Etiket: kitapları hakkında bilgi.

Theodore Herman Albert Dreiser Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Theodore herman albert dreiser resmıTheodore Herman Albert Dreiser; Alman kökenli ABD’li yazardır (Indiana/Terre Haute 1871 – Hollywood 1945). Yoksul bir Alman göçmeninin oğluydu. Yerel devlet okullarında okudu ve yardımsever bir kadının sağladığı parayla Indiana Üniversitesi’ne bir yıl gidebildi. 1890’lı yıllar boyu Chicago ile New York’ta gazeteci olarak çalıştı. İlk romanı Kızkardeşim Carrie (Sister Carrie) 1900, müstehcenlik (edebe aykırılık) gerekçesiyle denetimce yasaklanıp toplattırıldı. Toplumda kadının ekonomi ve cinsel özgürlüğünü işleyen ikinci romanı Jennie Gerhardt (1911), para tutkusunun iğrençliğini yansıtan Financier (Banker) 1912 ile The Titan (Dev) 1914, bir üstün adamın çöküşünü dillendiren The Genius (Dahi) 1915, hem eleştirmenlerin hem denetimin gazabına uğramaktan kurtulamadılar. Bir katilin ruhunu inceleyen An American Tragedy (Bir Amerika Trajedisi) 1925 ile hem denetim-eleştirmen engelini aştı, hem bol para kazandı. 1927’de SSCB’yi gidip gördü, dönünce Komünist Partisi’ne girip Chains (Zincirler) 1927 romanını yayımladı. Gerçekçi ve olağanüstü canlı üslubunu A Traveler at Forty (Kırk Yaşında Bir Gezgin) 1913, A Hoosier Holiday (Indiana’da Bir Tatil) 1916, Twelve Men (Oniki Adam) 1919, A Book About Myself (Kendimle İlgili Bir Kitap) 1922, Dreiser Looks at Russia (Dreiser’in Gözüyle Rusya) 1928, America is Worth Saving (Amerika Kurtarılmaya Değer) 1941, gibi gezi kitaplarında ve özyaşam öykülerinde de bulmak olasıdır.

Bir Amerika Trajedisi, yazarın sağlığında basılan son romanıdır. Roman kahramanı Clyde Griffiths, gezici vaiz olan ana babasının yoksul çevresinden ayrılıp başarılı ve varlıklı bir insan olma amacıyla çeşitli işlere girip çıkar. Zengin amcasının fabrikasında çalışırken gebe bıraktığı işçi kız Roberta Alden ile sevişirse de yüksek sosyeteden Sandra Finekley ile tanışınca bu eski ilişkiden kurtulma yolları arar. Planlayıp gerçekleştirmeyi düşündüğü bir kaza sonucunda Roberta boğulunca kendini suçsuz sayarsa da bilerek, isteyerek ölüme neden olmaktan ötürü idamla cezalandırılır. Zenginliğin yaşam başarısına ve mutluluğa yeteceğini sanan yanlış düşün kurbanı olan Clyde, yaşadığı toplumun genel yargılarının gerçek bir temsilcisidir, romanın etkisi buradan gelişir. Dilimize filminin Türkçe adıyla İnsanlık Suçu diye çevrilen eser (1970) ilk kez sinemaya aktarıldı; George Stevens’in yönettiği, Montgomery Cliff ile Elizabeth Taylor’un oynadıkları (1951) ikinci film, TRT’de de gösterildi (1982).

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Gabriel Garcia Marquez Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Gabriel Garcia Marquez Kolombiyalı yazardır (Magdalena/Aracata 1928). Bogoto’daki Ulusal Üniversite’ nin Hukuk Fakültesi’nde okudu ve hemen gazeteciliğe başladı. Bazı taşra gazetelerinde mizah yazıları, sinema eleştirileri, röportajlar yayımladı. İlk romanı ona beklediği ilgiyi getirmedi: la Hojarasca (Yaprak Fırtınası) 1955. Aynı yıllarda yazdığı (1955-1959) romanlar da yayım olanağı bulamadan bir süre elinde kaldı: Albaya Kimseden Mektup Yok (El Corlonel no Tiene quien la Escriba) 1961, Los Funerales de la Mama Grande (Büyük Ananın Cenaze Töreni) 1962, la Mala Hora (Kötülük Saati) 1962. Özgürlüğünü elde tutabilmek için Küba Komünist Partisi’ne bağlandı (1961), çalıştığı ajanstan ayrılarak Mexico’ya yerleşti, en büyük eserine emeği orada verdi. Yalnızlık (Cien Anos de Soledad) 1967. Düşsel ama gerçeğin bütün öğelerini taşıyan Maconda Kasabası’nda birkaç kuşaklık bir ailenin öyküsü yazarına büyük saygınlık, eserine geniş bir ilgi sağladı, kısa sürede 17 dile çevrildi, yayıldı. Bir Kayıp Denizci’nin (Relato de un Naufrago) 1970, ardından kendisinin de “şiir-roman” diye nitelediği Başkan Babamızın Sonbaharı (El otono del Patriarca) 1975 çıktı. Ülkesindeki demokrasi dışı yönetimlere karşı özgürlükçü ve eşitlikçi, haktan yana düşüncelerini savunduğu için (Alternative dergisi, 1974-1979) sindirilmek istendi; yurtdışında yaşarken barış ve insan hakları için etkin ilişkiler sağladı. Sonunda Kırmızı Pazartesinin (Cronica de una Muerte Anunciada) 1981, yayımı gerçek bir olay oldu. Kolombiya’da 1.150.000 baskı kısa sürede tükendi, aynı yıl 32 dile çevrildi ve yayımcılık tarihinde rekor kırdı. Ardından 1982 Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldı.

Öteki eserlerinden: Bir Kayıp Denizci (1982), Sevgiden Öte Sürekli Ölüm (1983), Kolera Günlerinde Aşk (l’Amour au temps du cholera) 1987.

Bütün Latin Amerika romancıları gibi Marquez de önce yerli ve ulusal, sonra evrensel olmayı başarmış kalem ustalarındandır, asıl özelliklerinden biri de dilinin bütün zenginliklerini bilip kullanması, düzyazıda bile şiirin yüce gücünü sağlayabilmesidir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Alberto Morevia Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Alberto Morevia; İtalyan yazarıdır (Roma 1907-ay.y. 1990).

Asıl adı Alberto Pincherle. Verem yüzünden öğrenimini tamamlayamayınca kendi kendini yetişirdi, gazeteciliğe atıldı, birdenbire üne kavuştu; Gli Indiferenti (1929; Türkçesi: Aylaklar, 1956). Faşist yönetimin hiç hoşlanmadığı bu kent soyu eleştirisini, çeşitli baskılar karşısında alegorili, simgesel öykü birikimlerine dönüştürdü: Bella Vita (Güzel Yaşam) 1935, (1935), Le Ambizioni Sbagliate (Yanlış Tutkular) 1935, Epidemia (Salgın) 1944; arada bir roman daha: La Mascherata (İki Yüzlülük) 1941. 1943’ten savaş sonuna kadar kaçıp gizlenmek, yönetimin baskısından kurtulmak zorunda kaldı. Savaş çöküntüsü, bireysel çıkarlar ardında yaşanan yalnızlık yaşamı, cinselliği sevgisiz ilişkilerde sürdürmenin yarattığı hayvansal yozlaşma, ahlak ilkelerinin yıkılıp yok oluşu gibi konuları işlemeyi sürdürdü; öykü, roman türlerinin yanına oyunlarını da kattı, çeşitli ödüllerle onurlandırıldı (1952 Strega, 1954, Marzetto; 1961, Viareggio ödülleri, Legion d’Honneur Fransız nişanı). 1952’de Papalığın yasak kitaplar listesine alınmasına karşın eserleri bütün dünya dillerine çevrildi.

Başlıca eserleri: La Romana (Romalı Kadın) 1947, La Noia (Sıknıtı) 1972, la Vita İnteriore (İç Yaşam) 1978, il Paradiso (Cennet) 1970, lo et Luı (Ben ve O) 1971, Öyküleri: Racconti Romani (Roma Öyküleri) 1954, Nu-ovi Racconti Romani (Yeni Roma Öyküleri) 1959, Devrimcilik savındaki bir gerillanın yoksun kaldığı cinsel yaşantısının irdeleyen son romanı Desideria (Arzu) 1978. Deneme ve gezi notlarından biri dilimize de çevrildi. Mao’nun Kültür ihtilali (La Rivoluzi-one Culturale in Cina) 1968 vb.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Nadir Nadi Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Nadir Nadi; gazeteci, yazardır (Fethiye 1908-İstanbul 23 Haziran 1991).

Cumhuriyet gazetesinin kurucusu ve başyazarı Abalıoğlu Yunus Nadi’nin büyük oğlu. Galatasaray Lisesi’nden (1929) sonra Viyana’da (1930-1933) başladığı Siyasal Bilimler öğrenimini Lozan Üniversitesi’nde tamamladı (1935), dönüşünde hem Galatasaray’da sosyoloji öğretmenliği yaptı (1938-1941), hem aile gazetesinde gözlem ve denetim olanaklarını kullanarak N. imzasıyla daha çok müzik eleştirilerini denedi, keman çalmaya zaman ayırdı. Gazete fıkralarının daha çok denemeye yatkın örneklerini kitaplaştırınca (Sokakta Gürültü Var) usta bir kalemin özlü ve yoğun verimini sunmuş oldu. Babasının ölümü (1945) üzerine gazetenin başyazarlığını da üstlendi. Cumhuriyetçiliğin, laikliğin, Atatürk devriminin sürekli savunucusu oldu. 1950 Seçimleri’nde bağımsız olarak DP listesinde Muğla milletvekili seçilerek meclise girdi. 1945’te bağımsız milletvekilliği İstanbul listesinden gerçekleşti, Avrupa Komisyonu Danışma Meclisi’ndeki üyeliği de altı yıl sürdü, 1964’te Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel tarafından kontenjan senatörlüğüne atandı, süresi dolmadan bu görevden ayrılarak (1970) gazetesinin başına gelmeyi yeğledi. Aile çatlağı yüzünden Temmuz 1971’de gazetenin sorumluluğundan uzaklaştırıldı, 1972’de yeniden sorumluluk üstlendi. 1983 Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü’nü Hikmet Feridun Es ile paylaştı, Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin 1983 özel onur ödülünü aldı; 1986 Sedat Simavi Basın Ödülü Cumhuriyet’e yönelince, bu onurun büyük payı da Nadir Nadi’yi değerlendirmiş oldu.

Başlıca eserleri: Uyarmalar (makaleler 1961), Perde Aralığından (anılar, 1965), iki Sovyet Rusya-İki Polonya, (1935-1965, gezi notları, 1967), 27 Mayıstan 12 Marta (1971), Sil Baştan (başyazılar, 1975),Olur Şey Değil (denemeler-anılar, 1981), Ben Atatürkçü Değilim (denemeler) 1982, Dostum Mozart (1986).

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Françoise Sagan Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Françoise Quoirez Sagan; Fransız kadın yazarıdır (Lot/Cajarc 1935-öl.24 Eylül 2004).

Sorbonne Üniversitesi’ndeki öğrenciliğinin ilk yılında, adını Paul Eluard’ın bir dizesinden alan ilk romanıyla kendini tanıttı: Günaydın Hüzün (Bonjour Tristesse) 1954. Birbirine yakın konuları romanlaştırdı; geçim güçlüğü çekmeyen çevrelerin, sıkıntıları, ruhsal tedirginlik içinde bocalayan, mutluluktan uzak dengesiz genç kızlarını kahraman olarak kullanmayı bırakmadı; düğümlü aşk üçgenlerini işledi:

Acı Tebessüm (Un Certain Sourire) 1956, Dans Un Mois, Dans un An (Bir Ayda Bir Yılda) 1957, Brahms’ı Sever misiniz? (Aimez-Vous Brahms?) 1959, Les Merveilleux Nuages (Olağanüstü Bulutlar) 1961. Oyun yazmayı da denedi: Un Château en Suede (İsveç’te Bir Şato) 1960, Les Violons, Parfois (Bazen de Kemanlar) 1961 vb. Romana döndü: Un Peu de Soleil dans l’Eau Froide (Soğuk Suda Biraz Güneş) 1969, Le Chien Couchant (Pusuda Köpek) 1983 vb. bir röportaj dizisi: Reponses: 1954-1974 (Cevaplar: 1954-1974).

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , ,

Samipaşazade Sezai Hayatı

Samipaşazade SezaiSamipaşazade Sezai ; yazardır (İstanbul 1860-ay.y. 1936).

Özel öğrenim gördü, 18 yaşında edebiyata özendi. İki yıl sonra devlet memurluğuna başladı, elçilik ikinci katibi olarak Londra’ya gönderildi (1881), dört yıl kaldığı bu görevde yabancı dil bilgisi düzeyini yükseltti. Batı edebiyatlarına yaklaştı. Yurda dönüşünde memurluğunu sürdürürken tek romanına çalışmış olması da düşünülebilir. Sergüzeşt (1889). Roman kahramanı cariye Dilber’in Nil Irmağı’na “hürriyetine doğru gidiyordu” satırlarıyla bittiği için kovuşturmaya uğrayınca Avrupa’ya kaçtı (1889).

İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin yayın organı olan Şûrâ-yı Ümmet gazetesinde yazarak geçirdiği 20 yıl sonunda yurda dönünce (1908) bir özgürlük kahramanı gibi karşılananlar arasında yer aldı. Ertesi yıl Madrid elçiliğine atandı (1909-1914), savaş yıllarını kendi olanaklarıyla İsviçre’de geçirdi, yeniden yurda dönüşünde emeklilik işlemine hak kazandı (1921), darlığa düşünce yurda yararlarından ötürü TBMM tarafından bağlanan aylığı aldı (1927), Göksu mezarlığına gömüldü. Tanzimatçıların ikinci kuşağından olan Samipaşazade; verimsiz yazarlığının bir iki türdeki ilk ürünlerinin talihli rastlantısıyla anılır. Alphonse Daudet (1840-1897) etkisindeki öykü derlemeleri romantizmden gerçekçiliğe geçiş aşaması sayılır; Küçük Şeyler (1892). Konusunu Afgan tarihinin bir aşk öcünden alan oyunu, o yıllarda moda olan yerli eser yazma akımının bir uzantısı olarak dikkate değer sayılmaz. Tek romanı Sergüzeşt, esirlik yazgısmı aşk olanaklarına bağlı olarak işleyen bir gerçekçilik denemesidir. Üslubunun yalınlığıyla dikkat çeker. Rumuzü’l-Edep: Edebiyat Kavramları (anı ve gezi notlan) 1900.

Sergüzeşt, yazarın tek romanıdır. Batum’dan getirilip satılan küçük Dilber, hizmetçi halaylıkla başladığı İstanbul yaşamını, iş altında ezilme, kaçma girişimi, yakalanıp geriye veriliş, başka ele satılma gibi aşamalarla geçirdikten sonra genç kızlığının ilk yaşlarına Asaf Paşa konağında girer.

Evin ressam oğlu Celal’i sever, beyzade de ona tutulunca yakışıksız bulduğu bir evliliği önlemek için konağın hanımı (Zehra Hanım) Dilber’i uzaklara sattırır. Bir Mısırlının hareminde satılık bir mal olmamak için direnen Dilber’e haremağası Cevher yardım elini uzatır; İstanbul’a götürecek vapur biletini sağlayarak kapatıldığı odadan merdivenle kaçırmaya girişince merdiven kayar, ölür. Bilmediği bir ülkede tek başına kalan Dilber, umutsuzluktan kendini Nil’e atarak canına kıyar. “Nil’in o müthiş o tehlikeli akıntıları bu zavallı Dilber’i, bu talihsiz esiri nereye götürüyordu? Hiç şüphesiz hürriyetine…” tümcesi, romanın en son satırlarıdır; yazar bu yüzden kovuşturmaya uğradı.

Yer yer gerçekçi gözlemlerin etkisini taşıyan eser, tek çizgili bir olay dizisi, acıma duygularını uyandırmayı amaçlayan romantik bir anlatı ürünü olarak ünlüdür.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

İvan Sergeyeviç Turgenyev Hayatı

İvan Sergeyeviç Turgenyevİvan Sergeyeviç Turgenyev;Rus yazarıdır (Orel Eyaleti/Spaskoye Çiftliği 1818 – Paris/Bougival 1883).

Varlıklı bir ailede yetişti, felsefe okuma niyetiyle Berlin’e gitti. Bütün yaşamınca bir Batı Avrupalı gibi olmaya özendi. Avrupa’yı gördükten sonra ülkesindeki toprak köleliğinin yanlışlığını daha iyi anladı, sertliğin kaldırılması yönünde yazdı, eleştirdi. Yükseköğreniminden yurduna döndüğü yıllarda (1841) Rusya’nın batılaşmasını ülkü edinmiş ve özgürlük yanlısıydı. Edebiyata şiirle başladı (Sovremennik dergisi: Çağdaş). Sonradan öykü ve roman gibi anlatı türlerinden büyük bir kompozisyon ve üslup sanatçısı olacaksa da ömrünün son yıllarını yine uyaksız şiirlerle anlatmaya çalışacaktır. Anasının kıstığı aile geliriyle yetindi, o günlerde tanıdığı şarkıcı (ve ressam) Pauline-Viardot Garica’nın aşkıyla mutluluk buldu (1843), ilk öykülerini de bu dönemde yazdı; Andrey Kolosov (1844). Kölelik yönetimine karşı daha etkin bir eyleme girebilme düşüncesiyle yurt dışına çıktığı zaman (1847) en beğenilen öyküler dizisi aynı dergide çıkmaya başlamıştı: Sapiski Okhotnika (Avcının Notları). Anasının ölümü (1850) ona büyük bir mirası kazandırdıysa da sertliği yeren yazıları yüzünden evinde oturmayla cezalandırıldı. (1852), iki yıl sonra cezası bitmiş sayılınca Petersburg’a gitti (1854) öyküyü yetersiz bulup romana geçme niyeti bu sürede doğdu: Rudin Yurt dışına çıkabilme iznini sağlayarak yeni bir yaşama aşamasına girdi; yurduna arasıra döndüyse de ömrünün çoğu batıda geçti.

1857, İngiltere yılı oldu, dönemin en ünlü sanatçı ve politikacılarıyla iyi ilişkiler içinde yaşadı (bu arada topraklarındaki köylülerin köleliklerini kaldırmış, hepsini azat etmişti), Rusya’ ya dönünce ikinci romanını yayımlattı: Dvodyanskoye Gnezdo (Bir Asilzade Yuvası) 1859; ertesi yıl çeşitli tartışmalara, bir yerde suçlamalara yol açan üçüncü romanı çıktı: Nakamune (Devrim Öncesi) 1860. Görüşlerine karşı çıkan Tolstoy’un düello önerisini kabul etmedi. En başarılı romanı ise Babalar ve Oğullar sayıldı (Otsy i Deti) 1862. 1863 Almanya’da oturma (Baden Baden), 1866’da Dym (Duman) romanı, ardından bu türdeki son ürünü: Nov (Sığıntı) 1877. Bu yıllar Paris yıllarıdır. Eski bir oyunu bu sırada sahnelendi: Mesyats y Derevne (Köyde Bir Ay) 1879. Fransız gerçekçileri ve doğalcılarıyla dostluk içinde (Flaubert, Zola, Daudet, Maupassant…) Bougival’de yaşarken Oxford Üniversitesi’nin onursal doktorluk sanına ulaştı, öykülerini sürdürdü. Bu türdeki eserleri: Dva Trıyatelha (İki Dost) 1852. Postoyati Dvor (Han) 1854) Perveya Lyuboy (İlk Aşk) 11860, Stephoy Korol Lir (Bozkırda bir Kral Lir) 1870, Veşniye Vodi (Bahar eli) 1871, Klora Miliç (1883), vb.

Babalar ve Oğullar, ortaya koyduğu sorunu, Rusya’nın düşünsel gelişimi içindeki kuşaklar çatışmasına ad olarak taşıyan eser, iki üniversiteli gençle (Arkadi ile Bazarov) aileleri arasında geçen günlük ilişkilerden oluşur. Önce Arkadi’nin evine konuk gelen gençler (baba Nikolay Kirsanov, metresi Feniçka, amca Pavel Kirsonov) Bazarov’ un tümüyle inançsız inkârcı ve kuşkucu tutumuyla (nihilist) belirli bir tedirginlik yaratırlar. Komşu kenti ziyaretlerinde başlayan Bazarov-Anna aşkı kısa sürede körelir; Arkadi-Katya sevişmesiyle beslenir.

Bazarovların evinde de tatil geçirirler (baba Vassiliy Bazarov, ana Arina Bzarov). Feniçka’ya sonuçsuz yaklaşım, Pavel Kirsanov ile tehlikesiz düello, Anna ile ilişkisinin mutluluk vermeyen kısırlığı yüzünden baba evine dönen Bazarov, bir hasta üzerinde yapmak istediği deney yüzünden mikrop kaparak tifüsten ölür; Arkadi, onun tehlikeli etkilerinden kurtulmuş, Katya ile dirlikli bir evlilik eşiğinde dengesini bulmuş durumundadır. Babası Nikolay Kirsanov bile yıllardır metresi olan köylü kızı Feniçka’yı nikâhlayarak sınıf ayrılıkları düşüncesinden kurtulmuştur. Gözlem gerçekçiliği, önemli sorunu, usta konuşmaları üslup olgunluğu ve canlı kahramanlarıyla yazarının başeseridir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Andre Gide Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

andre gideAndre Gide;Fransız yazarıdır (Paris 1869 – ay.y. 1951).

Varlıklı bir ailenin çocuğu olarak özel öğretmenlerden ders aldı, 1889’da Alsace Okulu’nu bitirdi. Erginlik yaşının (15) eşiğinde yeğenlerinden Madeleine Roudeaux’ ya duyduğu gençlik aşkı, 1895’te evliliğe dönüştü. Bu aşkı birçok eserinde dile getirdi. (Emmanuelle, Marceline, Atissa). Özel dersler ve kişisel meraklar yüzünden yavaş yavaş yazarlığa yöneldi ve aile gelirinin sağladığı rahat geçim olanaklarıyla yetinerek öğrenimini bu aşamada bıraktı. Edebiyat çevrelerine kolayca girme fırsatını buldu, dönemin otoriteleriyle dostluklar kurdu; gençliğinin saf ve katıksız, ülküsel aşkını dile getiren kitaplar kaleme aldı: les Chiers d’Andre Walter (A. W.’in Defterleri) 1891, les Poesies d’Andre Walter (A. W.’in Şiirleri) 1892. Bu düzyazı şiirsel yazılarda önce simgeci bir tutumda göründü. Düşsel bir yolculuğu dile getiren le Voyage d’Urien (Urlen’in Yolculuğu) 1892; İlk Afrika yolculuğundaki (1893, Paul Laurens ile) değişik eğilimleri değişik bir iklimde hastalığa ve din konusunda kuşkulara çözüm bekleyen bir soruna dönüştü: el Hadj ou le Traite de Faux Prophete (Hacı ya da Sahte Peygamber Üzerine İnceleme) 1896. Bu aşamada da içinde iyice olgunlaştırdığı yaşam değerlerini, özgürlük arayışını, cinsel hazlar iştahını, mutluluğa gidiş yönünü yine düzyazı şiirsel bir anlatımla dile getiren, sonradan en etkili kitabı diye değerlendirilecek eserini yazdı: Dünya Nimetleri (les Nourritures Terrestres) 1897. Dinsel, toplumsal, gelenek ve görenek kaynaklı her çeşit baskı ve sınırlamaları yadsıyan bir mutluluk arayışını başka eserlerinde de yineledi (Ayrı Yol: l’İmmoraliste 1902; Pretextes: Vesileler 1903, le Retour de l’enfant Prodigue: Savurgan Oğulun Dönüşü 1907; Yeni Nimetler: les Nouvelles Nourritures 1935 vb). Nouvelle Reue Française dergisini kuruşu, Dar Kapı (la Porte Etroite) romanını orada Alissa’yı canlandıran romancılık gücüyle bu alanda da ustalığını kabul ettirişi, 1908-1909 yılının olaylarıdır. “Amaçsız eylem” eğilimindeki Lafcadio’nu, özgürlüğüne sınır tanımaz cinayetini Vatikan’ın Zindanları’nda anlattı (les Caves du Vatican) 1914. Birinci Dünya Savaşı’nda Kızılhaç’ta görev yaptıktan sonra en çok ilgi gören, eğittiği kör bir genç kıza tutulan bir Protestan papazının ruhsal, bedensel çelişkilerini konu edinen eserini yayımlattı: Senfoni Pastoral (la Symponie Pastrolale) 1919. İçtenliğini, her türlü cinsel eğilimlerini açıklayıp savunduğu iki eserde dile getirdi: Corydon (1924), Sile Grain ne Meurt (Tohum Ölmeyince) 1926. Aynı yıl roman diye nitelediği ilk eseri olan Kalpazanlar çıktı (les Faux-Monnayeurs) 1926. Bu arada ikinci Afrika gezisine çıktı (Voyage au Congo: Kongo’ya Yolculuk 1927; Retour du Tcad: Çad Dönüşü 1928); sosyalizme ilgi gösterirken yaptığı bir başka yolculukla yeni ürünler getirdi: le Retour d’URRS (SSCB Dönüşüm Üzerine Düzeltmeler 1937). Düzenli tuttuğu günlük notlarını 1939’da bastırdı: Günlük (Journal); aynı ürünün ilerdeki bölümlerini 1946-1950’de kitaplaştırdı.

Yazışmaları da açığa çıktı: Correspondances (Mektuplaşmalar; Francis Jammes ve Paul Claudel ile) 1948, 1949. Rilke ve Valery ile yazışmaları ölümünden sonraya kaldı; 1955. 1947’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı.

Öteki eserleri: Roi Candaule (Kral Candaule) oyun, 1901; Saul (oyun 1903), Nouveau Pretextes (Yeni Vesileler, eleştiri notları) 1911, Oedipe (Oidipus, oyun) 1931, et Nunc Manet in Te (Ve Şimdi İş Sana Kaldı) anı notları, öl.s. 1951.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Johann Wolfgang von Goethe Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Johann Wolfgang von GoetheJohann Wolfgang von Goethe; Alman şair ve yazarıdır (Frankfurt 1749-Weimar 1832).

Özel öğretmenlerden çok yönlü bir eğitim aldıktan sonra babasının isteği üzerine Leipzig’de hukuk öğrenimine başladı. 1768’e kadar Leipzig’de yaşadı; bu dönemde Fransız eğilimli rokoko kültürüyle gerçeklik, doğa ve tutku gereksinmesi arasında ikilem içinde kaldı. Rokoko üslubunda ilk şiirlerini yazdı: Die Laune des Verliebten (Aşığın Gelgeç Hevesi) ve Annette-Lieder (Annette İçin Şarkılar) 1767. 1768’de Frankfurt’a döndü. 1770’te öğrenimini sürdürme amacıyla gittiği Strasbourg’da şair filozof J. G. Herder ile tanıştı. 1771’de diploma almasına kadar süren ve gerçek kişiliğini bulduğu bu dönemde Goethe; Homeros, Pindaros, Shakespeare ve Ossian’ ın eserleriyle Kutsal Kitabı kendine örnek aldı. 1772’de staj için gittiği Wetzlar’da Charlotte Buff ile karşılaşması ve aşık olması ona Genç Werther’in Acıları (Die Leiden des Jungen Werther) 1774 adlı dünyaca ün kazandığı romanı esinlendirdi. Frankfurt’a döndüğünde Götz von Berlichingen adlı dramına son biçimini verdi (1773). Bireyin egemen güçlere karşı mücadelesini işleyen bu eseriyle ve Prometheus ve Ganymedes gibi özgür koşuklu övgü şiirleriyle (1774), Strum una Drang (Fırtına ve Hamle) akımının önderlerinden biri oldu. Ünü giderek yayılan Goethe, Kont Stolberg ile yaptığı bir İsviçre gezisinin ardından (1775) genç Weimar Dükü Carl August tarafından Weimar’a çağırılarak danışmanlığa atandı. Burada dük, eşi ve annesi, şair Wieland ve Charlotte von Stein’dan oluşan bir edebiyatçılar çevresi buldu. Prens eğiticiliği, maliye, madencilik, tiyatro ve eğitim uzmanlığı görevlerini de üstlenerek 1779’dan sonra prenslikte önemli konum kazandı. Weimar yıllarında büyük klasik dramları İphigenie auf Tauris (Iphygenia Tauris’te) 1787, Egmont (1788), Faust I (1808) ile evlilik romanı Wahlverwandtshaften’i (Gönül Bağları) 1809, yazmaya başladı. Edebiyat çalışmalarına koşut olarak doğabilimleriyle ilgilendi. Çeşitli Avrupa ülkelerini dolaştı, oyunlarını sahneledi. 1786 -1788 arasında ilk İtalya gezisine çıktı. Akdeniz doğası, güney halkının sıcakkanlılığı, Antik Çağ ve Rönesans sanatı eserleri üzerinde büyük bir etki bıraktı. Burada birçok eserine son biçimini verdi (Torquato Tasso nazımla dramı, 1787) Weimar’a döndükten sonra 1806’da Christiane Vulpius ile evlendi. İtalya yaşantısı ve Christiane ile ilişkisi Römische Elegien (Roma Ağıtları) 1795 adlı şiir derlemesine yansıdı. 1790’da kısa bir İtalya yolculuğundan sonra kaleme aldığı Venezianische Epigramme’de (Venedik İğnelemeleri) İtalya’ya daha eleştirel bir bakışla yaklaştı. Resmi görevlerinden büyük ölçüde sıyrılarak 1791’de Weimar Saray Tiyatrosu’nun yöneticiliğini üstlendi. Büyük bir tutkuyla ve Jena Üniversitesi ile yakın bir işbirliği içinde bitki ve hayvan bilimle optik alanlarında çalışmalara başladı.

1794’te Schiller ile tanışması, Goethe için yeni bir yaratı evresinin başlangıcını oluşturdu. Schiller’in 1805’teki ölümüne kadar süren bu evre, aynı zamanda Alman Edebiyatı’nın klasik çağını da doruğuna ulaştırır. Schiller ve Goethe verimli bir işbirliği içinde 1796’da nazımla Xenien’ı (İğnelemeler) yayımladılar. Schiller’in sürekli üstelemesi sonunda Goethe yirmi yıldır üzerinde çalıştığı Wilhelm Meister’in Çıraklık Yılları (Wilhelm Meisters Lehrjahre) adlı romanını bitirdi (1796), Faust üzerinde çalışmalarını yeniden başlattı. 1797’de bir tür kentsoylu destanı olan Hermann ile Dorothea’yı (Hermann und Dorothea) yayımladı. Schiller’in baladlarıyla yarışma içinde Der Zauberlehrling’ı (Büyücünün Çırağı) 1797 yazdı. Bütün ömrünü adadığı başeseri Faust’un taslaklarını 1773’te yazmaya başlamıştı. Nazımla dram olan eserin bir bölümünü 1790’da Faust ein Fragment (Faust’tan Bir Parça) adıyla yayımladı. Sonra bu parçayı tamamlayarak 1808′ de bir daha üzerinde çalışmayacağı Faust’un birinci bölümünü Faust, eine Tragödie (Faust, Bir Tragedya) adıyla bastırdı Helder’in (1803), Schiller ve Wieland’ın (1813) ölümleriyle Weimar’daki şairler çevresi ıssızlaşınca Goethe; W. Von Humbold, J.W. Richter gibi bilim adamlarından, Jenalı filozoflardan ve romantik sanatçılardan oluşan yeni bir çevre edindi. Yaklaşık 1810’da yaşam eserine geri bakış niteliğindeki Dichtung und Wahrheit (Şiir ve Gerçek) adlı eserine başladı (Bölüm 1-3, 1811-1814): yaşlılık döneminin önemli eserlerinden Westöstilicher Divan (Batı-Doğu Divan) 1819, adlı şiir derlemesi, esin kaynaklarını yakın Doğu kültürü ve şiirinde (Hafız, Firdevsi, Kuran vb) arayışının seçkin ürünüdür. Eserde bir yolculukta tanıştığı Marianne von Willemer’e aşkını ölümsüzleştirirken yaşlılık bilgeliğiyle dünya görüşünü yansıtır; bilim, din ve estetiği işler. Ulrike von Levetzow ile Goethe’nin genç kadınlara olan tutkusu son bir kez daha alevlenerek onun en güzel aşk şiirlerine (1823-1824) ortam hazırladı: Trilogie der Leidenschaft (Tutku Üçlüsü) ve Marienbader Elegie (Marienbad Ağıtı) yazar. P. Eckermann’ın düzenleme ve redaksiyon yardımlarıyla Goethe baş eserlerini bitirdi: Wilhelm Msiters Wanderjhahre (W.M.’in Gezginlik Yılları) 1821-1829, Dichtung und Wahrheit (Şiir ve Gerçek) bölüm 4, 1881 ve ölümünden birkaç ay önce bitirdiği Faust II (1833). En büyük Alman şairi ve Alman klasizminin başı olan Goethe, çok yönlü eğitimiyle desteklenen evrensel ilgileriyle ve bilge kişiliğiyle Yeniçağ Avrupa edebiyatına ve düşünce tarihine damgasını vurdu.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Nikolay Vasilyeviç Gogol Hayatı ve Eserleri

Nikolay Vasilyeviç GogolNikolay Vasilyeviç Gogol; Rus yazarıdır (Poltava/Soroçintsi 1809-Moskova 1852).

Ukraynalı, iyi eğitim görmüş, sanatsever, küçük toprak soylusu bir ailenin oğludur. Lise yıllarında döneminin toplumsal ve politik olaylarını yakından izledi, okul dergilerine yazılar yazdı. 1928’de St. Petersburg’a gitti. Edebiyat çevresine girme ve tiyatro oyunculuğu denemeleri başarısızlıkla sonuçlandı. Bakanlıklardan birinde küçük bir yazıcılık görevi bularak geçimini sağladı. Tüm boş zamanını edebiyat çalışmalarına ayırdı. 1831-1832 arasında iki bölüm olarak yayımladığı Ukrayna öyküleri derlemesi Vechera na Khutore Eliz Diekanki (Dikanka Yakınlarındaki Bir Çiftlikte Geceler) ona kısa sürede büyük ün kazandırdı. 1834-1835 arasında Petersburg Üniversitesi’nde ortaçağ tarihi doçentliği yaptı. 1835’te Mirgorod Öyküleri’ni yayımladı. Bu derlemede Taraş Bulba da yer alıyordu. 1831’de tanıştığı Puşkin’e yakınlaşan Gogol onun etkisiyle ilk öykülerindeki neşeli, alaycı ve kaygısız havadan uzaklaşarak acı bir toplumsal yergiye geçti. Aynı yıl çeşitli yazılarını ve öykülerini (Portre, Nevski Caddesi, Bir Delinin Güncesi) derlediği Arabeski (Arabeskler) adlı eserini yayımladı. Bu üç uzun öyküde başkentin kenarda köşede kalmış, devlet çarkının içinde ezilen, hakkını aramayan güçsüz insanlarını ustalıkla betimledi. 1836’da Rus bürokrasini alaya alan Müfettiş (Revizor) adlı komedisi sahnelendi. Oyunu çok tutulduysa da Petersburg’un bürokrat kesiminin ters tepkisine yol açtı. Gogol bu en verimli döneminde bunalıma düştü. Yurtdışına çıktı, 1836-1848 arasında kısa sürelerle Rusya’ya dönerek çeşitli Avrupa ülkelerinde yaşadı. Puşkin’e verdiği sözde durarak büyük romanı Ölü Canlar’ı (Mertıvıya Dusi) 1842, tamamladı. Yoğun eleştirileri geçersiz kılmak için eserin ikinci bölümünü yazmaya başladı, ama beğenmediği için taslaklarını yaktı. Derin dinsel duygular içinde Hristiyanlık ülkülerini doğrudan öğütlemeye başladı. Vibrinniye Mesta iz Perepiski s Druz Yami (Arkadaşlarımla Mektuplaşmaladan Seçmeler, 1847), 1848’de Kudüs’te hacı oldu. Ülkesine döndükten sonra sağındığı dinsel ortamın, gerici din adamlarının baskısıyla yeni baştan yazdığı Ölü Canlar’ın 2. cildini bir kez daha yaktı. Yaşantısını huzura kavuşturmak için seçtiği sürekli oruca dayanamayıp öldü. Rus Edebiyatının temel taşlarından biri olan Gogol, Dostoyevski ve Turgenyev’i etkilemiştir.

Öteki tanınmış öyküleri: Burun (Nos) 1836, Kaput (Shinel) 1940; Oyunlar Bir Evlenme (Jentiba) 1833-1842, Kumarcılar (îgroki) 1842, Bütün Oyunları (1971).

Başlıca eserlerin özetleri:
Müfettiş, yazarın ünlü oyunudur; Rusçası Revizor (1836). Konu, kendi kusurlarını bilen ve örtmeye çalışan küçük küçük bir taşra kentindeki olumsuz kişilerin, kendi sanılarına kurban olarak bir toplum eleştirisine fırsat vermesine dayanır. Başkentin çapkın başı boşlarından Klestakov, yolunun uğrağı bir kasabada, yönetim işlerini denetleyecek bir görevli olarak kabul edilir: Validen gardiyana kadar uzanan bir memurlar katında herkes kendi açığını görmezlikten gelmesi için müfettişe yaranmaya, ona rüşvetin çeşitli kılıklarında armağanlar sunmaya girişir. Bütün bu yaraların deşilmesinden sonra da tüm işlerin düzelip örtüldüğü sanılırken asıl müfettişin geldiği haberi sahneye tam bir karabasan gibi çöker.

Ölü Canlar, romandır. I. Nikola dönemindeki (1825-1855) Rus toplumunun köylü gerçekliğini konu edinir; birer nesne gibi alınıp satılabilen, adam başına vergisi bulunan, bunun dışında hiçbir hakları kabul edilmeyen köylü, ırgat kesiminin yoksun yaşantısından canlı tablolar sergiler. Bazılarının öldüklerini bile farkına varılmayan bu mujiklerin can bakımından sayısı, bazı tarım kredilerinin sağlanmasına el verdiği için roman kahramanı Çiçikova bu konudaki düzenbazlığını başlatır. Hemen hepsi ölmüş oldukları için artık beslenme yükleri de kalmamış olan bu kâğıt üstündeki canlar, ona büyük bir gelir sağlarsa da sonunda ortaya çıkar. Amaç, Rus köylü yaşamının en acı gerçeklerini eleştirme fırsatını bulmaktır.

Taraş Bulba, Ukrayna Kazakları’nın yaşamlarını, değer yargılarını, doğal ve toplumsal özelliklerini, Polonyalılara karşı giriştikleri sürekli çatışmalar konu edinen eserdir. Yaşlı Kazak Taraş Bulba’nın çevresinde gelişir. Hiçbir duygunun zayıflığına yer vermeyen disiplinli baba, Kazak ahlakının gerektirdiği eylemi gerçekleştirmekten çekinmez; bir Polonyalı kıza tutulan, ölçülerini yitirerek halkına ve yurduna sırt çeviren oğlu Andrey’i kendi eliyle öldürür.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

İbrahim Alaettin Gövsa Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

İbrahim Alaettin Gövsaİbrahim Alaettin Gövsa; şair ve yazardır (İstanbul 1889 – Ankara 1949).

Hukuk Mektebi’ni bitirdi (1910), bir Darülfünun sınavıyla lise öğretmenliği hakkını kazandı (1911), psikoloji ve pedagoji öğrenimi için İsviçre’de Cenevre’ye gönderildi; dönüşünde (1916) çeşitli okullarda çalıştı, yöneticiliğini de yaptığı Yüksek Öğretmen Okulu’ nda görev aldı, Talim ve Terbiye Kurulu üyesi oldu (1926), Sivas milletvekili olarak Meclis’e girdi (1927), Sinop milletvekili olarak sürdürdü. 1935’te Milli Eğitim Bakanlığı müfettişi oldu, İstanbul (1939) milletvekilliği 1946’ya kadar sürdü, İnönü (Türk) Ansiklopedisi’nin sekreterliğini yürüttü, fıkralar yazdı (Hürriyet), bazı yönetim kurulu üyelikleriyle emeklilik yaş sınırına gelemeden ömrünün sonuna ulaştı. Gençlik diliminde başladığı şiir çalışmaları (Çocuk Şiirleri, 1911; Güftugû 1913, Çanakkale İzleri, 1932) her iki ölçüde de ürün verdi; Atatürk’ün ölümü üzerine yazılmış en tanınmış şiir olan Tavaf ile birlikte bu türde basılan son kitabı Acılar (1941, 1966) oldu. Ömrünün bir dönemindeki geniş ufuklu çabasıyla Türkçede yayımlanan değerli ansiklopediler üretti: Meşhur Adamlar Ansiklopedisi (4 cilt, 1933-1938), Türk Meşhurları Ansiklopedisi (1945), Resimli Yeni Lügat ve Ansiklopedi (5 cilt, 1947-1954), Mizah yazıları (Şen Yazılar, 1926), eğitsel ürünleri, kitaplaşan düzyazıları (Söz Oyunları, 1942) da vardır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Eflatun Cem Güney Hayatı

Eflatun Cem GüneyEflatun Cem Güney; yazardır (Hekimhan 1896-İstanbul 1981).

Ortaöğrenimi sonunda kazandığı sınavla (1918) Türkçe öğretmeni olarak çalıştı. Başarısıyla edebiyat öğretmeni oldu, çeşitli illerde (Eskişehir, Konya, Kayseri, Sivas, Samsun, Afyon, Kütahya) görev yaptıktan sonra 1944’te İstanbul’a atandı. Milli Eğitim Müdür Yardımcılığı, Halk Eğitimi Başkanlığı yaptı, emekli oldu (1961). Kurtuluş Savaşı yıllarında başlayan dergi ve il gazetelerindeki yazılarını ömür boyu sürdürdü. Gençlik şiirleri Matem Sesleri adlı kitabında (1920) kaldı. Daha çok halkbilim (folklor) alanında çalıştı, derlediği masal ve öyküleri kendi dili ve deyişiyle yeniden yazdı, bu alandaki ürünleriyle Açıl Sofram Açıl, 1956; Dede Korkut Masalları, 1960) uluslararası Andersen Payesi Şeref diplomasını ilk kez kazandı.

Başlıca eserleri: Dertli Kaval (1945), En Güzel Türk Masalları (1948), Erzurumlu Emrah (1955), Halk Türküleri (2 cilt, 1953-1956), Bir Varmışla Bir Yokmuş (1956), Evvel Zaman İçinde (1957), Aşık Garip (1958), Ruhsati (1958), Mesleki (1958), Kâmili (1958), Kerem ile Aslı (1959), Tahir ile Zühre (1960), Gökten Üç Elma Düştü (1960), Az Gittim Uz Gittim (1961), Folklor ve Eğitim (1966),
Folklor ve Halk Edebiyatı (1971), vb.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Reşat Nuri Güntekin Hayatı

Reşat Nuri GüntekinReşat Nuri Güntekin; yazardır (İstanbul 1889-Londra 1956).

Galatasaray’daki bir yıldan sonra İzmir Freres’ ler okulunda okudu, sınavla girdiği İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Edebiyat Bölümü’nü bitirerek (1912) öğretmenliğe başladı. İstanbul’un çeşitli okullarında çalışırken gazetelere Fransızcadan çeviriler yaptı, tiyatro eleştirileri yazarak basın dünyasında görev aldı. Müfettişliğe (1931), milletvekilliğine (1938-1943), başmüfettişliğe (1947), Paris kültür ateşeliğine atandı. Yaş sınırından (65) emekliye ayrıldıysa da (1954) hastalık son iki yılını verimli geçirmesine engel oldu, bakım için gittiği Londra’da öldü.

Hançer 1920, Eski Rüya 1921, Taş Parçası 1923… Çeşitli dergilerde öykülerle sürdürdüğü çalışmaları yavaş yavaş romana yöneldi. “Çalıkuşu”. Bu roman, Vakit gazetesinde tefrika edilirken de (1922) basıldıktan sonra da yazarın en ünlü kitabı olarak yaşadı, her kuşakça okunması gerekli bir eser sayıldı. Yazarını; hep Çalıkuşu’nun yaratıcısı olarak hatırlattı. Bundan sonra Damga (1924), Dudaktan Kalbe (1923), Akşam Güneşi (1926), Bir Kadın Düşmanı (1927) romanları basıldı. Bunların hepsinde ön planda gelen olay, mutlu mutsuz bir aşk serüvenidir. Ustalıkla kullanımı edebiyatta Türkçenin özentisizliğine elverişli bir örnek olduğu için Güntekin’in eseri Karay’da olduğu gibi, okuruyla sürekli bir bağlantı içinde yürüdü. Refik Halit’ in siyasal sebeplerle yayın dünyasından uzakta kalma zorunluğu, Cumhuriyet sonrasında en geniş okur yığınının ilgisini Güntekin’e çevirdi. Yeşil-Gece (1928) romanının yazılışı, devrim atılımları sırasında Reşat Nuri’nin toplumsal bir töze nasıl sarıldığının kesin işareti oldu. Zamanı uygun bulan yazar, eğitim atılımları ve kültür devrimiyle değiştirilmesi gereken Anadolu gerçeğini, hem medrese, hem muallim mektebinin öğreniminden geçmiş pişkin bir ülkücünün (Şahin Efendi) serüveninde sınava sokarak gösterdi. Kızılcık Dalları (1932) ile evlatlık sorununa değinen Güntekin bir çözüm ve öneri getirmez. Aynı edilgin tutum Gökyüzü (1935) romanında da görülür. Başka romanları, Eski Hastalık (1938), Ateş Gecesi (1942), Değirmen (1944),Miskinler Tekkesi (1946), Kan Davası (1960), Kavak Yelleri (1961), Son Sığınak (1961). Gezi izlenimleri, Anadolu Notları (2. cilt, 1936, 1966). 1919’dan başlayarak öyküleri küçük romanlarının arkasına konmuştur.

Kendi bastırdığı, öykü kitapları Sönmüş Yıldızlar (1923, 1939…), Tanrı Misafiri (1927, 1966), Leyla ile Mecnun (1928… 1969), Olağan İşler (1930… 1967). Ölümünden sonra eserlerinin tümü yeniden basıldı. (1957’den başlayarak 24 cilt). Güntekin, toplumumuzun yaşadığı uygarlık dönemeçlerini dış görüntüleriyle anlatırken olayların nedenlerini kişilerin mizaç ve alışkanlıklarına bağlayarak zayıf bir yoruma gitti. Çalıkuşu ilgisinden başlayan bir okunma dileğiyle okuyucusunu aşmamaya çalıştı, siyasal iktidarın tepkilerini kolladı. Bu bakımdan Cumhuriyet sonrasındaki suya sabuna pek dokunmaz bir tutumun ılımlılığını sürdürmekte, başka yazar arkadaşlarıyla birleşti. Her dönemde okunacağı, okuyucularının belli yaş kesimlerinin ilk ilgilerini doyuracağı, sonra o okuyucularca bırakılacağı tahmin edilebilir. Eğitime elverişli metinleriyle okul kitaplarında yer alacağı için adı kolay unutulmayacaktır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Muhammed İkbal Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Muhammed İkbalMuhammed İkbal;Pakistanlı şairdir (Sialkot 1877 – Lahor 1938).

Ülkesinde ve Londra’da hukuk ve felsefe okudu, iki dünyanın kültür öğelerini bir arada tanıdı. Öğretmenliği sırasında Münih Üniversitesi’nde doktorasını tamamladı, Londra Üniversitesi’nde, Arap Edebiyatı öğretim üyeliğine getirildi, ülkesinde İngiliz Edebiyatı ve felsefe profesörlüğü yaptı (1908). 1927’de Pencap Meclisi’ne seçilince bağımsız Pakistan düşüncesini açıkladıysa da, gerçekleştiğini göremeden öldü, bir ara Kâbil Üniversitesi’nin çağdaşlaştırılma çalışmalarını da yönetti (1933). İngilizce ve Almancayı öğrenmek, Batı dünyasını yerinde gözlemek gibi olanaklara kavuştu, iki dilde (Orduca-Urduca ve Farsça) şiirler yazdı. Arap dil ve edebiyatına uzak ve yabancı kalmadı. İslâm tarihinin olay, kişi, aşama ve onurlarını şiirleştirmeyi amaç edindiği için İslâm şairi diye anıldı.

Başlıca şiir kitapları: Esrar-ı Hodi (Benliğin Gizleri) 1915, Peyam-ı Maşrık (Doğu Haberi) 1923, Zebur-i Acem (iki mesneviyle birlikte), 1927, Cavitname (Sonsuzluk) 1932, Misafir (Mesnevi) 1934, Pesçi Bayed Kerdey Akvam-ı Şark (Ey Doğu Ulusları Ne Yapmalı?) 1936, Bal-i Cibril (Cebrail’ in Kanadı) 1935, Hicaz Armağanı (öl. s. Kıt’alar). Düzyazıyla düşünce yazıları da kitaplaştı (1934).

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Erdal İnönü Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Erdal İnönüErdal İnönü; öğretim üyesi, politikacıdır (Ankara 1926 – 31 Ekim 2007, Houston).

Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik ve Matematik Bölümü’nü bitirdi (1947). Kaliforniya İnstitute of Technology’de yüksek lisans yaparak doktora derecesi aldı (1951). Bir yıl da Princeton Üniversitesi’nde araştırma yaptı. 1952’de Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi’nde fizik asistanlığına başladı. 1955’te doçent oldu. 1958’te yeniden ABD’ye giderek bir yıl Princeton’da, bir yıl da Oak Ridge National Laboratory’de araştırmalar yaptı. 1960’da yurda dönünce ODTÜ kuramsal fizik dalına profesör olarak atandı. Aynı zamanda 1964’e kadar kuramsal fizik bölümü başkanlığını da yürüttü. 1865-1968 arası ODTÜ Fen ve Edebiyat Fakültesi dekanlığı yaptı, 1968’de bir kez daha ABD’ye gitti. 1970’te de rektör oldu. 1971’de TÜBİTAK Bilim Ödülü’nü kazandı. 1975’te konuk öğretim üyesi olarak gittiği Princeton Üniversitesi’nden dönünce ODTÜ’den ayrılarak Boğaziçi Üniversitesi’ne geçti. Fizik Bölümü ve Temel Bilimler Fakültesi dekanlığı yaptı. Aynı zamanda TÜBİTAK Temel Bilimler Araştırma Enstitüsü müdürlüğünü de yürüttü. 1983’te politikaya girmeye zorlanınca tüm görevlerinden ayrıldı. 6 Haziran 1983’te Sosyal Demokrat Partisi’nin (SODEP) kurucu üyesi ve genel başkanı oldu. Temmuz 1983’te Milli Güvenlik Konseyi tarafından üyeliği ve başkanlığı veto edildiyse de Aralık 1983’te yeniden genel başkanlığa geldi. 25 Mart 1984 Yerel Seçimlerinde, partisi % 21.7 oranında oy alarak ikinci büyük parti konumuna geldi. Halkçı Parti (HP) ile birleşme yönünde HP başkanı Aydın Güven Gürkan ile anlaşmaya vardı (Ağustos 1985). Kasım 1985’te toplanan kurultayda SODEP kendini kapatarak HP ile Sosyal Demokrat Halkçı Parti’yi (SHP) oluşturdu. 1986 Mayısında toplanan SHP Kurultayı’nda da genel başkanlığa seçildi. 28 Eylül 1986’da yapılan ara seçimlerde ve 1987 genel seçimlerinde İzmir’den milletvekili seçildi. 1987 Kurultayı’nda, Haziran 1989, Şubat 1990 Olağanüstü kurultaylarında, genel başkan ve İzmir’den milletvekili seçildi. Ekim 1991 erken genel seçimlerinden sonra kurulan DYP-SHP koalisyon hükümetinde başbakan yardımcılığını üstlendi. Nisan 1993’te Turgut Özal’ın ölümüyle S. Demirel’in cumhurbaşkanı seçilmesi üzerine koalisyon ortaklığını bir süre daha yürüttüyse de daha sonra siyasetten çekildi, anılarını yazdı.

Başlıca eserleri: Çıplak Homogen Reaktörler İçin Ekstrapolasyonun Tanımı Üstüne (1958), 1923-1966 Döneminde Fizik Dalındaki Araştırmalara Türkiye’nin Katkısını Gösteren Bir Bibliyografya ve Bazı Gözlemler (1971), M. Serdaroğlu ile birlikte Fizikte Grup Kuramı Yöntemleri (1983), Anılar ve Düşünceler (siyasal anılar, 1997).

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , ,

Romain Rolland Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Romain RollandRomain Rolland; Fransız yazarıdır (Nievre/Clamecy 1866-Yonne/ Vezelay 1944).

