Etiket: hiciv

Ebubekir Kani Hayatı

ebubekir-kaniEbubekir Kani; (1711-1791 )

Ünlü bir Türk hiciv şairi ve yazarıdır. Tokat’ta doğdu, orada medresede okudu. Kırk yaşına kadar Tokat’tan dışarı çıkmadığı için, şiirlerini de oradayken yazmıştı. Mizah edebiyatımızın en güzel örneklerinden olan “Şathiyyat” ı da bu zamanın eseridir. “Münşeât-ı Kâni” diye tanınan, ağdalı medrese diliyle yazdığı, gayet ince alaylarla dolu mektup tarzındaki eserlerini, “Hirrenâme” de kendisinin ağzından yazarak “Tekir binti Pamuk” (Pamuk kızı Tekir) diye imzaladığı kedi mektuplarını da o devirde yazmıştır. Hekimoğlu Ali Paşa, Tokat’tan geçerken Kânî kendisine bir övgü yazmıştı. Ali Paşa İstanbul’a gelirken Kâni’yi de yanına aldı, getirdi. Kânî, Saray teşrifatına alışamadı. Samimiyetsiz eğilip bükülmeler ona göre değildi. Silistre valisinin yanına divan kâtibi olmayı tercih etti. Bir ara Ulahlar’ın beyi voyvoda Aleksandr’ın yanında, özel sekreter olarak bulundu.

«Kırk Yıllık Kani…»

Kâni orada sevdiği bir kızın kendisine din değiştirmesini teklif etmesi üzerine “Kırk yıllık Kânî, olur mu Yani?” demiş, bu söz atasözlerimiz arasına girmiştir.

Ölümünden on yıl kadar önce İstanbul’a gelen Kânî, Yeğen Mehmet Paşa’ya eskisi gibi teklifsiz muamele etmesi üzerine gözden düştü. Devletin sırlarını açığa vurduğu iddiasiyle idam edilecekti. Zamanın Reisülküttâb’ı Hayri Efendi araya girdi. Bunun üzerine Kâni, Limni adasına sürgün edildi. Daha sonra İstanbul’a döndüyse de kısa zaman sonra öldü, Eyüp’e gömüldü. Mezar taşında fatiha yoktur. Çünkü, şair, “Ben fatiha dilencisi değilim, mezar taşıma fatiha yazmayın” diye vasiyet etmişti.

Kâni’nin eseri basılmış değildir. Dili çok ağdalı, yapmacıklıdır. Şiirlerinden ancak mizahi olanların değeri büyüktür. Farsça, Arapça eserleri de vardır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , ,

Neyzen Tevfik Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Neyzen TevfikNeyzen Tevfik KOLAYLI (1879-1953)

Tanınmış bir ney üstadı, hiciv şairidir. Baba yurdu Bafra’nın Kolaylı köyüdür. Rüştiye başöğretmeni Fehmi Efendi’nin oğludur. Bodrum’da doğdu. İlkokulu Bodrum’da bitirdi. Bir yandan da babası ona «Gülistan» ı okutarak Farsça öğrenmesine yardım etti. 8 – 9 yaşlarında bir çocukken Tepecik semti kahvesinde dinlediği bir ney faslından sonra onda bu saza ve müziğe karşı heves uyandı. 5-6 yıl kendi kendine çalıştı. İlk ciddi ney derslerini Urla’da bir berberden aldı.

Neyzen Tevfik’in ilk yazısı, bu sıralarda, İzmir’de yayınlanan «Muktebes» adlı dergide çıkmıştır. Bu, 15-16 yaşlarındayken yazdığı bir gazeldir. Neyzen, İstanbul’a geldikten sonra Mehmet Akif’ten aruz öğrendi. 1919’da, iki küçük şiir kitabı yayınladı: «Hiç» ve «Azâb-ı Mukaddes». Çeşitli dergilerde şiirleri, hicivleri yayınlanıyordu. Bunlar, günlük olaylar üzerine yazılmış küçük parçalardı. İçkiye düşkünlüğü yüzünden, sık sık sinir buhranları geçirir olmuştu.

Neyzen Tevfik, bütün ömrü boyunca yalnız iki beste yapmıştır. İyi ney çalardı. Perdeli bir saz olan neyi, perdesiz bir keman gibi seslerini birbirine bağlıyacak şekilde çalardı. Şiirlerine gelince, çoğu kuru, katı, teknik kusurlarla dolu; buna karşılık ince hicivlerle işlenmiş eserlerdir.

Eserleri: Hiç (Varan 1, 1919); Azab-ı Mukaddes (1949).

NEYZEN TEVFİK’TEN BİR KOŞMA

Hakikat yıldızı şu kah be dünya
Bu çok kısa yoldan dönenler bilir
Bu yolun sırrıdır fırsatlar, sevda
Tutuşup parlayıp sönenler bilir

Aldana aldana gevredi dinim
Kalmadı düşmana, feleğe kinim
Doğruyu söylersem çarpar yeminim
Bu cengi pusuya sinenler bilir

Durma sor halini hastanın sağın
Tabii solacak gülleri bağın
Hayatın içini kara toprağın
Üstünden altına inenler bilir

Geniştir ölçülmez hayalin çölü
Karşımda her diri, söylenen ölü
Çok güçtür geçmesi bu sakar gölü
Dümensiz gemiye binenler bilir

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,