Etiket: felsefesi hakkında bilgi.

Thomas Hobbes Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Thomas HobbesThomas Hobbes ; İngiliz filozofudur (Malmesbyry 1588 – Hardwick 1679).

Oxford Üniversitesi’ni bitirdi. Özel dersler verdiği öğrencisiyle çıktığı Fransa ve İtalya gezilerinde Avrupa’ nın önemli düşünürleriyle tanışma olanağı buldu. Özellikle Gassendi ve Descartes‘in yakın dostu Mersenne ile matematik düşünce ve Descartes felsefesi onda önemli etkiler yaptı. İngiltere’de bir süre yanında çalıştığı Francis Bacon‘dan da etkilenmiş olup, kurduğu felsefede Bacon onun için en önemli kaynaklardan biri oldu. Eserleri, özellikle Leviathan adlı kitabı nedeniyle soruşturmaya uğradıysa da kralın aracılığıyla koşullu olarak kurtuldu. Olayları nedenlerine dayanarak bilmek gerektiğini savunan Hobbes, nedenleri bulmak için de o nedenlerin sonuçları olan olaylara, etkilere bakmak, matematik bilgi örneğinde olduğu gibi sonuçlar çıkarmakla olası olduğunu ileri sürer. Ona göre; felsefe olayların ortaya çıkışının yinelenmesi olmayıp, önceden görme ve bunu yaşama aktarabilme işidir. Bilgi, yaşamda işe yaraması bakımından önemlidir. Bu nedenle bilginin kesin ve güvenilir olması zorunludur. Nesneler duyu organlarımıza etkide bulunduklarından insanlar dış dünyayı ancak duyu verileriyle kavrayabilirler. Bu etki cismin kendisini vermez, o cismin kendisinden ayrı bir şeydir. Duyumu oluşturan cismin etkilenmesi hareketler gerçekleşir (doğa felsefesi). Devlet anlayışını da doğacı bir görüşle temellendiren Hobbes’a göre, devlet özü gereği yapma bir cisimdir.

Başlıca eserleri: De Cive (Yurttaş Üstüne) 1642, Leviathan (1651), De Corpore (Cisim Üstüne) 1655, De Homine (İnsan Üstüne) 1658, Leviathan dışındaki üç kitabını Elementa Philosophia (Felsefenin Öğeleri) 1667, adıyla bir kitapta topladı.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Ebu Reyhan El Biruni Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Ebu Reyhan El Biruni Ebu Reyhan El Biruni; İslâm bilginidir (Harizm 973-ay.y. 1052).

Yaşamı üzerine açık, ayrıntılı, kesin bilgi yoktur; eserlerinden anlaşıldığı gibi matematik, astronomi, fizik, tıp, tarih, felsefe alanlarında çalıştı ve değerli ürünler verdi. Eleştirel anlayışı, gerçeğe ve bilime değer vermesiyle ünlendi. Gaz-neli Mahmut, Harizm’i ele geçirince ona bağlandı. Hint Seferi’ne katıldı, Sanskrit dilini öğrendi, eski Yunan felsefesi dersleri verdi. Türk olmasına karşın zamanın geleneğine uyarak kitaplarını Farsça ve Arapça yazdı. Batı dünyasında Aliboron adıyla tanınan düşünürün Hindistan dönüşünü yazdığı Tahkiki mâ li’l-Hind daha sonra Hint dinleri ve felsefe akımların üzerine yapılan tüm araştırmalar kaynak oldu. Başlıca eserlerinden sayılan Kitab -üt Tefhim Batı’da ve Doğu’da, matematik, astronomi ve astroloji alanlarında elkitabı olarak kullanılmıştır. Mineroloji (madenler bilimi), farmakoloji (ilaçlar bilimi), kozmografya, coğrafya ve dilbilim üzerinde de eserler veren bilgin, jeodezi biliminin (yer ölçümü) kurucusudur.

Felsefe alanındaki etkinliği, İbni Sina ile sürdürdüğü sorulu yanıtlı yazışmaya dayanır. Bu yazışma özü bakımından daha çok Aristoteles’in doğal felsefesinin ilkeleri üzerinde tartışma yoluyla karşılıklı bir aydınlanma amacına yöneliktir. Doğa felsefesinde gözleme ve tümevarıma öncelik tanıyan bilgin, Aristoteles felsefesinin çoğu tezlerine karşı çıkmakta, dinsel görüşlerini benimsememesine karşın, Razi’nin doğa felsefesi öğretisine yaklaşır. Ancak onu gerçekte özgün kılan görüş, çoğu eserlerin dokusunda bir ana tema olarak rastlanan “tarih felsefesi”dir. Birtakım fosilleri ve kayalık arazilerin tortusal yapısını inceleyen bilgin, çok eski çağlarda dünyamızın kıtaların ortasında denizler ve göller yaratan, büyük tufanlar yaşamış olduğu inancına varmıştı. 10. yüzyıla damgasını vuran bilgin, İslâm ve insanlık tarihinin en büyük düşünürlerindendir. Gökbilimci, tarihçi, bitkibilimci, madenbilimci ve düşünür olarak dönemin tüm bilgi dallarına büyük katkılarda bulunmuştur.

Başlıca eserleri: Tarih alanında; el-AsâruVl-Bâkiye ani’l-Kurûn ile Hâliye (Boş Geçen Yüzyıllardan Kalan Eserler) 1001; coğrafya ve jeoloji alanında; Tahdidu Nihâyâti’l-Emâkin li-Tashih-i Mesafeti’l-Mesâkin (Konutlar Arası Uzaklığın Düzeltimi İçin Mekânların Sınırlanması) 1025; astronomi alanında; el-Kanun el-Mesûdi fi’l Hey’et-ı ve’a Nücum (Mesûdî’nin Gökbilimi ve Yıldızlar Üzerine Yasası) 1030; kimya ve fizik alanında; Kitâbu’l-Camâhir fi-Marifeti’l-Cevâhir (Cevherlerin Etkileri ve Topluluklar Kitabı) 1048; bitki ve ilaçlarla ilgili; Kitâbu’s Saydane 1050 vb.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Charles Sanders Peirce Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Charles Sanders PeirceCharles Sanders Peirce;ABD’li filozoftur (Cambridge/Massachusetts 1839 -Milford/Pennyslvania 1914).

1859’da Harvard Üniversitesi’ni bitirdi. 1861’de Kıyı ve Jeodezi Araştırma Kurumu’nda çalışmaya başladı. 1866’dan sonra mantık ve felsefe konusunda eserler yayınladı. 1869’da Harvard’da astronomi üzerine araştırmalar yaptı. 1879’da Johns Hopkins Üniversitesi’nde, görevlerinden ayrılarak tüm zamanını felsefe çalışmalarına verdi. Özellikle mantık, epistemoloji, metafizik, bilimsel yöntem ve anlam konularında önemli çalışmaları vardır. 1878′ de yayımlanan How to Make Our ideas Clear (Düşüncelerimizi Nasıl Açıklaştırabiliriz) başlıklı yazısında Programcılığın ana ilkesini dile getirdi. Ona göre inançlarımız eylem kurallarıdır. Bir düşüncenin anlamını ve doğruluğunu saptamak için, yalnızca onun hangi hareket tarzım doğurmaya uygun geldiği belirtilmelidir. Bu hareket tarzı o düşüncenin tek anlamıdır. Tüm düşünce ayrılıklarının temelindeki olgu, bunların uygulamada olası bir ayrılıktan başka bir yerde bulunmamasıdır. O halde bir nesne hakkındaki düşünce tam aydınlığa erişmek için yalnızca, o nesnenin uygulamada ne gibi anlaşılabilir sonuçlar taşıyabileceğine, başka bir deyişle o nesneden ne gibi duyurular bekleyip, ne gibi karşı koymalar hazırlanması gerektiğini düşünmek gerekir. Peirce’in epistemolojisinin temel öğretilerinden biri yanılabilirlik ilkesidir. Bu ilkeye göre, bilgi her durumda doğruya bir yaklaşım sürecidir. Ancak kesin ve saltık doğruya tam olarak ulaşılamaz. Ona her zaman yaklaşılacak, buna karşın hiçbir zaman tam olarak erişilemeyecektir. Bunun nedeni saltık kesinliğin, saltık yanılmazlık ve saltık genellik oluşudur. Her konu bilinebilir; ancak bilginin tamamlanması sonsuz bir süreçtir. Her şey bilinebilir olsa da, her şeyi bilmek olanaksızdır.

Peirce, evrende raslantı bulunduğunu savundu. Ona göre rastlantı nedensiz ve düzensiz olaylar kavramı olmayıp, bir ölçüye kadar düzenli olan kendiliğindenliktir. Bu kavramı evreni açıklamada değil, betimlemede kullandığını vurguladı. Rastlantı ilişkilerinin, gelişerek alışkanlıkları, alışkanlıkların da yasaları oluşturduğunu ileri sürdü. O, metafizik kuramını, benimsediği mantık, epistemoloji kuramı ve Pragmacılığından bağımsız olarak ele aldı. Pragmacılık ilkesiyle James, Dewey ve Royce’ı, kavramların anlamını netleştirmeyi amaçlayan ilkesiyle, Viyana Çevresi’nin görüşlerini etkiledi. Yazıları öldükten sonra, 1931’den 1958’e kadar 8 cilt olarak The Collected Papers of Charles Sanders Peirce (C.S. Peirce’in Toplu Yazıları) adı altında yayımlandı.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Friedrich Nietzsche Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Friedrich Nietzsche Friedrich Nietzsche;Alman filozofudur (Röcken 1844 – Weimar 1900).

Babası ölünce annesiyle birlikte Naumburg’a göç etti. 1858’de Pjorta Koleji’ne girdi, küçük yaştan gelen din alışkanlığıyla içine kapanık, din kitaplarıyla başbaşa günler geçirdi. Zamanla dinden uzaklaştı, din adamı olmaktan vazgeçerek 1864’te Bonn Üniversitesi’nde Klasik Filoloji bölümüne girdi. 1866’da Leibzig Üniversitesi’nde çalışmalara başladı. Schopenhauer’in İstenç ve Tasarım Olarak Dünya adlı eserinden etkilendi. 1867′ de Prusya Ordusu’na yazıldı. Kendini şiire ve müziğe verdi. Bu sırada Richard Wagner ve F.Listz’in kızı Cosima ile dostluk kurdu. Hölderlin’e yakınlık duydu. 1869’da Basel Üniversitesi’ne Yunanca profesörü atandı. 7 yıl süren bu dönemi, Nietzsche’nin yoğun çalışmalara, doğaya, şiir ve müziğe kendini verdiği dönemdir. Eski Yunan felsefesini, edebiyatını okuyup, araştırdı. 1870’te İsviçre uyruğuna girmesine karşın, Almanya-Fransa Savaşı’nda Prusya Ordusu’nda gönüllü hastabakıcı olarak çalışmaya gitti. Ne var ki, bedensel zayıflığı, kan görmeye dayanmasını engelleyince hastalanarak Basel’e döndü. 1871’de ilk kitabını yayınladı. Müzik Die Geburt der Tragödie aus dem Geiste der (Tragedyanın Müziğin Ruhundan Doğuşu). İtalya’ya geziler yaparken, yoğun çalışmalarını sürdürdü: Unzeitgemösse Betrachtungen (Çağa Uymayan Düşünceler). 1876’da hastalanınca izin aldı, Sorrento’ya yerleşti, 1877’de göreve döndü. 1878’de Menscliches, Allzumenschliches (İnsanca, Tümüyle İnsanca) adlı eserini yayınladı. Sağlığı yeniden bozulunca üniversiteden emekli oldu (1879). Bundan sonraki çalışmalarıyla özgün felsefesi ortaya çıktı. 1889 Ocak başlarında kriz geçirdi, Jena’da bir sağlık evine yerleştirildi. Annesi ve kız kardeşi bakımını üstlenerek Naumburg’a götürdüler. 1897’de annesinin ölümü üstüne, kızkardeşi Elisabeth onu Weiman’a götürdü. Burada da hiçbir iyileşme göstermedi, 25 Ağustos 1900’da öldü.

Nietzsche 19. yüzyılda Alman felsefesinin önde gelen filozoflarından biridir. Onun felsefesi, bir karşı çıkış ve çağının tüm değerlerini eleştirmedir. Ona göre insanlık Antik Çağ’dan bu yana akılcılığa, salt akılcılığa saplanıp kalmıştır. Oysa insanın bir de doğal olan, yaşama olan yanı vardır ve salt akılcılık işte insandaki bu doğal yanı kırmaktadır. Tragedya, yazgısı ve özgürlüğüyle başbaşa kalmış insanın anlatışıdır. Ne var ki, tragedya salt akılcılıkla kırılmıştır. Bu kırılış Eski Yunanda, Sokrates akılcılığıyla başlar. Oysa Sokrates öncesinde felsefe ya da insan tragedya ile daha özden ilişkiler içindeydi. Tragedyada insan, kendini kavrarken, bir yandan da yazgısına bağımlılığının ve yazgısıyla kendisi arasında dengenin farkına varır. Trajik yaşamının iki önemli yanı vardır: Taşkın, coşkun gelişme içgüdüsüyle denge ve ölçü. Bu iki yan birbirlerini dengeler. Trajik yaşam da bu gerilimden ötürüdür. İnsan bu ortamda kendisi, doğası ve doğanın, evrenin bütünlüğüyle karşı karşıyadır. Doğaya açılma, kendine kapanma doğadan insana, insandan doğaya gidip-gelen gerçek yaratmadır. Sokrates ile başlayıp, Eski Yunan felsefesiyle gelişerek günümüze kadar sürüp gelen aklın buyruğunda, doğadan kopmuş olarak yaşamak, insanı kendinden, gerçek yaşamdan uzaklaştırmıştır. İnsan salt doğruluğu bulacağım diye, aklın katı buyruğuna teslim olmuş, yaşamdan kopmuştur. Oysa Nietzsche’ye göre salt doğruluk olamaz. Olsa olsa değişme varır. Antik Çağ’dan, Herakleitos’dan gelen bir solukla, evreni sürüp giden bir değişme olarak görür. Değişmeyi ise yaşam sürdürür. Yaşamak değişime girmektir. İnsan aklın bağlayıcı, tutsak edici gücüne karşı direnmekle yaşamaya başlar. Erdem böylece tüm yetkiler karşısında özgür olacaktır. Yaşamak insan için gücünü hep geliştirmek, hep güçlenmektir. Buna toplumda her kişi ulaşamaz. Ancak büyük insanların yoludur bu. Toplumları ayakta tutanlar da onlardır. Nietzsche’nin yaşam ve ahlak anlayışında Darwin’in öğretisi de önemli bir etki oluşturur. Çünkü ayakta kalanlar güçlü olanlardır. Yaşamak güçlülükle olasıdır. Güçsüzlerin yaşam hakkı yoktur. Onlar, Darwinci termolojiyle, doğal ayıklanmaya uğrayarak yok olurlar. Böylece yaşamak, sürekli güçlüğe koşuştur. Bu atılışta en anlamsız, hatta saçmaya şey eşitlik olabilir. Nietzsche güçlülerin egemen olduğu yerde eşitsizliğin, ahlakın temel kavramı olmasını savunur. O, insana önemli bir yaşam görevi verir. İnsan güçlü olmak, bir sürü gibi yaşamaktan kurtulmak zorundadır; biyolojik olarak nasıl maymundan öte bir varlığı varsa, yaşam olarak da daha öte bir insan olmak zorundadır. İşte bu daha öte insan, Nietzsche’nin deyişiyle üst insandır.

Başlıca eserleri: Die Geburt der Tragödie aus dem Geiste der Musik (Tragedyanın Müziğin Ruhundan Doğuşu) 1872, Die Philosophie im tragishen Zeitalter der Griechen (Yunan’ın Trajik Çağında Felsefe) 1963, Vom Nutzen urıd Nachteil der Histoire für das Leben (Tarih Üstüne) 1874, Menschliches, Allzumenschliches (İnsanca Hep İnsanca) 1878-1879, Morgenröte (Sabah Kızıllığı) 1881, Die fröchliche Wissenschaft (Böyle Buyurdu Zerdüşt) 1883, Jenseits von Gut und Böse (İyi ve Kötünün Ötesinde) 1886, Zur Genealogie der Moral (Ahlakın Kaynağı Üstüne) 1887, Ecce Homo (1889).

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

John Stuart Mill Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

John Stuart MillJohn Stuart Mill; İngiliz İktisatçısı ve filozofudur (Londra 1806 – Avinon/ Fransa 1873).

İyi derecede Yunanca ve Latince öğrendi, ayrıca tarih, mantık ve ekonomi politik konularında çalışmalar yaptı. 25 yaşında depresyon geçirdi. Bu durumunu güzellik, sanat müzik ve şiirin yardımıyla atlattı. Fransa’da bir süre kaldıktan sonra hukuk öğrenimine başladı (1870). Öğrenimini yarım bırakarak Doğu Hindistan Şirketi’nde çalışmak için gitti, başmüfetişlik yaptı ye 1856’da emekliye ayrıldı. Ekonomi konusundaki en önemli kitabı olan Principles of Political Economy’de (Politik Ekonominin Kuralları) 1848, nüfusun üretimden daha hızlı arttığını, bu nedenle yaşam standartlarının yükseltilmesi için nüfus planlamasının gerekliliğini savundu.

System of Logicde (Mantık Sistemi) 1843, ise mantık kuralların deneyimlerle oluştuğunu söyler, ancak genel düşünce bu kuralların aklın bir parçası olduğudur. On Liberty (Özgürlük Üzerine) 1854 ve Consideration on Represantitive Governement (Temsili Yönetim Hakkında Düşünceler) 1861, Mill’in faydacılık üzerine yazdığı eserleridir. En çok tanınan çalışma Autobiography (Otobiyografi) 1869, mantık, faydacılık, ve politik felsefe konularındaki yazıları ve klasik ekonomi hakkındaki raporudur. Büyük bölümünde bütün eserlerinin doğuşu ve gelişmesini anlatır. Auguste Comte ve Sir William Hamilton’un felsefesine yer verir. En önemli kitaplarını yazdıktan sonra Avam Kamarası’na girdi (1865-1868). Radikallerle birlikte oy hakkının genişletilmesi, kadınlara oy hakkının verilmesi, dengeli temsil ve İrlanda toprak reformu konularında kampanyalar açtı. Mili, döneminin etkili bir bilgini olmasına karşı düşüncelerinin büyük bölümü günümüzde geçerli değildir.

Öteki eserleri: Utilatirianism (Faydacılık) 1861, Auguste Comte Pozitivizm (Positivizm) 1865, Examiation of Sir William Hamilton’s Philosophy (W. H’ın Felsefesi Üzerine Araştırmalar) 1865, On the Subjections of Women (Kadınların Köleliği) 1869, Essays on Religon (Din Üzerine Üç Deneme) 1874.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , ,

Sinoplu Diogenes Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Sinoplu DiogenesSinoplu Diogenes; Eski Yunan filozofudur (Sinop İÖ 412-Korinthos 327).

Yaşamına ait bilgiler çok azdır. Atina sokaklarında öğleyin, elinde fenerle Bir İnsan Arıyorum diye dolaşmasıyla, kendisinden bir isteği olup olmadığını soran Büyük İskender’e Gölge etme başka ihsan istemem demesiyle günümüze kadar anılan, Platon’un Çılgın Sokrates adını verdiği Sinoplu Diogenes, gerçekte felsefesini yaşayan az sayıdaki filozoflardan biridir. Atinalı Antisthenes’in kurduğu Kynikler Okulu’nun öğrencisi oldu, sonra da burada edindiği felsefeyi yaşayarak ölene kadar sürdürdü. Bir fıçı içinde yaşadığı söylenir.

Yaşamının temel dayanakları şöyle sıralanabilir: Gereksinmelere en aza indirilmelidir. İnsan erdemli bir yaşam sürmelidir. Erdemin kaynağı bilgidir, bilmedir, bilerek eylemedir. Uygarlık, gerekçeleriyle ve değerleriyle zararlıdır, saçmadır. Doğada doğal olarak doğaya uygun bir yaşam sürmek gerekir. İnsan doğadadır ve kendisiyle baş-başadır. Bu nedenle insan için en iyi yaşama, kendisine dayanarak sürdürdüğü yaşamdır. Kendisine dayanan insan, gereksinmelerini en aza inmiş her şeyden olabildiğince uzaklaşarak her şey karşısında bağımsızlığını kazanmış insandır.Günümüze ulaşmış eseri yoktur.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , ,

Ralph Waldo Emerson Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Ralph Waldo EmersonRalph Waldo Emerson; (1803-1882)

Amerikalı bir filozof, yazar ve şairdir. Düşüncede kendine-güven nazariyesiyle tanınır. Bu görüş onun hayatında ve karakterinde de açıkça belirmiştir. Self-Reliance (Kendine-Güven) adlı meşhur denemesi şu satırlarla biter:

“Siyasi bir zafer, kiraların artması, hastanızın iyileşmesi, sevgili bir dostun dönüşü gibi sevindirici olaylar sizi neşelendirir; güzel günlerin’ yaklaştığına hükmedersiniz. Böyle düşünmek yanlıştır. Küçük sevinçlere inanmayın. Size kendinizden başka hiçbir şey mutluluk getiremez. Kendi inanışlarınızın zaferini görmenin dışında bir mutluluk olamaz.”

Bir papazın oğlu olan Emerson, Boston’da doğdu. 14 yaşındayken Harvard Üniversitesi’ne girdi. Bu okulu bitirdikten sonra bir yandan öğretmenlik yaparak hayatını kazanırken, öte yandan ilahiyat öğrenimi yapıyordu. 1826’da babasının bağlı olduğu kilise/e papaz olarak .girdi. İşine çok düşkün, içine kapanık bir kimse olduğu halde, kişisel özgürlüğe büyük değer verdiğinden, kısa bir süre sonra, bu görevinden ayrıldı. 1832′ den sonra öğretmenlik ve yazarlıkla uğraştı.

Emerson 1833’te Avrupa’ya gitti, bu sırada Coleridge, Wordsworth ve Cariyle gibi ünlü edebiyatçılarla görüşmek fırsatını buldu. 1835’te ikinci defa evlenerek Amerika’ nın Massachusetts eyaletinde yerleşti. Burada komşuları olan tanınmış Amerikalı yazarlardan Hawthorne’un, Thoreau’nun, Louisa May Alcott’un üzerinde büyük etkisi oldu.

1836’da Emerson’un ilk eseri olan Nature (Tabiat) yayınlandı. Emerson bu kitabında kişisel Özgürlük konusundaki düşüncelerini çok açık bir şekilde anlatmıştır. Daha sonra, Essay (Denemeler) adı altında topladığı çalışmalarının ilk bölümü 1841’de, ikinci bölümü de 1844’te yayınlandı. Böylece, Emerson çağının en başarılı yazarları ve düşünürleri arasında yer aldı. , O sırada Amerika’nın New England bölgesinde toplanmış bulunan idealist yazarlar, Transandantalizme dayanan bir akım kurmuşlardı. Emerson kısa bir süre için bu edebi akımın organı olan The Dial gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı.

1847’de Emerson ilk olarak şiirlerini yayınladı. Bunlar da denemeleri gibi onun hayatını ve inanışlarını gösteren eserlerdir.

Emerson’un edebi hayatı 1870’te sıhhatinin bozulmasıyla sona erdi. Son yıllarını evinde dinlenmekle geçirdi.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

İbn Tumart Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

İbn Tumart; tam adı ebu abdullah muhammed bin tumart (d. y. 1080, İçli Vergan, Sus – ö. Ağustos 1130, Tinmel, Fas), Berberi dinsel ve askeri önderdir. Kuzey Afrika’da Muvahhid hareketine {bak. Muvahhidler) önderlik etmiş, öğretisinde, Kuran ve hadislere sıkı sıkıya bağlı bir hukuksal ve dinsel ahlak reformu programını Tanrı’nın birliği (tevhid) anlayışıyla birleştirmiştir.

Küçük yaşta din konularıyla ilgilenerek kendini yetiştirdi. Daha sonra bilgisini artırmak amacıyla Doğu’daki İslam ülkelerini dolaştı. Eş’ari ve Gazali’nin görüşlerinden etkilendi. Çalışmalarıyla Kuzey Afrika ve İspanya’da yayılmakta olan Maliki mezhebinin gücünün sarsılmasına yol açtı.

İbn Tumart görüşlerini yaymak için Trablus’ta ve Mehdiye’de vaazlar verdi. Mehdiye sultanı Yahya bin Tamim’den büyük yakınlık gördü. Tanrı’nın birliğinden kaynaklanan bir ahlak düşüncesi geliştirerek, bunu hadislerle bağdaştıran ve oldukça katı bir ahlak reformuna öncelik veren yeni bir öğreti oluşturdu. Bir süre sonra Hammudi hükümdarı, nüfuzuna karşı gelişen bu harekete tepki gösterdi. Halk kendisine karşı ayaklanınca İbn Tumart, yöredeki Berberi kabilelerinden Urriagallere sığındı ve bu sırada en büyük yardımcısı ve izleyicis: Abdülmümin’le tanıştı.

Fez ve Meknes’te yaptığı çağrılar halk tarafından tepkiyle karşılandı. Öteki Kuzey Afrika Berberi kentlerinde de öğretisini ve gerçekleştirmek istediği ahlak reformlarını halka benimsetemedi. Murabıtların merkezi Marakeş’te yöneticilerin kuşkusunu çekmesi üzerine emir, kendisini Murabıt fıkıhçılarıyla tartışmaya çağırdı. Tartışmada üstünlük sağlayınca bağışlandı ve Agabin’e giderek çevresindekilere mehdi olduğunu, kendi yolundan ayrılanların dinsiz olacağını ilan etti. Eş’arilikten biraz ayrılan ve Şiiliğe özgü bazı öğeler içeren görüşlerini Tevhid (1903) adlı yapıtında ortaya koydu. Bir süre sonra Atlas Dağlarında yaşayan soydaşlarını örgütleyerek kendisine inananlara “müminun” ya da “muvahhidun” adını verdi. Daha sonra Tinmel’i ele geçirdi. Araziyi ve evleri adamları arasında bölüştürerek bir kale yaptırdı. Yöredeki kabilelerin kimini zorla, kimini istekleriyle Müslüman yaptı. 1123’te Abdülmümin komutasında Murabıtlara karşı gönderdiği ordu büyük bir bozguna uğradı. Kendisi de Tinmel’de kuşatıldı ama kurtularak eski nüfuzunu kazandı. Ölümünden sonra yerine geçen Abdülmümin, İspanya’da ve Kuzey Afrika’da Murabıtların nüfuzu zayıfladığı ölçüde güç kazandı ve uzun mücadelelerden sonra büyük bir hükümdarlık kurdu.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , ,

İbn-i Tufeyl Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Ibn-i-Tufeylİbn-i Tufeyl;tam adı ebu bekir muhammed bin abdulmelik bin muhammed bin muhammed bin tufeyl el-kaysi (d. 1106, Vadiü’l-Aş, Gırnata [Granada] – ö. 1185, Marakeş), Endülüslü İslam filozofudur. Gerçeğe ancak sezgi ve içedoğuşla ulaşılabileceğini savunmuştur.

Kays kabilesinden gelen İbn Tufely Gırnata’da tıp, astronomi, kelam ve felsefe öğrenimini gördü. Aynı kentte hekimlik ve eyalet valisinin sır kâtipliğini yaptı. 1154’te Septe ve Tanca valisinin kâtibi olan İbn Tufeyl, daha sonra Muvahhid hükümdarı Ebu Yakup Yusuf’un (hd 1163-84) hekimliğine getirildi.

Yeni-Platonculuğun etkisiyle İşraki felsefeye bağlanan İbn Tufeyl’in temel yapıtı, felsefi bir öykü niteliğindeki Hayy ibn Yak-zan’dır (Ruhun Uyanışı ya da Hayy ibn Yakzan’ın Olağanüstü Serüveni, 1985). Öykünün kahramanı Hayy, ıssız bir adada tek başına büyümüş, bir ceylan tarafından emzirilmiştir. Gelişmesinin her yeni aşamasında zihinsel yetenekleri de ilerler. Ceylanın ölümünden sonra yapayalnız kalınca Hayy’ da ölüm kavramı belirir. Zamanla çevresindeki varlık türlerini tanır, nedensellik, yer kaplama ve hareket kavramlarını edinir. Böylece genel varlık kavramına, daha sonra tümellere ulaşır, mutasavvıfların derin tefekkür yaşamını kavrar.

İbn Tufeyl’e göre Tanrı’nın özü, duyuların ve usun sınırlarını aşar. Tanrı’nın bunlar aracılığıyla kavranması olanaksızdır; o ancak derin düşünceye dalarak kavranabilir. Bu aynı zamanda tanrısal varlıkla birleşmek anlamına gelir. Esrarü’l-Hikmeti’l-Meşrikiye adıyla da bilinen Hayy bin Yakzan (Yakzan Oğlu Hayy, 1986) bazı araştırmacılarca ilk felsefi roman olarak nitelenir. Yapıt Batılı ilahiyatçılar ile Platoncu ve Yeni-Platoncu filozoflar üzerinde uzun süre etkili olmuştur.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , ,

Huỳnh Phú Sổ Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Huỳnh Phú Sổ; Huyen olarak da yazılır, Dao Khung ya da Phat Song olarak da bilinir. (d. 1919, Hoa Hao, Nam Ky – ö. 1947, Long Xuyen), Vietnamlı filozof, Budacı reformcu ve siyasal eylemcidir. Hoa Hao kısa adıyla bilinen Phat Giao Hoa Hao dinini kurmuş (1939), hem Fransızlara, hem de komünistlere karşı askeri ve siyasal eylemlere katılmıştır.

Zayıf ve hastalıklı bir çocuktu. Budacı bir keşiş tarafından eğitildi; 20 yaşına geldiğinde de anlaşılamayan bir biçimde iyileşti. Bu tarihten sonra, Budacılıkta reform yapılmasını savunan vaazlar vermeye başladı. Budacılığın Vietnam’da yaygın olan Mahayana kolu yerine Theravada Budacılığına dönülmesini, gösterişsiz, azla yetinen bir yaşayışı, yalın tapınma biçimini ve kişisel kurtuluşu vurguluyordu. Hoa Hao, Budacılıkla atalara tapınmayı, animist ayinleri, Konfüçyüsçülüğün bazı öğelerini ve yerel Vietnam uygulamalarını birleştiriyordu. Kızıl kahverengi bir bayrağı ve kendine özgü bayramları vardı.

Huynh Phu So bütün Vietnam’ı dolaşarak şifalı bitkilerle ve akapunkturla tedavi yöntemlerini uyguladı. Konuşurken dinleyicilerini neredeyse hipnotize ettiğinden Dao Khung (Çılgın Keşiş) adıyla tanınmaya başladı. II. Dünya Savaşı’nda Fransa’nın yenilgisini, Japonların Çinhindi’ni işgalini, ileri bir tarihte de ABD’nin savaşa gireceğini önceden haber verdi. Bu gibi kehanetleri müritlerinin ona Phat Song (Yaşayan Buda) adını vermelerine yol açtı.

Ünü ve yandaşlarının sayısı arttıkça ateşli konuşmalarıyla Fransız sömürge yönetiminin dikkatini çekti. Durmadan bir bölgeden öbürüne sürüldüyse de hep yeni müritler edindi. Sonunda Fransızlar tarafından bir akıl hastanesine kapatıldı. Bu kez de görüşlerini başhekime kabul ettirdi. Çaresiz kalan Fransızlar, onu Laos’a sürmeye çalıştılar, ama 1942’de Japon ajanlar tarafından kaçırılarak Saygon’da hapsedildi.

Savaştan sonra Hoa Hao dini önce Fransızlarla, sonra da komünist Viet Minh ile olan anlaşmazlıktan yüzünden saldırgan bir dinsel, siyasal ve askeri kült haline geldi. Huynh Phu So, Hoa Hao ile Viet Minh arasındaki ayrılıkları gidermek için yapılan düzmece bir toplantıya giderken yolda kaçırıldı ve Long Xuyen’deki “yargılama”dan sonra idam edildi. Hoa Hao müritlerinin çoğu Huynh’un öldüğünü kabul etmez ve bir bunalım sırasında geri döneceğine inanır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,