Ailece Paris’e yerleşince (1880) Louisle Grand lisesi’ne yazıldı, dinsel inanışını yitirerek kendisini şaşırtan yazarların eserlerini okumaya başladı (Spinoza, Nietzche..), içinde büyüdüğü Protestan ve cumhuriyetçi ailenin laik ölçülerini elden bırakmadan bütün varlığıyla müziğe yöneldi. 1886’da girdiği Ecolé Normale Supérieure’ün tarih bölümünü bitirdi, öğretim göreviyle Roma’daki Fransız kurumlarına gönderildi. Kendisini etkileyen ve dikkatini Alman uygarlığına çeviren kadın yazar Malwide von Meysenburg ile (1816-1903) orada tanıştı, Wagner müziğine bu dönemde bağlandı, Jean Christophe adlı romanını taslaklarını bu yıllarda hazırladı. Edebiyat doktorasına konu yaptığı iki eseri bu yıllarda basıldı, insancı (hümanist) ve evrensel bir tutumla tiyatro yazarlığına yöneldi, İnanç Trajedileri diye adlandırdığı dizi (Arert, 1897; Saint-Louis, 1897; Le Triomphe de la Raison; Aklın Zaferi 1899-1913’de basılabildi). Devrim Tiyatrosu adlı dizide de birkaç eser verdi: Les Loups (Kurtlar) 1898, Danton (1900), Le Quatorze Juillet (14 Temmuz) 1902, Le Temps Viendra (Bir Gün Gelecek) 1903, La Montespan (1904). Bu eserlerin hiçbiri seyirci tarafından tutulmadığı için sahnelerde kalamadı. Bu kırıklıklara karşın bu türdeki ürünlerini sonraları da sürdürdü: Les Vaincus (Galipler) 1922; Le Jeu de Vamour et de la Mort (Aşk ve Ölüm Oyunu) 1925; Robespierre (1939). Çeviriye gerek kalmadan insan ruhunu türettiğine inandığı için bütün insanlığa müzik sanatçıları üzerindeki çalışmalarıyla seslenmeyi denedi: Musiciens dAutrefois (Geçmişin Müzikçileri) 1908, Musiciens d’Aujourd’hui (Günümüzün Müzikçileri) 1908, Haendel (1912, F. Rougel il t),Voyage Musical au Pays du Passé (Geçmişin Ülkelerinde Müzikli Gezi) 1919, Beethoven, les Grandes Epoques Créatrices (B. Yaratıcı Büyük Dönemler) 1928-1943, Souvenirs sur Richard Strauss (R.S. ile ilgili Anılar) öl.s. 1948. Yaşamının özü içinde zamanının bütün bunalımlarını duyarlıkla yaşayan büyük bir müzikçinin (Beethoven’e benzetilmiştir) on ciltlik romanını yazdı, ırmak-roman (roman de fleuve) denen türün ilk örneği Jean Cristophe (1904-1912). Başka bir dizisi de yedi cilt tutar: Lâme Enshantée (Büyülenmiş Ruh) 1922-1923. Edebiyat alanında en değerli saydığı kişilerden bazılarının yaşamöykülerini de yazdı: Shakespeare, J. J. Rousseau, Goethe, V. Hugo, Tolstoy ve Péguy. Barıştan yana söyleyeceklerini dünya kamuoyuna açıkladı: Au Dessus de la Melée (Kargaşanın Üstünden) 1915; bu eserin evrensel bildirisi 1915 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanmasını hızlandırdı (ödül 1916’da verilebildi). Ekim Devrimi’ni coşkuyla karşıladı: Salut a Révolution Russe (Rus Devrimine Selam) 1917-1920’de Europe (Avrupa) dergisini kurdu, tırmanan faşizmle kıyasıya çalıştı: Quinze Ans Du Combat (On Beş Yıllık Kavgam) 1935. Ömür boyu uğrunda sanatıyla çarpıştığı ülküsü -biraz mistik sayılması bir yana- insan emeğinin barış, kardeşlik, özgürlük ve sanat yoluna yönelmesi oldu. Ölümünden sonra Günce’sinin bir bölümü (inde: Hindistan, 1951), anılarının bazı parçaları (Cahiers Romain Rolland. R.R.’ın Defterleri) kitaplaştırıldı, 1948.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Mickey Spillane Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Mickey SpillaneMickey Spillane; ABD’li yazardır (New York 1918 – 17 Temmuz 2006).

Gerçek adı: Frank Morrison Spillane. Resimli roman yazarlığı, cankurtaranlık, sirk oyunculuğu ve FBI ajanlığından sonra kazanç amacıyla sıradan romanlar yazmaya yöneldi. Polis romanlarıyla 1967’de satış birinciliğini kazandı. Eserlerinde kaba kuvveti yüceltti (Mike Hammer, Tigerman, Hood, Dog Kelly gibi), dürüst, sözünü esirgemeyen ve işini ahlaka uygun bir sonuca bağlayan kişiler yarattı. Kahramanları kendilerine duydukları güvenle, yasalara bile karşı gelerek bireysel adalet anlayışlarını ortaya koyarlar. Batılı geleneğin, tek başına kötülüklere karşı savaşan kahraman mitosu, en güzel işlediği konu oldu.

Başlıca eserleri: The Jury (Jüri) 1947, Vengeance is Mine (İntikam Benim) 1950, Kiss me Deadly (Beni Ölesiye Öp) 1952, Day of Guns (Silahların Günü) 1964, The Delta Factor (Delta Faktörü) 1967, Survival: Zero (Kurtuluş: Sıfır) 1970, Last Cop Out (Son Oyunbozan) 1973, The Day The Sea Rolled Back (Gün, Deniz Geriye Yuvarlandı) 1981.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Asım Bezirci Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Asım Bezirci; yazardır (Erzincan 1927-Sivas 1993).

Parasız yatılı olarak okuduğu Erzurum Lisesi’nden sonra (1939-1945) İÜ Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi (1950), öğretmenlik yapmadı. Siyasal gazete yazılarıyla işe başladığı (Gerçek, 1950) Seçilmiş Hikâyeler ve Pazar Postası’nda “Halis Acarı” takma adını kullandı (1957-1958), özel kuruluşlarda geçimini emeğiyle ararken yazarlığını da verimlilikle sürdürdü, hemen bütün dergilere yetişti. Düşüncelerini yararlı saydığı yazarlardan gerekliliğine inandığı on beşe yakın kitap çevirdi, son yıllardaki çalışmalarım değerlerini onayladığı sanatçıların bütün eserlerini hazırlamaya ayırdı: Orhan Veli; bütün şiirleri, 1981; Ahmet Haşim, 1967; Nazım Hikmet, bütün eserleri, 8 cilt, 1980; Tevfik Fikret, bütün şiirleri, 3 cilt 1984. Kişisel izlenim, duygusal yaklaşım, bireysel değerlendirmeye yaslanan öznel eleştiri yerine her eseri derinliğine inceleyip taramaya, çeşitli yanlarından ölçüp tartmaya, dayalı nesnel eleştiri yöntemini yerleştirmeye çalıştı; bu tutumun tutarlı ve güvenli örneklerini verdi; Edip Cansever (1961), Abdülhak Hamit ve Tarık yahut Endülüs Fethi (1966), Orhan Veli Kanık (1967), Nurullah Ataç (1968), On Şair On Şiir (1971), Metin Eloğlu (1971), İkinci-Yeni Olayı (1974), Sabahattin Ali (1974). Deneme ve eleştiri türündeki yazılarını bütünleştiren kitaplar: Çok Kapalı Oda (1961), Bilimden Yana (1963), Okudukça (1967), Bilimden Yana Sosyalizme Doğru (1976), Halk Sosyalizm, Kültür ve Edebiyat (1979), Hikayecilerimiz (1980). Şiir, öykü ve roman türleri üzerine düzenlediği anolojilerdeyse kendi yargılarını değil güncel eleştirilerden yaptığı seçmeleri sergiledi: Seçme Romanlar (Refika Taner ile) 1973, Seçme Hikâyeler (R. Taner ile, 1981) vb.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Tarık Dursun K. Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Tarık Dursun K.Tarık Dursun K.;yazardır (İzmir 1931).

Soyadı Kakınç. Ortaöğrenimini ilk aşamasından sonra çeşitli işlerde çalıştı. Gençlik yıllarında şiirler yazdı. (Devrialem, şiirler, 1951, Cengiz Tuncer ile birlikte). Konular yeniliği, anlatım etkisi ve tipler değişikliğiyle çok canlı bir ilgi alanına dönüştürdüğü öykü türünde ilk eserinden başlayarak özgün başarılara ulaştı: bir kasap delikanlısının ev-dükkân ilişkileri içindeki özel yapısıyla kasaba koşullanmasına bağlı erkeklik cinayetini konu edinen Hasangiller (1955), küçük ve sıradan insanların dram noktalarına yaslanan Vezir Düşü (1957), Güzel Avrat Otu (1960, TDK 1961 ödülü), Sevmek Diye Bir Şey (1965) , Yabanın Adamları (1966; Sait Faik Abasıyanık Hikâye Armağanı 1967), 36 Kısım Tekmili Birden (1970), Bağrıyanık Ömer ile Güzel Zeynep (1972), Bahriyeli Çocuk (1976), İmbatla Dol Kalbim (1982), Ona Sevdiğimi Söyle (1984; ikinci kez Sait Faik Hikâye Armağanı, 1985), Ömrüm Ömrüm (1987). Bazı öykülerini bir roman bölümü, bazı roman parçalarını da öykü gibi sunan romanlar da yazdı: Rıza Bey Aile-Evi (1957), İnsan Kurdu (1959), Sabah Olmasın (1967), TV’de etkili bir tizi biçiminde, 1980. Bodrum süngercilerinin yazgılarını konu edilen Denizin Kanı (1968), Kopuk Takımı (1969), Gün Döndü (1974), Kayabaşı Uygarlığının Yükselişi ve Birdenbire Çöküşü (1980), Alçaktan Uçan Güvercin (1980, TV dizi), Kurşun Ata Ata Biter (1983; Orhan Kemal Roman Ödülü, 1985), İyi Geceler Dünya (1986), Bağışla Onları (1989), Ağaçlar Gibi Ayakta (1990; Yunus Nadi Ödülü, 1991), Aşk Allahaısmarladık (1993).

Başlıca eserlerinin özetleri:

Denizin Kanı, 1958’lerde Bodrum süngercileri arasında gerçekleştirdiği röportaj malzemesini on yıl sonra romanlaştıran yazar, değişik bir teknik ve güçlü bir anlatı yolu uygulayarak dikkati çeker. Konu; sermaye ve alım-satım gücüyle emek ve emekçiyi sömüren Hacı ile vurgun yiyip sakat kalan, namus ve onuru için silahlı çatışmaya giren Kara Mustafa arasında bireysel ve toplumsal çizgide gelişir, etki yaratır bir TV dizisi oldu (1980). Kurşun Ata Ata Biter, sınır kaçakçılığında mayın kurbanı olan kişinin eşiyle birleşen arkadaşı, kaçakçılığı örgütleyen ağa takımı, büyük kent özlemindeki bir kadının düş serüveni, ortalıkta kol gezen anarşistlere kurban giden arkadaşının öcü için kendini hiçe sayan erkeğin dostluk değeri. Her bölümü ayrı bir öykünün ölçülü tutarlılığıyla bağımsız gibi görünen bölümlerin oluşturduğu olgun bileşim. Yalın ve güçlü anlatım, insanları tam oldukları gibi canlandıran anlık dikkat yoğunlukları, sinemaya yatkın bir plan hızı.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Franz Kafka Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Franz Kafka Franz Kafka;Almancayı kullanan Çek yazarıdır (Prag 1883-Viyana/Kierling 1924).

Yahudi kökenlidir. 1901’de Prag’daki Alman Üniversitesi’nde Alman Dili ve Edebiyatı öğrenimine başladıysa da babasının zorlamasıyla hukuka geçti ve 1906’da doktorasını tamamladı. 1908’de bir sigorta şirketinde çalışmaya başladı. Orta halli bir memur yaşamı sürdü, 1917’de vereme yakalandı ve hastalığı nedeniyle 1922’de erkenden emekli edildi. Yalnız, içine dönük bir insan olan ve değeri sağlığında anlaşılmayan Kafka’nın yaratısının ana motifi kişisel sorunlarıdır. Yaşamı boyunca güçlü bir babanın baskılarını üzerinde duydu. Bu sorunu 1919′ da kaleme aldığı Brief an den Vater’de (Baba’ya Mektup) aydınlatmaya çalıştıysa da, 61 kitap sayfası tutan bu “mektubu” ona hiçbir zaman gönderemedi. Yayımlanmamış eserlerinin ölümünden sonra yakılmasını dostu Max Brod’a vasiyet ettiyse de Brod bu sözü tutmadı ve onları dünya edebiyatına kazandırdı. Kafka’nın dışavurumculuğa yakın, kimi zaman da gerçeküstücülüğe yaklaştırılan düzyazısı, aslında hiçbir üslubun tanımına sığmaz. Çok yönlü bir yoruma açık olan eserlerinde bireyin bilinmez gizli ve her yerde hazır olan güçlere karşı (bunların arasında kişilik dışı devlet yetkisi de yer alır) umarsızca savaşımı ana tema olarak alınır. 1914-1915’te yazdığı ve başeseri sayılan romanı Dava (Der Prozess) 1925’te yayımlandı. 1922’de yazdığı ve 1926’da yayımlanan son romanı Şato (Das Schloss) da bir önceki kadar ünlüdür. Kafka, kendi anlayamadığı yasalarla yönetilen bir dünyayla boş yere uzlaşmaya çalışan insan ruhunun yalnızlığını dile getirdi. Çağdaş insanın zamanını ve gücünü tüketen çalışma yüzünden özel yaşamına, yakın çevresine bile yabancılaşmasını, varlığını çepeçevre saran korku ve bunalımı, bürokrasinin insan kişiliğini hiçe sayması günümüzde “Kafkaesk” (Kafka’ya özgü) sözcüğüyle anlatılır.

Başlıca roman ve öyküleri: Betrachtung (Gözlem) 1913, Değişim (Die Verwaldung) 1916, Ceza Sömürgesi (In der Strafkolonie) 1919, Ein Landarzt (Bir Köy Doktoru) 1919, Bir Açlık Şampiyonu (Ein Hunger Kunstler) 1924, Amerika (öl. s. 1927), Beim Bau der Chinesischen Mauer (Çin Seddi’nin Yapımı Sırasında) öl.s. 1931, Taşrada Düğün Hazırlıkları (Hochzaitsvorbereitungen auf dem Lande) öl. s. 1953, Bir Savaşın Tasviri (Beschreibung eines Kampfes) öl. s. 1954. Ayrıca Tagebücher 1910-1923; öl. s. 1951, Millena’ya Mektuplar (Briefe an Milena) öl. s. 1952; Gesammelte Werke (Toplu Eserler) yayımlayan M. Brod; 11 cilt, 1951-1974.

Başlıca eserlerinin özetleri:

Dava, eser, bütün olayların çevresinde geliştiği tek kişinin, 30 yaşlarında çalışkan ve bekâr bir bankacı olan Joseph K’nın kişisel serüvenini anlatır.

Ev sahibesi (Frau Grubach), avukatı (Huld), ressam tanıdığı (Titolerlli) vb gibi adları geçen birkaç kişi dışında görevleriyle anılanlar (papaz, müfettiş, bekçi, savcı, mahkeme, görevlileri, cellatlar…) Joseph K.’nın bilinçaltında-ki korku, sanı, kaygı, kararsızlık, kuşku gibi ruhsal durumlarının simgesidirler. Konu; belli olmayan bir suçla tutuklanan ama duruşmalar sırasında yaşama iradesi sınırlanmayan Joseph K.’nın saray ve mahkeme karşısındaki çaresiz savunması, yıllar süren boşuna çırpınışlardan sonra cellatları emriyle bıçaklayıp öldürülüşüdür. Bir yıl süren bu dayanılmaz işkenceyle önüne geçilmez sonuç, eleştirmelerce dinsel ve ruhsal açıdan çeşitli yorumlarla değerlendirilmiş, genelde “Çağımızın doğurduğu kaygıları en etkin biçimde anlatan eser” olarak nitelenmiştir.

Şato, roman kahramanı toprak ölçüsü K. Bir kış akşamı bir köye gelir. Köy, civardaki tepede bulunan şatoya aittir. K. arazi ölçümü çalışmaları için şatodan çağırıldığını bildirir (öne sürer), boş yere şatoya kabul edilmeye çalışır. Durmak ve yorulmaksızın köylüler arasında kendisine yardımcı arar. Şatonun kayıtsız koşulsuz etkisi, en küçük görevlisini bile başına buyrukluğu, köylüler için doğal bir durumdur. Garson kız Frieda da (şatonun efendilerinden birinin metresi, şimdi de K.’nın sevgilisi) ona yardımcı olmaz. K. sonunda şatonun sekreterlerinden biriyle konuşma olanağı bulur. Sekreter K.’ya onun işiyle ilgili başvuruda bulunacağı yolunda söz verirse de, K. artık o kadar bitkindir ki, yorgunluktan uyuya kalır. Roman parça olarak kalmıştır. M. Brod, dostu Kafka’nın toprak ölçüsüne, yorgunluktan ölmeden önce, köyde kalma izni verilmesiyle eseri bitirmeyi amaçladığını söyler.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

George Orwell Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

George OrwellGeorge Orwell; İngiliz yazarıdır (Hindistan/Motihari 1903 – Londra 1950).

Asıl adı: Eric Arthur Blair. Soylulara özgü Eton’da yetişti (1917-1921). Birmanya’daki İngiliz polis örgütünde görev aldı (1922), edebiyata başladı: Burmese Days (Birmanya Günleri) 1933. Geçimini sağlayacak sıradan işlerde çalışırken gözlem çevresini genişletti, özel okullarda öğretmenlik yaptı (1929-1935), romancılığı denedi: A Clergymans Daughter (Rahibin Kızı) 1935 vb. İspanya İç Savaşı’ na gazeteci olarak katıldı. Bu yılların düşünce ve anı ürünleri: The Road to Wigan Fier (Wigan Rıhtımına Giden Yol). 1937, Homage to Catalonia (Katalonya’ya Saygı) 1938, BBC ve Observer gazetesinin savaş muhabirliğini yaptı (1939-1945). Totalitler tutumlara karşı özel tepkisini gösterdi: Animal Farm (Hayvan Çiftliği) 1945 (Türkçeye çevrildi, 1954). Bir milyondan çok satarak dünya kamuoyuna yansıyan bu kitap hem ününün artmasına yol açtı, hem sonraki başarısı olan 1984’ün (Nineteen Eight-Four) 1949, esinini getirdi: Devlet yönetiminin baskısı karşısında yitirilen bütün bireysel hakların ağıtını yaktığı, filme de çevrilen eser, ikinci kez adını dünyaya yaydı. Eskimiş bir veremin savruk yaşamdan doğan zararları erkence ölümüne yol açtı (21 Ocak).

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Behçet Necatigil Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Behçet NecatigilBehçet Necatigil; şair ve yazardır (İstanbul 1916-ay.y. 1979).

Uzun yıllar (1945-1960) Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği yapacağı Kabataş Lisesi’nde okudu (1936). Yüksek Öğretmen Okulu öğrencisi olarak İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü izledi (1940), Kars ve Zonguldak’ta başladığı lise öğretmenliğini İstanbul Eğitim Enstitüsü’ndeki göreviyle emekliliğine kadar götürdü (Ekim 1972). Öncelikle şiire adanarak, mesleğinin gerekli gördüğü alanlardaki başvuru kaynaklarını sağlayan dikkatli araştırıcılığıyla büyük hizmet sağladı; radyo oyunlarında özgün incelikle üstün başarılara ulaştı, çağdaş Türk şiirinin en belirgin alanları arasında en önde yer aldı. Kendi yazgısının küçük adam çizgisinde kaldı; özentiye kapılıp yalan söylemeden kendi yaşadığını yazdı, başarısı önce bu içtenliğe dayandı. İkinci özelliği, şair yaratılmış mizacının duyarlığında, en beklenmez inceliklerin yokluğunda yararlanan onur uyanıklığında durur. Bu yüzden şiir etkisine dönüştürdüğü sayısız anı buldu yaşamında; üstelik onun ruhunda iz bırakan bu anıları okurları da yakından paylaştılar. İlk kitabını, tam on yıllık bir dergi şairliğinden (1935) sonra bastırdı: Kapalı-çarşı (1945). Çevre (1951), ikinci ve üçüncü derlemeleri oldu.

Sonraki şiir kitapları: Eski Toprak (1956 Yeditepe Şiir Armağanı, 1957), Arada (1958), Dar Çağ (1960), Yaz Dönemi (1963 TDK, Şiir Ödülü, 1964), Divançe (1965), İki Başına Yürümek (1968), En/ Cam (1970), Zebra (1973), Kareler-Aklar (1975), Beyler (1978), Söyleriz (öl.s. 1980). Sevgilerde, son üç katibındaki ürünlerinden öncekilerden kendi yaptığı seçmeleri içerir (1976). Düzyazılarını sunan kitap, Bile/Yazdı-(1979). Eski masallarımızın kozası, birkaç büyük batı yazarından yapılmış 30’a yakın çeviri onu kitaplara götürdü. Mesleği gereği başka yazarların ürünleriyle günü gününe iç içedir. Bu gece gündüz bağlılığını artırmak için asıl işi olmayan bir uğraşa, ilk edebiyat ansiklopedisini tek başına hazırlamaya yöneltti: Edebiyatımızda İsimler Sözlüğünü (1960), Edebiyatımızda Eserler Sözlüğü izledi (1971). Çeviri ve uyarlama, özet ve yorumlamaya Küçük Mitologya Sözlüğünü, 100 Soruda Mitologya’ya dönüştürdü (1969). Başarıyla yürüttüğü bir tür de radyo oyunlarıdır. Yalnızca ses etkisine dayanan bu konuşmalarda insan sorunları vardır. İkisi Yıldızlara Bakmak (1965), altısı da Üç Turunçlar (1970) kitaplarında toplandı. Pencere (dört oyun, 1975), bu birikime eklendi, ölümünden sonra tümü bir araya getirildi. Ölümünü izleyen günlerde ailesinin örgütlediği Necetigil Şiir Ödülü, her yılın en iyi kitap sahibine verilme koşuluyla gündemdeki değer ve saygınlığını korumaktadır. Hilmi Yavuz ve Ali Tanyeri’nin emekleriyle Bütün Eserleri eksiksizce tamamlandı (Cem Yayınları 1981-1984, 7 cilt). Şiir çevirileri ayrıca kitaplaştı: Yalnızlık Bir Yağmura Benzer (1984).

Evler, şairin 1951-1953 arasında çeşitli dergilerde yayımlanmış 28 şiirini içerir; emeğiyle geçinen bir aydının umut ve mutluluklarını dile getirir. Kamuoyunun yakından bildiği bazı şiirler bu kitaptadır: Evin Halleri, Evlerle Savaş, Perili Ev, Ev, Ayrı Evlere Çıkmak, Gizli Sevda, Alaca. Ölümünden sonra Cem Yayınevi tarafından ilk cildinde (Şiirler 1), zaman bakımından üçüncü kitap olarak yerini aldı.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , ,

Helen Adams Keller Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Helen KellerHelen Adams Keller; ABD’li kadın yazardır. (Alabama/Tuscumbia 1880 -Connecticut /Westport 1968).

Birbuçuk yaşında sağır-dilsiz ve kör oldu. Yedi yaşındayken Perkins Körler Enstitüsü’nde yetişmiş anne Sullivan’dan ders almaya başladı; konuşma ve okuma-yazma öğrendi. Böylece öğrenimini ve Radcliffe College’de yüksek öğrenimini yapma olanağını buldu. Birçok yabancı dil öğrendi, aynca felsefe doktoru oldu. Çoğunluğu özyaşamöyküsel-eğitici eserlerinde sanatlı bir anlatıma yer verdi. Toplumcu görüşlerinden ayrı düşünmediği bir kadın-erkek eşitliğini savundu.

Başlıca eserleri: The Story of My Life (Yaşamımın Öyküsü) 1902, Optimism (İyimserlik) 1903, The World I Live in (İçinde Yaşadığım Dünya) 1908, Out of the Dark (Karanlığın Dışında) 1909, My Religion (Dinim) 1927, Let Us Have Faith (Bırakınız Güvenelim) 1940, Theacher Anne Sullivan Macy (Öğretmen A.S.M.) 1955, The Open Door (Açık Kapı) 1957.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , ,

Ömer Seyfettin’in Hayatı ve Eserleri

Ömer Seyfettin;(1884 – 1920)

En ünlü hikâyecilerimizdendir. Eserlerinde kullandığı duru, temiz Türkçesiyle dilimizin yabancı kelime ve tamlamalardan kurtulmasına büyük yardım itmiştir. Konuşma diline yakın bir tarzda yazar, böylece yazı dilimizi millileştirmeye çalışırdı, Bu bakımdan modern Türk Edebiyatı’ndaki yeri çok önemlidir.

Ömer Seyfettin Gönen’de doğdu. Babası Bnb. Ömer Bey Kafkasyalı Türkler’dendi. Ömer Seyfettin önce Aksaray’daki Mekteb-i Osmani’yi, sonra da Eyüp’teki Baytar Rüştiyesi’ni bitirdi. Babası gibi asker olmak istediği için Edirne Askeri İdadisi’ne gitti, 1903′ te de İstanbul’da Harbiye’den piyade asteğmeni çıktı. Kısa bir süre Rumeli’nde askeri görevlerde bulunduktan sonra ordudan ayrıldı.

Ömer Seyfettin’in yazı hayatı bundan sonra başlar. Küçük yaştan edebiyata karşı ilgi duymuşsa da, yazı yazma isteğini gerçekleştirememişti. Selanik’te çıkmaya başlıyan «Genç Kalemler» dergisiyle «Rumeli» gazetesine yazı yazmaya başladı. Bu işi çok kısa sürdü; İtalyan Savaşı’nın çıkması üzerine yeniden orduya çağırılmıştı. Sonra da Balkan Savaşı’na katılan Ömer Seyfettin Yanya Kalesi’nde esir düştü. Bir yıl kadar Yunanistan’ da kaldıktan sonra İstanbul’a döndüğünde yeniden askerlikten çekildi. Çeşitli gazetelere yazılar yazıyordu. 1914’te İstanbul’da Kabataş Lisesi’ne edebiyat öğretmeni oldu, ölünceye kadar da orada kaldı. Öldüğünde henüz otuzaltı yaşındaydı.

Ömer Seyfettin şiir de yazardı. Önceleri aruz vezniyle yazarken, son zamanlarında hece vezniyle de yazmıştır. Yalnız, edebî kişiliğini asıl ortaya koyan eserleri hikâyeleridir. «Foya» ve «Sultanlığın Sonu» adlarında ikî romana balşamışsa da ölünce bunlar yarıda kalmıştır. Bu arada «Tanin» ve «Vakit» ga-zeetlerinde yayınlanmış birçok makalesi de vardır.

Ömer Seyfettin’in basılan hikâyeleri şunlardır: Harem, Eshab-ı Kehfimiz, İlk Düşen Ak, Yüksek Ökçeler, Bomba, Gizli Mâbet, Asilzadeler, Bahar ve Kelebekler, Beyaz Lâle, Tarih Ezelî bir Tekerrürdür. Ayrıca bir de «Mahçupluk İmtihanı» adında bir perdelik komedisi vardır.

Eserleri:

Bomba; İlk Düşen Ak; Beyaz Lâle; Nokta; Dalga; Tarih Ezeli Bir Tekerrürdür; Mahçupluk İmtihanı; Bahar ve Kelebekler; Gizli Mabet; Yüksek Ökçeler; Asilzadeler.

Hakkındaki eserlerin başlıcaları:

Ömer Seyfettin; Hayatı, Karakteri, Edebiyatı, İdeali ve Eserlerinden Numuneler (A. C. Yöntem, 1947); Ömer Seyfettin; Hayatı, Sanatı, Eserleri (Y. N. Nayır, 4’tincü baskı, 1961).

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Jules Romains Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Jules Romains Fransız yazarıdır (Haute-Loire/Saint-Julien-Chapteul 1885-Paris, 1972)

Louis Farigoulo’un takma adıdır. Ecole Normale Superieure’de okudu (1906), o yılın güzünde oluşan ABBAYE topluluğuna katıldı, yeterlik sınavını (agregasyon) vererek öğretim hakkını kazandı (1909), on yıl süreyle üniversitede çalışmalarını değerlendirdi (1919), bağımsız yazarlığı seçerek kaleminin ürünlerini daha özgürce derlemeyi yeğledi. İlk gençliğinde içinde yeşeren duygulan ve yaşam düşüncesini ilkin şiirlerinde işledi: La Vie Unanime (Ortak Yaşam) 1908. O yılların roman denemesi: Bourg Regehere (Dirilen Kent) 1906, Morı de Quelqu’un (Biri Öldü) 1911, Les opains (Kafadarlar) 1913 Daha bireysel şiirleri: Odes et Prieres (Odlar ve Dualar) 1913. Bir de sahnelenmiş oyunu: LArmee dansla Ville (Kentteki Ordu) 1911.

Birinci Dünya Savaşı’nın getirdiği kargaşa ürünlerine zorunlu bir ara verdirdi, eserlerinin yayımlanması savaş sonu yıllarına kaldı. Şiir: L’Homma Blanc (Ak Adam) 1937. Roman: Donoggo Tonka (1920); oyun Monsieur le Trohadec saisi perla D ‘bauche (Sefahat Tutkunu B.T.) 1923, Knock, ou le Triomphe de la M’decine (K. ya da Hekimliğin Zaferi) 1923. Le Dictateur (1926).

Büyük eseri, her toplumun ortak ve iyi bir ruh kardeşliği olduğunu savunan yazarın niyet güzelliğini belirten roman dizisi oldu: Les Hommes de Bonne Volonte (İyi İradeli-Niyetli İnsanlar) 1932-1946, yirmi yedi cilt (konu 1908-1933 arasında).

Şiiri hiç bırakmadı: L’Od Genoise (Cenova Od’u) 1924, Amour, Couleur de Paris (Aşk, Paris’in Rengi) 1921, Chant de Dix Annes (On Yılın Şarkısı) 1928, Maisons (Evler) 1954. ikinci Dünya Savaşı’nda ABD’de ve Meksika’da bulundu, bazı deneme derlemeleri yanı sıra yeni romanlar yayımlattı (1946’da Fransız Akademisi’ne seçilmişti): Le Fils de Jerphanion (J.’un Oğlu) 1956, Une Femme Singuliere (Eşsiz Bir Kadın) 1957. Anıları: Amities et Rencontres (Dostluklar ve Rastlantılar) 1970 vb.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Louisa May Alcott Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Louisa May AlcottLouisa May Alcott; ABD’li kadın yazardır (Germantown 1832- Boston 1888).

Ünlü eğitimci Amos Bronson Alcott’un kızıdır. Ailesinin geçimine yardım amacıyla başladığı çalışma yaşamında ev yönetimi, terzilik, çocuk bakıcılığı yaptıktan sonra öğretmenliğe geçti; bir yandan da baba dostu olan Thoreau, Emerson, Parker gibi ünlü düşünürlerin yakın çevresinde yetişti. Gençliğinde başladığı yazı yaşamı (Flower Fables: Çiçek Fablleri 1854), İç Savaş sırasında gönüllü üstlendiği hastabakıcılık görevinin izlenimlerinden oluşan Hospital Sketches (Hastane Öyküleri) 1863, derlemesinin başarısına ulaştı. İlk romanı Moods’ tan (Esintiler, 1864) sonra bugüne kadar sürecek olan asıl ününü Küçük Kadınlar (Little Women, 1868) ile kazandı. İkinci cildi 1869’da yayımlanan bu eser, birkaç kez sinemaya aktarıldığı gibi, gençliğin eğitimine hizmet eden başka benzerlerini getirdi: Küçük Erkekler (Little Men, 1871), Co’nun Çocukları (Jo’s Boys, 1886).

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Pearl Buck Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Pearl BuckPearl Buck; ABD’li kadın yazardır. (Virginia/Hillsboro 1892-Pennsylvania /Perkasie 1973).

Çocuk yaşta ailesiyle birlikte Çin’e yerleşti, Şanghay’da bir yatılı okulda ve ABD’de okudu, Çin’e geri döndü. 1916’da Amerikalı bir misyoner olan Dr. John Buck ile evlendi, Nanking Üniversitesi’nde İngiliz Edebiyatı okuttu. İlk romanı Doğu Rüzgârı, Batı Rüzgârı (East Wind, West Wind) 1929, fazla bir ilgi görmediyse de ikinci romanı Sarı Esirler (The Good Earth) 1931, yazarına 1932 Plutzer Edebiyat Ödülü’nü kazandırdı. Başarısını The Young Revolutionist (Genç Devrimci) 1931 Sons (Oğullar) 1932), The Mother (Ana) 1934 gibi yine Çin insanının yaşamını konu alan romanlar ve daha birçok kısa öyküyle pekiştirdi. 1934’te tek başına ABD’ye döndü. A House Diviaded (Bölünmüş Aile) 1935, The Exile (Sürgün) 1936, Fighting Angel (Savaşan Melek) 1936, The Patroit (Yurtsever) 1937, This Proud Heart (Gurur) 1938, ABD’de kaleme aldığı eserlerdir. 1938 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı, Today and Frover (Bugün ve İnsanlar Yaşadıkça) 1941, Dragon Seed (Canavar Tohumu) 1942, China in Black and-White (Beyaz Üstünde Siyahla Çin) 1946, The Hidden Flower (Saklanan Çiçek) 1952, The Three Daughters of-Madame Liang (Bn. Liang’ın Üç Kızı) 1969, ödül sonrası çalışmalarının bazısıdır. John Sedges takma adını da kullandı. En son eserleri: Rainbow (Gökkuşağı) 1975, Secrets of the Heart (Kalbin Sırları) 1977 romanlarıdır.

En önemli eseri:
Ana, Çin yaşamını yalandan gözlemiş olan yazar, yoksul bir köylü ailesinin bütün sorumluluk yükünü evin kadınının taşıdığını ustaca yansıtır. Eşi bırakıp giden, ev külfetini yürütmek görevi kendisine kalan adsız ana, Çin gelenek ve göreneklerinin sıkıca sürüp gittiği dar çevrede her çeşit işin tek sorumlusu olarak direnip durmaktadır. Kızının hastalığı ve ölümü, oğlunun hüküm giyişi, ömrünün tek günahı olan tek cinsel birleşmenin cezalan gibidir. Yaşlılık döneminde bekleyip durduğu torununu görünce günahlarının bağışlandığına inanarak gönül dirliğine kavuşur.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Boris Pasternak Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Boris PasternakBoris Pasternak; Rus şair ve yazardır (Moskova 1890-Moskova/Peredelkino 1960).

Resim çalıştı, müzikle ilgilendi. Moskova Universitesi’nde Felsefe Bölümü’ne yazıldı (1909), aynı konuyu bir süre de Almanya’daki Marburg Universitesi’nde izledi (1912), bir İtalya gezisine de fırsat bularak yurduna döndüğü zaman yüksek öğrenimini Moskova Üniversitesi’nde tamamladı (1913), o günlerin moda akımı olan Fütüristlerin (Gelecekçiler) arasına katılarak ilk şiirlerini yazmaya başladı (1914). Yaygın bir etki sağlayan kitabı Sestra Moya Jizn (Kızkardeşim Yaşam) 1922’de çıktı. Bireyliğinin özgürlüğünü savunmayı elden bırakmayan Pasternak’ın şiirleri, toplumsal sorunları değil insanın kişisel hak ve mutluluk olanaklarını işleyen, doğa sevgisini dile getiren, toplum dışı diye de nitelenebilecek ürünler birikimiydi. Bu eksikliğini ikinci dönem kitaplarında gidermeye, destansı özellikler taşıyan şiirlerinde kendisinin dışına taşmaya çalıştı. Leitenant Schimdt (Teğmen S.) ile Devyat’sot-Pyatyi God 1905 Yılı) 1927. Kişiliğinin baskın eğilimleri onu yeniden lirik örneklere çekince ünlü derlemesini çıkardı: Vtoroe Ruzdenie (İkinci Doğum) 1932. Sovyet Devrimi’ne ve yönetimine karşı hiçbir eyleme katılmamış olmakla birlikte yaşanan bütün bu olayların tek tek insanlara özgürlük ve mutluluk getirmemiş olduğunu görmenin gönül kırıklığıyla bir süre susmayı yeğledi, partinin sanata karışmasını bu suskunluğuyla karşıladı.

Özyaşam öyküsü sayılabilecek eserinde de belgesel değerde eleştiriler ortaya koydu: Okhranaya Gramota (Gezi İzni Belgesi) 1931. Şiirlerini daha da yalınlaştırarak klasik değerlere doğru yaklaştı, özel beğeni ve varlığını belirlemiş oldu: Ne Rannih Poezdab (Erken Trenler) 1943, Zamnoy Prostor (Yeryüzü Enginliği) 1945. Adını dünyaya yayan olay, yurdunda basılmasına olanak tanımayan, özyaşamsal öğeler de taşıdığı için bir yerde devrim yıllarının olaylarını da içeren, bir büyük aşk öyküsü izinde gelişirken savaş yıllarında yitirilen bütün insanca değerlere bir ağıt niteliği taşıyan Doktor Jivago romanının İtalya’da basılması oldu (1957). Hızla birçok dile çevrilen eser, SSCB’nin içyüzünü eleştiren bir belge niteliğinde nitelenerek dünya kamuoyunu bu konuya çevirdi, Pasternka’a, yurdundaki her çeşit baskı yüzünden, geri çevirmek zorunda kalacağı Nobel Edebiyat Ödülü’nü getirdi (1958), o günden sonra da başka eseri ortaya çıkmadı.

Doktor Jivago, özyaşamsal özellikleri ağır basan roman; devrim öncesi yılların gençlik ilişkileriyle başlar; hekimlik öğrenimi, evlilik, cephelerde sağlık çalışmaları, yurtlukta yerleşme, ikinci aşk ilişkisi, ayrılık, kavuşma gibi yaşam aşamalarıyla Yuri Andreyeviç Jivago’nun yazgısını izler, Lara ile sevişmesinin etkili bölümlerine yer verir. Bir ömürlük zaman içinde bir toplumun geçirdiği devrim değişikliklerini sergileyen eser, bağımsız ve duyarlı bir sanatçı ruhunun izlenimleriyle toplum eleştirisini içerir. David Lean yönetiminde çevrilen film (1966) dünya çapında ilgi gördü.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Mehmet Rauf Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Mehmet RaufMehmet Rauf; yazardır (İstanbul 1875-ay.y 1931).

Bahriye Mektebi’ni bitirerek deniz subayı oldu (1893), stajını Girit’te (1894) yaptı, Kiel kanalının açılış töreni vesilesiyle Almanya’ ya gönderildi (1895), Tarabya’da yabancı elçilik teknelerinin haberleşme göreviyle çalışırken küçük yaşlarda başladığı öykü-roman yazımına vakit buldu, ilk ürünlerini yayımlarken (Hizmet, 1891) tanışıp yaklaştığı Halit Ziya Uşaklıgil’in etkisiyle Servetifunun topluluğuna katıldı, o edebiyat kümesinin iki düzyazı ustasından biri sayıldı. Orada tefrika edilen romanı Eylül (bas. 1901), olaylar azlığına karşın bir aşk ilişkisinin doğup gelişmesini açıklayan psikolojik yaklaşımıyla bu türdeki ilk ve başarılı örnek olarak değerlendirildi. 1908 sonrasında subaylıktan ayrılıp basın-yayın ticaret işlerine atılışı hiç de yararına olmadı. Hem yoksulluğa düştü, hem açık saçık piyasa ürünleriyle kaleminin saygınlığını yitirdi, hiç bir zaman eski başarısına ulaşamadan yalnızlık içinde, unutulmuş olarak öldü. Tek işlediği konu, aşk ve kadın olduğu için gününü aşan başka bir eser bırakamadı.

Başlıca romanları: Ferdayı Garam (Aşkın Yarını) 1913, Karanfil ve Yasemin (1924), Ceriha (Yara, 1927), Kan Damlası (1928), Halas (Kurtuluş, 1929).
Öykü derlemeleri: Emel (1913), Hanımlar Arasında (1914), Bir Aşkın Tarihi (1915), Üç Hikâye (1919), İlk Temas Zevk (1923), Düzyazı (mensur) şiirleri: Siyah İnciler (1901, 1925).
Oyunları: Ferdi ve Şürekası (Ferdi ve Ortakları, Uşaklıgil’ in romanından uyarlama, 1909), Pençe (1909), Cidal (1911), Sansar (1920).

Eylül, yazarın en başarılı romanıdır. Türk Edebiyatı’nda olaydan çok ruh çözümlemelerine, kişilerin iç dünyalarına dayalı sayılan ilk örnektir. Süreyya ile evli Suat Hanım’ın mutlu geçen beş yıldan sonra kendisine tutulan Necip’e karşı yavaş yavaş içinde büyüttüğü aşk, eserin konu gelişimidir. Aile dostu Necip ile evlilik kutsallarına bağlı Suat’ın hiçbir kötü duyguya yer vermeyen, bedensel ilişkiye yaklaşmayan aşk duyguları umarsız bir çıkmaza girer. Bir ev yangını, Suat’ı kurtarmaya çalışan Necip’in özverili çabası, iki sevgilinin birlikte yanıp ölmeleriyle romana sonuç olur. Kitabın adı, eylülü kendi kadınlığının, aşk yaşamının da güz dönemi sayan Suat Hanım’ın hüznünden gelir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , ,

W. Somerset Maugham Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Somerset MaughamW. Somerset Maugham; İngiliz yazarıdır (Paris 1874-Nice/Saint-Jean-Cap-Ferrat 1965).

Tıp öğrenimi ve hekimlik mesleği sırasında yaşam gerçeklerini yakından gözledi, Fransızca ve Almancayı da anadili gibi konuşur duruma geldi, dünyanın birçok yerini gezdi, edebiyat eserlerinin gördüğü geniş ilgi ve getirdiği büyük kazançla zenginleşti, son yıllarını (1928 sonrası) Fransa’nın güneyinde geçirdi, hemen bütün eserleri sinemaya aktarıldı. Yaşamın getirdiği renkli ve değişik konularla insan ruhunun derinliklerini aradı, hoş ve aranan bir yazar sayıldı.

Başlıca romanları: Liza of Lambeth (Lambeth’li Liza) 1897, Şehvet Düşkünü (Of Human Bondage) 1915, Büyülenmiş Adam (The Moon and Sixpence; ressam Gaugaine’in yaşamı) 1919, Renkli Peçe (The Painted Veil) 1925, Cakes ad Ale (Pastalar ve Bira), 1930, Şeytanın Kurbanları (The Razor’s Edge) 1944, Catalina (1948). Oyunları: Lady Frederick (1907), Çember (The Circle) 1921, Süveyş Ötelerinde (East of Suez) 1922, Ölüm Mektubu (The Letter) 1927, The Constant Wife (Bağlı Eş) 1926, Sheppey (1933) vb.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Guy de Maupassant Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Guy de Maupassant Guy de Maupassant; Fransız yazardır (Dieppe/Etretat/Miromesnil Şatosu 1850-Paris 1893).

Gustave Flaubert’ in çocukluk arkadaşı olan annesi, oğlunun edebiyat yeteneğinin geliştirilmesinde etkili oldu. Liseyi Rouen’da bitirdi. Şiire eğilim duyduğu bu yıllarda çıkan Fransız-Alman savaşına gönüllü olarak katıldıktan (1870) sonra Paris’te memur olarak çalışmaya başladı. Sinirlerini bozacak olan keyif maddelerine, içkiye ve uyuşturuculara o yıllarda alışmış olması gerekir. Bu arada Gustave Flaubert, Maupassant’a elini uzattı. Kendinden neredeyse otuz yaş küçük olan bu genç yeteneğe yöntem kazandırdı; örnek üslup, üzerinde aydınlatıcı alıştırmalar gösterdi ve onu gerçekçiliğin vazgeçilmez bir savunucusu yaptı. Zola kümesine Maupassant’ı yaklaştıran, tanıştırıp ilgi sağlayan da Flaubert oldu. Doğalcıların (Natüralistler) ortaklaşa çıkardıkları Soirées de Médan adlı (Médan Akşamları) antolojide (1880) yer alan ve Maupassant’a ilk ününü kazandıran Kartopu (Boulle de Suif) adlı önemli öykü oldu. Kısa sürede istediği bütün başarılara ulaştı; öykü türünde dünya edebiyatının en değerli ustalarından biri sayıldığı gibi, roman ve tiyatroda da küçümsenemez düzeylere erişti. Memurluktan ayrıldı, bütün varlığıyla edebiyata bağlandı, her gün sabah yediden öğleye kadar düzenli çalışıp en az altı sayfa seçkin metin hazırlıyor, yıl sonunda kocaman bir cilt tutarında ürün birikimi oluyordu. Böylece hastalanıp canına kıyma nöbetlerine gelmeden önceki son on yılında yeterince edebiyat eseri yazmış oldu.

Öykü kitapları: Tellier Evi (La Maison Tellier) 1881, Mademoiselle Fifi (Matmazel Fifi) 1882, Contes de la Bécasse (Bécasse Öyküleri) 1883. Les Soeurs Rondoli (Rondoli Kız Kardeşler) 1884, Monsieur Parent, la Petite Roque (Bay Parent, Küçük Kız Roqou) 1886, Le Rosier de Mademe Husson (Bayan Husson’un Gül Fidanı) 1888, L’inutile Beauté (Yararsız Güzellik) 1890. Bu dönemin aksamayan çalışması ve yoğun emeği ona altı da roman kazandırdı: Bir Hayat (Une Vie) 1883, Bel Ami (Güzel Dost) 1885, Mont-Oriol (1887) Pierre ile Jean (Pierre et Jean) 1888, Ölüm Kadar Acı (Fort Commela Mort) 1889, Kalbimiz (Notre Coeur) 1890. Roman ve öykülerinin bir tekneyle yaptığı gezilerden de ilginç izlenimler, gözlemler taşıyan değerli kitaplar çıkardı: Au Soleil (Güneşte) 1884, Sur l’Eau (Su Üstünde) 1888, La Vie Errante (Başıboş Yaşam) 1890. Gittikçe dengesi bozulan sağlığının sarsıntılarına karşın iki de oyun yazma iradesine kavuştu: Musotte (1891), La Paix du Ménage (Ev Dirliği) 1893.

Canına kıyma girişimine kadar varan akıl ve ruh hastalığı yüzünden (1 Ocak 1892) kaldırıldığı hastanede yarı deli olarak öldüğü zaman (6 Temmuz) 43 yaşındaydı. Resmen katılmış olduğu Doğalcılık (Natüralizm) akımının yanı sıra Maupassant, psikolojik çözümlemelere de dayanan gerçekçi eserleri, ilginç konularıyla sağlam ve dengelidir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Heinrich Mann Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Heinrich MannHeinrich Mann; Alman yazarıdır (Lübeck 1871 – Kaliforniya/Santa Monica 1950).

Yazar Thomas Mann’ın ağabeyidir. 1891’de Berlin’de ilk edebiyat eleştirileri yayımlandı. 1926’da Berlin’ de Prusya Sanatlar Akademisi Edebiyat Bölümü kurucu üyeliğine, 1931’de başkanlığına seçildi. Professor Unrat (Profesör Unrat) 1905, adlı romanı Mavi Melek (1930) adıyla filme alındı ve kendisine uluslararası ün kazandırdı. 1933’te Prusya Sanatlar Akademisinden ayrılmaya zorlandı. Aynı yıl Fransa’ya kaçtı ve 1940’a kadar Nice’ de yaşadı. 1940’da ABD’ye göç etti. 1949’da Doğu Berlin’de yeni kurulan Alman Sanatlar Akademisi başkanlığını kabul etti. Almanya’ya dönmek üzereyken öldü ve 1961’de Doğu Berlin’e gömüldü.

Mann, eserlerinde doğalcılıktan, yeni romantizme ve dışavurumculuğa, sonunda da yeni nesnelciliğe kadar 20, yüzyılın ilk yarısındaki tüm eğilimleri yansıttı.

Militarizm ve ulusçulukla savaştı; demokratik, savaş karşıtı ve toplumcu amaçlar yönünde çaba harcadı, Özellikle göçmenlik yıllarında “insancıl bir sosyalizm”i savundu,

Başlıca romanları: İm Schlaraffenland (Bolluk Ülkesinde) 1900, Die Göttinnen (Tanrıçalar) 1903; imparatorluk üçlüsü: Der Untertan (Uyruk) 1914, Die Armen (Yoksullar) 1917 ve Der Kopf (Baş) 1925, Ein ernstes Leben (Ciddi Bir Yaşam) 1932, Der Atem (Soluk) 1949. Uzun öyküleri: Flöten und Dolche (Flütler ve Hançerler) 1905, Liliane und Paul (Liliane ve Paul) 1926; oyun: Madame Legros (1913); deneme: Sieben Jahre (Yedi Yıl) 1929; özyaşamöyküsü: Ein Zeitalter wird besichtigt (Bir Çağın Gözden Geçirilişi) 1946.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Mahmut Makal Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Mahmut MakalMahmut Makal; yazardır (Niğde/Aksaray/Demirci Köyü 1930).

İvriz Köy Enstitüsü’nde okudu, köy çevresindeki okullarda (Aksaray/Nurguz Çardak) öğretmenlik yaparken, gözlem, izlenim ve eleştirilerini “Köy Notları” başlığıyla varlık dergisinde yayımlatmak olanağım (1948) buldu. Çok partili rejime geçiş aşamasında ve 1946-1950 arasındaki CHP-DP çatışmalarında birer belge değeriyle kullanılan bu içten yazılar büyük bir ilgi yarattığı gibi köy enstitülü gençlere çevrelerini yazmak ve tanıtmak yolunu açtı. Bu açık sözlü yurt gerçekçiliği kitaplaştığı zaman çok geniş bir ilgiyle karşılaştı: Bizim Köy. Makal, yaşam malzemesini olduğu gibi kullanmayı yeğleyerek bu gibi yazılarını kitaplaştırmayı sürdürdü: Köyümden (1952), Hayal ve Gerçek adıyla, 1957, Memleketin Sahipleri (1959), Kuru Sevda (1957), 17 Nisan (1959), Köye Gidenler (1959), Kalkınma Masalı (1960), Eğitimde Yolumuz Nereye (1960), İplik Pazarı (1964), Kamçı Teslimi (1965), Yer Altında Bir Anadolu( 1968).

İlköğretim müfettişliği, ortaöğrenim kurumları öğretmenliği gibi kademelerden sonra “Bizim Köy” yayınlarını yönetti 1976’da emekli oldu. Bizim Köy 1975 kitabıyla TDK Gezi Ödülü’ nü kazandı (1977). Bazılarına öykü havası vermeye özen gösterdiği gözlem ve izlenimlerini, deneme ve makale yapısındaki yazılarını derleyen başka kitapları: Bu Ne Biçim Ülke (1968), Zulüm Makinesi Öğretmen Kıyımı (1969), Kokmuş Bir Düzende (1970), Karanlığı Zorlayanlar (1976), Köy Enstitüleri ve Ötesi (1979), Bir İşçinin Günlüğünden (1980), Hayal ve Gerçek Değişenler (1987).

Bizim Köy, altı yıl köy öğretmenliği yapan yazar, doğum yeriyle ona yürüyerek on saat uzaklıkta olan çalıştığı köyün izlenim ve gözlemlerini 1948 Mayısından başlayarak Varlık dergisinde yayımlanan mektup ve notlarıyla anlattı. Yazılarının yarattığı etki yüzünden tutuklandı, hapsedildi, yıldırılmak istendiyse de eserinin basımı 1950 Seçimleri’ne denk düştüğü için günün başlıca ilgi ve tartışma konusu oldu. Yurt gerçeklerini dile getirdiği için kutlandığı gibi suçlandı da. Aynı yıl içinde dört kez basılan kitap, bir edebiyat eseri olarak değil, siyasal savların dayanağı sayıldığı için değerlendirildi; köy enstitülerinden yetişen birçok yazara yol gösterdi. Türk öykü ve romanının 1950 sonrasındaki ürünlerinin gerçekçilik yöntemiyle çoğalmasında etkili oldu, birçok yabancı dile çevrildi.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Manastırlı Rıfat Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Manastırlı Rıfat; yazardır (Manastır 1851 – Halep 1907).

Harbiyeyi bitirip subay olduktan sonra aynı okulda öğretim görevi de aldı, Abdülaziz’in tahttan indirilmesi olayında (30 Mayıs 1876) askeri mektepler nazırı Süleyman Paşa’nın yanında Harbiye öğrencileriyle Dolmabahçe Sarayı‘nın karadan sarılmasında görev aldı. II.Abdülhamit döneminde sürüldüğü Halep’ten bir daha dönemedi. Gazi Ahmet Muhtar Paşa komutasında Türk-Rus Savaşı’ na katılıp yararlık göstermesi de bir işe yaramadı. İşbirliği yaptığı Hasan Bedrettin Paşa (1850-1891) ile birlikte Tanzimat dönemi tiyatrosuna yerli eser kazandırma çabasına girmiştir; Kanlı İntikam (1875), Fakire yahut Mükafat-ı İffet (1876), Tek başına yazdığı oyunlar: Osman Gazi (1873), Görenek (1873), Pâkdâmen (1874), Ya Gazi Ya Şehit (1874). İki arkadaşın ürünleri Gedikpaşa Tiyatrosu’nda (Tiyatroyu Osmani) sahnelendiği gibi Temaşa başlıklı bir diziyi oluşturmuştu (yirmiye yakın eser), bir daha basılmadılar.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Sidonie Gabrielle Colette Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Sidonie Gabrielle ColetteSidonie Gabrielle Colette; Fransız kadın yazarıdır (Saint-Saveur-en-Puisaye 1873-Paris 1954).

İyi ve sürekli bir okuyuculukla kendini yetiştirdi; hayvan sevgisi ve yakınlığı işlediği ana konulardan biri oldu. İlk eşinin (1893) adıyla (Willy) yayımladığı romanları (Claudine dizisi, 1900-1903) hemen ilgi çekti. 1906’da boşanarak tiyatro yaşamına girdiyse de romancılığına ara vermedi: Avare Kadın (la Vagabonde) 1910. Bir çeşit özyaşamöyküsü olan bu eserini, tiyatro yaşamındaki öznel izlenimlerini sergileyen l’Envers du Music-Hall (Müzikhollerin İçyüzü) tamamlar (1913). Bu taşra yıllarından sonra Paris’e yerleşti, bu arada değişmez imzasını buldu: Önce Colette Willy, sonra süreklilikle Colette. Genellikle aşk ilişkilerini, onları besleyen cinsel uyum güzelliklerini, arada kıskançlık bunalımlanyla tutkuya dönüşen duygusal saplantıları açıklık ve içtenlikle, edebiyat değerini elden kaçırmadan ustalıkla işledi.

Başlıca eserleri: l’Entrave (Köstek) 1913, Cicim (Cheri) 1920, la Maison de Claudine (Claudine’in Evi) 1922, LaFin de Cheri (Cicim’in Sonu) 1926, La Seconde (İkinci Kadın) 1929, Sido (1930), Dişi Kedi (la Chatte) 1933, Duo (1934). Üçüncü evliliğini bu yıllarda yaptı (1935). Belçika Fransız Dil ve Edebiyatı Akademisi’ne seçildi, anılarının bir bölümünü dile getirdi: Mes Apprentissages (Çıraklıklarım), 1936. Tiyatro eleştirileri (la Jumelle Noire, Kara Dürbün) ve öyküleri kitaplaştı: Bellavista (1937); ama kalemi kendine özgü romanlarda daha aranır bir değer olmayı sürdürdü: Journal a Retours (Tersine Günlük) 1940, Le Kepi (Asker Şapkası) 1943, Trois-Six-Neuf(Üç, Altı, Dokuz) 1944, La Fanal Bleu (Mavi Fener) 1949, 1945’te seçildiği Goncourt Akademisi üyeliğini yürüttü, romanlarının birçoğunun sahneye uyarlanmasıyla sinemaya aktarılmasında işbirliği yaptı, ölümünden sonra yayımlanan anı dizisini tamamladı: Lettres de la Vagabonde (Avare Kadının Mektupları) 1961, Lettres aux Petit Corsaire (Küçük Korsana Mektuplar) 1963.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Agatha Christie Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Agatha ChristieAgatha Christie; İngiliz kadın yazarıdır (Devon’da Torquay 1891 – Oxfordshire’de Wallingford 1976).

16 yaşından sonra Paris’te şan dersleri aldıysa da sesinin yetersizliği opera sanatçısı olmasını engelledi. The Mysterious Affair at Styles (Styles’teki Esrarlı Olay) 1920, annesinin ve yazar Eden Phillpotts’un özendirmesiyle yazdığı ilk polis romanıdır. O tarihten 1970’e kadar 70 romanı yayımlandı, “Cinayetler Kraliçesi” adıyla anılır oldu. Uluslararası bir yazar olma niteliğiyle kitaplarının satış toplamı yaklaşık 100 milyona ulaştı. Ayrıca, tiyatro tarihinde en uzun süre temsil edilmiş olma rekorunu elinde tutan Fare Kapanı (Mousetrap) 1952, gibi romanlarından sahneye uyarladığı başarılı oyunları da vardı.

Romanları arasında bir seçim yapmak güç olmakla birlikte, Akroyd’un Katili (The Murder of Roger Ackroyrd) 1926, Şark Ekspresinde Cinayet (Murder on the Orient Express) 1934, Nil’de Ölüm (Death on the Nile) 1937, On Küçük Zenci (Ten Little Niggers) 1940; Kitaplıktaki Ölü (The Body in the Library) 1942, başta gelir. Birçok romanının kahramanı olan Belçikalı dedektif Hercule Poirot ve sonraki kitaplarında yarattığı yaşlı amatör dedektif Miss Marple ile tanınan dünyaca ünlü bir yazardır. Önemli eserlerinden hepsi sinemaya uyarlandı.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Mizancı Murat Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Mizancı Murat Mizancı Murat; yazardır (Tiflis 1853-İstanbul 1914).

Yüksek öğrenimini Rusya’da tamamladı. 1873’te İstanbul’a geldi. Darülmuallimin’de müdürlük ve tarih öğretmenliği yaptı (1880). Ekim 1886’da haftalık Mizan dergisini çıkarmaya başladıktan sonra Mizancı Murat adıyla tanındı. Bir süre Düyun-ı Umumiye komiserliği yaptı. Sonra Mülkiye Mektebi’nde tarih dersleri vermeye başladı. Ancak özgürlük yanlısı düşüncelerinden dolayı işine son verildi. II. Abdülhamit döneminde Mısır’a kaçtı (1895). Ertesi yıl Mısır’ dan Avrupa’ya geçti. 1897’de sarayla anlaşarak İstanbul’a döndü, Devlet Şurası üyesi oldu. 31 Mart Olayı’nı desteklediği gerekçesiyle Rodos Adası’nı sürüldü. İstanbul’a döndükten kısa bir süre sonra öldü. Tanzimat edebiyatının birinci döneminde yandaş bulan ahlakı düzeltme ilkesini benimseyen yazar, “edebiyatı ahlakiye” adı verilen özel bir edebiyat akımını benimsemişti.

Başlıca eserleri: Genel Tarih (1889). Turfanda mı yoksa Turfa mı (roman, 1891), Osmanlı Tarihi (1 cilt, 1909-1914).

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Anatole France Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Anatole FranceAnatole France; Fransız yazarıdır (Paris 1844-Saint Cyr sur Loire 1924).

Stanislas Koleji’ ndeki ortaöğrenimden hemen sonra yayımcı Alphonse Lenerre’in yanında işe girdi. Bu hem edebiyat çevrelerine kolayca yaklaşmasını, hem yazdıklarını gecikmeden kitaplaştırmasını sağladı: Algred de Vigny üzerine bir çalışma (1868), Poemes Dores (Işıyan Şiirler) 1873, Parnanas (şiir derlemesi), les Noces Corinthiennes (Korent Şenlikleri), nazımla oyun, 1876. Senato kitaplığında görev aldı, kalemine daha uygun alan sayacağı düzyazıya, anlatı türüne yöneldi. İlk romanı Silvestr Bonard’ın Cürmü (le Crime de Sylvstre Bonnarda) 1881’de çıkınca ilgi gördü. Belki de romanlarında özyaşamsal konulara bağlanmaktan kurtulmuş olmak için çocukluk anılarını yayımladı: Les Desirs de Jean Servien (J. S.’in İstekleri) 1882, Dostumun Kitabı (le Livre de Mon Ami) 1885. Verimli çalışması ve düzenli yaşamı ile le Temps’da gazete yazılarını da aksatmadan sürdürdü. (1886-1893), dört ciltte kitaplaştırdı: Edebiyat Hayatı (la Vie Litteraire) 1888-1892. Sınavdan geçmemiş perhizin, ibadet sayılan cinsel kaçınışların yaşam güzellikler karşısında nasıl birden yakılacağını işleyen Thais (Thais) 1890, Massenet’ nin müziğiyle opera olarak da sahnelendi (1894). Bu eser, A.France’ın yaşam boyu besleyeceği köklü kuşkunun, dinsel inanç ve ruh sıkıdüzenlerine yönelmiş ilk örneği oldu. Yakın ilişkide olduğu (1888) ve salonunda çok saygın bir yere sahip bulunduğu Mme de Cailelavet’nin verdiği esinle Kırmızı Zambak romanını yazdı (1894), bu da oyunlaştırılarak sahnelendi (1896) Zola, Proust, A.Gide gibi yazarlarla birleşerek Dreyfüs’ü savundu. Kiliseyi eleştiren yazıları yanı sıra önyargılı ve dar kafalı eğilimlerle eleştiren dört ciltlik I’Histore Contemporaine (Çağdaş Tarih) romansı dizini hazırladı: l’Orme du Mail (Karaağacın Gezisi) 1897, Lem Mannequin d’Osier (Kamış Manken) 1897, l’Anneau d’Amethyste (Ametist Yüzük) 1899, Monsieur Bergerat a Paris (B.B.Paris’te) 1901.

Bireysel sorunlardan gittikçe daha çok toplumsal konulara yönelerek kentsoylu toplumun sertçe eleştiren çalışmalara yöneldi: l’Affarie Crainquebille (Crainquebille Olayı) komedisi (1901) yazarın sosyalizme yaklaşımını gösterir. Penguenler Adası romanında da (l’Ile des Pingouins) (1908) siyasal yaşamdaki yanlışlıkları, töre dışı davranışları eleştirdi. En dikkate değer romanlarından biri de (Danton’un deyişiyle “Devrim evladını yedi” Fransız İhtilali’nin gelişimindeki çarpıklıkları, yozlaşmayı yansıttığı Allahlar Susamışlardı’dır (les Dieux Ont Soif) 1912. Edebiyatçılığının sağlıklı, dürüst, içten, güçlü etkisinin en yaygın olduğu yıllarda Nobel Edebiyat Ödülü’ nü kazandı (1921).

Onu Voltaire geleneğine bağlayan eleştirmen ve incelemeciler; sürekli kuşkuculuğunun yanı sıra içinde yaşattığı insan sevgisiyle haklılık mücadelesini, acılar karşısında derinliğine duygulu tutumunu, üslubundaki incelik ve olgunluğu gözönüne sererler.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

William Faulkner Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

William FaulknerWilliam Faulkner; ABD’li yazardır (Missisippi/New Albany 1897-Missisippi/Oxford 1962).

Birini Dünya Savaşı’nda boyunun kısalığı yüzünden ABD Ordusu’na alınmadı, Kanada’ya gidip İngiliz Hava Kuvvetleri’ne katıldı. Romantik şiirlerini toplayan kitabı The Morble Faun (Mermer Faun) 1924’te yayımlandı. 1925’te tanıştığı Sherwood Anderson bir askerin buruk romanı olan Soldier’s Pay’i (Askerin Ücreti) 1926 yazmaya özendirdiği gibi yayımlanmasını da sağladı. 1927’de Oxford’a dönüp çeşitli işlerde çalıştı. ‘Yoknapatawpha’ kasabası adı altında Oxford halkını dile getirdiği üçüncü romanı Sartoris (1929) ile yazar olarak gerçek sesini buldu. Bunu Ses ve Öfke (Sound and Fury) 1929, Döşeğimde Ölürken (As I Lay Dying) 1930, kısa öyküler kitabı These Thirteen (Şu Onüç) 1931, çağcıl dünyada kötülüğün acı ve ürkütücü bir görüntüsünü veren Kutsal Sığınak (Sanctuary) 1931, suç ve cezanın karmaşık bir incelemesi olan Ağustos Işığı (Light in August) 1932, Doctor Martino and Other Stories (Doktor Martino ve Öteki Öyküler) 1934, aralarında konumu Yoknapatawpha olmayan tek kitabı Pylon (Pilon) 1935 ve birçok yönden başeseri sayılan Absalom, Absalom (1936) izledi. Hollywood’a giderek bazı filmlerin senaryo çalışmalarına emek kattı. 1936-1948 arasında görece az yazdı. Biri dışında tümünü daha önce yayımlanan öykülerinin oluşturduğu The Unvanquished (Hiç Yenilmeyen) 1938; iki uzun öyküsünü içeren kitabı The Wild Palms (Yaban Palmiyeleri) 1939; “Snopes” ailesi üçlemesinin ilk romanı olan The Hamlet (Köy Evi) 1940; daha önce dergilerde yayımlanmış öykülerinden oluşan kitabı Go Down Moses (Yerin Dibine Bat Musa) 1942 ve Kutsal Sığınak’tan sonra onu yeniden yaygın başarıya ulaştıran Intruder in the Dust (Tozun İçindeki Yabancı) 1948-1949 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan yazar, 1951 Ulusal Kitap Ödülü’nü ve iki de Pulitzer Ödülü (1955, ölümünden sonra 1963) aldı. Toplu polis öykülerini içeren kitabı Knight’s Gambit (Satrançta At Açmazı) 1949; tek sahne oyunu Reguiem for a Nun (Bir Rahibenin Cenaze Töreni) 1951; en uzunu, ancak en iyisi olmayan romanı A Fable (Bir Peri Masalı) 1954; “Snopes” ailesi üçlemesini tamamlayan The Town (Kent) 1957 ve The Mansion (Köşk) 1959 çocukluk özlemini buruk bir gülmeceyle dile getiren ve ölümünden az önce ayımlanan son romanı The Reivers (Yumurcaklar) 1962.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Mahmut Yesari Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Mahmut Yesari Mahmut Yesari;yazardır (İstanbul 1895 – ay.y, 1945)

Hattatlık yeteneği sol ele (yesar) dayandığından Yesâri-(solak) diye anılan ünlü bir aileden gelir. Resim yapma dileğiyle Avrupa’ya öğrenime gönderilmesi savaş yüzünden engellenince GSA’ya girdi, yedek subay olarak Çanakkale Cephesi’nde bulundu. Kelebek adlı dergisini (1924) tutturamadı. Bütün türlerde ürün verdi (mizah yazılan, tiyatro, eleştiri, öykü, roman,.,); 25 romanla yüzlerce öykü ve elliye yakın oyun veren çalışkanlığının toplumca en bilinenleri romanları olduğu gibi yayın sırasına göre başlıcaları: Çoban Yıldızı (1925), Çulluk (1927), Peryin Abla (1927), Aksaçlı Genç Kız (1928), Geceleyin Sokaklar (1929), Bağrıyanık Ömer (1930), Su Sinekleri (1932), Bahçemde Bir Gül Açtı (1933), Tipi Dindi (1933), Aşk Yarışı (1934), Kanlı Sır (1935), Yakut Yüzük (1937), Yakacık Mektupları (Öyküler) 1938, Dağ Rüzgârları (1939), Gece Yürüyüşü (1944).

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Agâh Sırrı Levent Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Agâh Sırrı Levent; edebiyat tarihçisi, yazardır (Rodos 1894-Ankara 1978).

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi (1919). Edebiyat öğretmeni olarak İstanbul Erkek Lisesi’nde çalışırken Özel İstiklal Lisesi’nin kuruluşuna emek kattı, bir ara yöneticiliğini üstlendi (1922 sonrası), dergi yöneticiliği yaptı (Türk 1936-1940 Yeni Türk Dili), kendisi de dergi çıkardı (Felsefe ve İçtimaiyat), Eminönü Halkevi başkanlığını yürüttü, Aydın milletvekili seçildi (1940). Gazi Eğitim Enstitüsü edebiyat öğretmenliğine (1946) geçince başkentin kültür kurumlarınca zengin yapısında öğretmenliğini değerlendiren yan çalışmalara olanak buldu. Türk Dil Kurumu’nda çalıştı, Ulus’ta yazdı, Türk Dili dergisinin sorumluluğunu kurumdaki başkanlık göreviyle birlikte yürüttü. Verimli çabasıyla birçok karanlık alanın araç ve gereçlerini değerlendirerek edebiyat tarihimizin aydınlığa çıkmasında önemli rol oynadı.

Başlıca eserleri: Acılar (roman, 1928), Edebiyat Tarihi Dersleri (I. Tanzimata Kadar, 19232; II. Tanzimat Edebiyatı, 1934; Servetifünün edebiyatı, 1937), Maarifimiz ve Milli Terbiyemiz (inceleme, 1940), Eserler ve Şahsiyetler (1940), Divan Edebiyatı (1941), Türk Edebiyatında Şehrengizler ve Şehrengizlerde İstanbul (1958), Arap, Fars ve Türk Edebiyatlarında Leylâ ve Mecnun Hikâyesi (1959),Tarih Boyunca Türk Dili (1961), Ümmet Çağı Türk Edebiyatı (1962), Türk edebiyatında Manzum Atasözleri ve Deyimler (1962), Hüseyin Rahmi Gürpınar (1964), Ali Şir Nevaî (4 cilt, 1965-1968), Şemsettin Sami( 1969), Türk Edebiyatı Tarihi (Giriş, 1. cilt, 1974).

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Ingmar Bergman Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Ingmar BergmanIngmar Bergman; İsveçli sinema yönetmenidir (Uppsala, 1918 – 30 Temmuz 2007).

Sanat ve edebiyat öğrenimi gördü. Stockholm Operası’nda ve belediye tiyatrolarında uzun yıllar yönetmen olarak çalıştı. 1944’te yazdığı Hest (Çılgınlık) adlı senaryosunu Alf Sjöberg filme çekti. Ertesi yıl ilk filmi Krisi (Bunalım) çevirdi. 40’ı bulan filmlerinden çoğunun özgün senaryolarını kendisi yazdı. Dördüncü filmi Musik I Morker (Karanlıkta Müzik) 1947 ile kişiliğini bulmaya başladı. 1955’ten sonra bir Bergman Okulu doğmuş oldu.

Sinema dilini kullanma ustalığını özellikle kadın karakterlerde yoğunlaştırdı. Harriet Andersson, Bibi Andersson, İngrid Thulin, Eva Dahlbeck, Liv Ullman, filmlerinde önemli roller canlandırdılar. Dünyanın en büyük görüntü yönetmenlerinden Sven Nykvist’in yetişmesinde katkısı oldu. 1976’da vergi yüzünden maliyenin baskısına uğrayınca ülkesinden ayrıldı. Beş yıl kadar yurtdışında, çoğunlukla Federal Almanya’da çalıştı. 1958’de Smulstronstallet (Yaban Çilekleri) ile Berlin Şenliği’nde en iyi film ödülünü, Nara Livet (Yaşamın Eşiğinde) ile Cannes Şenliği’nde en iyi yönetmen ödülünü kazandı.

Başlıca filmleri: Falgense (Cezaevi) 1948; Torst (Susuzluk) 1949; Sommerlek (Yaz Oyunları) 1950; Kvinnors Vantan (Kadınların Bekleyişi) 1951; Det Sjuned Inseglet (Yedinci Mühür) 1957; Jungfrukallen (Kaynak) 1960; Sasom i en Spegel (Aynadaki Gibi) 1961; Tystnaden (Sessizlik) 1963; Viskningar Och Rop (Çığlıklar ve Fısıltılar 1972; The Magic Flute (Sihirli Flüt) 1974; Ansikte Mot Ansikte (Yüz Yüze) 1976; The Serpent’s Egg (Yılan Yumurtası) 1977; Fanny Och Alexandre (Fani ve Aleksandr) 1982. Bu son filminden sonra sinemayı bıraktığını açıklamasına karşın, Daniel Bergman ile birlikte yönettiği ve senaryosunu yazdığı İyi Niyet adlı filmle beyaz perdeye döndü (1990). Den Goda Viljan (En İyi Dilekler) 1992 filmi 45. Altın Palmiye Ödülü’ne değer görüldü. Resimler adlı kitabında 50’ye yakın filminin öyküsünü anlattı (1992).

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Harriet Beecher Stowe Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Harriet Beecher Stowe Harriet Beecher Stowe; ABD’li kadın yazardır (Litchfield 1811-Hartford 1896).

Evde babası Lyman Beecher’in denetiminde iyi bir öğrenim gördü, bol bol okuyarak kültürünü genişletti. 1836’da papaz ve seminer okutmam Calvin Ellis Stowe ile evlendi, eşiyle Cincinati’ye taşındı, burada yaşadığı süre içinde, Mayflower (Mayıs Çiçeği), Tom Amca’nın Kulübesi (Uncle Tom’s Cabin) 1853; The Key to Uncle Tom’s Cabin (Tom Amca’nın Kulübesinin Anahtarı); The Minister’s Wooing (Rahip Ağlaması) 1859, adlı romanları yazdı. Hemen hemen tüm dünya dillerine çevrilip klasikleşmiş ve ABD’de köleliğe karşı yazılmış ilk romanlardan biri olan Tom Amca’nın Kulübesi’nin yazarı olarak tanınır. Öteki eserleri unutulmuştur.

Tom Amcanın Kulübesi, yazarın en ünlü romanıdır (Uncle Tom’s Cabin, 1851). Eser, Zenci köle Tom Amca’ nın bütün acılara, belalara, işkencelere, yıkımlara karşın dinsel inancı ile direnişini dile getirir. ABD’deki iç savaş öncesi kölelik kurumunun toplumda yarattığı insanlık dışı uygulamaları, düşsel eklentiler ve acıma duygusunu güçlendiren yapma olaylarla dile getiren yazar, bu eseriyle ülkesini çok aşan bir yankıyla adını dünyaya duyurdu. Başkan A. Lincoln’un onunla tanıştığı zaman, “demek bu büyük savaşa neden olan küçük hanım sizsiniz” dediği söylenir.Eleştirmenlerin birleştiği yargı da şudur: “Tom Amca’nın Kulübesi’nin duygularla, yapaylıkla, açıklıkla ilgili yüz tane yanlışı var. Roman kötü bir biçimde kurulmuş, karakterler de kötü seçilmiştir. Kitap yanlışlar ve yanılgılarla dolu ama bunların hiçbiri, romanın yarattığı derin izi silemez. Kitap tutkulu ve güçlü. Melodramına, basmakalıp tiplerine, herkesçe söylenen kalıplaşmış olaylar üzerinde durmasına karşın, kitabı bugün okuyan birinin bile, dehşet içinde kalmamasına, o insanlara acımamasına olanak yok.” (Abraham H. Lass, 100 Büyük roman, 1/196). Birçok kişi bu eseri Türkçeye aktardı (Tahsin Yücel, Kamuran Birvar, M. Doğan Özbay, Nurten Demiralp, Orhan Tercan, İsmet Erdem; 1954’ten başlayarak pek çok basım).

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Rıza Tevfik Bölükbaşı Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Rıza Tevfik BölükbaşıRıza Tevfik Bölükbaşı; şair ye yazar, siyaset adamıdır (Edirne 1869-İstanbul 1949).

Tıbbiye’yi bitirdi (1899), İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne girdi (1907), İkinci Meşrutiyet’in coşkulu söylevcilerinden biri olarak öne çıktı (1908), Edirne mebusu olduysa da politik bölünmeler sırasında Hürriyet ve İtilaf Fırkası’nın kurucuları arasında yer aldı (1911). Robert Kolej’de öğretmenlik, Darûlfunun’da felsefe müderrisliğinden sonra partisinin iktidara gelişi üzerine (1918) Maarif Nazırlığı ve Şurayı Devlet Reisliği (1919) gibi görevlerle yükseldi, bu konumun yarattığı çıkar yanılgısıyla TBMM’nin açılışını izleyen aylarda Damat Ferit Paşa Hükümeti’nin temsilcisi olarak Sevr Antlaşması’nı imzaladı. (10 Ağustos 1920), “150’likler” arasında yurt dışına çıkarıldığı için (1922) 1943’teki bağışlanmaya kadar Lübnan ve Ürdün’de yaşadı. İlk basımı Kıbrıs’ta yapılan (1934) şiir kitabı Serab-ı Ömrüm (1949), halk şiiri geleneğini tekke dünyasında tanıyan Rıza Tevfik’in hece ölçüsünü ustaca kullanarak kazandığını vakitli zaferi yansıtır. Felsefe, edebiyat tarihi gibi konulardaki eserleri değerlerini koruyamamışlardı. Onu konu edinen bir derleme, antoloji değeri de taşıdığı için; aranır ve okunur olmuştur: Hilmi Yücebaş, Rıza Tevfik (4. baskı 1968).

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , ,

Enderunlu Fazıl Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Enderunlu Fazıl; divan şairidir (Akkâ 1759 ?-İstanbul 1810).

Devlete başkaldıran büyükbabasıyla babasının öldürülmesi üzerine saray okuluna (Enderun) alındı (1775). Delikanlılık çağında hoş görülmeyen aşk ilişkileri yüzünden saraydan çıkarıldı (1784), geçim sıkıntıları ve serüvenci yaşam eğilimi yüzünden zor yıllar geçirdi, Padişah III. Selim’e ve ileri gelenlere sunduğu bağışlatıcı kasidelerinin etkisiyle Halep ve Erzurum gibi yerlerde aylıklı memurluklara kavuştu, bilinmeyen bir nedenle Rodos’a sürüldü, (1795), gözlerini yitirip kör olunca İstanbul’a dönmesine izin verildiyse de ömrünün son yıllarını bakımsız, esirgemesiz bir yalnızlıkta yoksunluklar içinde geçirdi. Divan şiiri geleneğini, kurallarına göre yürütme başarısı onu en önde gelen sanatçıların arasına koymasa da gerçekçi gözlemlerinin ilginçliği dikkati çeker. Yaşamının içtenliklerini o güne kadar eşi bulunmaz bir gözlemcilikle yansıtan mesnevileri, adını yaşatan değerlerdir. Defter-i Aşk (Çingene düğününü betimleyen bölümü dikkate değer, bas. 1842), Hûbannâme döneminin güzellerini betimler. Kadınlar hamamı, bir mahalle baskını ilginç bölümleri sayılır, bas. 1838), Çenginâme (ünlü köçeklerin tanıtımı, murabbalar biçiminde), Divan (bas. 1842). Hûbannâme ile Zenannâme (Güzeller Kitabı ile Kadınlar Kitabı) 1945’te bir kez daha elden geçirilip basıldı.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Johann Heinrich Pestalozzi Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Johann Heinrich PestalozziJohann Heinrich Pestalozzi; İsviçreli eğitimci, yazardır (Zürich 1746-Brugg 1827).

Yoksulluk içinde desteksiz büyüdü, ilahiyat öğrenimini yarım bırakarak hukuk okudu. Jean Jacques Rousseau’nun Emile adlı eğitsel romanını (1762) okuduktan sonra yaşamının ülküsünü bulmuş oldu; öğrenim ve eğitim yoluyla insanları geliştirmeyi amaç edinen görevine bağlandı. 1774′ te kimsesiz çocukları barındıran ilk okulu kurup yaşatmaya, el emeği ve iş eğitimiyle kişileri daha yararlı ve kendine yeter duruma getirmeye çalıştı. Belli düzeyde başarı kazanmasına karşın para kaynağı yeterince besleyici olmadığı için bu deneyi yarım kaldı (1779). Bu aşamanın düş kırıklıkları ilk kitabına da konu oldu: Abendstunde eines Einsiedlers (Yalnız Yaşayan Birinin Akşam Saatleri) 1780. Ardından Emile etkisindeki eğitsel düşlerini açıklayan romansı anlatısını yarattı: Lienhard und Gertrud (L. ile G.) 1781-1787.

Fransız Devriminden sonra hem Fransız yurttaşlığıyla onurlandırıldı, hem Fransa’da düşüncelerini özgürlük içinde uygulamaya çağrıldı. Stans’daki Kimsesizler Yurdu’nun yönetimine geçen Pestalozzi, okul yaşamına ev sıcaklığını kazandıran uygulamaları gerçekleştirdi, düşüncelerini kolay formüllere dönüştürme denemesini tamamladı. Ardından Burgdorf daki yatılı okul deneyi doğdu (1800-1804); bu dönemin eğitim eseri de birlikte ortaya çıktı: Wie Gertrud ihre Kinder Lehrt (G. Çocuklarını Nasıl Eğitiyor) 1801. Hoşgörülü bir disiplinden yana, ezberciliğe karşı, duyuları olgunlaştırmayı savunarak, her bireyin kendi yeteneğini bulup geliştirmesini amaçlayan programı hemen hemen tamamlanmış oldu: Meine Nachforschungen Uber den Gangder Natur (İnsanlığın Gelişiminde Doğanın Etkisi Üzerine Araştırmaları) 1797. Ama en geniş ve doğru uygulamalarını Yverdon’daki yatılı okulda buldu, 20 yıl boyunca birbirinden güzel başarı aşamalarına erişti, Avrupa’nın dünyanın ilgisini çekti, düşüncelerinin doğruluğunu bütünüyle kanıtladı. Çeşitli nedenlerle eserinin zedelendiğini gördü, eski çiftliğinde umutlarının çoğunu yitirmiş olarak öldü (17 Şubat). Doğaya aykırı olmaması gereken toplumsal kurumlarda insanın kafa, yürek ve el eğitimini gerçekleştirmek amacındaki çabaları günümüzün de eğitsel amaçlarının değişmez özüdür. Bütün eserleri önce 15 ciltte toplandı (1819-1827); ikinci kez 1899-1912 arasında 12 cilde sığdırıldı.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Reşad Ekrem Koçu Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Reşad Ekrem KoçuReşad Ekrem Koçu; tarihçi yazardır (İstanbul 1905-ay.y. 1975).

Bursa Lisesi’nden sonra (1927), İstanbul niversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nü bitirdi (1931). İstanbul’dan hiç çıkmadan tarih öğretmenliği ve yazarlıkla uğraştı,emekliliğinin son yıllarında Tercüman Gazetesi’nde tarihsel fıkralar, söyleşiler yayımladı. Pek çok kişi gibi yeteneğinin ilk ürünü şiirler oldu, bir öykü derlemesi çıkardı (Çocuklar, 1938), çocuk romanları yazdı. Türk tarihi üzerine derinliğine çalışmalara girişince anıtsal eserine adandı: İstanbul Ansiklopedisi (Birinci dönem 1944-1951; ikinci dönem 1958-1960, 150 sayı, on cilt, Eyyup maddesinde yarım kaldı). Birer kaynak değeri taşıyan başka başvurma eserleri: Türk Giyim Kuşam ve Süsleme Sözlüğü (1969). Öteki kitapları: Eski İstanbul’da Meyhaneler ve Meyhane Köçekleri (1947), Tarihimizde Kahramanlar (1960), Osmanlı Padişahları (1960), Forsa Halil (Tarihsel öykü, 1962), Dağ Padişahları (tarihimizdeki ayaklanmacılar, 1962), Haşmetli Yosmalar (tarihsel öyküler, 1963), Yeniçeriler (1964), Kabakçı Mustafa (1968), Fatih Sultan Mehmet (1974) vb.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

François Mauriac Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

François MauriacFrançois Mauriac; Fransız yazarıdır (Bordeaux 1885-Paris 1970).

Katolik geleneklerini titizlikle koruyan zengin bir ailede yetişti, şiire başladıysa da anlatı türüne yönelmeyi doğru buldu. Les Mains Jointes: Birleşmiş Eller, 1909; şiirler; L’Enfant Charge de Chaines: Zincirlenmiş Çocuk, 1913; sağlık görevlisi olarak görev yaptığı savaş askerliğinden sonra edebiyat yaşamını Paris’te sürdürdüyse de Bordeaux’da geçen yıllarının (liseyi ve üniversiteyi orada bitirdi) ve oralarda kalan yakınlarının etkisiyle birçok eserinde taşra yaşamını işleyecektir. İlgi genişliğine ulaşan eseri Le Baiser au Lépreux (Cüzamlıya Öpücük) oldu (1922). Özenli üslüpçuluğuyla özgün ahlakçılığın öne çıktığı bu gibi eserler ona Akademi Roman Ödülü’nü kazandırdı (Fransız Akademisi’ne üye seçilişi de on yıl sonra gerçekleşecektir, 1933). Genellikle vücut-ruh, nefis gönül çatışmasını Katolikçe bir açıdan konu edindi, aile yaşamı içindeki birey sivriliklerini işledi, taşra yaşamının kendine özgü darlıklarıyla baskılarını dile getirdi.

Bu dönemdeki romanları: La Chairet Le Sang (Et ve Kan) 1920, Le Fleuve de Feu (Ateş Irmağı) 1923, Aşk Çölü (Le Désert de l’Amour) 1925, Zehir (Thérèse Desqueyroux) 1927, Destins (Yazgılar) 1928, Yılan Düğümü (Noeud de Vipère) 1932, Gecenin Sonu (La Fin de la Nuit) 1935, Kara Melekler (Les Anges Noirs) 1936, Les Cheins de la Mer (Deniz Yolları) 1938, La Pharisienne (Farisi Kadın) 1940, bu dönemin tek oyunu Asmodée (1938). ikinci Dünya Savaşı sırasında direnişçilere katıldı, Cahier Noir (Kara Defter) adlı gazetesi organı fırsat buldukça yayımlattı, Forez takma adıyla politik yazılar da hazırladı. Savaş sonu yalnızca bir edebiyatçı olarak değil bir gazeteci olarak da etkinlik gösterdi, en önemli yayın organlarında (Le Figaro, L’Express) politik makaleleri çıktı, ilk ciltlerini 1934-1940 arasında kitaplaştırdığı Journal (Günlük) eserini sürdürdü: Journal (1950-1953) ve Bloc-Notes (Not Defterleri) 1958-1961, deneme ve eleştiri alanında da hiç eksik olmadı: Le Roman (1928), Le Romancier et ses Personnages (Romancı ve Kişileri) 1933, Du Coté de Chez Proust (Proust’un Yanından) 1947, Mémoires intérieurs (İçsel Anılar) 1959, Ce Que Je Crois (İnandığım Şey) 1962, De Gaulle (1964), Nouveax Mémoires intéieurs (Yeni îç Anıları) 1965 vb. Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı (1952).

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

André Maurois Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

André MauroisAndré Maurois; Fransız yazarıdır (Elbeuf 1885-Neuilly-sur-Seine 1967)

Emile Herzog’un edebiyattaki takma adı. Lise öğrenimi sırasında “yaşamımın en büyük şansı” dediği felsefe öğretmeni Emile Charteier’nin (Alain) öğrencisi oldu, ondan aldığı etkiyle sanata yöneldi. Edebiyat öğreniminden sonra ailenin tekstil fabrikalarından birini on yıl yönetmesine karşın yazmaktan uzak kalmadı. İlk kitapların konu izlenimlerin Birinci Dünya Savaşı sırasında çevirmen olarak yanlarında bulunduğu İngiliz karargâhından derledi, Anglosakson dünyasına duyduğu ilgi, sevgi, bu savaş sırasında dost olduğu İngiliz subaylarının kişiliklerinden gelir. Savaş sırasındaki günlük yaşam gözlemlerini, söyleşi özlerini ince bir alay, zengin nükte gücü, olgun bir anlatımla işledi: Les Silences du Colonel Bramble (Albay Bramble’ın Susuşları) 1918, Doktor O’Grady’nın Gevezelikleri (Les Discours du Docteur O’Grady) 1921. Çok başarılı tarih, yaşam öyküsü, deneme eserleri varsa da asıl romancı olarak ünlendi. Bu türdeki ürünlerinin hepsi bütün dillere çevrildi: İklimler (Climats) 1928, Aile Çemberi (Le Cercle de Famille) 1932, L’Instinct du Bonheur (Mutluluk İçgüdüsü) 1934, Düşünceleri Okuyan Makine (La Machine a Lire Les Pensees) 1937. İlk savaş izlenimli kitaplarını sürdüren denemeleri: Cephe Sohbetleri (Dialogues sur le Commendemant) 1924, Mes Songes que Voici (İşte Kurduğum Düşler) 1933. Duygular ve Adetler (Sentiments et Coutumes) 1934, Yaşamak Sanatı (Un Art De Vivre) 1939. Bu tarihe kadar yazıp yayımlattığı yaşam öyküleri: Ariel (Shelley’in Yaşamı) 1923, Disraeli (1927), Byron (1930), Turgenyev (1931), Voltaire (1935), Chateaubriand (1938), Marcel Proust (1939), tarih alanında Histoire de l’Angleterre (İngiltere Tarihi) 1937.

Yaşı geçkin olduğu için İkinci Dünya Savaşı yıllarını İngiltere ve ABD’de geçirdi, verimli çalışkanlığını elden bırakmadı: Amerika Birleşik Devletleri Tarihi (Histoire des Etats-Unis) 1943, Histoire de France (Fransa Tarihi) 1943, SSCB bölümünü Aragon’un yazdığı yeni bir ABD tarih yorumu: Amerika-Rusya (Les Deux Géants) 1963. Yaşam öyküsü dizisini yeni katkılarla zenginleştirdi. 1938’den başlayarak üyesi olduğu Fransız Akademisi’ndeki yerini şerefle koruyarak öykülerini de bir araya getirdi: Pour Piano Seul (Tek Piyano İçin) 1960, Romancılığını yeni başarılarla sürdürdü: Sevememek (Terre Promise) 1946, Sonbahar Gülleri (Les Roses de Septembre) 1956. Denemeciliğinin yeni ürünleri de büyük ilgi gördü. Çok geniş bir okur kitlesinin sürekli ilgisini çeken, hiçbir zaman değer yitirmeyen üretkenliğiyle Maurois; eleştiriler, anılar, bir oyun ve gazeteler için düşünce ürünleri de yazdı, yaşam öyküleriyle romanlarının bazıları iyi filmlere konu oldu.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,

Harry Sinclair Lewis Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Harry Sinclair LewisHarry Sinclair Lewis; ABD’li yazardır (Minnesota/Sauk Center 1885-Roma 1951).

Yazarlık dürtüsünün etkisiyle on yedi yaşında ev çevresinin dışına çıktı. Yale Üniversitesi’nde gazetecilik, edebiyat gibi dallarda çalıştı; bir yıl kadar New Jersey’de Upton Sinclair’in (1878-1968) öncülüğündeki sosyalist kümede yer aldı (1907). Üniversiteyi bitirdi (1908), gazetecilik yaşamını seçti. İlk evliliğiyle ilk romanı aynı yılda gerçekleşti: Our Mr. Wren (Bizim B. Wren) 1914. Gazetecilik gözlemlerinin ayrıntılı zenginliğiyle anlatım hız ve ustalığının öteki iki ürünü de (1917, 1919) ilgi görmediği halde işini sürdürdü, Main Street (Ana Cadde) ile ilk büyük başarısını kazandı, adını duyurdu, dikkatleri çekti, eserlerini aratır oldu: Babbitt ‘in eleştirisiyle ABD toplumunun kusurlu özelliklerini sergilemeye koyuldu; Arrowsmith romanına (1925) verilen Pulitzer Ödülü’ nü geri çevirmesine, belki de ilk eserlerinin eleştirmenlerce ilgi görmeyişinin yarattığı gönül kırgınlığı neden oldu. 1930’da Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan ilk ABD’li yazar oldu. 1928′ de zamanının en ünlü kadın gazetecisiyle evlendi.

Sonraki romanları: Ann Vickers (1933), Büyük otellerin yaşamını işleyen Work of Art (İcrayı Sanat) 1934, It Can’t Happen Here (Burda Olamaz) 1935, tiyatro çevrelerini canlandıran Bethel Merriday (1940). Gideon Planish (1943), Cass Timber lane (1945) Kingsblood Royal (Krallık Kanı) 1947, The God Seeker (Tanrı Arayıcısı) 1949, World so Wide (Büyük Dünya) 1951 vb.

Roma’da ölünce külleri ABD’de doğum yeri olan kasabaya taşındı. On romanı Amerikan sinemasına özlü senaryolar olan Sinclair Lewis, açık sözlü bir gerçekçi olarak toplumun yaşamını eleştirirken yurdunun özgürlüğe verdiği değere yüceltmiş, ona yaslanmış, iki dünya savaşı arasına rastlayan zamanın belgeleri sayılan eserleri doğrulukların kuşku duyulmadan benimsemiştir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , ,