Etiket: ile ilgili bilgi.

Franz Schubert Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Franz SchubertSCHUBERT Franz, Avusturyalı besteci (Viyana yakınları / Himmelpfortgrund / Alsergrund 1797-Viyana 1828). İlk müzik derslerini babasından aldı. 1808’de imparator sarayındaki çocuk korosuna alındı, birinci kemancı olarak okul orkestrasında Haydn ve Mozart’ın eserlerini çaldı. 1812’de sesi çocuk özelliklerini yitirince, okuldan ayrıldı. Viyana’da öğretmen yetiştiren bir okulda yetişerek 1814’te babasının okulunda öğretmenliğe başladı. 1815′ te 18 yaşındayken iki senfoni, iki sonat, iki dörtlü, missalar, operalar ve lied’ler bestelemişti. 1818’de öğretmenliği bıraktı. Tanıştığı ünlü bariton Michael Vogl’un lied’lerini söylemesi adının duyulmasını sağladı. 1818’de Kont Esterhazy tarafından Macaristan’a çağrıldı, bestelediği eserleri konta adadı ve kızları Marie ile Carolin’e piyano dersleri verdi. Viyana’ya dönüşünde, bestelediği liedlerinin ve başka eserlerinin yorumlandığı, Viyana sanat çevrelerince “Schubertiad” adı verilen toplantılara katıldı. Eserlerini yayımlatma çabaları ancak 1821’de sonuç verdi. O yıl Erlkönig (Cinler Kralı) ve Gretchen am Spinnrade liedleri yayımlandı. 1823’te La Minör Piyano Sonatı’nı 1824’ün ilk aylarında ise La Minör Dörtlü, Der Tod und des Madchen (Ölüm ve Genç Kız) liedlerinin teması üstüne Re Minör Dörtlü ve yaylılarla üflemeliler için Fa Majör Sekizli gibi üç oda müziği başeserini yarattı. Yaşamının son yılında art arda önemli eserler verdi.

26 Mart 1828’de başarılı geçen ilk konserini düzenledi. Hiç ara vermeden çalışması onu yordu ve zayıf düşürdü. 1828’de tifüse yakalanarak 31 yaşmda öldü. Schubert’in müzik dünyasına en önemli katkısı lied alanındadır. 600 kadar liediyle kendinden önce Viyana Klasikleri’nin, yani Mozart, Haydn ve Beethoven’in sistemleşmiş çalışmalarını aştı, yeni bir biçimin sağlam temellerini attı. Viyana Klasikleri’nde görüldüğü gibi şiirin melodiyi biçimlendirmesinden değişik olarak, liedlerinde şiiri bağlayıcı olarak değil, ses partisini ve piyano eşliğini özgürce geliştiren bir öğe olarak ele aldı. Edebiyat kültürü olmamakla birlikte içtenlikle davranan bir müzikçi ve şaşırtıcı bir melodi uzmanıydı, yalınlık, arılık açısından belcanto’ya sırtını dönerek halk kaynaklarından yararlandı. Vokal eserleri arasında 22 opera, missalar ve motetler vardır. Kısa ve özlü parçaları, onun kişiliğine çok daha yatkın eserler sayılır. Bunlar arasında dans parçaları, çeşitlemeler, impromtuler, “moments musicaux”lar sayılabilir. Oda müziği eserlerinin sayısı da yüksek olup bunlar piyona-keman, viyolonsel ve flüt için sonatlar, üçlüler ve özellikle aile çevresinde yorumladığı dörtlülerden oluşur. Schubert açısından oda müziği, çalgılama için bir araştırma alanı sayılır. Keman, alto, viyolonsel ve piyano için beşli buna bir örnektir. Senfonik eserler alanında ise besteci Beethoven’in katkılarını görmezlikten gelmiş ve Mozart ile Haydın’ın izleyicisi olmuş gibidir.

Onun müziği Romanitzm doğrultusunda duygulu, coşkulu ve şiir dolu olmakla birlikte, Klasik Okul’un bazı temel özelliklerine de bağlıdır. Ürünlerini klasik dönemden romantik döneme geçiş evresinde veren Schubert, genellikle klasik bestecilerin sonuncusu olarak da kabul edilir.

Başlıca eserleri: Opera: Des Teufels Lustschloss (Şeytanın Zevk Şatosu) 1814, Zwillingisbrüder (İkiz Kardeşler) 1818, Müzik (dinsel): 7 missa, 3-Kantat. Orkestra Müziği: 4. Senfoni (1816), 5. Senfoni (1816), 8. Senfoni (bitmemiş) 1822,9. Senfoni, Oda Müziği: Si Bemol Majör Dörtlü (1814), La Minör Dörtlü (1924), Re Minör Dörtlü (1824), Sol Majör Dörtlü (1826), Do Majör Beşli (1828), La Majör Beşli (Alabalık) 1819, Fa Majör Sekizli (1824), Piyano Müziği: 21 Sonat: Çeşitli impromtular Moment musicaller; Valsler; Do Majör Wan-derephantaise (Gezginin Fantezisi) 1822. Lied: Gretchen am Spinnrade (Gretchen Çıkrık Başında) 1814, Die Forelle (Alabalık) 1817 Der Tod und das Madchen (Ölüm ve Genç Kız) 1824, Ave Maria (1824). Şarkı Dizisi: Die Schöne Müllerin (Güzel Değirmenci Kız) 1823, Winterreise (Kış Yolculuğu) 1827, Schwanengesang (Kuğunun Şarkısı) 1808.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Direktör Ali Bey Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Direktör Ali Bey; yazardır (İstanbul 1844 – ay. y. 1899).

Fransızcayı kendi çabasıyla öğrendikten sonra Babıâli Tercüme Odası’nda görev aldı; bilgisini ve deneylerini geliştirdi. Mutasarrıflıklar ve çeşitli hükümet dairelerinde memurluklar yaptıktan sonra Düyun-u Umumiye müfettişliğiyle doğu illerini, Irak’ı dolaşıp görme fırsatlarını buldu. Bombay’a kadar gitti (1885-1888). Trabzon Valiliği yaptı (1890-1893). Sonunda çalıştığı kurumun Türk yöneticiliğine getirildi (1894), ölümüne kadar kaldığı bu görevi nedeniyle Direktör Âli Bey diye anıldı. Devlet memurluğuyla bağdaşmaz sayıldığı için bazılarını “Bir Zat” diye imzaladığı oyunları ve mizah yazılarıyla değerlenen Ali Bey, özellikle dilinin ve anlatımının konuşmaya yatkın doğal yalınlığı yüzünden dikkat çekicidir. Özel merakıyla Gedikpaşa Osmanlı Tiyatrosu’ nun eksik ve yanlışlarını gidermek için çalıştığı gibi zamanının en başarılı uyarlamalarını da gerçekleştirdi: Ayyar Hamza (Moliere‘den, 1871), Tosun Ağa (Moliere‘den, 1870; sonradan Memiş Ağa).

Kendi oyunları: Kokona Yatıyor (bir perdelik komedi, 1870); Misafiri İstiskal (komedi, 1872); Letafet (üç perdelik operet, 1897); Diyojen (1869-1872), mizah dergisindeki ince mizahıyla ilgi çeken Âli Bey’in bu alandaki tek kitabı Lehçetü’l-Hakayik’ tir (1896). Görev yolculuklarının ürünü: Seyahat Jurnali (gezi notları, 1897).

Başlıca eserlerinin özetleri:

Ayyar Hamza, Fransız yazarı Moliere‘ den (1622-1673) başarıyla uyarladığı oyun (1871). Asıl adı les Fourberies de Scapin (Scapin’in Dolapları) olan eser (1671), Orhan Veli Kanık tarafından bu adla 1944’te Türkçeye çevrildi. Tanzimat döneminde tiyatro yaşamına yeni başladığı için çeviri yerine uyarlama (adaptasyon) yeğlenmişti; gerçekte aynı eser Ahmet Vefik Paşa (1828-1891) tarafından Türk sahnesine kazandırılmıştı (Dekbazlık). Âli Bey’ in başarısı; dilinin süssüz, temiz, konuşma havasına yatkın oluşu; eserdeki tipleri yerli kişilere ustaca benzetişi (ayyar: hilekâr, zeki kurnaz) sahne gereklerine uygun bir ortam hazırlama dikkatidir. Birçok komedide olduğu gibi uşak (Hamza), babaları kandırıp, gerekli yolları hazırlayarak genç efendilerin aşk ve mutluluğa kavuşmalarına olanaklar bulur; sorunları çözümler.

Lehçetü’l-Hakayik, “Gerçeklerin Dili” anlamına gelen mizah sözlüğü. Önce 1896, daha sonra 1962’de basıldı. Diyojen dergisinde parça parça yayımlanırken bile bir çeşit yeni özdeyiş tutumu olarak taklit edilen eser, yazarın çeşitli bireysel ve toplumsal kavramları alaycı, eleştirel (çok zaman ters, abesin mantığı gereğince) yorumlarını içerir, sözlükmüşcesine sunulur. Sözcüklerin gerçek anlamlarının değil, yergisel ve küçültücü eleştirilerinin bazı örnekleri: Ahlâk: Akıl polisi; Edeb: Yaldızlı hap; İnşallah: Red cevabı; Avukat: Suçluların çamaşır yıkayıcısı; Çocuk: Ailenin gerçek reisi; Hasta: Sağlığının değerini anlamaya başlayan adam; Dostluk: Fırtınalı havada içi dışına dönen şemsiye; Darbımesel: Kira arabası; Adalet: Ayarı bozuk terazi; Falcı: İstediklerimizi söyleyen; Vâız: Sermayesini yemeyen tacir…

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

1. Gıyaseddin Keyhüsrev Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

1. Gıyaseddin Keyhüsrev; Anadolu Selçuklu sultanıdır (7-1211).

II. Kılıç Arslan’ın 11 oğlundan en küçüğüdür. Babası düzeni sağladıktan sonra eski Türk töresine uyarak topraklarını oğulları arasında paylaştırdı. Gıyasettin Keyhüsrev’e de Uluborlu ve çevresi verildi. Kütahya’ya kadar uzanan bölgeyi yöneten Gıyasettin, adına para bastırdı ve hutbelerde babasından sonra melik olarak kendi adını okuttu. 3. Haçlı Seferi’ne katılan Alman güçleri, Denizli-Uluborlu arasından geçerken bölgedeki Türkmenlerle birlikte Haçlılar üzerine saldırarak önemli kayıplar verdirdi (1190). Babası Kılıç Arslan Konya’da oğlu Kutbettin Melikşah tarafından etkisiz hale getirilip yetkileri elinden alınınca, I.Gıyasettin Keyhüsrev’e sığındı. Gıyasettin, babasıyla birlikte Konya halkının da yardımıyla kenti ele geçirdi. Kılıç Arslan ölünce veliaht niteliğiyle Anadolu Selçuklu tahtına oturdu (1192). Gıyasettin Keyhüsrev Bizans İmparatoru III. Aleksios Angelos’a (1195-1203) karşı bir sefer düzenledi. Menderes Vadisi’nden pek çok tutsak ve ganimetle döndü. Kardeşi Ruknettin Süleyman, tahtı ele geçirmek amacıyla Konya üzerine yürüdü. I. Gıyasettin barış önerisinde bulundu. Önerisi geri çevrilince tahtı bırakıp kentten ayrıldı (1196). Kardeşlerinden yardım sağlayamadı. Trabzon yoluyla denizden İstanbul’a gitti. Bizans İmparatoru III. Aleksios’un konuğu olarak 1204’te Latinlerin İstanbul’u almasına kadar o yörede kaldı. Ruknettin Süleyman’ın ölümü (1204) üzerine ileri gelenlerce Selçuklu tahtına çağrıldı. Şubat 1205’te ikinci kez Selçuklu tahtına oturdu. Mengücükler, Eyyubiler ve Artuklular gibi başka beylikler bağlılıklarını sürdürdüler. Ticarete önem veren sultan, Karadeniz seferine çıkarak Trabzon Rum İmparatoru Aleksios’u bozguna uğrattı, yolun güvenliğini sağlamak için Antalya üzerine yürüdü ve kenti kuşattı. Kıbrıs’ta yerleşmiş olan Franklar engel olmak istedilerse de Rumlar sultanı kente teslim ettiler (1207), burası Selçuklu Donanmasının üssü oldu. 1209’da Petrus Kalesi ele geçirildi. Tahtını Latinlere kaptıran Bizans İmparatoru III. Aleksios, Antalya’ya kadar gelerek yardım istedi. Selçuklu Ordusu İznik İmparatoru Theodoros Laskaris’in (1204-1222) ordusuyla Alaşehir yakınlarında karşılaştı. Savaşta Rumlar yenildi ve dağıldıysa da Gıyasettin savaş alanında öldürüldü. Sultanın öldüğünü öğrenen Selçuklular bozguna uğradı (1211). Yerine oğlu İzzettin Keykâvus geçti.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

2. Gıyaseddin Keyhüsrev Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

2. Gıyaseddin Keyhüsrev; Anadolu Selçuklu sultanıdır (1222-1246).

I. Alaattin Keykubat’ın büyük oğludur. 1237’de ölünce sağlığında veliaht seçtiği oğlu Kılıç Arslan’ın yerine devlet adamları, komutanların baskısıyla II. Gıyasettin’i Selçuklu tahtına çıkardı (1237). Eyyubilerle olan ilişkilerini siyasal evliliklerle güçlendirdi. Vezir Sadettin Köpek, Kubadabad Sarayı’nda sultanın önünde öldürüldü (1239). Bu arada o dönemin en önemli olaylarından biri olan Babailer Ayaklanması başladı. Türkmen şeyhlerinden Baba İshak, Türkmenler arasında bir veliden çok bir peygamber gibi sayılıyordu. Birleşen Türkmenler karşısında sultan, Konya’da bile kendisini güvenlik içinde saymayarak Kubadabad’a kaçtı. Selçuklu kuvvetleri Baba İshak’ı yakalayıp öldürdülerse de Babailer, Baba İshak’ı bir insanın öldüremeyeceğine inandıklarından ayaklanma sürüp gitti, II. Gıyasettin yaklaşan tehlikeyi önlemek amacıyla Moğollara karşı gönderdiği orduyu geri çağırdı. İki buçuk ay süren bu bunalım 1240 sonbaharında bastırıldı. Babai Ayaklanması, Anadolu Selçuklu Devleti’ni iyice sarstı. Bu durumdan yararlanmak isteyen Moğollar, Doğu Anadolu’ya birkaç kez yağma akınları yaptılar. 1242 kışında Erzurum’u alıp binlerce kişiyi öldürdüler. Çeşitli Müslüman devletlerine asker göndererek desteklediği Selçuklu Ordusu, 1243 yılı temmuz başlarında Kösedağ Savaşı’nda yenildi. Gıyasettin, Tokat yoluyla Konya’ya kaçtı. Kösedağ yenilgisi Anadolu halkının belleğinde uzun yıllar acı bir anı olarak kaldı. Bozgundan sonra Vezir Mühezzibütün Ali değerli armağanlarla Moğol Komutanı Baycu’nun yanına gitti, barış yaptı. Yeni Vezir Şemsettin İsfahani, Tarsus’u kuşattı. Kent düşmek üzereyken Sultan II. Gıyasettin’in ölüm haberi geldi (1246).

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

3. Gıyaseddin Keyhüsrev Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

3. Gıyaseddin Keyhüsrev; Anadolu Selçuklu sultanıdır (?-1283).

II. Kılıç Arslan’ın oğludur. 1266’da Moğolların zehirleyerek öldürdükleri babasının yerine Selçuklu tahtına çıkarıldı. Çocuk yaşta olduğu için yönetim Vezir Muinettin Pervane’nin elinde kaldı. Muinettin Pervane, Moğollar karşısında kazandığı zaferlerle bütün İslâm dünyasında saygı uyandıran Memlûk Sultanı Baybars’a karşı Moğollarla işbirliği yaptıysa da daha sonra değişen koşullar yüzünden Memlûk sultanını Anadolu’ya çağırdı ve Moğol varlığına son vermesini istedi. Kahire’den yola çıkan Baybars, Halep’te Ordusunu topladı ve Nisan 1277’de Antep’e indi. Memluklülarla Moğollar, Elbistan Ovası’nda karşılaştılar, Moğollar bozguna uğratıldı. Selçuklu birlikleri de gönüllü olarak Baybars’a katıldı. Moğol Hükümdarı Abaka Han, Selçuklulardan öç almak amacıyla başta Muinettin Pervane olmak üzere birçok din ve devlet adamını öldürttü (1277). Moğol baskısının kasırga gibi estiği bu dönemde Karaman Türkmenleri de Konya’yı ele geçirdiler (1277) ve Alaattin Siyavuş’u Selçuklu sancağıyla Konya’ya getirip tahta çıkardılar. Selçukluların başkadısı Siracettin Mahmut Urmevi, kent halkını Karamanlılara ve Siyavuş’a karşı ayaklanmaya çağırdı. Bu eylem başarı kazandı ve III. Gıyasettin Keyhüsrev ile Sahip Ata Konya’ya döndüler. Burada Alaattin Siyavuş yakalanıp öldürüldü (1279). Abaka Han’dan sonra tahta çıkan Moğol Hükümdarı Ahmet Teküdar, Selçuklu ülkesini Gıyasettin Mesut ile III. Gıyasettin Keyhüsrev arasında paylaştırdı. III. Gıyasettin Keyhüsrev bu bölünmeyi kabul etmedi ve Ahmet Teküdar’ın yanına gitmek üzere yola çıktı. Bu sırada Moğol tahtında değişiklik oldu ve Argun Han başa geçti. Tebriz’de bekleyen Mesut, Kayseri’de ve Konya’da Şubat 1284 başlarında törenle tahta çıktı. Argun Han, III. Gıyasettin’i boğdurttu (1284).

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Gıyaseddin Mesud Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Gıyaseddin Mesud; Anadolu Selçuklu sultanıdır (?-1308).

Moğollar karşısında taht ve tacını bırakıp İstanbul’a giden II. İzzettin Keykavus’un oğludur. Kırım’a yerleşen II. İzzettin Keykavus ile birlikte Suğdak’ta yetişti. Selçuklu tahtına oturmak umudundaki İzzettin Keykavus oğlu Mesut’u veliaht duyurdu. Babası ölünce (1280) Gıyasettin Mesut, Sinop’a çıktı, Moğol Hükümdarı Abaka Han’ın yanına gitti. Abaka Han ona Anadolu’da bazı kentleri bağışladı. Abaka Han’ın ölümü üzerine tahta çıkan Ahmet Teküdar, Selçuklu topraklarını III. Gıyasettin Keyhüsrev ile Gıyasettin Mesut arasında paylaştırdıysa da, III. Gıyasettin bunu kabul etmedi. Moğol tahtına Argun Han çıkınca, Gıyasettin Mesut’u Selçuklu Sultanı duyurdu. Argun Han’ın desteğiyle Anadolu’ya dönen Gıyasettin Mesut, Şubat 1284’te Anadolu Selçuklu tahtına oturdu. Sultan Mesut, 1286’da Germiyan Türkmenlerini bozguna uğrattı. Moğol baskısı arttı, Sultan Mesut başkaldıran Moğol Komutanı Baltu’nun yanında olduğundan onunla işbirliği yapmakla suçlandı. Sultan Mesut, Baltu’nun yanında istemeyerek kaldığını anlatıp, İlhan’ı inandırdıysa da tahtından indirilip Hemedan’a sürüldü (1296). III. Alaattin Keykubat tahta çıkıncaya kadar Anadolu Selçuklu tahtı 3 yıl boş kaldı. III. Alaattin Keykubat 1301’de Gazan Han tarafından uzaklaştırılınca Sultan Mesut, 1302’de ikinci kez tahta çıktıysa da herhangi bir başarı kazanamadı. Yerine III. Gıyasettin Keyhüsrev‘in oğlu V. Kılıç Arslan geçti.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Herakleitos Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

herakleitosHerakleitos; Eski Yunan filozofudur (Efes İÖ 540 – ay.y. İÖ 480).

Varlıklı ve soylu bir aileden geldiği için yaşamını felsefeye adadı. Özdeyişler biçiminde dile getirdiği düşüncelerinden oluşan Peri Physeos (Doğa Üstüne) adlı kitabını Tanrıça Artemis’e sundu. Günümüze bu kitaptan yalnızca birkaç bölüm ulaşmıştır. İyonyalı doğacı filozofların okuluna bağlı olan Herakleitos, varlığın ilkesinin Thales’ in ileri sürdüğü gibi “su” ya da Anaksimenes’in dediği gibi “hava” değil, özünde dirilik bulunan ateş olduğu savunur. Ona göre, ateş denen kurucusu öğeden kaynaklanan bu dönüşüm ve değişim aşağıdan yukarıya ve yukarıdan aşağıya olmak üzere karşıt yönlü iki hareketi içerir. Oluş işte bunlardan kaynaklanır. Tüm nesneler ateşten doğduğu gibi Tanrı da bu ilkeden doğmuş olup tüm olaylarda ve tüm doğa varlıklarında vardır. Evrenin sürekli akan ve değişen bir süreç içinde bulunduğu, her şeyin her an değiştiği konusunda ileri sürdüğü görüşler, Sofistleri, Stoacıları, Platon ve Aristoteles’i bir başka deyişle tüm diyalektikçi düşünürleri etkilemiştir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,