Etiket: Michael Jackson

Michael Jackson kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Amerikalı, zenci pop müzik ses sanatçısı. Ünü Amerika sınırlarını aşarak, dünya pop müzik tarihine damgasını vurmuş; çıkardığı hemen hemen bütün albümler hit olmuş ve tüm zamanların en iyi satış rakamlarına ulaşmıştır. Benzersiz ve kendine özgü dansıyla, sansasyonel özel hayatıyla, eğlence sektörüne getirdiği farklı solukla, 70’li yıllardan günümüze değin süren müzik kariyeri boyunca dünya çapında bir “pop idolü” haline gelmiştir.

aslennereli.com

29 Ağustos 1958 tarihinde, Amerika’nın Indiana Eyaleti’nin, Gary şehrinde doğdu. On çocuklu bir ailenin sekizinci üyesi olarak dünyaya gelen sanatçının tam adı, Michael Joseph Jackson’dır. Şarkıcının fabrika işçisi olan babası, Joseph Jackson, müziğe tutku derecesinde bağlıydı ve boş zamanlarında gitar çalıyordu. Eşi Katherine (Scruse) ile evlenip kalabalık bir aile haline geldikten sonra, bu ilgisini çocuklarına da aşıladı.

60’lı yılların başlarında büyük erkek kardeşleri, Jackie, Tito ve Jermaine, babaları tarafından organize edilen “The Jackson Brothers” adında bir grup kurarak, kulüplerde şarkı söylemeye ve yarışmalara katılmaya başladılar. Jackson’un sahip olduğu ses ve dans yeteneği, kısa zamanda fark edildi. Henüz yaşı küçük olmasına rağmen, özellikle solo şarkılardaki performansı nedeniyle, 1964‘de, diğer kardeşi Marlon’la birlikte gruba dahil edildi. Artık beş üyeden oluşan kardeşler, grubun adını “The Jackson 5” olarak değiştirdi.

1968‘e kadar geçen süreçte, amatör çalışmalarına gece kulüplerinde ve barlarda devam eden grup, HarlemNew York‘ta bulunan Apollo Tiyatrosu’nda düzenlenen bir yarışmada birinci gelerek, dönemin en ünlü R&B plak şirketi Motown‘ın kurucusu Berry Gordy‘nin dikkatini çekti. 1968‘te Motown’la imzaladıkları sözleşmeden sonra California‘ya taşınan grubun yıldızı hızla parlamaya başladı. Sözkonusu şirketten Suzanne de Passe‘ın menajerliğinde çıkan ilk dört single, “I Want You Back“, “ABC“, “The Love You Save“, “I’ll Be There” listelerde bir numaraya oturdu. O-Jays grubu ve James Brown gibi soul müziğin önderlerinin izinden giden The Jackson 5, 70’lerin başında zenci pop ve soul vokal gruplarının dünya çapında bir numaralı temsilcisi haline gelmişti. Michael Jackson ise, bu yeni müzik tarzını kendi içerisinde, dansıyla birlikte harmanlayarak, özgün bir tarza dönüştürecek, kendi kulvarında yalnız koşacaktı.

Grubun bu hızlı yükselişinden sonra, güçlü sesiyle, farklı dansıyla oldukça sivrilen ve öne çıkan Michael Jackson, 19711976 yılları arasında halen The Jackson 5’a bağlı olarak, yine Motown’dan, “Got To Be There“, “Ben“, “Music and Me” ve “Forever Michael” adlı ilk solo single’larını çıkardı. Artık Jackson için bireysel kariyerin önü açılmıştı.

Walt Disney Pictures tarafından, 1971‘de grubun çizgi filmi yapıldı ve yayına verildi. Ününü tüm dünyaya duyuran Jackson kardeşler, uluslararası konserler serisine 1972‘de İngiltere‘den başladılar ve gittikleri her yerde kapalı gişe yaptılar. Bu dünya turnelerinde Commodores ve Lionel Richie, The Jackson 5’ın alt grupları olarak sahneye çıkmıştı.

1973‘den itibaren grubun satış rakamlarının düşme eğilimi göstermesiyle birlikte, Motown kontrolü ele alarak, bundan böyle şirket tarafından seçilecek şarkıların seslendirilmesi konusunda Jackson’lara baskı yapmaya başladı. Sıkıntılı günler geçiren grup, 1976‘da şirketten ayrılma kararı alarak, Epic Records‘la sözleşme imzaladı. Bu gelişmeden sonra Motown, Jackson’lar aleyhine, sözleşmeyi ihlal etmek savıyla dava açtı. Aynı yıl, grubun bilgisi olmaksızın “The Jackson 5 Anthology” adıyla karışık bir albüm yaparak piyasaya sürdü. Bu gelişme iplerin iyice gerilmesine neden oldu. Şirketin sahibi Berry Gordy’nin kızıyla evli olan Jermaine Jackson, taraflar arasındaki bu ihtilaftan dolayı, gruptan ayrılarak Motown’da kaldı. İsim hakkını kaybeden Jackson kardeşler ise, Jermaine’in yerine en küçük kardeşleri Randy’i gruba dahil ederek, The Jacksons olarak ismini değiştirdi. Yenilenen grup için artık yeni bir dönem başlıyor; Michael ise zirveye doğru koşar adım ilerliyordu.

The Jacksons kısa zamanda toparlandı ve 19761984 yılları arasında, ağırlıklı kendi parçalarından oluşturdukları albümler ve single’larla kariyerlerinde yükselmeye devam etti. Yeni şirketlerinden altı yeni albüm çıkaran grubun, 1978‘deki Destiny çalışması neredeyse patlama yaptı ve Jackson kardeşlerin en başarılı albümleri arasında yer aldı. Bu albümün Michael için de ayrı bir önemi oldu. Çünkü kendi bestelediği şarkılar, dünya çapında büyük beğeni topladı ve grubun klasikleri arasına girmeyi başardı. Böylece Michael’ın “beste yapabilme” gibi başka bir yeteneği daha ortaya çıkmış oldu. Söz konusu albüm iki milyondan fazla satarak, grubun ve özellikle de Michael’ın ününe ün kattı.

1978‘e gelindiğinde ise, Michael için farklı tecrübeler söz konusu olacaktı. Jackson, korkuluğu canlandırdığı The Witz adlı müzikal filmde, aralarında aşk dedikodusunun çıktığı Diana Ross ile birlikte rol aldı. Tam da bu dönemde, müzikalde kullanılacak olan şarkıları aranje eden Quincy Jones‘la Michael’ın yolları kesişti. Jones, ünlü pop starın gelecekteki başarısının ortaklarından biri olacaktı. Çünkü, film prodüksiyon aşamasındayken, Jackson’la Jones oldukça uyumlu bir ortaklık kurdular ve Michael’in bağımsız ilk solo albümünü birlikte yapmak için anlaştılar. Böylece 1979‘da, ünlü şarkıcının ilk bağımsız solo albümü olan “Off The Wall“, Jones’un prodüktörlüğünde Epic Records’tan çıktı. “Don’t Stop ‘Til You Get Enough“, “She’s Out Of My Life“, “Off The Wall“, “Rock With You” gibi dünya çapında ses getiren birçok hit parçayı içinde barındıran bu albüm, inanılmaz satış rakamlarına ulaşarak, Michael’ı pop müzik ve eğlence dünyasının idolü haline getirecek; sanatçıya ilk önemli ödüllerini kazandırmaya başlayacaktı. 1980 yılında, American Music Awards tarafından 3 dalda ödüle layık görülen albüm (En İyi Soul/R&B Albümü – Off The Wall, En İyi Soul/R&B Erkek Şarkıcı, En İyi Soul/R&B Single – Don’t Stop ‘Til Get You Enough), birçok liste başarı ödülünün de sahibi oldu. Aynı yılın Şubat ayına gelindiğinde, Michael yine “Don’t Stop ‘Til Get You Enough”la “En İyi R&B Erkek Vokal” dalında ilk Grammy ödülünü aldı. Bir caz müzisyeni olan Jones’un, albümdeki parçalarda bu müzik türünü altyapıya yerleştirmesi doğal karşılanırken, bununla yetinilmeyip disco ve funky tarzı ritimlere de yer vermiş olması, sadece Michael’e özgü yeni bir müzik türünün ortaya çıkmasına neden oldu. Elbette bu da, Jackson’a benzersiz ve evrensel bir ün getirdi. İlk olarak yakın arkadaşı, Elizabeth Taylor tarafından kendisine atfedilen ve sonraları yaygın bir ifade şeklini alan “pop idolü” benzetmesi, özellikle bu dönemlerde anılmaya başlandı.

İlk solo albümünün getirdiği başarıların yanı sıra, Jackson kardeşlerle de çalışmaya devam eden Michael, 1980‘de grupla birlikte “Triumph” albümünü çıkardı. Bestelediği şarkılar ve bunlara yazdığı sözlerle Triumph’a damgasını vuran yine Michael oldu. “Can You Feel It“e çekilen farklı klip de büyük ses getirdi ve sanatçının dans yeteneği milyonlarca müziksever tarafından yadsındı. 1982‘de ise, ünlü pop yıldızına, En İyi Çocuk Albümü dalında Grammy ödülü kazandıracak olan E.T. (Extra-Terrestrial) filminin orjinal soundrack’i “Someone in the Dark” şarkısını seslendirdi.

1982 yılı, ünlü pop yıldızı için neredeyse bir dönüm noktası oldu. Jackson’ı hemen hemen bugün bulunduğu noktaya getiren ve efsaneleştiren albüm, “Thriller“, Epic Records’tan yine Quincy Jones prodüktörlüğünde müzikseverlerin beğenisine sunuldu. Genellikle arka arkaya, single halinde piyasaya sürülen albümün “Wanna Be ‘Startin“, “Billie Jean“, “Beat It“i de içeren her şarkısı hit oldu ve müzik tarihinde tüm zamanların en yüksek satış rakamına ulaşarak rekor kırdı. Şarkıların yanı sıra, dört hit parça için kısa film tadında çekilen, güçlü ve geniş bütçeli prodüksiyon gerektiren ilginç klipler de büyük yankı uyandırdı. MTV, Billie Jean’le, ilk defa zenci bir şarkıcının video klibini yayınlamış oldu. Fantastik bir konuyla kurgulanmış ve danslarla görsel bir şölene dönüştürülmüş Thriller şarkısının 13 dakikalık klibi ise, patlama yaptı ve gelen talepler üzerine VHS formatında piyasaya sunularak, yine ulaşılamayacak bir satış rekoruna imza attı. Klipte Michael’in sergilediği özgün dans kareografileri, birçok gence ilham kaynağı oldu.
Özellikle Jackson kardeşler olarak katıldıkları Motown’ın 25.kuruluş yıldönümünde, Billie Jean’i seslendirirken sergilediği “moonwalk” denilen ayak kaydırma hareketi, Jackson’ın imzasıyla tarihe geçti.

37 hafta zirvede kalan ve Billboard albüm listesinde 122 hafta geçiren Thriller, elbette birçok ödülü de beraberinde getirdi. 1984 yılında, 12 dalda aday gösterildiği Grammy’den 8 ödülle ayrılan Jackson, bir gecede en çok ödül alan sanatçı ünvanını, 2000 yılında Carlos Santana egale edene kadar elinde tutmayı başardı (Ödüllerin yedisi Thriller’a giderken, biri de, 1982‘de seslendirdiği “Someone in the Dark”a verildi). Albüm aynı yıl, 8 Amerikan Müzik Ödülü, 4 Amerikan Video Ödülü, 3 MTV Video Müzik Ödülü ve Üstün Başarı Ödülü almaya hak kazandı.

Bu sırada, Pepsi-Cola’yla sponsorluk anlaşması imzalayan ve kardeşleriyle birlikte şirketin reklam filmlerinde rol alan Jackson’ın başına talihsiz bir olay geldi. Reklam çekiminde, havai fişek gösterisi esnasında saçları alev alarak cildinde ciddi hasar meydana geldi. Jackson, gördüğü fiziksel zarardan şirketi sorumlu tuttu ve tazminat davası açtı. Lehine sonuçlanan davadan kazandığı astronomik meblağı ise, tedavisini yürüten hastaneye bağışladı.

1984‘te, Thriller rüyası devam ederken, kardeşleriyle tekrar biraraya gelerek “Victory” albümünü çıkardılar. Bu albümde de Michael tarafından yazılmış ve bestelenmiş hit parçalar bulunuyordu. Jackson kardeşlerin en başarılı albümü olan Victory için 5 aylık uluslararası dev bir turne düzenlendi. Turne gelirinin tümünü bağışlayacaklarını duyurması üzerine, Jackson’ın adı, jest olarak Hollywood yıldızlar geçidine eklendi. 1985‘te, “Beat It” adlı şarkısını, alkollü araba kullanmaya karşı televizyonlarda ve diğer basın-yayın organlarında yürütülen kampanyalarda kullanılmak üzere bağışlaması nedeniyle, dönemin devlet başkanı Ronald Reagan tarafından, teşekkür amacıyla Beyaz Saray‘a davet edildi. Jackson ileriki yıllarda, ünlü bir dünya starı olarak, çok daha fazla ses getirecek sosyal sorumluluk ve insani yardım projelerini hayata geçirecekti. Bunlardan en önemlisi, USA For Africa kampanyası çerçevesinde, özellikle Doğu Afrika‘da açlık sınırında ve yardıma muhtaç bir şekilde yaşayan insanlar için, Lionel Richie ile birlikte yazdığı “We Are The World” parçasıydı. Dünya çapında en çok satış rakamına sahip single olma özelliğini hala taşıyan şarkı, Stevie Wonder, Tina Turner, Diana Ross, Ray Charles, Cindy Lauper gibi ünlülerin de aralarında bulunduğu 40’dan fazla popüler sanatçı tarafından seslendirildi. Bu başarının ardından, We Are The World’le Richie ve Jackson, Yılın Şarkısı dalında Grammy Ödülü’nü almaya hak kazandı.

1985 yılı yıldız şarkıcı için yalnızca övgülerle geçmedi. Jackson, içinde birçok ünlü sanatçı tarafından seslendirilmiş parçanın yanı sıra, özellikle Beatles‘a ait 200’den fazla şarkının telif hakkını bulunduran ATV Müzik‘in en büyük hissesini satın alarak, birçok tartışmaya neden oldu. En sert tepki de müzayedeyi düzenleyen yakın arkadaşı, söz yazarı Paul McCartney‘den geldi. Bu olay, dostluklarının ve bilhassa ortak söz yazarlığı çalışmalarının sonu oldu. Sözkonusu tartışmaların ardından, birtakım basın ve medya çevreleri, uzun süre yaşamak için Elephant Man‘ın kemiklerini satın almaya kalkıştığından, ilginç tavırlarına kadar birçok konuda sanatçıya karşı alaycı bir üslup kullanmaya ve adından “Wacko Jacko” gibi irrite edici şekilde bahsetmeye başladı.

1986‘da, George Lucas‘ın yapımcılığında ve Francis Ford Coppola‘nın yönetmenliğinde çekilen “Captain EO” adlı kısa filmde Jackson, Kaptan EO rolüyle ekranların karşısına geçti. 17 dakika olmasına rağmen yaklaşık 17 milyon dolara malolan film, o güne kadar çevrilmiş, dakika başına en büyük maliyete sahip filmdi. Disneyland‘da gösterime giren film için Jackson, “Another Part of Me” -sonradan “Bad” albümünde de yer aldı- ve “We Are Here To Change The World” adlı iki yeni parça seslendirdi.

1987‘de, pop yıldızı, “Bad” albümüyle müzikseverlerin karşısına çıktı. Quincy Jones’un prodüktörlüğünü üstlendiği son Michael Jackson albümüydü ve yine Epic Records etiketi taşıyordu. Satış rakamları sanatçının beklentisinin altında olsa da -yaklaşık 30 milyon adet-, “I Just Can’t Stop Loving You“, “Bad“, “The Way You Make Me Feel“, “Man In The Mirror” ve “Dirty Diana” gibi single’lar listelerde aynı anda bir numaraya oturarak bir ilke imza attı. Albümün tanıtımından sonra Jackson, yine Pepsi sponsorluğunda, 16 ay gibi oldukça uzun bir zaman alacak ilk solo dünya turnesine çıkarak hayranlarıyla buluştu; 123 konser verdi. Bu arada Pepsi reklamlarıyla ekranlarda boy gösterdi. Dönüşündeyse, Bad şarkısına, Martin Scorsese yönetmenliğinde 18 dakikalık, yine kısa film niteliğinde bir klip çekildi. Ancak klipteki yeni Michael Jackson görüntüsü, neredeyse şarkıdan daha çok konuşulur hale geldi. Çünkü ünlü şarkıcının hem yüzünde, hem de ten renginde çok belirgin ve şaşırtıcı değişiklikler vardı. Medya, sanatçının, zenci olmaktan utandığı için ten rengini beyazlatmaya çalıştığı, burun estetiği, alın kaldırma ve dudak inceltme operasyonu gibi birçok ameliyat geçirdiği iddialarını ortaya attı. Ancak ünlü şarkıcı, 1988 yılında kendi yazmış olduğu Moon Walk adlı otobiyografisinde, sadece iki tane estetik operasyon yaptırdığını ve çenesindeki yaralardan dolayı da cildi için cerrahi işlem uygulandığını yazdı. Bad’in klibi de tüm bu sansasyonlara rağmen, oldukça iyi bir satış rakamına ulaştı.

Jerry Kramer ve Colin Chilvers tarafından yönetilen; Kellie Parker, Sean Lennon ve Brandon Adams‘ın Jackson’a eşlik ettiği “Moonwalker” adlı müzikal film, 1988 yılında gösterime girdi ve izleyiciler tarafından büyük ilgi gördü. Filmin VHS sürümü bir milyon satış adediyle yeni bir rekora imza attı. Artık yıldız sanatçı, pop,rock ve soul müziğinin kralı ilan edilecek ve Elvis Presley, Beatles, Frank Sinatra gibi dünya çapında üne kavuşarak zirveye oturmuş bir idol haline gelecekti.

Filmin başarısından sonra, paparazzilerden ve hakkında türetilen dedikodulardan bunalan Michael, Hayvenhurst‘te ailesiyle birlikte yaşadığı evi terk ederek, 2700 dönümlük dev bir alana kurulu Neverland çiftliğini satın aldı ve orada gözlerden uzak yaşamaya başladı. Çok küçük yaşta hayata atılmak zorunda kaldığı için, özlemini kurduğu çocukluk günlerini yaşayabilmek adına, lunaparktan hayvanat bahçesine, büyükçe bir göle kadar kendine apayrı bir dünya kurdu bu çiftlikte. Ancak ileriki yıllarda, çiftliğinde misafir ettiği minik arkadaşlarına cinsel tacizde bulunma suçuyla yargılanacağı günler çok uzak değildi.

1991‘de, Jackson, müzik şirketini değiştirerek astronomik bir rakamla Sony‘le sözleşme imzaladı. 15 yıllık bir sürece ve altı albüm ile bir film çalışmasına dayanan kontrat, Michael’e sağladığı ekonomik getiriyle, adından çok söz ettirdi. Aynı yılın Kasım ayında, sanatçının yeni albümü “Dangerous” piyasaya çıktı. Albümün hit parçası olan “Black or White“a David Lynch yönetmenliğinde çekilen klip, olay yarattı. Klip, şiddet ,cinsellik ve ırkçılık gibi öğelere gönderme yapıyor; özellikle sonlarına doğru görülen bazı sahnelerle şimşekleri üzerine çekiyordu. Sözkonusu klibin, medya ve kamuoyunda yarattığı tartışmalar nedeniyle, Jackson bir basın bülteni yayınlayarak üzüntüsünü ifade etti ve ihtilafa konu olan bölümleri kaldırttı. Bu sansasyonlara rağmen, “Remember the Time“, “In the Closet“, “Jam” gibi hit parçalar daha çıkaran albüm, 17 milyonluk bir satış rakamına ulaştı. Sanatçının çıktığı ikinci dünya turnesi, hemen her ülkenin basın-yayın organları tarafından birebir takip edildi.

1992‘de, MTV tarafından kanalın ilk uluslararası yarışması yayınlanmaya başladı. Dünya çapında birçok insanın katılabildiği yarışmanın ödülü ise, Michael’le bir akşam yemeğiydi. Oldukça büyük ilgi uyandıran yarışmanın talihlileri, ünlü sanatçının “In The Closet” adlı single’ının klip çekimlerinde biraraya geldi. Ertesi yıl ise, ABC kanalınca Jackson kardeşlerin gerçek hayat hikayelerine dayanan görsel biyografileri “The Jacksons: An American Dream” yayına sunuldu. Gerçekten de, neredeyse bir rüyanın dünyanın gerçek olgularıyla yakın temasa geçtiği bir hikayeye sahip olan Michael ve kardeşlerinin, evrensel popülaritesinin altında yatan neden belki de buydu.

Aynı yıl, Jackson, sosyal sorumluluk çerçevesinde, hümanist projelere imza atmaya devam etti ve “Heal the World Foundation” adı altında bir fon kurdu. Fonun amacı, çocukların daha iyi ve eşit yaşam koşullarına sahip şekilde büyümesini, yaşadıkları topluma faydalı hale gelmesini sağlamaktı. Kuruluşun faaliyet merkezi Kaliforniya civarında, Santa Ynez‘di ve yardıma muhtaç çocuklar, ünlü yıldızın Neverland çiftliğindeki oyun alanlarından yararlanıyordu.

