Etiket: buluşları

Michael Faraday Hayatı

Michael FARADAY (1791-1867)

Faraday; ünlü bir İngiliz Fizik ve Kimya bilginidir. Elektromagnetik endüksiyonu, elektroliz kanunlarını, ışıkla magnetizma arasındaki temel bağlantıları bulmuştur. Bu başarılı keşifleri sayesinde Faraday, modern elektromagnetik alanlar teorisini meydana getiren kavramların temellerini atmıştır. Bugün bütün elektrik motorları, dinamolar bu esaslara dayanarak yapılmaktadır. Böylece, Faraday, elektrik çağının başlamasına yol açan en ünlü bilginlerden biri olarak kabul edilmiştir.

Michael Faraday, Londra’nın güneyinde Newington kasabasında doğdu. 14 yaşındayken, çalışmak üzere, bir kitapçının yanına verildi. Burada, bilim üzerine birçok eserler okumak fırsatını buldu. Bir yandan da ünlü İngiliz fizikçisi Humphrey Davy’nin verdiği dersler ve konferanslarla ilgileniyordu. En büyük amacı bilim alanında çalışmaktı.

Faraday’ın çalışmalarını gören Davy, onu asistan olarak yanına aldı, deneylerinde kendisiyle beraber çalışmasını sağladı.

Faraday’ın çalışmaları sonunda vardığı en önemli sonuç, 1821’de elektromagnetik rotasyonu keşfetmesidir. Ondan sonraki yıllarda Faraday’ın ünü çok geniş bir çevreye yayıldı. 1823’de bu ünlü fizik ve kimya bilgini klorini sıvılaştırmayı başardı. Fakat bu başarısından dolayı, hocası Humphrey Davy onu kıskandı, Faraday’ın “Royal Society” adlı bilim kurumuna seçilmesine engel olmak istedi. Herkesin büyük taktirle karşıladığı çalışmaları sayesinde Michael Faraday 1824’de bu kuruma seçildi. Bundan sonraki yıllarda Faraday bilim alanındaki çalışmalarına devam ederek ona haklı bir ün sağlayan önemli keşiflerini geliştirdi. 1867’de kendisine Kraliçe Victoria tarafından verilmiş olan Hampton Court yakınlarındaki evinde öldü.

Faraday’ın en önemli eserleri şunlardır: Experimental Researches in Electricity (Elektrik Üzerine Deneysel Araştırmalar), Experimental Researches in Chemistry and Physics (Kimya ve Fizik Üzerine Deneysel Araştırmalar), On The Various Forces In Nature (Tabiattaki Çeşitli Kuvvetler Üzerine)

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Sir Alexander Fleming Hayatı

Sir Alexander FLEMING (1881-1955)

Penisilini bulan tanınmış İngiliz bakteriyologdur. İskoçya’da doğdu. Öğrenimini orada tamamladıktan sonra Londra Üniversitesi’ne geldi, çalışkanlığıyla dikkati çekmişti. Tıp fakültesini bitirdikten sonra bakteriyolojiye merak sardı. Birinci Dünya Savaşı’na doktor olarak katıldı, pek çok yararlılıklar gösterdi. Savaşın ona mesleği bakımından çok faydası olmuştur. Antiseptikler üzerindeki çalışma ve denemelerini savaş sırasında arttırabilmiş, gayet faydalı sonuçlar elde etmiştir. Savaştan sonra, bir yandan çeşitli öğrenim kurumlarında ders verirken, bir yandan da laboratuvarında bakteriler üzerinde çalışıyordu.

Fleming, bu çalışmaları sırasında bir gün tesadüf eseri, aletlerinden birinin küflenmiş kısmına bakterilerin yaklaşamadıklarını fark etti. Demek ki küfte doktorların bilmediği bir özellik vardı. Fleming çalışmalarını ilerletti, stafilokok mikrobunun küfe dayanamadığını buldu. Araştırmalarının sonuçlarını 1929’da yayımladı. Fakat ondan sonra nedense penisilin de mucidi de unutuldu. Ancak İngiltere Başkanı Winston Churchill zatüreye yakalandığı zaman penisilinden faydalanmanın çareleri araştırıldı. Ölüm derecesinde ağır hasta yatan Churchill, bu ilaç sayesinde ölümden kurtuldu. Ondan sonra da penisilin gündelik hayatımıza giren ilaçlar arasında yer aldı. Churchill’in hayatını kurtarmış olmak, Alexander Fleming için büyük önem taşıyordu. Çünkü Churchill’i gençlik yıllarında tanımış, onunla arkadaş olmuştu. Churchill onu yıllar önce bir kazada ölümden kurtarmıştı. Fleming bu kıymetli dostuna olan şükran borcunu böyle güzel bir şekilde ödeyebildiği için seviniyordu. Alexander Fleming’e 1943’te Sir ünvanı verildi, 1945’te de Nobel Tıp Ödülünü kazandı.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , ,

Andre Marie Ampere Hayatı

AMPERE, Andre-Marie (1775-1836)

Meşhur Fransız fizikçisi ve kimyacısıdır. Lyon’da doğmuş, Marsilya’ya yaptığı bir gezi sırasında ölmüştür. Daha küçük yaşta matematiğe karşı ilgi göstermiş, fakat 1793 yılında babasının ihtilalciler tarafından giyotinle idam edilmesi üzerine ruhi bir buhran geçirmişti. Bir müddet sonra, botanik, edebiyat ve müzik alanında da kendi kendine çalıştı. Lavoisier’nin teşvikiyle fizik ve kimya öğrenmeye başladı. 1801 yılında Bourg’da fizik profesörü oldu. 1805 yılında Politeknik Okulu’nda analiz üzerine ders vermeye başlayan Ampere 1814’te Akademi üyeliğine seçildi. On yıl sonra da College de France fizik profesörlüğüne getirildi.

Ampere daha çok elektrik ve magnetik alanlarında çalışmış, bu arada akımların mıknatıslanmış bir iğne üzerindeki etkisi kanununu bulmuştur. 1821 de akımların akımlar üzerindeki etkisini keşfetmiş, magnetik ilminde elektrodinamik teorisini ileri sürmüştür (1822).

Ampere’in ışığın kristaller içinde çift kırılması hakkında da araştırmaları vardır.

Ampere matematik ve felsefe alanında birkaç eser de yazmıştır. En tanınmışı «Considerations sur la Theorie mathematique du jeu» (Kumarda tesadüf hesabı üzerinde düşünceler) dir. Ömrünün son yıllarına doğru yazmaya başladığı «Essai sur la philosophie des Sciences» (İlimlerin felsefesi üzerine deneme) adındaki eserini tamamlayamamıştır.

AMPER KANUNLARI

Eloktroteknikte akım geçiren iletkenlerin karşılıklı etkisine ait fizikçi Ampere tarafından konmuş kanunlardır. Bu kanunların esasları şunlardır.

1 — Aynı yönlü ve paralel gidişli elektrik akımları birbirlerini çekerler.

2 — Ters yönlü ve paralel elektrik akımları birbirlerini iterler.

3 — Aynı yönlü iki çapraz akım birbirlerini çekerler.

4 — Ters yönlü iki çapraz akım birbirlerini iterler.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Marie Curie Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Marie Curie (1867-1934)

Aslen Polonyalıdır. Varşova‘da doğdu. Ladislas Skladowski adında bir fizik ve matematik profesörünün kızıdır. Bilim alanındaki ilk çalışmalarına Varşova‘da babasının laboratuvarında başladı. Bu sırada gençlerin ihtilal hareketlerine karıştığından Varşova‘dan ayrılmak zorunda kaldı. Önce Krakovi’ye oradan da Paris‘e gitti. 1891’de Sorbonne Üniversitesi’ne girdi. Burada fizik doktorası yaptı. 1895’te öğretmeni Pierre Curie ile evlendi. 1896’da Fransız bilgini Henri Becquerel’in uranyum metalindeki radyoaktivite özelliklerine keşfetmesi üzerine Curie’ler araştırmalarını bu yönde geliştirdiler. 1898’de bir uranyum filizi olan peçblend [U3O8] in analizi sonucunda uranyum elemanından 3 milyon defa daha kuvvetli radyoaktivitesi olan 2 yeni eleman buldular. Bunlardan birine Marie Curie’nin vatanı Polonya‘nın şerefine “Polonyum“, ötekine de ışın yaydığı için “Radyum” denildi. Son yılların nükleer fizik ve kimya araştırmalarının temelini meydana getiren bu çalışmaları için Curie’lere 1903 Nobel Fizik ödülü verildi.

1906’da kocasının ölümü üzerine Marie Curie onun Sorbonne Üniversitesi’ndeki kürsüsüne getirildi. Çalışmalarına burada devam etti. 1911’de Radyumu tecrit edip, özelliklerini keşfetti. Bu başarısından dolayı Nobel Kimya Ödülünü kazandı. Marie Curie dünyada Nobel ödülünü iki kere kazanmış tek bilgindir. Bu başarısından sonra Fransız tıp Akademisi üyeliğine seçildi. Paris Üniversitesi Radyum Enstitüsü direktörlüğüne getirildi. 1921’de Amerika’ya gitti. Burada kendisine çalışmalarını devam ettirebilmesi için değeri 100 bin doları geçen bir gram radyum hediye edildi.

Marie Curie laboratuvarlardaki çalışmaları sırasında radyoaktif ışınların sürekli etkisinden dolayı kansız kalmıştı. 1934’de Alplerde bir sanatoryumda öldü. Marie Curie’den sonra kızı Irene de bu alandaki çalışmalara kocası Joliot ile birlikte devam etti.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

Michael Faraday ve Elektroliz Kanunları

Michael Faraday İngiliz bilim tarihinin en büyük isimlerinden biridir ve fizik ve kimya alanlarında önemli buluşları vardır. Surrey’de Newington Butts’da 1791’de doğmuştur, sistemli eğitim bakımından pek az şey görmüştür. Babası bir demirciydi ve on bir yaşındayken kendisini bir ciltçi yanına çırak vermişlerdi. Orada, ciltlerken okuduğu birçok kitaplar kendisine bilim aşkı verdi. Bir gün büyük bilgin Humphry Davy’nin konferanslarına gitti ve daha sonra onun hizmetine, önce uşak olarak girdi ve sonra sekreteri oldu. Faraday’in fizik ve kimyaya karşı ilgisi gitgide arttı ve 31 yaşında, Davy’nin çalıştığı, Londra’da Royal Institution’da kendisinin ilk bilimsel tebliğlerini okuyordu. 1825’te orada laboratuvar direktörü tayin edildi ve 1833’te enstitünün kimya full profesörü oldu, ve bu mevkide, 1867’de ölümüne kadar kaldı. Faraday’ın dehası birçdk alanları kapsadı. İlk olarak kloru, karbon dioksidi ve başka gazları sıvı haline getiren odur. Elektromagnetik indüksiyonu inceledi. Bir mıknatısın etrafındaki kuvvet çizgileri fikrini geliştirdi, ve birçok başka şeyler arasında en önemlisi, kendi adını taşıyan elektroliz kanunlarını kurdu. Elektroliz bir kimyasal bileşiği, içerisinden bir elektrik akımı geçirerek, bir parçalama metodudur. Bunu gösteren en basit laboratuvar deneyi, belki suyun (bir hidrojen ve oksijen bileşiği) elektrolizidir. Su (içerisine biraz asit ilave edilmiş olan) içerisinden bir doğru akım geçirilirse, elektrotlarda (su içindeki elektrikkontakları) oksijen ve hidrojen gazları kabarcıkları hasıl olurlar. Elektrolizin bugün pek çok pratik uygulamaları vardır, mesela mutfak eşyasının «nikel gümüşle» kaplanması, otomobil çarpıcılarının krom kaplanması ve alüminyum gibi metallerin kendi cevherlerinden çıkarılmaları.

Michael Faraday’in bildirdiği elektroliz kanunları şöyledirler. İlk olarak, elektroliz esnasında serbest hale gelen bir cismin ağırlığının, geçen aıkımın şiddetiyle ve geçtiği zamanla orantılı olduğunu söyledi. İkinci olarak, elektroliz esnasında serbest hale gelen cisim miktarı, o cismin ekivalan (eşdeğer) ağırlığıyla orantılıdır.

Birinci kısmın anlaşılması zor değildir. Elektrolit içerisinden, kuvvetli bir akımın uzun bir müddet geçmesi, elektrotlarda, zayıf bir akımın kısa bir müddet geçmesi halinden daha fazla cisim (meselâ oksijen, hidrojen) açığa çıkarır.

İkinci kısım, aynı müddet geçen aynı akımla, açığa çıkan cisimler miktarlarının, o cisimlerin eşdeğer ağırlıklarına bağlı olacağını bildirmektedir. Bir cismin eşdeğer ağırlığı, bir birim hidrojenle birleşen, o cismin ağırlık birimleri sayısıdır. Bir su molekülünde, her biri bir birim ağırlığında olan iki hidrojen atomu, on altı birim ağırlığında olan bir oksijen atomuyla birleşirler. Böylece iki birim hidrojen on altı birim oksijenle birleşmiş olur; o halde bir birim hidrojen sekiz birim oksijenle birleşmektedir. Dolayısıyla oksijenin eşdeğer ağırlığı sekizdir, yani suyun elektrolizi esnasında, ağırlık bakımından, hidrojenin sekiz katı kadar oksijen serbest hale geçer. İlgili elementin eşdeğer ağırlığı büyük olduğu nispette, elektroliz esnasında o cisimden daha büyük bir ağırlık serbest hale geçecektir.

Elektrolizle ilgili birçok teknik terimleri Faraday koydu. Elektrolit, içerisinden akım geçen sıvıdır. Anot ve katot, pozitif ve negatif elektrotların adlarıdırlar.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

Alessandro Volta ve Basit Pil

XVIII. yüzyılın sonunda, pratik bakımdan elektriğe dair hiç bir şey bilinmiyordu. Bununla beraber, sadece 25 yıl sonra Faraday, elektriğin en önemli etkilerinden ikisini, elektromanyetizmayı ve elektrolizi keşfetti. Aradaki zamanda, basit elektrik pilinin (volta pili) kaşifi olan, Alessandro Volta (1745-1827) geldi.

Volta bir İtalyan bilginiydi. Önce, doğduğu Como şehrinde ve sonra Pavia’da profesör oldu. İlk deneylerinden çoğu, sürtünme ile oluşan çok küçük elektrik miktarlarıyla (statik elektrik) yapılmışlardı. Sürtünmeyle elektrik yapma metotlarını, elektrofor adı verilen bir aygıtla geliştirdi. Fakat elektrofor, kıvılcımlar -elektrik şarjlarının ani hareketleri- oluşturmaktan fazla bir şey yapamıyordu. Elektrikte kullanılamayacak, eğlenceli bir oyuncaktı, zira yarattığı «akımlar» sadece saniyenin bir kesri kadar akıyorlardı ve bugün ısıtma ya da aydınlatma için kullandıklarımızdan, yaklaşık olarak bir milyon defa daha küçüktüler. Bu küçük miktarlarla çok az şey yapılabilirdi. Mümkün pek az inceleme alanlarından biri, ve o vakit ilgi çekmiş olan biri, hayvanı elektrik, elektrik akımının hayvan dokuları —genellikle kurbağaların bacakları— arasından geçirilmesinin etkileriydi. Başka bir İtalyan bilgini olan Galvani, kurbağanın bacağındaki bir sinire bir bakır tel ve kasa farklı metalden, demirden bir tel bağladı. İki metal parçasının uçları birbirlerine bağlandıkları vakit, kas sanki arasından bir elektrik akımı geçiyormuş gibi büzülüyordu. Galvani, kasın büzülmesiyle, sırlı bir yoldan elektrik oluştuğunu düşündü.

Fakat Volta, sinirin ve kasın sadece bir elektrik şokuna cevap vermekte olduklarını anladı. Önemli olan şey, iki farklı metalin bir uçlarının birleşmiş olmaları ve öbür uçlarının iletken bir eriyikle (kurbağanın bacağındaki zayıf elektrolitik eriyik) ayrılmış bulunmalarıydı. Hayvan dokusu hiç de gerekli değildi. 1779’da, salamuraya bakır ve çinko çubuklar daldırarak ve bunları birleştirerek,ilk basit pili yaptı. Onları birleştiren devrede bir elektrik akımı akıyordu. Akım, o vakte kadar elde edilenlere göre, çok daha büyüktü ve çok daha uzun müddet devam ediyordu. Basit pilleri seri halinde bağlayarak daha yüksek elektrik basınçları (voltajları) elde edilebiliyordu. Bu fikir volta piline götürdü ve bunun sonuncuda salamuraya ya da aside batırılmış çuha yuvarlaklarıyla ayrılmış, sırayla çinko ve bakır yuvarlaklar vardı.

Basit pilin keşfi Volta’ya atfedilir, fakat kendisi hiç bir vakit, pilin çalışması için doğru bir izah bulamadı. Elektrik akımını, yanlış olarak iki metalin gerçek değerlerine atfetti, halbuki gerçekte, elektrolitin çinko çubuklar üzerine kimyasal etkisinin sonucudur.

Keşif derhal takdir edildi ve Volta, 1801’de Paris’e giderek, «temas» elektriği dediği şeyi imparator Napolyon’a gösterdi. Daha sonra elektrik basıncının birimi, volt, kendi adına izafe edildi. Her ne kadar Volta’nın kendisi, uygulamalardan ziyade bataryalarının geliştirilmesiyle ilgili idiyse de, volta pili çabucak yayıldı ve bilginler tarafından her yerde, kudretli bir araştırma alanı olarak kullanıldı. Volta pilleri aracılıyla oluşan akımlar, elektriğin ısıtma, kimyasal ve manyetik etkilerinin keşfine yol açtılar.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

Heinrich Rudolf Hertz Hayatı

Heinrich Rudolf Hertz HayatıHeinrich Rudolf Hertz Alman fizikçisidir. (Hamburg 1857-Bonn 1894) 1880’de Helmhottz Enstitüsünde asistan oldu. 1883’de Kiel Üniversitesi’ne kurumsal fizik dersleri vermeye başladı. Daha sonra çalışmalarını elektriksel titreşim olaylarına yöneltti. Bu alandaki en önemli çalışmalarını 1885’de gittiği Karlsruhe Teknik Okulu’nda gerçekleştirdi. İletken tellerde çok kısa dalgalar oluşturarak bir rezonatör yardımyla bunların dalga boylarını ve yayılma hızlarını ölçtü. 1887 ve 1888’de yaptığı çok sayıda deney sonunda, elektromanyetik dalgaların gönünür ışık gibi geçerli olan yansıma, kırılma ve polarlanma (kutuplanma) yasalarına uyduğunu kanıtladı. Ölümünden çok kısa bir süre önce yayımlanan “Mekanik İlkeleri Hakkında” adlı kitabında açıkladığı bu çalışmaları ile, elektromanyetik dalgaların fiziksel olarak ışık dalgalarına eşdeğer olduklarını, yalnız dalga boylarının değişik olduğunu, bu dalgaların elektriksel titreşim devreleriyle de oluşturulabileceğini ve uzayda yayıldığını ortaya koyayarak İngiliz fizikçi J.C. Maxwell’in (1831-1879) bulduğu ışığın elektromanyetik kuramının kanıtlanmasında etkin oldu.

Bu buluşuyla fizikte yeni bir dönem açan Hertz, 1887’de morötesi ışınların verici olarak kullanıldığı bir elektriksel titreşim devresinin elektrotları arasında bir kıvılcım oluştuğunu gözledi. Bu olay fotoelektrik olayının ilk kez deneysel olarak gözlemlenişidir. 1889’da Bonn Üniversitesi’ne profesör atanıp, mekanikle ilgilendi.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Johannes Kepler Hayatı

Ünlü bir astronomi ve matematik bilginidir. Kepler gezegenlerin yörüngelerini açıklayan kanunları bilim tarihine “Kepler Kanunları” adıyla geçmiştir. Kepler 1571’de Almanya’da Württemberg’de doğdu. 4 yaşındayken geçirdiği çiçek hastalığından sonra görüş kuvvetini kaybetti ve elleri sakat kaldı. Öğrenimi Tübingen Üniversitesi’nde yaptı. Yoksul bir ailenin çocuğu olan Kepler Avrupa’da Otuz Yıl Savaşları sürerken çok yer değiştirmiştir. Bir keresinde işini bırakıp Almanya’ya büyücülükle suçlanan annesini savunmaya dönmüştü. Tycho Brahe ölünce yardımcısı olan Kepler bütün kayıtlarını aldı. Bunlardan ve kendi gözlemlerinden gezegenlerin güneş çevresinde nasıl döndüklerini tanımlayan matematiksel formüller üretti. Kepler teleskopların nasıl çalıştığını ve insanların nasıl gördüklerini ilk açıklayan insandır.

Kepler Copernicus tarafından ortaya konmuş olan astronomi prensiplerini inceledi, 23 yaşına geldiği zaman Graz Üniversitesi’nde astronomi profesörü oldu. Bu görevi sırasında Galileo ve Tycho Brahe ile tanıştı.

1600 yılında Kepler Prag’da, Tycho Brahe’nin yanında asistanlık yapmaya başladı. 1601’de Brahe’nin ölüm üzerine Prag’daki rasathanede onun yerini aldı.

Astronomi bilginleri eskiden güneş sisteminin merkezinde güneşin bulunduğunu ve gezegenlerin her birer eksen etrafında dönmekte hem de güneş etrafında dolanmakta olduğunu biliyorlar, fakat Copernicus‘un gözlemlerine dayanarak, gezegenlerin yörüngelerinin daire şeklinde olduğunu sanıyorlardı. İçinden çıkılmaz gibi gözüken bu meseleyi Kepler başka bir yönden ele aldı ve gezegen yörüngelerinin daire şeklinde olmayıp daha başka bir biçimde olduğunu düşündü. Bu konudaki incelemelerine Mars gezegeni gözleyerek başlamaya karar verdi. Çünkü yörünge şekli bakımından en iyi örneği bu gezegen meydana getiriyordu.

Kepler altı yıllık yorucu bir çalışmadan sonra Mars’ın yörüngesinin elips şeklinde olduğunu buldu. 1609 yılında “Yeni Astronomi” adlı bir kitap yayınlayarak buluşlarını bu eserde topladı. Sonra dikkatini öbür gezegenler üzerine çevirdi ve Mars için bulduğu gerçeklerin bu gezegenler için de doğru olduğu sonucuna vardı. Bu çalışmaları sırasında aynı zamanda, gezegenler güneşin etrafında dolanırken geçen zamanın, bu gezegenlerin güneşe olan uzaklıklarıyla doğru orantıda olduğunu da keşfetti.

Önemli başarısı: Gezegenlerin hareketinin yasalarını formüle eden ilk kişi 1619

Kepler Kanunları:

1- Her gezegen güneş etrafında odaklarından birinde güneş bulunan bir elips çizer.
(Bu kanundan gezegen ile güneş arasındaki uzaklığın her an değiştiği anlaşılır)
2- Alanlar Kanunu: Her gezegeni güneşe birleştiren yarıçap vektör eşit zamanlarda eşit alanları süpürür.
(Bu kanundan her gezegenin güneşe yaklaştıkça hızının arttığı, uzaklaştıkça hızının azaldığı anlaşılır)
3- Gezegenin yıldızıl devirleri için geçen zamanların kareleri, güneşe olan ortalama uzaklıklarının küpleri ile doğru orantılıdır.
(Bu kanun gezegenlerin güneşe uzaklıklarını bulmak için faydalıdır)

Kepler’in bu yeni astronomi kanunlarını bulması onun, gezegenlerin gökyüzünde hangi günde ve hangi saatte nerede olacağını önceden hesaplayabilmesine imkan vermiştir.

Optik bilimle de ilgilenen Kepler, teleskopun bugünkü gelişmiş durumuna gelmesine yardım etmiştir. Optik bilim hakkında yazdığı ve 1611’de yayınladığı “Dioptrice” adlı eseri, bu konuda yazılmış ilk bilimsel kitaptır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , ,

Tycho Brahe Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Tycho Brahe (Knudstrup 1546- Prag 1601)

Danimarkalı gökbilimcinin gayet renkli bir yaşamı vardı ve bir düello kazasında burnunun bir kısmını kaybetmiş, kendisine altın, gümüş ve balmumundan yeni bir burun yapmıştı. Brahe Kopenhag ve Leipzig üniversitelerinde hukuk ve felsefe okudu. 1560’da bir güneş tutulması gördükten sonra gece göğü ile ilgilendi. Danimarka kralının da yardımıyla 1576’da Kopenhag yakınlarında bir adada bir gözlemevi kurdu ve yirmi yıl süreyle 700’den fazla yıldızın durumlarını kaydetti. Kendisine yardımcı olacak bir teleskop olmadan Brahe astronomi aletleri geliştirdi ve 1577’de bir kuyruklu yıldızı kaydederek yörüngesinin güneşin çevresinde olduğunu kanıtladı.

1562’de Leipzig Üniversitesi’nde hukuk okurken ayrıca astronomi ile ilgilendi. 1571’de Danimarka’ya dönerek astronomi gözlemlerini sürdürdü. 1572’de Koltuk (Cassiopeia) Takımyıldızı içinde Nova adını verdiği yıldızı gözlemledi. 1573’de bu yıldızla ilgili olarak De Nova Stella Anni 1572 (1572 yılının yeni yıldızı üstüne) adlı eseri yazdı. 1574’de Kral II. Friedrich’in çağrısı üzerine Kopenhag Üniversitesi’nde astronomi dersleri verdi. 1576’da kral çalışmalarını rahatça sürdürmesi için Hven Adası’nı ona bağışladı. Kralın desteğiyle burada Uraniborg Şatosu’nu yaptırdı.(1580) Daha sonra ek olarak bir basımevi (1884), bir kağıt üretim atölyesi (1892) ve Stjenneborg (Yıldızlar Sarayı) adı yeni gözlemevi yaptırdı. Hven Adası’nda iken 1577’de yer gün merkezli evren kuramını geliştirdi. 1588’de Friedrich’in ölümü üzerine yeni kral IV. Christian ödeneği kesince Kopenhag’a gitti (1597). Habsburg Hanedanı’ndan II. Rudolf’un çağrılısı olarak gittiği Prag’da (1599) kuramı üzerine düzenlemeler yaparak Ay’ın enlem ve boylam hareketlerindeki düzensizlikleri ve yörünge üzerindeki salınımlarını saptayıp sabit yıldızlara göre konumu belirledi. 777 sabit yıldızın konumunu kapsayan katalog hazırladı. Ölümü üzerine çalışma arkadaşı Kepler’in bıraktığı notlardan yararlanarak bu kataloğun içeriğini 1000 e yükseltti. Mars gezegenine ilişkin gözlemleri, Kepler’in gezegenlerin hareketiyle ilgili yasasının doğuşuna başlangıç oldu.

Önemli başarısı: İlk doğru yıldız ölçümlerini yaptı 1576-1596. Eserleri: De Mundi Aetheri Recentioribus Phaenomenis (Yıldızlar Küresinde Gözlemlenen Yeni Olaylar 1588)

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Howard Carter Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Howard Carter (9 Mayıs 1874 – 2 Mart 1939)

Ünlü bir İngiliz arkeolog ve Mısır bilginidir. 1922 yılında tüm zamanların en büyük arkeolojik keşfi olan Krallar Vadisi’ndeki Tutankhamon Mezarı’nı Lord Carnarvon ile birlikte bulan ve bu şekilde adını tarihe yazdıran kişidir.

Carter 1874 yılında İngiltere Kensington’da doğdu. On tane erkek ve bir tane de kız çocuğu bulunan ailenin en küçük çocuğudur. Babası Samuel John Carter hayvan figürleri çizen bir ressam, sanatçıdır. Babasından miras olarak aldığı yetenekleri arkeolojik çalışmalarında kendisine yardımcı olmuştur. 19 yüzyılda İngiltere ve Avrupa’nın Mısır ve Eski Mısır’a olan ilgisi artmıştı. Howard Carter bu dönemin Mısır bilimcilerindendir.

1907 yılında Mısır’a ilgili zengin bir aristokrat olan Lord Carnarvon tarafından kiralandı. Lord Carnarvon’un amacı henüz mezarı bulunmamış olan Tutankhamon’un mezarını bulmaktı. Bu görevi Howard Carter’a verdi. Krallar Vadisin’de araştırmalarına başladılar. Çocuk Kral Tutankhamon’un mezarını araştırmak yıllar aldı. 1922 yılında Kralın mezarını buldular. Kralın mezarı hırsızlar tarafından soyulmamış, hiç dokunulmadan hazinelerle doluydu. Bu buluş büyük tarihi önem taşır.

Howard Carter; 2 Mart 1939 yılında lenfoma nedeniyle hayata veda etti. Londra Putney Vale Mezarlığında toprağa verildi.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , ,

Nikola Tesla Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Nikola Tesla; Yugoslav kökenli ABD’li elektrik mühendisi ve mucittir (Smiljan 1856-New York 1943). Graz Teknik Üniversitesi’nde öğrenim gördü. Budapeşte ve Paris’te mühendis olarak çalıştıktan sonra 1884’de ABD’ ye göç etti. Burada Edison’un elektrik makineleri yapım firmasında çalışmaya başladı. Edison’un onun, değişken akımı konu alan buluşlarını önemsememesi üzerine, bir süre sonra buradan ayrılarak kendi laboratuvarını kurdu. Burada tasarımını 1881’de gerçekleştirdiği döner manyetik alan ilkesiyle çalışan asenkron elektrik motorunu geliştirdi. 1888’de çok fazla transformatörün, jeneratörün ve asenkron motorunun patentlerini aldı. 1889’da ABD yurttaşlığına geçti. 1891’de bugün Tesla bobini olarak adlandırılan ve yüksek frekanslarda 5 milyon volta varan yüksek gerilimlerin elde edilmesinde kullanılan ayrıca televizyon, radyo vb araçların temel öğelerinden biri olan, hava çekirdekli yüksek frekans transformatörünü buldu. Bundan sonra araştırmalannı telsiz elektrik iletimine yöneltmekle birlikte yaptığı oldukça pahalı çalışmalardan başarılı sonuçlar elde edemedi. Çalışmalarından ötürü 1912’de Nobel Fizik Ödülü’ne değer görüldü. Ancak bu ödülü paylaştığı Edison ile birlikte almayı kabul etmeyince o yıl ödül İsviçreli fizikçi Gustav Dalen’e verildi. Buluşlarıyla elektrik üretimi, iletimi ve kullanımında çok önemli bir gelişmeyi simgeleyen Telsa, gösterişli tasarıları, pahalı başarısızlıkları ve basma verdiği iddialı demeçlerden ötürü iş çevrelerinden soyutlanarak yoksulluk içinde öldü. Ancak adı MKSA (metre, kilogram, saniye, amper) birimler sisteminde manyetik akım özgül kütlesi birimine verilerek ölümsüzleşti.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Samuel Morse Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Samuel Morse; ABD’li mucit ve ressamdır. (Charlestown (bugün Boston) 1791-New York 1982) 1810’da Yale College’ı bitirdi. Ertesi yıl, ailesinin karşı çıkmasına karşın sürdürdüğü resim yapma tutkusunu yenemeyerek Londra’ya gitti ve orada ünlü ABD’li ressam W. Allston’un atölyesinde çalışmaya başladı. 1815’te ABD’ye dönünce, yalnız portre ressamlarının tutunabildiğini görüp bu alanda çalışmaya başladı. 1826’da, kuruluşunda etkili olduğu National Academy of Design’ın (Ulusal Tasarım Akademisi) başkanlığına getirildi.

1829’da resim çalışmaları yapmak ve müzeleri gezmek amacıyla Fransa ve İtalya’ya gitti. 1823’te ülkesine dönerken, gemide tanıştığı ABD’li kimyacı ve mucit Charley Thomas Jackson’dan (1805-1880) elektromıknatıslık konusundaki ilk bilgileri edinerek, kendisine büyük ün kazandıracak yolda ilk adımların atmaya başladı.

Morse, 1832’de bir Avrupa gezisinden dönerken vapurda, yol arkadaşlarının elektrikten bahsettiklerini duyarak kulak kabarttı. Onun da elektrik konusunda kendine göre birtakım fikirleri vardı, elektrik vasıtasıyla uzaklara haber iletilebileceğini düşünüyordu. Morse, seyahat boyunca bu düşüncelerini gerçekleştirmek için krokiler çizdi, formüller yazdı. Amerika’ya dönünce New Haven’de küçük bir dükkana kapanıp çalışmaya başladı. Yıllarca yarı aç bir hayat sürdü.

Mali olanaklarının çok kısıtlı olmasına ve resmi kaynaklardan hiç yardım görmemesine karşın, üzerinde çalıştığı ilk telgraf düzeneceğini 1834’te yapmayı başardı. 1837’den sonra bu konudaki girişimlerini yoğunlaştırarak, telgraf aygıtının patentini almak için başvuruda bulundu. Ancak, ABD Hükümeti’nden beklediği ilgiyi göremedi. Avrupa’daki çabaları da (1839) kendi ülkesindekinden daha iyi sonuçlar vermedi. 1843’te ABD Temsilciler Meclisi’nden Baltimore-Washington arasında 65 km’lik bir telgraf hattının yapımı için 30 bin dolarlık bir ödenek elde etmeyi başardı. Bu hat, ilk kez 24 Mayıs 1841’de denendi. Bu tarihten başlayarak ortaklarıyla, kendisiyle aynı düzeyde gelen başka mucitlerle ve özellikle C.T. Jackson ile telgrafın patent hakkı için mücadeleye girişti. Konu sonunda Yüksek Mahkeme’ye geldi ve kendisine patent hakları 1854’te tanındı. İlk kez Avusturya, Prusya ve İsviçre’de kullanılan ona ait telgraf sistemi, Türkiye’de 1855’te Kırım Savaşı sırasında kullanıldı.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , ,

Alfred Nobel Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Alfred Nobel; ( 1833-1896),

Dinamiti icat eden ünlü İsveçli kimyacıdır. Nobel Armağanları’nın da kurucusu olarak bütün dünyada tanınmıştır.

Alfred Nobel, Stockholm’da doğdu. Leninilgrad’da okudu. Daha sonra Amerika’da tanınmış mühendis John Ericcson’un yanında Alfred Nobel mühendislik öğrenimi yaptı. İsveç’e döndükten sonra, babasının fabrikasında çalışmaya başladı. Bu arada, nitrogliserin üzerinde deneyler yapıyordu. En sonunda, nitrogliserin kullanarak yeni bir patlayıcı madde yapmayı başardı. Bu çok korkunç bir patlayıcı maddeydi. Bulunduğu yerlerde o kadar çok kazaya yol açıyordu ki, İsveç halkı Nobel’i halk düşmanı ilan etmek zorunda kaldı.

Nobel, buna rağmen, icadı üzerinde çalışmaktan çekinmedi. 1867’de, nitrogliserini emici bir maddeyle birleştirip, yeni bir patlayıcı madde meydana getirdi. Bu maddenin bir iyiliği varsa, o da rahatça bir yerden bir yere götürülebilmesiydi. Nobel, yeni icadına «dinamit» adını verdi. Birkaç yıl içinde de icadı sayesinde dünyanın en zengin adamlarından biri oluverdi.

Nobel, edebiyata da meraklıydı. Birçok roman, piyes yazmıştır; yalnız, bunlar kendisine pek ün kazandırmamıştı. Öte yandan, Nobel daima hastalıktan şikayetçiydi. Bu yüzdende sinirleri adam akıllı bozulmuştu. Dinamiti icat ettikten sonra bunlara bir de vicdan azabı eklendi. Barışçı gayelerle ortaya çıkardığı dinamit, dünyanın her yerinde binlerce insanın ölümüne, binlerce yuvanın yıkılmasına yol açmıştı. Nobel bu insanların ölümlerinden, felakete uğramalarından hep kendini sorumlu tutuyordu. Bu vicdan azabından kurtulmak için dinamitten kazandığı bütün paraların barışçı gayelerle çalışan, insanlığa faydası dokunan kimselere verilmesini vasiyet etti. Böylece, Nobel Armağanları da doğmuş oldu.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Carl Wilhelm Scheele Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Carl Wilhelm ScheeleCarl Wilhelm Scheele;İsveçli kimyacıdır (Pomeranya/Stralsund 1742-Svealand/Köping 1786).

27 yaşında önce Stockholm’e daha sonra da Uppsala’ya gitti. Burada kısa süre içinde bilimsel çalışmaları ve buluşlarıyla kendini bilim çevrelerine tanıttı. 1774’te manganezi elde etti. Prolüsitle hidroklorik asidin tepkimesi sonucunda kloru buldu. 1775’te Köping’de kendi eczane ve laboratuvarını kurarak yaşamının sonuna kadar burada bilimsel çalışmalarını sürdürdü. Bariti (baryum oksit) ayırmayı başardı. Dağ billuru (kalsiyum florür) üzerindeki çalışmalarının sonucunda hidroflüorik asiti elde etti. İlk kez onun elde edip fiziksel ve kimyasal özelliklerini araştırdığı bakır arsenit Scheele yeşili, kalsiyum, tungstat minerali ise şeelit olarak adlandırılır. Organik asitler elde etmek amacıyla sebze, meyve ve öteki doğal maddeler üzerinde çalıştı. Bu çalışmaları arasında limondan limon asiti, kuzukulağı ve raventin kökünden oksalit asidi, idrardan ürik asidi ayırması sayılabilir. En önemli başarısı oksijeni bulmasıdır. Ancak bu konudaki çalışmalarına ilişkin kitabını yayımlamakta gecikmesi yüzünden, kitabı 1777’de yayımlandığında bilim çevreleri oksijenin bulucusu olarak Priestley’i tanıyordu. Yanma olayını maddenin yapısında bulunan ve flojisten olarak adlandırılan bir akışkanın açığa çıkması olarak açıklayan flojisten kuramına bağlı kalan ve havanın yanmayı hızlandıran ateş havasıyla (oksijen) kirli hava olarak adlandırdığı iki bölümden oluştuğunu, savunan Scheele’nin ateş-havası sonraları flojiston kuramını yıkan Lavoisier tarafından oksijen olarak adlandırıldı.

Başlıca eseri: Abhandlung von der Luft un dem Fere (Hava ve Ateşe İlişkin Bilimsel Araştırma) 1777.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , ,

Camillo Golgi Hayatı

Camillo GolgiCamillo Golgi; İtalyan hekimi ve dokubilimcisidir (Brescia 1844 – Pavia 1926).

Başlangıçta psikolojiye ilgi duyduysa da sonraları çalışmalarını dokubilim üzerinde yoğunlaştırdı. On yıl kadar çeşitli hastanelerde hekimlik yaptı. 1875’te Siena Üniversitesi’ne geçti. 1881’de aynı yerde patoloji profesörü oldu. 1873’te daha önce Flemming, Koch ve Erlich’in geliştirdikleri organik bileşiklerle boyama yönteminin sinir hücrelerinin bulunup incelenmesinde yeterli olamadığını görerek bir baykuşun beyninden alınmış sinir hücreleri üzerinde gümüş tuzlan kullanarak yaptığı araştırmalar sonucu, sinir hücrelerinin öteki hücreler gibi yanaşık düzende olmayıp aralarında bir birleşme kavşağı oluşturduklarını kanıtladı. Ayrıca ilerde Waldeyer ve Ramon y Cajal’in geliştirecekleri sinir kuramına kaynaklık edecek olan ve golgi hücresi adı verilen çıkıntılı hücrelerin birleştirici işlevlerini gözlemledi. Ayrıca varlığı bakteriler dışında tüm hücrelerde saptanan ve metabolizmadaki işlevi henüz araştırma konusu olan golgi aygıtını buldu. 1880’de sıtma hastalığına eğildi; bu hastalığın tanısı ve tedavisindeki gelişmelere katkıda bulundu. Bu çalışmaları sonucu 1906 Nobel Tıp Ödülü’nü Ramon y Cajal ile paylaştı.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

William Harvey Hayatı

William Harvey William Harvey; İngiliz hekimidir (Folkestone 1587 – Londra ? 1657).

Cambridge (1599) ve Padova (1602) üniversitelerinde tıp öğrenimini tamamladı. 1607’de College of Physicians üyeliğine seçildi. 1609’da St. Bartholomew Hastanesi hekimliğine, 1618’de saray hekimliğine atandı. 1625’te tahta çıkan I. James ile yakın dostluk kurdu. 1642’de İngiltere İç Savaşı’nda kralla birlikte Oxford’a, 1646′ da Newcastle’a gitti. 1649’da I. Charles’in idamının üzüntüsüne sağlık durumundaki bozukluk da eklenince tüm varlığını ve kitaplarını College of Physicians’a bağışlayıp (1652) bilimsel çalışmalardan uzaklaştı. Büyük ve küçük kan dolaşımıyla kalbin pompalama görevini açıklayarak deneysel fizyolojide yeni bir dönemin başlamasını sağladı.

Başlıca eserleri: Exercitatio Anatomica de Motu Cordis et Sanguinis in Animalibus (Canlılarda Kalbin Oluşumu Üstüne İncelemeler) 1651 ve ölümünden sonra yayımlanan Prelectiones Anatomiae Universalis (Genel Anatomi Dersleri) 1886.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , ,

Alan Lloyd Hodgkin Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Alan Lloyd HodgkinAlan Lloyd Hodgkin; İngiliz fizyologdur (Banbury 1914 – Cambridge 20 Aralık 1998 ).

Cambridge’de okuduktan sonra 1937 ve 1938’de New York Rofkefeller Enstitüsü’nde, kalamar üzerinde denemelere başladığı Massachusetts Woods Hole Deniz Biyolojisi Laboratuvarı’nda çalıştı. Daha sonra Cambridge’ye dönüp 1939’dan başlayarak Huxley ile birlikte kalamar ve mürekkepbalığının dev aksonları üstünde gerçekleştirdikleri deneylerle bir sinir dürtüsünün sinir lifi zarının yüzeyindeki çok özgül değişimlere bağlı olduğunu kanıtladılar. İyon mekanizmasına ilişkin buluşları için 1963 Nobel Tıp Ödülü’nü Andrew F. Huxley ve John C. Eccles ile paylaştı.

Hodgkin Hastalığı: Akkan bezleri (lenf düğümleri) hücrelerinin kötü huylu tümörlerinden (kanserli) biridir. Lenf düğümleri bir bölgeden başlayarak büyümeye, sertleşmeye başlar. Daha sonra hastalık dalağa, kemik iliğine, akciğerler vb öteki organlara yayılır. Mikroskobik görünümüne göre gelişme hızları değişiklik gösteren çeşitli tiplere ayrılır. Değişik hücrelerin varlığı, uzun yıllar hastalığın bir iltihaplanma sanılmasına neden oldu. Histolojik (mikroskopik) karakteristiği Reed Stenberg adlı dev hücrelerin görülmesidir. Hastalığın gelişmesiyle kansızlık, enfeksiyonlara eğilim, zayıflama ortaya çıkar; yineleyen ateş ve kaşıntı atakları görülebilir. Direncin azalması, enfeksiyonların gelişmesine ve ölüme neden olur. Çok erken dönemde cerrahi yolla tedavi edilebilir. Geç başvuranlarda X ışınları ve anti kanser ilaçlar kullanılır. Bu tedavilerle 5 yıldan fazla yaşama şansı giderek artmaktadır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Wilhelm Reich Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Wilhelm ReichWilhelm Reich; Avusturyalı hekim, psikanalizcidir (Galiçya/Dobzau 1897-ABD / Pennsylvania / Lewisburg 1957).

Kökence Yahudiydi, orta öğreniminden sonra (1915), gönüllü olarak cepheye gitti, savaşın bitiminde Viyana Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girdi (1918), daha o günlerde cinsel yaşam ve sorunlarına ilgi duymaya başladı (1919). Freud‘un ilgisini sağlayarak psikanaliz çalışmalarını izledi. Tıp Fakültesini bitirdi (1922). Freud‘dan ayrılmaya başlayan görüşlerini ilk kitabında açıklıkla ileri sürdü: Die Finkti-on des Orgasmus (Cinsel Boşalımın İşlevi) 1927. Avusturya Komünist Partisi’ne girdi (1930). Berlin’de Sexpol Yayınevi’ni kurdu (1931). Naziler iktidara geçince Viyana’ya kaçtı (1933), kişisel karşı koyuşunu ilginç eserlere dönüştürdü: Der Sexuelle Kampf der Jugend (Gençliğin Cinsel Çatışması) 1932, Characteranalyse (Kişilik Çözümlemesi) 1933. Bu yılları Danimarka, İngiltere, Fransa, İsviçre’de geçirdi, Uluslararası Psikanaliz Kongresi’nde dernekten çıkarıldı (1934). Norveç’in çağrısıyla Oslo’da cinselliğin biyolojik kaynaklarına eğildiğini açıkladı, her türlü canlı maddenin çekirdeğini oluşturduğunu ileri sürdüğü bion’un elde ettiğini duyurdu, ilerde orgon adını vereceği ‘evrene dağılış, her canlı varlığa özgü cinsel enerjiyi gizli olarak içinde taşıyan eleman’ı bulma işine yöneldi. Gördüğü tepkiler üzerine laboratuvarı ve yardımcılarıyla ABD’ye gitti (1939). İki yıl New York’ta öğretim üyesi olarak çalıştı. Bu yıllara gelince kadarki eserlerine daha değerli ve tutarlı bir düzey verilir: Der Einbruch der Sexuel moral (Cinsel Ahlakın Boygöstergesi) 1935, Die Sexuelle Revolution (Cinsel Devrim) 1936. Freud‘u bir yana bırakıp cinselliği biyolojik enerji kuramına dönüştürmesi, bilimsel dolandırıcılıkla suçlanmasına yol açtı. Besin ve Ecza Dairesi’nin başlattığı soruşturma, 1954’te mahkemeye düştü, mahkemeye gitmeyi kabul etmedi, iki yıl hapisle cezalandırıldı (1956), kitapları yakılıp yok edildi. Temyiz Mahkemesi de karan bozmayınca 1957 Martı’nda cezaevine girdi, birkaç ay sonra orada öldü (3 Kasım).

Listen Little Man (Dinle Küçük Adam) 1948, Der Krebs (Kanser) 1948. Ether, God and Devil (İnsanın Doğadaki Yeri) 1951, Reich Speaks oj Freud (R. Freud’ü Anlatıyor) öl.s. 1967 eserlerinin tümü Türkçe de yayımlandı.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , ,

Hans Bethe Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Hans Bethe Hans Albrecht Bethe; Alman kökenli ABD’li fizikçidir (Strasbourg 1906 – 6 Mart 2005).

Frankfurt Üniversitesi’nde fizik öğrenimi gördü. Münih ve Tübingen üniversitelerinde fizik profesörü olarak görev yaptı. 1933’te Nazi rejiminin baskısına dayanamayarak İngiltere’ye kaçtı. İki yıl süreyle Manchester ve Bristol üniversitelerinde dersler verdikten sonra 1935’te ABD’ye gitti. Burada Cornell Üniversitesi kuramsal fizik profesörlüğüne getirildi (1937). İkinci Dünya Savaşı sırasında, 1943-1946 arasında, ABD’deki Los Alamos araştırma laboratuvarlarında, atom bombasının yapımı için çalışan Fizik Bölümü’nün başkanlığını yaptı. Çekirdek fiziği alanında yaptığı çok sayıda araştırma arasında (relativistik hızlara kadar) hızlandırılmış taneciklerin kütlelerinin değişimi; atom çekirdeğinin kütlesini hesaplamaya yarayan ve deneysel sonuçlara dayanarak ortaya koyduğu bağıntı; özellikle kozmik ışınlarla ilgili çalışmaları, bu alanda getirdiği yenilikler bakımından çok önemlidir.

Kozmik ışınlarla ilgili çalışmaları sırasında güneş ve yıldızlardaki enerjinin, füzyon (çekirdek birleşmesi) etkileşmeleri sonunda yayınlandığını ortaya koydu ve kendi adıyla bilinen karbon-azot (Bethe) etkileşme devresini buldu. Bu buluşuyla, 1967 Nobel Fizik Ödülü’nü aldı. Öte yandan “Yıkılım Kuramı”nın kurucularından olup, evrenin son derece yoğun bir gaz kütlesinin patlaması sonucu oluştuğunu savundu. Alman fizikçisi Walter Heitler ile birlikte yaptığı, kuvantum elektro-dinamiğiyle ilgili çalışmaları, tanecik-anti-tanecik oluşumunu belirleyen etki kesitlerinin matematiksel olarak hesaplanmasını sağladı.

Başlıca eserleri: Elektronentheorie der Metalle (Metallerin Elektron Kuramı) 1933, Nuclear Physics (Nükleeı Fizik) 1937, Energy Production in Stars (Yıldızlarda Enerji Üretimi) 1938, Elementary Nuclear Theory (Nükleer Teoriye Giriş) 1948, Intermediate Quantum Mechanics (Orta Kuvantum Mekaniği) 1964, vb.

Bethe Devresi, Güneş ve öteki yıldızlardan yayınlanan enerjinin kaynağını açıklayan, çekirdek birleşmesi (füzyon) reaksiyonları zinciridir. 1939’da Hans Albrecht Bethe, yıldızlardaki enerjinin, hidrojen çekirdeklerinin (proton), füzyon reaksiyonları yoluyla ve sürekli olarak helyum çekirdeklerine dönüşmeleri sırasında oluştuğunu ileri sürdü. Yıldızların yapısında, bu reaksiyonların sürekliliğini sağlayacak kadar büyük oranda proton bulunur. Örneğin protonlar, güneş kütlesinin % 57’sini oluşturur. Yıldızların, 10-20 milyon dereceyi bulan sıcaklıkları nedeniyle protonlar, bu reaksiyonların oluşması için gerekli hareket enerjisine de sahiptirler. Bethe’nin önerisine göre yıldızlarda iki ayrı füzyon zinciri oluşur:

1) Proton-proton devresi: Oldukça alçak ısılardaki yıldızlar için geçerli olan bu devrenin ilk aşamasında ilci proton bileşerek bir ağır su çekirdeği (döteron) oluşur ve bir pozitron yayınlanır. İkinci aşamada döteron, yeniden bir protonla birleşerek Helyum 3 çekirdeğe dönüşür. Devrenin son reaksiyonu ise Helyum 3 çekirdeğinin bir protonla birleşmesidir. Bunun sonucunda da bir Helyum 4 çekirdeği (alfa taneciği) oluşur ve bir de pozitron yayınlanır.

2) Karbon-azot devresi: Yüksek ısılardaki yıldızlar için geçerli olan bu devre daha karmaşıktır. Devre bir Karbon 12 çekirdeğinin bir protonla birleşmesi ile başlar ve bir Azot 15 çekirdeğinin bir protonla birleşmesiyle sona erer. Sonuçta yeniden bir Karbon 12 çekirdeği ile bir Helyum 4 çekirdeği oluşur. Böylece devrenin başlangıç çekirdeği olan Karbon 12, değişikliğe uğramadan sonraki reaksiyonlara da katılır. Bu bakımdan Karbon 12 çekirdeği, devrede bir katalizör görevini üstlenir. Buna göre, dört proton Helyum 4 çekirdeğine dönüşmekte ve bu sırada iki de pozitron yayınlamaktadır. Her bir devre sonunda serbest kalan enerji miktarı ise 26.7 MeV’dur. Bu enerji; 1.6×10^12 kalorilik ısı enerjisiyle eşdeğerdedir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

Daniel Gabriel Fahrenheit Kısaca Hayatı

Daniel Gabriel Fahrenheit Alman fizikçisidir (Danzig 1686-Hollanda/ La Haye 1736)

Hollanda ve İngiltere gezilerinde deneysel fizik ve meteoroloji alanlarında kullanılan bazı araçların yapımını öğrendi. 1710’da yaptığı termometrede, başlangıç noktası olarak soğuk bir karışımın sıcaklığını, bitiş noktası olarak da ağız boşluğunun sıcaklığını ilke saydı. Daha sonra bu termometreyle ölçtüğü suyun donma sıcaklığını 32, kaynama sıcaklığım da 212 derece olarak saptayarak kısaca F simgesiyle gösterilen Fahrenheit sıcaklık ölçeğini ortaya koydu; termometresini daha da geliştirerek, ispirto yerine ilk kez cıvayı kullandı (1720). İngiltere’deki Royal Society üyeliğine seçildi. Maddenin kaynama sıcaklık ölçü birimi olarak kullanılmakta olan Fahrenheit derecesi ile Celcius derecesi arasında, t (°F= 32+1.8 t (°C) biçiminde bir bağıntı vardır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Clement Ader Hayatı

Clement AderClement Ader; Fransız mühendisidir (Muret 1841-Toulosue 1925).

İlk uçuş denemeleriyle tanınır. Önce, bir insanı kaldırabilecek güçte bir uçurtma, tenekeden manivelalı bir velosipet, bir balon yaptı. Uçuş konusundaki denemeleri için gereken parayı bir an önce kazanabilmek için mesleği olan yol mühendisliğini bırakarak 1876’da Paris’e gitti. Elektrik alanındaki buluşları (mikrofon, teatrofon) kısa zamanda büyük ilgi görünce kazandığı parayla uçuş denemelerine girişti. Birçok deneyim ve çok sayıda havadan ağır uçuş aracı yapımından sonra uçan bir araç olan Eole’ü yaptı ve buna Avion adını verdi. Bu sözcük Fransızcada “uçak” karşılığı olarak kullanılmıştır. Bir yarasaya bu uçağın iki pervanesi ve beygir gücü başına üç kilo ağırlığında bir buhar motoru vardı. Bu uçakla 9 Ekim 1890’da yerden havalanarak 50 metreye kadar yükselebildiyse de güç yetersizliği yüzünden araç yere düşerek parçalandı. Bu deneme havacılıkta “uçakla ikinci uçuş” olması açısından çok önemlidir. Varını yoğunu bu uğurda harcayan Ader, daha sonraları devletin ve çevresinin ilgisizliği yüzünden denemelerini sürdüremedi. Fransızlar ona “uçakçılığın babası” adını verdiler.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Max Born Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Max BornMax Born; Alman matematikçisi ve fizikçisi (Breslau 1882 – Göttingen 1970).

Felsefe, hukuk ve fen bilimleri dersleri aldı. Özellikle matematik, fizik ve astronomiyle ilgilendi. Çalışmalarını matematik alanında yoğunlaştırdı. 1906’da Elastik Çizgilerin Kararlığı adını taşıyan çalışmasıyla doktor unvanını aldı. 1915’te Berlin Üniversitesi kuramsal fizik profesörü oldu. Fizikçilerin, kristallerin yapısı üzerindeki deneysel çalışmalarının sonuçlarının olayı açıklamaktaki yetersizliğini görerek araştırmalarını bu konu üzerinde yoğunlaştırdı. Bu alandaki çalışmalarıyla kristallerin yanı sıra özellikle kristal ağlarındaki titreşim olaylarına önemli açıklamalar getirdi ve katı hal fiziğine yeni boyutlar kazandırdı. Bu çalışmaları, Kristal Ağlarının Dinamiği adı altında yayımlandı. Birinci Dünya Savaşı sonunda Berlin Üniversitesi’nde yeni kurulan Frankfurt Üniversitesi’ne ordinaryüs profesör olarak geldi. Burada katı hal fiziği üzerindeki çalışmalarını sürdürdü. Kimyasal bağların elektron yapısını açıkladı ve katı cisimlerin esneklik özelliklerini hesapladı. Atomların serbest yolları üzerinde deneysel çalışmalar yaptı ve çalışma arkadaşlarıyla birlikte, Bohr atom modelinin yetersizliğine kanıt olabilecek önemli bulgular elde etti. 1920’de Göttingen Üniversitesi Kuramsal Fizik Bilim Dalı Başkanlığı’na atandı. Çalışmaları çok geniş alanı kapsayan Born’ un “kuvantum mekaniği” dalında yaptığı çalışmalar en dikkat çekenidir. Kuvantum mekaniğini kullanarak atomsal çarpışma olaylarını inceleyip hareketli cisimlerin maddesel ve dalgasal özelliklerini bir yaklaşıma bağladı (Born Yaklaşımı). W. Heisenberg’in düşüncelerinden yola çıkarak kurduğu “matrisler mekaniği” ile atomların spektroskopik yapılarının açıklanmasına büyük kolaylık getirdi. 1933’te Nazi yönetiminden kaçarak İngiltere’ye yerleşti. 1936’da Edinburgh Üniversitesi’ nde kuramal fizik profesörü olarak çalışmaya başladı. Kuvantum Mekaniğinin Sayısal Açıklaması konulu çalışmasıyla, W. Bothe ile birlikte 1954 Nobel Fizik Ödülü’nü paylaştı. Atom enerjisinin, atom silahlarının yapımında kullanılmasına şiddetle karşı çıkan bilim adamları arasında yer aldı.

Başlıca eserleri: Dynamik der Kristallglitter (Kristal Örgüler Dinamiği) 1915; Atomtheorie des Festen Zustan-des (Katıların Atom Kuramı) 1923; Restless Universe (Durmak Bilmeyen Evren) 1936; Natural Philosophy of Cause and Change (Neden ve Rastlantının Doğal Felsefesi) 1965.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , ,

Louis Braille Kısaca Hayatı

Louis BrailleLouis Braille; Fransız mucididir (Coupvray Seine-et-Marne 1809- Paris 1852).

Küçük yaşta kör olduğu için 1819’da Körler Enstitüsü’ne girdi. Aynı okulda öğretmen olunca, öğrencilerin dersleri kolaylıkla izlemelerini sağlayacak olan kabarık noktalar yöntemini (Braille Alfabesi) geliştirdi. Müzikte notalara da uyguladığı bu yöntem, günümüzde de körlerin eğitiminde kullanılır.

Braille Alfabesi: Körlerin parmak uçlarıyla hissederek okuma yazmayı öğrenmesine yardımcı olan, kabartma noktalardan yapılmış sistem. Louis Braille ve Foucault’nun geliştirdiği bu sistem, harfleri ve noktalamaları gösteren kabartma işaretlerden oluşur. Kabartma noktaların üçü düşey, üçü yatay olarak bir araya getirilmiştir. Sistem matematik, müzik ve stenografiyede uygulandı. Kabartma-yazıyı yazmak için üstünde küçük oluklar bulunan metal bir levha, kâğıt geçirilen bir çerçeve ve üstünde Braile Alfabesi’nin harfleriyle aynı boyutta iki üç sıra delik bulunan bir cetvel kullanılır. Braille Alfabesi yazı makinelerine de uygulandı. Dünyada tüm ülkeler Braille Alfabesi’nden yararlanır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , ,

Ernst Mach Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Ernst MachErnst Mach;Avusturyalı fizikçi ve filozoftur (Mahren 1838 – Münih 1916).

Praf ve Viyana Üniversitelerinde önce fizik fizyoloji ve psikoloji, sonra felsefe okudu. 1864-1867 arasında Prag ve Gratz üniversitelerinde fizik profesörü olarak görev aldı. 1895-1901 arasında Viyana Üniversitesi’nde felsefe okuttu. Mach’ın felsefeyle ilgisi, Kant’ın yazılarını okumakla başladı, Spinoza, Herbert, Fechner, üzerindeki çalışmalarıyla sürdürdü. Çağdaş felsefede bilimcilik adı verilen öğretinin kurucusudur. Mach’a göre duyularla algılanan evren gerçektir, onun gerçekliği fiziğin ortaya koyduğu verilerle anlaşılmıştır. Nesneler yalnız duyularla algılanır. Ses, renk, sıcaklık, koku, uzay, zaman, dokunma, birer duyum ürünüdür ve nesnelerin temel öğeleridirler. Duyumsuz dış dünya var olamaz. Duyumlarla oluşturulan evren çeşitli bilimler tarafından parçalanmıştır, evrenin birliği ortadan kalkmıştır. Felsefenin görevi bu parçalanmış dünyayı yeniden kurmak ve bütünlüğü sağlamaktır.

Mach’ın geliştirdiği kuram bilimle felsefenin bağlaşımını öngörür, sorunların çözümünde başta fizik olmak üzere, tüm deney bilimlerinin yöntemlerini geçerli sayar.

Mach’ın fiziğe katkısı aerodinamikte ses hızının rolünü ve önemini ortaya koymasıdır. Sesten hızlı hareket eden cisimlerin hareketlerini inceledi, hava akımlarının ve şok dalgalarının fotoğraflarının çekilmesi konusunda çalıştı. Hareket eden cismin hızının ses hızına oranı ile ilişkilidir. Bir akışkan içindeki ses hızına oranını veren sayı da “Mach sayısı” olarak anılır. Örneğin deniz seviyesinde, normal atmosfer koşullarında sesin hızı saatte yaklaşık 1.200 km’dir. Bu koşullardaki bu hıza “Mach 1” adı verilir, bunun iki katı kadarlık hız içinde “Mach 2” adı verilir. Mach, ayrıca, atomların olduğunu ret ettiğinden çok çeşitli tartışmalara da yol açtı.

Başlıca eserleri: Die Mechanik in ihrer Entwicklung (Mekanik ve Kendi İçinde Evrimi) 1883, Die Analyse der Empfindungen (Duyumların Çözümlenmesi) 1886, Ertenntnis und Irrtum (Bilgi ve Hata) 1905.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , ,

Ferdinand Zeppelin Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Ferdinand ZeppelinFerdinand Zeppelin; Alman muciti ve sanayicisidir (Konstanz/Baden 1838 -Charlettenburg/Berlin 1917).

Askeri öğrenim gördü. ABD’de gözlemci olarak bulunduğu sırada güdümlü balon yapımcılığına ilgi duydu. 1891’de emekli olduktan sonra tüm zamanını ve servetini balon yapımına harcadı. 1900’de “zeplin” adıyla tanımlanan güdümlü hava gemisini yapmayı başardı. Yeni modeller geliştirebilmek için Alman hükümetinden destek aldı. 1900′ de Kontanz Gölü yakınlarında havalandırdığı ilk hava gemisi LZ-1, 120 m uzunluğunda ve 10 m çapındaydı. Balon bölümünün yapısını yassı oval biçimde yaparak aerodinamik sorunları yendi. 40 alüminyum çubuktan oluşan metal bir omurga kurdu. Keten kaplı balon 10.000 m2 hidrojen gazı kapasitesine sahipti. 16 B6 gücün içten yanmalı iki gaz motoru ekledi. Kuyruk bölümüne taktığı kanatlarla yatay dengeyi sağladı. Okyanus aşırı taşımacılıkta kullanılan zeplinler birçok büyük kazaya yol açınca İkinci Dünya Savaşı başlayınca yapımına son verildi.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Denis Papin Hayatı

Denis PapinDenis Papin; Fransız fizikçisi ve mucididir(Chitenay/Blois yakınları 1647-Londra 1714).

Angers Universitesi’nde tıp öğrenimi görmesine karşın, ilgisi daha çok fiziksel bilimleri yönelikti. 1763’te Paris’te Hollandalı fizikçi Huygens’in asistanlığını yapmaya başladı, ona hava pompasının yapımında yardımcı oldu.

1675’te gittiği Londra’da uzun bir süre Böyle ile birlikte Royal Society için deneyler düzenledi. 1687’de matematik profesörü olarak Almanya’nın Merburg Kenti’ne yerleşti. 1695’te üniversiten ayrılarak Hessen prensinin hizmetine girdi. 1707’de buluşlarını geliştirerek ve tanıtmak amacıyla son kez gittiği Londra’da yalnızlık ve yoksulluk içinde öldü.

Birçok araştırma ve deneylerinin gerçek değeri uzun süre anlaşılamadı. İkili hava pompası, hava tabancası, atmosfer basıncı altında sıvıların yardımıyla yemek pişiren ve kendi adıyla bilinen Papin tenceresiyle bu tencerede kullanılan ilk emniyet sübabını keşfetti. 1690’da ilk buhar makinesinin üretimini gerçekleştirdi. Bu buluşuyla bilim tarihine geçti.

Başlıca eserleri: Novelles Experiences sur le Vide (Boşluk Üzerine Yeni Deneyler) 1674, Ars nova ad aquam ignis admenicula efficacissime elevandum (Buhar Kullanarak Suyun Pompalanması İçin Yeni Yöntem) 1707.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , ,

Anders Jonas Ångström Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Anders Jonas ÅngströmAnders Jonas Ångström; İsveçli fizikçi ve astronomdur (Lödgö 1814-Uppsala 1874).

Öğrenimini Uppsala Üniversitesi’nde yaptı. 1839’da aynı üniversitede doktorasını verdi ve öğretim üyeliğine atandı. Üniversitedeki görevinin yanı sıra, 1843’ten başlayarak Uppsala Gözlemevi’nde gözlemci ve araştırmacı olarak çalıştı. 1867’de Uppsala Kraliyet Akademisi, 1870’te de Londra Royal Society üyeliğine seçilip iki görev birden üstlendi.

Angström’ün temel çalışmaları ısı iletimi ve tayf analizi alanındadır. Bununla birlikte manyetizma ve optik prizmaların çift kırıcılıkları konularında da çalışmaları vardır. 1853’te yayımladığı tayf analiziyle ilgili ilk çalışmalarında elektrodların bir gaz ortamda yüklerini boşaltmasıyla ortaya çıkan tayf çizgilerinin, elektrodun ve gazın cinsine bağlı olduğunu ortaya koydu. Daha sonra çalışmalarını Güneş tayfı üzerinde yoğunlaştırdı. Güneş tayfında hidrojen, manganez, titan ve alüminyum çizgilerini tanıyarak, Güneş’te bu elementlerin varlığını saptadı. 1968’de yayımladığı Güneş Tayf Analizi Haritası en önemli çalışmasıdır. Angström’ ün araştırmalarının değeri sonradan daha iyi anlaşıldı ve elektromanyetik ışınım dalga uzunluğunu ölçmek için kullanılan birime Angström adı verilerek adı yüceltildi.

Başlıca eserleri: Recherches sur le Spectre Solaire (Güney Tayfı Üzerine Araştırmalar), 1869; Spectres des Gas Simples (Basit Gazların Tayfı), 1871’dir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , ,

Godfrey Newbold Hounsfield Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Godfrey Newbold HounsfieldGodfrey Newbold Hounsfield; (d. 28 Ağustos 1919, Newark, Nottinghamshire, İngiltere – ölüm 12 Ağustos 2004), günümüzde yararlanılan son derece önemli bir tanı tekniği olan bilgisayarlı eksenel tomografiyi (CAT) geliştiren ve bu çalışmasıyla 1979 Nobel Fizyoloji ya da Tıp Ödülü’nü kazanan İngiliz elektrik mühendisidir.

II. Dünya Savaşı sırasında Kraliyet Hava Kuvvetleri’nde (RAF), ardından da Londra’daki Faraday Elektrik Mühendisliği Yüksekokulu’nda elektronik ve radar öğrenimi gören Hounsfield, 1951’de EMI Ltd.’nin araştırma kadrosuna katıldı. 1958-59 yıllarında İngiltere’deki tümüyle transistörlü ilk bilgisayar olan EMIDEC 1100’ü gerçekleştiren tasarım grubunu yönetti. Daha sonra cisimlerin yapı desenlerinin elektronik yolla belirlenmesi çalışmalarına girişti ve bu araştırmaları sırasında CAT ilkesini geliştirdi. Gerçekleştirdiği ilk bilgisayarlı tarayıcıların olumlu sonuç vermesi üzerine 1972’de CAT aygıtları kliniklerde kullanılmaya başladı.

Hounsfield bu başarısı nedeniyle çok sayıda ödül kazandı ve 1981’de “sir” unvanı aldı.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , ,

Dimitri Mendeleyev Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Dmitri MendeleevDimitri Mendeleyev; Rus kimyacısıdır (Sibirya/Tobolsk 1834 – St. Petersburg 1907).

Annesi oğlunun iyi bir eğitim görmesi için önce Moskova’ya, sonra da St. Petersburg’a götürdü. 1855’te Eğitim Enstitüsü’nden mezun oldu. 1856’da St. Petersburg Üniversitesi’nde master, 1865’te doktorasını yaptı. 1867-1890 arasında aynı üniversitede genel kimya profesörü olarak görev yaptı. Öğretmenliğe başladığı zaman organik kimyanın, moleküler yapı kuramı sayesinde kazanmaya başladığı düzenin inorganik kimyada da gerekli olduğunu hissetti. Pek çok kimyacı gibi, bu gizin elementlerin ağırlıklarına göre dizilişinde gizli olduğunu, elementleri artan ağırlıklara göre dizdiğinde, kimyasal özelliklerine göre grupların kendiliğinden oluştuğunu fark etti. Sık sık bir elementi bağlı olduğu grubun yanına yerleştirmek için bir aralık bıraktı ve bu aralığa gelmesi gereken bilinmeyen elementin özelliklerini tahmin etti. Bunu izleyen 15 yıl içinde bulunan galyum, skandiyum ve germaniyumun niteliklerinin Dmitri Mendeleev’in tahminlerine uyması, periyodik çizelgenin güvenirliğini gösterirken, Dmitri Mendeleev’e de büyük bir ün kazandırdı. 1890’larda ilk iki soygaz olan argon ve helyum bulunduğunda, bir grup oluşturması için iki ya da üç adet daha bulunması gerektiği ortaya çıktı. Bu düşünceyle William Ramsay‘ın giriştiği çalışma, xeonon ve kriptonun bulunmasıyla başarıya ulaştı.

Ayrıca 20. yüzyılın başında uranyum ve radyumun radyoaktif ayrışma serilerinin hesaplanmasında da periyodik çizelgeye baş vuruldu. Güney Rusya’da petrol alanlarının geliştirilmesinde görev aldı ve 1876’da petrol endüstrisini incelemek üzere ABD’ye gitti. Kömür üretimi ve kullanımı üzerinde de benzer çalışmalar yaptı. Üniversiteden ayrıldıktan sonra Rus endüstrisindeki fiyatlandırma politikasıyla, dumansız barutun geliştirilmesiyle tek tip ağırlık ve uzunluk ölçülerinin yapılmasıyla ve gemi yapımcılığının ilerletilmesiyle uğraştı.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Adolf von Baeyer Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Adolf von Baeyer

Adolf von Baeyer (d. 31 Ekim 1835, Berlin – ö. 20 Ağustos 1917, Starnberg, Münih yakınları), indigonun (çivit) bireşimini gerçekleştiren (1880) ve yapısını belirleyen (1883) Alman deneysel organik kimyacı. Ftalein boyalarını bulması ve ürik asit türevleri, poliasetilenler, oksonyum tuzlan gibi bileşikler üzerindeki araştırmaları da önemli çalışmaları arasındadır. Aynca bazı halkalı organik bileşiklerin kararlılığını açıklayan bir “gerilme” (Spannung) kuramı geliştirmiştir.

Baeyer kimyaya Robert Bunsen’in öğrencisi olarak başladı ama, gelişmesinde Au-gust Kekule’nin etkisi çok daha belirleyici oldu. 1858’de Berlin Üniversitesi’nde doktora çalışmasını tamamlayarak 1860’ta öğretim görevine başladı ve 1872’ye değin Berlin Meslek Okukı’nun kimya laboratuvannı yönetti. Strasbourg Üniversitesi’ndeki profesörlük görevinden sonra, 1875’te, Münih Üniversitesi’nde Justus von Liebig’den boşalan kimya profesörlüğünü üstlendi. İndigo konusundaki çalışmalan nedeniyle 1881’de Londra’daki Royal Society’nin Davy Madalyasınla ödüllendirildi; 1905’te Nobel Kimya Ödülü’nü aldı. Aynı yıl, 70. doğum yıldönümü nedeniyle bilimsel makaleleri derlenerek yayımlandı.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

James Dewar ve Termosun Keşfi

james-dewar-termos James Dewar ve Termosun Keşfi

Pek çok evlerde, çayı ya da sütü sıcak tutmak için kullanılan, termos şişeleri vardır. Bu şişe, sıvı etrafında en iyi cins bir izolasyon —vakum— sağlayarak, onu saatlerce sonra bile sıcak tutar. Fakat işin tuhaf tarafı şudur ki, bu cins şişeler başlangıçta, sıvıları sıcak tutmak için değil de soğuk tutmak için yapılmışlardır. İzolasyon her iki işin de iyi yapılmasını sağlar.

İlk vakumlu şişeyi (termos) keşfeden Sir James Dewar, tanınmış bir İskoçyalı kimyacıydı. 1842’de Kincardine’de doğmuş olan Dewar, hem İngiltere’de, hem de Avrupa’da okudu ve sonunda Cambridge’te ve Londra’da Royal Institutionda profesör oldu. Gazları düşük sıcaklıklarda sıvı haline getirmekle ilgilendi. Meselâ 1898’de, hidrojeni soğutmak ve sıkıştırmak yoluyla sıvılaştırmayı başardı. Bu kimyacı, deneyleri sırasında, sıvı havayı soğuk tutmak ve kaynayıp kaçmasını önlemek için bir aygıta ihtiyaç hissetti. Sıvı hava yaklaşık olarak —200°C de tekrar gaz haline dönmeye başladığından, onu toplamak çok zor bir problemdi.

Dewar’ın bu iş için tasarladığı şişe çok basit bir şeydi. Sadece çift çeperli bir cam kaptı, iki çeper arasındaki yerde ‘bulunan bütün hava, pompalamak suretiyle dışarıya atılmıştı, ve böylece kap içinde bulunan herhangi bir sıvının etrafı, her maksat için, bir vakumla çevrili bulunuyordu. Sıvının normal olarak ısı kazanacağı en önemli yol —yani etraftaki hava arasından ısı iletilmesi— böylece ortadan kaldırılıyordu. (Dalgalar şeklindeki ısı ——ısı radyasyonu—- vakumla durdurulmaz. Daha sonraki şişelerin çeperleri gümüşlenerek, ısı radyasyonu da azaltıldı).

Sir James Dewar, şimdi patlayıcı maddelerde önemli olan, dumansız barutun keşfine de yardım etti. Dewar 1923’te öldü, ve birçok başka şerefler arasında, Royal Society’nin Rumford madalyasını da almıştı.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

Victor Horsley Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Victor HorsleyVictor Horsley; (d. 14 Nisan 1857, Londra – ö. 16 Temmuz 1916, el-Amare, İrak), İngiliz fizyolog ve beyin cerrahıdır. Omurilikteki urları ilk kez cerrahi girişimle çıkarmayı başarmış (1887), ayrıca tiroit bezinin işlevi, kuduz hastalığının önlenmesi ve beyindeki belirli bölgelerin işlevleri gibi konularda önemli araştırmalar yapmıştır.

Maymunlarda tiroit bezini çıkararak yaptığı deneylerle bu bezin büyümeyi, gelişmeyi ve metabolizma hızını belirleyen etkenlerden biri olduğunu, bezin işlevlerinin bozulmasının miksödem ve kretinizme neden olduğunu, buldu. 1886’da Pasteur‘ün geliştirdiği kuduz aşısının etkili olup olmadığını incelemekle görevli bir komisyonun sekreterliğine atandı. Pasteur‘ün elde ettiği sonuçları doğrulayarak İngiltere’de kuduz hastalığını ortadan kaldırmak için yürütülen kampanyaya öncülük etti. Beyinde cerrahi girişimde bulunma olanağını sağlayan ameliyat teknikleri geliştirdi; 1890’a değin 44 başarılı beyin ameliyatı yaptı. 1902’de “sir” unvanı aldı. I. Dünya Savaşı’nda Mezopotamya’da İngiliz Kara Kuvvetleri’nde cerrah olarak görev yaparken güneş çarpmasından öldü.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , , ,

Guglielmo Marconi Hayatı

Guglielmo MarconiGuglielmo Marconi, İtalyan mucidi (Bologna 25 Nisan 1874 – Roma 20 Temmuz 1937). 1894′ te Leghorn Teknik Okulu’nu bitirdi. Aynı yıl radyo dalgalarıyla iletişim sağlama fikri üzerinde çalışmalarını başlattı. Bir Hertz-Righi kıvılcımlı vericiyle Barnly-Lodge eşevreli bulucu alıcısını bir araya getirerek 1895’te birkaç metre ötedeki zili çalmayı başardı. Aynı yılın sonunda daha uzun mesafelere tellerle kurduğu yer anteniyle deneyini gerçekleştirdi.

1896’da Londra’ da patentini alarak posta mühendisleri önünde bir millik uzaklık arasında gösterisini başarıyla yineledi. Dört yıl boyunca Telsiz Telgraf ve Sinyal Şirketi’yle çalışıp, sürekli uzaklığı genişleterek birkaç deneysel telsiz istasyonu kurdu. 1900’de Poldhu (Cornwall, İngiltere) -Newfoundland (Kanada) arasında kurduğu istasyonlardaki uçurtma antenli telsiziyle ilk kez 1901’de atlantiği aşarak ünlü “S” harfi aktarımına yaklaşık 800 kilohertz frekansla gerçekleştirdi. Kısa süre sonra da yine Poldhu’dan Mors-İnken mesajlarını 2.500 km ve kulaklıkla S harfini 3.380 km uzaklığa yayınladı. 1908’da Clif’den (İskoçya) ile Glace Bay (Nova Scotia) istasyonlarını kurmayı ve iletişimin sağlamayı başardı. Şirkete sağladığı büyük mali güç nedeniyle şirketin adı Marconi Telsiz Telgraf Şirketi’ne dönüştürüldü. 1909’da Nobel Fizik Ödülü’nü K. Ferdinand Brown ile (Alman) paylaştı.

Birinci Dünya Savaşı’n da İtalya, Müttefiklerin yanında savaşa girince, uluslararası diplomatik temsilci olarak sivrildi (1915). Sürekli teknik gelişmeden yararlanarak, 1916’da 100-300 megahertz gibi çok kısa dalga iletişim testlerinin öncülüğünü yaptı. 1918’de İngiltere’den Avustralya’ya radyo mesajları gönderdi. 1921’de “Elettra” adını verdiği yatında kendi laboratuvar ve istasyonunu kurup ömrünün geri kalan bölümünün çoğunu gemisinde geçirdi. 1932’de son önemli deneysel buluşunu ortaya koyarak, 50 megahertz frekansa mikrodalga yayımının ilk araştırmalarını yaptı (radyo telefon düzeneği). Çeşitli madalya ve unvanlarla onurlandırıldı.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , ,

Laplace Kimdir ve Eserleri

Pierre Simon de Laplace, Fransız gökbilimci ve matematikçi (Normandiya/Beaumont-en-Auge 1749 – Paris 1827). 16 yaşında gittiği Caen Üniversitesi’nde matematik dehasını kanıtlayarak, ünlü matematikçi d’Alembert’in aracılığıyla Ecole Militaire’ye profesörlüğe atandı. Matematik alanındaki çalışmaları konusunda en önemli olarak bilinen “Laplace İşleci” (Operatör Laplacien) teoremini buldu.

1773’te gök mekaniğine (mecanique clesete) yöneldi ve Newton’un çekim yasası uyarınca güneş sisteminin kararlılığını kanıtlamayı amaç edindi. 1780’de Jüpiter ve Satürn’ün hareketleriyle Ay’ın ortalama hareketindeki görünür düzensizliklerin gerçekte dayanıklı denge sorunu olduğunu çözdü. Öte yandan Güneş sisteminin kökeninin bulutumsu denilen yığından oluştuğu varsayımını (nebular hipotezi) içeren astronomi tarihi kitabı Exposition du systeme du monde (Yeryüzü Sisteminin Anlatımı) 1796, yayımladı. Bu kuram daha önceden (1755) İmmanuel Kant tarafından da düşünüldüğünden “Kant-Laplace” varsayımı adıyla anıldı.

Ayna gelgit kuramına temel açıdan katkıda bulundu. Araştırmalarının sonuçlarını, çağdaş bilimin temel taşlarından biri olan Traite de mecanique celeste (Gök Mekaniği) 1799-1825; 5 cilt, adlı eserde topladı. 1785’te Bilimler Akademisi üyeliğine seçildi. Aynı yıl matematik teoremi “Laplace denklemi“ni (Equation de Laplace) ortaya koydu. 1799′ da Napolyon dönemi hükümetin içişleri bakanlığına, Senato üyeliğine ve 1803’te Senato başkan yardımcılığına atandı. “Laplace dönüşümü” (transformation du Laplace) teoremini açıkladığı Theori analytique sur les probalite. (Olasılık Problemleri üzerine Felsefi Araştırma) 1814, adlı eserini yayımladı. 1815’te Kral XVIII. Louis onu, Marki unvanıyla soylu yaparak onurlandırdı. 1816’da Fransız Akademisi üyeliğine ve 1817’de başkanlığına getirildi.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , ,

Isaac Newton Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Ünlü bir İngiliz matematikçisi ve astronumudur. Yerçekimi kanunu Isaaac Newton keşfetmiştir ve bu sebeple çok meşhurdur. Bilim tarihinin en önemli ve büyük keşiflerinden biri olan yerçekimi kanununun bulunması, Isaac Newton’un diğer başarı ve buluşlarını gölgede bırakmıştır. Halbuki Isaac Newton’un ışık ile ilgili buluşları da aynı derecede önemlidir. Bu arada, bir prizmadan geçen güneş ışınlarının yedi renge ayrıldıklarını göstererek beyazın yedi rengin birleşmesinden meydana geldiğini ispat etmiştir. Ayrıca bir de teleskop yapmış bu kuvvetli teleskop aracılığı ile astronomlara büyük faydalar sağlamış ve yeni keşiflerin önünü açmıştır. Isaac Newton matematik de de bir çok keşiflerde bulunmuştur. Bu alanda da en önemli eseri “Philosophia Naturalis Principia Mathematica” (Doğal Felsefenin Matematik İlkeleri)’dir.

Isaac Newton, Lincolnshire’da doğmuştur. Henüz okul çağında iken makine tamir etmeyi kendine göre yeni aletler yapmayı seviyordu. İlk icatları arasında mısır, buğdayı ezen bir değirmen, su damlaları ile işleyen bir saat ve bir de güneş saati bulunuyordu.

Isaac Newton, 1661 yılında Cambridge Üniversitesine girdi. Burada yetenekleri ile ve bilgilerinin üstünlüğü ile dikkat çekti. Üniversiteyi bitirdikten sonra bilim araştırmalarına başladı. İki yıl içinde matematik bilimine önemli yenilikler kazandırdı. 1669’da Cambridge Üniversitesine matematik profesörü oldu. 1672’de Kraliyet Bilim Kuruluna üye seçildi. 1689’da milletvekili olarak parlementoya girdi. Bir yıl sonra parlemento dağılınca Isaac Newton’da siyasetten çekildi. 1703 senesinde Cambridge Üniversitesinin temsilcisi olarak yeniden Parlementoya geri döndü. 1704’te o güne kadar yaptığı deneylerin sonucunu “Opticus” adındaki bir eserde topladı. 1705’te devrin kraliçesi Anne, Isaac Newton’a “Sir” ünvanı verdi. Isaac Newton bu ünvanı kabul ederek insanlar arasında eşitliğe inanmayan ve bir bilim insanına yakışmayan bir şekilde davranmıştır. Isaac Newton hayatının son 20 yılında Kraliyet Bilim Kurulunun başkanlığını da yapmıştır. Öldüğünde İngilizlerin ünlü şahsiyetlerini gömdükleri Westminister Abbey mezarlığına defnedilmiştir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , , ,

Clair Cameron Patterson Kimdir

Clair Cameron Patterson

Clair Cameron Patterson 2 Haziran 1922 yılında Mitchellville, Iowa, Amerika’da doğmuş olan bir bilim insanının nasıl olması gerektiğini tepeden tırnağa barındıran bir jeokimyacı idi. En büyük başarıları dünyanın yaşını hesaplaması ve insanlığı kurlşun denen zehirli atıktan uzak tutması olarak sayabiliriz. Clair Cameron Patterson olmasaydı muhtemelen bir başka bilim insanı bu olaya el atana kadar kurşun zehirine fazlası ile maruz kalacaktık.

Clair Cameron Patterson’un isminin bilim tarihine altın harfler ile geçmesini sağlayacak olan olayların zinciri Oak Ridge ulusal araştırma merkezinde çalışırken Kütle Spektroskopisi ile tanışmasıyla birlikte başlamıştır. Clair Cameron Patterson’un tez hocası olan Harrison Brown kendisine meteroalrda eki elementler üzerinden çalışma yapması hususunda bir görev verdi. Bu çalışma ile evrenimizdeki elementlerin miktarı ölçülmeye çalışılırken dünyanın da yaşının hesaplanabileceği farkedildi ve Clair Cameron Patterson’un hayatı dönüm noktasına ulaştı denilebilir. Clair Cameron Patterson meteorlardaki kurşun miktarını ölçerek dünyanın yaşını hesaplayacaktı. Ancak bir problem vardı Clair Cameron Patterson ne yaparsa yapsın kurşun miktarını bir türlü düzgün ölçemiyordu ve bunun dünyadaki kurşun miktarının özellikle kurşunlu sanayi ürünleri sebebi ile olduğunu farketti. En sonunda izole edilmiş bir odada çalışmalarının sonucunu aldı ve dünyanın yaşını tam olarak hesapladı.

Clair Cameron Patterson dünyanın farklı köşelerinde yapmış olduğu çalışmalar sayesinde insanoğlunun doğaya gereğinden çok çok fazla kurşun saldığını bunun da kurşun zehirlenmesine sebebiyet verdiğini iddia ederek o dönemin Petrol şirketlerini karşısına aldı. Ancak kendisinin yapmış olduğu muazzam savaş sayesinde Clair Cameron Patterson doğaya salınan kurşun miktarının azaltılmasını, bebek mamalarında dahi kullanılan kurşunun yavaş yavaş da olsa hayatımızdan çıkmasını sağladı.

Clair Cameron Patterson bir çok kişinin pes edip vazgeçeceği bir çok bilinmeyen engele takılmasına rağmen dünyanın yaşını hesaplayabilmiş ve temiz oda kavramını bilim dünyası ile tanıştırmıştır. Clair Cameron Patterson 20 yıl gibi uzun bir süre sermaye ve devlet ile savaşmış ve bilimin insanlar için ne denli önemli bir yeri olduğunu geçici ve kısa çıkarların insanlığın geleceği için büyük bir tehlike olacağını bizlere ispat etmiştir.

Clair Cameron Patterson 5 Aralık 1995 yılında Kaliforniya’da 73 yaşında iken astım krizi geçirerek hayata veda etmiştir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Arşimet Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Eski Yunanistan’ın ünlü matematikçi ve fizikçisidir. Sirakusa’da doğmuştur. Yaptığı savaş aletleri sayesinde Sirakusa Romalıların kuşatmasına iki yıl karşı koymuş, büyük bilgin, şehir Romalıların eline geçtiği sırada öldürülmüştür.

Mekanik ve hidrostatiğin kurucusu olan Arkhimides, çeşitli bilim konuları üzerine birçok yazılar yazmış olmasına rağmen, bunların ancak on dördü zamanımıza kadar ulaşabilmiştir. Bunlardan bazıları da eksiktir.

Arkhimides öğrenimini İskenderiye’deki ünlü matematik okulunda yapmıştı. Arkhimides’in meşhur sözleri arasında: «Bana kaldıracımı yerleştirecek bir yer bulun, dünyayı yerinden oynatayım» sözü en tanınmışlarından biridir. Onun en meşhur sözü de «Euraka !» . (Buldum !) dur. Bunun hikayesi şudur: Sirakusa Kralı II. Hiero tacının som altından olup olmadığını incelemesini Arşimet’ten istemişti. Bir gün Arşimet yıkanırken, vücudunun kurnada sulara gömülünce suların yükseldiğini, kurnadan taştığını gördü. Bunun sonucu olarak bir cismin suya girince kendi ağırlığı kadar bir suyu taşırdığı kanaatine vardı. Büyük bir heyecana kapılarak sokağa fırladı: «Eureka! Eureka!» ( Buldum! Buldum!) diye bağırarak koşmaya başladı.

Bunun üzerine, Arşimet, kralın tacını bir denemeye tutarak, tacın su içindeki ağırlığı ile aynı miktar su içinde aynı ağırlıkta som altın bir parçayı karşılaştırdı. Külçe altını bir kap içindeki suya batırarak külçenin çıkardığı su miktarını ölçtü. Sonra tacı suya batırıp çıkan suyu tarttı.

Arşimet’in işi bu yönden inceleyip halletmesi üzerine Kral Hiero tacı yapan kuyumcuyu sıkıştırdı ve adamın hilekarlığını ortaya çıkardı.

Arşimet Kanunu bu meselenin ortadan kalkmasından sonra büyük bilgin tarafından şu şekilde konulmuştur: «Suya batırılan bir cismin ağırlığı bu cismin yerini tuttuğu suyun ağırlığı kadar azalır.»

Arşimet’in fizik alanındaki buluşları terazi kanunu, eğik düzlem kanunu, ağırlık merkezi, Arşimet prensibi, özgül ağırlık v.b. yakıcı aynalar gibi günlük hayatta her an karşılaşılabilen faydalı ve önemli şeylerdir. Örneğin yapmayı başardığı savaş aletleri sayesinde Sirakusa’yı iki yıl Romalıların kuşatmasına karşı korumuştu. Çeşitli aynalardan meydana gelen bir sistemle adanın tepelerinden güneş ışığı ile limandaki düşman savaş gemilerini yakmayı başarmıştı. «Bana dayanabileceğim bir yer verin, dünyayı yerinden oynatayım» sözü de Arşimet’in kaldıraç kanunlarının imkanlarını belirtmek için söylediği bir sözdür.

Gene bir rivayete göre bu şehir düşman eline geçtiği şırada Arşimet kumların üzerinde bir geometri meselesi ile uğraşıyordu. O sırada Romalı askerlerden biri yanına yaklaştı. Arşimet: «Dairelerimi bozma!» diye bağırdı. Buna kızan Romalı asker büyük bilgini öldürdü.

Arşimet’in geometri konuları üzerine yazılmış birçok eserleri vardır. Bu eserler birçok dillere çevrilmiştir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

Johann Gregor Mendel Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında Çalışmaları ve Buluşları

Johann Gregor Mendel

Johann Gregor Mendel kalıtım biliminin kuran ve babası olarak tabi edilen bilim insanıdır. Yoksul bir aileden geldiği için oldukça zor bir çocukluk geçirmiş ve ilkokuldan sonra ancak öğretmenlerinin yoğun isteği ve baskısı ile ailesi ikna edilerek öğrenimine yataılı olarak devam edebilmiş ve bu dönemde yetersiz beslenme ve yokluk ile geçen bir öğrenim hayatı geçirmiştir. Üniversite okuyamadığından bilimsel çalışmalarına devam edebilmek için din adamı olmayı seçen ve bu arada üniversite okuyabilen Johann Gregor Mendel manastırda uzun yıllar süren çalışmaları sonrası bezelyeler üzerinde yaptığı deneyler ile kalıtım kanunlarını ortaya koymuştur.

Avusturyalı Mendel, kalıtımı deneylere dayanan yeni bir anlayışla ele aldı. 1822-1884 yılları*arasında yaşamış olan bu Avusturyalı bilgin 1853 – 1864 arasındaki 11 yıl içinde bahçesinde fasulye ve bezelye yetiştirmiş, bunlar üzerinde kalıtım bakımından bilimsel çalışmalar yapmıştır. Bu deneylerin sonunda Mendel, kalıtsal karakterlerin bir dölden ikinci döle geçmesinde hüküm süren esasları kesin kanunlarla belirtmiştir.

Mendel Kanunları

Mendel kanunlarını anlayabilmek için önce deneylerini gözden geçirmek gerekir. Mendel birinci deneyinde saf ırktan olan, yalnız biri kısa, biri uzun iki bezelyeyi birleştirdi. Belki bu iki tip bezelyenin birleşmesiyle meydana gelen yeni döldeki (Fı) bezelyelerin, ilk bezelyelerdeki uzunluk ve kısalık gibi karakterleri birleşik olarak taşıyacaklarını sanıyordu. Halbuki deneyin sonunda bu birleşmeden meydana gelen melez bezelyelerin gene de kısa olmayıp uzun olduklarını gördü. Yalnız bu döldeki bezelyelerin kalıtsal karakteri olan uzunluk, ikinci deneyden anlaşılacağı gibi, ilk bezelyelerinkinden farklıydı. Çünkü saf ırkta uzunluk karakteri saf olarak bulunmaktadır. «Fı» dölündeki melez bezelyeler ise ana-babasından hem kısalık, hem de uzunluk karakterini almıştır. Yalnız, bu iki karakterden uzun olanı kendini göstermiş; ötekisi onun tarafından örtüldüğü, ya da bastırıldığı için gizli kalmıştır. Bu durumda, kendini gösteren karaktere «başat» (hakim, baskın), gizli kalan ve yeni dölde kendini göstermeyen karaktere de «çekinik» denir.

Mendel yaptığı ikinci deneyde Fı dölünde kendini belli etmeyen çekinik karakterlerin aslında kaybolmadığını, F2 dölü adını verdiği ikinci dölde kendilerini gösterdiklerini büldu. F2 dölü için ürettiği 8.000 kadar bezelyenin dörtte üçünün uzun, dörtte birinin ise kısa olduğunu gördü. Böylece, çekinik (gizli kalmış) karakterler ikinci dölde ortaya çıkmıştı. Yalnız, bunlar kendilerini niçin yarı yarıya değil de, ancak dörtte bir olarak göstermişlerdi? Mendel, denemelerine devam ederek, ortaya yeni kanunlar koydu.

Mendel, deneyleri sayesinde kalıtım konusunda vardığı sonuçları yayınladıysa da bu buluşları çağdaşlarınca anlaşılamadığından 35 yıl kadar uzun bir süre için unutulup gitti. Ancak 1900 yılı sıralarında, değişik bitkiler üzerinde ayrı ayrı incelemeler yapan üç doğa bilgini, Mendel’in deneylerini yeniden ele aldılar, onun vardığı sonuçları aynen onlar da buldular. Bu defa Mendel’in kuralları bilim dünyasında büyük bir ilgi uyandırdı, birçok doğa bilgini, bitkiler üzerinde olduğu gibi, hayvanlar üzerinde de yaptıkları deneylerde aynı sonuçları elde ettiler. Bu arada, Amerikan doğa bilginlerinden Morgan’la arkadaşları, bir cins sinek üzerinde yaptıkları denemeler sonunda Mendel’in bulduğu esasları birer kanun halinde geliştirdiler.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

Auguste Piccard Kimdir (Kısaca)

auguste piccard

Auguste Piccard (28 Ocak 1884, Basel, İsviçre – 24 Mart 1962, Lozan, İsviçre)

İsviçreli tanınmış bir bilgindir. Lutry’de doğdu. Küçük yaştan matematiğe, onunla ilgili bilimlere karşı büyük bir merak duyuyordu. Münih Universitesi’ndeyken ünlü bilgin Einstein’ın öğrencisi oldu. Öğrenimini sona erdirdikten sonra Auguste Piccard fizik, matematik üzerinde çalışmalara başladı. Brüksel Üniversitesi’ne profesör oldu.

Auguste Piccard’ın dünya ölçüsünde tanınması 27 Mart 1931’de bir balonla stratosfere yükselmesiyle oldu. 15.581 metreye yükselen bilgin, ertesi yılın 18 ağustosunda 16.201 metreye yükselmeyi başardı. Aynı zamanda gene kendi buluşu olan «batiskaf» adını verdiği bir denizaltı teknesiyle okyanusun derinlerine inerek incelemelerde bulundu

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , ,

Dmitri Mendeleev Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Dmitri Mendeleev

Dmitri Mendeleev (8 Şubat 1834, Tobolsk, Rusya – 2 Şubat 1907, St. Petersburg, Rusya)

Tanınmış bir Rus kimyageridir. Elemanları atom ağırlıklarına göre sınıflandırarak (periyodik) «çevrimsel sistem»i kurmuştur. Ayrıca galyum, sandiyum, germanyum gibi elemanların da yarı kaşifi sayılır, çünkü Dmitri Mendeleev bu elemanlar keşfedilmeden önce, var olabileceklerini ileri sürmüştü.

Dmitri Mendeleev on yedi çocuklu bir ailenin en küçük çocuğu olarak Sibirya’da Tobolsk şehrinde doğdu. 1856’da Petersburg Üniversitesi kimya fakültesini bitirdi. 1863’te aynı üniversitenin teknoloji enstitüsüne kimya profesörü oldu. 1890’da profesörlükten istifa edip ağırlıklar-ölçüler dairesinde müdür olarak çalıştı, ölünceye kadar bu görevinden ayrılmadı.

Dmitri Mendeleev çevrimsel sistem üzerindeki çalışmaları ile tanınmış, ayrıca sıvıların genişlemeleriyle, gaz haline geçmeleriyle ilgili kanunları da bulmuş, petrolün özellikleri, aslı üzerinde de uzun zaman çalışmıştır. En ilgi toplayan eseri 1868’de yayınlanan «Kimyanın Esasları» adındaki kitabıdır.

Dmitri Mendeleev ayrıca çok iyi bir öğretmendi. Evinden kimya meraklısı öğrenciler hiç eksik olmazdı. Dmitri Mendeleev’in anlattıkları bir çoklarının seviyesine göre ağır olmakla beraber, bunlar sırf onun tatlı ders anlatışını dinlemek için derslere giderlerdi.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

Marcello Malpighi Neyi Buldu?

malpighiMarcello Malpighi, İtalya’da Bologna’da yaşayan bir çiftçinin oğlu olup, 1628 yılında doğmuştur. 25 yaşında Bologna üniversitesinden tıp doktoru unvanını almıştır. Pisa ve Messina üniversitelerinde bir müddet hocalık ettikten sonra, kendi üniversitesine dönmüş ve burada birçok araştırmalar yapmıştır.

Malpighi, mikroskop kullanılmasında öncülük etmiş bilginlerin en başarılı olmuş olanlarından biridir. İlk büyük araştırması, William Harvey’in kan dolaşımı üzerindeki fikirlerini geliştirmek olmuştur. Harvey, kanın atardamarlardan toplardamarlara geçebilmesi için arada herhangi bir şekilde ilişkinin bulunması gerektiğini düşünmüş, fakat böyle bir ilişki görememiştir. Malpighi, bir kurbağanın akciğerlerini mikroskop altında incelerken ince kılcal boruları görmüş ve bunların o ödevi yapmakta olduklarını gösterebilmiştir. «Kan daima damarlar içinde bulunup, herhangi bir boşluğa dökülmediğine göre, bu dolaşık borular içine dağılmasının lâzım geldiği» ni yazmıştır.

Mikroskopla diğer birçok şeyler de incelenmiştir. Malpighi, bir ipekböceği tırtılını mikroskop altında parçalayarak, diğer hayvanlar gibi karmaşık bir yapısı bulunduğunu göstermiştir. Bundan, evvel böyle küçük canlıların iç organları bulunmadığı sanılmaktaydı. Bundan başka, bir tavuk embriyosunun yumurta içindeki gelişimini incelemiştir. İtalyan bilginlerinin insan vücudu üzerindeki araştırmaları Malpighi tabakası (derinin tabakalarından biri) ve böbrekteki Malpighi cisimleri adlarıyla hatırlanmaktadır.

Birçok bitkilerin yapılarının gelişimini incelemiş olmasından dolayı Malpighi, Nehemiah Grew (1628-1711) ile birlikte,. bitki anatomisinin kurucularından biri olarak tanınmaktadır.

Son yıllarında Papanın (Innocent XII.) tıbbî müşaviri vazifesinde bulunmuştur. Malpighi, 1694 yılında ölmüştür.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , ,

Benjamin Franklin’in İcatları

Franklin 1706’da Boston’da dünyaya geldi. 16 kardeştiler. Babası mum ve sabun imalatçısıydı. Franklin küçük yaşlardan beri her kitabı yutarcasına okuyordu. Babası onun yeteneğine uygun olacağını düşünerek bir basımevinde abisinin yanında çırak olarak verdi. Kısa sürede işinde uzmanlaşır. Basımını yaptığı gazete ve dergilere yazılar yazmaya başlamıştır. Amerikan kolonilerinin İngiltere’den bağımsızlıklarını kazanmasına ve Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’nin hazırlanmasına katkıda bulunur.

O her şeyle ilgileniyordu; 1730 yılında Amerika’da ilk defa gezici bir kitaplık daha sonra da bir itfaiye şirketi kurdu. Bu yıllarda şehrin savunması sırasında gönüllü bir birlik oluşturdu. Amerika’da ilk hastanenin ve bugünkü Philedelphia Üniversitesinin kurulmasında aktif rol oynadı. Bu gibi işleri gazeteler ve propaganda araçlarından topladığı yardımlarla gerçekleştirdi. Daha sonrada bilime yönelerek bir tür açık soba icat ederek patentini aldı. Yaşlılığının ileriki yıllarında ise köleliğin kaldırılması için çalışmıştır.

Franklin,1740’lı yıllarda elektrik ile ilgili deneylere başlar. Artı ve eksi olarak iki tür elektriğin olduğunu ilk kez o söylemiştir. Yıldırımın, atmosferdeki statik elektriğin ya da kendi tabiriyle ” elektrik ateşi”nin boşalması sonucu oluştuğunu ileri süren Franklin 1752’de meşhur “uçurtma deneyi”ni yapar ve ilk basit paratoneri yapmış olur. Bu dönemde kilise çanları sık sık yıldırımlara hedef oluyor ve pek çok zangoç bu yüzden ölüyordu. Ancak gök gürlemesi ve şimşek hala tanrının öfkesinin bir işareti sayıldığından din adamlarını ikna etmek zor olacaktı. Hatta Amerikalı bir papaz 1755 Massachusetts depreminden Franklin’in paratonerini sorumlu tuttu. Pek çok akılcı kişi soğuk, yağmur veya karın zararlarından nasıl korunuyorsak yıldırıma karşı da tedbir alınmasının doğal olduğunu savunmuşlarsa da, kilisenin muhalefeti Franklin’in keşfinden 26 yıl sonra 1778’de ancak kırılabildi. İtalya Brescia’da bulunan San Nazaro Kilisesi’nin mahzeninde saklanan yüzlerce kilo barut, kiliseye düşen yıldırım sonucunda patlayıp şehrin altıda biri hasar görünce roma Katolik kilisesi paratonere karşı tutumunu değiştirmek zorunda kalır.

Benjamin Franklin 1730 yılında para kazanmak için mücadele eden bir matbaacıyken 1749 yılında herkesin tanıdığı ve saygı gösterdiği bir siyasetçi ve mucit olmuştu.Bu yükselişinden şöyle söz eder: “Çevremde tembel yardımcılar bulundurmam ve her zaman sade yaşarım”. Çok şey yapmış, yaptıklarını en iyi şekilde yapmış ve en iyi bildiği şeyleri yapmaya çalışmıştır. Hırslı, akıllı, esprili ve olağanüstü dürüst bir kişiliği vardı.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,

Nikola Tesla İngilizce Hayatı

Nikola Tesla was born in the Croatian town of Smiljan (Austrian Empire) in 1856 to a priest father. He studied electrical engineering at the Austrian Polytechnic in Graz and later attended the Charles-Ferdinand University in Prague. Unfortunately his father died early, and he had to leave the university after completing only one term.

Tesla accepted a job under Tivadar Puskás in a Budapest telegraph company in 1880. He was later promoted to chief electrician and later engineer for the company. He later moved to Paris to work for the Continental Edison Company as an engineer.

Contributions and Achievements:

After moving to New York, United States, Tesla worked for Thomas Alva Edison, but the two did not get along well. He started working with George Westinghouse in 1885. There, he devised an electrical distribution system that employed alternating current (AC).

Tesla made public the first successful wireless energy transfer to power electronic devices in 1891.

Probably Tesla’s most important contribution to energy history is the use of alternating current (AC). The Westinghouse Electric Company was the first implement this technology by lighting the World Colombian Exposition in Chicago in 1893. It proved to be a more efficient and effective method as compared to the direct current (DC) system of Edison to transport electricity in a grid. The technology quickly became the basis for most modern electricity distribution systems. Besides the AC system, Tesla helped in the development of generators and turbine design. The earliest demonstration fluorescent lighting was also his accomplishment.

Later Life and Death:

Nikola Tesla continued his research work on electricity generation and turbine design in his later life. Even at 81, he claimed to have completed a “dynamic theory of gravity” – something which was never published. He died in New York City of a heart thrombus in January 1943. He was 86 years old.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,

Michael Faraday İngilizce Hayatı

Born: Sept 22, 1791 in Newington Butts, England
Died: Aug 25, 1867 (at age deadAGE) in Hampton Court, Middlesex, England
Nationality: British
Famous For: Faraday constant, Faraday cage, Faraday effect, Faraday’s law of induction, Electrochemistry, and many others
Awards: Rumford Medal (1846)
Copley Medal (1832 & 1838)
Royal Medal (1835 & 1846)

Michael Faraday was one of the great scientists of the nineteenth century, who amongst his other discoveries, helped to convert electricity into a property that could be easily utilized. His main discoveries include electromagnetic induction, electrolysis, and diamagnetism. He has contributed significantly to the study of electromagnetism and electrochemistry.

Early Life

Michael Faraday was born in South London in the year 1791 into a poor family. He attended a day school where he was taught to read, write and count. When he was 13 years old, he was forced to work to help his family’s finances. He started an apprenticeship at a local book binding shop, where he would read and teach himself various scientific concepts during his spare time. He spent seven years serving his apprenticeship with the book binder. In 1810, Michael started to attend lecture classes at the John Tatum’s house. Though he attended lectures on various topics, but his main areas of interest where electricity, mechanics, and galvanism.

In 1812, Faraday got some tickets to attend a series of lectures given by Humphry Davy at the Royal Institution. Faraday made careful copies of lectures he had given. Faraday’s apprenticeship ended in 1812 and he took a job as a bookbinder. Still, Faraday was attempting to get into science, which was his real interest. In such an attempt, he wrote a letter to Humphry Davy along with the copies of notes he had taken during lecture classes. Davy was impressed with Faraday and appointed him as his assistant.

Faraday’s Works

Faraday’s early works were based on chemistry. He studied chlorine as well as new chlorides of carbon. One of Faraday’s most practical and useful inventions was an early version of the Bunsen burner.
Electromagnetism and electricity were the main focuses of Faraday. Although, electricity was discovered earlier, it was Faraday who, through his electro-magnetic rotation model, played a critical role in providing a continuous source of electricity. His theories of electromagnetism also proved to be useful in the electricity industry in the 19th century. His continuous research works led to the discovery of diamagnetism as well.

Faraday also undertook various science projects. One among them was the study of coal dust along with another scientist named Charles Lyell. They became interested in this after a big explosion that happened in a coal mine in Durham in the year 1865. The recommendations made by the researchers were not acted upon until another tragedy happened in the year 1913.

Final Days

Michael Faraday’s mental abilities started to decline during mid 1850’s which made him to do less research work than usual. He died at Hampton Court in the year 1867.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,

Louis Pasteur İngilizce Hayatı

Born: Dec 27, 1822 in Dole, Jura, Franche-Comté, France
Died: Sep 28, 1895 (at age 72) in Marnes-la-Coquette, Hauts-de-Seine, France
Nationality: French
Famous For: Immunology & vaccination
Awards: Leeuwenhoek medal (1895), Knight of the Legion of Honour (1853), Grand Officer (1878), Grand Croix of the Legion of Honor (1881), Order of the Medjidie

Louis Pasteur was a French chemist who made a lot of contributions to medicine, chemistry and industry that greatly benefited humanity. His discovery that bacteria spread diseases has saved countless lives. He is one of the most extraordinary scientists in history, leaving a legacy of scientific contributions that led him to be called the founder of microbiology.

Early Years

Louis Pasteur was born in 1822 in Dole, France. He had a very normal student life and was noted for his great skills in the arts, especially with painting and drawing. Though Pasteur was not very good in his studies, he was a hardworking and conscientious student. Spurred by his teachers’ encouragement, Louis Pasteur undertook rigorous efforts to study hard to get into college at the Ecole Normale Superieure. There he earned his doctorate degree in the year 1847.

After teaching and researching for a year in Dijon Lycee, Louis became a professor of chemistry at Strasbourg University in 1848. This is where he met his wife, Marie Larent, who was the daughter of the university’s rector. They were married in 1849 and had five children, but only two survived childhood.

Discoveries

When Louis started working at the University of Strasbourg, he began to study about fermentation, the process of breaking organic materials using microorganisms. In 1854, Pasteur joined became a chemistry faculty member in Lille. Here he launched his studies on fermentation. At that time period, many scientists believed that fermentation occurred spontaneously by a series of chemical reactions, where enzymes played a crucial role. Pasteur, however, believed that fermentation was carried out by living microorganisms.

In Lille, Louis was able to demonstrate that micro-organisms were responsible for the souring of beer and wine. He showed that the same microbes could be removed by a process called pasteurization, which involves boiling and cooling the liquid immediately. He later extended his studies into milk as well. Pasteur also proved that these microorganisms that are responsible for the souring of wine, beer, and milk were naturally introduced from the environment.

In 1857, Pasteur joined as a director of scientific studies at Ecole Normale. Here he continued to study the fermentation process. He was asked by the silk industry in France to help them when there was an epidemic among the silkworms. Even without any prior experience, Pasteur identified the cause of the infection and saved the silk industry.

Pasteur proved that various diseases in the human body were caused by micro-organisms that multiply in the body. He also found that, if such microbes are weakened and kept in the animal’s body, it creates resistance to the microbe. This method of fighting off microbes was called vaccination.

In 1868, Louis suffered a stroke that left him partially paralyzed. Despite his paralysis, Louis continued to do his research. His first vaccine for a disease called chicken cholera was discovered in 1879. He then went further to create other vaccines for anthrax, tuberculosis, small pox, and cholera. He then focused his effort to develop a vaccine for rabies in 1882. The rabies vaccine developed by Louis brought him immediate fame, which led to the set up of an international fundraising campaign for to construct the Pasteur Institute in Paris.

Final Days

Louis died on September 28th, 1895. His remains were transferred in 1896 to a crypt in the Pasteur Institute.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , , ,

Galileo Galilei İngilizce Hayatı

Galileo was an Italian scientist, astronomer, and physicist. His works and achievements are among the most important in the history of science.

Galileo was born in Pisa, in the Tuscany region of Italy, in 1564. He was the first of six children. He was homeschooled through his early years and later attended the University of Pisa. At Pisa, Galileo first discovered the isochronism (how the time period it takes the pendulum to swing is independent of the arc of its swing) of the pendulum while observing a swinging lamp in the Cathedral of Pisa. This discovery would serve him well fifty years in the future when he developed the astronomical clock. Galileo soon became bored with his studies and eventually dropped out of the university. Nevertheless, he was offered a position as a mathematics professor there in 1589 after lecturing about the approximate size of Lucifer (from Dante’s Inferno) was about 2,000 arm lengths long, based on the author’s comparison of the demon to the “cone” of St. Peter in Rome.

While teaching at Pisa, Galileo conducted a legendary experiment in which he challenged Aristotle’s law that states that heavier objects fall at a faster rate than lighter objects. According to legend, Galileo went to the top of the Tower of Pisa and dropped various balls of different material, size, and weight from the top. When they all hit the ground at the same time, Galileo had proven Aristotle wrong. Galileo failed to publish his results, and because he was disliked by his colleagues, the University of Pisa failed to renew his contract as professor.

Galileo then joined the faculty at the University of Padua and taught geometry, mechanics, and astronomy. It was at Padua where he made many of his amazing discoveries. In 1596, Galileo invented a military compass that could be used to properly aim cannonballs. In 1609, he gained word that a Dutch spectacle-maker had invented a device called a spyglass. The spyglass (later called a telescope) made distant objects appear much closer. Before the Dutch inventor could secure a patent, Galileo quickly constructed his own 3-power telescope, and then a 10-power telescope to present to the senate in Venice. Galileo then used his telescope to document the surface of the moon, which he described as bumpy, cratered, and uneven. Galileo next created a 30-power telescope and observed Jupiter and three of its moons that seemed to rotate around the giant planet. Based on these observations, Galileo wrote a short book called The Starry Messenger in which he upheld the Copernican theory that the Earth and solar system rotated around the sun. The book caused quite a stir among powerful members of the Catholic Church, who believed the solar system rotated around the earth. Galileo was subsequently prohibited from teaching the Copernican theory.

Galileo soon began taking up other scientific interests. In one particular paper he published, Galileo explained theories on ocean tides by using three characters engaging in a “dialogue.” One character supported Galileo’s views, another character was open-minded, and the last was stubborn and foolish and represented Galileo’s enemies. He then wrote a similar book about the Copernican theory. Although the “dialogues” were very popular with the Italian public, the Pope believed that he was the model for the stubborn and foolish enemy of Galileo. The Pope ordered all of the “dialogues” banned and demanded that Galileo be tried for teaching the Copernican theory. Galileo was sentenced to house arrest and forced to confess that his views were flawed. He died in Florence in 1642.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,

Albert Einstein İngilizce Hayatı

Albert Einstein was born in Ulm, Germany, on March 14, 1879. He had a speech problem and often paused to think about what to say next. Einstein wrote about two events he thought were important in his childhood. He remembered how he marveled at the invisible forces that turned the needle of a compass when he was five and a geometry book that he found when he was twelve. He read the book over and over. He enjoyed classical music and played the violin.

Einstein renounced his German citizenship to avoid military service and enrolled at the Swiss Federal Polytechnic School in Zürich, Switzerland. Because he liked to study on his own, he cut classes, which made some of his professors angry. Heinrich Weber wrote a letter of “recommendation” that led to Einstein being turned down for every teaching job he applied for after graduation. In 1902, the father of a friend recommended him for a job as a clerk in the Swiss patent office in Bern, Switzerland.

In 1905, Einstein obtained his doctorate degree and published four papers describing his research, including the Special Theory of Relativity. This theory has his famous equation e = mc2, which means that when matter is converted to energy, the amount of energy is equal to the mass of an object times the square of the speed of light in a vacuum. It also means that the speed of light is fixed and independent of the observer’s motion. In 1921, he won the Nobel Prize for physics for his explanation of the photoelectric effect.

Einstein moved to Princeton, New Jersey, in 1933 to become a professor at the Institute for Advanced Study. In 1939, World War II broke out. Einstein was afraid that Germany was working on atomic bombs and wrote to President Franklin D. Roosevelt to explain his position. Although Einstein never actually worked on an American atomic bomb, his theories helped to make its construction possible. After the war, Einstein worked with others who wanted to see nuclear weapons abolished. From 1901 to 1954, Albert Einstein published more than 300 scientific works. In later years, he worked on a new theory, the Unified Field Theory. Scientists recently discovered a new particle using the Large Hadron Collider, which may help prove his theory.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,

Thomas Edison İngilizce Hayatı

Thomas Edison was born February 11, 1847, in Milan, Ohio. He was nicknamed “Al” at an early age. At age 11, Edison moved to Michigan where he spent the remainder of his childhood.

Thomas Edison struggled in school but learned to love reading and conducting experiments from his mother who taught him at home. At age 15, Edison became a “tramp telegrapher,” sending and receiving messages via Morse code, an electronically conveyed alphabet using different clicks for each letter. Eventually, he worked for the Union Army as a telegrapher. Edison often entertained himself by taking things apart to see how they worked. Soon, he decided to become an inventor.

In 1870, Edison moved to New York City and improved the stock ticker. He soon formed his own company that manufactured the new stock tickers. He also began working on the telegraph and invented a version that could send four messages at once. Meanwhile, Edison married Mary Stillwell, had three children, and moved his family to Menlo Park, New Jersey, where he started his famous laboratory.

In 1877, Edison, with help from “muckers,” individuals from around the world looking to make fortunes in America, invented the phonograph. The phonograph was a machine that recorded and played back sounds. He perfected the phonograph by recording “Mary Had a Little Lamb” on a piece of tin foil! In 1878, Edison invented the light bulb as well as the power grid system, which could generate electricity and deliver it to homes through a network of wires. He subsequently started the Edison Electric Light Company in October of 1878.

In 1884, after he attained great fame and fortune, Mary Stillwell died. Edison remarried 20-year-old Mina Miller in 1886. He had three more children and moved to West Orange, New Jersey. At West Orange, Edison built one of the largest laboratories in the world. He worked extremely hard and registered 1,093 patents. Edison continued to invent or improve products and make significant contributions to X-ray technology, storage batteries, and motion pictures (movies). He also invented the world’s first talking doll. His inventions changed the world forever. They still influence the way we live today. Edison worked until his death on October 18, 1931.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,

Isaac Newton İngilizce Hayatı

Sir Isaac Newton Kimdir

Sir Isaac Newton was born in the county of Lincolnshire, England in 1643. His father died just months before he was born, and when he was three years old, his mother left him in the care of his grandmother. Isaac was always a top student, and went off to the University of Cambridge at age 19. While at Cambridge, Newton was influenced by the writings of Galileo, Nicholas Copernicus, and Johannes Kepler. By 1665, Newton began developing a mathematical theory that would lead to the development of calculus, one of the fundamental branches of mathematics. Newton would go on to discover other important math theories such as Newton’s Identities, and Newton’s Method.

In 1670, Newton moved on to the study of optics and developed theories relating to the composition of white light and the spectrum of colors. In one of his famous experiments, he refracted white light with a prism, resolving it into its constituent colors: red, orange, yellow, green, blue, and violet. As a result of his experiments, he developed Newton’s Theory of Color, which claimed that objects appear certain colors because they absorb and reflect different amounts of light. Newton was the first scientist to maintain that color was determined solely by light, and his findings created much controversy. Most scientists thought that prisms colored light. Nevertheless, Newton then created the world’s first color wheel, which arranged different colors around the circumference of a circle. He is also credited as the first scientist to explain the formation of a rainbow – from water droplets dispersed in the atmosphere. In 1679, Newton continued his work on gravitation and its effects on the planets. In 1687, he published Philosophiae Naturalis Principia Mathematica. In this landmark work, Newton explained his three laws of motion, which included his theory on gravity. According to Newton, gravity is the reason that objects fall to the ground when dropped. Moreover, gravity is the reason why planets orbit the sun, while moons orbit planets, and why ocean tides exist. Newton’s theories remain among the most important concepts in the history of science. There is some evidence that Newton’s ideas concerning gravity were inspired by apples falling from trees. There is no evidence to suggest, however, that any of the apples hit him in the head (as cartoons and fables suggest). Below are Newton’s three laws of motion: Newton’s First Law ( Law of Inertia) states that an object at rest tends to stay at rest and that an object in uniform motion tends to stay in uniform motion unless acted upon by an external force.Newton’s Second Law states that an applied force on an object equals the time rate of change of its momentum. Newton’s Third Law states that for every action there is an equal and opposite reaction.

Following the publication of his work, Newton became instantly famous throughout Europe. In the later years of his life he wrote several articles on interpretation of the bible. He was also appointed a member of the British Parliament and spent many years reforming the Royal Mint (coin making agency of Parliament). He died on March 20, 1727.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

George Nuttall Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

George Henry Falkiner Nuttall; (d. 5 Temmuz 1862, San Francisco, ABD – ö. 16 Aralık 1937, Londra, İngiltere), ABD asıllı İngiliz biyolog ve hekimdir.

Biyolojinin pek çok dalına katkılarda bulunmuş, Cambridge’deki Molteno Biyoloji ve Parazitoloji Enstitüsü’nü kurmuştur (1921). ABD, Fransa, Almanya ve İsviçre’de öğrenim gördü. 1900’de İngiliz yurttaşı olduktan sonra Cambridge’de bakteriyoloji ve koruyucu hekimlik dersleri verdi. 1906’da Cambridge’de biyoloji profesörü oldu. İmmünoloji, mikropsuz ortamda yaşam, kan kimyası ve eklembacaklılar (özellikle keneler) yoluyla taşınan hastalıklar gibi konularda önemli buluşlar yaptı. Yapıtları arasında bakteriyoloji, seroloji, tropikal hekimlik ve asalakbilim üzerine pek çok kitap ve makale sayılabilir. Journal of Hygiene ile Journal of Parasitology’nin kurucu ve yayımcılarındandır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,