Etiket: Francis Bacon Aslen NERELİ

Francis Bacon Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında (Kısaca)

Francis Bacon

Francis Bacon (22 Ocak 1561, Strand, Londra, Birleşik Krallık – 9 Nisan 1626, Highgate, Birleşik Krallık)

İngiltere’nin tanınmış fikir adamlarından biridir. Felsefeye olan merakı çok genç yaşlarda başlamıştı, on üç yaşında Cambridge’ deki Trinity kolejine gönderildi. Fakat öğretim plânını yetersiz bulduğundan üç yıl sonra okuldan ayrıldı, İngiliz Elçisinin himayesinde Fransa’ya giderek politika kültürü ve devlet idaresi alanlarında öğrenimine devam etti. Bu konulardaki incelemelerini, «Of the State of Europe» (Avrupa’nın Durumuna Dair) adlı eserinde toplamıştır. Bacon, 1579’da, babasının ölümü üzerine İngiltere’ye döndü. Orada, malî durumunun yetersizliğinden dolayı, ilmî çalışmalarına devam edemedi, hukukla uğraşmaya başladı.

Bu arada İngiliz asillerinden Essex, Ba-con’a Turckenham malikânesini vermişti. Bir müddet sonra Essex bîr suikast suçu ile yargılanırken Bacon, kendisine yapılan iyiliği gözönünde bulundurmaksızın, onun aleyhinde çalıştı. Bu olaydan dolayı büyük şair Pope, Bacon için, «İnsanoğlunun en zekîsi, en akıllısı, en kötüsü» demiştir.

Bacon, 1590’da Kıraliçe I. Elizabeth’in konseyine katıldı. Middlessex Parlâmentosu üyeliğine seçildi. 1603’te Şövalye unvanını kazandı, dâvavekilliğine getirildi. İki yıl sonra ela Lord unvanını aldı.

Bacon, hayat seviyesinin yükselmesiyle başlıyan israftan dolayı bir müddet sonra büyük borçlara girmiş, hediye mahiyetinde rüşvet almaya -başlamıştı. Bir şikâyet üzerine mahkemeye verildi. Böylece, değerli filozofun adına ilk leke sürülmüş oluyordu, âacon, hapis ve para cezalarına çarptırılarak işinden çıkarıldı. Kısa bir süre sonra cezası affedildiyse de, iş hayatındaki bu sarsıntıdan dolayı Bacon, vaktini ilmî araştırmalara, edebiyata hasretti.

Bilimsel sonuçların ancak deneyle elde edilebileceğini ileri süren Bacon, soruşturmada modern «tümevarım» metodunun kurucularından sayılır.

Özellikle felsefe alanında parlamış olan bu fikir adamının en önemli eseri 1597 yılında basılan «Essays» (Denemeler) dir. Diğerleri : «The Advancement of Learning» (Öğrenimin Gelişmesi); «Novum Organum»; «History of the Reign of Henry VII.» (VII. Henry Devri Tarihi) dir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , ,

Francis Bacon Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Francis Bacon; (d. 22 Ocak 1561, York House, Londra – ö. 9 Nisan 1626, Londra), İngiliz devlet adamı ve filozoftur. Doğanın ve toplumun kavranmasında deneyci bilgi öğretisini ve tümevarım yöntemini savunmuştur. Aynı zamanda İngiliz dilinin ustalarından biri olarak kabul edilir.

Yaşamı. Babası krallık mühürdarı olan Francis Bacon, anne tarafından I. Elizabeth’ in başbakanı William Cecil’in akrabasıydı. 1573’te Cambridge’de Trinity College’a girdi. “Kısır” olarak nitelendirdiği Aristotelesçi felsefeye karşı duyduğu hoşnutsuzluk bu dönemde başladı. 1576’da hukuk öğrenimi görmek üzere Gray’s Inn’e girdi, ama ardından İngiliz büyükelçisinin maiyetinde Paris’e gitti. Babasının ölümü üzerine 1579’da geri döndü ve hukuk öğrenimini sürdürerek 1582’de avukat oldu. Aynı kurumdaki hocalık ve baro yönetim kurulu üyeliğinden sonra saray hukuk danışmanlığı yaptı. 1584’te parlamentoya girdi. Kraliçeye ve etkili kişilere çeşitli ülke sorunları ile ilgili mektuplar yazarak göze girmeye çalıştı, ama bu çabaları sonuç vermedi. 1593’te İspanya’ya açılan savaşın giderlerini karşılamak için krallık ödeneklerinin artırılmasına karşı çıkması, gözden düşmesine yol açtı. Danışmanlığını da yaptığı dostu genç Essex kontunun girişimlerine karşın, boşalan başsavcılık makamını, yaşamı boyunca rakibi olan Sir Edward Coke’a kaptırdı. Essex kontunun başka makamlar için yaptığı başvurular da hep sonuçsuz kaldı.

Bacon gene de saraya danışman olarak girmeyi başardı. İspanyol hazine gemilerinin yolunu kesmede başarısızlığa uğrayan koruyucusu Essex kontunu, İrlanda’daki Katolik ayaklanmasını bastırma işini üzerine alması için özendirdi. İşlerin ters gitmesi üzerine serinkanlılığını yitirip başına buyruk davranan Essex kontu ile ilgili gayri resmî yargılamada, “iyi yurttaş” olmanın “ivi insan” olmaktan önce geldiğini belirterek, koruyucusunu suçlamaktan kaçınmadı. 1601’de başarısız bir ayaklanma girişiminde bulunan Essex kontunu vatan hainliği ile suçlayan resmî raporu hazırladı.

Bacon, Elizabeth’in 1603’te ölmesinden sonra, kuzeni Robert Cecil’in de yardımıyla, çeşitli alanlardaki bilgi birikimini I. James’in hizmetine sunma olanağını buldu. İskoçya ile birleşme görüşmelerinde etkin bir görev aldı. 1605’te krala adadığı Advancement of Learning (Bilginin Gelişimi) adlı kitabını yayımladı. Ertesi yıl bir Londra Belediye Meclisi üyesinin kızıyla evlendi. Haziran 1607’de başsavcı yardımcılığı görevine getirildiyse de, siyasal alanda pek etkili olmadı. Sonraki yıllarda özellikle taht ile parlamento arasındaki ilişkileri ele alan mektuplarıyla James’i etkileyerek, 1613’te Coke’un yerine başsavcılığa geçmeyi başardı. Krallığın üstünlüğüne ilişkin görüşlerinden dolayı, geleneksel hukuku ve yargıçların bağımsızlığını savunan Coke ile giderek artan bir çatışmaya girdi. Baskıya karşı ayaklanmanın haklılığı üzerine bir broşür yazan bir din adamı ile ilgili davada, yargıçlara baskı yapılmasına aracılık etti. Coke görevden alındıktan sonra, Mart 1617’de mühürdar oldu. Ertesi yıl lord chancellor (adalet bakanı) ve Verulam baronu, 1621’de de St. Albans vikontu yapıldı.

Bacon’ın bu yükselişinde, parlamentodaki çalışkanlığının yanı sıra, etkili çevrelerle kurduğu ilişkiler de rol oynadı. Bu dönemde, bir defter içinde topladığı Commentarius Solutus (Serbest Yazılar) rakiplerinin zayıf noktalarından devlet işlerine, sağlık bilgilerinden felsefe tasarılarına kadar çok değişik konularla ilgilendiğini gösterir. En ünlü yapıtı Novum Organum’u (1620; Yeni Organon, 1948) yayımlamadan önce en az 12 taslak üzerinde çalıştığı anlaşılan Bacon, bu dönemde bazı küçük felsefe kitaplarının dışında, efsanelerin yorumlanmasına dayanan De Sapientia Veterum (1609; Eskilerin Bilgeliği) adlı ilginç bir kitap yazdı. Bilimlerin yeniden düzenlenmesini öngören Instauratio Magna (1620; Büyük Yenileme) ile yurt dışındaki bilginlerin ilgisini çekti. Bilim ve felsefeye düşkünlüğüne karşın, bu yıllarda asıl çabasını devlet işleri üzerinde yoğunlaştırdı. Ülkenin bir iç kargaşaya doğru sürüklendiğini görmekle birlikte, yeniliklerden ürktüğü için, kralın egemenliğinin korunması gereğini savundu. Büyük bir bağlılıkla hizmet ettiği kralın güvenini kazandı, ama onun üzerinde her zaman etkili olamadı.

Bacon 1621’de rüşvetçilikle suçlanıp yargılandı. Hastalığından dolayı savunma için süre istediği bir sırada, Lordlar Kamarası da hakkındaki şikâyetleri ele aldı. Bir pişmanlık dilekçesi vererek görevinden çekildiyse de, 40 bin sterlin para cezasına çarptırıldı ve Londra Kulesi’ne hapsedildi. Kısa bir süre sonra serbest bırakıldı; bundan sonra büyük sıkıntılar içinde yaşadı. Bu dönemde kendisini bütünüyle bilim ve felsefeye adayarak değerli yapıtlar verdi. Hukuk derlemeleri, İngiltere tarihi, tefecilik, İspanya ile savaşın getireceği sonuçlar ve eğitim reformları gibi değişik konular üzerinde durdu. Tasarladığı altı ayrı doğa tarihi kitabından yalnızca ikisini yazabildi. 1610’da yazmaya başladığı ve ideal topluma ilişkin bir ütopya denemesi olan Nova Atlantis’in (1627; Yeni Atlantis, 1957, 1966) bir bölümünü yayımladı. İtalyan düşünürler ile yazışarak onlara yapıtlarını gönderdi. İlk kez 1597’de yayımlanan Essayes (1625; Denemeler, 1975) adlı yapıtının üçüncü ve genişletilmiş baskısını hazırladı. 1622/23’te kralın elini öpmesine izin verildiyse de, hiçbir zaman tam anlamıyla bağışlanmadı.

Felsefesi. Bacon’ın, yaratılıştan doğaya yönelik, deneye eğilimli, sürekli araştırmayı seven, kesin bilgiye ulaşana kadar sorunları irdeleyen bir kişiliği vardı. Yapıtlarında eylem adamı ve düşünce adamı yönleri arasındaki karşıtlık belirgin olarak görülür. Bir yandan dürüst bilgeler aracılığıyla “insanın doğa üzerindeki egemenliğini son çizgisine ulaştıracak” bir toplumun düşünü kurarken, bir yandan da I. James’in çıkmazlarına düzeni koruyarak çözüm arıyordu. Siyasal düzlemde yükselme hevesinin yol açtığı bu çarpıklığa karşın, bir filozof olarak Bacon doğayı ve toplumu kavrama konusunda kuşkuya yer veren, önyargılardan uzak ve araştırmacı bir yaklaşımı benimsemiştir. Bu arada ortaçağ Aristotelesçiliğine karşı deneyci yöntemi savunan düşünürlerin yazdıklarından da yararlanmıştır.

Bacon’ın felsefesinin odağı bilimdir. Ona göre bilim bir ilerleme, gelişme sürecidir. Tarih boyunca dinsel, siyasal ve düşünsel nedenlerle önem verilmeyen bilimin, insanları aydınlatma ve yönlendirme işlevini öne çıkarmak gerekir. Bilim, sözcüklerle oynama yerine, doğanın özünü kavramaya yönelmelidir. Doğaya egemen olmanın birinci koşulu, onu kendi bütünlüğü içinde bilmek, onu düzenleyen genel yasaları kavramaktır. Bunun yolu da deneyden geçer. Kesin bilgi, kuşkunun bittiği yerde başlar.

Düzene düşkün bir kişi olan Bacon, bir bütün olarak gördüğü bilim ve yaratı ürünlerini us, düş gücü ve bellek yetilerine göre bölümlere ayırır. Felsefenin kapsamına giren bilimlerin , kaynağı us, düş gücünün ürünü şiir ve öteki yaratı örnekleri, belleğin ürünü ise tarihtir. Bütün bilimlerin görevi, olayların nedenlerini sonuçlarıyla bağlantılı olarak öğretmektir. Bacon, kendi döneminde eksik ve yetersiz olarak gördüğü felsefe ve bilim üzerinde durur. Bu bağlamda insan zihni ile nesnelerin doğası arasındaki ilişkiyi köklü bir biçimde yeniden düzenlemeyi amaçlar. Doğanın incelikli gizlerini araştırmada daha yetkin yöntemler geliştirerek insanoğlunun yaratıcı gücünü özgürleştirme peşinde koşar. Bacon’a göre, bunu sağlamak için tasımlara dayanan usavurmanın yerini, deneylere dayanan eleştirel bir tümevarım yöntemi almalıdır.

Bu öğreti Novum Organum’da, yapıtın mayasını oluşturan üç düşüncenin işlendiği özdeyişler biçimini alır. Bu düşünceler yeni bir mantığın gerekliliği, doğadaki niteliklerin “alfabe”sini oluşturacak “kalıp”lar (form) bulma çabası ve kapsamlı bir doğa tarihi derlemesine ilişkindir. Bunların kendi başlarına kavranabilir olduğunu, ama aralarındaki ilişkilerin karmaşıklık yarattığını savunan Bacon, bilimi, temelini doğa tarihinin, gövdesini fiziğin ve uç noktasını metafiziğin oluşturduğu bir piramit biçiminde görür. Başlangıçta zaman zaman uğraştığı doğa tarihi, yaşamının sonuna doğru çalışmalarının asıl odağı durumuna gelmiştir.

Bilim anlayışı. Bacon bilime büyük önem vermesine karşın, çağdaş anlamda iyi bir bilim adamı değildi. Astronomiye yaklaşımı tutucuydu. Matematiğin ve yeni bulunan logaritmanın önemini tam olarak kavrayamamıştı. Kaldıraç sistemi, cisimlerin ivmesi ve kan dolaşımı ile ilgili yeterli bilgisi yoktu. Bacon’ın, zamanındaki bu gelişmelerden habersiz oluşu, benzerlikleri kolayca kavrayabilen zekâsının, farklılıkları kavramaya aynı ölçüde yatkın olmayışıyla açıklanabilir. Çünkü onun için bilimin başlıca temeli tümevarım yöntemiydi.

Bacon’a göre doğayı tanıma yöntemi olan tümevarım, olayları oluşturan ve biçimlendiren özün kavranmasını sağlar. Tümevarımın başlıca kaynağı olan deney, kesin genellemelere varmak amacıyla belirli kurallar çerçevesinde yapılmalıdır. Tikel bir olaydan yola çıkarak genel sonuçlara ulaşmayı yanlış bulan Bacon, deney sonuçlarının toplanarak düzenlenmesiyle tümevarılabileceğini belirtir. Tümevarıma giden yolu tabıda praesentiae (varlık çizelgesi), tabula graduum (derece çizelgesi) ve tabula absentiae (yokluk çizelgesi) biçiminde üç basamağa ayınr. Birinci çizelgede incelenen özelliğin bulunduğu bütün olgular saptanarak sıralanır. İkinci çizelgede incelenen özelliğin değişik derecelerde bulunduğu durumlar sıralanır. Üçüncü çizelgede ise incelenen özelliğin bulunduğu durumlara olabildiğince çok benzeyen ama bu özelliği taşımayan durumlar belirlenir.

Bacon’ın tümevarım yöntemiyle uygunluk yöntemi, birleşmiş uygunluk-ayrım yöntemi ve eş değişmeler yöntemini temelde kavradığı söylenebilir. Bununla birlikte yöntemi iki önemli noktada eleştiriye uğramıştır. Birincisi, son derece uğraştırıcı olan bu yöntem kesin bir sonuca ulaşmak için bazı varsayımlardan yararlanmayı gerektirir; oysa Bacon bu tür varsayımlara ilişkin herhangi bir belirleme yapmaz. İkincisi, Bacon tümevarım yoluyla bulunması öngörülen “kalıp”ların yeterli ve tam bir tanımını vermekte güçlük çeker. Bu yöndeki açıklamaları oldukça genel bazı fiziksel özellikleri sıralamaktan öteye gidemez. Bu açmaza girmesinin başlıca nedeni, görüşlerini ortaya koyarken, ortaçağ skolastik düşüncesinden aldığı hareket, yasa, nitelik ve kalıp gibi kavramlara yeni anlamlar yükleme yoluna gitmesidir. Örneğin Bacon’ın kullandığı “yasa” terimi irdelenince, onun bu terimle (modern fizikte olduğu gibi) niteliksel ilişkilerden çok, yapılara ve hareketlere yüklenen özleri, yani olgulara ilişkin açıklayıcı varsayımları ifade ettiği anlaşılır. Ama, Bacon’ın bu varsayımları gerçek amacına ulaşmış sayılmazsa da, felsefi sezgiler olarak büyük değer taşır.

Tümevarım yöntemini ilk kez kullanan Bacon olmadığı gibi, doğa bilimlerinin günümüzde kullandığı tümevarım yöntemi de onun biçimlendirmesine göre geliştirilmemiştir. Ama özellikle 19. yüzyılda biyolojinin Bacon’ın öngördüğü yolu izlediği söylenebilir. Charles Darvvin’in evrim kuramını geliştirirken Bacon’ın ‘yönteminden yararlandığı kuşkusuzdur. Royal Society’nin kuruculan Robert Hooke ve Robert Böyle, Bacon’ı yüceltmişler, 18. yüzyılda Jean d’Alembert ünlü Encyclopedie’yi hazırlarken Bacon’a gönül borcunu ödemiştir. Immanuel Kant Kritik der reinen Vemunffu (1781; Saf Aldın Eleştirisi) Bacon’a adamıştır. Bacon’ı yücelten 19. yüzyıl düşünürlerinden biri de olguculuğun kurucusu Auguste Comte’tur.

İdoller. Bacon’ın belki de en önemli katkısı, idola adını verdiği yanıltıcı düşüncelere ilişkin uyarışıdır. Ona göre idola, kişiyi doğru ve kesin bilgiye ulaşmaktan alıkoyan, deneyle bağlantısı olmayan önyargılardır. Bacon Novum Organum’da bu yanıltıcı düşünceleri şöyle sıralar:

1) idola tribus (soy idolleri), insanın doğasında bulunan ve çoğunluk tarafından paylaşılan önyargılardır. Bunun en açık örneği doğada gerçekte olduğundan daha büyük bir düzenlilik görme, kolayca genelleme yoluna giderek doğadaki olayları soyutlaştırma eğilimidir. Kuşaktan kuşağa geçen inanç ve söylencelerle karışmış bu yanılgılar, duyuların yetersizliğinden, doğa varlıklarına keyfi benzetmeler yüklemekten ve kesin ilkelere ulaşma tutkusundan kaynaklanır.

2) ldola specus (mağara idolleri), bireyin düşünsel ve bedensel yapısından doğan yanılgılardır. Birey dıştan gelen etkileri kendi zihnine yansıdığı gibi görür. Bu nedenle de doğanın bütünü yerine kendine yansıyan bölümünü temel alır; nesneler arasında aşırı ayrım ve benzetmeler yapma yoluna gider. Burada “mağara” benzetmesi Platon’un Devlet diyalogundaki “mağara” simgesinden etkilenerek kullanılmıştır.

3) ldola fori (çarşı idolleri), soyut sözcüklerin zihin üzerindeki etkisinden kaynaklanır. Bunlar en tehlikeli yanılgılardır. İnsanlar karşılıklı konuşmalarla düşünce alışverişinde bulunur. Gerçeğe dayanmayan soyut düşünceleri araştırmadan ve eleştirmeden benimsemek insanları yanılmalara sürükler.

4) ldola theatri (tiyatro idolleri), gelenek-leşmiş felsefe sistemlerinin ve yanlış kanıtların yol açtığı temelsiz düşünce kalıplarıdır. Bütün donmuş düşünce akımları bu bölüme giren önyargıların yoğunlaşmasıyla ortaya çıkar.

Denemeler. İnsanoğluna yalnızca “doğanın gizleri”ni değil, “yaşamın güçlükleri”ni de açıklamayı amaçlayan Bacon, ortaya koyduğu yeni mantığı, insan ilişkilerini de kapsayacak biçimde tasarlar. Bu yüzden Essayes’de tutku, ikiyüzlülük, kin ve sevgi gibi “yalın yaradılışlar”ı irdelemeye çalışır. Tarihten ve kendi gözlemlerinden çıkardığı deneyimlere dayanarak, davranış ve güdüleri inceler ve genellemelere varır. Bu yoldan insanoğlunun yaptıklarını ve yapması gerekenleri ortaya koyar. Gerçekçiliğin ve ahlaksal ideallerin bir karışımı olan bu denemeler, dünyevi bir bilgelik taşır. Yazılarına yansıyan kişiliği son derece berrak ve canlı olan Bacon’ın anlatımı insanı sıkmayan zengin imgelerle doludur. Okuyucusunu kolayca avucuna alarak zihnindeki akışa katar ve böylece düşüncelerini harekete geçiren duygu dünyasına taşır. Gerçek bir iletişim ustası olarak titizlikle işlenmiş dengeli cümleler kurar; düşüncelerini sunuş biçimi sağlam bir yapı gösterir. Bacon yapıtlarıyla bilimin ve felsefenin gelişme yolunu göstermiş, doğa ile us arasında bir bütünlük kurulabileceği inancını yerleştirmiştir.

ÖBÜR YAPITLARI. De Interprelatione naturae proeminum (1603; Doğanın Yorumlanmasına Giriş), Redarguito philosophiarum (1609; Filozofların Eleştirisi), Historia Ventorum (1622), Historia Vitae et Mortis (1623; Yaşam ve Ölümün Tarihi), The Historie of the Raigne of King Henry the Seventh (1622; VII. Henry Döneminin Tarihi), Apophtagmes new and old (1625; Yeni ve Eski Özdeyişler), Sylva Sylvarum (ös 1627; Ormanların Ormanı), Cases of Treason (ös 1641; İhanet Davaları), Promus of Formularies and Elegancies (ös 1883), The Poems of Francis Bacon (ös 1870; der. ve bas. haz. Rahip A. B. Grosart; Francis Bacon’ın Şiirleri).

Francis BaconFrancis Bacon; İngiliz filozofu ve yazarıdır (Londra 1561-ay.y. 1626). Soylu bir ailedendi. İlk eğitimini ve Yunanca bilgisini annesinden edindikten sonra Cambridge’te Trinity College’de okudu (1573-1576), Fransa’daki İngiliz elçisi Sir Amias Paulet gözetiminde Paris’te bulundu. Babasının ölümü üzerine (1579) İngiltere’ye dönerek hukuk öğrenimini tamamlayıp avukatlığa başladı (1582). Parlamentoya girdi (1584), saray avukatlığına seçildi (1604), yeni Kral I. James döneminde de gücünü ve yerini korudu, başsavcılığa atandı (1613). Adalet Bakanlığı’na yükseltildi (1618). Verulam Baronluğu ünvanından sonra St. Albans Vikontluğu’nu da kazandı (1620). Mühürdar olarak görev yaparken rüşvet almakla suçlandı. Avam Kamarası‘nın ileri sürülen savları doğru bulmasıyla hapis ve para cezasına çarptırıldı, görevlerinden uzaklaştırıldı, yetkileri elinden alındı (1621). Cezası hafifletilip bağışlanınca köşesine çekildi. Kendisini 17. yüzyılın en büyük düşünürlerinden biri yapan, filozofluk düzeyine yükselten eserleriyle uygarlık tarihindeki önemli yerini aldı.

Rönesans Felsefesi’nin önde gelen kişilerinden biri olan F. Bacon’ın felsefesi bir bilim felsefesidir. Çağdaş bilgi kuramının kurucusu olan Bacon, Batı Felsefesi’ni de en fazla etkileyen filozoflardan biridir. Ona göre gerçek bilim, nedenlerin bilimidir, asıl güç bilgidir ve bizler ancak bilgiyle doğaya söz geçirebiliriz. İnsanoğlunun bilim sayesinde daha iyi ve mutlu bir yaşam kurabileceği düşüncesi, Bacon’ın felsefesinin temelini oluşturur. İlk çalışmalarının bazı bölümleri ele geçmemiş olan Bacon, genellikle kültür dili Latinceyi kullandı, geçkin yaşlarında İngilizcenin değerini benimser göründü.

Başlıca eserleri: Essays or Caunsels Civil and Moral (Siyaset ve Ahlak Üzerine Düşünceler) 1597 (ilk on denemeye 1624’teki 3. basımına kadar 58 yazı daha eklenmiştir); De Interpretatione natural proeminum (Doğanın Yorumuna Başlangıç) 1603; De Dignitate et augmentis scientiarum (Bilimlerin Değeri ve Çoğalmaları Üzerine) 1605; Novum organum scientiarum (Yeni Organon) 1620; Magna Instauratio (Büyük Yenileme) 1620); Nova Atlantis (Yeni Atlantis) 1624. Yeni Atlantis, Bacon’un düşsel bir toplumu (ütopya) betimleyen eseri; Nova Atlantis (bitmemiş olduğu kabul edilir, 1621). Antik çağı Yunan filozoflarından Platon’un ilettiği söylenceden yola çıkan filozof, bilim ve sanat adamlarınca yönetilen, yalancı politikacıların yer almadığı bu düş ülkesinde devletin insanların mutluluğunu nasıl sağladığını anlatır; tutkuların, zenginlik sağlayan ticaretin, değerli nesnelerin, savaşın yer almadığı; bütün yeniliklere açık; amacı belli bir sanat-bilim yönetimi, yazarının özlemi budur: “Olabildiği kadar kolay, rahat mutlu ve zevkli bir yaşamı ve sağlığı” sağlayıp koruyan bir devlet ve insanlar. Bu eserin, ardından gelen bu türdeki ürünleri etkileyip koşullandığına inanılır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , , , ,