Etiket: marie antoinette

Marie Antoinette kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Fransa kraliçesi
Yoksul halk için söylediği, “ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” (“Qu’ils mangent de la brioche.”) sözüyle tarihe geçti.

(adsbygoogle = window.adsbygoogle || ).push({});

Marie Antoinette, 2 Kasım 1755 tarihinde Avusturya‘nın Viyana şehrinde doğmuştur. Asıl adı Maria Antonia Joanna’dır.

Avusturya İmparatoru I. Franz Joseph ile Maria Theresa’nın onbeşinci çocuğudur. 19 Nisan 1770 tarihinde 15 yaşındayken Fransa’nın müstakbel kralı Berri Dükü (sonradan XVI. Louis) ile evlendi. 10 Mayıs 1774 tarihinde, kral XV. Louis‘nin çiçek hastalığından ansızın ölmesi üzerine, 1774’te, beraber Fransız tahtına geçtiler. Hiçbir zaman Fransız olarak kabul edilmedi. Ona “Avusturyalı kadın” lakabı takıldı.

1778′de ilk çocuğunu Versay Sarayı‘nda dünyaya getirdi. Çocuklarının adı; Marie Thérèse Charlotte (d.1778), Louis Joseph (d.1781), XVII. Louis Charles (d.1785), Sophie Hélène Béatrix (d.1786)

Paranın gerçek değeri hakkında en ufak bir fikri yoktu. Yeni kıyafetler ve pahalı elmaslar satın alıyor, her fırsatta kumar oynuyordu. Yirmi birinci doğum gününde, üç gün üç gece süren bir kumar partisi verdi. Bu süre zarfında el değiştiren paranın haddi hesabı yoktu. O güne kadar neden olduğu huzursuzluklar yetmiyormuş gibi, samimi arkadaşlarını, başkalarına ait mevki ve pozisyonlara atamaya başladı.

14 Temmuz 1789’da, Paris‘te kalabalık bir grup, kraliyet otoritesinin sembolü haline gelmiş olan Bastil Hapishanesi’ne yürüdü ve kontrolünü ele geçirdi. Hapishane müdürü ve aşırı-sağ görüşlü iki politikacı linç edildi. Haberler gece yarısına kadar Versay Sarayı’na ulaşmadı. Olanları duyduğunda “Bu bir isyan mı?” diye soran kral XVI. Louis‘ye dük Rochefoucauld-Liancourt şu cevabı verdi,”Hayır efendim, bu bir devrim.”

1789 yılında başlayan Fransız Devrimi’nde gücünü azaltacak hiçbir reformu kabullenmedi. 21 Haziran 1791′de Marie Antoinette ve krallık ailesi Avusturya’ya kaçmaya çalışırken Varennes Köyü’nde ele geçirildi ve tutuklanarak Paris’e geri getirildi. 10 Ağustos 1792′de kral ve kraliçenin yetkilerinin kalktığı ilan edilerek anayasal monarşiye son verildi; krallık ailesi hapsedildi.

21 Ocak 1793′te Kral XVI. Louis mahkeme edilip ülkesine hainlikten giyotinle idam edildiğinde, Marie Antoinette ilk kez çocuklarından ayrılarak hücreye kondu. Marie Antoinette, devrim mahkemelerinde devletin parasını Fransa’nın içte ve dıştaki düşmanlarına dağıtmakla suçlandı. Antoinette, büyük bir sebatla devlete sadakatla çalıştığını savundu. Devrimciler tarafından çeşitli hakaretlere maruz kaldı. Hapishanedeki penceresinin önünde her gün öz oğluna “Kahrolsun kraliyet, yaşasın cumhuriyet!” diye bağırtarak manevi eziyetlerde bulundular. Entrika ve yabancı güçlere gizli belgeleri verdiğinden vatana ihanet suçuyla ölüm cezasına çarptırıldı.

Marie Antoinette, 16 Ekim 1793 tarihinde Fransa’nın başkenti Paris’de Concorde Meydanında 38 yaşında giyotinle idam edildi.
Kaynak:Biyografi.info

 

Kaynak: biyografi info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Marie Antoinette Hayatı

Fransa Kralı XVI. Louis’nin karısı olan, Fransız İhtilâli sırasında giyotinle idam edilen ünlü bir kraliçedir, Viyana’da doğmuştur. I. Franz’la Avusturya împaratoriçesi Maria Theresia’nın kızıydı. 15 yaşına gelince, daha sonra XVI. Louis olarak tanınan, Fransız tahtının genç veliahtı ile evlendi.

Marie Antoinette, 4 yıl boyunca Versailles’ da veliahtın karısı olarak yaşadı. Kocası 1774’te tahta çıktı. Fransız Sarayı’nın kasvetli havasından bıkmış olan Marie Antoinette, kocası kral olur olmaz, neşeli, eğlenceli bir hayat sürmeye başladı. Taşkın hareketli, zevkine düşkün bir kimseydi, saray âdetlerine hiç önem vermiyordu. Başlangıçta halk onu sevmiş, benimsemişti ama, daha sonra siyasete karışması, tehlikeli bir durum olarak görüldü. Avusturyalılar hesabına çalışan bir casus olduğu, Fransa’ya kötülük etmek istediği konusunda söylentiler başladı.

Versailles’daki Küçük Şato’yu kral Marie Antoinette’e hediye etmişti. Bugün tarihi bakımdan ilgi çekici bir yer olarak gezilen bu şatoda, Marie Antoinette, kraliçelik görevlerini hiç umursamadan zevk dolu bir hayat sürmeye başlamıştı. Marie Antoinette’in bu kaygısız, neşeli hayatı, acı çeken Paris’te kötü yankılar bırakmaya başlamıştı.

1789 yılının sonlarında, Paris’teki hayat şartları feci bîr durum almıştı. Çoğunluğunu kadınların teşkil ettiği öfkeli, aç halk yığınları nihayet Versailles Sarayı’na saldırdı. Kral’a ve Kraliçe’ye çocuklarını alarak Paris’e gitmeleri salık verildi. Bunun üzerine Kral’la Kraliçe Paris’teki Tuilleries Sarayı’na sığındılar. Kraliçe de, kral da bu sarayda âdeta bir mahpus hayatı geçiriyorlardı.

Marie Antoinette en sonunda kralı da kendisiyle birlikte Paris’ten kaçmaya ikna etti. Kral, kraliçe, çocukları gece karanlığında gizlice Paris’ten çıktılar. Hızla yol alan arabaları, Fransa sınırı yakınlarındaki Varennes’e kadar vardı. Tam orada, daha önce Kral’ı hiç görmemiş olan bir Fransız, arabanın içinde bulunan XVI. Louis’yi yandan görünce, paraların üzerindeki kabartmaya benzeterek tanıdı, derhal haber verdi. Kral, Kraliçe, çocukları yakalanarak Paris’e götürüldüler.

Halkın öfkesi gittikçe artıyordu. 1792 ağustosunun 10’uncu günü halk Saray’a saldırdı. Kral’ın isviçreli muhafız birlikleri bu saldırı karşısında bozguna uğradılar, kral ile kraliçe hayatlarını kurtarmak için Millet Meclisi binasına sığındılar. Daha sonra kral ailesi hapishaneye atıldı, 21 ocak 1793’te XVI. Louis idam edildi.

Kocasının ölümünden sonra Marie Antoinette çeşitli hakaretlere göğüs germek zorunda kaldı. Oğlu yanından alınmıştı. Kendisine karşı âdi bir suçlu gibi davranılıyordu. 1793 ekiminde İhtilal Mahkemesi önüne çıkarıldı. Devlet hazinesini şahsi amaçları için harcamak, ülke içinde Fransa’nın düşmanlarına yardım etmek, yabancı bir ülkeyle bağlantı halinde bulunmak suçlarından dolayı yargılandı. Ölüme mahkûm edildi, 16 ekim 1793’te giyotinle başı kesilerek idam edildi.

MARİE ANTOİNETTE’İN SON GÜNLERİ

MARİE Antoinette’in mahkemesi 1793 ekiminde başlamıştı. Hapsedildiği yer alçak tavanlı, havasız, küçük bir -penceresi olan bir hücreydi. Kendine cesaret vermesi için duvardaki bir çiviye otuz yıl önce annesinin verdiği saati asmış, onun tik-taklarını dinliyordu. Bir müddet sonra saati aldıkları gibi, onu daha küçük ve pis başka bir hücreye geçirdiler. İçerisi zifiri karanlıktı, üstelik mum yakmasına da müsaade edilmiyordu, rutubetten sıhhati gittikçe bozuluyordu, 38 yaşında olmasına rağmen ihtiyar bir kadından farkı kalmamıştı.

Nihayet bir sabah erkenden hücresinin kapısı gıcırdıyarak aralandı. Kendisini almaya gelmişlerdi. Önce saçlarını dibinden kestiler, sonra da dışarıda bekleyen üstü açık bir arabaya oturttular. Bütün Paris halkı sokaklara dökülmüştü. Araba nefretle bağırışan halkın arasından geçerek giyotinin kurulu bulunduğu meydana geldi. Eski kraliçe arabadan kendisi indi, hattâ dimdik yürüyerek giyotinin merdivenlerini çıktı. Çok geçmeden giyotinin bıçağı altına yatmıştı. Bıçağın inmesiyle Fransa tarihinde bir devir daha kapanmış oluyordu.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , ,