Etiket: gezileri

James Cook Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

james-cookJames Cook;İngiliz gezginidir (Yorkshire/Marton 1728-Hawaii/Kealakekua 1779).

Küçük yaşta ticaret gemilerinde çalıştı. 1755’te Krallık Do-nanması’na katıldı. Quebec için yapılan savaşa katıldı ve St. Laurence halicinin deniz haritasını çıkardı. 1763-1767 arasında Newfoundland ve Labrador kıyılarının haritalarının çıkarılmasıyla görevlendirildi. Burada deneyimlerini artırarak 1768’de Venüs’ün dünyayla güneş arasına girmesiyle oluşan tutulmayı incelemek amacıyla Tahiti’ye gönderildi. “Endeavour” adlı gemiyle yanına birçok bilim adamını alarak yola çıktı. Ocak 1769’da ulaştığı Tahiti’de gözlemlerini bitirdikten sonra Batı’ya yönelerek Sosyete Adaları olarak adlandırdığı takımadaları ve Yeni Zelanda’yı buldu (Ekim 1769). Yeni Zelanda’ nın kıyı haritalarını altı aylık bir çabayla çıkarıp Avustralya’ya yöneldi. Ulaştığı yöreyi Glamorganshire’a benzeterek buraya “New South Wales” (Yeni Güney Galler) adını verdi.

Yerlilerin direnişiyle karşılaşınca iç bölgelere doğru ilerleyemedi, kıyılara İngiltere adına el koyup Batavia’ya (günümüzde Cakarta), oradan da Ümit Burnu yoluyla ülkesine döndü (1771). Bir yıl sonra iki gemiyle (Adventure ve Resolution), var olduğu öne sürülen Terra Australis adlı kıtayı bulmak için yeniden yola çıktı, 1773’te Yeni Zelanda’ya vardı. Büyük Okyanus’un Güney Yarıküre’de kalan bölümünü taradı. Gemilerinin parçalanmasını göze alarak kutba kadar yaklaştı. Ancak söylencesel kıtayı bulamadan kuzeye yönelerek Paskalya Adası’nı ve Tonga Takımadalarını buldu, buraların deniz haritalarını çıkardı. Daha kuzeye yönelerek Yeni Kaledonya’yı, dönüşünde ise Atlantik Okyanusu’nda Güney Georgia Adası’ nı buldu. 1775’te İngiltere’ ye ulaştı, Royal Society’ye üye seçildi.

1776’da bilim adamlarınca varsayılan, Büyük Okyanus’u Atlantik’e bağlayan geçidi bulmak üzere üçüncü yolculuğuna çıktı. Resolution ve Discovery adlı gemileriyle Ümit Burnu yoluyla Yeni Zelanda’ya oradan da Sosyete Adaları’na doğru ilerledi. Önceki yolculuklarında gördüğü küçük bir takımada grubuna kendi adını verdi. Tahiti’den kuzeye yönelerek Havai Adaları’nı buldu ve buraya dostu Amiral Lord Sandvic’e armağan olarak Sandviç Adaları adını verdi. Oradan Kuzey Amerika kıyılarını izleyerek Bankizi yolunu kesince istediği sonuca ulaşamadı ve kışı geçirmek için döndüğü Havai’de yerlilerle giriştiği çatışmada öldürüldü.

Buluşları sonraki gezginlere önemli ipucu bırakan James Cook, yolculukları sırasında C vitamini eksikliği ve yetersiz beslenmeden kaynaklanan iskorbüt hastalığına karşı aldığı önlemlerle de hekimlik alanında değerli bir kalıt bıraktı; bu çalışması ona Royal Society’ nin altın madalyasını kazandırdı.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Friedrich Hornemann Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Friedrich Hornemann; (d. Eylül 1772, Hildesheim, Hannover – ö. Şubat 1801, Nupe Krallığı), Alman gezgin. Sahra’ nın kuzeydoğusunu boydan boya geçen ilk Avrupalıdır. Ölümünden sonra yayımlanan güncesi, o güne değin tanınmayan Sudan’ın orta kesimleri ve Sahra’nın batısı ile bu bölgelerde yaşayan halklara ilişkin zengin bilgiler içerir.

Londra’da bulunduğu sırada (1796) Afrika Derneği’ne başvurarak dernek adına keşif gezilerine çıkma önerisinde bulundu. Önerisinin kabul edilmesi üzerine Kahire’ye gitti, Müslüman kılığına girerek Mekke’den dönüp Magrip’e gitmekte olan bir kervana katıldı (5 Eylül 1798). Mısır’daki Siva Vahası ve Fizan’daki Temissa üzerinden yoluna devam eden Hornemann, 17 Kasım 1798’de Merzuk’a vardı. Güncelerini Londra’ya göndermek için Trablus’a gittiği Haziran 1799’a değin burada kaldı. Ardından Hausalann, bugün büyük bölümü Nijerya sınırlan içinde kalan güneydeki topraklarına doğru yola çıkmak amacıyla yemden Merzuk’a döndü. Yola çıktıktan sonra uzun yıllar kendisinden haber alınamadı. 1819’da Merzuk’a ulaşan haberlerden Noofy’ye (Nupe) varmış olduğu ve Şubat 1801’de orada öldüğü öğrenildi.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Ernest Henry Shackleton Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Ernest Henry Shackleton; (1874 – 1922)

Tanınmış İngiliz kutup kâşiflerinden biridir. İrlanda’nın Kilkee şehrinde doğdu, öğrenimini Londra’da Dulwich Koleji’nde yaptı.İngiliz donanmasında görev alarak, Scott’un başkanlığındaki Kutup keşif heyetinde ikinci kaptan olarak bulundu. 1906’da İngiliz Parlâmento seçimlerine katıldıysa da kazanamadı. Daha sonraki yılları Güney Kutbu’na yapılan keşif yolculuklarıyla geçti. Bu arada, birçok önemi, keşiflerde bulundu.

Shackleton 1909’da, üç arkadaşıyla birlikte, Güney Kutbu’nda 88. enlem dairesine kadar gidebildi. Güney Kutup noktasına 150 km.’lik bir uzaklık kalmıştı. Bu yolculuk Güney Kutbu’nun keşfi için çok önemli bilgilerin elde edilmesini sağladı. Shackleton bu yolculukta başından geçenleri «The Heart Of The Antarctic» (Antarktik’in Kalbi) adındaki eserinde anlatmıştır.

Shackleton, 1914’te yeniden Güney Kutbu’ na gitmek üzere bir heyetle yola çıktıysa da, daha başlangıçta çeşitli talihsizliklerle karşılaştı. Bindiği gemi bir buz dağına çarpıp parçalanınca heyet, buzlar arasında geçen binbir maceradan sonra ancak 1917’de İngiltere’ye dönebildi. Shackleton, 192l’de son Kutup yolculuğuna çıktı, yarı yolda bir kalp krizi sonunda öldü.

SHACKIETON’UN GÜNEY KUTBU MACERASI

Keşif heyetinin bulunduğu gemi 10 ay akıntılarda sürüklendi, gemi buzlara çarpıp parçalanınca heyet 5 ay da buzların üzerinde yaşadı.

SHACKLETON’la arkadaşlarının 2 yıl süren 1914-1916 Güney Kutbu maceraları Kutup kâşifleri tarihinde çok önemli bir yer alır. Çünkü Shackleton bu yolculuğunda çok tehlikeli durumlara düşmüş, defalarca ölümle karşılaşmış, gene de, yılmadan, amacına ulaşabilmek için çalışmıştır.

Shackleton’un başkanlığındaki keşif kafilesi 1914 martında yola çıkmıştı. İngiliz hükümeti tarafından düzenlenen bu keşif seferi Güney Kutbu bölgesini baştan başa aşmak, böylece bütün o bölgede geniş bir inceleme yapmak amacını güdüyordu. Öte yandan, Shackleton da, ondan önceki keşiflerinde vardığı sonuçları daha derinlemesine incelemek istiyordu. 1908-1909 yıllarında, Scott heyetiyle yaptığı araştırmalarda, Güney Kutup bölgesinin büyük çapta bir Grönland olduğunu, yani üstü buzla kaplı büyük bir iç yayladan ibaret bulunduğunu, bu yaylanın deniz yüzeyinden 3-3,5 km. yüksekliğe kadar çıktığını görmüştü. Bu seferki araştırmalarında, yaylanın daha yüksek tepeleri olup olmadığını öğrenmek istiyordu

Yalnız, Shackleton’un Antarktika’yı baştan başa keşfetmek üzere çıktığı bu sefer, tam amacına ulaşamadan yarım kaldı. Shackleton’un plânlarına göre, heyet, Weddell Denizi’nde üs kuracak, sonra tam Kutup noktasına varıp, o yoldan, McMurdo bölgesine geçilecekti. Böylece, Antarktika Kıtası baştan başa aşılmış olacaktı.

Suların Akıntısında On Ay

Yalnız, heyetin bulunduğu «Endurance» (Direnç) gemisi Caird kıyıları açıklarında suların akıntısına kapıldı, tam 10 ay sürüklenip gitti…

Bu 10 ay içinde Shackletonla arkadaşları, buzlu sular içinde, akıntılarla savaştılar. Ne yapsalar gemiyi suların sürüklemesinden kurtaramıyorlar, tekneye bir türlü istedikleri rotayı veremiyorlardı.

Günler hafta, haftalar ay oluyor, gemi suların akıntısından kurtulamıyor-du. Kafilenin yanındaki yiyecekler tükenmek üzereydi.

En sonunda, gemi bir buzdağına çarparak parçalandı… Şimdi, Shackleton’ la arkadaşları buz parçalarının üzerinde sürüklenip gidiyorlardı. Yalnız, tesadüf yardım etmiş, hepaen hemen hepsi birbirine yakın buz parçaları üzerine düşmüşlerdi. Ayrı düşenler de ötekilerle birleştiler. Böylece, büyük bir yüzer buz adası üzerinde, g£ne akıntılar nereye götürürse oraya doğru sürüklenmeye başladılar. Gemiden kurtarabildiklerini yanlarına almışlardı. Buzdan ada üzerinde kendilerine, geminin parçalanan kalaslarından, tahtalarından bir kulübe kurmuşlardı, bunun içinde yatıp kalkıyorlardı.

Beş ay da böyle geçti. En sonunda, gene gemi enkazından yaptıkları teknelerle, sallarla Güney Shetland Adaları’ndan Elephant (Fil) Adası’na çıktılar. Shackleton, orada bir balina av kayığı buldu, yanma arkadaşlarından beş kişi daha alarak 800 millik bir mesafeyi bu kayıkla aştı, Güney Georgia’ ya vardı. Sonra, oradan yardımcılar sağladı, bunlarla Fil Adası’na gidip gelerek, dört seferde, heyetinin geri kalanlarını kurtardı.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,

Asya’yı Dolaşan İlk Gezgin : Marco Polo

Marco PoloASYA’YI DOLAŞAN İLK GEZGİN : MARCO POLO

Asya’nın birçok kısımları XV. yüzyıla kadar Batılılarca bilinmiyordu. XV.- XVI. yüzyıllarda İspanyollar, Hollandalılar, Portekizliler güney, güneydoğu Asya kıyılarına gittiler. Ruslar da Sibirya’ya yayılmaya başladı. Vasco Da Gama’nın Ümit Burnu yolunu açması üzerine Hint Okyanusu’nun yolları Batı dünyasına açılmış oldu. Portekizliler Hindistan çevresindeki doğu sularında üstün bir durum kazandılar. Onlardan sonra İspanyollar, Hollandalılar, Fransızlar, İngilizler geldiler. Bunlardan ilk gelenler daha çok ticaret maksadını güdüyorlardı.

Asya’nın bilinmezliklerini ilk çözüp Batılılar’a bildiren Marco Polo olmuştur.

MİLYONLAR KİTABI

Gezip gördüğü yerleri, Moğol imparatorluğu ülkesinde başından geçenleri «Venedikli Marco Polo’nun Dünyanın Harikalarını Anlatan Kitabı» adlı eserinde dile getirdi; Batı dünyasına, Çin’in büyüklüğü, gücü üstüne bilgiler verdi. Ayrıca o zamana kadar Avrupalı coğrafyacıların bilmediği birçok yeri keşfetti.

Marco Polo’nun kitabı «Milyonlar» diye de tanınır. Çünkü, bu genç gezgin Asya’nın, oradaki Türkler’in zenginliklerini gördükçe şaşmış, her şeyden «milyonlarca» diye söz etmiştir.
Marco Polo 1254’te, Venedik’e bağlı Korcula (Cirzola) adasında doğdu. Babası Niccola Polo, amcası Matteo, Dalmaçya asıllı soylulardı. Marco Polo daha çocuk yaştayken, babası, amcası İstanbul’dan sonra, Kırım’ın güneydoğu kıyısında bir Venedik sömürgesi olan Sudak’a, oradan da Batı Kıpçakları’nın başkenti Saray’a gittiler. Kıpçak prensi Berke Han’ın Sarayında bir yıl ağırlandılar. Moğol hükümdarı Hülagu ile Berke arasında savaş çıkınca iki kardeşin Avrupa’ya dönüş yolu kapandı; bu yüzden Hazar Denizi’ni dolaşmak zorunda kaldılar. Sonra Buhara’da üç yıl beklediler.

KUBİLAY’IN SARAYINDA

Bu sırada Çin’deki Türk hakanı Kubilay’ın kardeşi Hülagu’ya yolladığı elçilerle karşılaştılar. Ülkelerine geri dönmekte olan elçiler iki kardeşi Kubilay’ın Hanbalık’taki sarayına götürdüler. Büyük Okyanus’dan Avrupa kıyılarına: kadar uzanan geniş topraklar Moğollar’ın eline geçtikten sonra siyasi birliğe kavuşmuştu; yollar eskisine göre daha güvenliydi.

Kubilay, Polo kardeşleri çok iyi karşıladı, onlardan Avrupa üzerine bilgiler aldı. Polo Kardeşler Kubilay’ın sarayında birkaç yıl kaldılar.

Kubilay Han, kardeşlerin yurtlarına dönmesine izin verdi.

Polo Kardeşler 1269’da Venedik’e döndüler. İki yıl sonra gene yolculuk hazırlıklarına başladılar.

ONYEDİ YAŞINDA BİR GEZGİN

Bu defa Niccola’nın onyedi yaşındaki oğlu Marco’yu da yanlarına aldılar. 1221’de iskenderun Körfezi’nde küçük bir şehir olan Ayaş’a uğradılar. Sonra oradan yola çıktılar. Çin’e gitmek üzere gemiye binmek için İran körfezindeki Hürmüz’e ulaştılar, kuzeye yöneldiler, İran’dan geçip Belh’e, buradan da Yukarı Amuderya boyunca ilerleyerek Pamir Yaylası’nı aştılar, sonra aşağılara inerek yolculuklarına Kâşgar, Yarkent, Hotan üstünden devam ettiler. Hotan’dan sonra Lop Nor’un yanından, Gobi Çölü’nden geçerek Su, Kiuçüen, Çang-an (Sian) yoluyla Çin’e girdiler. Üç yıl süren bir yolculuğun sonunda Hanbalık’ta (bugünkü Pekin’de) Kubilay’ın huzuruna çıktılar.

KUBİLAY HAN MARCO POLO’YA GÖREV VERİYOR

Marco Polo büyük Han’ın hizmetine girdi, Moğolca öğrendi: İmparatorun verdiği çeşitli görevlerle ülkenin birçok yerini gezip dolaştı, birçok alanda tecrübe kazandı. Geçtiği bütün yerler üstüne notlar aldı; şehirlerin durumunu, gelenekleri, yetişen ürünleri inceden inceye yazdı. Bu işi yalnızca Kubilay’a bilgi vermek için yapmadığı anlaşılıyor. Kaydettiği bütün yer adlarının, o zamanlar Avrupalı çağdaşlarına aykırı gelen hikayelerinin doğruluğu daha sonraki araştırmalarla anlaşılmışsa da, anlattığı kimi olaylar gene de kuşkuyla karşılanmaktadır. Marco, bu arada, üç yıl Yangcav’da (Chiangtu’de) valilik yaptığını yazmıştır. Doğru olmayan, ya da abartılmış bir bilgidir bu.

Bir başka hikâye de şudur: Güney Çin’e karşı yapılan bir savaş sırasında güya babasıyla amcası bir çeşit mancınık yaparak Hsiang Yang şehrinin düşmesini sağlamışlar.

Marco, Han’ın hizmetinde olduğu sıralarda Koşinşin, Burma ve Hindistan’a gittiğini de anlatır. Gördüğü yerlerle anlatılanlara dayanarak tasvir ettiği yerler arasında bir ayırım yapmak gerekir. Marco bu yolculuklara tek başına mı, yoksa babasıyla, amcasıyla mı çıkmıştı? Bu konuda da elde bilgi yoktur.

ÇİN YOLCULARI

Polo’lar onyedi yıl Kubilay’ın hizmetinde kaldılar, zengin oldular. Yalnız, gelecekleri bakımından kaygıya düşmüşlerdi: Kubilay’ın ölümünden sonra durumları ne olacaktı? Kubilay ise, Polo’ları bırakmak istemiyordu. Bu sırada Polo’ların eline bir fırsat geçti: Kubilay’ın kardeşi Hülagu’nun torunu Argun, İran’da ilhandı; Çin’e elçiler yollayacak, ölen karısının yerine yeni bir gelin isteyecekti. Pekin – Tebriz kara yolu, savaşlar yüzünden güvenli olmadığından Argun’un elçileri deniz yoluyla dönmeyi düşündüler, Kubilay’dan Polo Kardeşler’i kendileriyle birlikte yollamasını istediler. Kubilay bu isteği kabul etti, gemiler hazırlattı.

Yolcular, 1292 yılının başında, o zaman Çin’in önemli dış ticaret limanlarından biri olan Tsin-Kiang’dan yola çıktılar; Singapur, Malakka boğazlarından geçerek Nicobar Adaları’na geldiler. Uzun süren yolculukları sırasında Sumatra, Güney Hindistan kıyılarında sıkıntılı günler geçirdiler. Gemidekilerin çoğu, bu arada elçilerden ikisi, bir salgın hastalığa yakalanarak öldüler. Genç gelinle üç Venedikli kurtulanlar arasındaydı.

Polo’lar Çin’den ayrılmadan az önce Argun Han ölmüştü. Gelin, bunun üzerine Argun’un oğlu Gazan Han ile evlendi.

Polo’lar İran sarayında dokuz ay kaldılar, sonra yolculuklarının son kısmına başladılar. Tebriz’den çıktılar, dağları aşarak Trabzon’a geldiler, gemiyle İstanbul’dan geçerek Venedik’e ulaştılar.

YİRMİBEŞ YIL SONRA

25 yıllık ayrılıktan sonra yurtlarına döndüler. Gelirken çok mal, para getirdikleri söylenirse de, Marco Polo öldüğünde zamanın ölçülerine göre hiç de varlıklı değildi. Bundan sonra Marco Polo, Andrea Dandolo yönetimindeki Venedik donanmasında bir deniz subayı olarak görev aldı. Venedik’le Ceneviz arasında savaş çıkmış, Lambo Doria yönetimindeki Ceneviz donanması Adriya Denizi’ne bir akın yaparak Venedik karasularına girmişti. 1298 eylülünde yapılan Kurcula Savaşı’nda Venedikliler yenilgiye uğradı. Marco esir düştü. Cenevizliler esirlerine karşı iyi davrandılar. Bir yıl kadar tutuklu kalan Marco Polo, 1299 yazında serbest bırakıldı, Venedik’e döndü.

Marco Polo, esirken, Rusticiano adında, Pisa’lı bir roman yazarıyla tanışmıştı. Başından geçenleri ona anlattı; o da yazdı. Böylece, Avrupalılar Asya’yı, bu arada Türkleri daha yakından tanıdılar.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

İskoçyalı Bir Gezgin : David Livingstone

David LivingstoneLIVINGSTONE’UN SERÜVENİ

Dünyayı tanımak, bilinmedik ülkeleri keşfetmek için yapılan geziler IX. yüzyıl sonlarına kadar sürmüştür. Bu arada, en meraklı gezilerden biri de İskoçyalı gezgin David Livingstone’un Afrika yolculuğudur.

David Livingstone 1813’te doğdu. On yaşındayken bir pamuk fabrikasına işçi olarak girdi. Bir yandan hayatını kazanırken, bir yandan da öğrenimini ilerletmeye çalışıyordu. Sonra, tıp öğrenimi yapmak üzere Glasgow Üniversitesi’ne girdi, 1840’da buradan mezun oldu. Aynı yıl, bir dernekte görev alarak Güney Afrika’ya gitti.

O sırada Afrika, vahşi kabilelerin yaşadığı, tanınmayan bir koskocaman bir kıta idi. Livingstone Avrupalılar’ca yabancı olan bu bilinmez ülkeyi karış karış keşfetmek istiyordu.

David Livingstone, ilk önce dokuz yıl Beçuanaland’da kaldı. Bu sırada, yerli halktan, kuzeye doğru gidilince çok büyük bir göle rastlandığını öğrendi, bu gölü keşfetmeye karar verdi, yola çıktı. Bu yolculuğunda da Ngami Gölü’nü, Zonga Vadisi’ni, Büyük Zambezi Irmağı’nı keşfetti. Zambezi’nin yukarı bölümünden batıya doğru giderek Afrika’nın batı kıyılarına vardı. Sonra doğuya doğru ırmak boyunca gitti, Hint Okyanusu’na kadar Güney Afrika’yı dolaşmış oldu. Daha sonra Zambezi üzerindeki Victoria Çağlayanı’nı, Nyasa Gölü yöresini keşfetti.

ÖLÜM YOLCULUĞU

1858-1864 yılları arasında, o zamana kadar dolaşıp gördüğü yerlerin haritalarını hazırladı. 1865’de yeni bir yolculuğa çıktı. Bu sefer niyeti Nil’in kaynağını bulmaktı.

Yolculuğa çıktıktan sonra iki yıl David Livingstone’dan hiç bir haber alınamadı. Henry Stanley adlı bir İngiliz gazetecisi Livingstone’u aramakla görevlendirildi. Stanley, Livingstone’a Tanganyika Gölü yakınlarında rastladı. Bu sırada Livingstone 60 yaşına gelmişti ama, yolundan dönmek niyetinde değildi. Stanley onun yanından ayrılmak zorunda kaldı. Livingstone tek başına yolculuğuna devam etti. Bir yıl sonra hastalandı, Bangwenlu Irmağı yakınlarında öldü. Ona yolculuğu sırasında yardım eden yerliler kalbini bir ağacın dibine gömdüler. Sonradan buraya bir anıt dikildi.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Evliya Çelebi Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Evliya ÇelebiUluslararası ün kazanmış büyük bir Türk gezginidir. XVII. yüzyılın en büyük yazarlarındandır. 1611’de İstanbul’da Unkapanı’nda doğdu. Babası Derviş Mehmet Zilî sarayın kuyumcubaşısıydı. 114 yaşında ölmüştür. Evliya Çelebi, babası 77 yaşındayken doğmuştur. Mehmet Zilî Sultanahmet Camisi’nden süsleme işlerini yapan sanatkarlardandı. Ailesi aslında Kütahyalı’ydı, fetihten sonra İstanbul’a yerleşmişlerdi.

Evliya Çelebi ilk öğreniminden sonra 7 yıl medreseye giderek orta öğrenimini tamamladı, Enderun denilen saray okuluna girerek orada ilerledi. Ayrıca hafız oldu, babasından da güzel sanatlar öğrendi. Biraz şairliği de vardır. Müziğe çalışan, sesi pek güzel olan Çelebi, IV. Murat’ın takdirini kazanarak, dayısı Damat Melek Ahmet Paşa’nın da desteğiyle 1635’te, 24 yaşında sarayda görev aldı.

Büyük bir araştırma merakı, ince bir zekası olan Çelebi, gezilerini 1630’da gördüğü bir rüyaya bağlar. Anlattığına göre rüyasında Hz. Peygamberi görmüş, «Şefaat» diyeceğine, heyecandan: «Seyahat, yâ Resûllullah!» demiş, Peygamber de gülümseyerek onun dileğini kabul etmiş.

EVLİYA ÇELEBİ’NİN İLK GEZİLERİ

Çelebi’nin 10 büyük ciltlik Seyahatname’sinin ilk cildi bir İstanbul ansiklopedisi gibidir, en ince ayrıntılarına kadar şehri inceler. Çelebi Batı Anadolu’da ilk gezilerinden sonra, babasının mânevi oğlu olan Trabzon Beylerbeyi Ketenci Ömer Paşa ile birlikte, Trabzon’a gitti. Oradan, Karadeniz’in bütün doğu kıyılarını gezip 1641’de Kırım’a geçti. Bahadır Giray Han’ın yanında uzun süre kaldıktan sonra deniz yolu ile İstanbul’a döndü.

1645 Girit Seferi’ne katılarak Hanya’nın fethinde bulundu. 1646’da akrabası olan Defterdarzade Mehmet Paşa Erzurum Beylerbeyi olunca, onun yanında Doğu Anadolu’ya gitti. Gürcistan’ı, Azerbeycan’ı, bu arada Tebriz’le Bakû’yu gezdi. Dağıstan’a Hazar kıyılarına, Volga’ya kadar gitti. Kırım’a döndü, Balkanları geçerek 1668’de İstanbul’a döndü. Gezi merakı iliklerine işlediğinden 7 aydan fazla oturamadı, bu sefer osmanlı’nın bugünkü Yunanistan’da kalan şehirlerini gezmeye başladı. Mora’dan Girit’e geçti, Arnavutluk’ta dolaştı, 1670’te gene İstanbul’a geri döndü.

ÇELEBİ’NİN SON GEZİSİ

21 Mayıs 1671’de yanına 8 kölesini de alarak, sonuncu gezisine çıkan Çelebi, Ege Adaları’nı, Güney Anadolu’yu, Suriye’yi dolaştı, Hicaz’a gidip hacı olduktan sonra Mısır’a gitti. Burayı çok beğendiği anlaşılıyor, çünkü, Kahire’de 9 yıla yakın kaldı. Yalnız, bu arada birçok kereler Sudan’a, Eritre’ye gitti. Bundan sonra da Seyahatname’sinin X. cildi bittiğinden, Mısır’da mı, İstanbul’a dönüp burada mı öldüğü bilinemiyor. Yalnız, 1862’de öldüğünü biliyoruz.

BÜYÜK BİR ESER

Evliya Çelebi Seyahatnamesi, 10 büyük cilt halinde, istanbul’da basılmıştır. Bunun yalnız son iki cildi lâtin harfleriyledir. Ayrıca, bu geniş eserden yapılan seçmeler yayınlanmıştır. Eserden parça parça yapılan çeviriler Batı dillerinde yayınlanmış olduğu gibi, Batı bilginlerince de çok incelenmiştir. Çelebi’nin kendine has zarif üslûbu, ona pek çok hayran kazandırmıştır. Bu büyük eser XVII. yüzyıl Osmanlı Türkleri’nin tarihi, folkloru, uygarlığı bakımından çok değerli bir hazinedir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

Henry Morton Stanley Kısaca Hayatı

Henry Morton Stanley
Sir Henry Morton Stanley (1841 – 1904) Ünlü bir İngiliz kâşifidir, Orta Afrika’nın keşfinde önemli rol oynamıştır. Asıl adı John Rowlands’tı. İngiltere’ nin Kuzey Gal bölgesinde Denbigh’te doğdu. Çocukluğu pek sıkıntılı geçen John Rowlands 15 yaşında hayatını kazanmak için diyar diyar dolaşmaya başladı. Bu arada, Amerika’ya giderek New Orleans’ta Henry Morton Stanley adında bir zenginin himayesine sığındı. Bu adam John Rowlands’ı evlât edinip ona kendi adını verdi.

Stanley, bir ara Amerikan donanmasında çalıştı, sonra gazeteciliğe merak sardı. Amerika’nın tanınmış gazetelerinin İspanya ve Orta Doğu muhabirliğini yapıyordu. 1869’da «New York Herald Tribüne» gazetesi hesabına muhabirlik yaptığı bir sırada, Afrika’nın iç kısmında kaybolan İskoçyalı kâşif Dr. Livingstone‘u aramakla görevlendirildi.

Stanley, bu görevi sevinçle kabul etti. 1871′ de yola çıktı. Aradan bir yıl bile geçmeden Livingstone’u buldu. Onu da kendisiyle birlikte Avrupa’ya dönmek için zorladıysa da, Livingstone, henüz işlerini bitiremediğini ileri sürerek, Afrika’dan ayrılmadı.

Stanley, Avrupa’ya döndükten sonra, Livingstone’u bulduğunu anlattı ama, buna kimse inanmıyordu. Bereket Stanley, Livingstone’un hâtıra defterini, çeşitli notlarını yanına almıştı. Bu sayede, kendisine verilen görevi yapmış olduğunu ispat etti. 1874’te yeniden Afrika’ya gitti, Nil ve Kongo nehirleri hakkında bilgi toplamak amacıyla uzun bir keşif yolculuğuna çıktı. Bu arada Victoria Gölü’nü, yakınlarını keşfetti.

Stanley, 1895’te İngiliz Parlâmentosu’na üye seçildi. 1899’da «Sir» unvanını kazandı. Yazdığı çeşitli kitaplar arasında «How I Found Livingstone» (Livingstone’u Nasıl Buldum), «Through The Dark Continent» (Kara Kıtanın İçinden), «In Darkest Africa» (Afrika’nın En Karanlık Kesiminde) adındaki eserler başlıcalarıdır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Hamilton Hume Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Hamilton Hume; (d. 19 Hazi ran 1797, Parramatta yakınlan, Yeni Güney Galler – ö. 19 Nisan 1873, Coomer Cottage, Yass, Yeni Güney Galler, Avustralya), Avustralya’da Berrima-Bong Bong bölgesinin yerleşime açılmasına katkıda bulunan Galli kâşiftir.

On yedi yaşında küçük kardeşi John ve bir Yerliyle birlikte keşif gezilerine başladı. 1814-15 yıllarında gezi alanını genişletti. 1818’de Charles Throsby ve James Meehan ile keşfe çıktı, 1819’da da John Oxley ve James Meehan’a Port Jervis’e kadar eşlik etti. 1822’de öteki bazı gezginlerle birlikte Yass Ovalarını keşfetti.

Avustralya kıtasının güney kıyısına karadan yapacağı bir keşif gezisi için hükümetten mali destek sağlayamayınca, kara deneyimi olmayan, ama denizcilikten iyi anlayan William Hovell’ın önerisini kabul etti. Kasım 1824-Ocak 1825 arasında Gunning’den Corio Körfezine kadar uzanan deniz yolculukları sırasında Murray Irmağının bir bölümünü keşfettiler, verimli çiftlik arazileri ve otlaklar buldular. Bu gezisinden dolayı Hume’a Crookhaven Irmağı kıyısında 200 hektarlık bir çiftlik bağışlandı.

1828’de Hume’un Charles Sturt’la birlikte çıktığı gezi Darling Irmağının keşfiyle sonuçlandıysa da, gezinin sonunda Hume’un sağlığı bozuldu. Yass Ovasına yerleşti ve burada kendisine 200 hektarlık bir çiftlik verildi.

1853’te Hovell, Hume ile birlikte 1824-25’te yaptığı keşif gezisinden sonra kurulan Geelong kentini ziyareti sırasında bölgeyi ilk keşfeden kişi olarak karşılandı. Hume saygısızlık olarak gördüğü bu durumu düzeltmek için A Brief Statement of Facts in Connection with an Overland Journey from Lake George to Port Phillip’i (1855; George Gölünden Port Phillip’e Yapılmış Bir Kara Yolculuğuyla İlgili Gerçekler Hakkında Kısa Bir Açıklama) yayımladı. 1855’te Hovell A Reply’la (Bir Yanıt) Hume’a yanıt verince dostlukları sona erdi.

1860’ta Hume Kraliyet Coğrafya Derneği üyeliğine seçildi. Daha sonra başladığı kamu yöneticiliğini yaşamının sonuna değin sürdürdü.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , , ,

Henry Hudson Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Henry Hudson; (d. y. 1565, İngiltere – ö. 22 Haziran 1611’den sonra, Hudson Körfezi ya da yakınlarında ?), Avrupa’dan Asya’ya geçişi sağlayacak kısa bir yol bulmak amacıyla Kuzey Buz Denizinde üç kez İngiltere 1607, 1608, 1610-11), bir kez de Felemenk 1609) adına keşif gezisine çıkan İngiliz denizci ve kâşiftir. Kuzey Amerika’daki bir ırmak, boğaz ve körfeze adı verilmiştir.

Çocukluk ve gençlik yıllarına ilişkin bilgi yoktur. Ailesinin bir kuşak önceki bazı üyelerinin, Hudson’ın keşif gezilerine mali destek sağlayan Londra’daki Moskova Kumpanyası’yla ilişkili olduğu bilinmektedir. Avrupa’dan Asya’ya geçişi sağlayacak Kuzeybatı Geçidini bulmak amacıyla Kuzey Kutup Bölgesine giden ilk denizci John Davis’in 1585’te çıktığı sefer, Hudson’ın akrabalarından Thomas Hudson’ın Limehouse’taki (bugün Londra’da East End’deki doklarda) evinde planlanmıştır. Henry Hudson’ın bu toplantıya katıldığı ve Kuzey Kutup Bölgesi’nin keşfi konusuyla bu tarihten sonra ilgilenmeye başladığı sanılmaktadır. Öte yandan Kuzey Kutup Bölgesi’nin coğrafi özelliklerini iyi tanıdığı bilinmektedir. İki büyük kumpanya tarafından tehlikeli keşif seferlerinin başına getirilmiş olması ise yetenekli bir denizci olduğunu kanıtlamaktadır.

Kuzeydoğu Geçidini araması. Hudson 1607 ilkbahannda, oğlu John ve 10 yol arkadaşıyla birlikte Kuzey Kutbu üzerinden Japonya ve Çin’e geçişi sağlayacak bir geçit bulmak amacıyla Moskova Kumpanyası adına denize açıldı. Kuzey Kutbu çevresinde buzlarla kaplı olmayan bir deniz bulabileceği inancıyla kuzeye doğru yöneldi. Kutup bölgesindeki buz kütlelerine ulaştıktan sonra, denizbuzunun kıyısını izleyerek Svalbard (Spitsbergen) Takımadalarına varıncaya değin doğuya doğru ilerledi. Asya’ya kuzeydoğudan geçişi sağlayacak bir geçit aramış olan Felemenkli denizci Willem Barents’in (1550-97) daha önce dolaştığı bölgede yeni yerler keşfettikten sonra İngiltere’ye döndü.

Bir yıl sonra gene Moskova Kumpanyasından, bu kez Barents Denizinin doğusundaki Novaya Zemlya Takımadaları ile Svalbard arasında bir Kuzeydoğu Geçidi arama görevi alarak yeniden denize açıldı. Ama buzlar ilerlemesini engelleyince seferi yarıda keserek ülkesine döndü.

Hudson İngiltere’ye dönüşünden kısa süre sonra, Hollanda Doğu Hindistan Kumpanyası’yla yaptığı anlaşma gereğince üçüncü kuzeydoğu seferine çıkmak üzere Amsterdam’a gitti. Amsterdam’da bulunduğu sırada, Kuzey Amerika’dan Büyük Okyanusa geçişi sağlayan iki ayrı geçit olduğuna ilişkin haberler duydu. Bunlardan birinin yaklaşık 62° kuzey enleminde bulunduğu söyleniyordu; bu geçit İngiliz kâşif Kaptan George Weymouth’un 1602’de çıktığı seferin seyir defterinde anlatılıyordu. 40° kuzey enlemine yakın olduğu söylenen ikinci geçidin varlığını ise İngiliz asker, kâşif ve kolonici Kaptan John Smith, Virginia’dan yeni bildirmişti. Bu haberler Hudson’ın ilgisini çektiyse de, kuzeydoğuya yapacağı yolculuğun başarısızlıkla sonuçlanması durumunda doğrudan Hollanda’ya dönme konusunda kumpanya yöneticileriyle anlaştı.

Hudson 6 Nisan 1609 günü “Half Moon” adlı bir gemiyle Hollanda’dan denize açıldı. Rüzgâr ve fırtına yüzünden yolculuğunu yarıda kesmek zorunda kalınca, kumpanya yöneticileriyle anlaşmasını çiğneyerek mürettebatına Kuzeybatı Geçidini aramak için yola devam etmeyi önerdi. Mürettebat öneriyi kabul etti. Hudson Atlas Okyanusu kıyılarında seyrederken, Floransalı denizci Giovanni da Verrazano’nun 1524’te keşfettiği ve sonradan Hudson Irmağı adını alacak büyük ırmağa girdi. Bugün New York eyaletindeki Albany kentinin bulunduğu bölgeye kadar yaklaşık 240 km ilerledikten sonra, ırmağın Büyük Okyanusa geçişi sağlamadığı sonucuna vararak Hollanda’ya dönmeye karar verdi.

Dönüş yolculuğu sırasında İngiltere’nin Dartmouth limanına uğradı. Burada İngiliz yetkililer ona ve gemisindeki İngiliz mürettebata yabancı ülkeler adına yeni keşif gezilerine çıkmaktan vazgeçmelerini emrettiler. Ama Hudson’ın seyir defteri ve tuttuğu notlar Hollanda’ya gönderildi, yaptığı keşifler kısa sürede bu ülkede de öğrenildi.

Hudson bundan sonra, Kaptan Weymouth’a dayanarak varlığı öne sürülen geçidi aramak için Amerika’ya yeni bir sefer düzenlemek üzere hazırlıklara başladı. Weymouth seyir defterinde, gelgit nedeniyle suların her çekilişinde büyük bir su baskınına uğrayan bir geçitten (bugün Hudson Boğazı) söz ediyor, bu ise boğazın ötesinde büyük bir su kütlesi bulunduğunu düşündürüyordu. Hudson bunun Büyük Okyanus olduğundan emindi. İngiliz Doğu Hindistan Kumpanyası, sefer masraflarını karşılaması için ona 300 sterlinlik bir yardımda bulunmayı kabul etti. Moskova Kumpanyasından da buna yakın bir yardım aldığı sanılan Hudson’a mali destek sağlayanlar arasında beş soylu ile 13 tüccar da vardı.

Hudson Körfezine yolculuk. 17 Nisan 1610’da “Discovery” adlı 55 tonluk bir gemiyle Londra’dan yelken açan Hudson, İzlanda’da kısa bir mola verdikten sonra Kuzey Amerika’ya doğru ilerlemeye başladı. Hudson Boğazından geçip Hudson Körfezine girdikten sonra batıya doğru gitmek yerine, körfezin doğu kıyısını izleyerek güneye yöneldi. Sonunda Hudson Körfezinin güney ucundaki James Koyuna vardıysa da buradan Büyük Okyanusa çıkışı sağlayacak herhangi bir geçidin olmadığını görüp kış bastırıncaya değin bölgede dolaştı.

Çok geçmeden, sert iklim koşullan nedeniyle hareket edemez duruma gelen gemide mahsur kalan mürettebat arasında hoşnutsuzluk baş göstermeye başladı. Soğuktan ve yiyecek kıtlığından kaynaklanan sorunların yanı sıra, Hudson’ın kayırdığı kişilere gizlice yiyecek sağladığına ilişkin söylentiler gerginliği daha da artırdı. Sonunda tayfalar, Hudson’ın görevden aldığı ikinci kaptan Robert Juet önderliğinde ayaklandılar; dönüş yolculuğunun başlamasının hemen ardından Hudson’ı ve aralarında oğlunun da bulunduğu sekiz kişiyi yakalayıp küçük bir sandala bindirerek Hudson Körfezinde denize bıraktılar (22 Haziran 1611). Ayaklanmanın elebaşılarının ve mürettebattan çok sayıda kişinin Eskimolarla çıkan bir çatışmada ölmesine karşın, geride kalanlar “Discovery”yi İngiltere’ye döndürmeyi başardılar. 1631-32 yıllarında Hudson Körfezi dolaylarında dolaşan bir kâşif, kazazedelerin yaptığı sanılan bir kulübenin kalıntılarına rastladıysa da Hudson’la yanındakilerden bir daha haber alınamadı.

Hudson’ın Verrazano, Davis ve Barents’in keşfettikleri bölgelerde yaptığı yeni keşifler coğrafya bilgisinin zenginleşmesine önemli katkılarda bulunmuştur. Bu keşifler ayrıca Felemenklilerin Hudson Irmağı çevresindeki bölgeyi kolonileştirmelerine, İngilizlerin ise Kanada’nın büyük bölümü üzerinde hak iddia etmelerine ortam hazırlamıştır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,

Arculf Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Arculf; (7.yy sonları, Almanya), İslamın doğuşundan sonra Yakındoğu’da gözlemlerde bulunan önemli Batılı gezginlerin ilki olan Hristiyan piskopostur. Büyük bir olasılıkla manastıra bağlı bir din adamı, bazılarına göre ise Akitanya’daki Perigueux piskoposuydu.

Yaklaşık 680’de Filistin’e yaptığı hac yolculuğundan dönerken fırtınaya tutulan Arculf İskoçya’ya sürüklendi ve Hebrid Adalarından biri olan Iona’ya vardı. Burada kendisini ağırlayan Iona Manastırı başrahibi Aziz Adamnan’a yolculuğundan edindiği deneyimleri aktardı. Adamnan, Arculf’un yolculuğunu konu alan De locis sanctis’i (Kutsal Yerler Üzerine) yazdı. Bu yapıt, Bede’nin dikkatini çekmiş ve Bede, yapıtın bir bölümünü Historia ecclesiastica gentis Anglorum (İngiliz Halkının Kilise Tarihi) adlı kitabına almıştır. Bede, ayrıca daha uzun bir kitap yazmış ve bu kitap ortaçağ boyunca, doğudaki kutsal yerlerle ilgili en yaygın rehber olmuştur.

Yahuda, Samiriye ve Celile’deki kutsal yerler, Şam ve Sur, Nil ve Aiolia volkanik adaları (bugün Eolie Adaları) Arculfun gezdiği yerler arasındadır. Arculf, Kudüs’ teki İsa’nın Kabri Kilisesi, Sion Dağı Kilisesi, Zeytinliğe Çıkış Kilisesi ve Şekem’deki Yakub’un Kuyusu Kilisesi’nin planlarını çizmiştir. İngiltere’nin koruyucu azizi Aziz George’un öyküsünün ilk biçimi Arculf’dan kalan belgeler arasındadır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , , ,