Etiket: Cüneyt Arkın

Cüneyt Arkın kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Avantür filmlerin ünlü oyuncusu Cüneyt Arkın 300’den fazla filmde rol aldı. Filmlerinin bir kısmında yapımcı ve yönetmen olarak da çalıştı. İki oğlu olan ünlü oyuncu Türk Sineması‘na Artist Dergisi‘nin açtığı bir yarışma ile girdi. 1999 yılında 36. Antalya Film Şenliği‘nde “Yaşam Boyu Onur Ödülü” aldı. Bunun dışında 1969 ve 1976‘da Antalya Film Şenliği ve 1972‘de Adana Altın Koza Film Şenliği‘nde “En İyi Erkek Oyuncu” ödüllerini aldı.

//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js

(adsbygoogle = window.adsbygoogle || ).push({});

Gerçek adı Fahrettin Cüreklibatır olan Türk Sineması’nın ünlü jönü, 1937 yılında Eskişehir‘de doğdu. Çocukluğu çiftlikte geçti. Daha sonra Eskişehir Necatibey İlkokulu‘na gitti. Çocukluğunda en sevdiği hikayeler menkıbelerdi. Battal Gazi, Köroğlu hikayeleri ile büyüdü. Eskişehir Lisesi‘ne devam ettiği dönemde hikayeler yazıyor ve bunları dergilere gönderiyordu. İstanbul’a giderek tıp fakültesi sınavlarına girdi ve kazandı. Tıp eğitimine devam ederken İstanbul’daki arkadaşlarıyla “Erek” adlı bir dergi çıkarttı. Dergide şiirleri ve hikayeleri yer alıyordu. 1957 yılında Cemal Süreyya ile tanıştı ve öykülerini değerlendirerek onu “Pazar Postası“na gönderdi.

1963 yılında “Artist” dergisinin düzenlediği sinema artisti yarışmasına girdi ve birinci oldu. Ertesi yıl filmlerde küçük roller almaya başlamıştı. Tıp fakültesini bitirmesinin ardından Eskişehir’e döndü.

1963 yazında Halit Refiğ ile “Şafak Bekçileri” adlı filmin çekimleri sırasında tanıştı. 1. Hava Üssü’nde jet savaş pilotlarının yaşamı ile ilgili bir film çeken Halit Refiğ, o sırada Hava Kuvvetleri‘nde doktor olarak yedek subaylığını yapan Cüneyt Arkın’a filmdeki rollerden birini teklif etti. Ancak yönetmelikler yüzünden bu filmde rol alamadı. Aynı yılın sonbaharında Halit Refiğ “Gurbet Kuşları” adlı filmin çekimlerine hazırlanırken askerliğini bitiren Cünety Arkın filmde rol aldı. Gazeteci Vecdi Benderli, Cüneyt Gökçer‘den Cüneyt; Ramazan Arkın‘dan Arkın isimlerini alıp birleştirerek “Cüneyt Arkın” ismini yarattı.

Başta romantik roller oynayan genç oyuncunun daha sonra hareketli sahnelere yatkınlığı dikkat çekti. İstanbul’a gelen sirklerde çalışanlardan akrobatik hareketler öğrendi. Burada kazandığı becerilerini Malkoçoğlu tarzı, kılıçlı ve atlı sahnelerde kullandı.

70li yıllara gelindiğinde Türkiye’nin en tanınan oyuncularından biri olmuştu. İtalya’da da ilgi gördü. “John Arkin” adıyla tanındı. Ancak dil sorunu yüzünden fazla tanınamadı. Ünlü yönetmen Halit Refiğ’e göre John Wayne, Burt Lancaster seviyesinde bir oyuncuydu. Yurtdışına açılabilseydi dünyaca tanınacak bir oyuncu olabilirdi.

Sosyal içerikli filmlerde de rol aldı ancak en çok tanınması Malkoçoğlu serisiyle oldu. 1982 yılında çektiği “Dünyayı Kurtaran Adam” adlı filmiyle dünya sinema tarihindeki en kötü 100 film arasına girmeyi başardı. 1992 yılında televizyonun yükselişiyle dizi oyunculuğu yapmaya başladı.

Cüneyt Arkın, Güler Mocan ile 1964 yılında evlendi. 1968 yılında boşandı. Filiz (d.1966) adında kızı oldu.
Betül Işıl Cüreklibatır ile 1970 yılında yaptığı ikinci evliliğinden de 1971 yılında ayrıldı. 1972 yılında tekrar evlendi. bu evliliğinden Kaan Cüreklibatır (d.1976) ve Murat Arkın (Cüreklibatır) (d.1975) adlarında iki oğlu var.

Polis“(1992), “Zirvedekiler“(1993), “Merhamet“(1993), “Bizim Ev“(1995) gibi dizilerin ardından 1998 yılında “Gülün Bittiği Yer” adlı filmde oynadı. Ardından 2000 yılında yönetmenliğini yaptığı “Oğulcan“ı çekti. “Köpek“(2005) ve “Serseri“(2003) adlı dizilerde çalıştıktan sonra 2006 yılında “Dünyayı Kurtaran Adam”ın devamı olan “Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu” adlı filmde rol aldı.

2014 yılında Orçun Benli‘nin senaryosunu yazıp yönettiği “Gulyabani” filminde Deniz Uğur, Ceyda Ateş, Melike Öcalan, Didem Balçın, Mustafa Üstündağ, Hasan Küçükçetin, Kenan Ece, Cüneyt Arkın, Perihan Savaş, Merve Oflaz gibi oyuncular rol almıştır.

Ödülleri :
1999 – 36. Antalya Film Şenliği – Yaşam Boyu Onur Ödülü
1976 – 13. Antalya Film Şenliği – En İyi Erkek Oyuncu (Mağlup Edilemeyenler)

1972 – 4. Adana Altın Koza Film Şenliği – En iyi Erkek Oyuncu (Yaralı Kurt)
1969 – 6. Antalya Film Şenliği – En İyi Erkek Oyuncu (İnsanlar Yaşadıkça)
1969 – 6. Antalya Film Şenliği – En İyi 3. Film (İnsanlar Yaşadıkça)

Filmleri ve Dizileri :
Yönetmen :
– Oğulcan (Sinema Filmi) 1990
– Şafak Sökerken (Sinema Filmi) 1988
– Bombacı (Sinema Filmi) 1988
– Şeytanın Oğulları (Sinema Filmi) 1987
– Tanık (Sinema Filmi) 1987
– Sürgündeki Adam (Sinema Filmi) 1987
– Son Kahramanlar (Sinema Filmi) 1987
– Sevdam Benim (Sinema Filmi) 1987
– Dökülen Yapraklar (Video) 1987
– Cehennem Ateşi (Sinema Filmi) 1987
– Bitmeyen Adam (Sinema Filmi) 1987
– Asılacak Adam (Sinema Filmi) 1987
– Ölümsüz Aşk (Sinema Filmi) 1986
– Yalnız Adam (Sinema Filmi) 1986
– Veda (Sinema Filmi) 1986
– Sokakların Kanunu (Sinema Filmi) 1986
– Silah Arkadaşları (Sinema Filmi) 1986
– Kral Affetmez (Sinema Filmi) 1986
– Kavga (Sinema Filmi) 1986
– Gırgır Hafiye (Sinema Filmi) 1986
– Babasının Oğlu (Sinema Filmi) 1986
– Mahkum (Sinema Filmi) 1985
– Kaçış (Sinema Filmi) 1985
– Kaplanlar (Sinema Filmi) 1985
– Kanun Adamı (Sinema Filmi) 1985
– Ateş Çemberi (Video) 1985
– Ölüm Savaşçısı (Sinema Filmi) 1984
– Bir Kaç Güzel Gün İçin (Sinema Filmi) 1984
– Önce Hayaller Ölür (Sinema Filmi) 1981
– Rüzgar (Sinema Filmi) 1980
– Kartal Murat (Sinema Filmi) 1980
– Üç Tatlı Bela / Öldüren Örümce… (Sinema Filmi) 1979
– Üç Sevgilim (Sinema Filmi) 1979
– Vatandaş Rıza (Sinema Filmi) 1979
– Küskün Çiçek (Sinema Filmi) 1979
– Kanun Gücü (Sinema Filmi) 1979
– Ölüm Görevi (Sinema Filmi) 1978
– Görünmeyen Düşman (Sinema Filmi) 1978
– Baba Kartal (Sinema Filmi) 1978
– Sevgili Oğlum (Sinema Filmi) 1977
– Tek Başına (Sinema Filmi) 1976
– Deli Şahin (Sinema Filmi) 1976

Senaryo :
– Merhamet (TV Dizisi) 1993
– Oğulcan (Sinema Filmi) 1990
– Eski Silah (Sinema Filmi) 1989
– Doktorlar (TV Dizisi) 1989
– Şafak Sökerken (Sinema Filmi) 1988
– Bombacı (Sinema Filmi) 1988
– Şeytanın Oğulları (Sinema Filmi) 1987
– İnsan Avcıları (Sinema Filmi) 1987
– Tanık (Sinema Filmi) 1987
– Sürgündeki Adam (Sinema Filmi) 1987
– Son Kahramanlar (Sinema Filmi) 1987
– Dökülen Yapraklar (Video) 1987
– Bitmeyen Adam (Sinema Filmi) 1987
– Asılacak Adam (Sinema Filmi) 1987
– Yalnız Adam (Sinema Filmi) 1986
– Veda (Sinema Filmi) 1986
– Sokakların Kanunu (Sinema Filmi) 1986
– Sokak Kavgacısı (Sinema Filmi) 1986
– Silah Arkadaşları (Sinema Filmi) 1986
– Kavga (Sinema Filmi) 1986
– Son Darbe (Sinema Filmi) 1985
– Kaçış (Sinema Filmi) 1985
– Kaplanlar (Sinema Filmi) 1985
– Ateş Çemberi (Video) 1985
– Ölüm Savaşçısı (Sinema Filmi) 1984
– Kartal Bey (Sinema Filmi) 1984
– İntikam Benim (Sinema Filmi) 1983
– Çöl (Sinema Filmi) 1983
– Vahşi Kan (Sinema Filmi) 1983
– Ölümsüz (Sinema Filmi) 1982
– Son Savaşçı (Sinema Filmi) 1982
– Gırgır Ali (Sinema Filmi) 1982
– Dünyayı Kurtaran Adam (Sinema Filmi) 1982
– Dört Yanım Cehennem (Sinema Filmi) 1982
– Önce Hayaller Ölür (Sinema Filmi) 1981
– Kanun Gücü (Sinema Filmi) 1979

Yapımcı :
– Doktorlar (TV Dizisi) 1989
– Silah Arkadaşları (Sinema Filmi) 1986
– Ölüm Savaşçısı (Sinema Filmi) 1984
– İntikam Benim (Sinema Filmi) 1983
– Son Savaşçı (Sinema Filmi) 1982
– Önce Hayaller Ölür (Sinema Filmi) 1981
– Kartal Murat (Sinema Filmi) 1980
– Üç Sevgilim (Sinema Filmi) 1979
– Vatandaş Rıza (Sinema Filmi) 1979
– Küskün Çiçek (Sinema Filmi) 1979

Oyuncu :
– Panzehir (Kara Cemal) (Sinema Filmi) 2014
– Gulyabani (Şahin Bey) (Sinema Filmi) 2014
– Harem (Kare Murat’ın Babası Cüneyt) (TV Dizisi) 2012
– Kırmızı Işık (Ekrem) (TV Dizisi) 2008
– Afacanlar Sınıfı (Fahri Hoca) (Sinema Filmi) 2008
– Çılgın Dersane Kampta (Hadi) (Sinema Filmi) 2007
– Çılgın Dersane (Dersane Sahibi Hadi) (Sinema Filmi) 2007
– Natuk Baytan Belgeseli (Kendisi) (Sinema Filmi) 2007
– Hicran Sokağı (Bekir) (Sinema Filmi) 2007
– Fantastiğin Sineması (Kendisi) (Sinema Filmi) 2006
– Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu (Dünyayı Kurtaran Adam) (Sinema Filmi) 2006
– Arka Sokaklar (TV Dizisi)
– 5. Sezon (Antrenör Boks Murat )2010
– Ölümüne Sevdalar (Doğan) (TV Dizisi) 2005
– Köpek (Kadir) (TV Dizisi) 2005
– Gölge Ekibi (TV Filmi) 2004
– Cennet Mahallesi (Kendisi) (TV Dizisi) 2004
– Serseri (Şahin) (TV Dizisi) 2003
– Bıçak Sırtı (TV Filmi) 2001
– Karate Can (Kemal) (TV Dizisi) 2000
– Gülün Bittiği Yer (Adam) (Sinema Filmi) 1998
– Beyaz Show (Kendisi)Tv Programı1996
– Bizim Ev (Haşim Denizbey) (TV Dizisi) 1995
– Zirvedekiler (Şahin Bey) (TV Dizisi) 1994
– Uyuşturucu (TV Dizisi) 1994
– Şişeler (Cem) (TV Dizisi) 1993
– Merhamet (Doktor Cemal) (TV Dizisi) 1993
– Kumarbaz (TV Dizisi) 1993
– Polis (Murat) (TV Dizisi) 1992
– İki Başlı Dev (Cengiz Özkan) (Sinema Filmi) 1990
– Oğulcan (Murat) (Sinema Filmi) 1990
– Polis Dosyası (Cemil) (Sinema Filmi) 1989
– Eski Silah (Murat) (Sinema Filmi) 1989
– Doktorlar (Doktor Cemal) (TV Dizisi) 1989
– Av (Bekir Arslan) (Sinema Filmi) 1989
– Şafak Sökerken (Kemal) (Sinema Filmi) 1988
– Yaşamak (Doktor Cemal) (Sinema Filmi) 1988
– Yasak İlişki (Serdar) (Sinema Filmi) 1988
– Muhteşem Serseri (Boksör/Fedai) (Sinema Filmi) 1988
– Kızım ve Ben / Gurbet Kadını (Vedat Olcay) (Sinema Filmi) 1988
– Emanet-2 (Murat) (Sinema Filmi) 1988
– Bombacı (Gırgır Ali) (Sinema Filmi) 1988
– Babam Ve Ben (Sinema Filmi) 1988
– Şeytanın Oğulları (Cüneyt) (Sinema Filmi) 1987
– Şeytanın Oğulları (Patron Seslendirmesi) (Sinema Filmi) 1987
– İnsan Avcıları (Cüneyt) (Sinema Filmi) 1987
– Tanık (Avukat) (Sinema Filmi) 1987
– Sürgündeki Adam (Kemal) (Sinema Filmi) 1987
– Son Kahramanlar (Kaan Ken) (Sinema Filmi) 1987
– Sevdam Benim (Polat) (Sinema Filmi) 1987
– Sen Ağlama (Tayfun Karaoğlu) (Sinema Filmi) 1987
– Dört Hergele (Mozart) (Sinema Filmi) 1987
– Dökülen Yapraklar (Rıza) (Video) 1987
– Damga (Kemal Kalmıkçı) (Sinema Filmi) 1987
– Cehennem Ateşi (Sinema Filmi) 1987
– Bitmeyen Adam (Kemal) (Sinema Filmi) 1987
– Asılacak Adam (Kartal) (Sinema Filmi) 1987
– Ölümsüz Aşk (Cemil) (Sinema Filmi) 1986
– Yedi Bela (Video) 1986
– Yalnız Adam (Murat) (Sinema Filmi) 1986
– Veda (Umut) (Sinema Filmi) 1986
– Vazife Uğruna (Başkomiser Tahsin Kaya) (Sinema Filmi) 1986
– Tokatçılar (Cüneyt) (Sinema Filmi) 1986
– Sokakların Kanunu (Sinema Filmi) 1986
– Silah Arkadaşları (Komutan) (Sinema Filmi) 1986
– Sert Adam (Avukat Kemal Güçlü) (Sinema Filmi) 1986
– Olacak O Kadar (Konuk Oyuncu) (TV Dizisi) 1986
– Melek Yüzlü Cani / Nefret (Komiser Murat) (Sinema Filmi) 1986
– Kral Affetmez (Kurşun Seyyit) (Sinema Filmi) 1986
– Kavga (Kemal) (Sinema Filmi) 1986
– Kanca (Binbaşı Şahin) (Sinema Filmi) 1986
– Gırgır Hafiye (Gırgır Ali) (Sinema Filmi) 1986
– Babasının Oğlu (Cüneyt) (Sinema Filmi) 1986
– Son Darbe (Sinema Filmi) 1985
– Paranın Esiri (Murat) (Sinema Filmi) 1985
– Paramparça (Cemil Koçer) (Sinema Filmi) 1985
– Mahkum (Yakup) (Sinema Filmi) 1985
– Kaçış (Murat) (Sinema Filmi) 1985
– Katiller De Ağlar (Yusuf Şahin) (Sinema Filmi) 1985
– Kaplanlar (Murat) (Sinema Filmi) 1985
– Kanun Adamı (Avukat Murat) (Sinema Filmi) 1985
– Kahreden Gençlik (Kemal) (Sinema Filmi) 1985
– Doruk (Kaptan Cemil) (Sinema Filmi) 1985
– Biz Bir Aileyiz (Halil) (Sinema Filmi) 1985
– Bin Defa Ölürüm (Kemal) (Sinema Filmi) 1985
– Ateş Çemberi (Video) 1985
– Ölüm Savaşçısı (Murat) (Sinema Filmi) 1984
– Yaşadıkça (Salih Eryılmaz) (Sinema Filmi) 1984
– Kartal Bey (Kartal Bey) (Sinema Filmi) 1984
– Kanun Kanundur (Cüneyt) (Sinema Filmi) 1984
– Dev Kanı (Murat) (Sinema Filmi) 1984
– Deli Fişek (Murat) (Sinema Filmi) 1984
– Bırakın Yaşasınlar (Avcı Kemal) (Sinema Filmi) 1984
– Bir Kaç Güzel Gün İçin (Kemal Polat) (Sinema Filmi) 1984
– İdamlık (Komiser Murat) (Sinema Filmi) 1983
– Ölüme Son Adım (Kaan) (Sinema Filmi) 1983
– Çöl (Kemal) (Sinema Filmi) 1983
– Vahşi Kan (Rıza) (Sinema Filmi) 1983
– Erkekçe (Gırgır Ali) (Sinema Filmi) 1983
– En Büyük Yumruk (En Büyük Yumruk Murat) (Sinema Filmi) 1983
– Ölümsüz (Ali Kaya) (Sinema Filmi) 1982
– Son Savaşçı (Murat) (Sinema Filmi) 1982
– Son Akın (Mehmet (Koca Memil)) (Sinema Filmi) 1982
– Kelepçe (Dayı Cemil) (Sinema Filmi) 1982
– Kanije Kalesi (Kara Pençe) (Sinema Filmi) 1982
– Gırgır Ali (Gırgır Ali) (Sinema Filmi) 1982
– Dünyayı Kurtaran Adam (Murat) (Sinema Filmi) 1982
– Dört Yanım Cehennem (Murat) (Sinema Filmi) 1982
– İntikam Yemini (Seyit) (Sinema Filmi) 1981
– Öğretmen Kemal (Öğretmen Kemal ) (Sinema Filmi) 1981
– Önce Hayaller Ölür (Kemal) (Sinema Filmi) 1981
– Unutulmayanlar (Fahrettin/Doktor) (Sinema Filmi) 1981
– Takip (Hasan) (Sinema Filmi) 1981
– Su (Murat) (Sinema Filmi) 1981
– Kader Arkadaşı (Yusuf) (Sinema Filmi) 1981
– Acı Günler (Cemal) (Sinema Filmi) 1981
– Sarışın Tehlike (Metin Tunç) (Sinema Filmi) 1980
– Rüzgar (Davut) (Sinema Filmi) 1980
– Rahmet Ve Gazap (Yusuf) (Sinema Filmi) 1980
– Kartal Murat (Kartal Murat) (Sinema Filmi) 1980
– Destan (Fahrettin/Yabancı) (Sinema Filmi) 1980
– İki Cambaz (Tayfun / Cemil) (Sinema Filmi) 1979
– Üç Tatlı Bela / Öldüren Örümce… (Atmaca Ahmet) (Sinema Filmi) 1979
– Üç Sevgilim (Sinema Filmi) 1979
– Vatandaş Rıza (Rıza) (Sinema Filmi) 1979
– Süpermenler (Murat) (Sinema Filmi) 1979
– Pusu (Sinema Filmi) 1979
– Küskün Çiçek (Müffettiş Ahmet) (Sinema Filmi) 1979
– Kanun Gücü (Ahmet/Hanzo) (Sinema Filmi) 1979
– Canikom (Fikret/İzzet) (Sinema Filmi) 1979
– Ölüm Görevi (Şahin) (Sinema Filmi) 1978
– Vahşi Gelin (Murat Yağız) (Sinema Filmi) 1978
– Maden (İlyas) (Sinema Filmi) 1978
– Kılıç Bey (Kılıç Bey) (Sinema Filmi) 1978
– Kara Murat Devler Savaşıyor (Kara Murat) (Sinema Filmi) 1978
– Kaplanlar Ağlamaz (Canpolat) (Sinema Filmi) 1978
– Görünmeyen Düşman (Orhan) (Sinema Filmi) 1978
– Gelincik (Alişan) (Sinema Filmi) 1978
– Baba Kartal (Kartal) (Sinema Filmi) 1978
– İstasyon (Gırgır Ali) (Sinema Filmi) 1977
– Yıkılmayan Adam (Çakır) (Sinema Filmi) 1977
– Sevgili Oğlum (İskender Önal) (Sinema Filmi) 1977
– Satılmış Adam (Halil) (Sinema Filmi) 1977
– Kara Murat Denizler Hakimi (Kara Murat) (Sinema Filmi) 1977
– Hakanlar Çarpışıyor (Olcayto/Halit/Başbuğ Toluğ Bey) (Sinema Filmi) 1977
– Güneş Ne Zaman Doğacak (Yavuz) (Sinema Filmi) 1977
– Cemil Dönüyor (Komiser Cemil ) (Sinema Filmi) 1977
– Baskın (Poyraz Murat) (Sinema Filmi) 1977
– Baba Ocağı (Halil Güneylioğlu) (Sinema Filmi) 1977
– Altay’dan Gelen Yiğit (Başbuğ Toluğ Bey/Olcayto/Halit) (Sinema Filmi) 1977
– Akrep Yuvası (Komiser Kemal) (Sinema Filmi) 1977
– Adalet (Sinema Filmi) 1977
– Yarınsız Adam (Murat Demir) (Sinema Filmi) 1976
– Tuzak (Ömer Doruk) (Sinema Filmi) 1976
– Tek Başına (Kemal) (Sinema Filmi) 1976
– Mağlup Edilemeyenler (Murat Sözeri) (Sinema Filmi) 1976
– Korkusuz Cengaver (Şahin Bey) (Sinema Filmi) 1976
– Kara Murat Şeyh Gaffar’a Karşı (Kara Murat) (Sinema Filmi) 1976
– Hınç (Kemal) (Sinema Filmi) 1976
– Deli Şahin (Deli Şahin) (Sinema Filmi) 1976
– Darbe (Ahmet) (Sinema Filmi) 1976
– Che Carambole Ragazzi (Horoz Ali) (Sinema Filmi) 1976
– Babanın Suçu (Kemal) (Sinema Filmi) 1976
– Şafakta Buluşalım (Halil) (Sinema Filmi) 1975
– İnsan Avcısı (Metin) (Sinema Filmi) 1975
– Üç Kağıtçılar (Horoz Ali) (Sinema Filmi) 1975
– Soysuzlar (Murat) (Sinema Filmi) 1975
– Kılıç Aslan (Süleyman Şah/ Kılıçaslan) (Sinema Filmi) 1975
– Kara Murat Kara Şövalyeye Karş… (Kara Murat/Mehmet) (Sinema Filmi) 1975
– Deli Yusuf (Ali) (Sinema Filmi) 1975
– Cemil (Komiser Cemil ) (Sinema Filmi) 1975
– Babanın Oğlu (Murat Taner) (Sinema Filmi) 1975
– Babaların Babası (Murat Yılmaz) (Sinema Filmi) 1975
– Babacan (Şahin) (Sinema Filmi) 1975
– Önce Vatan (Komutan Yavuz) (Sinema Filmi) 1974
– Yalnız Adam (Murat) (Sinema Filmi) 1974
– Oğul (Alişan) (Sinema Filmi) 1974
– Kin (Kenan) (Sinema Filmi) 1974
– Karateciler İstanbul’da (Erol Arkın) (Sinema Filmi) 1974
– Kara Murat Ölüm Emri / Kardeş … (Kara Murat) (Sinema Filmi) 1974
– Dayı (Murat) (Sinema Filmi) 1974
– Bırakın Yaşayalım / Pusu (Osman) (Sinema Filmi) 1974
– Belalılar (Selim) (Sinema Filmi) 1974
– Battal Gazi’nin Oğlu (Battal Gazi) (Sinema Filmi) 1974
– Babalık (Murat) (Sinema Filmi) 1974
– Ayrı Dünyalar (Fırtına Kemal) (Sinema Filmi) 1974
– Çaresizler (Murat/Kadir) (Sinema Filmi) 1973
– Yumurcak Küçük Kovboy (Keskin) (Sinema Filmi) 1973
– Yanaşma (Yanaşma Mehmet) (Sinema Filmi) 1973
– Vurgun (Kazanova Mehmet) (Sinema Filmi) 1973
– Kuşçu (Kuşçu Murat) (Sinema Filmi) 1973
– Kara Murat Fatih’in Fermanı (Kara Murat) (Sinema Filmi) 1973
– Gönülden Yaralılar (Murat Keskin) (Sinema Filmi) 1973
– Battal Gazi Geliyor (Battal Gazi/Seyyit Battal) (Sinema Filmi) 1973
– Acı Hayat (Kerem Ateşoğlu) (Sinema Filmi) 1973
– Çöl Kartalı (Yüzbaşı Murat) (Sinema Filmi) 1972
– Yaralı Kurt (Ali Karasu) (Sinema Filmi) 1972
– Murat İle Nazlı (Dr.Murat Çavuşoğlu) (Sinema Filmi) 1972
– Mahkum (Kemal Erkan) (Sinema Filmi) 1972
– Kara Murat: Fatih’ın Fedaisi (Kara Murat) (Sinema Filmi) 1972
– Hayatımızın En Güzel Yılları (Murat Par) (Sinema Filmi) 1972
– Günahsızlar (Kemal) (Sinema Filmi) 1972
– Battal Gazi’nin İntikamı (Battal Gazi) (Sinema Filmi) 1972
– Alın Yazısı (Haydar) (Sinema Filmi) 1972
– İki Esir (Murat) (Sinema Filmi) 1971
– Vahşi Çiçek (Fikret) (Sinema Filmi) 1971
– Severek Ayrılalım (Ömer) (Sinema Filmi) 1971
– Satın Alınan Koca (Murat Uraz) (Sinema Filmi) 1971
– Oyun Bitti (Doğan Alp) (Sinema Filmi) 1971
– Malkoçoğlu Ölüm Fedaileri (Malkoçoğlu) (Sinema Filmi) 1971
– Küçük Sevgilim (Dr. Murat Akova) (Sinema Filmi) 1971
– Hak Yolu (Ali) (Sinema Filmi) 1971
– Fakir Aşıkların Romanı (Kemal Ersan) (Sinema Filmi) 1971
– Cehenneme Bir Yolcu (Fikret) (Sinema Filmi) 1971
– Battal Gazi Destanı (Battal Gazi-Hüseyin Gazi) (Sinema Filmi) 1971
– Adını Anmayacağım (Engin) (Sinema Filmi) 1971
– Yusuf İle Züleyha / Hazreti Yu… (Yusuf) (Sinema Filmi) 1970
– Yumurcak Köprüaltı Çocuğu (Nihat Ak) (Sinema Filmi) 1970
– Yarım Kalan Saadet (Ekrem Arkın) (Sinema Filmi) 1970
– Selahattin Eyyubi (Selahattin Eyyubi) (Sinema Filmi) 1970
– Hayatım Sana Feda (Harun) (Sinema Filmi) 1970
– Hayatım Sana Feda (Harun Bey) (Sinema Filmi) 1970
– Ferhat ile Şirin (Ferhat) (Sinema Filmi) 1970
– Arım, Balım, Peteğim (Harun) (Sinema Filmi) 1970
– Adsız Cengaver (Adsız) (Sinema Filmi) 1970
– İnsanlar Yaşadıkça (Orhan Gündoğdu/Ahmet) (Sinema Filmi) 1969
– Vatan Ve Namık Kemal (İslam Bey) (Sinema Filmi) 1969
– Sevgili Babam (Sedat Ersoy) (Sinema Filmi) 1969
– Osmanlı Kartalı (İslam Bey/Ahmet) (Sinema Filmi) 1969
– Melikşah (Ali) (Sinema Filmi) 1969
– Malkoçoğlu Cem Sultan (Polat/Malkoçoğlu) (Sinema Filmi) 1969
– Malkoçoğlu Akıncılar Geliyor (Malkoçoğlu) (Sinema Filmi) 1969
– Lekeli Melek (Suat Sonderoğlu) (Sinema Filmi) 1969
– Hayat Kavgası (Murat) (Sinema Filmi) 1969
– Büyük Yemin (Ali/Ahmet) (Sinema Filmi) 1969
– Aşk Mabudesi (Ekrem Arkın) (Sinema Filmi) 1969
– Ala Geyik (Halil) (Sinema Filmi) 1969
– Şafak Sökmesin (Vedat Akman) (Sinema Filmi) 1968
– İlk ve Son (Mecdi) (Sinema Filmi) 1968
– Yüzbaşının Kızı (Murat Ertürk) (Sinema Filmi) 1968
– Son Vurgun (Kurşunların Yağmu… (Sedat Tüzer) (Sinema Filmi) 1968
– Malkoçoğlu Kara Korsan (Malkoçoğlu) (Sinema Filmi) 1968
– Köroğlu (Ruşen Ali-Köroğlu) (Sinema Filmi) 1968
– Kader (Polat) (Sinema Filmi) 1968
– Hacı Murat Geliyor (Hacı Murat) (Sinema Filmi) 1968
– Gök Bayrak (Bahadır) (Sinema Filmi) 1968
– Eşkiya Halil / Haydut (Halil) (Sinema Filmi) 1968
– Beş Ateşli Kadın (Murat) (Sinema Filmi) 1968
– Belalı Hayat (Ahmet Akyürek) (Sinema Filmi) 1968
– Baharda Solan Çiçek (Mühendis Murat) (Sinema Filmi) 1968
– Artık Sevmeyeceğim (Kemal) (Sinema Filmi) 1968
– Acı İntikam (Orhan Şahin) (Sinema Filmi) 1968
– İdam Günü (Sinema Filmi) 1967
– Zengin Ve Serseri (Ekrem Erdeniz) (Sinema Filmi) 1967
– Zehirli Hayat (Doğan Arkın) (Sinema Filmi) 1967
– Yıkılan Yuva (Ekrem Soysal) (Sinema Filmi) 1967
– Yüzbaşı Kemal (Kemal / Orhan Şahin) (Sinema Filmi) 1967
– Silahlı Paşazade (Şahin) (Sinema Filmi) 1967
– Seni Affedemem (Murat Özkut) (Sinema Filmi) 1967
– Ringo Kid (Ringo Kid) (Sinema Filmi) 1967
– Pranga Mahkumu (Yüzbaşı Talat) (Sinema Filmi) 1967
– Namus Borcu (Murat Karadayı) (Sinema Filmi) 1967
– Malkoçoğlu Krallara Karşı (Malkoçoğlu Ali Bey) (Sinema Filmi) 1967
– Kırbaç Altında (Selim Çelik) (Sinema Filmi) 1967
– Hacı Murat (Hacı Murat) (Sinema Filmi) 1967
– Cici Gelin (Orhan Kurtuluş) (Sinema Filmi) 1967
– Bir Şoförün Gizli Defteri (Ali) (Sinema Filmi) 1967
– Alpaslan’ın Fedaisi Alpago (Alpago) (Sinema Filmi) 1967
– Şafakta Üç Kurşun (Sinema Filmi) 1966
– İntikam Uğruna (Sedat Akman) (Sinema Filmi) 1966
– İntikam Ateşi (Murat) (Sinema Filmi) 1966
– İki Yabancı (Sinema Filmi) 1966
– Çıtkırıldım (Sinema Filmi) 1966
– Zehirli Hayat (Doğan) (Sinema Filmi) 1966
– Yakut Gözlü Kedi (Murat Davman) (Sinema Filmi) 1966
– Suçsuz Firari (Kenan Sarvan) (Sinema Filmi) 1966
– Malkoçoğlu (Malkoçoğlu Ali Bey) (Sinema Filmi) 1966
– Kıskanç Kadın (Kemal Seden) (Sinema Filmi) 1966
– Kolsuz Kahraman (Yiğit Alpago) (Sinema Filmi) 1966
– Karanlıklar Meleği (Kemal Dikmen) (Sinema Filmi) 1966
– Göklerdeki Sevgili (Timur Karaşah) (Sinema Filmi) 1966
– Fakir Bir Kız Sevdim (Cüneyt Bakıroğlu) (Sinema Filmi) 1966
– Dişi Düşman (Cengiz) (Sinema Filmi) 1966
– Damgalı Adam (Murat) (Sinema Filmi) 1966
– Cibali Karakolu (Sinema Filmi) 1966
– Ayrılık Şarkısı (Murat Aşkın) (Sinema Filmi) 1966
– Affedilmeyen (Yalçın Arkan) (Sinema Filmi) 1966
– Acı Tesadüf (Sinema Filmi) 1966
– İnatçı Gelin (METİN) (Sinema Filmi) 1965
– Ölüme Kadar / Ölümden Beter (Murat) (Sinema Filmi) 1965
– Sürtük (Piyanist Cüneyt) (Sinema Filmi) 1965
– Silahların Sesi (Çetin/Ali Cengiz) (Sinema Filmi) 1965
– Sevişmek Yasak (Sinema Filmi) 1965
– Sevgim Ve Gururum (Cihat Bağdatlı) (Sinema Filmi) 1965
– Serseri Aşık (Erol) (Sinema Filmi) 1965
– Satılık Kalp (Bülent) (Sinema Filmi) 1965
– Kırık Hayatlar (Ömer) (Sinema Filmi) 1965
– Horasan’ın Üç Atlısı (Ebu Müslim Horasani) (Sinema Filmi) 1965
– Horasan’dan Gelen Bahadır (Ebu Müslim Horasani) (Sinema Filmi) 1965
– Haremde Dört Kadın (Dr. Cemal) (Sinema Filmi) 1965
– Fakir Gencin Romanı (Turgut Subaş) (Sinema Filmi) 1965
– Dudaktan Kalbe (Kenan) (Sinema Filmi) 1965
– Devlerin Kavgası (Murat) (Sinema Filmi) 1965
– Canım Sana Feda (Ahmet) (Sinema Filmi) 1965
– Aşk ve İntikam (Nejat/Osman) (Sinema Filmi) 1965
– Ah Bu Dünya (Sinema Filmi) 1965
– Şoför Nebahat Ve Kızı (Murat) (Sinema Filmi) 1964
– İstanbul’un Kızları (Semih) (Sinema Filmi) 1964
– İstanbul Sokaklarında (Metin) (Sinema Filmi) 1964
– Çöpçatanlar Kampı (Sinema Filmi) 1964
– Yankesici Kız (Orhan Varol) (Sinema Filmi) 1964
– Yalnız Değiliz (Hakan) (Sinema Filmi) 1964
– Sıkı Dur Geliyorum (Murat/Osman) (Sinema Filmi) 1964
– Hepimiz Kardeşiz (Öğretmen Ahmet) (Sinema Filmi) 1964
– Günah Kadınları (Sinema Filmi) 1964
– Gözleri Ömre Bedel (Suat Arseren) (Sinema Filmi) 1964
– Gurbet Kuşları (Selim Bakırcıoğlu) (Sinema Filmi) 1964
– Cehennem Arkadaşları (Eşref) (Sinema Filmi) 1964
– Aşk ve Kin (Doktor Kadri Ersoy) (Sinema Filmi) 1964
– Ayşecik Çıtı Pıtı Kız (Sinema Filmi) 1964

Eser :
– Önce Hayaller Ölür (Sinema Filmi) 1981

Danışman :
– Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu (Senaryo Danışmanı) (Sinema Filmi) 2006

Yönetmen Ekibi :
– Süpermenler (Yönetmen Yardımcısı) (Sinema Filmi) 1979

Diğer :
– Deli Yusuf (Dövüş Kareografı) (Sinema Filmi) 1975

Kaynak:Biyografi.info

 

Kaynak: biyografi info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Cüneyt Arkın Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında?

CÜNEYT ARKIN KİMDİR?

8 Eylül 1937 Eskişehir doğumludur. Asıl adı Fahrettin Cüreklibatur olarak bilinmektedir. Liseyi Eskişehir Atatürk Lisesi’nde okumuştur. Üniversitede ise İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olmuştur.

Asıl mesleği doktorluk olan Arkın, 1964 yılında meslektaşı olan Güler Morcan ile evlilik yapmıştır. Bu evliliğinden Filiz adında bir kızı olmuştur. Fakat çift 1968 yılında yollarını ayırmıştır. Bu ayrılıktan 1 yıl sonra Betül Cüreklibatur ile evlilik yapmıştır. Bu evlilikten Kaan ve Murat adında iki oğlu olmuştur. 2002 yılında siyaset ile de uğraşan Arkın, Mesut Yılmaz’dan Eskişehir Milletvekili Adayı olması için teklif almıştır.

Cüneyt Arkın’dan antrenman – Dünyayı Kurtaran Adam İZLE

KARİYERİ

Yedek subay olarak vatani görevini yaparken Şafak Bekçileri filminin çekimleri esnasında yönetmen olan Halit Refiğ’in dikkatini çekmiştir. Askerliğini yaptıktan sonra doktorluk yapmaya devam etti. Bir dergi yarışmasında 1. oldu ve doktorluğu bırakıp oyunculuğa başladı.

2 yıl içersinde en az 30 filmde yer almıştır. Genelde aksiyon filmlerinde yer alan Arkın ‘Battalgazi’ ve ‘Malkoçoğlu’ karakterlerine can vermiş ve bu isimlerle tanınmıştır.

Kariyeri boyunca hemen her karakterle karşımıza çıkmıştır. Romantik, komedi, aksiyon, dram filmlerinin birçoğunda yer almıştır. Kariyerinde hızla ilerleyen Cüneyt Arkın sinema sektörünün aranan isimleri haline gelmiştir. 12 Mart döneminde 4. Altın Koza Film  Festivali’nde ödüle layık görülmüştür. Ancak jüri ilk oylamasında Yılmaz Güney’i seçmiş fakat siyasi sebeplerden dolayı kararda değişiklik yapmıştır bu neden Arkın ödülü reddetmiştir.

Cüneyt Arkın: Döverim seni hepinizi döverim uleyn İZLE

Cüneyt Arkın – Öpeyim mi döveyim mi İZLE

YER ALDIĞI PROJELER

1994- Uyuşturucu

1995- Bizim Ev- Haşim Deniz bey

2000- Karate Can- Kemal

2002- Reyting Hamdi- Cüneyt

2003- Serseri- Şahin

2004- Cennet Mahallesi- Kendisi

2005- Köpek Kadir Ölümüne Sevdalar- Doğan

2008- Kırmızı Işık- Ekrem

2010- Arka Sokaklar- Boks Antrenörü

2013- Harem- Kale Murat’ın Babası (Sadece 1 bölüm oynamıştır.)

2014- Panzehir- Mafya Lideri Cemal

Cüneyt Arkın – Bağırmayacaktın Anton İZLE

Cüneyt Arkın: Siz Doktor Değilsiniz İZLE

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , ,

Cüneyt Arkın Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

“Ne hayatlar var ya hu!” diye en son ne zaman iç geçirdiniz? Ben sanırım bu biyografiyi yazarken. İzlediğimiz her film karesinde nasıl da gerçekten uzaklaşıyormuş insan, yazarken bir kez daha anladım. Öylesine zor bir hayatmış ki Cüneyt Arkın’ınki, her şeyden önce hiç vazgeçmeden yoluna devam etmeyi bildiği için tebrik etmek gerek kendisini.

Gerçekten de her güzel şeyin ardında sonsuz bir emek var. Bunu Cüneyt Arkın’ın yaşamını okuduğunuzda bir kez daha anlayacaksınız. Ben kendi payıma onun yaşamından almam gerekeni aldım. Umarım sizin de kalbinizde ve aklınızda nice güzel duygu uyansın…

Her zorluğun üstesinden gelip hayallerinden vazgeçmediğin için, anne sözü dinlediğin için, koyun kokusunun emeğini kendi değirmeninde sabırla öğüttüğün için çok teşekkür ederim. Şimdi biliyorum ki, tüm bu güzel filmlerin, hayat verdiğin onca karakterin sebebi hep bunlar…

İşte bu yüzden eminim bu hastane günleri de geçecek. Hem sonra, gerçek yıldızlar da zaten hiç kaybolmayacak…

Çocukluğu

Cüneyt, 8 Eylül 1937’de, Eskişehir’in merkezine bağlı Karaçay köyünde Halise Hanım ve Hacı Yakup Bey’in on üç çocuğundan biri olarak dünyaya geldiğinde ailesi ona “Fahrettin Cüreklibatır” adını verdi. Babası Hacı Yakup Bey, Kurtuluş Savaşı’na katılmıştı ve aslen Nogay’dı. Nogaylar, Astrahan yöresinde Nogayca konuşan Türk boylarıydı.

Yakup Bey, ince uzun bir adamdı. Okumamıştı. Ama içine doğup büyüdüğü doğa, onu öylesine sabırlı ve bilgili yapmıştı ki… Kocaman elleriyle toprak kadar sabırlı bu adam, koyundan kuşa her hayvanı, ekinleri, yıldızları, yağmuru çok iyi tanırdı. Bereketli elleriyle otlardan ilaçlar yapıyor; doğanın ona öğrettiği ne varsa, o da çocuklarına aktarmaya çalışıyordu. Yıllar sonra “Cüneyt Arkın” olup ünü ülkesini aştığında Cüneyt, anasını, babasını sevgiyle ve sabırlarına duyduğu hayranlıkla anlatacaktı. Yoksulluğun onların hayatına getirdiği acı, insanı taş ederdi. Onlar ise, kalbinin kuzeyini sevgiden şaşırmayan o güzel insanlar oldular…

“Bak ekinler büyüyor oğlum, seslerini duyuyor musun?” diyordu babası oğluna. Yakup Bey, ekinlerin büyüme seslerini duyuyor, oğluna da dinletiyordu. Anadolu insanının emek kokan hayatı vardı onda. Sürekli bozkır güneşine bakmaktan gözleri hep kısıktı ve yüzü kırışıklıklarla doluydu.

Anacığı Halise Hanım, on üç çocuk doğurmuş; ancak yoksulluktan, bakımsızlıktan, biraz da cahillikten onunu toprağa vermişti. Onun da elleri hep çalışmaktan kocaman kocaman nasırlar tutmuştu. Öylesine sessizdi ki… Cüneyt, yıllar sonra anacığından ise, “Asla şikayet etmez; varla yok arasında yaşardı” diye bahsedecekti. Kına ile kapatmaya çalıştığı o nasırlı elleri, kurban olunası, öpülesi, sevilesiydi…

3 koyunları vardı, geçim kaynakları sayılabilecek. Cüneyt, sıfır numara saçları ve güneşten yanmış kapkara yüzüyle bütün gün o koyunların peşinde koşturuyordu. Yokluk ve acının gerçek tanımını öğrenerek yaşadığı çocukluk, neyse ki sevgi doluydu.

Üç kardeş üç hayat

Hayatta kalmayı başarmış üç kardeştiler. Yani en azından büyümeyi başarmışlardı. Büyük ablası, annesine benziyordu Cüneyt’in gözünde. Güçlüydü, çalışkandı ve onun da elleri nasır tutmuştu. Kınalı elleriyle ablası, ne çocukluğunu ne de genç kızlığını yaşadı. Cüneyt, hep sessizce, gizli gizli ağladığını düşünürdü ablasının. Onun hayatı yaz kış koyunların peşinde koşmaktan ibaretti. Çok sevdiği ablası bir hastalığa yakalandı ve doktorun olmadığı bu koşullarda yok yere öldü.

Yine de belki nefes aldığı için, yeni bir güne uyandığı için şanslıydı. Çünkü küçük ablası bir gün hiç uyanmamak üzere trajik bir son ile sonsuz bir uykuya dalacaktı. Cüneyt, yıllar sonra ailesini kendi kaleminden anlatırken küçük ablasını, “Bozkır Ağustosunun zerdalisi gibi tatlı çilliydi” diye anıyordu. Üçüncü çocuğuna hamile kalasıya kadar o da bu hayatta bir nefese sahipti. Her şey kocasının bu çocuğu doğurmasını istemediğinde başladı. Bugünkü sağlık koşulları ve teknolojinin tek karşılığı o vakitler kocakarı ilaçlarıydı.  Ve maalesef, bu tatlı çilli kadın, kocakarıların ellerinde öldü.

Onu kaybetmek Cüneyt’i çok sarsmıştı. Eskişehir’in dışında, ablasının duvarlarını çamurlu elleriyle sıvadığı bir gecekondu vardı. Genç ellerinin izleri, emeğin izleri vardı bu duvarlarda… Cüneyt Arkın yazısında, “Yıllarca o izleri, ablamın ellerini hasretle öptüm” diyordu.

Bazen eski zamanlarda, ölüm bu kadar kolay ve bu kadar acımasız olabiliyordu; çaresiz bırakıyordu insanı.

Ailenin diğer üyeleri

Köpekler, kuzular, kuşlar ve bir eşek de, Cüreklibatır ailesinden sayılıyordu. Üç çoban köpeğinden en çelimsizine, anasız büyüdüğü için Öksüz adını vermişlerdi. Cüneyt, onun gözlerine baktığında derin bir keder gördüğünden emindi. Belki bu sebepten ona ayrı bir düşkündü; Öksüz de ona. Bir yabancıyı asla yanına yaklaştırmaz, hep koruma içgüdüsünde Cüneyt’le oyunlar oynardı.

Bir de onsuz yaşayamayacak bir eşeği vardı; o da ailedendi. Sevgi selinden mütevellit, “Sevdam” demişti adına. Birbirlerine ayrı düşkünlerdi; hele Sevdam’ın Cüneyt’e olan düşkünlüğü, tam anlamıyla sevginin, vefanın tanımı gibiydi. Sürekli ahırdan kaçıp okulun önünde çok sevdiği arkadaşını bekliyordu. Ne zamanki o güzel gözleri Cüneyt’i görüyor, her şey kendiliğinden normale dönüveriyordu. Kocaman başını, Cüneyt’in küçük göğsüne bir kerecik yaslayabilmek içindi tüm bu kargaşa.

Gözlerinden hüzün eksilmeyen anasız kuzuları da aileden bellemişlerdi. Analı kuzular hoplayıp zıplarken onların bir kenarda duruşu, çok dokunmuştu içlerine. Ahırlarına yuva yapan bir çift kırlangıç ve onların küçük yavrularını da aldılar ailelerine. Hepsini ailenin bir üyesinden ayırmadan, “sevdiler”.

Tüm bu hayvanlar belki de Cüreklibatır ailesinin kaybettiği çocuklarını temsil ediyordu. Kalplerinde evlatlarının acısını sessiz sedasız biriktiren Halise Hanım ve Yakup Bey, bu hayvanlara ana baba olmayı seçmişti. Ve saf sevgiden kat ettikleri bu yol, evlatlarına kocaman güzel birer kalp olarak dönecekti…

Cüneyt Arkın’ın ailesinden bahsettiği enfes yazıdaki en samimi cümleydi belki de: “Benim ailem işte böyle geniş çeşitliydi. Ben dostluğu, vefayı, sevgiyi, köpeklerimden, eşeğimden, kuzularımdan, kuşlarımdan öğrendim”.

Eğitim hayatı

Cüneyt, tüm bu yoksulluğun, yokluğun içinde doktor çıkacaktı. Annesinin ısrarıyla başladı okul hayatı. Eskişehir Necatibey İlkokulu’na gitti. Çocukluğu boyunca en sevdiği hikayeler, menkıbeler oldu. Bir gün kamera karşısında bu kahramanlara can vereceğinden habersiz, Battal Gazi, Köroğlu hikayelerini okuyarak büyüdü.

Daha sonra Eskişehir Atatürk Lisesi’nde eğitim gördü. Sanata merakı da işte bu lise sıralarında çıktı ortaya. Sevdiği hikayeleri sadece okumakla yetinmemişti. Artık onlardan yazmak istiyordu. Bu dönemde hikayeler yazdı ve onları dergilere göndermeye başladı. Ancak bir yandan da babasına yardım etmek için koyunlara bakmaya devam ediyordu. Koyun kokusu, onun teniyle özdeşleşmişti artık; emeğini hep üzerinde taşıyordu. Tabii bu koku, bir başkası için emeğin karşılığı olmayabiliyordu. Kolay kolay kimse yaklaşmazdı yanına; haliyle arkadaşı da yoktu.

İşte bu sıralardaydı büyük ablasının ölümü. Bir yandan yoksulluk, bir yandan doktor yokluğu, ablasının neden öldüğünü bile bilmeyişi… Sonunda sıra üniversiteye geldiğinde, hayatında en çok yokluğunu çektiği şeyin peşine düşmeye karar verdi. 1961’de, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu.

Üniversite zamanları da hiç kolay değildi. Para diye bir gerçek vardı ve maalesef o da onlarda yoktu. İstanbul’da tren garında indiğinde ilk önce sorduğu soru, “İstanbul’da en ucuza nerede yatılır?” olmuştu. Sirkeci cevabını aldıktan sonra, burada bir otel odası buldu ve iki yılını bu odayı inşaat işçileriyle paylaşarak geçirdi. Ders zamanlarında okulda ders dinliyor, geri kalan zamanlarda da inşaatlarda çalışıyordu.

Hikaye yazmaya üniversite de devam etti. Hatta eğitimi sırasında arkadaşlarıyla şiirlerin ve hikayelerin yer aldığı,  “Erek” adını verdikleri bir dergi bile çıkardılar. 1957’de, Cemal Süreya ile tanıştı ve öykülerini değerlendirerek Pazar Postası’na gönderdi. Tabii ilerleyişi yazarlık üzerinden olmayacaktı…

Açlığını aslında en güzel ve en kolay balık tutup kendine verdiği ziyafetlerle gideriyordu. Eğitiminde ilerledikçe evlerde hasta bakıcılığı yapmaya başladı. Acı tatlı anılarıyla tamamladığı üniversite hayatı içinde bu günleri şöyle anlatacaktı yıllar sonra: “Evlerde 24 saat ağır hasta bekliyordum. Altlarını temizliyor, kriz anlarında doktorun talimat yazısına göre hemen müdalale ediyordum. İlk gün on lira aldım. Hemen fırına koştum. On liralık ekmek aldım. Oburca, kusacak kadar yedim. Adeta çiğnemeden yutuyordum. Sonunda kustum.Ama yine yedim. Kalanları yatağımın başucuna koydum. Oda arkadaşlarım dalga geçiyorlardı. Umurumda değildi. Ekmekleri orada görmekle açlık korkumu yeniyor, huzur buluyordum.”


Sinemaya ilk adım

Askerlik yaşı gelip çatmıştı. Üniversiteden sonra memleketi Eskişehir’e döndü; askerlik vazifesini yedek subay olarak yerine getirdi. Bu sıralar Halit Refiğ, “Şafak Bekçileri” filmi için yönetmen koltuğundaydı ve bu filmi Cüneyt’in askerlik yaptığı yerde çekiyordu. Başrolünde Göksel Arsoy’un oynadığı film için gerçek subaylar kullanmak istedi ve bu sırada Halit Refiğ’in gözüne yakışıklı Cüneyt takıldı. Filmde oynamadı; ama tanışmış oldular.

Askerlik bittikten sonra Cüneyt de hayatına döndü. Bir süre Adana ve civarında doktorluk yaparak kazandı hayatını. Şöhret pek aklında yoktu belki, ama çok hayali vardı. 1963’te Artist mecmuasının düzenlediği yarışmaya katıldı ve birinci oldu.

Kader ağlarını özenle örüyordu. Yağmurlu bir gündü. Cüneyt, Beyoğlu’nda yürürken Halit Refiğ ile karşılaştı. Ayaküstü sohbette Halit Refiğ, “Gurbet Kuşları” filmini çektiğini söyledi ve Cüneyt’e bir rol teklif etti. Cüneyt de iş arıyordu aslında. Kabul etti ve başladı çalışmaya.

Hala “Fahrettin Cüreklibatır” adıyla yaşıyordu. Sinemaya geçişte hayatında değişen ilk şey adı oldu. Ona bir sahne adı gerekiyordu. Hepimizin onu tanıyıp seveceği Cüneyt Arkın adını ona gazeteci Vecdi Benderli verdi. Cüneyt Gökçer’den adını, Ramazan Arkın’dan da soyadını almıştı.

Böylece Cüneyt Arkın sinemaya girişini yaptı.

Hayatını değiştiren sahne

“Gurbet Kuşları” filminin sonundaki dövüş sahnesini çekerken kader hala devam ediyordu işleyişine. Çünkü bu sahneden sonra Halit Refiğ, aksiyon filmlerinde yer almasını önerdi. Malkoçoğlular, Battal Gaziler, Kara Muratlar işte bu günün ürünleri olacaktı.

Romantik birkaç filmde de rol aldı aslında; ama bir yandan da bu fikir aklına yatmıştı Cüneyt’in. İstanbul’a gelen Medrano sirkini duyduğunda bir şeyler öğrenebilirim düşüncesiyle orada bir iş bulmak için nerdeyse kapılarında yattı. Akrobasi eğitimleri karşılığında bir sene boyunca geceleri çalıştı bu sirkte. Ahır temizledi, en ağır işleri yaptı; ama hiç gocunmadı. Meziyetlerini geliştirdi burada.

Ardından Kazak sirki geldi. Burada buluğu işte de, at binme tekniklerini öğrendi.

Ayrıca siyah kuşağa ulaştığı 6 sene süren bir karate eğitimi aldı. Malkoçoğlu, Battalgazi filmleri böylesine hummalı bir çalışmaların üzerine doğdu. Türk Sinemasında türlerinin ilk örnekleriydiler onlar. Büyük bir hayran kitlesi bulmuştu kendine. Anadolu’nun esintisi buram buram sardığından sebep, takım elbiseli adamların romantizmlerinden sonraki bu keskin geçişi sevmişti halk. İyi ve kötünün en şiddetli ortamlarda karşı karşıya gelişi, kılıç savaşları ziyadesiyle dikkat çekiciydi. Anadolu’nun değerleri, kahramanın kendini feda eden sonsuz cesareti, bükülmeyen bileği ilk kez sinemadaydı.

Cüneyt Arkın’ın hayatından ve bu filmlerden yola çıkarak verilen mesaj şuydu aslında: İyiler çok çalışırlar ve vazgeçmezlerse, kötülerin kazanma şansı yoktu.

İşte bir sahnede böyle hayatı değişti Cüneyt’in ve Anadolu’da bir Cüneyt Arkın efsanesi yayılmaya başladı.

Dönemin filmlerini çekmek için şimdiki gibi geniş çaplı bir prodüksiyon büyük bir lükstü. Özel efektlere ayrılacak bir bütçe pek mümkün değildi. Bunun yanında Cüneyt de filmlerinde o zor sahnelerin hepsinde kendisi yer almak istemişti. Bu her seferinde kendini büyük tehlikeye atmak demekti. Kolu, bacağı, beli derken ne çok sakatlık yaşayacaktı… “Sakatlıklar serisine bir yenisi daha eklendi” diye atılıyordu manşetler gazetelere. Malkoçoğlu, Kara Murat, Battal Gazi… Hepsi ayrı birer emekti.

(İlk eşi ve kızı Filiz)

Cüneyt Arkın evlendi

Sanat hayatı onun için henüz başlamıştı ki, 1964’te, kendisi gibi doktor olan Güler Mocan ile evlendi. 1966’da, Filiz adını verdikleri kızları geldi dünyaya. Ancak bu evlilik pek de uzun sürmedi. 1968’de boşandılar.

Cüneyt, iyiden iyiye şöhret olduğunun farkındaydı. Kendi deyimiyle, bunu hayatının alt üst oluşundan anlamıştı.  Öylesine yok olmak üzere olduğunun farkındaydı ki, neredeyse karşısına çıkan birine “Benimle evlen” diye yalvaracaktı.

Şöyle anlatacaktı daha sonra bu zamana ait duygularını: “Artık kendimi yaşamıyordum. Sinemada var olma kavgası, gereğinden fazla tanınmak, önemsenmek; bütün gençlik hayallerimi, kendim olarak yaşanma isteğimi yok etmişti. Gene de direniyordum. Çoğu kez öylesine bunalıyordum ki, hasretle, yoldan geçen bana sırtı dönük giden bir kadının arkasından koşup, ona usulca dokunayım ve “Ne olur benimle evlen” diye yalvarayım hayalleri kuruyordum”.

(Eşi Betül Hanım ve oğulları ile)

Yok olduğunu, yavaş yavaş eridiğini hissettiği bu süreçte bir partide onu gördü. Usulca yaklaştı. Belki de kafasında hala hayal kurmaya devam ediyordu. Neden sonra karşısındaki bu güzel kadının garip bakışlarını fark ettiğinde sıyrılabildi düşüncelerinden. Yine de derin bir hülyadaydı aslında. Kendini bir çocuk gibi özgür hissediyordu şimdi.

Sadece “Ben Dr. Fahrettin” diyebildi. Karşısındaki kocaman gözlerinden hüzünlü bir mavilik akıtan bu güzel kadın ise, “Betül” dedi ve sonra sustular. Bu ilk görüşte yaşanan şu film aşklarından gibi bir şeydi sanki. Kısa bir süre sonra evlendiler. Artık yalnız olmayacaktı. Onu saran düşüncelerinin ortasında bir ortağı vardı ve “Betül, cennetim oldu” diyecek kadar çok seviyordu.

Bu evlilikten 1975’te dünyaya gelen ilk çocukları dünyaya masmavi gülümsemiş, aşklarını taçlandırmıştı. O sırada Kara Murat’ı çekiyorlardı. Yapımcı Türker İnanoğlu, “Hayırlı olsun! Oğlunun adı Kara Murat olsun” dedi. Murat koydu oğlunun adını.

Aradan bir yıl geçmişti ki, Kaan Polat adını verdikleri oğullarını aldılar kucaklarına. Cüneyt Arkın’ın deyimiyle, Murat, bir gözü, Kaan Polat, diğer gözü olmuştu…

Dostluk anlayışı

En yakın dostları Yılmaz Güney, Kemal Sunal, Tarık Akan’dı. Cüneyt Arkın için kurduğu dostluk, her şeyden önde geliyordu. Çünkü emeğin değerini en iyi anlayan insanlardandı ve büyüdüğü koşulları hiç unutmadı.

12 Mart (1971) dönemi yaşanıyordu. 1972’de düzenlenen 4. Altın Koza Film Festivali’nde jüri, Yılmaz Güney’i  “Baba” filmindeki rolüyle “En İyi Erkek Oyuncu” seçti. Ancak dönemin siyasi baskıları, bu ödülü iptal etti. Ödülün ilk oylamada “Yaralı Kurt” filmindeki performansıyla ikinci seçilen Cüneyt Arkın’a verilmesi kararlaştırıldı. Ancak Arkın, ödülü reddetti. Gerçekten de bir zamanlar manşet oldukları gibi “Kralın halinden kral anlar”dı.

Tarık Akan ile de böyle bir anısı olacaktı. Akan, “Maden” filmini çekmek istiyor, ancak maddi durum sorun oluyordu. Arkın yetişti imdadına. Omuz omuza çektiler filmlerini. Maden, işte böyle doğdu. 1978’de çektikleri bu film, dostu Akan’a, Altın Portakal’da En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü getirdi.

Aslında işte Yeşilçam’ı yaşatan, büyüten, bugünlere getiren bu birbirine kenetlenen güzel insanların varlığıydı…

Vatandaş Rıza

Bir yanda ünü, bir yanda ailesi; Cüneyt iki tarafta da dengeyi kurmuştu. Yeryüzünün tüm güzelliklerini yüzünde taşıdığına inandığı karısı, hayatına tarifsiz bir mutluluk getirmişti. O gülümsediğinde, tüm dünyası gülümsüyordu.

Hele çocukları da olduktan sonra, tüm sevgisini onlara vermekle yetinmedi. Her bildiğini de yavaş yavaş aktarmaya başladı. Şu günlerde babasının mesleğinin izinden giden oğlu Murat, ilk kez kamera karşısına geçtiğinde 4 yaşındaydı.

“Vatandaş Rıza” filmi çekilecekti ve bir ana-oğul arayışı başlamıştı. İkisi de ayrı ayrı bulunup getiriliyor; ama bir araya gelince aranan uyum bulunamıyordu. Bir gün Cüneyt eve geldiğinde, karısı da o anda Murat’ı kucağında uyutuyordu. Gözünün önündeki tablo, gözüne cennetten bir resim gibi göründü. Böylece karısı ve oğlu ile Vatandaş Rıza çekimleri başladı.

Bir sahne var sonra onlara ölümsüz bir anı olacak: Aylardan Kasım. Öldüresiye soğuğun içinde yağmurlu bir gecede, itfaiye arabası su sıkıyor. Açlık grevinde Murat, açlık grevine katılan ilk yakını olacak babasının. Tazyikli su ve yağmurun içinden geçip “Beni babamdan kimse ayıramaz” deyip, babasının yanına oturacak.

Murat, gerçekten de küçücük bedeniyle dişleri takırdaya takırdaya, titreyerek “Beni babamdan kimse ayıramaz” dedi ve geldi yanına oturdu.

Bu sanki bir filmin sahnesi değildi. Öylesine duygu yüklü, öylesine gerçekti ki, Cüneyt’in gözyaşları yağmura karıştığından pek anlaşılmamıştı.

İşte o andan sonra, hep “Bizi, birbirimizden kimse ayıramaz” demek düştü onlara. Belki de hayatlarının en muhteşem anlarından birisiydi…

Kaçış

Kaan da bir filmde oynadı: Kaçış. Cüneyt Arkın, hapisten kaçıp oğluna kavuşmak için her türlü zorluğa karşı koyan bir babanın hikayesini anlatıyordu bu film.

Bu filmin can alıcı sahnesinde de, Kaan, uzun sarı saçları, masmavi gözleri ve çilli yüzüyle babasına kavuştuğunda yaşanıyordu.

Kaan, küçük, sıcacık elleri ile babasının yüzünü hasretle okşuyor ve “Babam” diyordu.

Arkın, ailesinden bahsettiği yazısında, “Şimdi kocaman birer herif oldular. Hala öylesine içten ve güzel baba derler ki…” diye veriyordu bu sahnenin hakkını…

70’ler 80’ler – 90’lar ve sonrası

Romantik jön filmleriyle başladığı sinema kariyerini hareketli filmlerle sürdüren Arkın, hemen her karaktere can verdi. O, her filmde aranan kan gibiydi.

70’ler, Arkın’ın şöhretinde zirveye ulaştığı zamanlardı. Birçok sosyal içerikli filmde de rol almıştı aslında; ama ünü Malkoçoğlu ile yayıldı. Artık sadece ülkesinde değil, yurt dışına da taşmaya başlamıştı. Özellikle İtalya’da büyük ilgi görmüştü; orada “John Arkin” adıyla tanınıyordu. Ancak dil problemi sebebiyle yurt dışı ünü kısa sürecekti. Oysa Halit Refiğ’e göre, şu dil problemi olmasa dünyaca tanınacak bir oyuncu olabilirdi.

80’ler Ölüm Savaşçısı, Sürgündeki Adam, Kavga, İki Başlı Dev gibi aksiyon filmleriyle geçti. Ancak bir tanesi vardı ki, yeri ayrı olacaktı. 80’lerin başıydı; 1982’de, yönetmen koltuğunda Çetin İnanç’ın oturduğu, Türk sineması için ayrı bir renk, Dünyayı Kurtaran Adam filmiyle sevenlerinin karşısındaydı Arkın. Bu film, dünya sinema tarihinde en kötü 100 film arasına girdi. Zamanla bir kült film olacaktı. Ve yıllar sonra, eğlenceli bir proje ile bu filme bir selam gönderildi. 2006’da, “Dünyayı Kurtaran Adam” filminin devamı niteliğinde “Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu” çekildi. Bu kez Arkın, oğlu Murat ile kamera karşısına geçmişti.

90’lar ise, Arkın’ın polisiye dizilere yöneldiği yıllardı. Televizyon yükselişteydi ve sinema oyuncuları da yavaş yavaş bu tarafa yöneliyordu. Haliyle bunca eğitimden sonra onun başlangıcı polisiye ile oldu. 1992’de “Polis”, 1993’te “Zirvedekiler” ve “Merhamet”, 1995’te “Bizim Ev” gibi dizilerde yer aldı.

1998’de “Gülün Bittiği Yer” adlı filmde oynadıktan sonra, 2000’de yönetmenliğe soyundu ve “Oğulcan” adını verdiği filmi çekti.

Yine 2003’te “Serseri” ve 2005’te “Köpek” adlı dizilerde yer aldı.

Ödülleri

Cüneyt Arkın, kuşkusuz Yeşilçam’ın en özel jönlerinden biriydi. Haliyle buralara gelirken geçtiği yollarda ödüllere layık görüldü.

1969’da “İnsanlar Yaşadıkça”, 1976’da da “Mağlup Edilemeyenler” filmiyle, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde; 1972’de ise, “Yaralı Kurt” filmiyle Adana Altın Koza Film Festivali’nde “En iyi Erkek Oyuncu” ödülünü aldı.

1999’da 36. Antalya Film Şenliği’nde “Yaşam Boyu Onur Ödülü”ne layık görüldü. Bu ödülü 2013’te aldığı 3 ödül izledi: Engelsiz Yaşam Vakfı tarafından “Yaşam Boyu Meslek ve Onur Ödülü”, 18. Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri’nde “Yaşam Boyu Onur Ödülü” ve “2013 Yılı Kültür ve Sanat Ödülü”.

Hastalık süreci

Arkın, romantik jön filmlerden hareketli filmlere doğru seyreden sinema yaşamı boyunca çok çalıştı. Bizlerin bugün bir buçuk saat boyunca ekrana kitlenip izlediğimiz o filmler, hiç de kolay çekilmemişti. Ardında koca bir emek vardı.

Öyle ki Arkın, at binme ve karatede uzman sporcu unvanına sahipti. Canı pahasına dublör kullanmadan çektiği o filmler vücudunda birçok kırığa sebep oldu. Belki tüm bu yorucu çalışma temposu, belki biraz da zamanın etkisi Arkın’ı 2009’da sinir sıkışması sebebiyle hastaneye yatırdı. Tedavisi yaklaşık 3 ay sürdü. Neyse ki her şey normale dönmüştü.

En son geçen hafta bir hastane haberi daha geldi Malkoçoğlu’ndan. Silivri’deki yazlığında tatil yaptığı sırada rahatsızlanan Arkın, hastaneye kaldırıldı. Kalp ve akciğerlerinde sıkıntı yaşayan Arkın’ın tedavisinin sürdüğünü belirten doktoru, şükürler olsun ki güzel haberler verdi.

Kalbimizde yeri ayrı olan isimlerden güzel adam, neyse ki bizi bırakıp gitmedi. Elbette hiçbirimiz ölümsüz değiliz. Ancak yine de insan en sevdikleri konusunda hep pürtelaş. Bir an önce eski sağlığına kavuşmanı ve nice yıllar sağlıklı bir şekilde bizimle kalmanı diliyorum…

İzlemeye doyamadığımız filmleri ile kalbimize taht kurmuş, kimi zaman yakışıklı jönümüz, kimi zaman Kara Murat’ımız, kimi zaman da Malkoçoğlu’muz olarak bir Cüneyt Arkın geçiyor bu dünyadan…

İyi ki…

Damla Karakuş

[email protected]

Not: Biyografisini okumak istediğiniz kişileri lütfen bizimle paylaşın.

Instagram: biyografivekitap

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , , , , , , ,