Etiket: çalışmaları ve eserleri hakkında bilgi.

Cesare Beccaria Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Cesare BeccariaCesare Beccaria; İtalyan iktisatçısı ve hukukçusudur (Milano 1738-ay. y. 1794).

Pavia Üniversitesi’nde hukuk okudu. Jean Jacques Rousseau’nun toplumsal kuramlarının etkisinde kalarak bunları çağdaş, toplum ve felsefe sorunlarına yansıttı. Ölüm cezası ve işkencenin kaldırılmasına, cezalardaki eşitsizliğin giderilmesine ve gerçek amacın suçu önlemek olduğuna ilişkin Dei Delitti e delle Pene’yi (Suçlar ve Cezalar) hukuk bilgisi ve deneyimi azken yazdı (1764).

Ancak bu eser Avrupa’da ceza yasalarında köklü bir değişiklik yapılmasında etkili oldu; 22 dile çevrildi. 1768-1771 arasında Milano Üniversitesi’nde ekonomi okuttu, aynı zamanda ceza yargıçlığı ve danışmanlık yaptı. 1770′ te Ricerche İntorno alla Natura Dello Stile (Felsefe Dili ve Kuramının Üslubu) adlı eseri yayımlandı. Düşüncelerini daha çok İl Caffe adlı dergide yayımladığı yazılarda açıkladı. Malthus’ un siyasal ekonomisini de geliştiren Beccaria’nın Elementi di Ecconomia Pubblica (Genel Ekonomi Öğeleri) adlı eseri ölümünden sonra, 1804’te yayımlandı.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , ,

Alexander Melville Bell Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Alexander Melville BellAlexander Melville Bell; İskoç kökenli ABD’li eğitimci (İskoçya/Edinburgh 1819-Washington 1905). Telefonu bulan Graham Bell‘in babasıdır.

Edinburgh Üniversitesi’nde okudukta sonra 1843-1865 arasında aynı üniversitede ders verdi; daha sonra 1870’e kadar Londra Üniversitesi’nde görev yaptı. 1870’te gittiği Ontario’da (Kanada) dilbilim dersleri verirken, 1881’de Washington’a çağrıldı, 1897’de ABD yurttaşlığma girdi. Sağır ve dilsizlerin eğitimi için geliştirdiği “görsel konuşma” yöntemiyle bu alanda öncü oldu. Ses üreten organların konumlarını saptayarak konuşmayı oluşturan boğaz, dil ve dudakların hareket aşamalarını temsil eden ses simgelerinden sağır dilsiz alfabesini gerçekleştirdi.

Önemli eseri: Visible Speech: The Science of Universal Alphabetics (Görsel Konuşma: Evrensel Alfabe Bilimi) 1867.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , ,

Alfred Binet Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Alfred BinetAlfred Binet; Fransız psikologudur (Nice 1857 – Paris 1911).

1871’de Paris’e giderek hukuk, doğa bilimleri, tıp ve psikoloji gibi birçok dalda öğrenim gördü. Çalışmalarını psikoloji üzerinde yoğunlaştırarak 1886 ve 1887’de hiptonizma, bilinçaltı, düşünce, kişilik ve deneysel psikoloji konularında ilk eserlerini verdi. 1892’de Sorbonne Üniversitesi Psikoloji Laboratuvarı yöneticiliğine atandı. 1895’te kurduğu l’Annee Psychologique {Psikoloji Yıllığı) adlı dergiyle psikolojinin alanlarına katkıda bulunmayı sürdürdü. Kavrama yeteneği (intellectual capacity) için bir ölçü olabilecek beden ölümleri, el yazısı gibi etmenleri deneysel yolla inceleyerek üstün yetenekli ve geri zekâlı çocuklar üzerinde ilk kez zekâ testi (intellegence test) ve zihin testi (mental test) yöntemlerini geliştirdi. 1904’te geri zekâlı çocuklara özel sınıf oluşturmakla görevlendirildi. Arkadaşı Theodore Simon ile çocukları zihin yeteneklerine göre sınıflandıracak bir test geliştirdi. 1905’te Binet-Simon Testi adıyla çıkarılan ve daha geliştirilmiş biçimiyle, 1908 ve 1911’de yayımlanan bu test, üç ve daha yukarı yaş grubundan çocukların genel zekâsını ölçen sorularla bir zekâ yaşının (mental age) ortaya çıkarılmasını sağladı.

Başlıca eserleri: La Psychologie du Raisonement (Akıl Yürütme Psikolojisi) 1886, Etude Expérimentale de l’Intelligence (Zekânın Deneysel İncelemesi) 1905, Les İdeas Modernes sur les Enfants (Küçük Çocuklarda Zekâ Gelişiminin Ölçümü) 1910.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , ,

Christiaan Barnard Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Christiaan BarnardChristiaan Barnard; Güney Afrikalı hekimdir (Beauafort West 1922 – 2 Eylül 2001).

1953’te Kap Üniversitesi’ ni bitirdi. ABD Minnesota Üniversitesi’nin Kalp-Göğüs Cerrahisi Bölümü’ nde 1958’e kadar araştırma yaptı. Kap Üniversitesi Tıp Okulu Cerrahi Araştırma Bölümü Müdürlüğü görevini üstlendi. Groote Schuur Hastanesi’nde uzman cerrah olarak görev yaptı. I960′ da SSCB’ye giderek kalp nakli konusunda inceleme ve araştırmalar yaptı. 1961’de yardımcı cerrahi profesörlüğüne atandı. İlk kalp naklini Aralık 1967′ de 20 cerrahtan oluşan bir ekibin yardımıyla gerçekleştirdi. Hasta bir ay içinde enfeksiyondan (mikrop bulaşması) öldü. İkinci kalp nakli ameliyatını 1968’de yaptı; hasta uzun süre yaşamını sürdürdü. 1972’de cerrahi profesörü oldu. Kasım 1974’te ilk kez bir hastanın sağlıksız kalbini çıkarmadan onun çalışmasını destekleyecek ikinci bir kalp ekleyerek yeni bir uygulamanın öncüsü oldu. 1983’te emekliye ayrılarak cerrahlığı bıraktı.

Başlıca eserleri: Val Schrire ile birlikte Surgery of Comme Congenital Cardiac Malformations (Kalbin Doğuştan Yapı Bozukluklarının Cerrahisi) 1968, C.B. Pepper ile, One Life (Bir Yaşam) 1970, Heart Attack: All You Have to Know About it (You Don’t Have to Die) (Kalbiniz ve Siz) 1971, The Body Machine (Vücut Makinesi) 1981.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , ,

Galileo Galilei Hayatı ve Çalışmaları

Galileo GalileiGalileo Galilei;İtalyan fizikçisi ve gökbilimcisidir (Pisa 1564-Arcetri 1642).

Manastır eğitiminde Yunanca, Latince ve ilahiyat okuduktan sonra 1581’de tıp öğrenimi için Pisa Üniversitesi’ne girdiyse de geçim darlığından yarıda bıraktı. Matematik ve fizik alanındaki sürekli çabasıyla kendini yetiştirdi. Katı cisimlerin ağırlık merkezleri üzerindeki çalışmalarını yürüttü, yer çekiminin etkisi altında tüm cisimlerin eşit hızla düştüklerini ortaya koydu, gözlemlerini 1604’te matematiksel olarak açıklayarak serbest düşme yasasını buldu. Serbest düşme deneyimleri sırasında mekanik enerjinin korunduğunu gözledi. Bu deneyler için, eğik konumlu ünlü Pisa Kulesi’ni kullandı. Hidrostatik teraziyi buldu.

1589’da Pisa Üniversitesi’nde matematik dersleri verdi. Podova’daki çalışmaları sırasında adıyla anılan ve Hollanda dürbünü de denilen teleskopu yaptı. 32 kat büyütme gücüne ulaştırdığı bu araçla güneş lekelerini, aydaki tepeleri, Samanyolu’ nun yapısını ve 1609’da Jüpiter’in uydularını inceledi. Venüs’ün evrelerini açıkladı. Satürn’ün biçimini ortaya koymak üzere gözlemler yaptı. 1597′ de Kepler (1571-1630) ile yazışmasında Korpernik (1473-1543) sistemini benimsediğini belirttiyse de savunusunu çok sonraları üstlendi, dünyanın döndüğünü ortaya koydu. Fiziğe, ölçüme dayanan deneysel yöntemi ve sonuçlarını matematiksel bir yasayla açıklaması yöntemini kazandıran Galilei, bilimsel fiziğin kurucusu sayılır. Hareket olaylarını ilk kez bu bakışla inceledi ve hareketin küvetle olan ilişkilerini ortaya koyarak, mekaniğin “dinamik” adı verilen daimi kurdu. Bu buluşlarıyla Aristoteles ve Ptolemaios’un (Batlamyus) kuram ve öğretilerinin geçersizliğini kanıtladı. 1610’da II. Cosimo’nun çağrısı üzerine gittiği Floransa’da kendisine yüksek bir aylık bağlandı. Kopernik sistemini savunmayı bundan sonra da sürdürdü, Kopernik öğretisiyle İncil arasındaki çelişkiler nedeniyle, Kilise’nin tepkisini çekti. 1632’de yayımladığı ve Kopernik sistemi ile Ptolemaios sistemini karşılaştıran bilimsel yazı, karşıtlarının harekete geçmesine neden oldu. O zamana kadar kendisine dostça davranan Papa VIII. Urbanus tarafından engizisyona çıkarıldı ve işkenceyle cezalandırıldı (1633). Kopernik sistemini yadsımaya ve onu kötülemeye zorlandı, yaşamının bundan sonraki bölümünü engizisyon gözetiminde geçirmek üzere Floransa’ya döndü.

Yaşamı boyunca bilimsel düşüncenin özgür olmasını savunan ve bunun için mücadele eden Galilei, 1637’de Ay’ın salınımlarını gözledi. Daha sonra yeniden mekaniğe dönerek eğik düzlem üzerindeki hareketi, eğik atış hareketini ve sarkaç hareketlerini inceledi ve bu hareketleri açıklayan yasaları ortaya koydu. Katı cisimlerin yoğunluk ve dayanıklılıklarıyla sıvı ve gazların davranışlarını da inceledi, termometrenin temeli olan termoskopu buldu. 1636’da önemli çalışmalarını içeren Dialoghi delle Nuove Scienze (Yeni Bilim Üstüne Konuşmalar) adlı ders kitabını yayımladı. Yaşamının son yıllarında görme duyusunu yitirdi. Yasaklanmış eserleri 1835’te yasak yayınlar listesinden silindi. Çalışmaları derlenerek Le Opere di Galileo Galilei (Galileo Galilei’nin Eserleri) adıyla 1890-1909 arasında yayımlandı (20 cilt).

Başlıca eserleri: la Bilancetta (Küçük Terazi) 1586, De Motu (Hareket Üstüne) 1590, le Meccaniche (Mekanik) 1600, Siderus Nuncius (Yıldızların Habercisi) 1610, Discorso Sulle Comete (Kuyrukluyıldızlar Üstüne Söylev) 1619, Dialogo Sopro i due Mas-simi Sistemi de Mondo (İki Büyük Dünya Sistemi Üstüne Konuşmalar) 1632, Discorsi e Dimostrazioni Mate-mache Intorna a due Nuove Scienze Attenenti Alla Meccanica (Mekanikle İlgili İki Yeni Bilim Üstüne Konuşmalar ve Matematiksel Kanıtlar) 1638.

kaynak:nkfu

Etiketler, , ,

Pierre Larousse Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Pierre LaroussePierre Larousse; Fransız dilcisi, yayımcıdır (Toucy 1817-Paris 1875).

Öğretimde ezbere dayalı yöntem yerine insan yetilerini uyanık tutan yollar ararken ilkin dilbilgisinin daha yararlı uygulanışına örnekler verdi. Sözcüklerin kolayca öğrenilmesi, çeşitli ilişkileriyle zenginlikle kullanılabilmesi için elverişli çalışmalar yaptı. Birçok dilbilgisi kitabından sonra sözlük hazırlama işine yöneldi: (Méthade Lexicologique de Lectire: Okumada Sözcükbilimsel yöntem, 1856; Dictionnaier de la Langue Française: Fransız Dili Sözlüğü, 1856), Fransızcaya köken olan Yunanca ve Latince kök ve ekleri inceledi, derledi; 1852’de arkadaşı Augustin Boyer ile kurduğu yayınevinin en ünlü eserini büyük bir çabayla tek başına hazırladı: Grand Dictionnaire Universel du XIX. Siècle (19. yüzyılın Büyük Evrensel Sözlüğü) 1866-1876, 14 cilt. Aşırı çalışmasının erken getirdiği ölümü üzerine son cilt yeğeni Jules Hollier’nin emeğiyle tamamlanabildi. Yayınevi, dünyaca ünlü nice sözlük ve ansiklopedinin varlığına olanak sağlayarak olumlu bir öncelük yaptı: Petit Larousse (Küçük L.), 1906’dan başlayarak süreklilikle; Larousse de XX, Siècle (20. yüzyıl Larousse’u) 1927, 6 cilt, 1953’te ek cilt; Grand Larousse Encyclopédique (Ansiklopedik Büyük Larousse) 12 cilt, 1964 ve sonrası; pek çok süreli yayın.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , ,

Hüseyin Kazım Kadri Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Hüseyin Kazım KadriHüseyin Kazım Kadri; [Şeyh Muhsin-i Fâni] (1870-1934)

Ünlü bir Türk bilginidir. İstanbul’da doğdu. İzmir’de İngiliz Ticaret Koleji’nde okudu. Avrupa’ya giderek tarım öğrenimi yaptı. Dönünce maliyeye memur oldu. 1908’de İkinci Meşrutiyet ilân edilince şair Tevfik Fikret, yazar Hüseyin Cahit (Yalçın) la birlikte “Tanin” gazetesini kurdular. Hüseyin Kâzım, bir yıl sonra Samsun mutasarrıfı oldu. Oradan Serez’e nakledildi. 1910’da Halep valisi oldu. Ertesi yıl İstanbul’a şehremini olarak geldi, sonra Selanik valiliğine gönderildi. Birinci Dünya Savaşı’nda Suriye’ye giderek orada bilimsel araştırmalara girişti. Altı yıl çalışarak “Büyük Türk Lügati” adlı eserini meydana getirdi.

Mütareke ilân edilince son Osmanlı Mebuslar Meclisi’ne Aydın milletvekili olarak girdi, başkan vekilliğine getirildi. Ticaret ve Ziraat nazırlığı yaptı. 1921 ‘de İzzet Paşa ve Salih Paşa’yla Ankara’ya Atatürk’le görüşmeye geldiği zaman Evkaf nazırı bulunuyordu.

Hüseyin Kâzım Kadri, dinle ilgili konularda “Şeyh Muhsin-i Fânî” takma adını kullanırdı. Bu ad altında eserleri de vardır. Asıl önemli eseri, ancak iki cildi kendi zamanında basılabilmiş olan “Büyük Türk Lügati” dir. Bütün Türk lehçelerini kapsayan, elimizdeki en büyük Türk lügati olan bu eser; T. D. K. tarafından yayınlanmıştır.

Hüseyin Kâzım Kadri, Büyük Türk Lûgati’ni hazırladığı sırada evinin yanması sonunda A harfine ait yazılardan başka hepsini kaybettiğinden, eseri yeni baştan yazmak zorunda kalmıştı.

Hayatının son yıllarını Boğaziçi’ndeki yalısında geçiren Hüseyin Kâzım hava değiştirmek üzere gittiği. Tarsus’ta öldü. Cenazesi İstanbul’a getirilerek evinin bahçesinde önceden hazırlattığı mezâra gömüldü.

Başlıca eserleri:

Büyük Türk Lügati (4 cilt, 1927-1945); İnsan Hakları Beyannamesi’nin İslâm Hukukuna Göre İzahı (yayınlayan: O. Ergin, 1949); İstikbale Doğru (1913); Felaha Doğru (A. El Bağdadi’den çev. 1913); On Temmuz İnkılâbı ve Netayici (1920); Yirminci Asırda İslâmiyet (1913, 1923); Çiftçi Çocuğu (1913); Çiftçilik Dersleri (1915); Ameli ve Nazari Ziraat Dersleri (6 kitap, 1919); İlm-i İktisad-ı Zirai (1923).

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

Fenton John Anthony Hort Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Fenton John Anthony HortFenton John Anthony Hort; (d. 23 Nisan 1828, Dublin, İrlanda – ö. 30 Kasım 1892, Cambridge, Cambridgeshire, İngiltere), İngiliz Yeni Ahit araştırmacısı. Brooke Foss Westcott ile birlikte, Yunanca Yeni Ahit üzerine önemli bir eleştirel metin kaleme almıştır. Erken dönem Kilise Babaları’nın yazıları ile ilahiyat üzerindeki derin bilgisiyle ünlüdür.

Cambridge’de öğrenim gördü. Burada Westcott ile Joseph Barber Lightfoot’un yanı sıra başka Kitabı Mukaddes araştırmacılarıyla da kurduğu arkadaşlığı yaşamı boyunca sürdürdü. 1852-57 arasında üniversitede öğretim üyeliği yaptı. 1872’de profesör olarak üniversiteye geri döndü, bu görevini ölümüne değin sürdürdü. 1856’da Anglikan Kilisesi’ne papaz olarak atandı ve 15 yıl süreyle Cambridge yakınlarında görev yaptı. Bu sürenin önemli bir bölümünde Westcott’la birlikte Yeni Ahit’in eleştirel bir yaklaşımla yayına hazırlanması konusunda çalıştı. 1881’de yayımlanan yapıt, Kitabı Mukaddes’in İngilizce Gözden Geçirilmiş Metni’nin (1881) Yeni Ahit bölümü için temel oluşturdu. Hort felsefi ilahiyat alanında, açık ve eleştirici bir bakış açısının Kitabı Mukaddes dogmalarıyla nasıl bağdaştırılabileceğini ele alan The Way, The Truth, and The Life (1893; Yol, Gerçek ve Yaşam) başlıklı önemli bir deneme yazmıştır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,

Birûni Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında


BiruniBirûni;
(973 – 1051 )

Bütün dünyanın Ortaçağ’da yetişmiş en büyük bilginlerindendir. Kas (bugünkü Şah-abbas Veli) de doğduğu söylenir. Türk ırkından olduğu en kuvvetli ihtimaldir.

Batı Harzem hâkimi Ebul Abbas Me’mun 995’te Doğu Harzem’in üzerine yürüyüp Ebu-Abdullah’ın hükümdarlığına son verince, Kas civarında rasatlarla uğraşan Ebu’r-Reyhan Birûni, incelemelerini yarıda bırakarak, Rey’e göç etti. 1009’da Urgenç’e giden Birûni, Gazneli Sultan Mahmut 1017’de Harzem’i ülkesine katıncaya kadar burada kaldı. Bu sıralarda İbni sina‘nın kocası Ebu-Sehl İsa ile tanıştı, ondan Süryanice öğrendi. Sanskritçe’ yi de bilen Ebu’r-Reyhan Birûni Grekçe ile İbraniceyi de Harzemli bir Rumdan esaslı bir şekilde öğrenmişti. Gazneli Mahmut Han, Birûni’yi beraberinde Gazne’ye götürdü. Birûni ölünceye kadar Gazne’de yaşadı.

Ebu’r-Reyhan Birûni, Batı’nın modern bilimine en çok yaklaşmış Doğulu bir bilgindir. Çağında, Orta Asya da başlayan bilim kalkınmasına bir merkez oldu. Gazneli Mahmut’un sarayında tarih, coğrafya, aritmetik, astronomi bilgini olarak bulunduğu gibi güzel sanatlar ve mimarlıkla da ilgilendi. Kanal, nehir ve kuyulardan, bir dolapla, yükseklere su çıkarmak usulünü Bîrûnî’nin bulduğu söylenir. Ebu’r-Reyhan Birûni’nin, maddelerin özgül ağırlığının bulunması hususunda ulaştığı sonuçlar, Doğu’nun deneysel fizikte ulaştığı sonuçların en önemlilerinden sayılır. Birûni, özgül ağırlıkları “mahruti alet” (konik araç) dediği bir araçla buluyordu. Sıcak su ile soğuk su arasındaki ağırlık farkını daha o vakit 0,041677 olarak tes-bit etmiş, altının, zümrüdün, kuvarsın özgül ağırlıklarını daha o zamanlar bulmuştu.

Ebu’r-Reyhan Birûni, birçok bilimleri öğrenip bunlar üzerinde araştırmalar yapmıştır. Bu bilimlerin içinde felsefe ve tıp bulunduğu gibi, doğal bilimler, fizik, yüksek aritmetik, astronomi, coğrafya, kronoloji ve ölçüler de vardı. Bütün bu bilimlerde uzman olan Birûni, 1037’ye kadar 113 eser hazırladı. Eserleri Batı dillerine çevrilmiştir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,

Jean Baudrillard Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

JEAN BAUDRİLLARD (1929 – 2007, Fransa)

Günümüzde en etkili medya kuramcılarından biri, Fransız postmodern yazar Jean Baudrillard’dır. Baudrillard, modern kitle iletişim araçlarının etkisinin diğer teknolojilerin etkisinden daha farklı ve derin olduğunu düşünmektedir. Kitle iletişiminin özellikle de televizyon gibi elektronik medyanın gelişi yaşamlarımızın niteliğini değiştirmiştir. Televizyon bize yalnızca dünyayı göstermez, giderek içinde yaşadığımız dünyanın aslında ne olduğunu belirler.

Baudrillard, kitle iletişiminin her yerde olduğu bir çağda aslında insan davranışlarının birbirine girmesi ve medya imgelerinden oluşan yeni bir gerçeklik yaratıldığını öne sürmektedir. Bugün, televizyona düzenli olarak çıkmamış hiçbir siyasi lider seçimleri kazanamaz; çoğu izleyicinin bildiği “kişi” aslında liderin televizyondaki imgesidir.

Baudrillard, medya egemenliğindeki bir çağda anlamın, TV programlarında olduğu gibi, imajların akışıyla yaratıldığını söyler. Bizim dünyamızın çoğu bir tür “yap-inan” evreni haline gelmiştir; bu evren içinde bizler gerçek kişilere ve yerlere değil, medya imajlarına tepki vermekteyiz. Nitekim 1997’de Galler Prensesi Diana öldüğünde sadece Britanya’da değil, dünyanın her tarafında büyük bir kederlenme vardı. Ancak insanlar gerçek bir kişinin yasını mı tutuyorlardı? Baudrillard buna “Hayır” diyecektir. Çoğu insan için Diana medya yoluyla mevcuttu. Diana’nın ölümü insanların gerçek yaşamda gerçek birinin ölümünü tecrübe etmesi olayından çok, dizi filmde meydana gelen bir olay gibiydi. Baudrillard buna “Yaşamın TV içine çözülmesi” demektedir.

Baudrillard, elektronik medyanın bizim geçmişimizle olan ilişkimizi tahrip ettiğine ve karmakarışık bir dünya yarattığına inanmaktadır. Elektronik iletişimin ve kitlesel medyanın yayılmasının, toplumu ekonomik güçlerin biçimlendirdiği şeklindeki Marksist teoremi tersine çevirdiğini öne sürmektedir. Ekonomik güçler yerine, toplumsal yaşamın her şeyin üstünde işaretler ve imajlardan etkilendiğini savunmaktadır.

Başlıca eserleri şunlardır:

✓ Tüketim toplumu (1970)
✓ Üretimin Aynası (1973)
✓ Baştan Çıkarma Üzerine (1981)
✓ Sessiz Yığınların Gölgesinde Toplumsalın Sonu (1982)
✓ Amerika (1896)
✓ Cool Anılar (1987)
✓ Kötülüğün Şeffaflığı (1990)

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

Robert Andrews Millikan Hayatı

Robert Andrews MillikanRobert Andrews Millikan; (1868-1953) Amerikalı fizikçidir.

Bir papazın oğludur. Öğrenimini Colombia, sonra Berlin ve Göttingen üniversitelerinde tamamladı. I896’da Chicago Üniversitesi’ne fizik profesörü olarak atandı; 1921’de Pasadena’da Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü başkanı oldu; 1923’te Nobel Fizik Ödülü’nü aldı. Millikan önce uranyum filizlerinin radyoaktifliğini inceledi, daha sonra morötesi üstünde araştırmalar yaptı. Ünlü “dengeli damla” deneyiyle, ilk kez elektronun yükünü ölçmeyi başardı (1911); bu deneye sonra kendi adı verildi (Millikan deneyi). 1916’da ışığın frekansını ve fotoelektrik olayında serbest kalan elektronların enerjisini ölçerek, Planck durağanının bir tanımını yaptı. Daha sonra kozmik ışınları inceleyen Millikan, Avustralya ve Hindistan’a bilimsel seferler düzenleyerek 20 m sualtı derinliğinden 16 000 m yükseltiye kadar çeşitli deneyler yaptı. Böylece, kozmik ışının şiddetinin yükseltiyle birlikte arttığını kanıtladı.

Başlıca eserleri şunlardır; Mekanik, Molekül Fiziği ve Isı (1903); Elektrik, Ses ve Işık (1917);Bilim ve Yaşam (l923);Zaman, Madde ve Değer (1932);Kozmik Işınlar (1935).

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Ernest Mamboury Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Ernest Mamboury (1878-1953) İsviçreli tarihçi ve arkeologdur.

Nyon Koleji’ni, Ecole Normale’i ve Ecole des Arts Industriels’i bitirdi (1905). Bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra Türkiye’ye gelerek İstanbul’a yerleşti (1909). Bir yandan eski anıtları incelerken bir yandan da yağlıboya ve suluboya olarak İstanbul manzaraları yaptı. Theodor Wiegand’la beraber Sultanahmet çevresindeki Bizans saraylarının kalıntılarını araştırdı. Mektebi Sanayi’de ve Galatasaray Lisesi’nde öğretmenlik yaptı (1921-1951). Fransız rahiplerinden Guillaume de Jarphanion ile birlikte, Kayseri, Ürgüp, Niğde yörelerindeki kaya kiliselerinde incelemelerde bulundu. Bayazıt Sırmakeş Hanı’nın iç avlusunda yapılan kazılarda (1928), arkeolog Makridi Bey ile Lips Manastın’nın kilisesi Sarıgüzel’de, Fenari İsa Camiindeki araştırmalarda, Topkapı Sarayı Harem Dairesi’nin restorasyonunda bulundu. Danimarkalı bilgin K. Wett ile Çemberlitaş üstüne çalışmalar yaptı (1930). İstanbul Rehberi adlı eseri önemlidir (1925).

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

Johan Huizinga Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Johan Huizinga; (d. 7 Aralık 1872, Groningen – ö. 1 Şubat 1945, De Steeg, Hollanda), Hollandalı tarihçidir. Herfsttij der middeleeuwen (1919; Ortaçağın Sönüşü) adlı yapıtıyla uluslararası ün kazanmıştır.

Groningen ve Leipzig üniversitelerinde öğrenim gördü. Haarlem’de tarih, Amsterdam’da Hint edebiyatı dersleri verdi. 1905-15 arasında Groningen’de, sonra da 1942’ye değin Leiden’de tarih profesörü olarak görev yaptı. 1942’de Nazilerce rehin alındı ve ölümüne değin gözaltında bulunduruldu.

Önceleri Hint edebiyatı ve Hindistan’daki kültürler üzerine çalışmalar yaptı. Ama asıl ününü, 14-15. yüzyıllarda Fransa ve Felemenk’teki yaşam biçimlerini ve düşünce yapısını ele alan Herfsttij der middeleeuwen ile kazandı. Canlı ve akıcı üslubuyla yapıt, tarih açısından olduğu kadar edebi açıdan da önem taşır. Aynı şey, 16. yüzyıl düşünsel yaşamının önemli kişiliği Erasmus’un sıcak bir bakışla anlatıldığı Erasmus (1924) için de geçerlidir. Huizinga’nın öbür yapıtları “zamanımızın manevi hastalığına ilişkin bir tanı” olarak nitelenen In de schaduwen van Morgen (1935; Yarının Gölgesinde) ile kültürde oyun öğesinin incelendiği Homo ludens’tir (1938; Oyun Oynayan İnsan).

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

İbn Nefis Kısaca Hayatı

İbnü’n-Nefis, tam adı Alaeddin Ebu’l-âlâ Ali Bin ebi’l-haram el-kureyşi ed-dımaşki İBNü’N-NEFis (d. y. 1213, Şam – ö. 1288, Kahire), küçük dolaşımı ilk kez tanımlayan Arap hekimdir.

Tıp öğrenimini Şam’ın en büyük hastanelerinden Bimaristanü’n-Nuri’de Abdürrahim bin Ali ed-Dahver’in yanında tamamladı. Ayrıca sarf ve nahiv, mantık ve fıkıh dersleri aldı. Kahire’ye yerleştikten sonra Mesruriye Medresesi’nde fıkıh dersleri verdi. Reisü’l-etıbba-ı Mısr (Mısır hekimlerinin başı) unvanını aldı ve en-Nasıri Hastanesi’nde pek çok öğrenci yetiştirdi.

İbnü’n-Nefis kalpte sol ve sağ karıncıkları ayıran bölmede delik olmadığını bularak, Galenos’un, kanın sağ kalpten sol kalbe geçtiğini savunan görüşüne karşı çıktı. Kanın sağ karıncıktan sol karıncığa gitmesi için akciğerlerden geçmesi gerektiğini gösterdiyse de bu buluşunun önemi anlaşılamadı; hatta Batılı hekimler arasında 20. yüzyıla değin tanınmadı. İbnü’n-Nefis’in başlıca yapıtları arasında göz hastalıklarına ilişkin bilgiler içeren Kitabü’l-Muhazzeb fi’l-Kuhl, İbn Sina’nın Teşrih adlı yapıtında söylediklerinin tersini ileri sürerek küçük kan dolaşımım doğru biçimde tanımladığı Şerh-i Teşrih ile Risaletü’l-Kâmiliye fi’s-Sireti’n-Nebe-Viyye ve Muhtasar fi İlm-i Usuli’l-Hadis adlı dinsel kitaplar sayılabilir. Ayrıca İbn Sina’ nın el-Kanun fi’t-Tıb adlı yapıtına Mucezü’l-Kanun (1828) adıyla bir şerh yazmış, bu kitabı 16. yüzyılda Osmanlı hekim Ahi Ahmed Çelebi tarafından Türkçeye çevrilmiştir. Kaynaklara göre İbnü’n-Nefis’in başyapıtı kabul edilen Kitabü’ş-Şamil fi’t-Tıb henüz ele geçmemiştir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , ,

İbn-i İshak Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

İbn-i İshak; (d. y. 704, Medine – ö. 767, Bağdat), tam adı Muhammed bin İshak bin yesar bin hiyar, Hz. Muhammed’in yaşamöyküsünü yazarak, bu konudaki en eski ve en önemli yapıtlardan birini ortaya koyan Arap biyografi yazarıdır.

Irak’ta Müslüman askerlere esir düşerek Medine’ye getirilen ve İslam dinini kabul ettikten sonra özgürlüğü geri verilen bir Arabın torunuydu. Sahabeden sonraki kuşak içinde yetişen İbn İshak çeşitli bilginlerden hadisler ve tarihsel rivayetler derledi. Dönemin büyük bilginlerinden Malik bin Enes’le anlaşmazlığa düştüğü için Medine’ den ayrılmak zorunda kaldı. Medine’den İskenderiye’ye giden İbn İshak, kaderi yadsıdığı suçlamasıyla kırbaçla cezalandırılması üzerine önce İran’a, sonra Irak’a geçti. Elcezire, Hire ve Rey kentlerini dolaştı. Abbasi halifesi Mansur’un isteği üzerine Bağdat’a yerleşerek Hz. Muhammed’in yaşamöyküsünü anlatan Siret adlı yapıtını yazdı. İbn Hişam’ın (ö. 834) yeniden gözden geçirdiği bu yapıt Siretü’n Nebeviyye (1858-60, 2 cilt; Hazret-i Muhammed’in Hayatı, I, 1971) adıyla yayımlandı. Bu kapsamlı kitapta, Hz. Muhammed’in soyu, doğumu, kutsal görevi, Medine’ye hicreti, İslam dinini yaymak için verdiği mücadele, yaptığı savaşlar ve sonunda ölümü anlatılmaktadır.

İbn İshak kimi hadis bilginlerince eleştirilmesine karşın hadis ve hadis tarihi konusunda otorite sayılmıştır. Başta Buhari ve Müslim olmak üzere birçok büyük hadisçinin ondan hadis alması da güvenilirliğini kanıtlamaktadır. Döneminde “hadiste müminlerin emiri” ve “hadisçilerin emiri” gibi nitelemelerle anılan İbn İshak’ın Siret dışında günümüze ulaşmamış yapıtları da bulunmaktadır. Kitabü’l-Mübteda ve Kitabü’l-Hulefa bunlar arasında sayılabilir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

İbnü’l Cevzi Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

İbnü’l Cevzi; tam adı Abdurrahman bin Ali bin Muhammed Ebu’l-ferec ibnü’l-cevzi (d. 1126, Bağdat – ö. 1200, Bağdat), Arap fıkıh ve kelam bilgini, tarihçi, vaiz ve müderrisdir. Bağdat’ta önemli bir konuma gelmiş, Sünniliğin önde gelen sözcülerinden olmuştur.

Geleneksel din eğitimini tamamladıktan sonra müderrisliği seçti ve 1161’de iki medresenin birden başmüderrisi oldu. Dört fıkıh mezhebinden biri olan Hanbeli öğretisinin ateşli savunucularındandı. Tutucu bakış açısıyla Bağdat’ın egemen çevrelerinin dinsel politikalarını destekleyen vaazlar verdi. Böylece halifelerin gözüne girerek 1178-79’da beş medresenin başmüderrisi ve Bağdat’taki Hanbelilerin önde gelen sözcüsü oldu.

İbnü’l-Cevzi 1170’ler boyunca nüfuzunun doruğunda kaldı. Yarı resmi bir sıfatla, Hanbeli öğretisinden sapanları sürekli kovuşturdu. Sün’ni öğretiden saptıklarına inandığı kimselerin cezalandırılmasını sağladı. Tasavvufa ve Şiiliğe karşı uzlaşmaz tutumuyla kelamda katılıktan uzaklaşma yanlısı birçok din bilgininin düşmanlığını çekti. Bağdat’ın egemen çevreleri içindeki gücünü, büyük ölçüde birbirini izleyen halifeler ve onların danışmanlarıyla yakın ilişkilerine borçluydu. Eski dostu ve koruyucusu İbn Yunus’un 1194’te tutuklanması İbnü’l-Cevzi’nin egemen çevrelerle olan yakın bağlarının da sonu oldu. Aynı yıl tutuklanarak Vâsıt kentine sürüldü. Ölümünden az önce itibarı kısmen iade edildi ve Bağdat’a dönmesine izin verildi.

İbnü’l-Cevzi’nin kelam alanındaki yapıtları, Hanbeli öğretisine olan bağlılığını yansıtır. Genellikle velilerin yaşamlarını konu alan ve polemik niteliği taşıyan yapıtları arasında tasavvufun kapsamlı bir tarihi olan Sıfatü’s-Safve (1936-37; 4 cilt; Tasavvufun Nitelikleri) özel bir önem taşır. İbnü’l-Cevzi bu yapıtında gerçek mutasavvıfların, ilk kuşak Müslümanları örnek alarak yaşayanlar olduğunu savunur. El-Muntazam ve Mültakatü’l-Mültezem (1938-40, 6 cilt), Büyük Selçukluların Abbasilerle olan ilişkileri konusunda önemli bilgiler içerir. Telbis İblis (1928), halkın İslama uygun olmayan davranışlarının olası sonuçlarını anlatarak, bunlardan sakınmayı öğütler ve İslam dünyasının düşünce ve toplumsal tarihiyle ilgili önemli bilgiler verir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

İbn Arabşah Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

İbn Arabşah; asıl adı Sihabeddin Ahmed (d. Kasım 1389, Şam – ö. 25 Ağustos 1450, Kahire), Arap tarihçi, şair ve din bilginidir.

1400’de Şam’ı işgal eden Timur tarafından ailesiyle birlikte Semerkand’a gönderildi. Orada Farsça, Türkçe ve Moğol yazısı öğrendi. İdgütemür Medresesi’nde Cürcani’ nin derslerini izledi. Mevlânâ Haci’den sarf ve nahiv, Şemseddin Muhammed el-Ceziri’ den hadis okudu. Daha sonra Maveraünnehir, Türkistan ve Deşt-i Kıpçak bölgelerini kapsayan uzun bir yolculuğa çıktı. 1413’te Edirne’ye ulaştı, Osmanlı padişahı I. Mehmed’den (Çelebi) yakınlık gördü. Birkaç yabancı dil bildiği için Divan-ı Hümayun’da kâtip olarak görevlendirildi. I. Mehmed’in ölümünün ardından 1421’de Şam’a gitti. Yapıtlarından bazılarını, münzevi bir yaşam sürdüğü bu dönemde kaleme aldı. 1428’de Hicaz’dan Şam’a dönen Mevlânâ Ebu Abdullah’a bağlandı. Ebu Abdullah’ın 1438’de ölmesinden sonra Kahire’ye giderek Memlûk sultanı Seyfeddin Çakmak’ın koruması altına girdi ve orada öldü.

İbn Arabşah, bilimsel metinleri nazım biçiminde yazmanın oldukça başarılı örneklerini vermiştir. Ona ün sağlayan tarih yapıtlarından Acaibü’l-Makdur fi Ahbari’t-Timur (1805) adlı tarihi Timur’un kişiliği ve fetihleri üzerine ayrıntılı bilgiler verir. Bu yapıtın 1698’de Nazmizade Mustafa tarafından yapılan Türkçe çevirisi daha sonra sadeleştirilerek Tarih-i Timur Gurkan (1860) adıyla basılmıştır. Öbür yapıtları arasında otobiyografik Ukudü’n-Nasiha, 2 bin beyitlik Miratü’l-Edeb adlı manzume, Sultan Çakmak’ ın yaşamı ve dönemine ilişkin ayrıntılı bilgilerin yer aldığı et-Telifü’t-Tahir fi Şeyhü’l-Meliki’z-Zahir Ebi Said Çakmak, Tercümanü’l-Mütercem bi-Müntahabi’l-Arab fi Lügati’ t-Türk ve’l-Acem ve’l-Arab adlı Arapça-Türkçe-Farsça sözlüğü, bazı devlet adamlarını övdüğü Cilvetü’l-Emdahi’l-Cemaliye ile Fakihetü’l-Hulefa ve Mefakaha-kü’z-Zurafa sayılabilir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

İbnü’l-Fariz Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

İbnü’l-Fariz; tam adı Şerafeddin Ebu Hafs Ömer İbnü’l-Fariz (d. 22 Mart 1181/11 Mart 1182, Kahire – ö. 23 Ocak 1235, Kahire), tasavvufu Arapçada en güzel dile getiren Arap şairdir.

Suriye asıllı bir feraizcinin (veraset hukukçusu) oğluydu. Fıkıh öğrenimi gördüyse de mesleğini bırakıp Kahire’nin yakınındaki el-Mukattam Dağlarında inzivaya çekilerek kendini dine verdi. Birkaç yıl Mekke’de ve yakınlarında kaldı. Orada ünlü mutasavvıf Bağdatlı Suhreverdi ile tanıştı. Yaşamı boyunca bir ermiş gibi saygı gördü. Ölünce
el-Mukattam Dağlarına gömüldü. Mezarı günümüzde de ziyaret edilmektedir.

İbnü’l-Fariz’in şiirlerinin çoğu sevgiliye kavuşma özlemini dile getiren kasidelerdir. Bu geleneksel konuyu kullanarak gerçekte Mekke’ye dönme özlemini, daha derin bir anlamda ise kendini, Tanrı’nın tek elçisi olduğuna inandığı Hz. Muhammed’in ruhunda özümleme isteğini dile getirir. Bu konuyu “Nazmü’s-Sülük” adlı şiirinde geliştirmiştir. Bir başka ünlü şiiri de “Hamriye” dir. İbnü’l-Fariz bu uzun kasidede ilahi aşk şarabının etkilerini anlatır. İbnü’l Fariz’in şiirleri, basmakalıp betimlemeler ve güzel sözlerle dolu olsa bile yoğun bir dinsel duyguyu yansıtır ve çarpıcı güzellikte bölümler içerir. 1852’de Marsilya’da basılan Divan’ı hem Doğu’da, hem de Batı’da büyük ilgi görmüştür.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

İbn-i Heysem Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

İbn-i Heysem; tam adı Ebu Ali El-Hasan İbnü’l-Heysem. (d. y. 965, Basra – ö. y. 1039, Kahire), Arap matematikçi, astronom ve fizikçidir. Ortaçağın fizik ve matematik alanındaki en önemli bilginlerinden biri olarak kabul edilir. Optik kuramında Ptolemaios (ü. İS 2. yy) döneminden sonra ilk önemli katkıyı gerçekleştiren bilgindir. Batıda “Ptolemaeus Secundus” (İkinci Ptolemaios) olarak nitelendirilmiş, görüşleriyle Roger Bacon (1220-1292) ve Johannes Kepler’i (1571-1630) etkilemiştir.

Altıncı Fatımi halifesi Hâkim (985-1021?) tarafından Nil’in yükselmesinin yol açtığı su baskınlarını denetim altına almakla görevlendirildi. Bu işi başaramayacağını anlayınca bir köşeye çekildi ve kendisini bilimsel çalışmalara verdi. Yaşamının büyük bölümünü Kahire’de geçirdi.

İbnü’l-Heysem’in birçok yapıtının arasında en önemlisi Kitabü’l-Menazır’dır. Latinceye 1270’te Opticae thesaurus Alhazeni libri vii (İbnü’l-Heysem’in Optik Üzerine Yedi Kitabı) adıyla çevrilen ve yedi kitapla ışığın atmosferde kırılmasına ilişkin De crepucculis (Tan Üzerine) başlıklı bölümden oluşan bu yapıtta ışığın kırılması ve yansıması, iki gözle görme olgusu, ışığın mercekler aracılığıyla odaklanması, gökkuşağı, parabolik ve küresel aynalar, ışığın atmosferde uğradığı kırınım ve gezegenlerin ufka yakınken daha büyük görünmesinin nedenleri açıklanmaktadır. Işığın görülen cisimden göze ulaşan ışınlardan oluştuğunu öne sürerek görme olayını ilk kez doğru biçimde açıklayan bilgin İbnü’l-Heysem’dir. Önün bu görüşü, ışığın gözden çıkan ve görülen cisme değdiğinde görme duyusunu doğuran ışınlardan oluştuğunu öngören Pythagoras varsayımının terk edilmesinde ana etken olmuştur.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,

İbnü’l-Esir Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

İbnü’l-Esir; tam adı Ebu l-hasan Ali İzzeddin İbnü’l-Esir (d. 12 Mayıs 1160, el-Cezire -ö. 1233, Musul), Arap tarihçidir.

Musul’da tarih araştırmaları yaparken sık sık Bağdat’a gitti. Bir süre Salaheddin Eyyubi’nin Suriye’deki ordusuna katıldıktan sonra Halep ve Şam’a yerleşti. Başlıca yapıtı Adem’in yaratılışıyla başlayan bir dünya tarihi olan el-Kâmil fi’t-Tarih’tir (1851-76, 12 cilt). Uzun süre temel bir başvuru kaynağı sayılan bu kitap, özgün bir çalışma olmadığı gerekçesiyle 20. yüzyılda bazı eleştirilere uğramıştır. Musul atabeglerinin tarihini konu alan el-Bahir adlı yapıtı ise kendisinin ve Musul’daki Zengi yönetimi sırasında devlet görevinde bulunan babasının deneyimlerine dayanır. Ayrıca önceki yazarların yapıtlarından yararlanarak hazırladığı yaşamöyküsü ve soy kütüğü derlemeleri de vardır.

İbnü’l-Esir’in kardeşleri de çeşitli çalışmalarıyla tanınır. Musul sultanının hizmetinde seçkin bir bilgin olan ağabeyi Mecdüddin İbn’ül-Esir (1149-1210), Hz. Muhammed’in sözleri ve davranışlarına ilişkin bir derleme ile hadis derlemelerinde geçen anlamı belirsiz terimleri kapsayan bir sözlük hazırlamıştır. Tanınmış bir yazar ve edebiyat eleştirmeni olan küçük kardeşi Ziyaüd’din İbnü’l-Esir (1163-1239) Salaheddin Eyyubi’nin hizmetinde çalışmış ve onun oğlu Efdal’ın vezirliğini yapmıştır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,

Gültekin Oransay Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Gültekin Oransay; (d. 19 Nisan, 1930, Ankara – ö. 20 Kasım 1989, İzmir), Türk müziğinin kuramsal sorunları ve tarihi üzerine çalışmalarıyla tanınan müzikbilimcidir.

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin Felsefe Bölümü’nde başladığı yükseköğrenimini, Ankara Devlet Konservatuvarı’nın Kompozisyon Bölümü’nde tamamladı. 1954-62 arasında Münih Üniversitesi’nde müzikbilim öğrenimi gördü ve doktorasını tamamladı. 1962’de Türkiye’ye dönerek Ankara Radyosu’nda çalışmaya başladı. 1964-65’te Ankara Devlet Konservatuvarı’nda müzik folkloru dersleri verdi. 1965’te Ankara Devlet Konservatuvarı’nın başına getirildi. Bağdama (Nisan 1965-Ocak 1966) ve Küğ (Eylül 1965-Eylül 1969) adlı müzikbilim dergilerini yayımladı. 1971’de Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde Türk ve İslam Sanatı Kürsüsü’nde öğretim üyeliğine atandı. 1972’de doçent oldu. 1976’da Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin Müzik Bölümü’nü kurdu, 1977’de bu bölümün başkanlığına getirildi. Burada zengin bir müzik arşivi oluşturdu. 1983’te, 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu’na dayanılarak üniversitedeki görevine son verildi.

Akademik unvan taşıyan ilk Türk müzikbilimci olan Oransay, çalışmalarını geleneksel Türk halk ve sanat müzikleri üzerinde yoğunlaştırmıştır. Arel-Ezgi Sistemi’nde bir sekizlinin 24 eşit olmayan aralığa bölünmesine karşı çıkarak, Türk müziği perde sisteminin beşliler zincirinden değil, aralarında büyük üçlü aralık bulunan beş sınırsız beşliler zincirinden çıkarılabileceğini, icracıların da bir sekizli içinde 24 değil, en az 30 perde kullandıklarını savunmuştur. Arel ve Ezgi’nin çargâh dizisini anadizi kabul etmelerini de eleştirerek, anadizinin rast dizisi olduğunu ileri sürmüştür. Başlıca yapıtları arasında, 1957’de Die Musikforschung dergisinde yayımlanan “Das Tonsystem der Türkei-türkischen Kunstmusik” (Türkiye Türklerinin Sanat Müziğinde Perde Sistemi) adlı makalesi, Die traditionelle türkische Kunstmusik (1964; Geleneksel Türk Sanat Müziği), Batı Tekniğiyle Yazan 60 Türk Bağdar (Besteci) (1965), Atatürk ve Küğ (1965, 1985), Konçerto Kılavuzu (1967), Çağdaş Seslendiricilerimiz ve Küğ Yazarlarımız (1969), Türk Halk Ezgilerini Çözümleme Yöntemi (1971), Bağdarlar Geçidi -İkiyüzkırk Ustanın Yaşamöykülerinden Örülmüş Bir Uluslararası Sanat Küğü Tarihi 1977), Türk Yerdincinde Kim Kimdi? 1985) sayılabilir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

Orderic Vitalis Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Orderic Vitalis; (d. 16 Şubat 1075, Shrewsbury yakınları, Shropshire, İngiltere – ö. y. 1142), Normandiya’daki Saint-Evroult Manastırı’nda tarih üzerine çalışmalar yapan İngiliz keşişidir.

Shrewsbury kontu Roger de Montgomery’ nin özel rahibi Orleans’lı Odelerius’un büyük oğluydu. 1085’te keşiş olmak üzere Normandiya’daki Saint-Evroult Manastırı’ na gönderildi. Cluny, Cambrai, Crowland ve Worcester gibi manastırlara yaptığı birkaç ziyaret dışında ömrünün sonuna değin orada kaldı. Tarih çalışmalarına 1109’dan önce, Jumieges’li Guillaume’un Gesta Normannorum ducum (Normanların Liderinin Yükümlülükleri) adlı yapıtını aktararak başladı. Metne eklediği uzun bölümlerde çoğunlukla Saint-Evroult ile bağlantıları olan Norman ailelerinin tarihini anlattı. 1115’ten önce, başkeşişin isteği üzerine manastırın ve koruyucularının tarihini yazmaya başladı. Bu çalışma zamanla kilisenin genel bir tarihine dönüştü. Orderic Vitalis daha önce yazdığı bölümleri belirli aralıklarla gözden geçirerek Haziran 1141’e kadar yapıtı üzerinde çalıştı.

Çağdaşı olan tarihçilerin çalışmalarının tümünü eleştirel bir süzgeçten geçirerek kullandı. Poitiers’li Guillaume’a dayanarak I. William’ın (Fatih) 1067-71 seferlerini anlattığı yapıtı bugün de önemlidir. Historia ecclesiastica (Kilise Tarihi) ise 1082-1141 döneminin Norman, İngiliz ve Fransız tarihini aydınlatması bakımından çok değerlidir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

Sigurður Nordal Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Sigurður Nordal; (d. 14 Eylül 1886, Eyjölfsstadir, Vatnsdalur, Hünavatnssysla – ö. 21 Eylül 1974, Reykjavik, İzlanda), 20. yüzyılda İzlanda’nın kültür yaşamında önemli rol oynamış filolog, romancı, deneme ve öykü yazarıdır. Kopenhag Üniversitesi’nde doktora çalışmasını tamamladıktan sonra Berlin ve Oxford’da felsefe öğrenimi gördü. 1918-45 arasında İzlanda Üniversitesi’nde İzlanda dili ve edebiyatı dersleri verdi. Ayrıca Danimarka’da büyükelçilik görevinde bulundu (1951-57), Avrupa ve Amerika’da çeşitli üniversitelerde ders verdi.

Manzum Edcla örneklerinden Völuspâ (Falcının Kehaneti) ve İzlanda sagaları üzerine incelemeler yayımladı. Saga yorumuna yeni bir yaklaşım getirerek bu yapıtların tarihsel olayları aktaran sözlü halk geleneği ürünleri değil, yazarlarının bireysel özelliklerini yansıtan edebi yapıtlar olarak değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Tarihsel yapıdan da bulunan Nordahl’ın öbür kitapları arasında, ortaçağda yaşamış yazar Snorri Sturluson’un yaşam öyküsü (1920), İzlensk menning (1942; İzlanda Kültürü) adlı incelemesi, öykülerini topladığı Fornar âstir (1919; Eski Aşklar) ile İslenzk lestrarbôk 1400-1900 (1924) adlı antoloji sayılabilir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,

Paulus Orosius Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Paulus Orosius; (d. Braga ?, İspanya; ü. 414-417), erken dönem Hristiyanlık ilkelerini savunan ilahiyatçıdır. Bir dünya tarihi kaleme alan ilk Hristiyandır.

Yaklaşık 414’te rahip olarak Hippo’ya giden Orosius, burada Aziz Augustinus’la tanıştı ve ilk yapıtı Commonitorium ad Augustinum de errore Priscillianistarum et Origenistarum’u (Priscillianusçular ile Origenesçilerin Yanılgısı Konusunda Augustinus’a Bir Anımsatma) yazdı. 415’te Augustinus tarafından Filistin’e gönderilerek Pelagiusçuluğa karşı çıktı. Aynı yılın temmuzunda Kudüs piskoposu İoannes tarafından toplanan bir sinodda Pelagius’u heretiklikle suçladıysa da etkili olamadı. Kısa süre sonra Liber apologeticus contra Pelagianos’u (Pelagiusçulara Karşı Savunma) yazdı. 416 başlarında Augustinus’un yanına döndü. Augustinus ondan Hristiyanlığı savunan bir dünya tarihi yazmasını isteyince, Historiarum adversus paganos libri VII’yi (Paganlara Karşı Yedi Tarih Kitabı) yazdı. Bu kitapta, Roma İmparatorluğu’nun Hristiyanlık yüzünden yıkıldığı görüşüne karşı çıkarak, insanlığın Hristiyanlıktan önce karşılaştığı yıkımları ele aldı.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

John Baskerville Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

John Baskerville; (d. 28 Ocak 1706, Wolverly, Worcestershire – ö. 8 Ocak 1775, Birmingham, Warwickshire, İngiltere), basımcı ve kendi adını taşıyan çok beğenilen bir yazı karakterinin yaratıcısıdır. Yapıtları, basım sanatının en güzel örnekleri arasında sayılır.

Birmingham’da yazı ustası iken, 1740’ta kurduğu siyah vernik işinden elde ettiği kârla hurufat dökme üzerinde deneyler yapma olanağını buldu. Bir basımevi kurdu; 1757’de ilk yapıtı olan bir Vergilius basımından sonra, 1758’de bir John Milton basımı gerçekleştirdi. Cambridge Üniversitesi’ne basımcı olarak atandığında bir Kitabı Mukaddes basımı (1763) hazırlamaya girişti ve ortaya çıkan ürün Baskerville’in başyapıtı oldu. 1762’de olağanüstü güzellikte bir Horatius basımı yayımladı. Bu yapıtın ikinci baskısının da başarı kazanması, Baskervil-le’e Latin yazarlarının kitaplarını bir dizi halinde yayımlama cesaretini verdi.

Baskerville basımlarının göz alıcı niteliği, çok parlak kâğıt kullanmasından ve kendi buluşu olan tam siyah mürekkepten kaynaklanırdı. Baskı üslubu İngiltere’de çok eleştiri topladı; ölümünden sonra, Baskerville’in kullandığı karakterleri Fransız oyun yazan Pierre-Augustin Caron de Beaumarchais satın aldı. Bu karakterlerin daha sonra ne olduğu bilinmemektedir; ama geriye kalan kalıp ve matrisler 1917’de bulunmuş ve 1953’te Cambridge Üniversitesi’ne verilmiştir. Açık seçik ve dengeli niteliği nedeniyle sürekli okuma için çok uygun olan Baskerville karakterleri, daha sonra yeniden kullanılmaya başlamıştır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

Rudolf Otto Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Rudolf Otto; (d. 25 Eylül 1869, Peine, Prusya – ö. 6 Mart 1937, Marburg, Almanya), Alman ilahiyatçı, düşünür ve din tarihçisidir. En önemli yapıtı olan Das Heilige’ de (1917; Kutsal Olan) insanın kutsal olanla ilgili deneyimlerini ele almıştır.

Bir imalatçının oğluydu. Liseyi Hildesheim’da tamamladıktan sonra Erlangen, ardından da Göttingen üniversitelerinde ilahiyat ve felsefe öğrenimi gördü. 1897’de öğretim üyesi olduğu Göttingen’de ilahiyat, dinler tarihi ve felsefe tarihi dersleri verdi, 1904’te de sistematik ilahiyat profesörlüğüne atandı. 1914’te Breslau (Wroclaw) Üniversitesi’nde ilahiyat profesörü, 1917’de Marburg Üniversitesi’nde sistematik ilahiyat profesörü oldu. 1926-27 arasında rektörlüğünü yaptığı Marburg Üniversitesi’nden 1929’da emekliye ayrıldı.

Otto akademik çalışmalarının yanı sıra siyasal etkinliklere de katılarak 1913-18 arasında Prusya Parlamentosu’na girdi. 1918’de üyesi olduğu Kurucu Meclis’te ilerici ve liberal bir çizgi izledi. Weimar Cumhuriyeti döneminde de siyasal sorunlarla ilgilenmeyi sürdürdü. Ayrıca hem Hıristiyan cemaati içindeki bölünmelere, hem de Hıristiyanlıkla öbür dinler arasındaki ilişkilere duyduğu ilgiden dolayı ekumenik etkinliklere geniş biçimde katıldı.

Otto’yu insanın kutsal olanla ilgili deneyimlerini araştırmaya yönelten, dinsel dünya yorumunun ana niteliğini ortaya çıkarmak düşüncesi oldu. Bu konudaki görüşlerini Die Anschauung vom heiligen Geiste bei Luther (1898; Luther’de Kutsal Ruh Kavramı) adlı ilk kitabında ele aldı. Görüşlerini daha da geliştirdiği Naturalistische und religiöse Weltansicht (1904; Doğal ve Dinsel Dünya Görüşü) adlı kitabında dünyanın bilimsel ve dinsel açıdan yorumlanmasını karşılaştırarak bu yaklaşımların arasındaki çelişkilerin uzlaştırılıp uzlaştırılamayacağı
ya da uzlaştırılmalarının gerekli olup olmadığını ele aldı. Din adamının bilime düşmanlığıyla bilim adamının dini küçümsemesine aynı ölçüde karşı çıkan Otto, her iki yaklaşımın da insanlara yaşadıkları dünya ile ilgili olarak neleri açıklamaya çalıştıkları açısından değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Ama asıl amacı dinsel dünya yorumunun bilimlerce ortaya konan bilgilerin ötesinde, insana farklı bir kavrayış boyutu sağladığını göstermekti. Kantische-Fries’sche Religionsphilosophie (1909; Kantçı ve Fries’çi Din Felsefesi) adlı yapıtında Alman filozofları Immanuel Kant ve Jacob Friedrich Fries’in din üzerine düşüncelerini ele alarak dinsel araştırmaya özgü ussallığı belirlemeye çalıştı.

1911-12 arasında Kuzey Afrika’dan başlayarak Mısır, Filistin, Hindistan, Çin, Japonya ve ABD’yi kapsayan uzun bir yolculuğa çıktı. Bu gezisi sırasında edindiği deneyimlerin ışığında çalışmalarını daha geniş bir bağlamda ele almaya ve dünyanın çeşitli dinlerinde ortaya konan yaklaşım biçimlerini araştırmaya başladı.

Dinsel tepkinin kendine özgü niteliğiyle ilgili araştırmalarında ünlü Alman düşünürü ve ilahiyatçısı Friedrich Schleiermacher’ın Über die Religion. Reden an die Gebilden unter ihren Verächtern (1799; Din Üzerine. Dini Aşağılayan Aydınlarla Konuşmalar) adlı kitabından önemli ölçüde etkilendi. Özellikle Schleiermacher’in, dinin etik ve ussal algılama biçimlerinden farklı, benzersiz bir duygu ya da kavrayış olarak algılanmasına büyük önem vererek kutsallık duygusunu yeniden keşfettiğini öne sürdü. Ama sonradan Schleiermacher’in yaklaşımını eleştirerek bu yaklaşımın insandaki “doğal” bağımlılık duygularını belirtmenin ötesinde bir yenilik getirmediğini savundu. Dinsel kategori konusundaki araştırmalarını sürdüren Otto, William James’in The Varieties of Religious Experience’ta (1902; Dinsel Deneyimin Türleri) ortaya koyduğu keskin gözlemlerdan etkilendiyse de James’in deneysel yönteminin bu tür fenomenleri açıklamak için uygun olmadığını belirtti. J. F. Fries’in bugün Ahnung olarak bilinen Ahndung (“önceden sezme” ya da “sezgi”) kavramı ona dinsel fenomenleri duyarlı ve uygun biçimde ele almanın yolunu gösterdi. Otto “hakikat duygularına” dayanan bu yaklaşımı Das Heirlige adlı yapıtında sistemleştirmeye çalıştı. Dinsel boyutun usdışı yönünü ayrıntılı biçimde ele alarak dinsel deneyimin bu öğesine Latince numen den (“tanrı”, “ruh” ya da “kutsal”) türettiği numinous adını verdi. Bu görüşleri Protestan ayinlerine canlılık kazandıran yeni ayin biçimlerinin ortaya çıkmasına yol açtı.

Otto bütün dinleri kutsal olanın deneyimini edinmenin araçları olarak değerlendirdi. Bu yüzden başka dinsel geleneklere bağlı insanlarla sık sık birlikte olmaya çalıştı. Ama değişik dinlerin farklı özelliklerine duyduğu saygıdan dolayı dinin evrenselleştirilmesine karşı çıkarak çeşitli dinlerin temsilcileri arasında canlı bir görüş alışverişinin sürdürülmesini savundu. Bu amaçla Marburg’da dinsel simge, ayin ve malzemelerle ilgili uluslararası bir Dinsel Koleksiyon kurdu. Otto’nun öbür önemli yapıtları arasında West-Östliche Mystik (1926; Doğu ve Batı Mistisizmi), Die Gnadenreligion Indiens und das Christentum (1930; Hindistan’ın Kayra Dini ve Hıristiyanlık) ve Reich Gottes und Menschensohn (1934; Tanrı’nın Krallığı ve İnsanoğlu) sayılabilir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,

Sedat Veyis Örnek Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Sedat Veyis Örnek; (d. 11 Eylül 1927, Zara, Sivas – ö. 15 Kasım 1980, Ankara), Türk halkbilimi konusundaki araştırmalarıyla tanınmış bilim adamıdır.

1953’te Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi. Almanya’da Tübingen Üniversitesi’nde dinler tarihi ve etnoloji konusunda doktora yaptıktan sonra 1960’ta Türkiye’ye döndü ve 1961’de Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi (DTCF) Etnoloji Kürsüsü’ne asistan olarak girdi. 1966’da doçent, 1971’de profesör oldu. 1980’de DTCF’de Etnoloji Kürsüsü’ nün Sosyal Antropoloji ve Halkbilim kürsüleri olarak ikiye ayrılıp yeniden örgütlenmesine öncülük etti.

Halkbilimi çalışmalarında kaynak ve karşılaştırma yöntemlerine önem vererek Türkiye’nin geleneksel yapısı içinde boşinanç ve büyüler, ölüm, çocuk gibi konuları işleyen monografik yapıtlar hazırladı. Çok yönlü bir yazar olarak öykü, eleştiri, oyun, çeviri ve kitap tanıtma türündeki yazılarını Varlık, Yeditepe, Değişim, Su, Türk Dili dergilerinde yayımladı. Halkbilimi dışında tiyatro alanında da yapıtlar verdi, Kurt (1964), Pirinçler Yeşerecek (1968) ve Manda Gözü (1969) adlı üç oyunu sahnelendi. Örnek’in halkbilimi ve etnoloji alanında Sivas ve Çevresinde Hayatın Çeşitli Safhalarıyla İlgili Batıl İnançların ve Büyüsel İşlemlerin Etnolojik Tetkiki (1966), 100 Soruda İlkellerde Din, Büyü, Sanat, Efsane (1971), Etnoloji Sözlüğü (1971), Anadolu Folklorunda Ölüm (1971), Budunbilim Terimleri Sözlüğü (1973), Türk Halkbilimi (1977), Geleneksel Kültürümüzde Çocuk (1979) adlı yapıtları yayımlanmıştır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,

Sedat Alp Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Sedat Alp; (d 1913, Karaferye, Selanik – ö. 10 Ekim 2006, Ankara),önemli bir Hitit yerleşimi olan Konya’daki Karahöyük kazılarını sürdüren arkeologdur. İlk Türk Hititologlarındandır.

İstanbul’daki ortaöğreniminden sonra 1932’de devlet bursuyla Almanya’ya giderek Leipzig ve Berlin üniversitelerinde eskiçağ tarihi, eski Anadolu dilleri ve kültürleri, Hititoloji, Sümeroloji ve arkeoloji öğrenimi gördü. 1940’ta doktorasını tamamlayarak Türkiye’ye döndü ve 1941’de Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde (DTCF) Hititoloji asistanı oldu. Aynı yıl doçentlik sınavını veren ve 1949’da profesörlüğe, 1959’da da ordinaryüs profesörlüğe yükselen Alp, 1956-58 arasında DTCF’nin dekanlığını yaptı. 1953’te Almanya’da Münster Üniversitesi’nde, 1979’da Münih Üniversi-tesi’nde konuk öğretim üyesi olarak bulundu. Yurtdışında çeşitli üniversitelerde konferanslar verdi.

Alp, 1953’te Türk Tarih Kurumu (TTK), Ankara Üniversitesi ve Kültür Bakanlığı Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü adına Karahöyük’te başladığı kazıları çeşitli aralıklarla 1986’ya değin sürdürdü. Kazılara başlandığında, bu yöredeki Hitit uygarlığına ait Orta Tunç Çağı ile (İÖ 2000-1500) bir önceki İlk Tunç Çağına (İÖ 3500-2000) ait yüzey araştırmaları dışında hiçbir bilgi yoktu. Kazılar Karahöyük’te 27 yerleşim katının varlığını gösterdi. Hitit döneminden kalma ilginç buluntuların yanı sıra Hitit kent mimarisine ilişkin önemli saptamalar yapıldı. İÖ 1750’lere tarihlenen kerpiç bir saray, yollan ve meydanlarıyla düzenli bir kent, anıtsal bir kent suru, mezarlık ve sarayın bulla (mühür) arşivi ile daha eski kültür katlarına ait bir tapmak Karahöyük’ün ilginç buluntularındandır. Mermer idoller, bezemeli kemik parçalar, çok sayıda silindir ve damga mühür, bu kentin Eski Anadolu kültürleri içindeki özgün yerini belirlemekte ve kronolojik saptamalara olanak vermektedir.

Alp, Hitit metinlerinden yola çıkarak Hititlerin yasaları, sanatları ve toplumsal yapılan konusunda 60’tan çok makale yayımlamıştı. Tahsin Özgüç tarafından kazılan Maşathöyük’te bulunan saray arşivi bulgularını araştıran Alp, Hitit çiviyazılı metinlerinde, buranın “Tapigga” olarak adlandırıldığını saptamıştır.

1946’da TTK üyeliğine seçilen Alp, 1982’de bu kurumun son başkanlığını da yapmıştır. Pek çok bilimsel enstitü ve kuruluşun.üyesidir. İtalya ve Federal Almanya cumhurbaşkanlarının en yüksek liyakat nişanıyla onurlandırılmıştır.

Başlıca yapıtları arasında Untersuchungen zu den Beamtennamen im Hethitischen Festzeremoniell (1940; Hitit Protokolündeki Memur Adları Üzerine İncelemeler), Hitit Hiyeroglif Mühür ve Kitabelerindeki Bazı Şahıs Adlarının Okunuşları Hakkında (1950), Konya Civarında Kara Höyük’te Bulunan Silindir ve Damga Mühürleri (1972) ve Beiträge zur Erforschung des hethitischen Tempels Kultanlagen im Lichte der Keilschrifttexte (1983; Hitit Tapınağındaki Kült Bölümlerinin Araştırılmasına Çiviyazılı Metinler Işığında Katkılar) sayılabilir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Frédéric Passy Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Frédéric Passy; (d. 20 Mayıs 1822, Paris -ö. 12 Haziran 1912, Paris, Fransa), Fransız iktisatçıdır. Uluslararası hakemlik kurumunun savunucularındandır. Barış mücadelesini etkin biçimde desteklemiş, ilk Nobel Barış Ödülü’nü (1901) Kızılhaç Örgütü’nün kurucusu Jean-Henri Dunant’la paylaşmıştır.

Fransız Devlet Şûrası’nda denetçi olarak çalıştıktan (1846-49) sonra yazıları ve konferanslarıyla çeşitli ekonomik reformların gerçekleştirilmesini savunmaya başladı. Birçok hayır işinin örgütlenmesinde görev aldı. Kişisel olarak tanıdığı İngiliz iktisatçılar Richard Cobden ve John Bright’ın liberal görüşleri doğrultusunda serbest ticaretin ateşli bir yandaşı oldu. Kırım Savaşı (1853-56) sırasında barışın sağlanması için girişimlerde bulundu. 1867’de Le Temps dergisinde yayımlanan çağrısıyla Fransa ve Prusya arasında savaş çıkmasını önledi. Aynı yıl, sonradan Fransa Uluslararası Hakemlik Derneği olarak bilinen Uluslararası Barış Birliği’ni kurdu. Fransız-Alman Savaşı’ndan (1870-71) sonra, Alsace-Lorraine’e tarafsızlık statüsü verilerek bağımsızlığının tanınmasını önerdi. 1881’den sonra Fransız Temsilciler Meclisi’nin bir üyesi olarak, Fransa ve Hollanda arasındaki Fransız Guyanası-Surinam sınırına ilişkin anlaşmazlıkta hakemliğe başvurulmasını sağladı. Uluslararası Parlamentolar Birliği’nin kurulmasına (1889) katkıda bulundu.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

Ivan Pavlov Hayatı ve Çalışmaları

Ivan Pavlov; (d. 26 Eylül 1849, Ryazan, Rus Çarlığı – ö. 27 Şubat 1936, Leningrad, SSCB), koşullu refleks kavramının geliştirilmesini sağlayan araştırmalarıyla tanınmış Rus hekim ve fizyoloji bilginidir. Sindirim salgıları üzerine çalışmalarından ötürü 1904 Nobel Fizyoloji ya da Tıp Ödülü’nü kazanmıştır.

Yaşamı. Küçük bir köyde geçen gençlik yıllarında kilise okullarına gitti. 1870’te Petersburg Üniversitesi’nde kimya ve fizyoloji öğrenimi görmeye başladı. 1879′ da Petersburg’daki Çarlık Tıp Akademisi’nden mezun olduktan sonra Almanya’ya giderek kardiyovasküler fizyoloji bilgini Carl Ludwig ile gastroentestinal fizyoloji bilgini Rudolf Heidenhain’in yanında araştırmalar yaptı (1884-86). Ludwig ile çalışırken gerçekleştirdiği ilk bağımsız araştırması dolaşım sisteminin fizyolojisi üzerineydi. Ülkesine döndükten sonra 1888-90 arasında Petersburg’da Botkin’in laboratuvarında kalp fizyolojisi ve kan basıncının düzenlenmesi üzerine araştırmalar yaptı.

Bu arada çok usta bir cerrah oldu; çeşitli kimyasal ve psikolojik uyarıcıların kan basıncına etkisini saptamak için, bir köpeğin uyluk atardamarına anestezi yapmadan ve ağrısız biçimde kateter sokabiliyordu. Kalp sinirlerini kesip açığa çıkararak, kalp atımının şiddetini kalp sinirağına gelen sinir liflerinin düzenlediğini buldu; göğüs sinirlerinin yaralı uçlarını uyararak sağ ve sol vagus sinirlerinin kalp üzerindeki etkisini gösterdi. 1890’da Çarlık Tıp Akademisi’nde fizyoloji dersleri vermeye başladı. Bu arada yeni kurulan Deneysel Tıp Enstitüsü’nde hayvanlar üzerinde ayrıntılı cerrahi işlemler uyguluyordu.

Özellikle 1890-1900 arasında sindirim sürecindeki salgı etkinliklerini inceledi. Heidenhain ile birlikte çalışırken minyatür bir mide ya da kese hazırlamak üzere bir ameliyat geliştirmişti. Böylelikle ağızdan alınan yiyeceklerin mideye girmelerini önlerken bir yandan da midedeki vagus siniri uyarısının sürmesini sağlıyordu. Bu cerrahi girişim, sağlıklı bir hayvanda yaşam boyu sindirim salgılarının incelenmesini olanaklı kılıyordu. Bu çalışmasını Lektsi o rabote glavnk pişçevaritelnik zelez (1897; Sindirim Bezlerinin Çalışması Üzerine Dersler) adlı yapıtında açıkladı.

Koşullu refleks yasalarını geliştirmesi. Sağlıklı ve anestezi yapılmamış hayvanlarda salgı işlevindeki düzensizlikleri gözlemleyen Pavlov 1898-1930 arasında yürüttüğü çalışmalarla koşullu refleks yasalarını ortaya koydu. Tükürük salgısını hayvanın psişik ya da öznel etkinliğinin nicel bir ölçütü kabul ederek zihinsel süreçler ile yüksek düzeydeki sinirsel etkinliklerde nesnel, fizyolojik ölçütlerin önemini savundu. Koşullu refleks ile omurilik refleksi arasında benzerlikler bulmaya çalıştı. (Ayrıca bak. koşullanma.)

1930 lardan başlayarak yasalarını insanda rastlanan psikozlara uygulamaya çalıştı. Psikozlu hastaya özgü olan aşırı ket vurmanın bireyi dış dünyaya karşı koruyan bir mekanizma olduğunu ve önceleri aşırı uyarılmaya neden olan zarar verici uyarıcıları dışarıda bıraktığını ileri sürdü. Bu düşünce hastaları sessiz ve uyarıcılara yer vermeyen çevre koşullarında tedavi etme ilkesinin temelini oluşturdu. Bu dönemde dil yetisi üzerinde de araştırmalar yapan Pavlov, sözcüklerden oluşan uzun koşullu refleks zincirlerinin dilin temeli olduğunu öne sürdü. Ama dil yetisi bunun yanında, daha basit yapılı hayvanlarda bulunmayan bir genellemeler zincirine de bağlıydı.

Pavlov 1930’lara değin ülkedeki yeni rejime ve komünizme sert biçimde karşı çıktı. Laboratuvarını yurtdışına taşıma isteğinin 1922’de, ülkenin bilim adamlarına ihtiyacı olduğu gerekçesiyle Lenin tarafından reddedilmesi yönetimle ilişkilerini gerginleştirdi. Yurtdışına yaptığı gezilerde de ülkesini açıkça eleştiren ve 1924’te Askeri Tıp Akademisi’nden (eskiden Çarlık Tıp Akademisi) istifa eden Pavlov 1930’larda görüşlerini değiştirdi. Sonradan SSCB Bilimler Akademisi onun adına bir ödül (1934) ve bir madalya (1949) koydu.

Değerlendirme. Pavlov, karmaşık bir durumu deneyin basit ilkelerine indirgeyebilme yeteneğiyle koşullu refleks kavramını geliştirebilmiş, zihinsel süreçleri bilimsel olarak incelemenin ancak bunları ölçülebilir fizyolojik niceliklere indirgemekle gerçekleşebileceğini savunmuştur. Pavlov’un çalışmaları bilimsel davranış çözümlemelerinin temelini oluşturmakla birlikte, günümüz psikolojisinde fazla geçerlilik taşımadığı söylenebilir. Felsefi açıdan, Pavlov öznel olanın önemini ve bilimsel yöntemlerden bağımsızlığını ortaya koymuşsa da, bir bilim adamı olarak bu ayrımı netleştirmeyi başaramamıştır. Şizofreni ile paranoya konusundaki görüşleri ve yüksek düzeydeki zihinsel etkinlikleri de sinirsel kavramlarla açıklamaya çalışması, psikiyatrlar açısından onun çalışmasının önemini azaltan başlıca noktalardır. Öte yandan, bugün bazı nörofizyologlar dikkatlerini elektrofizyoloji ve biyokimya gibi alanlara yöneltmiştir. Tüm çalışmalarını normal, sağlıklı ve anestezi uygulanmamış hayvanlarla yapmış olması da bulgularının önemini azaltıcı niteliktedir. Pavlov’un Türkçede Şartlı Refleksler ve Sinir Bozuklukları (1967) adlı bir yapıtı daha yayımlanmıştır.

ÖBÜR ÖNEMLİ YAPITLARI. Eksperimentalnaya psikologya i psikopatologya na zivotnik (1903; Hayvanlarda Deneysel Psikoloji ve Psikopatoloji). Dvadtsaliletni opit obektivnovo izuçenyâ visşey nervnoy deyatelnosti (povedenya) zivotnik (1923: Hayvanların Üst Sinirsel Etkinlikleri Üzerine Yirmi Yıllık Deney), Lektsi o rabote bolşik poluşari golovnovo mozga (1927; Beyin Yarımkürelerinin İşlevi Üzerine Dersler).

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,