Etiket: Fahreddin

Fahrettin Paşa (Ömer Fahreddin Türkkan) Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Ömer Fahrettin TürkkanFahrettin Paşa ya da tam adı ile Ömer Fahreddin Türkkan. Tüsk Asker ve diplomatıdır. Birinci Dünya Savaşı esnasında ortaya çıkan Şerif Hüseyin İsyanı sebebi ile yapılan ünlü Medine Müdafaası ile bilinmektedir. Fahrettin Paşa’nın başında olduğu Medine Müdafaası tam 2 yıl 7 ay sürmüştür. Bu başarılarından dolayıdır ki bir çok farklı lakap ve san almıştır. Bu san ve lakaplar : “Türk Kaplanı”, “Çöl Kaplanı”, “Medîne Müdâfii”, “Medine Kahramanı”‘dır.

Ömer Fahreddin Paşa 1868 yılında günümüzde Bulgaristan sınırları içerisinde kalan Rusçuk’da dünyaya gelmiştir. 93 harbinin bitmesinden sonra ailesi ile birlikte İstanbul’a göç ederek İstanbul’a yerleşmiştir. Subay olmak için eğitim almış Mekteb-i Harbiye okulunu birincilikle bitirdikten sonra Erkan-ı Harbiye Mektebi’ne de girmiş ve tarihler 1891’i gösterdiğinde Kurmay Yüzbaşı olarak okulundan mezun olup göreve başlamıştır. Balkan Savaşı sırasında da görev alan Ömer Fahrettin Paşa Çatalca savunması ve Edirne’nin tekrardan geri alınması askeri harekatlarında görevleri olmuştur.

Birinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde ise Musul’da yer alan 4. Ordu’ya bağlı olan 12. Kolordu’da Kolordu Komutanı olarak bulunuyordu. Bir yıl sonra yani 1915 yılında 4. ordu komutan vekilliğine yükselen Ömer Fahrettin Paşa Musul bölgesine tehcir yolu ile gelen Ermenilerin yerleştirilmeleri ile meşgul olmuştur. Aynı dönemde Musul’a yakın noktadaki Urfa, Zeytun, Musadağı ve Haçin’ki Ermeni isyanlarını bşarı ile bastırmıştır.

Seneler 1916 olduğunda Cemal Paşa tarafından Medine’de yer alan Hicaz Kuvve-i Seferiyesi komutanlığına ataması gerçekleşmiştir. Bu görevinin başında iken emperyalist İngiliz politikaları doğrultusunda hareket ederek isyan girişiminde bulunan Şerif Hüseyin ve ordusuna karşı oldukça kısıtlı imkanlar dahilinde tam 2 yıl 7 ay süren Medine Müdaafasında büyük başarılar göstermiş ve takdir toplamıştır. Medine Müdaafası ile Türk askeri tarihine adını başarılı bir asker ve idareci olarak yazdırmıştır.

Medine Müdaafasından savaş esiri olarak çıkan Ömer Fahrettin Paşa 27 Ocak 1919 tarihinde önce Mısır’a ardından da Malta’y asürgün olarak gönderilmiştir. Sürgün yılları sürerekne Ömer Fahrettin Paşa İstanbul’da kurulan Kürt Nemrut Mustafa Paşa Divan-ı Harbi ismi verilen mahkemede sözde savaş suçları sebebi ile ölüme mahkum edilmiştir. 8 Nisan 1921 tarihinde Ankara Hükümetinin azimli çalışmaları ile Malta’daki sürgünden kurtulmuş ve Eylül 1921 tarihinde şanlı Türk Kurtuluş Savaşında görev almak üzere Ankara’ya intikal etmiştir.

Ankara’ya geldikten sonra bizzat Mareşal Mustafa Kemal Paşa tarfından Güney Cephesinde, işgalci Fransız güçlerine karşı Türk kuvvetlerini birleştirmek ve organize etmek ile görevlendirilmiştir. Ankara Antlaşması ile Fransızlar ile savaşın sona ermesi üzerine de 9 Kasım 1921 tarihinde BMM tarafından Afganistan Kabil’e büyükelçi olarak ataması gerçekleşmiştir. Özellikle o dönemdeki Türk-Afgan dostluğunun gelişmesinde önemli bir pay sahibidir.

1936 yılına kadar aktif olarak görevler alan Ömer Fahrettin Türkkan Ferik korgeneral rütbesi ile emekli olmuştur. 22 Kasım 1948 tarihinde ise bu büyük Türk asker ve diplomatı Eskişehir yakınlarında bir tren seyahati esnasında kalp krizi geçirerek vefat etmiştir. Ömer Fahrettin Paşa’nın vasiyeti üzerine Aşiyan Mezarlığında toprağa verilmiştir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , , ,

Fahreddin Paşa Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

Mondros Mütarekesi’nden sonra teslim olmayıp Medine’yi 72 gün daha savunan Türk kumandanıdır. 

1868 yılında Bulgaristan’ın Rusçuk şehrinde doğdu. 93 Harbinden sonra ailesiyle birlikte İstanbul’a geldi.

Harp okulunu ve harp akademisini bitirdikten sonra 1891’de kurmay yüzbaşı olarak Osmanlı ordusuna katıldı.

Balkan Savaşında Çatalca savunmasında ve Edirne’nin geri alınışında görev aldı.

I. Dünya Savaşı başladığında 4. Orduya bağlı 12. kolordu komutanı olarak Musul’da bulunuyordu.

1915’te 4. Ordu komutan vekilliğine getirildi. bu bölgede iken hem tehcire tabi tutulan Ermenileri yerleştirme işiyle uğraştı, hem de Urfa, Zeytun, Musadağı ve Haçin Ermeni isyanlarını bastırdı.

1916’da 4. Ordu komutanı Cemal Paşa tarafından Medine’ye gönderildi. Fahreddin Paşa elindeki kısıtlı imkânlara rağmen aldığı tedbirler sayesinde Medine’yi 2 yıl 7 ay savundu. Herhangi bir yağma ihtimaline karşı tedbir olarak, Medine’deki 30 parça Kutsal Emaneti 2000 askerin koruması altında İstanbul’a gönderdi.

Medine’nin etrafı isyancıların eline geçmeye başlayınca İstanbul’daki Hükümet, Medine’nin boşaltılmasını istedi. Fahreddin Paşa ‘Peygamberin kabrinin bulunduğu Medine’deki Türk Bayrağını kendi elimle indiremem’ diyerek şehirden ayrılmayı kabul etmedi.

Bir süre sonra Medine’nin etrafı tamamen kuşatıldı. Türk orduları kuzeye doğru geri çekilmeye başladı. Etrafındaki Türk birlikleriyle irtibatı tamamen kesilen Fahreddin Paşa şehri savunmaya devam etti.30 Ekim 1918’de Osmanlı Devleti Mondros Mütarekesini imzalayarak I. Dünya Savaşından çekildi.

Mütarekenin 16. maddesine göre Fahreddin Paşa’nın teslim olması gerekiyordu. 

Kendisine Mondros Mütarekesini tebliğ için İstanbul’dan gönderilen yüzbaşıyı hapsettirdi. Medine’ye en yakın Osmanlı birliği 1300 km uzakta olmasına rağmen Mondros Mütarekesinden sonra da teslim olmadı ve şehri savunmaya devam etti. Osmanlı devletinin teslim olmasında sonra 72 gün daha Medine’yi savunmaya devam eden Fahreddin Paşa yiyecek, ilaç ve cephanenin bitmesinden sonra kendi askerleri tarafından etkisiz hale getirildi ve şehir 13 Ocak 1919’da teslim oldu. 

Böylece Medine’de 400 seneden beri süren Türk hakimiyeti sona erdi.
İngilizler tarafından Türk Kaplanı ismi verilen Fahreddin Paşa, savaş esiri olarak önce Mısır’a daha sonra da Malta’ya gönderildi.

8 Nisan 1921’de Malta’da kurtulduktan sonra Milli Mücadele’ye katılmak üzere Ankara’ya geldi. 9 Kasım 1921’de TBMM tarafından Kabil Büyükelçiliğine tayin edildi.

1936’da Tümgeneral rütbesi ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden emekliye ayrılan Fahreddin Paşa, 1948’de İstanbul’da vefat etti.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , , ,

Fahreddin Paşa Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

Fahreddin Paşa, adını tarihe, 400 sene boyunca Türklerin olmuş Medine’nin, yine Türklerde kalması için canla başla çalışmış bir adam olarak yazdırdı. Ülkesini inatçı ve cesur bir şekilde savunması, onun “Medîne Müdâfii”, “Türk Kaplanı”, “Çöl Kaplanı”, “Medine Kahramanı” lakapları ile anılmasını sağlamıştı.

Asker olmak onun küçük yaşlardan beri hayaliydi. Belki çocuk yaşlarda böylesine güzel anılmayı hayal edemezdi; ama başarmıştı. Çünkü asıl önemli olan, savaşın nasıl kazanıldığı ya da kaybedildiği değil, nasıl mücadele edildiğiydi…

Çocukluğu ve eğitim hayatı

Fahreddin, 4 Şubat 1868’de Tuna Nehri kenarındaki küçücük bir kasaba olan Rusçuk’ta, Fatma Adile Hanım ve Ömer Ağa’nın çocuğu olarak doğduğunda, ailesi ona “Ömer Fahreddin Türkkan” adını verdi. Annesi, Mohaç kahramanı Akıncı Beyi Bali Bey’in soyundan geliyordu. Babası da Nizam-ı Cedid Topçubaşısı idi.

1877 – 1878 Osmanlı – Rus Savaşı (93 Harbi) yaşandığında Fahreddin henüz 10 yaşındaydı ve çoktan gönlüne asker olma isteği düşmüştü. Bu savaş binlerce Müslümanın hayatını elinden almış, birçoğunu da göçe zorlamıştı. Küçücük bedeninin yanında koca bir çocuk kalbi vardı ve bu kalp, onun bir gün “Fahreddin Paşa” olarak tanınacağı günleri de getirecekti.

Osmanlı Devleti, 14. Yüzyıldan itibaren Balkanları İslamlaştırma ideali ile bölgeye Türkler yerleştirmişti. Ancak 19. Yüzyıldan itibaren bölgenin kaybedilmesi, tersine göçü getirdi ve Türkkan ailesinin payına da İstanbul’a yerleşmek düştü. Sahip olunan her şey gözyaşlarıyla geride bırakılmıştı. Tüm bunlar Fahreddin’in içinde kocaman bir boşluk oluşturdu ve askeri eğitim konusunda hırslandı.

Fahreddin, Mekteb-i Harbiye’yi birincilikle bitirdikten sonra Erkan-ı Harbiye Mektebi’ne geçti. Başarılı bir asker olacaktı.

Görevleri

Fahreddin, eğitimini tamamladıktan sonra 1891’de Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle Osmanlı ordusuna katıldı. Başarılı bir giriş yapmıştı; 1908’e kadar merkezi Erzincan’da bulunan 4. Kolordu’da görevliydi. 23 Temmuz 1908’de Meşrutiyet ilan edildikten sonra Yarbaylığa terfi etti ve İstanbul Selimiye 1. Nizamiye Tümeni Kurmay Başkanlığı’na atandı.

Ardından 1912’de Balkan Savaşları başladı. Fahreddin, bu süreçteki başarılı hizmetleriyle de dikkatleri üzerine çekmişti. Çatalca savunmasında ve Edirne’nin geri alınmasında görev aldı.

Fahreddin Paşa evlendi

Fahreddin, 1900’de Ferik Ahmet Paşa’nın kızı Ayşe Sıdıka Hanım ile evlendi.

Bu evlilikten Suphiye ve Ayşe Nermin adını verdikleri iki kızları ile Mehmed Selim, Mehmed Orhan ve Ayhan adını verdikleri üç oğulları oldu.

I. Dünya Savaşı zamanları

Fahreddin, I. Dünya Savaşı başladığında, 4. Orduya bağlı 12. Kolordu Komutanı olarak Musul’daydı. Musul ve havalisinde başarılı hizmetlerde bulundu.

1915’te 4. Kolordu Komutanlığı Vekilliği’ne tayin edildi. Buradaki görevi bölgedeki Ermeni isyanlarına karşı durmaktı. Ne kadar süreceğini kestiremedikleri bu savaşın içinde Fahreddin, var gücüyle çalışıyordu.

23 Mayıs 1916’da artık yeni görev yeri Medine’ydi. 4. Ordu Komutanı Cemal Paşa tarafından Hicaz Kuvve-i Seferiyesi Konutanlığı’na atandı. Burası Fahreddin’in ışığını parlatacak, onu yıllar sonra bile tanımamızı sağlayacaktı. İngilizler, Medine’yi ele geçirmek istiyordu. Fahreddin, tüm imkânsızlıklara rağmen bu bölgeyi 2 yıl 7 ay boyunca savundu.

Medine Müdafaası

Denir ya, “O müdafaa ki, hayali cihana değer”…

Fahreddin Paşa, 2 yıl 7 ay boyunca tüm gücünü ortaya koydu. Öyle ki, askerinin bile gücüne güç katıyordu. Ne olursa olsun hep başını dik tuttu. Gün geldi askeriyle birlikte çekirge kavurması yedi; gün geldi susuzluğa açtığı kuyulardan çıkardığı suyla deva oldu, zemzem niyetine içti, askerine içirdi. Sadece bunlar değil. Evet, açlık susuzluk büyük dertti. Ama Fahreddin Paşa’ya göre askerin maneviyatı da en az karnının tokluğu kadar önemliydi. Bunun için de gazete çıkardı; vatan ve sancak üstüne şiir yarışmaları düzenledi.

Elbette savaş ortamı tüm gerçekliğiyle devam ediyordu. Fahreddin Paşa, şehrin yağmalanması ihtimaline karşın 100 parçaya yakın kutsal emaneti 2000 askerin koruması altında Medine’den İstanbul’a nakletti. O an önemi çok kavranamasa da, bu fikir, aslında hem kutsal emanetleri British Museum’de sergilenmekten kurtaracak, hem de İslam Tarihi Kültürü’ne yadsınamayacak bir katkıda bulunacaktı.

Fahreddin Paşa, uzun süre en ufacık bir sorunu dahi atlamadan ilgilenerek direndi. Ancak öyle bir an geldi ki, devlet merkeziyle bağı koptu; iletişim kuramıyordu. Yiyecek ve ilaç sıkıntısı had safhaya ulaşmıştı. Medine’nin etrafı da yavaş yavaş isyancıların eline geçmeye başladı. Artık İstanbul’daki Hükümet, Medine’nin boşaltılmasını istiyordu. Fahreddin Paşa, şehirden ayrılmayı kabul edemezdi. “Peygamberin kabrinin bulunduğu Medine’deki Türk Bayrağını kendi elimle indiremem” diyordu.

Bir süre sonra Medine’nin etrafı tamamen kuşatıldı. Türk orduları da kuzeye doğru geri çekilmeye başlamıştı. Fahreddin Paşa ise pes etmek istemiyordu. Etrafındaki Türk birlikleri ile irtibatı tamamen kesildiğinde bile Medine’yi savunuyordu.

Medine’yi teslim

Osmanlı Devleti, 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesini imzaladı ve I. Dünya Savaşı’ndan çekildi. 16. Maddeye göre Fahreddin Paşa’nın da teslim olması gerekiyordu. Ama inadında ısrarcıydı Fahreddin Paşa; mütarekeyi tebliği için gönderilen yüzbaşını dahi hapsettirmişti. Teslim olmadı ve şehri savunmaya devam etti. Osmanlı Devleti’nin teslim oluşunun üzerine 72 gün daha geçti; Fahreddin Paşa Medine’yi savunmaya devam ediyordu.

İşin boyutu giderek şekil değiştiriyordu. Ne yiyecek kalmıştı, ne ilaç, ne de cephanelik… Fahreddin Paşa, sonunda kendi askerleri tarafından etkisiz hâle getirildi. Medine 13 ocak 1919’da teslim olmuş oldu.

400 senedir süren Medine üzerindeki Türk hakimiyeti sona ermişti…

Savaştan sonra

Bu inatçı direnişinden sonra Fahreddin Paşa, önce 27 Ocak 1919’da İngiliz kontrolündeki Mısır’a, sonra da 5 Ağustos 1919’da savaş esiri olarak Malta’ya gönderildi.

Sürgün sırasında savaş suçlularını yargılamak üzere İtilaf Devletleri tarafından İstanbul’da kurulan “Kürt Nemrut Mustafa Paşa Divan-ı Harbi” mahkemesi, onu ölüme mahkum etti. Ankara Hükümeti’nin gayretiyle 8 Nisan 1921’de bu esaretten ve ölümden kurtuldu.

Eylül 1921’de Milli Mücadeleye katılmak için Ankara’ya geldi. “Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa”, onu Güney Cephesinde Fransızlara karşı savaşan askerleri birleştirmekle görevlendirdi. Ankara Antlaşması ile sonuçlanan savaştan sonra 9 Kasım 1921’de de TBBM tarafından Kabil Büyükelçiliğine atandı. Fahreddin Paşa, “Türk – Afgan” dostluğunun gelişmesi ve pekişmesinde özellikle etkiliydi.

Cesur Fotoğrafçı Fahreddin Paşa

1917’de Kabil’de bir gece vaktiydi. Bütün şehir alev alev yanıyordu ve göğe yükselen alevlerin ışığında buluştu iki kadim dost. Biri I. Dünya Savaşı zamanında dillere pelesenk Medine savunmasıyla tanınan, sonra da TBMM Hükümetinin Kabil sefiri olan Fahreddin Paşa, diğeri ise Harbiye Nazırı olduğu Başkortostan’ın Bolşevikler tarafından işgal edilmesi üzerine dermanı Türkistan’da arayan Zeki Velidi Bey’di…

Bir yangının orta yeri, ellerde kovalar yangının üzerine yürüyen, kendinden evvel ülkesini düşünme konusunda yeminli iki yiğit göz göze geldi. Alevlerin arasında şaşkın bakışları bir cümleyle bozan ilk kişi Zeki Velidi Bey oldu: “Hayrola Paşam, burada ne işiniz var?” Bu Fahreddin Paşa’ya göre şaşkınlığı bozmak için gereksiz tüketilmiş bir nefes gibiydi. “Unutmayın Zeki Velidi Bey, nerede bir hadise var, orada Türk hazırdır!”

Evet, bu şairane bir hikayeydi ve bu günlere taşıyan da Fahreddin Paşa’nın fotoğraf sevdasıydı. Fotoğrafla doğduğu topraklarda tanıştığında 7 yaşındaydı. Ve yine doğruydu; Fahreddin Paşa nerede bir olay varsa mutlaka oradaydı; fotoğraf makinesi de kesinlikle yanındaydı. Mücadeleden vazgeçmeyen, cesur kişiliği ile kahramanlık destanları yazarken bir yandan da o anları hep kaydediyordu. Cam negatiflerle Osmanlının son günlerinin panoramasını oluşturmuştu.

Fahreddin Paşa emekli oldu

Fahreddin Paşa, 1926’da İstanbul’a döndü ve burada da askeri görevlerine devam etti. O, artık Medine’yi müdafaasıyla tanınan bir Paşa’ydı.

5 Şubat 1936’da Ferik Korgeneral rütbesindeyken TSK’den emekli oldu.

Fahreddin Paşa öldü

O artık emekliydi; ama ülkesine duyduğu derin bağ asla sarsılamazdı. Gönlü ülkesinin aşkıyla dolmuş bu adam, 22 Kasım 1948’de bir tren yolculuğu sırasında kalp krizi geçirdi ve hayatını kaybetti.

Vasiyetiydi; Aşiyan Mezarlığı’na defnedildi.

Cesareti, asla vazgeçmedikleri, sevdikleri ve saydıklarıyla bir Fahreddin Paşa geçti bu dünyadan…

İyi ki…

Damla Karakuş

[email protected]

Not:

Biyografisini okumak istediğiniz kişileri lütfen bizimle paylaşın.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , , , , , , , , , , ,