Etiket: istanbul

Hasan Cemal Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

Hasan Cemal, 1944 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Babasının adı Ahmet Rüştü, annesinin ise Ayşe Bozok’tur. İttihat ve Terakki Partisinin en önemli isimlerinden olan Cemal Paşa’nın torunudur. İlkokulu Çorlu’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Liseyi de Ankara’da tamamladı. 1965 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu.

GAZETECİLİĞE BAŞLANGICI

1969 yılında Ankara’da haftalık basılan “Devrim” adlı dergide yazarak gazeteciliğe başladı. “Yeni Ortam” dergisi, “Anka Ajansı” ve “Günaydın” gazetelerinde çalıştı. 1973 yılında “Cumhuriyet” gazetesinde yazmaya başladı. 1979 senesinde Cumhuriyet gazetesi Ankara temsilciliğine başladı. 1981-1992 yılları arasında Cumhuriyet gazetesinde genel yayın yönetmeni oldu. 1992-1998 yılları arasında “Sabah” gazetesi yazarlığı yaptı. “Nokta” dergisiyle 1989 “Doruktakiler ve Gazeteciler Cemiyeti Fıkra Ödülü”nü kazandı. 1986’da “Sedat Simavi Ödülü”nü kazandı.

MİLLİYET’TEN KOVULMASI

2013 yılında yazdığı yazılarından dolayı 15 yıldır çalıştığı Milliyet gazetesindeki işine son verilen Cemal’in Hükümet aleyhine yazdığı yazılardan ötürü olduğu ileri sürülmüştü. Ancak sonradan yaptığı bir açıklamayla bunu yalandı. Cemal; “Milliyet gazetesinden ayrılma aşamasında Başbakan Erdoğan’ın etkisi olmadığını düşünüyorum. Şu ana kadar bu konuda hiç konuşmadım. Sanmıyorum ki, Başbakan Erdoğan doğrudan doğruya kalkıp işten çıkarılmam konusunda bir şey dememiştir. O günkü sert çıkışından gazete patronları durumdan bir vazife çıkarıp yol almışlardır. Yöneticiler de bu konuda galiba fazla direnmediler” sözleriyle o dönemdeki tartışmaları sonlandırmıştı.

Milliyet’ten ayrıldıktan sonra “T24” adlı sitede yazılarına devam etmektedir.

Ayrıca Cemal 2 evlilik yaptı ve 2 çocuğu dünyaya geldi.

ESERLERİ

-1915: Ermeni Soykırımı (2012)

-Barışa Emanet Olun (2011)

-Türkiye’nin Asker Sorunu (2010)

-Cumhuriyet’i Çok Sevmiştim (2005)

-Kürtler (2004)

-Kimse Kızmasın, Kendimi Yazdım (1999)

-Özal Hikayesi (1989)

-Tarihi Yaşarken Yakalamak (1987)

-Demokrasi Korkusu (1986)

-Tank Sesiyle Uyanmak (1986)

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Didem Madak Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

Didem Madak, 8 Nisan 1970’de İzmir’de doğar. Annesi Füsun, Madak doğduktan 6 yıl sonra şiirlerinde bahsettiği ‘uzun siyah saçlı kız’ Işıl’ı dünyaya getirir. Öğretmen olan anne babaları ile birlikte çok mutlu olan bu iki kız kardeş aynı zamanda çok iyi arkadaştırlar.

 

“Işıl çocuktu o zaman, ben de öyle,

Mevsim kesin yazdı, karpuzdan feneriyle,

Hani her çocuğu başka bir çocuğa yaklaştıran bir şarkı vardır ya,

Kıyıya yanaşan bir gemi gibi.”

Zorluklarla geçen çocukluk yılları

Didem Madak’ın çocukluğu fırtınalı geçmiştir. 12 Eylül döneminde babası okul müdürüyle tartıştığı için Uşak’a sürülür. Fakat annesi Füsun Hanım’ın tayini çıkmadığı için kızlarıyla birlikte Burdur’da kalır.

Ülkenin çok karışık bir süreçten geçtiği bu dönemde yalnız kalan Füsun Hanım ve kızları korku dolu günler geçirir. Füsun Hanım bir gün, geceleri onları uyutmayan arka bahçedeki mısır yapraklarının hışırtılarını engellemek için bıçakla hepsini yok eder.

Madak’ın her şiiri yaşanmış bir anıdır… Bu olayla ilgili de şu dizeleri yazmış defterine;

“Sen bir çocuk romanı annesi ol isterdim.

Ölü mısır tarlaları hışırdıyordu

Ve kalbimde çıngıraklı yılan sürüleri

Diye başlayan bir çocuk romanında.”

Annesini kaybettiği (onu şiire iten) yıllar

Didem Madak 13 yaşındayken, henüz 38 yaşında olan annesini beyin kanseri nedeniyle kaybeder. Madak’ın zorlu günleri başlamıştır.

“Ölen her kadın için şiir yazdım.

Onları Muc’a evin karşılığında verdim,

Çok ucuza.

Artık bütün üzgün oluşlarımın adı: Anne!”


Füsun Hanımın ölümünden kısa bir süre sonra babası ikinci evliliğini yapar. Bu evlilik artık Didem ile babasının arasına bir duvar örmüştür.

“O günleri hatırlayınca Edip Cansever’in şu dizesi gelir aklıma: ‘Bir azarlamayla ölümü düşünen çocuklar gibi…’ Bir azarlanmayla ölümünü düşünen çocuklar gibi.” Hayatın elini beline koymuş sinirli bir üvey anne gibi bizi azarladığını ve kardeşimle el ele tutuşup hayallerden balkonumuza sığındığımızı hatırlıyorum.”

Bu olay sonrasında babası için de tabii ki birkaç dize yazmıştır Didem Madak;

“Babam…

Çıkarılmış bir adam bütün fotoğraflardan.

Kader neydi sanki o zaman,

Masada açık unutulmuş Turuncu kulaklı bir makastan başka…”

“Yaşasaydın, hayatının ortasına Güller yığan bir adam olsun isterdim babam.”


Bir gün Işıl’la oturup annesinden onlara bir şey kalmamasından yakınırken, teyzeleri onlara hayatlarını değiştirecek birkaç hediye verir. Bu hediyeler el yazması bir şiir defteri ve Varlık Dergisi koleksiyonudur. Bu andan sonra Didem Madak şair olur işte…

Üniversite yılları ve ilk evliliği

Tüm yaşadıklarını kaleme dökmeye başlayan Madak Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başlar. Üvey anne ve babasıyla yaşadığı evden ayrılmak istediği için kendince bir yöntem bulur. Birinci sınıfta tanıştığı biriyle gizlice evlenir, evden ayrılır ve okulu bırakır.

“Ardımda kırık bir ayna Üvey anneleri hayatımın. Batsın diye güneşe tempo tutan o kız çocuğu… Evden kaçışımın pembe spor ayakkabıları vardı. Hüzün neydi sanki o zaman Artık kullanılmayan dikiş makinası annemden kalma.”


Evden kaçışı sonrasında çok zor dönemler geçiren Didem Madak, birçok farklı işte çalışır geçimini sağlamak için. Genç yaşta yaptığı evliliği pişmanlıkla sonuçlanır ve boşanır. Boşandıktan sonra maddi sorunlarla boğuşur ve bir bodrum katında yaşamaya başlar. Bu eve taşındıktan sonraki halini “Birden yazmaya başladım.” diye ifade eder.

Bodrum katında yaşadığı tüm zorlukları anlatır şiirlerinde. Bir söyleşide “Rutubete dayanıldığı sürece şiir yazmak için çok iyi yerler.” diye bahseder bodrum katından.

Didem Madak, bu dönemde çok yalnız kalır. Kardeşi Işıl, sadece süt ve çikolata yiyerek ayakta durduğunu, hayattan memnun olmadığını, hiçbir şeyin istediği gibi gitmediğini anlattığını söyler.

Didem Madak, üç yıl boyunca kaçar sevdiklerinden. Yakın arkadaşı Müjde Bilir bir röportajda onun kaçışını şöyle anlatıyor: “Didem beni bir akşam aradı ve annesini özlediğini anlattı. Taksiye binip bana gelmesi için ikna ettim. Geldiğinde mahcup ve çekingendi. Anne şefkatine duyduğu özlem derinden belli oluyordu. ‘Çok mutsuzum’ dedi. Ertesi gün buluşmak için sözleştik. Ancak Didem gelmedi. Didem’in evine gittiğimde duvara iliştirilmiş bir not buldum. ‘Sevgili Müjde, Maviş Anne içimden hiçbir şey söylemeden gitmek geldi. Seni seviyorum. Dün gecenin şiiri zaten yazılmıştı, ben sadece kaleme alacağım.’”

Müjde Bilir için yazdığı şiirde şöyledir;

“İki kendim varmış maviş anne

Biri benmişim biri mutsuz

Ben ölürsem maviş anne, mutsuz için dünyanın bütün sabahlarına bir bilet al.

Ben ölürsem mutsuza iyi bak! “

“Kadınlık kimliğimden sıyrıldım”

Sonraki üç yıl boyunca Madak’tan haber alınamaz. Sadece kardeşi Işıl’ın yanına gider ara sıra. Gidişlerinden birinde Işıl’ı çok şaşırtır. Örtünmüş olarak çıkar karşısına.

“Örtündüm ben… Her şeye karşı… Kadın kimliğimden de sıyrıldım. Bu beni rahatlattı.” der.

Didem Madak, bu dönemde tasavvufla ilgilenir. Kardeşi Işıl Madak’ın bu dönemiyle ilgili “Çok umutsuzdu. Kapanarak bu durumdan bir çıkış yolu bulacağını umdu. Ablam o dönemden inanarak kurtuldu. Yoksa kayıp gidecekti. Hukuk Fakültesi’ni de bu dönemde bitirebildi.” der.

Bu durumu da şiirlerinde şöyle anlatıyor şair:

“Allah benim çaresizliğimdi, artık konuşabileceğim kimsem kalmadığı için konuştuğumdu.”

Çok şey yaşadığı bu dönemi “Ah’lar Ağacı” şiiriyle anlatır:

“Ben acılarımın başını

Evcimen telaşlarla okşadım bayım.

Bir pardösüm bile oldu içinde kaybolduğum.

İnsan kaybolmayı ister mi? Ben işte istedim bayım.”


“Grapon Kağıtları”

Bu dönemde kardeşi Işıl, ‘İnkılap Kitapevi 2000 Şiir Ödülü’ yarışmasından bahseder.

Didem Madak bununla ilgilenmeyince kendisi bütün şiirlerini toplayarak yarışmaya gönderir. Üstünden bir süre geçtikten sonra “Grapon Kağıtları” dosyasının yarışmayı kazandığı haberi gelir.

Didem Madak, bu süreçte internette şair ve avukat olan biriyle tanışır. Şair olmasından çok etkilenerek bu adamla buluşur. Günün sonunda genç adam bir şiir yazmalarını teklif eder. Adam, ikinci buluşmada kendi şiirini okur. Sıra ona geldiğinde ise Didem şu şiiri okur;

“Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca

Alt katında uyumayı bir ranzanın

Üst katında çocukluğum…

Kâğıttan gemiler yaptım kalbimden

Ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı.

Aşk diyorsunuz,

Limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!”

“Kadın kimliğine geri dönüş”

Ödül töreni için İstanbul’a giden Madak, yarışma öncesinde örtüsünü çıkarır. Bu bir nevi onun tabiriyle “kadın kimliğine geri dönüş” sayılabilir.

Didem Madak, ödülünü aldıktan sonra İstanbul’da yaşamaya başlar. Bir süre sonra eşi Timur ile evlenir ve 3 yıl sonra kızı Füsun’u dünyaya getirir.

Anne kokan şiirleriyle veda ettiği yıllar

Kızının doğumundan sonra şiir yazamayan Madak tıpkı annesi gibi kansere yakalanır. 24 Temmuz 2011’de yani 41 yaşında kolon kanseri nedeniyle yaşamını yitirir.

Didem Madak’ın ödül töreni sırasında tanıştığı arkadaşı Şükran Yücel’e gönderdiği e-postadaki metin şöyledir:

“Canım Kızım Sana mektup yazacağım. Çünkü artık başka bir şey yazamıyorum. Bu konuda pek de dertli değilim doğrusunu istersen. Sen bana belki bugüne kadar yazdığımdan başka türlü bir yazı yazmayı öğretirsin. Kendimi bir sonbahar ağacı gibi hissediyorum. Mutlu bir sonbahar ağacıyım ben. Yere düşen yapraklarımı eğilip topluyorum. Saçıma tutuyorum. Bakın yakışmış mı diye soruyorum. Sonra yaprakları havaya savuruyorum. Ben iki kişilik bir kabilenin me isimli kölesiyim. Çünkü sen acıktığında me diye ağlıyorsun ve bu ismimi seviyorum reis! Canım kızım, cehaletimden şair oldum…

Annesizlikten.

Sen sakın şair olma!”

“Anlatarak bitiriyorum hayatımı

Bilmiyorum başka nasıl bitirilir bir hayat.

Bir çiçek çizdim bu akşam avucuma,

İsmini her şey koydum.

Simli ojeler sürdüm yanlızlıktan sıkıldığımdan,

Müsveddesi gibi şimdi tırnaklarım,

Yıldızlı bir gecenin”

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Murat Karayalçın Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

Murat Karayalçın, 1943 yılında Samsun’da dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini Ankara’da tamamlayan Karayalçın, gittiği Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Maliye Bölümü’nden 1968 yılında mezun oldu.

Devlet Planlama Teşkilatı’nda (DPT) uzman yardımcısı ve uzman olarak çalıştı. İngiltere’de kalkınma ekonomisi üzerine lisans derecesi alarak 1978-1979 yıllarında “Köy İşleri Bakanlığında Müsteşar Yardımcılığı” görevine getirildi.

Karayalçın, 1986 yılında İngiltere’de Dünya Konut Yılı Ödülü’nü aldı. Aynı yıl Nokta Dergisi tarafından “Yılın İşadamı” seçildi. 1987 ve 1991 yıllarında Türkiye’nin dış tanıtımına yaptığı katkılardan ötürü “Türk Tanıtma Vakfı Ödülü”ne, 1993 yılında da Fransız Hükümeti tarafından “Légion d’honneur Nişanı”na layık görüldü.

26 Mart 1989 tarihinde yapılan yerel seçimlerde “Sosyaldemokrat Halkçı Parti’den (SHP) Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı” oldu. Bu görevi SHP’nin 11 Eylül 1993’te yapılan 4. Olağan Kurultayında Genel Başkanlığa seçilmesine kadar sürdü. Genel başkanlığa seçilmesiyle, DYP-SHP Koalisyon Hükümeti’nde “Başbakan Yardımcısı, Devlet Bakanı ve Dışişleri Bakanı” olarak görev yaptı.

Genel başkanlığından, 1995 yılında SHP’nin CHP ile birleşmesiyle ayrıldı. Deniz Baykal’a karşı, 9-10 Eylül 1995 tarihlerinde yapılan CHP 27. Olağan Kurultayı’nda genel başkanlığa adaylığını koydu, ancak yenildi. 1995 genel seçimlerinde CHP listesinden “Samsun Milletvekili” olarak meclise girdi.

18 Nisan 1999 yerel seçimlerinde CHP’den Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na adaylığını koydu ancak kazanamadı. 22 Mayıs 1999’da toplanan CHP 9. Olağanüstü Kurultayı’nda genel başkanlığa adaylığını koydu fakat yine kazanamadı. 2001 yılında CHP’den istifa etti ve Fikri Sağlar ile birlikte sola yeni bir oluşum kazandırmak istedi. Bunu Mayıs 2002’de Sosyaldemokrat Halk Partisi adında yeni bir partiyle sağladı. 2004 Yerel Seçimlerinde Sosyaldemokrat Halk Partisi’nden Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına tekrar aday oldu ancak yine kazanamadı.

2009 Yerel Seçimlerinde CHP’den Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday oldu. Bu seçimleri de kazanamadı. 2012-2014 yılları arasında CHP Parti Meclisi Üyeliği yaptı.

17 Aralık 2014 tarihinde “Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanı” oldu.

Neşe Karayalçın ile evli olup bir erkek çocuk babasıdır.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , , , , , , , , ,

Nasuh Mahruki Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

Ali Nasuh Mahruki, 21 Mayıs 1968 tarihinde İstanbul’da dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini Şişli’de tamamladı. 1992 yılında Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden, 2004 yılında Milli Güvenlik Akademisi’nden mezun oldu. Profesyonel sporcu, yazar ve fotoğrafçı olan Mahruki dağcılık, mağaracılık, yamaç paraşütü, aletli dalış, motor sporları, yelken ve bisiklet gibi çeşitli sporları yapmaktadır. Babası Cem Mahruki Türkiye’nin önemli koleksiyoncularından biri olup Türk “Numismatik Derneği Başkanlığı” ve “Türkiye Hür ve Kabul Edilmiş Masonları Büyük Locası”na bağlı “Ülkü Locası Üstad-ı Muhteremlik” görevlerini yaptı.

1992-1994 yılları arasında Sovyetler Birliği’nin sınırları içinde kalan 8000 metreden yüksek beş dağa tırmanarak “Kar Leoparı” unvanına sahip oldu.

EVEREST’E TIRMANAN İLK TÜRK

1995 yılında Everest Dağı’na tırmanarak bu dağa çıkan ilk Türk oldu. 1996 yılında yedi kıtanın en yüksek dağına tırmanarak “Yedi Zirveler” projesini tamamlayan 45. sporcu ve içlerindeki en genç dağcıdan biri oldu. Oksijen desteksiz olarak gerçekleştirdiği Cho Oyu, Lhotse ve K2 dağlarına çıkarak zorlu tırmanışlar gerçekleştirdi. 15 yıl sonra bir kez daha Everest Dağı’na tırmandı.

Bahçeşehir Üniversitesi’nde “Takım Çalışması ve Liderlik” dersi verdi. Çeşitli alanlarda seminerler düzenledi. Gazete ve dergilerde köşe yazarlığı yapıp bazı televizyon kanallarına belgesel programları hazırladı.

Mahruki, AKUT’un (Arama Kurtarma Derneği) kurucu üyesi olup yönetim kurulu başkanlığını sürdürmektedir.

Eşi Mine Mahruki ile Himalayalar’da Bhutan Krallığı’na yaptıkları bir motosiklet yolculuğu sırasında geleneksel bir düğün töreniyle evlendi. 2013 yılında Barlas ismini verdikleri bir çocukları doğdu.

KİTAPLARI

Bir Dağcının Güncesi

-Everest’te ilk Türk

-Bir Hayalin Peşinde

-Asya yolları

-Himalayalar ve Ötesi

-Yeryüzü Güncesi

-Vatan Lafla Değil Eylemle Sevilir

-Kendi Everest’inize Tırmanın

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , , , , , , , , ,

Fatih Sultan Mehmet Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ?

 

Babası Sultan İkinci Murad, annesi Huma Hatun’dur. Fatih Sultan Mehmed, uzun boylu, dolgun yanaklı, kıvrık burunlu, adaleli ve kuvvetli bir padişahtı. 
Devrinin en büyük ulemalarından birisiydi ve yedi yabancı dil bilirdi. Alim, şair ve sanatkarları sık sık toplar ve onlarla sohbet etmekten çok hoşlanırdı. 

İlginç ve bilinmedik konular hakkında makaleler yazdırır ve bunları incelerdi. Hocalığını da yapmış olan Akşemseddin, Fatih Sultan Mehmed’in en çok değer verdiği alimlerden biridir. 

Fatih Sultan Mehmed, gayet soğukkanlı ve cesurdu. Eşsiz bir komutan ve idareciydi. Yapacağı işlerle ilgili olarak en yakınlarına bile hiçbir şey söylemezdi. Fatih Sultan Mehmed okumayı çok severdi. Farsça ve Arapça’ya çevrilmiş olan felsefi eserler okurdu. 

1466 yılında Batlamyos Haritasını yeniden tercüme ettirip, haritadaki adları Arap harfleriyle yazdırdı. Bilimsel sorunlarda, hangi din ve mezhebe mensup olursa olsun bilginleri korur onlara eserler yazdırırdı. 

Bilime büyük önem veren Fatih Sultan Mehmed yabancı ülkelerdeki büyük bilginleri İstanbul’a getirtirdi. Nitekim Astronomi bilgini Ali Kuşçu kendi döneminde İstanbul’a geldi. Ünlü Ressam Bellini’yi de İstanbul’a davet ederek kendi resmini yaptırdı. 

Şair ve açık görüşlüydü. Fatih Sultan Mehmed 1481 yılına kadar hükümdarlık yaptı ve bizzat 25 sefere katıldı. Azim ve irade sahibiydi. Temkinli ve verdiği kararları kesinlikle uygulayan bir kişiliği vardı. Devlet yönetiminde oldukça sertti. Savaşlarda çok cesur olur, bozgunu önlemek için ileri atılarak askerleri savaşa teşvik ederdi.

20 yaşında Osmanlı padişahı olan Sultan İkinci Mehmed, İstanbul’u fethedip 1100 yıllık Doğu Roma İmparatorluğunu ortadan kaldırarak Fatih ünvanını aldı. 
Hz.Muhammed’in (S.A.V) hadisi şerifinde müjdelediği İstanbul’un fethini gerçekleştiren büyük komutan olmayı da başaran Fatih Sultan Mehmed, yüksek yeteneği ve dehasıyla dost ve düşmanlarına gücünü kabul ettirmiş bir Türk hükümdarıydı. 

Orta Çağ’ı kapatıp, Yeniçağ’ı açan Cihan İmparatoru Fatih Sultan Mehmed, Nikris hastalığından dolayı 3 Mayıs 1481 günü Maltepe’de vefat etti ve Fatih Camii’nin yanındaki Fatih Türbesi’ne defnedildi.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Dr. Hüseyin Emin Öztürk Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

2015 Genel Seçimlerinde AK Parti’den İstanbul Milletvekili Aday Adayı olan Dr. Hüseyin Emin Öztürk, 1958 Yılında Kayseri’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yapan Öztürk, 1975 senesinde Kayseri İmam Hatip lisesinden mezun oldu.

ÜNİVERSİTE EĞİTİMİ VE TEZİ

Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümününden 1980 yılında mezun olan Öztürk eğitimine Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Din Eğitimi Bölümü’nde yüksek lisans ile devam etti.

Öztürk, 2000 yılında Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Bölümü’nde doktora öğrenimi gördü ve “Çocuğun Sosyalleşmesine Televizyonun Etkileri” adlı tezi ile bilim doktoru unvanını aldı.

İŞ HAYATI

Dr. Hüseyin Emin Öztürk, Ankara’da Yedek Subaylık görevini tamamladıktan sonra Türkiye Diyanet Vakfı Yayın Matbaacılık ve Ticaret İşlermesinde Yayın Şefi olarak çalışma hayatına başladı.

Türkiye Diyanet Vakfı’na bağlı değişik işletmelerde kurucu yönetici olarak görevini sürdürdü.

Vakıf Yayınları İşletmesi müdürlüğü, AK Radyo ve Televizyon şirketi kurucu genel müdürlüğü ve İstanbul İl Genel Meclisinde Milli Eğitim Komisyonu başkanlığı görevlerinde bulundu.

GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI KURUCUSU

Öztürk, 1997 yılında İstanbul Maltepe’de dört ortak ile Özel Gökyüzü Eğitim Kurumlarını kurdu. Anaokulu, lise ve fen lisesi bulunan bu kurumun, halen Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürüdür.

EDEBİYAT VE ŞİİR TUTKUSU

Lise yıllarında şiir yazmaya başlayan Öztürk, “Gerçek Dergisi Çocuk Hikaye Yarışması”nda “Kınalı Kuzu” aslı hikayesi ile birinci oldu.

“Kültür Bakanlığı Çocuk Edebiyatı Yarışması”nda “Yaralı Keklik” adlı romanı ile ikinciliğe layık görüldü. 1998 yılında ise Türkiye Yazarlar Birliği’nce çocuk edebiyatı dalında yılın yazarı seçildi.

Öztürk ayrıca Türkiye Gönüllü Teşekküllüler Vakfı Kurucusu, Türkiye Yazarlar Birliği ve İLESAM üyesidir. Halen “Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği”nde Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürütmektedir.

YAYINLANMIŞ ESERLERİ

-Kınalı Kuzu
-Derviş Dedenin Dilinden İman Prensipleri
-Bu Sevdanın Uğrunda
-Derviş Dedenin Dilinden İbadet İlkeleri
-Yaralı Keklik
-Gül Ağacı
-Çiğdem Çiçekleri
-İpek Kuyruklu Uçurtma
-Batı Çocuk Klasiklerinde Temel Değerler
-Kişilik Gelişimi Açısından Çocuk ve Televizyon
-Kalbimin Kanat Sesleri

SİYASİ FAALİYETLERİ

Dr. Hüseyin Emin Öztürk, siyasi faaliyetlere AK Parti ile başladı. AK Parti’nin İstanbul Kurucu İl Yönetim Kurulu Üyesi oldu. 2004 mahalli seçimlerinde Kartal İl Genel Meclisi Üyesi seçildi.

2004-2007 yılları arasında İstanbul İl Genel Meclisi’nde Eğitim Komisyonu Başkanlığı görevlerinde bulundu.

2015 yılı Haziran ayında yapılacak Genel Seçimler için İstanbul’dan milletvekili aday adayı oldu.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , , , , , , , , ,

Erdoğan Bayraktar Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

Erdoğan Bayraktar 1948 yılında Trabzon’un Of ilçesinde doğdu.

Mühendislik ve siyasi yaşamı arasında, Bayraktar, evlendi ve 5 çocuk babası oldu. Türkiye’de de inşaatın babası olacaktı…

YÜKSEK LİSANS DERECESİ ALDI

İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nü bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü İnşaat Anabilim Dalı’nda, “Metropol Şehirlerde Alternatif Yerleşim Birimleri” konusunda Yüksek Lisans derecesi aldı.

3 yıl boyunca derslere katılıp, doktorasını da tamamladı. Ancak bir cümlede yazıldığı kadar kolay bir süreç olmadı. Okan Üniversitesi’nde geçirdiği çetin bir sürecin ardından alacaktı unvanını. Tezini, “Hasılat paylaşımıyla satış konusu” üzerine hazırladı. Bu, Bayraktar’ın kendi yöntemiydi. IMF geldiğinde bu konuyu özellikle sordu.

Bayraktar, tüm dünyada kullanılacak bir eğitim modellemesi için ilk adımı atmıştı.

GENEL ÇALIŞMALARI

Askerlik vazifesini sürdürdüğü sırada 6 bin konut inşaatının “Kontrol Amir Vekili” olarak çalıştı.

1979-1989 yılları arasında Özbay ve Gürpınar Konut Yapı Kooperatiflerinde, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı ve ardından Başkanlık görevinde bulunan Bayraktar, 1973-1994 yılları arasında da özel sektörde 21 yıl müteahhit ve konut yapı kooperatif yöneticiliği yaptı. Bu süreçte, 3.900 birimlik konut, ofis ve sanayi dükkanının yapımında yer edindi.

KİPTAŞ’TA GENEL MÜDÜRLÜK

1989 – 1999 yılları arasında, İstanbul ve Eminönü Belediyeleri’nde Belediye Meclis Üyeliği yaptı. Ayrıca, 1994 yılı sonunda İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştirakı olan “KİPTAŞ”ı kurdu ve 4,5 yıl Genel Müdürlük görevini yürüttü.

Ayrıca görevi devam ederken, İstanbul’un 11 farklı bölgesinde 17 bin konutlu yerleşim yeri üretimini gerçekleştirdi. Bir yandan da bu süreçte Toplu Konut Yapımcıları Derneği Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı.

10 AY AMERİKA’DA EĞİTİM ALDI

1999’da, ABD’de, 10 ay sürecek Yabancı Dil ve İnşaat Teknolojileri eğitimi aldı. Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde konut, işyeri, kooperatifçilik ve gayrimenkul sistemleri hakkında eğitim ve seminerlere katıldı. Bükreş Üniversitesi’nde İnşaat Sözleşmeleri konusunda tez hazırladı.

2000’de ülkesine döndüğünde Ankara Büyükşehir Belediyesi Metropol İmar A.Ş’de 1 yıl Genel Müdürlük yaptı. Bayraktar, Trabzon Milletvekili Adayı olduktan sonra, Aralık 2002’de TOKİ Başkanlığı görevinden istifa etti.

TOKİ BAŞKANLIĞI YAPTI

2002 Aralık – 2011 Mart tarihleri arasında Başbakanlık Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanlığı ve Emlak Konut HYO Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı.

Bu süreçte, 81 il, 800 ilçede 1900 şantiyede 512 bin konut uygulaması başlattı. Bunların yanında bir de 875 okul, 150 hastane ile altyapı çevre düzenlemesi ve diğer sosyal donatıları da yaptı.

“Alt Gelir Grubuna Yönelik Konut Üretimi” projesiyle İspanya Kraliyet Ailesi tarafından “Kraliyet Nişanı” ödülüne layık görüldü.

Bayraktar’a göre, Türkiye’nin petrolü, doğalgazı, inşaat sektörüydü. Bir kurumdan tutun da bir ülkeye varana kadar, o birim, neyi en iyi yapıyorsa orada yürüyüp kendini geliştirmeliydi. Bayraktar da inandığı yolda yürüdü ve yürüyecekti. Özellikle KİPTAŞ ve TOKİ kurduğu ve yükselttiği kurumlardandı.

TRABZON MİLLETVEKİLİ OLDU

11 Haziran 2011’de yapılan seçimlerde “Ak Parti Trabzon Milletvekili” görevine geldi. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti 61. Hükümeti’nde 2,5 yıl “Çevre ve Şehircilik Bakanı” olarak görev aldı.

Bu süreçte bir yandan da TOKİ Başkanı iken başlattığı “Kentsel Dönüşüm” çalışmalarını “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüşümü” projesi ile bağlantılı yürüterek ülke genelinde yaygınlaştırdı.

FAHRİ DOKTORA UNVANI ALDI

Bayraktar, kariyeri boyunca sadece ulusal ve uluslararası pek çok konferansa katılmadı. Bir de üniversitelerde şehircilik, kentsel dönüşüm, inşaat sektörü, gayrimenkul geliştirme ve finansmanı, konut politikaları ve TOKİ uygulamaları konularında dersler ve seminerler verdi.

Yaptığı çalışmalar, ona farklı zamanlarda “Gazi Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi ve Türk Hava Kurumu Üniversite”lerinden 5 Fahri Doktora unvanı getirdi.

KİTAPLARI

Bayraktar, 2006’da “Gecekondu ve Kentsel Yenileme”, 2007’de “Bir insanlık Hakkı Konut: TOKİ’nin Planlı Kentleşme ve Konut Üretim Seferberliği”, 2013’te “Şehirlerin Dönüşümü” ve 2014’te de “Model Şehirler, Avrupa – Amerika” adını verdiği kitaplarını yayımladı

İSTİFASI

Bayraktar, 17-25 Aralık 2013 yargısal darbe girişimi operasyonu gerçekleştiğinde rüşvetle suçlanmayan tek isimdi. Operasyon kapsamında oğlu ise, gözaltına alınmıştı. Yapı sektörünün duayeni Bayraktar, bu süreçte Karadenizliliğinin verdiği duygusallığa yenik düşüp, yapılan operasyonlar çerçevesinde, 25 Aralık tarihinde bakanlık ve milletvekilliği görevinden istifa ettiğini açıkladı.

Ancak o dönem Başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir adım atıp buzları eritti. Erdoğan, istifa eden Bayraktar’ı konuşmak için AK Parti Genel Merkezi’ne çağırdı. Gerçekleşen sürpriz zirve, 1,5 saat sürdü. Erdoğan’ın uzun yıllara dayanan yol arkadaşlıklarını hatırlatmaları üzerine Bayraktar, davasından şaşmadığını bildirdi. AK Parti için elinden geleni yapmaya devam edecekti.

Erdoğan, kendisinden Trabzon’a giderek yerel seçimlerde çalışmalarda bulunmasını istedi ve Bayraktar da istifasından vazgeçerek çalışmalara başlayacağını açıkladı.

Bayraktar, görevinden istifa etmesinin ardından birkaç Afrika ülkesinden teklifler almaya başladı. Afrika, İnşaat Babasının tecrübelerinden faydalanmak istiyordu.

Afrika, Bayraktar’ın, 50 binle 100 bini bulan toplu konut projelerinin başına geçmesini istiyordu. Yaklaşık 4-5 ay kadar görüşmeler sürdü. Ancak Bayraktar teklifi kabul etmedi. Erdoğan’a verdiği sözü tutmak istiyordu; buradaki işlerini aksatamazdı.

BUGÜN

Bayraktar, gönül verdiği inşaat sektöründen kopamadı ve  2018’e girdiğimizde Trabzon’da Moloz bölgesine 20 bin kişilik büyük bir camii yapmak için kolları sıvadığını açıkladı. Tasarlanan sadece bir camii değil; muhteşem bir yaşam alanıydı. Tac Mahal’i örnek alarak yapılacak bu camii, tabir yerindeyse büyük bir ilim irfan merkezi olacaktı. Piknik, spor alanları, trafik eğitim parkuru, kütüphane, go-kart pisti ve restoran gibi rekreasyon alanlarının yanında, 1461 Şehitleri Müzesi’ni de içinde barındıracak olan camii için Bayraktar, 30 milyon lira bütçe ayırdı. Ancak kamu kaynaklarından harcama yapılmayacağı da bildirilmişti.

Bayraktar, camii yapım süreci için, Trabzon Alemdar Camii Yaptırma ve Yaşatma Derneğini kurdu ve derneğin “Onur Başkanı” oldu. Hayata geçirilmesi planlanan camii, özellikle cenaze, mevlid gibi kalabalık törenlerde her ihtiyacı karşılamak amacıyla yapılıyordu.


Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , , , , , , , , ,