Etiket: konçertoları

Johann Sebastian Bach Eserleri Hakkında Bilgi

Johann Sebastian Bach KİMDİR?

BRANDENBURG KONÇERTOLARI

Besteci 1721 yılında Brandenburg Kontu Christian Ludwig von Brandenburg’dan saray topluluğunca çalınmak üzere bazı yapıtlar bestelenmesi yolunda sipariş almış, altı konçertodan kurulu ünlü dizi aynı yıl bestelenerek gönderilmiştir. Müzikte Barok sanatını taçlandırmış birkaç anıtsal verim arasında gösterilen dizi çağının çalgılarıyla orkestralanmıştır. Bu orkestralamalarda çalgı gruplarının ve solo çalgıların her konçertoda değiştiği görülür.

KONÇERTO No. 1 «Fa majör» — Bölümler: «Allegro – Adagio – Allegro – Menuette – Polacca». En tatlı ve ilgi çekici bölümü «Violino piccolo» ve obua arasında uzun bir diyalogla işlenen «Adagio» dur.

kaynak:nkfu

Etiketler, , ,

Ulvi Cemal Erkin Hayatı ve Eserleri

14 Mart 1906, İstanbul — 15 Eylül 1973, Ankara

Türk bestecisi ve orkestra yöneticisi. Küçük yaşta piyanoya başlamış, ondokuz yaşındayken Milli Eğitim Bakanlığı’nın açtığı bir yarışmayı kazanarak Paris’e gönderilmiş, Konservatuarda Gallon ve Philipp’in, Ecole Normale de Musique’de Boulanger’nin öğrencisi olarak eğitim görmüş, yurda dönüşünde Ankara Devlet Konservatuarı’nda öğretmenlik ve bir süre de müdürlük yapmıştır. Türk halk müziğini batı tekniğiyle işleyen ilk bestecilerdendir. Erkin, «Türk Beşleri» adıyla tanınan grubun üyesidir. Başlıca yapıtları şunlardır: Piyano ve keman için birer konçerto, 2 senfoni, orkestra için «Köçekçe», yaylı dörtlü, piyano için «Duyuşlar» ve. «Beş Damla».

SENFONİ No. 2

İlk yorumu: 1958 Münih.
Çok sesli müzik edebiyatımızda sağlam kuruluşu ve değerli nitelikleriyle seçkinleşen yapıt yurt içinde ve dışında haklı ilgi derlemiştir. Erkin, üç bölümden kurulu bu güzel senfoniye 1948 yılında başlamış, aralıklı çalışmalarla on yıllık bir çaba sonucu tamamlamıştır.

Birinci bölüm geleneksel Türk musikisi makamlarından ustaca yararlanılarak sonat biçiminde işlenmiştir. İkinci bölüm «pasacaglia»yi andıran bir çalışma yansıtır. Mevlevi âyinlerinin mistik havası bölümün genel anlamında yaygınlaşmıştır. Üçüncü bölüm, «Köçekçe» denilen eski Türk danslarının ezgi ve ritmleriyle dokunmuş coşkun bir parçadır.

SENFONİK BÖLÜM

İlk yorum: 1976 Ankara.
İlk yarısı yavaş tempoyla başlayan, lirik karakteri içinde ezgisel çizgiler yansıtan yapıt etkin bir izlenim bırakır. Silofon’un uzaktan tek düze vuruşları insanın yalnızlığını ya da evrenin değişmez yasasını simgeler. Bitime doğru «silofon» vuruşlarını keser, çözülmesi olanaksız bir tümceyi esrarlı bir giz gibi yansıtır. Yapıt yaylı çalgıların doğa sonsuzluğunu vurgulayan düşsel sesleriyle biter.

PİYANO KONÇERTOSU

İlk yorumu: 1942 Ankara.
Besteci yapıtı 1942 yılında yazmış, eşi piyanist Ferhunde Erkin’e adamıştır. Dört bölümden kurulu konçerto o yıldan bu yana gerek yurdumuzda, gerekse yurt dışında defalarca çalınmış, geleneksel Türk musikisi ve folklorundan esinli zengin melodi ve ritm malzemesi, soliste tanıdığı geniş olanaklarla seçkinleşmiştir.

Birinci bölüm (Allegro) iki karşıt «tema» ile sonat biçiminde yazılmıştır. Ortada bir «fugato»dan sonra geniş piyano kadansı estetik açıdan başarılı bir görüntü sağlar. İkinci bölüm (Andante) «Lied» biçimindedir, «saba» makamını andıran tümce bas klarnetle sunulur, bölüm «tutti» ve «solo» arasındaki diyalogla sürer. Üçüncü bölüm (Scherzo) Karadeniz oyun havası karakterinde, çok hızlı tempoda bir parçadır. «Üçlü»de tatlı bir klarnet taksimi duyulur. Dördüncü bölüm (Andante, Allegro) piyanonun ağır tempolu girişiyle başlar, folklorumuzdan esinli bir «tema» ile giren «rondo»yu iki yan tümce izler, yapıt birinci bölümü açan iki mezürlük ezginin tekrarıyla sona erer.

KEMAN KONÇERTOSU

İlk yorumu: 1948 Ankara.
1946 yılında bestelenmeye başlanmış, ertesi yıl tamamlanmıştır. Bu renkli ve etkili yapıtı Türk keman sanatının ön planda gelen temsilcileri defalarca yorumlamışlar, bazı yabancı kemancılar da repertuarlarına katmışlardır. Konçerto folklomuzdan ve geleneksel sanat musikimizden derlenen malzemeyle ve içtenlikle süslenmiş, renkli orkestralaması ve senfonik bütünlüğüyle tanınmıştır.

Birinci bölüm (Allegro giusto) sonat biçimindedir. İkinci bölüm (Adagio) dokudaki zarafet ve inceliği, duygulu ve anlamlı havasıyla yapıtın belki en ilgi çeken sayfalarını kapsar. Üçüncü bölüm (Allegro con fuoco) gene Karadeniz bölgesine özgü ritmleriyle neş’eli, ışıltılı bir görünüş getirir.

KÖÇEKÇE SÜİTİ

Bestecinin en sevilen, en çok yorumlanan yapıtları arasındadır. Bilindiği üzere «Köçekçe», eskiden «köçek» denilen erkek dansçıların eşlik musikisi için kullanılan bir terimdir. «Köçekçe»ler eski büyük kent eğlence musikisinin «fasıl» sonlarında yer alan şarkılı veya yalnızca çalgılarla çalman parçalardır. Bunlar dizileri ve görüntüleriyle bir tür «süit»dir. Besteci, günümüzde zaman zaman yorumlanan bu dizilerin «Karcığar» ve «Hicaz» makamlarındaki örneklerinden bir seçme yapmış, bunları ustaca orkestralayarak yormayan, gerçekten tatlı bir yapıt yermiştir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , ,

Necip Kazım Akses Hayatı ve Eserleri

Türk bestecisidir. Önce İstanbul Konservatuarında, sonra Viyana ve Prag Konservatuarlarında Josef Marx, Josef Suk ve Alois Haba yanında eğitim görmüştür. Ankara Devlet Konservatuvarı Müdürlüğü, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü ve Ankara Devlet Operası Müdürlüğü görevlerinde bulunmuştur. Ankara Devlet Konservatuarında bestecilik öğretmenidir. Türk halk müziğini ve Türk sanat musikisini Batı tekniğiyle işleyen ve «Türk Beşleri» diye anılan grubun üyesidir. En tanınmış eserleri: «Ankara Kalesi» adlı senfonik şiir, viyolonsel ve orkestra için «Poem». piyano için «Minyatürler», «Keman Konçertosu», «Itri’nin Nevakâr’ı Üzerine Scherzo», «Orkestra Konçertosu», «Bir Divandan Gazel».

ORKESTRA İÇİN KONÇERTO

İlk yorumu: 1977 Ankara.
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının 150 kuruluş yıl dönümü nedeniyle bestelenen yapıt iki ana bölümle her ikisinin başlarındaki küçük birer fanteziden oluşur: Fantasia breve – Modo seherzo -Fantasia breve – Fuga. Besteci «modal»a dayatılmamış yapıda «soyut makam» anlayışıyla çalıştığını belirtmiş, ayrıca «rastlamsal» tekniği kullanmıştır. Yapıt zil ve fanfar sesleriyle giren ve keman solosuyla süren ilk fanteziyle açılır, ritmik bir düzeyde küçük flütle basklarnet’in ikilisi başlar. Başka çalgı gruplarının katımı yapıyı bütünlerken küçük flütle basklarnet birinci bölümü bağlar ve «seherzo» benzeri şakacı öğeler girer partisyona. Uzun fagot solosu ve onu izleyen viyola «füga»yı hazırlar, ikinci kemanların «segah» makamındaki kontrapuntası üzerinde aynı makamdan obua solosunu trompet yanıtlar, ortalarda «rastlamsal» düzeyde divan müziği benzeri boyutlu ezgiler yansır ve «fu-ga» görkemli biçimde biter.

VİYOLA KONÇERTOSU

İlk yorumu: 1978 Ankara.
Besteci bu «konçerto»da makam düşününü gene soyut olarak ele almış, rastlamsal geçişler genel yapıya değişik renkler getirmiştir. Üç bölümlük yapıtın ilk bölümü (Allegro moderato) sonat biçimi üzerine kuruludur. Bölümün yapısında solo çalgı türlü çalgılarla, bu arada özellikle trompet ve silofonla ikililere girer, sonlara doğru uzun bir kadans sunar. İkinci bölüm (Larghetto ostinato) bir şarkıdır. Şarkı boyunca orkestranın solo çalgıya inatçı ve ısrarlı vurgularla eşlik ettiği gözlenir. Son bölüm (Allegro – Vivo) önce divan müziği karakterinde ilk düşün ve sonra sirto ritminde bir ikinci düşünle işlenmiştir. Bölüm bu iki düşüncenin solist ve orkestra arasında paylaşılıp geliştirilmesiyle sürer. Gelişme boyunca bir ara solo viyolanın ikinci temayı seslenen silofona eşlik ettiği de gözlenir.

ITRİ’NİN NEVA-KÂRI ÜZERİNE SCHERZO

İlk yorumu: 1969 Ankara.
Tek sesli klâsik Türk musikisinin en yüce yaratıcılarından biri, bazı uzmanlarca en büyüğü Mustafa Itri Efendidir. 17. yüzyılda yaşayan sanatçının (ölümü 1712) günümüze yalnızca kırk kadar yapıtı ulaşmış bulunuyor. Bu yapıtların en bilineni İranlı ozan Hafız’ın dizeleri üzerine bestelenmiş «Nevâ-Kâr»dır. Akses’ in «Scherzo»su> «Nevâ-Kâr»daki ezgisel ve ritmik öğeleri çok sesli anlayışı içinde işlemiştir. Yapıtta «nevâ» makamının armonize edilmesi bahis konusu değildir. Amaç, geçmişten kalanlarla çok sesli yöntemi bağdaştırmaktır.

BİR DİVANDAN GAZEL (Tenor solo ve orkestra için)

İlk yorumu: 1976, Ankara.
«Divan» yazınına öteden bu yana büyük eğilimi olan besteci 1966’da Kanuni Sultan Süleyman’ın «Muhibbi» takma ozan adıyla yazdığı bir gazeli bestelemeye karar vermiş, yapıt on yıl sonra bütünlenmiştir. Büyük Padişah «gazel»i eşi Rus aslından Hürrem Sultan’ı övmek için yazmış, bu arada kendi yüceliğini belirtmekten kaçınmamıştır. Besteci «Kanuni»nin görkemini, gururunu ve yiğitliğini belirtmeye çalışmış, lirik yüzünü de yansıtmayı amaçlamıştır. «Tek sesli klâsik musiki»deki «terennüm» (ya lelli lelli, terelelli) yapıta iki kez girer. Yapıtta ayrıca «rastlamsal» tekniğin ilk kez denendiği gözlenir; temel ritm ve çizgiler kendi ölçüleriyle sürerken başka çalgı gruplarında ayrı tempolarla rastlamsal gelişmeler duyulur. Kanuni Sultan Süleyman’ın dizeleri şöyle:

Cells-i halvetim, yârım, habîbim, mâh-ı tâbânım!
Enis-i mahremim, yârım, güzeller şâhı sultânım!

Hayâtım, hâsıl-ı ömrüm, şarâb-ı kevserim, adnim!
Bahârım, behçetim, rûzum, nigârım, vird’i handânım!

Neşâtım, işretim, bezmim, çerâğım, neyyirim, şem’im!
Turunc-u nâr-ü nârencim, benim şem’i şebistânım!

Nebâtım, sükkerim, gencim, cihân içinde birencim!
Azîzim, yûsufum, vârım, gönül mısraındaki hânım!

Sıtanbûlum, Karâmânım, diyâr-ı milket-î rûmum!
Bedahşânîm Kıpçâgım-ü Bağdadim, Horâsâmm!

Saçi mârım, kaşî yâyım, gözü pür fitne bimârım
Ölürsem boynuna kaanım, medet heey nâ müselmânım!

Kapundâ çünki meddâhım, senî metiderim dâim!
Yürek pür gam, gözüm pür nem Muhibbiyim hoş hâlim!

Dizelerin Orhan Şaik Gökyay tarafından çevrilmiş biçimi:

Baş—başa halvet olduğum, yârım, sevgilim, ayın-ondördüm,
Sırdaşım, vârım, güzeller şâhı sultânım,

Hayâtım, ömrümün vârı, Kevser şarâbım, cennetim,
Bahârım, sevincim, gündüzüm, güzelim, tomurcuk gülüm,

Şenliğim, cünbüşüm, bezmim, kandilim, güneşim, ışığım,
Turuncum, narım, portakalım, yatağımın aydım,

Tatlım, şekerim, hazinem, dünyâda öfke bilmeyenim,
Azizim, Yûsufum, yârım, gönül Mısr’ındaki sultânım,

İstanbulum, Karamânım, Anadolum,
Bedahşanım, Kıpçağım, Bağdadim, Horâsâmm,

Yılan-saçlım, yay kaşlım, fitne dolu mahmur gözlüm,
Ölürsem kanım boynunadır, ey dinsiz kâfirim,

Mâdemki ben kapında meddâhım, hep seni öğerim,
Yürek gam dolu, gözüm nem dolu, Muhibbiyim, mutluyum.

ANKARA KALESİ

İlk yorumu: 1942 Ankara.
Bu tanınmış senfonik şiir 1938-1939 yıllarında bestelenmiş, Ankara’daki ilk sunuluştan sonra ertesi yıl ilk kez yurt dışında Berlin’de yorumlanmıştır. Özgürlük ve bağımsızlık uğruna yaptığımız savaşı anlatan yapıt zengin bir orkestra diliyle seçkinleşir. «Ankara Kalesi» nin programı Behçet Kemal Çağlar’ın eserden esinlenerek yazdığı aynı adlı şiirdir. «Ankara Kalesi» şu dizelerle sona erer:

Bu, görgülü kalenin görmediği şahlanma…
Akıtmış da katı gök sıcak gözyaşlarını,
Bir kutsal sel yıkamış kirlenmiş taşlarını
Damlamış yüreğine Batı’nın kızıl kanı;
Diş diş gülmeye durmuş, yılların somurtkanı
O, çakmış şimşek şimşek; bu gülmüş çiçek çiçek
Sessizce söylenirmiş: «O mutlu gün gelecek»
«Üzerime doğacak, ne gün, ne Hilâl» diye,
«Mustafa Kemâl» diye, «Mustafa Kemâl» diye.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

Ekrem Zeki Ün Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

23 Kasım 1910, İstanbul – 24 Mart 1987, Dublin

Türk bestecisidir. «İstiklal Marşı» bestecisi Zeki Üngör‘ün oğludur. Eğitimini Paris’te Ecole Normale de Musique’de Georges Dandelot ve Jacques Thibaud’nun öğrencisi olarak yapmıştır. Orta kuşak Türk bestecilerinin ileri gelenlerindendir. Türk halk ve klasik müziğinin dilini Batı’nın klasik biçimleri içinde birleştirme yolunda çalışmış, yapıtlarında daha çok anlatım özgürlüğü sorunlarına yönelmesiyle bir bağımsız olarak tanınmıştır. Başlıca yapıtları: Piyano konçertosu, obua konçertosu, bir senfoni ve yaylı çalgılar dörtlüleri.

SÜİT (Obua timpani ve yaylı çalgılar için)

İlk yorumu: 1971 İstanbul.
Osmanlı müziğine karşı pek yakınlık duymayan besteci öteden bu yana gizemci dizilerle halk müziğine eğilmiş, bazı yeni ölçüler bulup uygulamıştır. Suit timpaninin hafiften güçlüye doğru vuruşlarıyla girer, değişik ölçüler içinden üç ayrı ritm karakteri belirir, coşkulu ortama yaylı çalgılar katılır, onları «zurna» benzeri «İngiliz kornosu» izler. Birinci bölümün sonuna doğru obuanın doğaçtan çalışı andıran uzun solosu duyulur, sonra timpani vuruşlarıyla basların homurtusu bölümü bütünler. Yapıtın ikinci bölümü armoni uslübu değişik eşlikte sürüp giden bir «uzun hava»dır. Üçüncü bölüm ise zurna benzeri süslemelerle sürer.

PİYANO KONÇERTOSU No. 2

İlk yorumu: 1979 İstanbul.
Yapıt, virtüöz yanlısı bir tutumun ürünü. Geleneksel konçerto dışındaki biçimsel oluşumuna yardımcı sayısız evreler arasında bir türküyle bir «horon» asıl ağırlığı taşır. Konçerto, korno grubunun türkü ezgisini sunuşuyla başlar, bunu orkestranın vurgulaması ve piyanonun kadansı izler. Solo çalgının buradaki görevi daha sonraki «çok sesliliğin» rengini ve türkünün ezgisini oluşturan öğeleri belirlemek. Horona geçişi kontrbasların pes sesler arasında timpaninin güçlü vuruşu haberler. Tek devinimli yapıt türlü karakterde evrelerle sürerek sona erer.

FLÜT KONÇERTOSU No. 1

İlk yorumu: 1974 Tournai.
Kimi zaman doğadaki çobanın kavalını, kimi zaman yaşamın soyut anlamından kaçan dinsel kalıpların dışına çıkmaya çalışıp, Tanrı’ya sığınmayı deneyen kişinin neyini anımsatan flüt yapıt boyu timpani ve yaylı çalgılarla sürekli bir söyleşi oluşturur. Birinci bölüm sonlarına doğru önce flüt, sonra yaylı çalgılar çekilerek timpaniyi yalnız bırakırlar. İkinci bölümde armoniden kaçınan bir tutum flüte bazı kez ezgisiyle neyi, bazı kez uzun havasıyla kavalı andıran bir karakter sağlar. Üçüncü bölümde söyleşilere yeniden dönülmüş, renk türlerine ulaşılmıştır.

FLÜT KONÇERTOSU No. 2

İlk yorumu: 1977 İstanbul.
Folklorumuzda sık rastlanan bir özellikte, iki zaman karışımı bu konçertonun yapısında ana amacı oluşturur. Karma ölçülü ritmlerle değişik figürler ritme başka bir hava getirir. Flüt, vurma ve yaylı çalgılar sürekli bir söyleşi oluşturur. Ritm türlerinin karma ölçülerle gelişimine kontrapunta eğilimi de karışarak özlenen yapı planım gerçekleştirir. Son bölüm değişik zamanlarla sürer, uzun virtuozite geçişler bütünler.

BEYAZ GECELER (Timpani ve Yaylı çalgılar için)

İlk yorumu: 1977 İstanbul.
Besteci 1935 yılından başlayarak yaklaşık on yılı aşan bir süre gizemci müzikten yararlanıp yeni birçok seslilik yaratma amacına yönelmiş, bu çaba önce iki yaylı çalgılar dörtlüsünde belirlenmiştir. «Beyaz Geceler» aynı yönelişin bir başka uygulaması; başlarda beliren gizemci bir tümcenin acılı yankıları, huzurlu olması gereken tını dizelerine timpani’nin katılmasıyla gelişen sancılı bir ortam, işlemler genellikle bir bektaşi nefesine dayanıyor: «Güzel âşık çevrimizi çekemezsin demedim mi…» Yapıtın birinciye bağlı ikinci bölümünde timpaniyle yaylı çalgıların sürekli çatışmalarından sonra gizemci bir huzura dönme özlemi tüm işçiliğin uykusuz gecelerin ürünü olduğunu açıkça vurgular gibidir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,