Etiket: Jose

Jose Mourinho Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

26 Ocak 1963’de Setubal, Portekiz’de doğan Jose Mourinho, Portekizli kaleci Jose Felix Mourinho’nun oğludur. Annesi Maria Julia Mourinho ilkokul öğretmenidir ve çocukluğunda Jose Mourinho’yu başarılı ve rekabetçi bir çocuk olması yönünde sürekli teşvik etmiştir. Son derece popüler bir çocukluk dönemi geçirmiştir. Derslerinde pek de başarılı bir öğrenci olmayan Jose’nin en önemli özelliklerinden birisi dil öğrenme konusundaki yeteneğidir. Yıllar sonra İnter’in başına teknik direktör olarak geçtiğinde, ilk basın toplantısında “3 hafta içinde İtalyanca öğreneceğim!” diyerek tüm basın mensuplarını şaşkına çevirecektir.

FUTBOL OYNAYAMIYORDU

Önceleri babasının yolundan giderek bir futbolcu olmayı hayal eden Jose, Belenenses’de, Sesimbra’da ve babasının koçluk yaptığı Rio Ave takımlarında oynadı. Ancak futbolcu olmak için yeterli özelliklere sahip olmadığından asla profesyonellik seviyesine erişemedi. Bunun üzerine antrenörlüğe yönelen Jose, annesinin tüm karşı çıkmalarına rağmen Lizbon Teknik Üniversitesi spor bilimleri akademisine kaydoldu ve 5 yıllık eğitim süresini tamamlayarak beden eğitimi diploması aldı. Önce bir okulda antrenörlük, sonrasında doğduğu şehrin takımı olan Setubal’in genç takımında teknik direktörlük yaptı.

BARCELONA İNTİKAMI

Jose Mourinho’ya hayatını değiştiren ve belki de onu bugünlere getiren serüveni başlatan teklif 1992’de geldi. Sporting Lizbon’un başına geçen Boby Robson onu yardımcı antrenör olarak yanına aldı. Yetenekleri ve kişiliğiyle kısa sürede Boby Robson’un saygı ve sevgisini kazandı. Öyle ki, Robson Sporting’den sonra Porto ve sonrasında da Barcelona’ya giderken Jose Mourinho’yu da yanında götürdü. Kısa sürede Katalanca öğrenen Mourinho, burada Robson’un hem yardımcılığını hem de çevirmenliğini yaptı. Yıllar sonra bu dönemi kastederek kendisinden “O sadece bir tercüman” diye bahseden Barcelona camiasından intikamını, onları İnter ile Şampiyonlar Ligi yarı finalinde eledikten sonra işaret parmağını gökyüzüne doğru kaldırıp Nou Camp’da taraftarı selamlayarak alacaktı.

PORTO

Mourinho, Robson’dan sonra Barcelona’da Van Gaal’in de yardımcılığını yaptı. Bu sürede 2 şampiyonluk yaşadı ve Benfica’ya Jupp Henyckess’in yardımcısı olarak gitti. Ancak burada baş asistan koç olarak kendisinin değil de Jesualdo Fereira’nın seçilmesi üzerine çılgına dönen Mourinho, sadece bir hafta sonra Newcastle United’e yine Boby Robson’un yardımcısı olarak gitti. Jose Mourinho’nun tek başına teknik direktörlük yaptığı ilk takım Ocak 2001’de hocalığını üstlendiği Leiria’dır. Burada sadece 1 yıl görev yaptıktan sonra devre arasında Porto’nun başına geçti. Bu dönemde başarılı bir grafik çizen Porto, ligi 3. sırada tamamladı. Bu dönemde göreve devam edip etmeyeceği tartışılan Mourinho’dan çok iddialı bir çıkış geldi: “Gelecek yıl şampiyonuz!”

Bir sonraki sezon için kolları sıvayan Mourinho bazı oyuncularla yollarını ayırdı, bazı oyuncuların transferini istedi ve kiraya verilen bazı oyuncuları da geri çağırttı. Takıma katılan oyunculardan hiçbirinin göz alıcı yıldızlar olamaması nedeniyle Porto’nun şampiyonluk şansının çok düşük olduğunu düşünenleri müthiş bir ders bekliyordu. Sezon bittiğinde Porto 27 galibiyet, 5 beraberlik ve 2 mağlubiyetle 86 puan toplayarak en yakın rakibi Benfica’nın 11 puan önünde şampiyon oluyordu. Bu, Porto’nun tarihi boyunca bir sezonda topladığı en yüksek puandı. Üstelik Porto sadece ligi değil, Portekiz kupasını ve UEFA kupasını da kazanmıştı. Shevchenko’nun golüne boyun eğerek UEFA Süper Kupa’sını Milan’a kaptıran Porto artık yeni sezonda Şampiyonlar Ligi’nde boy gösterecekti.

Porto Şampiyonlar Ligi’ne de mükemmel başladı. Tüm rakiplerini bir bir deviren Mourinho’nun öğrencileri finalde Manchester United’i de yenmeyi başardı. Porto UEFA Kupası’ndan sonra Şampiyonlar Ligi’ni de kazanmıştı. Artık avrupanın dev kulüpleri Jose Mourinho’nun peşindeydi.

CHELSEA

Haziran 2004’de Chelsea’nın başına geçti. Daha Chelsea’da göreve başlamadan önce Chelsea’nın Rus patronu Roman Abramoviç ile ilgili “Kulübün sadece para işlerine karışır. Büyük başarılar büyük paralarla gelmez.” açıklamasını yaptı. Chelsea’daki ilk yılında 4.2 milyon sterlin, ikinci yılında 5.2 milyon sterlin kazanıyordu. Bu bir teknik direktöre verilen en yüksek paraydı. Bir basın toplantısında bu konunun sorulması üzerine “Lütfen aldığım para ile ilgili sorular sormayın. Ben Avrupa şampiyonuyum ve dünyanın en iyi teknik direktörüyüm, özel birisiyim.” açıklamalarını yapıyordu. 2005 yılında Chelsea’yı 95 puanla Premier Lig rekoru kırarak şampiyon yaptı.

Chelsea, bir sonraki sezon da şampiyonluğu kimseye kaptırmadı. Ancak Premier Lig tarihinin en pahalı transferi olarak Chelsea’ya gelen Shevchenko 14 maçta 4 gol atınca Mourinho onu yedek oturtmaya başladı. Abramoviç ise onun oynatılmasını istiyordu. Bu olay ikilinin arasını açtı ve Abramoviç, İsrailli teknik adam Avraham Grant’ı Mourinho’nun üstüne ‘Futbol Direktörü’ olarak getirdi. Bir süre sonra Mourinho 3 yılda 6 kupa kazandırdığı Chelsea’dan ayrılmak zorunda kaldı.

INTER

2008’de İnter’in başına geçti. 2009’da İnter’le ilk Serie A şampiyonluğunu yaşayan Mourinho; bir sezon sonra hem Serie A’yı, hem İtalya Kupası’nı, hem de Şampiyonlar Ligi’ni kazandı. İnter’e tarihindeki ilk Şampiyonlar Ligi’ni kazandıran Mourinho için artık Real Madrid ismi gündeme geliyordu. Bu dönemde İspanyol Marca gazetesinin Real Madrid taraftarları arasında yaptığı bir ankete göre, Real Madrid taraftarlarının %78’i takımın başında Jose Mourinho’yu görmek istemiyordu.

BARCELONA

Ancak son yıllarda İspanya’da hüküm süren Barcelona hegemonyasını bir şekilde sonlandırmak isteyen Galacticos için dünyanın en iyi teknik direktörü olan Jose Mourinho’yu takımın başına geçirmekten başka çare yoktu. İlk yılında, La Liga’yı ikinci olarak bitiren Mourinho’nun takımı, İspanya kupası olan Copa del Rey kazanmayı başardı. Mourinho, ikinci yılında, iki Türk futbolcu daha transfer etti. Türk Milli takımın iki as oyuncusu olan, oyun kurucu Nuri Şahin (10 milyon €) ve Bayern Münih ile sözleşmesi biten orta saha oyuncusu Hamit Altıntop transfer etti. Diğer transferleri Portekizli Sol Bek Fábio Coentrão (36 milyon €), Fransız stoper Raphaël Varane (10 milyon €), İspanyol orta saha oyuncusu José María Callejón (5,5 milyon €) oldu. 2011-2012 sezonunda La liga’yi sampiyon olarak bitiren Mourinho nun takimi, ayrica Barcelonayi yenerek Ispanya Super Kupasini da kazandi 2011-2012 sezonunun ardından Real Madrid, Jose Mourinho ile olan sözleşmesini 2016 yılına kadar uzattı.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , ,

Gabriel José de la Conciliación García Márquez Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

1928’de Kolombiya’nın Aracataca kentinde doğdu. Büyükannesi ve teyzelerinin yanında büyüdü. Özellikle büyükannesinin anlattığı cin, peri öyküleri, Márquez‘in sonraki yıllarda yazdığı roman ve öykülerinin temelini oluşturdu.

Başkent Bogota’daki Kolombiya Ulusal Üniversitesi’nde başladığı hukuk ve gazetecilik öğrenimini yarım bıraktı. 1940’lardan başlayarak uzun yıllar gazetecilik yaptı. 

Öykü yazmaya 1940’ların sonlarında başladı. 

Edebi anlamda ilk yazıları 1955 yılında yayımlandı.

1965 yılında yazmaya başladığı Yüzyıllık Yalnızlık« adlı romanının 1967 yılında yayımlanmasıyla tüm dünyada tanındı.

1982‘de Nobel Edebiyat Ödülü aldı.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , , , , ,

Jose Marti Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

O bir siyasetçi, bir devrimci, bir ozan, bir gazeteci, edebiyat profesörü ve elçiydi. Yaşadıkları ve gördüğü eğitim onun her alanda başarılı olmasına yardımcı oldu. Marti, 1853’de Küba’da doğdu. Küba, o zamanlar, İspanya’nın bir kolonisiydi. Jose Marti’nin babası İspanyol, annesiyse Kanarya Adaları’ndandı.

Jose Marti, çok gençken siyasete atıldı ve İspanyol yönetimiyle çatışmaya başladı. Daha 17 yaşındayken 6 yıl boyunca ağır çalışma kamplarında tutsak olarak tutuldu ve sonrasında İspanya’ya sürüldü.

Yaşamının büyük bölümünü sürgünde geçirdi. İspanya’dayken Hukuk ve Felsefe Bölümlerini bitirdi. Daha sonra Mexico City’ye gitti ve ailesiyle buluştu. Orada edebiyat yaşamı başladı.

1878’de evlendi, bir oğlu ve bir kızı oldu. Yıllarca şiirler, kitaplar ve gazete makaleleri yazdı. Aynı zamanda siyasi eylemlerini de sürdürdü. Bu yaşam biçimi onun öğretilerinin zenginliğini kaynağıdır. Siyasi etkinliği nedeniyle hep başı derde girdi ve hiçbir ülkede uzun süre kalamadı.

Küba’nın ABD’ne bağlanmasına karşı çıktı. 1892’de Kuba Özgürlük Partisi’ni kurdu. ABD emperyalizmine karşı Güney Amerika’nın birliği için savaştı. 1895’de Küba’nın özgürlüğü için Küba’ya çıkartma yaptı. Başarısızlıkla sonuçlanan isyanın ilk çarpışmalarından birinde İspanyol askerlerince vurularak öldüğünde 42 yaşındaydı.

Jose Marti yaşamını, Küba’da İspanyol koloni yönetimini sona erdirilmesi ve Küba’nın ABD dahil başka ülkelerin egemenliği altına girmemesi için savaşıma adamıştır. Bütün öğretisi kişi özgürlüklerine saygılı olmayan ve yalnızca zenginliklerini büyütmeyi gözeten yönetimleri uyarmaya dayanmaktadır. Yapıtlarında bütün despot yönetim düzenlerini ve insan haklarına karşı uygulamaları kınamıştır. Onun yazıları demokratik gelişmeye yol göstericidir.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , ,

Jose Raul Capablanca Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

(19 Kasım 1888 – 8 Mart 1942)

1921 ile 1927 yılları arasında dünya satranç şampiyonu unvanını taşımıştır. 1921 yılında Emanuel Lasker’i Havana’da yenerek unvanı kazanmış, 1927’de Alexander Alekhine’e yenilerek bu unvanı devretmiştir.

Satranca 4 yaşında başlamıştır. 12 yaşında Küba şampiyonu J.Corzo’yu yenerek Küba şampiyonluğunu kazanmıştır. 21 yaşında Amerikan şampiyonu Marshall’ı yenmiştir. 

1911 San Sebastian uluslararası satranç turnuvasını kazanmıştır. 1914 yılında Petersburg uluslararası satranç turnuvasında Emanuel Lasker’in yarım puan arkasından ikinci olmuştur. 1. Dünya Savaşı’nın başlaması ile beraber Emanuel Lasker ile şampiyonluk unvan maçı ertelenmiş ve ancak 1921 yılında oynanabilmiştir.

4 galibiyet, 10 beraberlik sonrası ve maç kaybetmeksizin Lasker’den şampiyonluk unvanını almıştır. Londra 1922 turnuvasını ezici bir üstünlükle kazanmıştır. Ancak 1924 New York tunuvasında ikinci, 1925 Moskova turnuvasında üçüncü olur. 

Bu dönemde otörler Capablanca’nın zirveye ulaştıktan sonra artık ilerlemeye ve oyununu geliştirmeye yönelik itici gücün kaybolduğu konusunda görüş bildirirler. Capablanca’nın zaten satrançla ilgili çok çalışmadığı ve doğal yeteneği ile bu başarıları kazandığı söylenir. 

Aldığı üçüncülükten sonra daha sıkı çalışmaya başlar ve 1927 New York turnuvasını bütün maçları kazanarak kazanır. İkinci olan Alexander Alekhine Capablanca ile şampiyonluk unvan maçı oynamaya hak kazanır. 

Bu turnuvadan sonra Capablanca yenilmezliğine iyice inanır ve unvan maçı ile pek ilgilenmez. Oysa Alexander Alekhine Capablanca’nın oyun tarzını yoğun bir şekilde inceleyerek unvan maçına hazırlanmıştır. 

Tüm satranç dünyasını şaşkınlığa uğratarak Capablanca 1927 yılında unvan maçını 6 mağlubiyet ve 3 galibiyet ile kaybetmiştir. 1927 yılından sonra uluslararası 17 turnuvada oynamış ve sekizini kazanmıştır. Şampiyonluk unvanını kaybettikten sonra Alexander Alekhine ile rövanş maçı oynamak istemiş ancak Alexander Alekhine kabul etmemiş ve unvan maçını Bogoljugow ile oynamıştır. 

O yıllarda satranç federasyonu bulunmadığından şampiyonun kiminle maç yapacağının kararı şampiyonun tercihine bağlıydı.

Çok duru ve klasik bir satranç stiline sahiptir. Konumsal oyunun ustalarından birisidir. Satranç tarihindeki en büyük doğal yetenekler arasında sayılır. Yeteneğinin çok küçük yaşta ortaya çıkması, en zor hamleleri büyük bir doğallıkla, neredeyse hiç bir zahmet çekmeden bulabilmesi gibi özellikleri nedeni ile “Satrancın Mozart’ı” olarak nitelendirilmiştir. 

Richard Reti onun hakkında “Satranç onun ana diliydi” sözünü etmiştir ve diğer bir unvanı “Satranç Makinasıdır”. Oynadığı simültane oyunlarla satrancın popülaritesinin artmasına yoğun katkısı olmuştur. 

1922 yılında Cleveland’da aynı anda 103 kişiye karşı simültane oynamış ve sadece bir beraberlik dışında tüm maçları kazanmıştır.

Manhattan Satranç Klübü’nde bir oyunu izlediği sırada geçirdiği inme yüzünden ertesi günü yaşamını kaybetmiştir (1942).

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , , , , ,

Jose Mauro de Vasconcelos Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

“Onu düşünmekten kendimi alamıyorum, şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi”.

Şeker Portakalı’ndan bu paragrafla acının, belki de hayatının salt tanımını yapmıştı Jose. Acı, insanın birlikte yaşamayı, sonra da birlikte öğrenmesi gereken o şeydi. Jose, yoksulluğundan, yaşadığı acılardan, kararlarından ve tüm kararsızlıklarından tam 13 kitap çıkardı ortaya. Biz onun adını en çok Şeker Portakalı ile duyduk. Oysa Jose, hissettiği her bir duygunun bütünüyle var oldu yeryüzünde; hepimiz gibi…

Çocukluğu ve eğitim hayatı

Jose, 26 Şubat 1920’de Rio de Janeiro yakınlarındaki Bangu Kasabası’nda, yarı Kızılderili yarı Portekizli yoksul bir ailenin 11 çocuğundan biri olarak dünyaya geldi. İki ayrı kültürün de izlerini taşıyordu. Maddi anlamda şanslı olduğu bir koşula doğmamıştı Jose. 10 kardeşe sahip olmak, hayatta bazı ayrıcalıklardan, yaşayabileceklerden yoksun kalmak demekti. Jose de kendi şansını yaratacaktı…

Haliyle 11 çocuğun bakımı, eğitimi oldukça zordu. Ailesi Jose’yi, eğitim alması için Brezilya’nın kuzeydoğusunda bulunan Natal’da yaşayan amcasının yanına gönderdi. Jose, zeki bir çocuktu ve okumayı okula gitmeden kendi çabalarıyla zaten öğrenmişti. Onun en büyük serveti, sahip olduğu hayal gücüydü…

Jose, Natal’da liseyi tamamladı. Daha sonra üniversitede tıp eğitimine de yine burada başlayacak; ancak sadece iki yıl devam edecekti.

Natal, Jose’nin hayatı yaşamayı öğrendiği yer oldu. İçine işleyecek her bir duygu bu topraklarda kazındı kalbine ve beynine. 9 yaşındayken Potengi Irmağı’nda yüzmeyi öğrendi. O gün Jose, ilk büyük hayalini de kurdu; ileride bir gün yüzme şampiyonu olacaktı…

Tıp eğitimini tamamlamayan Jose, eğitim hayatına resim, hukuk, bir ara da felsefe alanında devam etmek istese de bu fikirler de ona pek cazip gelmedi. Büyük hayaller kurmayı 9 yaşında öğrenmişti. Sıra kurduğu hayallerin peşine düşmeye gelmişti. Jose, yeni hayaller peşinde Rio de Janeiro’ya gitti…

Rio de Janeiro günlüğü

Jose, eğitim hayatını sonlandırmış ve iş hayatına atılmıştı. İlk olarak boks antrenörlüğü ile başladı. Kafasında dönen çok şey vardı; ama bir yandan da yaşamak için para kazanmalıydı. Bir ara tarım işçiliği yaptı. Sonra garsonluk, balıkçılık derken Jose, yaşamı boyunca gocunmadan birçok işte çalıştı ve hep çocukluk zamanlarını düşündü. Bu günler, o zor zamanların uzantısı gibiydi. Bir gün elbet o da ışığa doğru giden bir yol keşfedecek ve her şey yoluna girecekti. En azından Jose’nin inanmak istediği gerçek buydu.

Bugüne kadar yaşadığı hayatın yanında kalbinden ve aklından geçenleri dökmenin yollarını aramak üzerineydi Jose’nin hayalleri. Kabına sığmayan şeyler vardı içinde; hissediyordu. Bir yolunu bulduğunda huzura kavuşacaktı sanki ve o yol, yazmaktı.

Jose, yaşadığı durumları roman ve hikayelerinin değerli kaynakları olarak kullandı. Tüm bu yaptığı işler sayesinde değişik ortamlarda, başka başka karakterde insanlarla tanıştı. Gözlemci yönü öylesine kuvvetliydi ki, her birinden bir karakter çıkardı. Jose, yaşadıklarını yazmakla, yazdıklarını yaşamak arasında duygularını yöneten bir ince çizgide yürürken buldu kendini.

Jose, kendi çok yönlü kişiliğinin ve yaşadıklarının yansıması hikayeleriyle en çok çocukları ve çocuk kalmayı bilenleri kalbinden yakaladı…

Eserleri

Jose, küçük bir çocukken de, genç bir delikanlı olduğunda da, hayatının her döneminde çok güçlü bir hayal gücüne sahipti. Yazarlık konusundaki yeteneğini de genç yaşta ortaya çıktı. Kendini yazarak ifade etmeye karşı büyük bir tutkusu oluşmuştu. İlk eseri “Yaban Muzu”nu 1942’de yayımladı; 22 yaşındaydı. Yazarlığa ilk adımı olan bu kitap, oldukça başarılı bulunmuştu. Onu, 1945’te en çok beğenilen eserlerinden biri olan “Beyaz Toprak” izledi.

Şöhretinin doruğuna ise, 1961’de yayımladığı “Kayığım Rosinha” ile ulaştı. Dünya çapında tanınmaya da kalplerimizi titreten Zeze’nin hikayesi, “Şeker Portakalı” ile başlayacaktı…

Yazdığı kitaplar, özellikle Brezilya’da birçok filmin de ilham kaynağı ve konusu olacaktı…

Şeker Portakalı

Şeker Portakalı, yoksul bir ailenin 11 çocuğundan biri olan, 9 yaşında yüzmeyi öğrendiğinde, bir gün yüzme şampiyonu olacağının hayalini kuran Zeze’nin yaşam hikayesini anlatıyordu. Bu hikaye size tanıdık geldi mi? Evet, Jose, nihayet kendini tam anlamıyla açmaya karar vermişti. Şeker Portakalı ise, bir üçleme romanın ilkiydi ve Jose, onu sadece 12 günde yazmıştı. 2012’de beyaz perdeye de aktarılacaktı.

Jose, bu kitabı, “O Meu Pe de Laranja Lima” orijinal adıyla 1968’de paylaştı. Özellikle bu eserine derinden bağlıydı Jose; Zeze onun kalbinden kopmuştu ve onun hayata tutunmaya çalışan yanıydı. İşte bu sebepten 12 günde yazdığı Şeker Portakalı’nı sevgi dolu şu cümle ile tanımlıyordu: “Ama onu 20 yıldan fazla yüreğimde taşıdım”.

Şeker Portakalı, her ne kadar çocuk kitabı olarak geçse de aslında içinde çocukluğunu yaşatan yetişkinlerin kitabı olmalı…

(Jose Mauro de Vasconcelos’un “Şeytanın Boğazı” filmindeki aktör deneyimi)

Ve sonrası

Jose, romanlarında genellikle karakterlerinin zorlu yaşam koşullarını işliyordu. Yoksulluğu ve şiddeti tüm gerçekliği ve her bir nüansı ile anlatıyordu. Ah o yoksulluk yok muydu… Jose’nin çocukluktan beri kalbine işlemişti. Ailesiyle bir çatı altında bulunamayışının sebebi de o değil miydi işte? Jose, böylesine hisli olmasını, hayallerinin güçlenmesini işte bu yoksulluk denen gerçeğe bir bakıma borçluydu. Bir şeyin yokluğu acıyı, acı da gücü getiriyordu…

Şeker Portakalı, özellikle kendi hayatından kesitler sunuyordu. Jose, kitabındaki duygunun devamını getirdi. Güneşi Uyandıralım ve Delifişek gibi romanları, yoksulluk, şiddet gerçeklerinin yanında duygusallık ve iyimserlik de içeriyordu. Brezilya ormanlarında, step bölgelerinde yaşayan insanların, elmas avcılarının, yerlilerin, denizcilerin ya da şahsına münhasır insanların yaşamları, ruh halleri onun hep dikkatini çekti. Gözlem yeteneğinin hayal gücüyle birleşimi ise, onu, bugün hayatımızın bir parçası kitapların yazarı yapıverdi…

Jose Mauro öldü

Jose, 24 Temmuz 1984’te, akciğerindeki iltihaplanma nedeniyle hayata veda etti. Çocukluğundan bu yana yitirmediği gibi çoğalan duygusallığı ile acıyı keşfetmiş ve başkalarının da keşfine vesile olmak için uğraşmıştı hep. Çünkü o, acının varlığını öğrenmişti artık ve bu güçlü duyguyu paylaşmazsa zararı kendineydi.

Yaşadığı hayattan öğrendiği ne varsa yazdı. Kimi zaman eleştirildi; ama hep sevildi. Acının olduğu yerde sevginin de olması kaçınılmazdı. Bu hayatın en özel gerçeklerinden olsa gerekti. Acının varlığını öğrenmekle yetinmeyip dönüştürmeyi ve onu paylaşmayı bilen bir Jose Mauro de Vasconcelos geçti bu dünyadan…

İyi ki…

Damla Karakuş

[email protected]

Not:

Biyografisini okumak istediğiniz kişileri lütfen bizimle paylaşın.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,