Etiket: eserleri ve tabloları hakkında bilgi.

Elif Naci Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Elif Naci; ressamdır (Gelibolu 1898-İstanbul 1987), Sanayii Nefise Mektebi İbrahim Çallı Atölyesi’nde eğitim gördü. 1930’da ilk kişisel sergisini “Alay Köşkü”nde açtı. 1933’te beş sanatçı arkadaşıyla kurduğu “D Grubu” nun sergilerine katıldı. Resim çalışmalarının yanı sıra 1937’de Türk İslâm Eserleri Müzesi’nin yöneticiliğini de yürüttü. Bu çalışmalarının yanı sıra çeşitli gazetelerde eleştiri yazıları yazdı. 1982’de Kültür Bakanlığı tarafından “Devlet Onur Plaketi” ile ödüllendirildi.

İzlenimci üsluptaki ilk çalışmalarından sonra “D Grubu”nun görüşleri doğrultusunda eserler verdi. Görev aldığı müzelerdeki etkileşim nedeniyle, Batı sanatını yadsıyan gelenekçi bir üslup benimsedi; Türk yazı ve süsleme anatından esinlenerek soyutlamalar gerçekleştirdi. Son yıllarda daha somut konulara yönelik çalışmalarını ipek baskı yöntemiyle çoğalttı.

Başlıca eserleri: Saklanan Çocuk, Evler, Fantazi, Düzenleme (İstanbul Resim ve Heykel Müzesi), Labirent, Kompozisyon (Türkiye İş Bankası Koleksiyonu). Kitapları: Elifin 60. Yılı (1976), Anılardan Damlalar (1981).

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , ,

Nicolas de Staël Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında Hayatı ve Eserleri

Nicolas de StaëlNicolas de Staël; Rus asıllı Fransız ressamıdır (Petersburg, 1914-Antibes, 1955).

Soylu ve yüksek rütbeli bir askerin oğlu olan Nicolas de Staël’in ailesi Ekim 1917 Devrimi sırasında Rusya’dan kaçmıştı. Sekiz yaşında anasız babasız kalan küçük Nicolas, Rus göçmen çocuklarının okuduğu bir Cizvit kolejine verildi.

SIKINTILI YILLAR

Nicolas de Staël 1932’de Brüksel’deki Güzel Sanatlar Akademisi’ne girdi. Hollanda’ya yaptığı bir yolculuk sıra-
sında Rembrandt ve Hercules Seghers’ten büyük ölçüde etkilendi. Bir yd sonra Paris’e ilk gidişinde izlenimcilik akımını ve Cézanne, Braque, Sou-tine gibi ressamların çalışmalarını yakından tanıma fırsatını buldu. 1933’ten 1935’e kadar bisikletle Fransa, İspanya ve İtalya’yı dolaştı, ardından Fas ve Cezayir’e gitti (1936) ve orada desen çizmeye, doğadan esinlenerek resim yapmaya başladı. 1938’de Paris’e yerleşti, savaş başlayınca da Yabancılar lejyonuna katıldı. 1940’ta terhis olduktan sonra Nice’e gitti ve orada, birkaç natürmortun yanı sıra, modelliğini arkadaşı Jeannine Guillou’nun yaptığı bir dizi portre gerçekleştirdi. Daha o tarihlerde bile, sanatçı büyük maddi sıkıntılar içindeydi. 1943 sonbaharında yeniden Paris’e yerleşti. Kendisini destekleyen Jeanne Bucher, desenlerinden bazılarını satın aldı, ayrıca kendi sorumluluğuna verilmiş olan harap bir özel konakta sanatçının oturmasını sağladı.

1944-1946 yılları, sanatçının arayış ve kararsızlık içinde geçirdiği ve birçok yoksunlukla karşı karşıya kaldığı hüzünlü yıllar oldu; bu süre içinde çok az sergi açtı ve bunlarla (Şubat 1945’te Jeanne Bûcher galerisinde düzenlenen sergi dışında) pek ilgi topla-yamadı; bu arada Campagne-Première sokağındaki bir hizmetçi odasına taşınmıştı; Jeannine’m hastalığı ve ölümü sanatçı için büyük darbe oldu.

TİTİZ BİR RESSAM

Nicolas de Staël’in yapıtları, soyutlamacılık olarak adlandırılan akımın en yoğun anlatımı ve en özgün örneği olarak, 1947’de yerleşmiş olduğu Gauguet sokağındaki geniş atölyesinde sürdürdüğü çalışmalarla oluşmaya başladı. Sanatçının bu üslup yönelişi, kimi zaman bireşimsel, kimi zaman çözümleyici bir biçimde kendini belli ediyor ve gerçeğe yapılan başvurularda, bütün dereceleri sunuyordu: Bunlarda apaçıklıktan (Müzikçiler, Sidney Bechet’nin Anısı, 1952) çözümlenemeyen bir telmihe (Agrigente, 1954) kadar bütün evrelere rastlamak olasılığı vardı. Sanatçı, Françoise Chapouton’la evlendiği sıralarda (1947) Jacques Dubourg’la tanıştı. Dubourg, Haziran 1950’de ressamın yapıtlarını büyük bir sergiyle halka sundu; bundan yaklaşık birkaç ay önce de Theodore Schempp, New York’ta bir sergi düzenlemişti. Ressamın sağladığı başarı, sanatına karşı gösterdiği aşırı titizliği azaltmadığı gibi son derece artırdı. Yapmış olduğu tahta üstüne on beş gravür ve bir litografya çalışmasıyla da Nicolas de Staël 1951’de René Char’ın Şiirler ‘ini resimledi. 195 2’de izlemiş olduğu gece yapılan uluslararası bir futbol maçını resme aktarması sanatçının yapıtlarının evriminde önemli bir evreyi oluşturur.

Ressam aynı temayı, çok yoğun renkler kullanarak oluşturduğu bir dizi tuvalde (Büyük Futbolcular ve Küçük Futbolcular, 1952) yeniden ele aldı. Aynı yıl çok güzel kompozisyonlarından biri olan Damlar ‘ı (Paris, Art Moderne Müzesi) gerçekleştirdi. Bu tarihten sonra, giderek telmihe daha az yer veren yapıtlarında gerçeğe başvurma olgusu çok daha belirgin, konu çok daha açıktı (Şişeler, 1953; Ayakta Duran Çıplak Adam, 1953).

1953’te New York’a giden Nicolas de Staël’in bu kentteki Knoedler galerisinde önemli bir sergisi açıldı. Aynı yılın sonbahar aylarında sanatçı Vaucluse’de (Fransa) eski bir tahkimli şato satın aldı. Burada resim yaptı, desen çizdi, kendim yoğun çalışmaya vererek kolajlar gerçekleştirdi. İlk yapıtlarının başlıca özelliğini oluşturan kaim boya tabakasının yerini giderek daha ince bir resim gereci almaya başlamıştı, son yapıtlarındaysa ressam bunun yerine çok daha akışkan, daha sulu bir madde kullandı. 1954 Eylülünde artık yorgun düşen ve kendini sinirsel açıdan çökmüş hisseden Nicolas de Stael, Antibes’de denize karşı yapılmış bir evin en üst katında oturmaya başladı. Ve yaşamına da, kendini atölyesinin penceresinden atarak, burada son verdi; bu hareketi hiçbir zaman anlaşılamadı, çünkü o tarihlerde dehasının ve başarısının doruk noktasına ulaşmıştı. Nicolas de Stael’in çağdaş sanat üstüne olan etkisi, günümüzde herkes tarafından kabul edilmektedir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , ,

Jozef Israëls Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Jozef IsraëlsJozef Israëls; (d. 27 Ocak 1824, Groningen-ö. 12 Ağustos 1911, Lahey, Hollanda)

Hollandalı Millet adıyla anılan ressam ve aside yedirme baskı ustası. 1870-90 arasında Lahey’de gelişen ve köylülerin günlük yaşamının ele alındığı tür resmi okulunun kurucusudur. Sanat eğitimine Amsterdam’da başladı, daha sonra 1845-47 arasında Paris’ te Horace Vernet ve Paul Delaroche gibi akademik eğilimli ressamların yanında çalıştı.

Önceleri romantik portrelerle geleneksel türde tarihsel resimler yaptıysa da pek başarılı olamadı. 1855’te sağlığının bozulması nedeniyle Amsterdam’dan ayrılıp Haarlem yakınlarındaki bir balıkçı köyü olan Zandvoort’a yerleşmesi, sanatında yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Orada köylülerle balıkçıların gerçekçi ve sevecen portrelerini yapmaya başladı (“Ringa Avına Çıkmış Kayıkları Beklerken”, 1875). 1871’de Lahey’e taşındı ve çoğunlukla Scheveningen yakınlarında çalıştı.

Yağlıboyadan başka suluboya da yapan Israels aynı zamanda üstün nitelikli bir aside yedirme baskı ustasıydı. Her üç teknikte gerçekleştirdiği son çalışmaları yaşama trajik bir bakışı yansıtır. Bu resimlerinde genellikle hiçbir ayrıntıyı göz ardı etmeden, temel öğeyi öne çıkaran geniş ışık ve gölge alanlarından yararlanmıştır. Üslubunun Rembrandt’ın son yapıtlarının etkisi altında olduğu görülür; Rembrandt gibi o da çoğunlukla ülkesindeki Yahudi gettolarının yoksul insanlarını (“Seçilmiş insanların Oğlu” 1889, Belediye Müzesi, Amsterdam) canlandırmıştır. Son dönem yapıtlarında, izlenimciliği benimsemiş bir ressam olan oğlu Isaac’ tan (1865-1934) etkilendiği anlaşılmaktadır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , ,

Antoni Tàpies Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Antoni TàpiesAntoni Tàpies; İspanyol ressamıdır (Barselona, 1923 – 6 Şubat 2012).

Resim yapmayı kendi kendine öğrenen (1936-1942) Antoni Tapies, 1943’te hukuk öğrenimi görmeye başladı. 1946’da öğrenimim yarıda bırakarak kendini tümüyle sanatına adadı. 1945-1947 yılları arasındaki araştırmaları, kolaja ve ıskartaya çıkmış mallardan oluşan gereçlerin kullanımına (sicim ve kâğıt parçaları, vb.) dayanıyordu; bu çalışmalar, ressamın sonunda dada düşüncesini anımsatan yapıtlar yaratmasına yol açtı. Miro ile 1949’da karşılaşması, geleneksel tekniklere yabancı olan gereçleri özgürce kullanmasını sağladı.

1949’dan 1953’e kadar gerçeküstücülüğün ve Klee’nin etkisinde kaldı. 1953-1954’te kolaj çalışmalarına döndü, resimlerinde kullandığı maddelere kum da karıştırdı. O tarihten sonraki kompozisyonlarında dadanın ya da gerçeküstücülüğün izlerine Taslanmaz: Bunlar tam anlamıyla kişisel olan son derece belirsiz bir üslubun taslağı sayılır. Gerçekten de, bu üslup figüratif olarak nitelenemez ama bununla birlikte elden geldiğince yoğun bir biçimde, dolaysız “görünen”in altında yatan acıklı gerçekliği anımsatmayı amaçlar. 1960 yıllarında, yapıtları temelde “duvar imgesi”, bir başka deyişle gri ya da kahverengi düzlem yüzey çevresinde gelişir veya işaret ya da yazıtlarla (Graffitili Resim, 1969) örtülüdür. Sıkıntı izleriyle iyice ağırlaşmış olan bu garip yüzeylerde sanatçı 1969-1970 yıllarından başlayarak düğümlü paçavralar, torbalar, hatta mamul eşyalara yer verdi. Her zaman daha köktenci olan estetiği yadsımasıyla Tapies günümüzdeki kimi yoksul sanat temsilcilerinin deneyimlerine yaklaşmışa benzemektedir.

1990’da Barselona’da, 2,000 kadar sanatçının yapıtının bulunduğu Antoni Tàpies Vakfı (Fundació Antoni Tàpies) açıldı.Ressamın ayrıca sanat konusunda çeşitli yazıları vardır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

George Inness Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

George Inness; (d. 1 Mayıs 1825, Newburgh, New York, ABD – ö. 3 Ağustos 1894, Bridge of Allen, Stirling, İskoçya), son dönemlerinde yaptığı, atmosferik etkilere yer veren pırıltılı manzara resimleriyle tanınan ABD’li ressamdır.

Büyük ölçüde kendi kendini yetiştirmişti. “Lackawanna Vadisi” (1855, Ulusal Sanat Galerisi, Washington, D.C.) gibi ilk yapıtları Hudson Irmağı okulundan Asher B. Durand ve Thomas Cole’un etkilerini yansıtıyordu. Ama Jacob van Ruisdael ve Meindert Hobbema gibi Felemenkli manzara ressamlarının akıcı ve yumuşak panoramalarını gördükten sonra, Hudson Irmağı okulunun ayrıntı işçiliğinden uzaklaştı. 1854’te Avrupa’ya yaptığı üçüncü gezi, konu arayışlarından ve teknik zorlukların yarattığı gerginlikten kurtulmasını sağladı; Théodore Rousseau önderliğinde gelişen Barbizon okulunun bütünüyle etkisinde kalmasına yol açtı. Inness, Roma ve Paris’te kaldığı süreyi de kapsayan (1870-74) 20 yıllık olgunluk döneminde, “Delaware Vadisi” (1865, Metropolitan Sanat Müzesi, New York) gibi yapıtlarıyla sanatının doruğun.”‘ ulaştı. “Barış ve Bolluk” (1865, Metropolitan Sanat Müzesi, New York) adlı etkileyici resmi, boyutları açısından öbür yapıtlarından ayrılır. Inness’ın asıl tipik yapıtları, geniş bir ufkun yanı sıra daha küçük alanları betimlediği, Corot’nun etkilerini taşıyan küçük tuvalleridir. Mekân ve ölçek kadar çizgi ve renkte de gittikçe ustalaşarak dingin pastoral nitelikleri yansıtmayı başarmıştı. Kendi doğası ise tersine fırtınalı ve tutkuluydu. Innes, toplumsal sorunlarla da ilgilenerek, tek dereceli vergilendirme, köleliğin kaldırılması gibi konularda ateşli bir mücadele verdi. Yaşamını ve sanatını en çok etkileyen olay ise Yeni Kilise’ye (Swedenborgculuk) girmesiydi.

“Sonbaharda Meşeler” (y. 1875, Metropolitan Sanat Müzesi, New York) gibi geç döneminin ilk resimlerindeki duygu yoğunluğu, rengi biçimin önüne çıkardığı sonraki yapıtlarının habercisiydi. Doğa gizemciliği güçlendikçe, resimlerine pırıltılı bir ışıkla titreşen renkler egemen oldu ve biçim ikinci plana düştü.

Inness’ın oğlu George Inness Jr. da (1854-1926) ressamdı. O da Barbizon okulunun uygulamalarına ve babasının inançlarına bağlı kaldı ve izlenimciliği reddetti.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,

Giuseppe Arcimboldo Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Giuseppe Arcimboldo; (d. y. 1527 – ö. 1593, Milano), İtalyan toplumsal yergi ressamı. Meyve, sebze, hayvan, kitap ve başka nesnelerden oluşan grotesk kompozisyonları, insan portrelerini andıracak biçimde düzenlenmişti. Çift imgeli bu resimler 20. yüzyılda Salvador Dalí ve başka gerçeküstü-cü ressamlar arasında büyük hayranlık uyandırdı.

Sanat yaşamına Milano Katedrali’nin pencere vitraylarının (tasarımı ile başlayan Arcimboldo daha sonra Prag’a yerleşti ve orada Habsburg hükümdarlarından II. Maximilian ve II. Rudolf un en gözde saray ressamlarından biri oldu. Bir yandan da saray tiyatrosu için dekorlar yaptı ve yanılsama yaratmada ustalık kazandı. Resimlerindeki alegorik anlam, biçimsel oyun ve görsel şakalar o dönemde beğenilmekle birlikte daha sonraki izleyiciler için anlamlarını yitirdiler. Alışılmışın dışındaki bakışını en iyi temsil eden resimleri “Yaz” ve “Kış” (Viyana Sanat Tarihi Müzesi) adlı portreleridir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , , ,

Kenneth Noland Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Kenneth Noland; (d. 10 Nisan 1924, Asheville, Kuzey Carolina, ABD, ö. 5 Ocak 2010, Port Clyde, Maine, ABD), soyut dışavurumculuk akımına bağlı ABD’li ressamdır. 1950’lerde renk alanı resmine yönelmiştir.

Kuzey Carolina’daki Black Mountain College’da öğrenim gördü. Daha sonra Paris’te Fransız heykelci Ossip Zadkine’in öğrencisi oldu (1948-49). Washington, D.C.’de Morris Louis ile işbirliği yaptığı sıralarda inceltilmiş boyayı tuvale lekeler halinde yedirme tekniğini geliştirdi. Bu yöntemle saf ve doygun renk tuvalin ayrılmaz parçası haline geliyordu. Noland 1950’lerin sonlarında renk alanı resmini olgunlaştırdı. 1960’larda “sert kenar” resimlerine başladı. Kare tuval üzerine eşmerkezli daireler yaptı. Daha sonra baklava biçimli “biçimlenmiş tuvaller”e yöneldi. Resimsel imge ile tuvalin biçimi ve boyutları arasında belirli bir ilişki kurmaya çalıştı.

1950-52 arasında Çağdaş Sanatlar Enstitüsü’nde, 1951’den 1960’a değin Katolik Üniversitesi’nde ve 1968’de Bennington College’da ders verdi.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,

Emil Nolde Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Emil Nolde; asil adı Emil Hansen (d. 7 Ağustos 1867, Nolde, Bocholt yakınları, Almanya – ö. 15 Nisan 1956, Seebüll, Niebüll yakınları, Batı Almanya), şiddet öğeleri içeren dinsel yapıtları ve ürkütücü manzaralarıyla tanınan dışavurumcu Alman ressam ve özgün baskı sanatçısıdır.

Köylü bir anne babanın çocuğuydu. Gençliğinde ahşap oymacılığı yaptı, ilk yapıtlarından bazısı kartpostal olarak basılıp satılınca bir sanat okuluna gitme olanağı buldu. Paris’te bulunduğu yıllarda izlenimcilerinkileri andıran resimler yaptı. Coşkulu renklerine hayranlık duyan Die Brücke sanatçılarının çağrısı üzerine bu gruba katıldıysa da (1906) yalnızlığa düşkünlüğü ve sanatına bağlılığı yüzünden bir buçuk yıl sonra ayrıldı.

Ateşli bir dindar olan Nolde günah duygusunun yarattığı gerginlik içinde “Altın Buzağının Çevresinde Dans” (1910, Bavyera Devlet Resim Koleksiyonu, Münih) ve “Azize Maria Aegyptica Efsanesi” (1912, Sanat Salonu, Hamburg) dizisinden “iskenderiye Limanında” gibi, figürlerin erotik çılgınlığını ve maskeyi andıran şeytansı yüzlerini kaba çizgiler ve uyumsuz renklerle verdiği resimler yaptı. “İsa’nın Yaşamı”m (1911-12, Seebüll Ada ve Emil Nolde Vakfı) konu ettiği dokuz parçalı altar panosunda yer alan “Şüpheci Tomas” adlı resimde İsa’nın yaralarına bakan Tomas’ın huşu içindeki sessizliği, Nolde’nin kendi dinsel kuşkularından arınışını yansıtır gibiydi. Nolde 1913-14 yıllarında Doğu Hint Adalarında etnoloji araştırmaları yapmaya giden bir grupta yer aldı. Bu ülkede saf ve sade inancın ne kadar güçlü olduğunu görerek çok etkilendi. “Dansçı” (1913) adlı taş baskısı bu etkinin izlerini taşıyordu.

Avrupa’ya döndüğünde Almanya’nın Baltık kıyılarında tek başına yaşamaya başladı ve kendini dünya işlerinden gittikçe daha çok çekti. “Bataklık Manzarası” (1916, Sanat Müzesi, Basel) gibi bu dönem ürünlerine yansıyan yörenin boğucu görünümü onun mistik eğilimine çok uygundu. Nolde 1916’dan sonra, ilk yapıtlarına oranla daha yumuşak tonlar kullandığı manzaralar yaptı. Ama aynı dönemdeki çiçek resimlerinde, önceki çalışmalarının parlak renklerini korudu. Kaba bir biçimde oyduğu ağaç baskılarında ise siyah-beyaz etkilerini ustaca kullandı.

Nolde başlarda Nasyonal Sosyalist Parti’yi desteklemişti. Ama, Naziler iktidara geldikten sonra onun resimlerini yoz sanat ürünleri olarak nitelediler ve resim yapmasını yasakladılar. II. Dünya Savaşı’ndan sonra resme yeniden başlayan Nolde yalnız eski temalarını işledi. Yaptığı son “Kendi Portresi” (1947, Seebüll Ada ve Emil Nolde Vakfı) canlı fırça vuruşlarına karşın 80 yaşındaki Nolde’nin düş kırıklığını ortaya koyuyordu.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,

Isaac Van Ostade Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Isaac Van Ostade; (d. 2 Haziran 1621, Haarlem – gömülmesi 16 Ekim 1649, Haarlem, Felemenk), özellikle kış manzaraları ve köylülerle rustik hanlardaki yolcuları betimleyen resimleriyle ünlü Felemenkli barok ressamdır.

İlk yapıtlarında, üslubunu çok yakından izlediği ağabeyi Adriaen’in etkisinde kaldı. Ama başarılı ve kişilikli bir sanatçı olarak kısa sürede özgün üslubunu geliştirmeyi başardı. 1640’larda kızak ve buz pateni yapan insanları betimlediği birkaç kış manzarası yaptı. Bunlar türünün en başarılı örneklerinden sayılır. En tipik resimleri bir hanın ya da köy evinin önünde atları ve arabalarıyla dinlenen insanları betimlediği resimleriydi. Salomon van Ruysdael’in kompozisyonlarını anımsatan bu resimler özellikle figürlerin düzenlenişi ve canlılığıyla dikkati çeker. Sisli ya da dumanlı ortamları büyük bir ustalıkla yansıtan Ostade, Philips Wouwerman gibi sonraki Haarlemli sanatçıları önemli ölçüde etkilemiştir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,

Ogata Kōrin Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Ogata Kōrin; (d. 1658, Kyoto – ö. 20 Temmuz 1716, Kyoto, Japonya), Tokugava dönemi (1603-1867) Japon ressamıdır. Sotatsu ile birlikte Sotatsu-Korin okulu olarak bilinen bezemeci resmin ustalarındandır. Özellikle paravana resimleri, lake işleri ve kumaş desenleriyle ünlüdür.

Aşikaga hükümdarlarına hizmet eden bir samurai’nin (savaşçı) soyundan geliyordu. Babasının kumaşçı dükkânı başkentin önde gelenlerinin uğrak yeriydi. Sanatla yakından ilgili bir aileden gelen Ogata Korin, estetik değerlere önem verilen lüks bir ortamda yaşadı. Gençliğinde büyük olasılıkla önce ressam babasının, daha sonra da Kano okulundan Yamamoto Soken’in yönetiminde uzun yıllar resim çalışmıştı. Hem Çin tarzı mürekkep resminde, hem de Japonya’ya özgü konularla renkli bezemesel üslubu bir arada kullanan geleneksel Tosa okulunda usta olan Soken’den her iki üslubu da öğrendi. İlk dönem yapıtlarında Kano Yasunobu ile Sotatsu’nun da etkilerini yansıttı. Pek azının kesinlikle ona ait olduğu saptanabilen bu yapıtlarının çoğu geleneksel Kano üslubunda mürekkeple yapılmıştı.

1697’de olgunluk dönemi ürünlerini vermeye başlayan Korin 1701’de, artık başarılı bir ressam olduğunu gösteren hokkyo unvanını aldı. Yapıtlarına genellikle tarih koymadığı için sıralaması yapılamamakla birlikte, anlaşıldığı kadarıyla bütün önemli yapıtlarını 1697’den sonraki 20 yıl içinde, üç evrede yarattı. Bunların ilki 1697’den 1703’e değin süren Kyoto dönemi, ikincisi 1704-10 arasındaki Edo (bugün Tokyo) dönemi ve üçüncüsü sanatının doruğuna ulaştığı 1711-16 arasındaki dönemdi.

Korin ilk başyapıtı sayılan bir paravana resminde soyut bezemesel desenle özenli bir doğa betimlemesini ustaca birleştirdi. 1704’te Edo’ya yerleştikten sonra varlıklı tüccarların ve feodal beylerin korumasında el ve duvar ruloları ile paravana resmi yaptı.

1711’de Kyoto’ya dönüşünde en çok Sotatsu’nun yapıtlarından etkilendi. Bu döneminin en ünlü ürünleri olan Matsuşima’da dalgaları betimlediği altı katlı iki paravana resmiyle “Gök Gürültüsü Tanrısı ve Rüzgâr Tanrısı” (Tokyo Ulusal Müzesi) adlı iki katlı paravana resminde Sotatsu’yu örnek aldı. “Kırmızı ve Beyaz Erik Ağaçları” (Atami Sanat Müzesi) adlı paravana resmi ise bu döneminin en büyük başarısını oluşturdu. Elli dokuz yaşında ölmesine karşın pek çok öğrencisi ve izleyicisi vardı. Bunların en önemlisi Sokai Hoitsu’dur.

Son derece ustaca yapılmış zengin renkli paravana resimlerinin yanı sıra Korin birçok zanaatçıyı etkileyecek kadar da usta bir lake ustasıydı. Ayrıca dokuma desenleri ile kardeşi Ogata Kenzan için seramik desenler boyamıştı.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , , ,

Antonello da Messina Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Antonello da Messina; (d. y. 1430 – ö. y. 19 Şubat 1479, Messina, Sicilya), Sicilyalı ressamdır. 15. yüzyıl Venedik resmine yağlıboya ve Flaman resim tekniklerini onun getirdiği sanılır. Biçimleri çizgi ve gölge yerine renkle oluşturması, Venedik resim sanatının gelişimini büyük ölçüde etkilemiştir.

Da Messina’nın gençlik yılları üzerine çok az bilgi vardır. Ama o dönemde kozmopolit bir resim merkezi olan Napoli’de eğitim gördüğü kuşkusuzdur. Burada, Provence’lı ve Flaman ressamların, özellikle de Jan van Eyck’ın yapıtlarını inceledi. Flaman resim tekniğini ve gerçekçiliğini, İtalyan resmine özgü biçimlendirme anlayışı ve berrak bir mekân düzenlemesiyle birleştiren Antonello’nun kendine özgü üslubu, bilinen ilk yapıtları olan “Çarmıha Geriliş” (y. 1455, Sanat Müzesi Sibiu, Roma) ve “Aziz Hieronymus Çalışma Odasında” (y. 1460, Ulusal Galeri, Londra) adlı resimlerinde bile belirgindi. 1457-74 arasında çalışmalarını Messina’da sürdürdü. Bu döneme ait başlıca üç yapıtından, kilisenin siparişi üzerine yaptığı ve bugün Messina Ulusal Müzesi’nde bulunan poliptiği (1473) ve “Meryem’e Müjde” (1474) adlı yapıtı, görece tutucu altar panolarıdır; ama aynı döneme ait “Salvator Mundi” (“Dünyanın Kurtarıcısı”, 1465, Ulusal Galeri, Londra) insan bedeninin çizgileri ile kişilik betimlemesi üzerindeki yetkin kavrayışını gösteren yalın ve cesur bir İsa tablosudur. “Salvator Mundi” Antonello’nun insan ruhunun derinliklerine işleyen “Bir Erkek Portresi” (y. 1472, Ulusal Galeri, Londra) gibi yapıtlanna giden yolda attığı son birkaç adımdan biri sayılır. Kuzey İtalya’daki ününü borçlu olduğu “Bir Komutan Portresi”ndeki (1475, Louvre Müzesi, Paris) gizemli canlılığın ve titiz gerçekçiliğin ilk belirtileri “Bir Erkek Portresi”nde sezilebilir.

Da Messina 1475-76’da Venedik’te, bir olasılıkla da Milano’da bulundu. Venedik’e gittikten kısa bir süre sonra, gördüğü büyük ilgi Venedik devletince desteklenmesini sağladı; yağlıboya tekniği ve kompozisyon anlayışı yerel ressamlarca coşkuyla benimsendi. En olgun yapıtı olan “Aziz Sebastian”da ise (y. 1476, Dresden Resim Galerisi, Almanya) Giorgione dönemine değin Venedik resim sanatının gelişimini belirleyen öğelerin başında gelen bir bireşime ulaştı. Bu üslup, açıkça tanımlanmış bir mekân anlayışını, anıtsal, heykelsi biçimleri ve aydınlık renkleri içeriyordu. Antonello 1476’da Messina’ya geri döndü ve burada son başyapıtı olan “Meryem’e Müjde”yi (1476, Ulusal Galeri, Palermo) tamamladı.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,