir eserdir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Ahmet Adnan Saygun Hayatı

Ahmet Adnan Saygun

Ahmet Adnan Saygun; bestecidir (İzmir 1907-İstanbul 1991).

1923’te Hüseyin Sadettin Arel’den armoni öğrendi. 1925’te İzmir’in çeşitli ilkokullarında müzik öğretmenliği yapmaya başladı. 1926’da İzmir Lisesi’ne müzik öğretmeni olarak atandı. 1928’de devletçe açılan sınavı kazanarak, Fransa’ya müzik öğrenimi görmek üzere gönderildi. 1931’de yurda dönüşünde Ankara Mualim Mektebi’nde armoni ve komptrpuan dersleri verdi. 1934’te Riyaseticumhur Filarmoni Orkestrası (Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası) yöneticiliğine getirildi. Aynı yıl Mustafa Kemal’in İran Şah’ının Türkiye’yi ziyareti nedeniyle iki ülkenin ortak geçmişini konu alan bu opera bestelemesi yönündeki arzusuna uyarak Özsoy operasını besteledi. 1936’da İstanbul Belediye Konservatuvarı’na öğretmen olarak atandı. Aynı dönemde Bela Bartok ile birlikte halk müziği derlemeleri yapmak üzere Anadolu’da araştırma gezileri yaptı.

1939’da Halkevleri müfettişliğine getirildi. 1940’da Ses ve Tel Birliği’ni kurarak batı müziği konserleri düzenledi. 1946’da Ankara Devlet Konservatuvarı Kompozisyon ve Model Müzik Bölümü yöneticiliğini üstlendi. 1947’de Uluslararası Halk Müzik Konseyi’nin yönetim kurulu üyeliğine, 1973’te İstanbul Devlet Konservatuvarı öğretim üyeliğine seçildi. 1971’de devlet sanatçısı unvanım aldı. 1948’de İnönü Armağanı, 1950’de Fransızların Officier l’Academie Nişanı, 1958’de Jean Sibelius Beste Madalyası, 1979’da Çekoslovakya’nın Saçanek Nişanı, 1981’de Atatürk Sanat Armağanı; 1984’te Kültür ve Sanat Büyük Ödülü ile ödüllendirildi. 1985’te, “Profesör” unvam verildi. Cumhuriyet döneminde ulusal bir müzik oluşturma çabalarında Avrupa’da öğrenim görmüş C. R. Rey, N. K. Akses, F. Alnar, U. C. Erkin ile birlikte “Türk Beşleri” ni oluşturdular. Saygun’un, bestelerinin yanı sıra halk müziği derlemeleri, Kars ve Artvin yöresi çalgı ve müzikleri vb araştırmaları, müzik kuramına ilişkin çok sayıda öğretici eseri de vardır.

Başlıca eserleri: Opera: Özsoy 1934, Taşbebek 1934, Kerem 1948, Kör oğlu 1973, Çeşitli: Disertimentol Orkestra için 1930, Sezişler, iki klarnet için 1932-1933, Manastır Türküsü, koro ve orkestra için 1933, 2. Yaylı Çalgılar Dörtlüsü 1938, Yunus Emre Oratoryosu 1946, Ölüler Kareografik Süit, On Halk Türküsü, İnci’nin Kitabı, piyano için Atatürk’e ve Anadolu’ya Destan, İnsan Üzerine Deyişler, Bir Zenci Hikâyesi, Ayin Raksı Kitap: Türk Halk Musikisinde Patnatonizm (1935), Rize, Artvin ve Kars Havalisi Türkü, Saz ve Oyunları Hakkında Bazı- Malumat (1937), Toplu Solfej (2 cilt; 1967-1968), Modal Solfej (1968).

7 Eylül 1907, İzmir – 6 Ocak 1991 İstanbul

Türk bestecisidir. 1928’de Devlet sınavını kazanarak Paris’e gönderilmiş, Schola Cantorum’da Eugène Borrel ve Vincent d’lndy’nin öğrencisi olarak eğitim görmüştür. 1931’de Türkiye’ye döndüğünde Ankara Musiki Muallim Mektebi kuram öğretmenliğine atanmış, 1934 yılında Cumhurbaşkanlığı Orkestrasını yönetmiş, 1936’da İstanbul Konservatuvarı kural öğretmeni olmuştur. 1939’da Halkevleri müzik denetmenliğine, 1946’da Ankara Devlet Konservatuvarı besteciliğine getirilmiştir. Folklor araştırmaları ile de tanınır, Türk halk müziğini Batı prensipleriyle, özellikle romantik ve empresyonist etkilerle işler. En ünlü yapıtı «Yunus Emre» oratoryosudur. Öbür eseri: «Kerem» ve «Köroğlu» adlı operalar, üç senfoni, piyano ve keman konçertoları yaylı çalgılar dörtlüleri, iki klarnet için «Duyuşlar», piyano için «İncinin Kitabı», sonatin, keman ve piyano sonatı, «Bir Orman Masalı» adlı bale müziği.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Domenico Scarlatti Hayatı

Domenico ScarlattiDomenico Scarlatti; İtalyan bestecisidir (Napoli 1685-Madrid 1757).

Babası besteci Alessandro Scarlatti’nin ve daha sonra Venedik’te Gasparini’nin öğrencisi oldu. Önceleri Napoli’de orgçuluk yaptı, 1709-1717 arasında Roma’da Polonya Kraliçesi Maria Casmira’nın özel kapellasını yönetti. 1715-1719 arasında Cappella Giulia’yı yönetti. 1720’de Lizbon’a giderek Kral V. Joao’nun saray orkestrası yöneticiliğini üstlendi ve kral ailesinin müzik öğretmeni oldu. 1729’da Sevilla, 1733’ten başlayarak Madrid saraylarında aynı görevlere getirildi. Bach ve Handel’in çağdaşı olan Scarlatti, birkaç operanın yanı sıra özellikle piyano ve org müziği besteledi. Çoğunlukla tek bölümlü piyano sonatlarının (“essercisi” ya da “toccata” da denir) ve füglerinin (Kedi Fügü) kesin sayısı bilinmez, 500’ü aşkın olduğu sanılır. Bir piyano virtüözü olarak bazı keman efektlerini bu klavyeli çalgıya uygulayan Scarlatti, böylece de piyano müziği besteciliğinin girişimini etkiledi.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Christoph Willibald Gluck Hayatı

Christoph Willibald GluckChristoph Willibald Gluck; Alman bestecidir (Yukarı Pfalz / Erasbach 1714-Viyana 1787).

İlk müzik bilgilerini çocukluğunu geçirdiği Bohemya’da Komotau Kenti’nde aldı. 1731’de Prag’a gitti. Czernohorski’den müzik dersleri aldı. 1736’da Milano’ya giderek zamanının ünlü bestecisi G.B. Sammartini’nin öğrencisi oldu. Zamanın İtalyan üslubunda yazdığı ilk operası Artaserse Milano’da sahnelendi (1741). 1745’te besteci olarak Londra’ da Haymarket Operası’na çağrıldı, burada Hândel ile tanıştı. 1747-1752 arasında gezgin opera topluluğu Mingotti ve Locetelli ile çalıştı, çeşitli operalarını sahneledi. 1752’de Viyana’ya yerleşti, arada birkaç kez uzun sürelerle Paris’te çalıştı. 11 senfoni (üçü kesin değil), 7 üçlü sonat, 5 bale, 100’den fazla opera ve müzikli oyun, pasticciolar, kantatlar, koro eserleri besteledi. İlk operalarında Alessandro Scarlatti ve Francesco Feo’dan etkilenerek Napoli türüne bağlandı. Daha sonra İtalya Opera Seria’sının (ciddi opera) yalnız ses gösterisine dayanan kalıplaşmış eserlerine karşı yeni bir opera anlayışı üzerinde çalışmaya başladı. 1762’de Viyana’da ilk kez sahnelenen Orfeo ed Euridice operasıyla İtalyan operasında yeni bir çığır açtı. Gluck operayı dramatik ve psikolojik gerçeklik temelinde yenileştirme çabalarını Alceste (1767) ve Paris ve Helena (1770) operalarıyla sürdürdü. 1775-1779 arasında Paris’te operalarını sergiledi ve N. Picci’nin İtalyan-geç barok operalarına karşı zorlu bir mücadele vererek Fransa’da kendi üslubunu benimsetti. Opera tarihinde önem açısından C. Monteverdi ve R. Wagner arasında yer alan Gluck’un öteki operaları: La Caduta dei Giganti (1746), l’Yvrogne Corrige (Cezasını Bulan Sarhoş) 1760, le Cadi Cupe (Aldatılan Kadı) 1761, la Rencontre İmpreuve (Beklenmedik Buluşma) 1764, Iphigenie en Aulide (İphigenia Aulis’te) 1774, Armide (1777), Iphigneie en Tauride (İphigenia Tauriste) 1779.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Buhurizade Mustafa Itri Efendi Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Buhurizade Mustafa ItriBuhurizade Mustafa Itri; Osmanlı bestecisidir (İstanbul 1640 ?-ay.y. 1712).

Yaşamı konusunda yeterli bilgi yoktur. Gerçek adının Mustafa olduğu; Itri-takma adını şiirlerinde kullandığı bilinir. Döneminin en eksiksiz öğrenimini gördüğü, Arapça ve Farsça bildiği; hattatlık ve edebiyat öğrendiği, müzik bilgilerini Hafız Posta başta olmak üzere Koca Osman ve Derviş Ömer’ den aldığı, güzel şiirler yazdığı bilinirse de çağdaşı Salim’in varlığından söz ettiği Divan-ı Itri günümüze ulaşmamıştır. Kırım Ham I. Selim Giray’ın ve IV. Sultan Mehmet’in koruyuculuğunda rahat yaşadığı bilinir. Padişah fasıllarda bulunan, Enderun’da öğretmenlik yapan Itri, 50 yaşlarında isteğiyle saraydan ayrıldı ve döneminin çok kazançlı bir işi olan “Esirciler Kethüdalığı”na getirildi, görevini ölümüne kadar yürüttü.

İyi ney çalan, talik yazıda önemli bir hattat sayılan Itri’nin 1.000’den fazla eser bestelediği, güftelerini genellikle Fuzuli, Nefi, Şehri, Nabi ve arkadaşı Nazım’ın şiirlerinden seçtiği söylenir. Bestelerinin çok azının güftesi kendinindir. Nât, tevşih, ilahi, ayin, kâr, marabba, semai ve peşrev gibi dinsel ve dindışı müziğimizin her biçiminde besteleri olan Itri’nin ancak 20 kadar eseri ele geçmiştir. Bütün İslâm dünyasında bilinen Irak makamındaki Tekbir, Segâh Salt-ı Ümmiye, Dilkeş-Haveran Gece Salası “cami müziği” diye adlandırılan türün en önemli eserleridir. Tasavvuf müziğinde de güftesi Mevlana’nın olan Rast Naat, Rast Tevşih, Nühüft Tevşih, Nühüft Durak, Mâye Cuma Salatı ve Segâh Mevlevi Ayin’in günümüze ulaşan büyük besteleridir. Dindışı eserlerinden Nevâ makamındaki Kâr, sanatçının en ünlü, en güzel, en uzun ve en yetkin eseri olarak bilinir: Gülbün-i iyş midemed, sâkı-ı gül’izâr kû? Şu eserler de Itri’ nindir: Tuti-i mû’cize-gûyem ne desem lâf değil (segâh yürük semai), Her gördüğü periye gönül mübtela olur (buselik hafif beste), Gel ey nesim-i saba, hatt-ı yardan ne haber? (ısfahan zencir beste), Cam la’indir senin, ayine ruy-i enverin (hisar beste), Dil-i pür-ıztırabım mevce-i seylabdır sensiz (hisar aksak semai) vb.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Johann Strauss Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Johann StraussJohann Strauss; Avusturyalı bestecidir (Viyana 1825-ay.y. 1889).

Müzikle uğraşan bir ailenin oğludur. Aynı adı taşıyan babası Johann Strauss (1804-1849), kardeşleri Josef Strauss (1827-1870), Eduard Strauss (183: 1916) ve Johann Strauss (1866-193′ besteci ve orkestra yöneticisi olan müziğe hizmet verdiler.

Strauss yaşama bir banka memuru olarak atıldıysa da, bir yandan da keman çalıştı. 1849’da babasının ölümü üzerine, oluşturduğu orkestra ile Avrupa’nı çeşitli ülkelerinde konserler verdi. 1865-1866’da Rusya ve 1869’da İngiltere’de verdiği konserler ününü perçinledi. 1872’de ABD’ye gitti, New York ve Boston’da konserler verdi. Bu başarılarının ardından müzik dünyası on “Vals Kralı” adını verdi. Ona ün kazandıran tüm eserler vals formundadır.

Başlıca eserleri: Valsler: Morgenbätter (1864), Künstlerleben (Sanatçı Yaşamı) 1867, An der schönen blauer Donau (Güzel Mavi Tuna) 1867 Geschinchten aus dem Wienerwarld (Viyana Ormanından Öyküler) 1868 Wein, Weib und Gesang (Şarap, Kadın ve Şarkı) 1869, Rosen aus den Süden (Güneyden Güller) 1880 Frühlingsstimmen (İlkbahar Sesleri 1882, Kaiserwalzer (İmparator Valsi 1888, Operet: Der Fledermaus (Yarasa) 1874, Der Karneval in Rom (Roma’da Karnaval) 1873, Das Spitzen tuch der Konigin (Kraliçenin Dante Şalı) 1880, Der Lustige Krieg (Neşeli Savaş) 1881, Eine Nacht in Venedik (Venedik’te Bir Gece) 1883, Der Zigeunerbaron (Çingene Baron) 1885 Waldmeister (İnci Çiçeği) 1895.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Leonard Bernstein Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Leonard BernsteinLeonard Bernstein;ABD’li bestecidir (Massachusetts/Lawrence 1918-New York 1990).

Walter Piston’dan kompozisyon, Helen Coates’den piyano, Fritz Reiner’den orkestra yönetimi, Virgil Thomsen’den orkestrasyon dersleri aldı. 1943’te New York Filarmoni Orkestrasına girdi. 1958’den 1967’ye kadar bu orkestranın şefliğinde bulundu, çoğu zaman aynı konserde bulundu, çoğu zaman aynı konserde hem şef hem de piyanist olarak göz doldurdu. Klasik eserlerin yanı sıra, neoklasik ve caz benzeri biçim öğelerini birleştiren kendi konser eserlerini piyanoda seslendirdi.

Bestecinin çok çalınan eserleri: 3. Senfoni (Boston Senfonisi); The Age of Anxiety (Kuşku Çağı, 1949) piyano senfonisi; Trouble in Tahiti (Tahiti’de Kargaşa, 1952) adlı yergisel operası; Fancy Free (Düş Özgürlüğü, 1944) balesi; Candide (1956) ve West Side Story (Batı Yakasının Hikâyesi, 1957) müzikalleri; Jübilee Games (1987). 1988’de Venedik Müzik Festivali’nde cazın oskarı olarak nitelenen Beste Ödülü’nü kazandı.

3.300 parçadan oluşan müzik arşivi, 1958-1990 arasında şefliğini ve yöneticiliğini yaptığı New York Filarmoni Orkestrası’na devredildi.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Jacques Offenbach Hayatı

Jacques OffenbachJacques Offenbach; Alman kökenli Fransız bestecisidir (Köln 1819-Paris 1880).

Paris Konservatuvarı’nda eğitim gördü (1833/1834). Önceleri salon müziği besteledi ve salon konserleri verdi. 1850-1855 arasında Comedie Française’de orkestra yöneticiliği yaptı. 1855’te dünya sergisiyle ilişkili olarak Bouffes-Parisiennes adlı operet tiyatrosunu kurdu ve 1862’ye kadar yönetti. Bu süre içinde geliştirdiği yeni, eleştirel-ironik tipte buffa operetleriyle (yaklaşık 100 tane) büyük başarı kazandı. 1873-1875 arasında La Gaite Tiyatrosu’nu yönetti. 1875’te ABD turnesine çıktı. Operetleriyle dünya çapında ün kazanmasına karşın, aslında bir opera bestecisi olmayı amaçlıyordu. Bu alandaki besteleriyle yaşarken başarı kazanamadıysa da ölümünden sonra sahnelenen Les Contes d’Hoffmann (Hoffmann’ın Masalları) 1881 ile büyük opera yaratıcılarından biri olarak müzik tarihine geçti.

Başlıca eserleri: Orphee aux Enfers (Orpheus Cehennemde) 1858, La Belle Helene (Güzel Helena) 1864, Barbe-Bleue (Mavi Sakal) 1866, La Vie Parisienne (Paris Yaşamı) 1866, La Grande-Duchesse de Gerolstein (Gerolstein Grandüşesi) 1867.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Isaac Albeniz Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Isaac AlbenizIsaac Albeniz; İspanyol bestecisidir (Campodón 1860 – Cambo-les-Bains 1909).

Erken gelişmiş bir çocuk olarak piyano çalmasını bir bakıma kendi kendine öğrendi. Dört yaşında Barcelona’da halk önünde verdiği bir konserle yeteneğini kanıtladı. Yedi yaşında Paris’e götürüldüyse de yaşının küçük oluşu nedeniyle konservatuara alınmadı, ertesi yıl İspanya’ya dönerek Madrid Konservatuarına girdi, dokuz yaşında evden ve Konservatuar’dan kaçarak tam bir avare oldu. İspanya’ nın birçok yerini dolaştı, piyano çalarak geçimini sağladı, daha sonra Kosta Rika’da Buenos Aires’te ve Küba’da sesini duyurdu. Amerika’da konserler vererek New York’tan San Francisco ya kadar ülkenin büyük bölümünü dolaştı. İngiltere yoluyla geri dönüp on dört yaşında Leipzig Konservatuarına öğrenci olarak girdi. 1878’de Liszt’ten ders almak amacıyla Budapeşte’ye gitti, daha sonra virtüöz olarak Avrupa’ nın birçok büyük kentinde Córdoba ve ünlü Tango’su gibi genelde kendi küçük romantik parçalarından oluşan bestelerin yorumunu yaptı. 1890’da Paris’e yerleşip Vincent d’Indy’lerin, Paul Dukas’ların ve öteki Fransız müzik çiftlerinin etkisi altında kaldıktan sonra besteciliği daha ciddi bir iş olarak düşünmeye başladı. Ertesi yıl İngiliz Bankeri Francis Burdett Money-Coutts kendi opera metinlerini seslendirmesi koşuluyla ona yüklüce bir bağışta bulundu. Londra’da The Magic Opal (Sihirli Panzehirtaşı) 1893 adlı komik operanm gösteriye sunulmasından sonra bunu üç bölümlük Henry Clifford (Barcelona, 1895) ve Merlin izledi, ancak hiçbiri tek bölümlük Pepita Jiménez (Barcelona, 1896) gibi başarılı olamadı. Ölümüne de neden olan bright hastalığının ilerlemesi yüzünden 1900’den sonra yaşamının büyük bölümü İspanya’da geçti. İspanyol yaşamının, özellikle Endülüs Bölgesi’ni çarpıcı bir biçimde dillendiren ve Oniki parçadan oluşan İberia’yı 1906-1909 arasında yazıp besteledi. Gerçek bir virtüözlük gerektiren bu bestesi onun başeseri sayılır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Pietro Mascagni Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Pietro MascagniPietro Mascagni; İtalyan bestecisidir (Livorno 1863-Roma 1945)

Milano’da Ponchielli’nin öğrencisi oldu. Gezici bir toplulukta orkestra yöneticisi olarak çalıştı. Cerignola’da kent kapellasının yöneticiliğini yaparken bir yarışma için baş eseri Cavalleria Rusticana operasını besteledi. 1890’da Roma’da büyük bir başarıyla sahnelenen bu bir perdelik eser, İtalyan operasında Verismo’nun (doğalcılık) en önemli örneklerinden sayılır. Çoğunlukla Leoncavallo’nun Pagliacci operasıyla birlikte sahnelenen bu operadan sonra besteledikleriyle ilk başarısını yineleyemedi: l’Amico Fritz (Dostum Fritz) 1891, I Rantzas (1892), Guglielmo Ratchiff (1895) Iris (Parisina (1913), İl Piccolo Marat (Küçük Marat) 1921, Nerone (Neron) 1935.

Cavalleria Rusticana, librettosu, Givanni Verga’nın Köylünün Mertliği adlı öyküsünden esinlenen Ottaviano Targioni ile Tozzeti tarafından yazıldı. İlk kez 17 Mayıs 1890’da Roma’da sahnelendi. Sicilyalılann sert yaşamını, kıskançlıklarını, gururlarını gerçekçi bir anlatımla sergileyen eser, İtalyan operasında gerçekçi konulara dayanan Verisimio akımının başarılı örneklerinden sayılır. Saray yaşamının gösterişi ve soyluların serüvenleri yerine köylülerin ve sıradan insanların yaşamını sahneye getirmesi açısından önemlidir. Eserin bir başka ilginç yönü de konusu aşk olan operada, prelüd (giriş müziği) içindeki serenad dışında bir aşk şarkısı ya da düetine yer verilmemiş olmasıdır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Frédéric Chopin Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Frédéric ChopinFrédéric Chopin; Polonya dilinde Fryderyk Fransciszek. Polonyalı besteci ve piyanisttir (Varşova yakınları Zelazowa 1810 – Paris 1849).

Babası Fransız, annesi Polonyalıdır. 9 yaşında ilk piyano konserini verdi. Öğrenimini Varşova Konservatuarında J. Elsner’in (1769-1854) yanında tamamladı. 1830’da Paris’e yerleşti. Burada Liszt, Berlioz, Meyerbeer, Ernst, Balzac, Heine, Delacroix gibi müzikçi, ressam-edebiyatçılar çevresinde aranan bir piyanist ve piyano öğretmeni olarak seçkin bir yer edindi. 1836’da Fransız kadın yazar George Sand (1804-1876) ile tanıştı. 10 yıl süren beraberlikleri bestecinin yaratıcı gücünü olumlu yönde etkiledi. Yaşamının son yıllarında ağırlaşan verem hastalığı verimliliğini azalttı. 1848’deki İskoçya konser turnesi son sanatsal etkinliği oldu.

Chopin’in eserlerinin hemen hemen tümü piyano için bestelenmiştir. Bunların arasında Polonya halk müziği türlerinin (Polonez, mazurka, krakowiak) büyük bir ustalıkla işlenmiş örnekleri bulunur.

Başlıca eserleri: Orkestra ve piyano için: iki konçerto (Mi minör, 1833 ve Fa minör, 1836); Don Juan Çeşitlemeleri (1836); Krakowiak (1834); Polonya Şarkıları Üzerine Büyük Fantezi (1854); Grande Polonaise (Büyük Polonez) (1836). Piyano eserleri; 3 sonat (biri ünlü cenaze marşını içerir), 4 ballad, 12 polonez, 56 mazurka, 25 prelüd, 19 noktürn, 15 vals, aralarında ünlü Fantasie-İmpromptu’nün (1834) bulunduğu 4 empromtü, 4 scherzo, 27 etüd, 1 bersöz (berceuse) 1834, 3 rondo, 3 ecosez (écossaise) ve bir piyano duosu, 17 Polonya şarkısı 1 barkarol (1846), 1 bolero ve 1 tarantella sayılabilir. Tüm eserleriyle Chopin, virtüözlüğün şiirsel anlatıma hizmet ettiği yepyeni bir piyano üslubu yarattı. Bestelerindeki melodi ve armoni zenginliği olağanüstüdür. Derin bir tutkuyu özlü bir lirizmle birleştiren sanatçı, romantik müziğin en başarılı temsilcilerinden sayılır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Claude Debussy Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Claude DebussyClaude Debussy;Fransız bestecisidir (Saint-Germain-en-Laye 1862 -Paris 1948).

Küçük yaşlarda piyanoya olan eğilimi dikkat çekti. 1873’te Paris Konservatuvarı’na girdi. 1884’te LEnfant Prodigue (Müsrif Çocuk) adlı kantatıyla Roma Ödülü’nü kazandı. Çeşitli esin kaynakları bulacağı İsviçre, İtalya, Viyana ve Moskova yolculuklarına çıkmış olduğu için Roma’ya ancak 1885’te gidebildi. Üç yıl kaldığı Roma’dan beraberinde Printemps (İlkbahar) 1887 adlı senfonik süitiyle la Demoiselle Elue (Mutlu Genç Kız) 1888, adlı senfonik şiirini getirdi. Paris’e yerleşti. Burada izlenimci ressamlardan sembolist ozanlardan, müzikçilerden oluşan bir çevreye girdi. Toplumsal yaşamı iniş ve çıkışlarla dolu olan sanatçı, son yıllarını kanser hastalığının sarsıntısı içinde geçirdi. Debussy önceleri Fransız genç romantizminin, Chopin’in, Schumann’ın ve ayrıca Wagner’in güçlü dramlarının etkisindeydi. Fransız izlenimci resim sanatına ve edebiyattaki sembolizme yaklaştıktan sonra müzikte gerçek ünü oluşturan yeni bir dönemi, izlenimciliği başlattı. Değişik armonileriyle, ritim, hareket ve tempo açısından en küçük ayrıntılarına kadar işlenen olağanüstü incelikteki besteleriyle çağımız müziğine derin etkiler yaptı.

Başlıca eserleri: Orkestra için Prelude a l’Apresmidi d’un Faune (Bir Kır Tanrısının Öğleden Sonrasına Prelüd), 1894; la Mer (Deniz) 1905; images pour Orchestre (Orkestra İçin Görüntüler) 1912; 3 Nocturnes (3 Noktürn) 1899; Piyano için: Estampes (Baskılar) 1903; images (Görüntüler) 1905-1907; Children’s Corner (Çocukların Köşesi) 1906-1908; 24 Preludes (24 Prelüd) 1910-1913; Oda müziği: Yaylı Çalgılar Dörtlüsü 1893; Sahne eserleri: Jaux (Oyunlar), bale, 1012, Pelleas et Melisande (Pelleas ve Melisande), opera, 1902.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Dede Efendi Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Dede EfendiDede Efendi; bestecidir (İstanbul 1778-Mekke 1846).

Tam adı: Hammamizade İsmail Dede Efendi. Uncuzade Mehmet Efendi’den müzik dersleri aldı. 14 yaşında Yenikapı Mevlevihanesi’ne girdi; dergâhın şeyhi Ali Nutki Dede Efendi’den dinsel müziğin tüm inceliklerini öğrendi. 1799’da buradaki çilesini tamamlayınca “Dede” unvanıyla anılmaya başlandı. Mevlevihanedeyken bestelediği Zülfündedir benim bahtı siyahım şarkısı dillerde dolaşmaya başlayınca kendisini dinleyen III. Selim, Dede Efendi’ye bağışlarda bulundu; ayrıca kendisine Mevlevihane’de bir hücre verildi. III. Selim‘in isteğiyle saraya başmüezzin oldu. III. Selim‘in tahttan indirilerek öldürülmesi üzerine saraydaki görevinden ayrıldı. II. Mahmut döneminde yeniden döndü. Aynı yıllarda Enderun’da Şakir Ağa’nın da bulunması nedeniyle aralarında doğan yarış sonucu iki besteci de Klasik Türk Müziği’nin en güzel örneklerini verdiler. 1839’da bestelediği Ferahfeza Ayin’den sonra Dede Efendi’nin sanat yaşamında bir durgunluk göze çarpar. Bunun nedeni Batı müziği beğenisiyle yetişmiş olan Abdülmecit’in Türk müziğine ilgisiz davranmasıdır. Öğrencileri Mutafzade Ahmet ve Dellalzade İsmail Efendi ile birlikte hacca giderken yolda hastalandı, Mekke’de koleradan öldü. Mekke’ de, Hz. Hatice’nin mezarının ayak ucunda gömülüdür.

500’ü aşkın bestesinden 268’i günümüze ulaşmış olup 7 Mevlevi Ayini bunların başında gelir. Bestelerinin 50’si dinsel, 218’i dindışı formdadır. Dindışı eserlerin 4’ü saz semaisi ve peşrevdir. Yine dindışı eserlerin yaklaşık 100 kadarı büyük formlu, 118’i de küçük formludur. Küçük formluların 109’u şarkı, 9’u köçekçedir. Ayrıca sultaniyegâh, neveser, sebabuselik, hicazbuselik ve arabankürdi makamlarını da düzenlemiş olan Dede Efendi’nin şarkılarından başlıcaları: Sevdi gönlüm bir dilberi; Üftadenim ey bi vefa; Sana layık mı ey gül ten; Küçücükten bir yar sevdim ezeli; Baharın zamanı geldi; Mah yüzüne aşıkım; Ben seni sevdim seveli kaynayıp coştum; Gözümde daim hayali canan vb.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Ludwig van Beethoven Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında Hayatı ve Eserleri

Ludwig van BeethovenLudwig van Beethoven; Alman bestecisidir (Bonn 1770-Viyana 1827).

Flaman kökenli müzikçi bir aileden gelir. îlk müzik bilgilerini bir tenor olan Babası Johann van Beethoven’ den aldı; daha sonra doğduğu kentin tanınmış öğretmenlerinden Johann Gottlieb Neefe’den org, klavsen, piyano ve viyola dersleriyle saray müzisyenliği için gerekli eğitimi aldı. 1783’te, daha 13 yaşındayken Bonn’da Seçici Prenslik Orkestrası üyeliğine atandı. 1787′ de Mozart‘tan ders almak için Viyana’ya gönderildiyse de annesinin hastalığı üzerine kısa bir süre sonra Bonn’a dönmek zorunda kaldı. 1789’da üniversiteye yazıldı. 1792’de Seçici Prenslik bursuyla yeniden Viyana’ya gitti. Burada Haydn, Salieri, Schenk ve Albrechtsberger’den kompozisyon dersleri aldı. 1795’te ilk kez kendi eserlerini yayımladı. Bir piyano virtüözü ve oda müziği bestecisi olarak kısa zamanda ün kazandı; Viyana’ nın soylular çevresinden koruyucular edindi. 1800 başlarında kulaklarında beliren rahatsızlık nedeniyle konser piyanistliği ve orkestra yöneticiliğinden giderek vazgeçti. 1818’de iyice sağırlaşmasına yol açan bu hastalık, doğuştan içine kapanık ve inatçı olmasına karşın yaşam sevinciyle dolu ve tutkulu besteciyi, zamanla insanlardan uzaklaşan, yalnız yaşayan, biri haline getirdi. 56 yaşında yakalandığı bir karaciğer hastalığından öldü.

Beethoven, saraylarda, müzik kuruluşlarında ve kiliselerde memur gibi çalışmayan ilk önemli Alman bestecisi-dir. Goethe ile yaptığı bir gezintide yüksek makam sahibi kişilere saygı gösterisinde bulunmaktan kaçınması, Viyana Kongresi’nde yüksek soyluların karşısına kendine güvenerek çıkması, devrim kahramanı Napolyon’un kendini imparator ilan etmesi üzerine ona adadığı 3. Senfoni’sinin ithaf sayfasını yırtıp atması, sarayın bağladığı yıllık ödenek nedeniyle hiçbir biçimde etki ve nüfuz altına girmemesi, yayımcısından çeşitli isteklerde bulunması, bütün bunlar hep kendi sanatçılığının onurlu bilinciyle olmuştur.

Beethoven, besteci olarak Haydn ve Mozart‘tan yola çıktı, Philipp Emanuel Bach’ın, Mannheim Okulu’nun etkilerini de eserlerinde taşıdı. Eserleri sanatçının ruhsal çatışmalarının açığa vurulması, derin duygu hareketlerinin yankıları ise de aynı zamanda yetkin biçimlendirilişleriyle evrensel bir anlatıma sahiptirler. İlk ürünleri rokoko sanatının topluca sınırlandırılmış kapalı biçim anlayışının etkilerini taşır. Daha sonrakilerde ise kalıplardan kurtulmuş, biçimsel yapıyı genişletmiş müziksel araçları zenginleştirmiş ve tutkulu, derin etki bırakan bir anlatıma ulaşmıştır. Piyano sonatı, senfoni ve yaylı çalgılar kuarteti (dörtlüsü) yaratısının odağını oluşturur. Sonat biçiminde menuettonun yerine çoğunlukla scherzoyu kullandı. Scherzoları, sanatçının bazen haşarı, bazen de öfkeli ya da şeytansı mizah anlayışını yansıtır.

Ludwig van BeethovenBaşlıca eserleri: Orkestra için: 9. Senfoni. Senfoni No. 1 “Do majör” (1799); Senfoni No. 2 “Re Majör”, Eroica (Kahramanlık 1804); Senfoni No. 4 “Si bemol majör” (1806); Senfoni No. 5 “Do minör” (1808); Senfoni No. 6 “Famajör”, “Pastorale” (1808); Senfoni No. 8 “Fa majör” (1812); Senfoni No. 9 “Re minör” (1812); Senfoni No. 9 “Re minör” (1823, Schiller’in “Neşeye Övgü” şiiriyle final korosu). Fantazi: Wellington un Zaferi (1823); bale müziği; Prometheus’un Yaratıkları (1801); bestecinin hayranlık duyduğu Goethe’nin Egmont Tragedisi İçin Müzik (1810). Uvertürler: En ünlüsü Coriolan Uvertüsü (1808 marşlar, danslar). Konçertolar: Keman Konçertosu, “Remajör” (1806); 5 piyano Konçertosu (1800-1811); Piyano İçin 32 Sonat (aralarında “Ay Işığı”, “Pathétique” “Waldstein Sonatı” ve Appassionata). Oda Müziği: 10 Keman Sonatı (aralarında Kreutzer Sonatı); 5 Viyolonsel Sonatı; Piyano, Keman ve Viyolonsel İçin Üçlüler; 16 Yaylı Çalgılar Dörtlüsü, Üçlüsü, Yedilisi, Sekizlisi. Ses müziği: Opera: Fidelio (1805); iki missa: Do Majör (1807), Missa Solemnis (1824). Oratorya: İsa Zeytin Dağında (1803).

Başlıca eserlerinin özetleri:

Dokuzuncu Senfoni, bestecinin sonuncu ve en uzun senfonisidir (1 saat 9 dakika). Sanatında büyük bir aşamanın ürünü ve yaratısının doruğuna ulaştığı sayılan 9. Senfoni’yi Beethoven, 1817-1823 arasında besteledi. İlk kez 7 Mayıs 1824’te Viyana’da seslendirildi ve çok başarılı oldu. Orkestrayı Umlauf ile birlikte yöneten Beethoven, ilerlemiş sağırlığı yüzünden konserden sonraki alkışları duyamadı. Senfoni dört bölümden oluşur. İlk üç bölüm yalnız orkestra, sonuncusu orkestra, koro ve solist şarkıcılar içindir. Schiller’in An die Freunde (Neşeye Övgü) adlı şiirini seslendiren koroyla senfonik müziğe insan sesini ekleyen besteci, şaşırtıcı bir üslup yeniliğini birlikte gerçekleştirdi. Beethoven’in sanatıyla döneminin toplumsal ve tarihsel koşulları arasındaki ilişki, eserinde kendini doğrudan doğruya duyurur. Senfoninin bestelendiği yıllar, Avrupa’da restorasyon döneminin başladığı ve bununla birlikte Fransız Devrimi’nin yarattığı coşkulu ruhun gerileme gösterdiği, karşı tepkilerin oluştuğu ve tutuculuğun güçlendiği yıllardır. Bu ortamda Beethoven insanlığa yeniden bir coşku ve inanç gücü getirmeyi, insanın kendine ve geleceğe güvenini tazelemeyi amaçlamıştır.

Fidelio, bestecinin tek operası. Leonore adıyla ilk kez 1805 te ve bir yıl sonra yine Viyana’da sahnelendiyse de başarılı olamadı. J. N. Bouilly’nin (1763-1842) Fransızca metninden esinlenerek J. Sonnleithner (1766-1835) G. F. Treitschke’nin (1776-1842) yazdığı librettonun değiştirilmesiyle esere son biçimi verildi. 1814’te Fidelio adıyla Viyana’da oynandı ve başarılı oldu. İki perdelik operası için Beethoven’in bestelediği dört uvertürden 3. Leonore Uvertürü çok ünlendi. Konu 18. yüzyılda İspanya’da Sevilla yakınlarında bir hapishanede geçer. Florestan, yeraltındaki hücresinde uzun süredir haksız yere yatmaktadır. Eşi Leonore onu kurtarmak amacıyla erkek kılığına girerek Fidelio adıyla başgardiyan Rocco’nun hizmetinde çalışır ve eşini tam öldürüleceği anda kurtarır. 1789 Fransız Devrimi’nden sonra Avrupa’da çok sevilen “kurtuluş operası” tipinin en başarılı örneklerinden biri olan eser, Türkiye’de ilk kez 1942’de C. Ebert’in yönetimi altında Ankara’da sahnelendi.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Johannes Brahms Hayatı

Johannes BrahmsJohannes Brahms; Alman bestecisi dir (Hamburg 1833-Viyana 1897).

Yoksul bir çalgıcının oğludur. İlk müzik eğitimini babasından aldı. Daha sonra Cosel ve Marxsen’den piyano ve müzik kuramı dersleri aldı. On yaşındayken piyanoda harika çocuk sayıldı; çeşitli konser turnelerine çıktı. 1853’te Robert Schumann’a tanıtılınca ünlü besteci, Brahms’ı geleceğin büyüklerinden biri olacağı inancıyla müzik dünyasına tanıttı. 1857’de Detmold’de saray piyanisti ve koro şefi olarak görev aldı, birkaç yıl sonra beste çalışmaları yapmak için bu görevinden ayrıldı. 1862′ de, ikinci yurdu saydığı Viyana’ya göç etti. Burada 1863’den başlayarak Şan Akademisi’ni ve 1872-1875 arasında Müzik Derneği konserlerini yönetti. Ölünceye kadar Viyana’da kaldı, önemli eserlerini burada besteledi. Schumann’ın çevresinde yetiştiği halde Beethoven döneminin müzik formlarını geliştirerek eserlerinde ritim yönünden özgünlük gösterdi. Klasik formlara bağlı Alman yüksek romantizm müziğinin baş temsilcisi sayıldı; senfoni, oda müziği, piyano müziği ve lied dallarında izler bıraktı.

Orkestra besteleri arasında en çok sevilen dört senfonisi; Senfoni “Do minör” No. 1 (1854-1876); Senfoni “Re majör” No. 2 (1877); Senfoni “Fa majör” No. 3 (1883); Senfoni “mi minör” No. 4 (1884-1885). Öteki eserleri: Orkestra için iki Serenat (1857 ve 1858-1860); Josef-Haydn’ın Bir Teması Üzerine Çeşitlemeler (1873); Akademi Töreni Uvertürü (1880); Trajik Uvertür (1881); 2 piyano konçertosu (1853-1859 ve 1878-1881); keman konçertosu (1879); Keman ve Viyolonsel İçin İki Konçerto (1887), Oda müziği eserlerinin başında 3 piyanolu kuarteti ve bir piyanolu kenteti gelir. Aynca yaylı çalgılar için 5 kuartet ve bir klarnetti kentet bestelemiştir. Eserlerinin en tanınmışları: Bir Alman Requiemi (1869); Yazgı Liedi (1871), Rapsodi (1869). Çok sayıda liedi, şarkıları ve romansları da vardır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , ,

İlhan Mimaroğlu Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

İlhan Mimaroğluİlhan Mimaroğlu; bestecidir (İstanbul 1926-2012).

Mimar Kemalettin Bey’in oğludur. Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 1955’te Rockefeller Vakfı hesabına ABD’ye gitti. Columbia Üniversitesi’nde müzikoloji, müzik tarihi ve opera yöneticiliği eğitimi gördü, kompozisyon dersleri aldı. Ulus gazetesinde ve Akis dergisinde müzik eleştirileri yazdı. 1959’dan sonra yaşamının büyük bölümünü ABD’de geçirdi. 1963′ ten sonra New York’ta Columbia-Princeton Elektronik Müzik Merkezi’ne bağlı besteciler arasına katıldı. Somut ve elektronik müzik eserleri bu ülkede yayınlandı.

Başlıca besteleri: Pieces Sentimentales (Duygusal Parçalar) 195, Bovery Burm (1964), Preludes for Magnetic Tape (Manyetik Teyp İçin Prelüdler) 1967, Wings of the Delirious Demon (Çılgın Şeytanın Kanatları) 1969, Music Plus One (Müzik Artı Bir) 1970, Hyperboles (Hiperboller) 1971. Kitapları: Caz Sanatı (1958), On Bir Çağdaş Besteci (1961), Musiki Tarihi (1961), Elektronik Musiki (1970).

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Selahattin Pınar Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Selahattin PınarSelahattin Pınar; besteci, tamburidir (İstanbul 1902 – ay.y. 1960).

1920’de Dârü’l-feyz-i Mûsiki Cemiyeti’ne (bugünkü Üsküdar Musiki Cemiyeti) girdi. Döneminin tanınmış besteci ve müzik hocalarından tambur ve müzik dersleri aldı. Kurulduğu yıllarda girdiği İstanbul Radyosu’nda ve müzikhollerde ölümüne kadar aralıksız tamburi olarak çalıştı. Eserlerinde yalnızca “şarkı” formundan yararlanarak Beyati, Hisarbuselik, Hüzman, Nişaburek, Hicaz, Mahur makamında şarkılar besteledi. Ancak, Hacı Arif Bey, Şevki Bey gibi klasik dönem sonrası “şarkı” bestecilerinden ayrı bir yol izledi, kendine özgü, geniş kitlelerin beğenisini kazanan, hüzün, düş kırıklığı, umutsuz sevgi motiflerini işleyen duygusal besteler yaptı. 200’e yakın şarla besteledi. Günümüzde de büyük çoğunluğu Radyo, TV ve sahnelerde çalınıp söylenen bestelerinden başlıcaları:

Aylar Geçiyor Sen Bana Hâlâ Geleceksin, Söylemek İstesem Gönüldekini, Kalbim Yine Üzgün Seni Andım da Derinden, Ayrılık Yarı Ölmekmiş, Yüce Dağdan Esen Rüzgâr, Gözyaşlarınız Kalbime Toplanmış Emeldi, Nereden Sevdim O Zalim Kadını, Gecenin Matemini Aşkıma Örtüp Sarayım, Bir Bir Bahar Akşamı Rastladım Size, vb.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Nevit Kodallı Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Nevit KodallıNevit Kodallı; bestecidir (Mersin 1924 – 2009).

1939/1940 ders yılında girdiği Ankara Devlet Konservatuvarı’nın Kompozisyon ve Orkestra Yönetimi bölümlerinden 1946/1947’de mezun oldu. 1947’de bir koro eseri ve bir füf besteleyerek Avrupa yarışmasını kazandı ve devlet hesabına Paris’e gönderildi (1948). Ecole Normale de Musique’de Honegger’in kompozisyon sınıfında 1951’e kadar öğrenim gördü. 1953’te yurda döndü. Ankara Devlet Konservatuvarı’nda öğretmenlik ve 1956’dan başlayarak Devlet Operası’nda orkestra yöneticiliği yaptı. 1950-1951 yıllarında Paris’te bestelediği Atatürk Oratoryosu ilk kez Atatürk’ün cenazesinin Anıtkabir’e taşındığı 10 Kasım 1953’te seslendirildi. Genellikle klasik biçimlere bağlı, Türk müziğinden de yararlandı.

Başlıca eserleri: Piyano Parçaları (1945, 1950), yalnız keman için Poema; yaylı çalgılar için Passacaglia ve Füg (1945), Sinfonietta, Altılı (1945-1946); Senfoni orkestra için Süit (1947-1949); ses için 7 Poem (1947), Garip Şarkılar Albümü (1958); Van Gogh (1954-1955), Gilgameş (1963) operaları; Antigone (bale) 1958; Cumhuriyet Kantatı (1973); Hürrem Sultan (bale) 1976; Yüzüncü Yıl Marşı (1982); Çello Konçertosu (1983).

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Necil Kazım Akses Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Necil Kazım AksesNecil Kazım Akses; bestecidir (İstanbul 1908- 16 Şubat 1999, Ankara).

Müzik eğitimine ilkokul yaşlarında başlayarak keman ve viyolonsel eğitimi gördü. Darülelhan’da Cemal Reşit Rey’den armoni dersleri aldı. Liseyi bitirdikten sonra (1926) Avusturya Devlet Müzik ve Görsel Sanatlar Akademisi’nde öğrenim gördü. Joseph Max ve Kleinecke’nin öğrencisi olduğu bu kurumun komposizyon bölümünü bitirdi (1931). Prag Devlet Konservatuarının İleri Kompozisyon Bölümü’nde besteci Josef Sulk ve Alois Haba’nın öğrencisi oldu (1932-1934). Türkiye’ye dönüşünde Ankara Musiki Muallim Mektebi’ne öğretmen olarak atandı (1934). Paul Hindemith ile Devlet Konservatuarını kurma hazırlıklarına katıldı. Ankara Devlet Konservatuarı Müdürlüğü (1948), Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü (1949), Bern ve Bonn Kültür Ateşeliği (1955), Ankara Devlet Operası Müdürlüğü (1971) görevlerinde bulundu. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Devlet Sanatçısı olarak onurlandırıldı (1971). Emekli olduktan sonra uzman olarak Devlet Konservatuvarı’na komposizyon öğretmen atandı. Çeşitli nişanlarla onurlandırılan Necil Kâzım Akses, Klasik Türk Müziği ve halk müziği motiflerini çok sesli müzik tekniğiyle yeniden işleyen ve besteleyen Türk Beşleri’ndendir. Itri’nin Nevakârı Üstüne Scherzo (1948), Bir Divandan Gazel (1976) gibi bestelerinde bu eğilim daha belirgindir.

Başlıca eserleri: Prelüd ve fügler (1929), Beş piyano parçası (1930), Piyano Sonatı (1930), Flüt-piyano sonatı (1933), Mete (bir perdelik opera, 1934), Çiftetelli (orkestra içip senfonik dans, 1934), Minyatürler (1936), Çok seslendirilmiş türküler (1936), Sophokles’in Kral Oidipus oyunu için müzik (1936), Julius Caesar için müzik (1936), Konservatuvar marşı (koro ve orkestra için U.Cemal Erkin ile birlikte, 1940), Ankara Kalesi (senfonik şiir, 1942), Yaylı çalgılar için üçlü (1945), Yaylı çalgılar için dörtlü (1946), Eşliksiz çoksesli koro kompozisyonları (1947), Timur (opera, tamamlanamadı, 1956), On piyano parçası (1946), On Türkü (eşliksiz karma koro için, 1964), Portreler (1965), Senfoni (No. 1, 1966), Konçerto (1969), Yaylı çalgılar için dörtlü “Ağıt Kuartet” (1971), Cumhuriyetin 50. yıl marşı (1973), Sesleniş (1973), Senfonik destan (1973), Sololar geçidi (Timur operasından, 1974), Şiirlerle müzik (1975), Bir divandan gazel (1976), Viyola konçertosu (1977), Yaylı çalgılar orkestrası için senfoni (1978), Yaylı çalgılar için dörtlü (1979), 3. senfoni (1970-1980), İdil (Solo viyolonsel ve orkestra için (1980), Barış için savaş (senfonik şiir, 1981), İstanbul’a gönül veren ozanlar (çoksesli koro için, 1983), 4. Senfoni (1983) Atatürk Diyor ki (1988).

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Timur Selçuk Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Timur SelçukTimur Selçuk; besteci ve ses sanatçısıdır (İstanbul 1945).

Münir Nurettin Selçuk’un oğludur. Galatasaray Lisesi’nde okuduğu sırada Belediye Konservatuvarı’na da devam etti. Ferdi Statzer’den piyano dersleri aldı. Konservatuvarı bitirince, Fransa’ya giderek Paris’te Ecole Normale de Musique’de piyano, kompozisyon ve orkestra şefliği öğrenimi gördü. 1969’da hazırladığı ilk uzunçalarında C.S. Tarancı, O. Veli ve Ü. Y. Oğuzcan’m şiirlerini besteledi ve seslendirdi. Daha sonraları Atilla İlhan ve Nâzım Hikmet gibi şairlerin şiirlerini de besteleyerek bu eserlerle piyanosu eşliğinde solo konserler verdi. Ardından oda müziği, tiyatro ve film müziğine yöneldi. Türkiye’de düzenlenen ilk Eurovision yarışmasında orkestra şefliği yaptı. Tarih Merdivenleri adlı bale müziği de İstanbul Devlet Orkestrası tarafından seslendirildi. Bestelerinde daha çok Türk müziği geleneğinden yararlandı. 1989 Eurovision Şarkı Yarışması’na katılan Bana Bana adlı bestesini, kızı Hazal Selçuk seslendirdi.

Başlıca eserleri: Tak-Tık Oyun Müzikleri, Timur Selçuk ve Orkestrası, Dünden Bugüne, Tiyatro Müziği: Nereye Payidar, Tak-Tik, Küçük Adam N’oldu Sana?, Oda Müziği: Paris Mektupları, Saksağan, Bir Çift Sözüm Var, Keman ve Senfonik Orkestra için Fantezi, Bale Müziği: Tarih Merdiveni, Mevlânâ, Film Müziği: Sarıpınar 1914, Üç İstanbul, İstanbul’un Çağırdığı Su, Hakkâri’de Bir Mevsim, Çeşitli: Kare Düşünce, Pop-opera.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Rodolphe Kreutzer Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Rodolphe Kreutzer Rodolphe Kreutzer; (1766 – 1831 )

Ünlü bir Fransız bestecisi ve kemancısıdır, Fransız keman ekolünün kurucularından biridir.

Rodolphe Kreutzer, Versailles’da doğdu. Anton Stamitz’den keman dersleri aldı. 1795’te Paris Konservatuvarı’ na keman öğretmeni oldu. 1796’da Avrupa’ da bir konser gezisine çıktı. Kuvvetli tekniğiyle, güzel çal işiyle her gittiği yerde takdir topladı. 1798’de Viyana’da Beethoven’le tanışmak fırsatını buldu. Beethoven de Kreutzer’e hayran kalmıştı. Keman ve piyano için bestelediği bir sonatını Kreutzer’e ithaf etti. Bu eserin adı “Kreutzer Sonatı” olarak kaldı. Yalnız, Kreutzer, Beethoven’in bu eserini hiç beğenmemişti, konserlerinde bir kere olsun çalmadı. Ünlü romancı Tolstoy, Beethoven’in Kreutzer sonatından ilham alarak “Kreutzer Sonatı” adındaki romanını yazınca Kreutzer müzik alanından başka edebiyat alanında da ölümsüzlüğe erişti.

Kreutzer, 40’a yakın opera besteledi, çeşitli bale müziği eserleri, keman konçertosu, birçok keman eserleri vardır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

İvan Mihayloviç Moskvin Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

İvan Mihayloviç Moskvinİvan Mihayloviç Moskvin; (d. 19 kasım 1859, Gatçina – ö. 28 ocak 1935, Moskova) Rus bestecidir.

Orkestra yapıtları ve operalarında Kafkas ve Gürcü halk müziğinden etkilenmiştir. Petersburg Konservatuvarı’nda Rimski-Korsakov’dan ders aldı. 1882’de Gürcistan’ da Tiflis’teki senfoni orkestrasının şefi ve müzik okulunun yöneticisi oldu. Daha sonra Moskova Konservatuvarı’nda ders verdi (1893-1906); konservatuvarın yöneticisi oldu (1906-22) ve Mamontova Operası’nın orkestra şefliğine getirildi (1899-1906). 1924-25’te eskiden Tiflis Okulu adını taşıyan Gürcistan Devlet Konservatuvarı’nı yeniden düzenledi. 1925’ten sonra Bolşoy Tiyatrosu orkestra şefliğini yürüttü. Kafkasya’da geçirdiği 11 yıl, orkestra bestelerinden birçoğunun esin kaynağı olan Gürcü halk müziğine yaşamı boyunca ilgi duymasına yol açtı. Bu yapıtlar arasında Kafkasya Eskizleri (1895) süiti, Ermeni Rapsodisi (1909) ve Lermontov’un şiirine dayanan senfonik şiiri Mtsıri (1922; Acemiler) vardır. Bu yapıtlar 20. yüzyıl ortalarından bu yana çok seyrek çalınmış, yedi operasının tümü de kalıcı olmamıştır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Zülfü Livaneli Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Zülfü Livaneli Zülfü Livaneli; besteci, yorumcu, yazar, sinema yönetmenidir (Konya/Ilgın 1946).

1972’de İsveç’e gitti. Stockholm’ da Brikagorden Müzik Yüksek Okulu’ na devam etti (1974-1975). 1977’de Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz ve Merhaba adlı plaklarını yayımladı. Bu plaklarında halk müziğinden aldığı parçaları ya da kendi özgün bestelerini tek saz kullanarak seslendirdi. 1978’de Nazım Türküsü ve 1979’da Atlının Türküsü adlı plaklarında Türk halk müziği sazlarını Batı çalgılarıyla birlikte kullandı. Müziğin armonisi Avrupa’da ve Türkiye’de birçok uzunçalar doldurdu, film müzikleri yaptı ve konserler verdi. 1978’de Sürü filminin müziğiyle İstanbul Sinema Yazarları Derneği ve 1982’de Yılanı Öldürseler filminin müziğiyle Ankara Sinema Yazarları Ödülü’nü kazandı. Mikis Teodorakis, Maria Faranduri ve başka Yunanlı sanatçılarla Yunanistan’da ve çeşitli Avrupa ülkelerinde ortak çalışmalar yaptı. Faranduri’nin Livaneli’nin bestelerini yorumladığı ve onun da çalıp söyleyerek katıldığı plak 1982’de Yunanistan’da, bir yıl sonra Almanya’ da yılın plağı seçildi ve aynı yıl Hollanda’da Edison Ödülü’nü aldı. Livaneli ve Mikis Teodorakis’in birlikte hazırladıkları Güneş Topla Benim İçin adlı uzunçalar Eylül 1986’da Türkiye’ de Altın Plak Ödülü’nü kazandı. Kasım 1986’da Livaneli’nin çağrısıyla İstanbul’a gelen Teodorakis, İstanbul’da onun da katılımıyla coşkuyla izlenen dört konser verdi. Bunu, Joan Baez ile birlikte, uluslararası İstanbul, İzmir Festivalleri Konserleri (1988, 1989) izledi. 1990’da bir gazetede sürekli köşe yazıları yazmaya başladı. Öyküler de yazan (Arafatta Bir Çocuk, 1978; Bütün Kuşların Uykusu, 1985) Livaneli, müzikleriyle girdiği sinema dünyasına yönetmen olarak da emek vermeye başladı: Yaşar Kemal’in romanından Yer Demir Gök Bakır (1987), Sis (1989). Sanatçının öteki tanınmış uzunçalarları: Günlerimiz (1983), Ada (1984). Film müzikleri: Otobüs (1977), Maden (1978), Hazal (1982).

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Eugen d’Albert Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Eugen d'AlbertEugen d’Albert; 10 Nisan 1864, Glasgow — 3 Mart 1932, Riga

Dans müziği bestecilerinden Charles d’Albert’in oğludur. Müzik öğrenimine Londra’da Ernst Pauer’in öğrencisi olarak başlamış, 1880’den itibaren Liszt’in yanında sürdürmüştür. d’Albert piyano alanında kısa zamanda ün yapmış, beste alanında ise bazı konser parçaları vermiştir. Sahne müziğinde ilk denemeleri “Der Rubin” ve “Ghismonda” adlı iki operayla başlar. Fakat kendisini bütün dünyaya tanıtan metni “Der Abreise”yi 1889’da bulmuş, bunu en iyi operası olarak kabul edilen “Tiefland” izlemiştir.

Günümüzde özellikle Alman opera sahnelerinde yer alan diğer iki eseri “Die toten Augen” ve “Flauto Solo”dur. d’Albert bir aralık Weimar’da saray orkestrası yöneticiliği, Berlin Yüksek Müzik Okulu öğretmenliği yapmış, yaşamının büyük kısmını İtalya’da Lugano’da geçirmiş, piyanist olarak turneler yapmıştır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , , ,

Eugen d’Albert Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Eugen d'AlbertEugen d’Albert; 10 Nisan 1864, Glasgow — 3 Mart 1932, Riga

Dans müziği bestecilerinden Charles d’Albert’in oğludur. Müzik öğrenimine Londra’da Ernst Pauer’in öğrencisi olarak başlamış, 1880’den itibaren Liszt’in yanında sürdürmüştür. d’Albert piyano alanında kısa zamanda ün yapmış, beste alanında ise bazı konser parçaları vermiştir. Sahne müziğinde ilk denemeleri “Der Rubin” ve “Ghismonda” adlı iki operayla başlar. Fakat kendisini bütün dünyaya tanıtan metni “Der Abreise”yi 1889’da bulmuş, bunu en iyi operası olarak kabul edilen “Tiefland” izlemiştir.

Günümüzde özellikle Alman opera sahnelerinde yer alan diğer iki eseri “Die toten Augen” ve “Flauto Solo”dur. d’Albert bir aralık Weimar’da saray orkestrası yöneticiliği, Berlin Yüksek Müzik Okulu öğretmenliği yapmış, yaşamının büyük kısmını İtalya’da Lugano’da geçirmiş, piyanist olarak turneler yapmıştır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , , ,

Ernő Dohnányi Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

27 Temmuz 1877, Presburg — 4 Şubat 1960, New York

Macar bestecisi ve piyanisti, ilk müzik eğitimini amatör bir viyolonselci olan babası yanında yapmış, sonra Koessler, Thomas ve d’Albert’den ders almıştır. Berlin Yüksek Müzik Okulu’nda öğretmen, Budapeşte Müzik Akademisi’nde müdür olarak görevlendirilmiştir. Ünlü yapıtı: Piyano ve orkestra için «Bir Çocuk Ezgisi Üzerine Çeşitlemeler». Ayrıca iki senfoni, oda müziği eserleri, «Tante Simona» ve «Tenor» adlı operalardır.

BİR ÇOCUK EZGİSİ ÜZERİNE ÇEŞİTLEMELER Op. 25

İlk yorumu: 1925 New York.
Hemen tüm dünya çocuklarının tanıdığı eski bir çocuk şarkısıdır ana melodi. Mozart piyano için yazdığı «Oniki Çeşitlemesi»ni aynı melodi üzerine düzenlemiş, sonuna bir de «fugato» eklemiştir. Dohnanyi’nin piyano katmalı orkestra için bestelediği eser baştan sona «mizahi» buluşlarla doludur

Orkestra uzun ve görkemli bir girişle «Çeşitlemeler»i açar, piyano anlam açısından tam karşıt hava içinde, narin ve güçsüz bir tınıyla çocuk şarkısını verir. Bunu «tutti»nin gene piyano beraberliğiyle çeşitlemeleri ve sonda «passacaglia» ve «fugato» biçimlerinde ustalıklı bir örgü izler.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,

Giovanni Battista Pergolesi Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

4 Ocak 1710, Jesi — 16 Mart 1736, Pozzuoli

İtalyan bestecisidir. Napoli’de Greco, Durante, Feo ve Mattei’nin öğrencisi <z<olarak eğitim görmüş, on beş yaşında Madonna di Loreto Konservatuarına öğretmen olmuş, 21 yaşındayken kilise için bestelediği «La Converslone di San Gugliemo» adlı kutsal oyunun intermezzo’su olarak hazırladığı «İl Maestro di Musica» adlı komik opera ile Stigliano Prensi’nin ilgisini çekmiş, Prens, besteciye operalar ısmarlamıştır. Birbiri ardına opera veren Pergolesi en ünlü yapıtı «La Serva Padrona»yı 1733 yılında yazmış, yapıt tanınmışlığa bestecinin ölümünden on beş yıl kadar sonra Paris’te oynandığında ulaşmıştır. «Olimpiada» adlı operasının başarısızlığa uğramasından sonra yeniden kilise müziğine dönen besteci, bu alanda en çok ilgi çeken, en önemli eseri «Stabat Matemi ölümünden birkaç ay önce bestelemiştir.

LA SERVA PADRONA (Hanım Olan Hizmetçi)

İki perdelik «intermezzo»dur.
Metin; Gennaro Antonio Federico
Bestecisi:
İlk oynanış: 1733 Napoli.
Türkiye’de ilk oynanış: 1963 Ankara.
Başlıca kişiler: Uberto Pandolfo (Bas), Serpina (Soprano).
Konunun geçtiği çağ ve yer: Operanın yazıldığı yıllarda Pandolfo’nun evi.

Konusu:
Zengin bekâr Pandolfo, hizmetçisi Serpina’nın tembellik ve umursamazlığı nedeniyle mutsuzdur. Serpina hiçbir işi doğru dürüst yapmamakta, üstelik evin hanımıymış gibi davranmaktadır. Adam sabrının tükendiğini söyleyerek ilk fırsatta evleneceğini açıklar, çıkıp gider Oysa Serpina, Pandolfo ile evlenmeyi aklına koymuştur. Efendisi dönünce ona çok mutsuz olduğunu, karşısına çıkacak ilk insanla evleneceğini, zaten bir subayın da peşinde olduğunu bildirir. Subay o sırada görünmüştür. Pandolfo bir an düşünür, hizmetçisini sevdiğini anlar, ona kendisiyle kalmasını, evleneceklerini açıklar. Serpina’nın projesi gerçekleşmiş, hizmetçiyken hanım olmuştur. Kendisine sözde tutkun subay ise evin kılık değiştirmiş emektar uşağı Vespone’den başkası değildir.

«La Serva Padrona» bestecisinin ölümünden kısa süre sonra Avrupa sahnelerinde yayılmış, zarif melodilerle dokulu müzik yapısı, inandırıcı konusuyla sahnelendiği her ülkede sevilmiş, tanınmıştır. Yapıt, bütün bu nitelikleriyle İtalyan opera buffa türünün ilk başarılı örneği olarak sanat tarihine geçmiştir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,

Cemal Reşit Rey Hayatı

Cemal Reşit ReyCemal Reşit Rey; bestecidir (Kudüs 1904-İstanbul 1987).

Türk bestecisi, piyanisti, orkestra yöneticisi ve öğretmenidir. Cumhuriyetken sonra gelişen çağdaş Türk müzik okulunun başlıca üyelerinden. Paris Konservatuarında Raoul Laparra’nın öğrencisi olarak eğitim görmüş, öğrenimini Cenevre Konservatuarında sürdürmüş, 1923’te İstanbul Konservatuarında bestecilik öğretmeni olmuştur. 1926’da Uluslararası Besteciler Derneği’ne üye seçilmiş, 1938’de iki yıl süreyle Ankara Radyosu müzik yayınları yöneticiliğini yapmış, 1945 yılında İstanbul Flarmoni Derneği’nin kurucuları arasına katılmıştır. İstanbul Şehir Orkestrasının gerçekleşmesi için çalışmış ve bu orkestrayı yönetmiştir. Yapıtlarında Fransız müziği etkisiyle Türk halk ve «sanat» müziği geleneklerini bağdaştırır.

Başlıcaları: Orkestra için «Karagöz» süiti, keman konçertosu, piyano konçertosu, «Fatih» adlı senfonik şiir, küçük orkestra için «Colloque Instrumental», «Celebi» adlı opera, orkestra için «Enstantaneler», piyano için «Hatıradan İbaret Kalmış Şehirde Gezintiler», piyano ve orkestra için «Bir İstanbul Türküsü Üzerine Çeşitlemeler». Besteci, kardeşi Ekrem Reşit Rey’in metinleri üzerine bestelediği «Lüküs Hayat», «Deli Dolu» gibi operetlerle de tanınmış, bu alanda son olarak geniş ilgiyle karşılanan «Yaygara 70» ve «Uy! Balon Dünya» adlı müzikli oyunları vermiştir.

SENFONİ «Sol minör No. 2»

İlk yorum: 1979 İstanbul.
Yapıtın kaynağı ikili yaylı çalgılar orkestrası için 1962 yılında yazılan bir «konçerto»ya uzanır. Besteci bu «konçerto»yu TRT Kurumunun siparişi üzerine büyük orkestra için «Senfoni»ye dönüştürmüştür. Birinci bölüm «Allegro appassionato» yürekli ve coşkulu bir girişle başlar, bunu tatlı bir ezgi izler. İkinci bölüm «Adagio», düşünceye ağırlık tanıyan bir insanın düşsel evrenini çizer. Üçüncü bölüm «scherzo» neşenin özüdür. Dördüncü bölüm «Allegro con fuoco» iki tümceden kurulmuştur.. İkincisi «timpani» vuruşlarıyla gelişir ve yapıyı parlak bitişe hazırlar.

ENSTANTANELER

İlk yorumu: 1931 Paris.
Orkestra için beş İstanbul izlenimini yansıtan yapıt bestecinin geniş ilgi uyandıran ilk verimi arasındadır. Bölümleri şudur: 1 — «Balıkçılar ağları çekiyor.» Ağları çeken balıkçıların türküsü, ağın kıyıya gelişi, balıkların ağ içinde zıplayışı. 2 — «Âmâ dilenci kadın» Sesi uzaklardan gelir, yavaşça yaklaşır. Monoton bir şarkı tutturmuştur. Bir ara durur, dilenir, gene ağır ağır uzaklaşıp gider. 3 — «Eyüp güvercinleri». Eyüp camii avlusunda güvercin sesleri, sonra bu seslere karışan ezan, güvercinlerin birden havalanıp konuşu. 4 — «Boş bir cami içi». Yalnız piyano için yazılan bu bölümde sıcak bir yaz günü loş bir cami içi anlatılmıştır. Serinlik ve sessizlik. Bir köşeden yansıyan dua mırıltıları. 5 — «Bayram». Neşe ve hareket dolu bir bayram yeri. Limonatacının çıngırağı, binbir sesin uğultusu.

ÇAĞRILIŞ

İlk yorumu: 1950 Paris.
Bestecinin eski bir masalın konusundan esinlenerek yazdığı yapıt «Senfonik şiir» türünde ilk büyük denemesidir. Müziğin, anlamını başarıyla belirttiği masalı özetleyebiliriz: «İçinde sürekli ölüm korkusu duyan biri bu korkudan kurtulmak için yurdunu bırakır. Amacı ölümün olmadığı bir ülke bulmaktır. Boşuna uğraşır; gittiği her yer ölümü hatırlatan görüntülerle doludur. Yıllar geçer, ölüm artık yaşamının ayrılmaz yoldaşıdır. Sonuçta onun varlığını belirtecek hiçbir izin bulunmadığı tatlı yüzlü insanlarla dolu bir ülke bulur, ölümü sorar, şu cevabı alır: ‘Biz böyle bir şey bilmeyiz. Yalnız şu tepe ardından zaman zaman bir ses duyulur, birimizi çağırır adıyla. Çağrılan tepenin ardına gider, dönmez bir daha… Kalır o ülkede, fakat bir gün ses onu da çağırır, bu kardeşçe çağrılışa doğru, ağır ağır yürür…» Senfonik şiir genellikle gölgeli, yer yer karanlık bir fırçayla işlenmiş, ölüm fikrini, kaderin değişmez sonucunu, bu sonuca doğru yürekli gidişi ustaca anlatmıştır.

FATİH

İlk yorumu: 1953 Paris
İstanbul’un 500. almış yıldönümü nedeniyle yazılan senfonik şiir Türk temalarının katıldığı yapısı, parlak orkestralamasıyla ilgi çekmiş, tanınmıştır. Yapıtın başlan genç padişahın kişiliğindeki iki karşıtı yansıtan iki tema ile işlenmiştir; yürekli bir savaşçı, büyük bir komutan olması yanında; kültürlü, ozan ruhlu, hoşgörü sahibi oluşu. Fatih’in kişiliğini İstanbul’un kuşatılması konusundaki kaygı ve kuşkulan izler. Sultan giriştiği bu savaşta yardımcı olması için Tanrıya yakarır. Yapı tam bir gürleyişle Bizans’a saldırıyı haberler, kısa süre sonra Türk askeri yıkılan surlardan girecek, kentin göklerinde mehter sesleri yankılanacaktır. Sultan ülküsüne ulaşmış, keman soloda insan yönü belirmeye koyulmuştur; sanatçı ruha sahip yüce Fatih, bir çağı kapatıp bir çağı açmış, barışa, inançlara ve insanlığa olan saygısını açıklamıştır. Eser, coşkun sevinç şarkısı ve yapılan iyiliklere karşı kıvancını çanlarla belirten yenilmişlerin aynı şarkıya katılışlarıyla biter.

BİR İSTANBUL TÜRKÜSÜ ÜZERİNE ÇEŞİTLEMELER

İlk yorumu: 1965 Viyana.
1960 – 1961 yıllarında bestelenmiş olan yapıt 21 çeşitlemeden kuruludur ve tümü piyano konçertosu olarak kabul edilebilecek bir yapı oluşturur. Yapıtın «tema»sı «Üsküdar’a giderken aldı da bir yağmur…» dizesiyle başlayan ünlü İstanbul türküsünün melodisidir. Çağdaş Güney ve Kuzey Amerika dans ve caz müziği ritmlerine de yer verilen genel örgü şu biçimde istiflenmiştir: 11 çeşitlemeden kurulu birinci bölüm: Ana «tema» 1-4 çeşitleme boyunca sunulur, ikinci «tema»ya dek gelişir. 3 çeşitlemeden kurulu ikinci ağır bölüm. Gene 3 çeşitlemeden kurulu «Samba» ve «Blues»a işlenmiş üçüncü bölüm ve 2 çeşitlemeyle son bölüm. Bu coşkun ve neşeli bitişe bir ara Mozart’ın «Türk Marşı» da katılır, yeniçeriler belirir uzaklardan ve İstanbul’a özgü ışık ve renk kaynaşmaları eseri sonuçlandırır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , , ,

Sadi Işılay Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Sadi Işılay; (d. 5 Şubat 1899, İstanbul -ö. 11 Mart 1969, istanbul), kemancı ve bestecidir. “Alaturka” müziğin son büyük kemancılarındandır.

Babası Laleli’deki kıraathanesinde dönemin ünlü müzikçilerine fasıl yaptırır, kendisi de keman çalardı. Sadi Işılay babasından keman çalmayı öğrenerek daha sekiz yaşındayken bu fasıllara katılmaya başladı. On iki yaşında İsmail Hakkı Bey’in Musiki-i Osmanî Cemiyeti’nde yer aldı. 1922-26 arasında İzmir’de bulundu. Yaşamını gazinolarda ve İstanbul Radyosu’nda keman çalarak ve plak doldurarak kazandı. Kemandan çıkardığı ton ve kişisel taksim üslubuyla, 20. yüzyılın en büyük birkaç “alaturka” kemancısından biri olduğu kabul edildi. Sazsemaisi, sirto, medhal gibi saz eserleri de bestelemiştir. Ama bestelerinin çoğu şarkı formundadır.

Başlıca yapıtları arasında, Muhayyer-kürdi Sazsemaisi, Sultaniyegâh Sirto, Segâh Sazsemaisi, “Yolları gurbete bağlayan dağlar” (hicazkâr şarkı), “Gel son nefesten evvel hastana derman getir” (dügâh şarkı), “Ruhunda ölen mağmede sevda sesi var mı” (segâh şarkı), “Bende hicran yarasından da derin bir yara var” (hicaz şarkı) sayılabilir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , , ,

İbrahim el-Mevsılî Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

İbrahim el-Mevsılî; Ebu İshak olarak da bilinir (d. 742, Küfe – ö. 804, Bağdat), ilk büyük Abbasi şarkıcı ve bestecilerinden.

Arracan asıllı köle bir anne babanın oğluydu. Babası ölünce annesi onu yetişmesi için dayılarının yanına verdi. Müzikle uğraşmasına izin verilmeyen İbrahim evden kaçarak önce Musul’a, sonra Rey’e gitti. İran şarkı üslubunu öğrendi. Çok geçmeden Muhammed bin Süleyman bin Ali’nin ya da kardeşi Ali’nin dikkatini çekerek Abbasi halifesi Mehdi’nin sarayına davet edildi. Orada Füleyh bin Ebi’l-Avra el-Mekki ve Siyat ile tanıştı. Halifenin oğullan Musa (sonradan Hadi) ve Harun’un (sonradan Harun Reşid) içkili meclislerine katıldığı için halife onu bir süre hapsettirdi. İbrahim, beyaz köleler çok daha pahalıya satıldığı için onlara şarkı söylemeyi öğretti. Harun Reşid döneminde sanatının doruğuna ulaştı. Halifenin buyruğuyla İbn Cami ve Füleyh bin Ebi’l-Avra ile birlikte, yüz şarkılık bir seçki hazırladı (bu seçki, Ebu’l-Ferec el-Isfahani’nin ünlü Kitabü’l-Agani’sinin çerçevesini oluşturur). İbn Cami usul ve geçkilerde bazı yeniliklerden yanayken, İbrahim Hicaz üslubuna bağlı kalmak gerektiğini savunuyordu. Bu görüş ayrılığı, daha sonra İbrahim’in oğlu İshak Mavsilî’nin önderlik ettiği gelenekçilerle, İbrahim Mehdi’nin başım çektiği yenilikçiler arasındaki çatışmanın başlangıcını oluşturdu. Aralarında Süleym bin Sellam, Muharik, Bersevma, Zelzal gibi ünlü müzikçilerin de bulunduğu birçok öğrenci yetiştiren İbrahim, kendinden sonra gelenler tarafından, son derece parlak melodiler yaratmış büyük bir besteci ve şarkıcı olarak değerlendirilmiştir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,