1993‘de 27.Superbowl maçının devre arasında mini bir konser veren Michael, Amerikan televizyonlarında o zamana kadar elde edilmiş en büyük izlenme payına sahip oldu ve yaklaşık 100 milyon kişiyi ekranları başına topladı. Şubat ayında düzenlenen 35.Grammy Ödül töreninde, Jackson’a “Yaşayan Efsane” ödülü verildi. Mart ayında ise, Soul Train tarafından Yılın Hümanisti ödülüne layık görüldü.

Aynı yıl, Jackson, Neverland’de konuk ettiği çocuklara karşı cinsel istimarda bulunma iddiasıyla suçlanarak yargı önüne çıkarıldı. İddianın kaynağı, sanatçının çiftliğinde bulunmuş olan çocuklardan birinin anlattıklarıydı. İlginç kişiliği, farklılaşan görüntüsü ve çiftliğinin bahçesine yaptırdığı oyun alanlarıyla, iddiaların doğruluğu arasında medya tarafından sürekli bağlantı kurulmaya çalışılıyordu. Kimi zaman yalancı şahitler ortaya çıkıyor; yeni iddialar ortaya atılıyor; bunların gerçekleri yansıtmadığı kanıtlanınca, başka başka gelişmelerle durum aydınlatılmaya çalışılıyordu. Olay yaratan davalar zinciri, dünya ve özellikle Amerikan basınını karıştırmış; medaya kuruluşları bile kendi içinde karalama ya da aklama politikalarına soyunmuştu. Yılın sonlarına doğru, Jackson, çiftliğinden uydu aracılığıyla iddialara yanıt verdi ve bunların gerçeği yansıtmadığını açıkladı. 1994′ün Ocak ayında sonuçlanan davalardan birinde mahkeme, Jackson’ı para cezasına çarptırdı. Meblağ tam olarak açıklanmasa da, basına yansıyan bilgi, 20 milyon dolar olduğu yönündeydi. Ancak bu ceza tazmin edilmedi.

1995‘in sonlarına doğru, bu tatsız iddiaların biraz durulmasıyla birlikte, Michael Jackson, efsane rock şarkıcısı Elvis Presley‘in kızı olan Lisa Marie Presley ile hayatını birleştirdi. 19 ay gibi kısa bir zaman süren bu evlilik, yine büyük tartışmalara neden oldu. Ancak evliliğin sona ermesinden sonra Lisa Marie, Michael’in gay olduğu ve yankıları halen süren taciz davalarının üstünün örtülmeye çalışıldığı gibi birçok iddianın gerçekleri yansıtmadığını, pop kralının gayet normal ve sağlıklı bir erkek olduğunu açıkladı.

Jackson, “HIStory: Past, Present And Future” adlı yeni albümününün birinci bölümünü, 1995‘in Haziran ayında çıkardı. HIStory Begins, albüm serisinin başlangıcıydı ve cover’lanmış 15 eski hit parçadan oluşuyordu. Serinin ikinci bölümü, HIStory Continues ise, 15 yeni parçayla piyasaya sürülmüştü. İlk albümün ilk single’ı, büyük liste başarısı sağlayan “Scream” oldu. Kızkardeşi Janet Jackson’la birlikte seslendirdiği bu parçaya çekilen klip ise, tüm zamanların en pahalı videosu oldu. Jackson kardeşler “Scream”le, MTV Video Müzik Ödülleri gecesinden, farklı kategorilerde 3 ayrı ödülle ayrıldı. Anti-Semitik ifadeler içerdiği için Yahudi toplumunun tepkisini çeken “They Don’t Care About Us” şarkısı, HIStory albümünden çıkan dördüncü single oldu. Parçanın anti-semitik sözleri, sonraki düzenlemelerde sound’a uygun bir şekilde değiştirildi. Albümün başarısı üzerine 1996‘da yine dünya turnesine çıkan Michael, henüz konserler devam ederken Deborah Jeanne Rowe ile evlenerek; Michael Joseph Jackson, Jr. (Prens olarak da bilinir) adında bir erkek ve Paris Katherine Jackson adında bir de kız çocuk evlat edindi. Ancak bu evliliğini de sürdüremeyen Jackson ile Rowe, 1999 yılında olaylı bir şekilde boşandı. Sansasyona neden olan şey, evlat edinilen çocukların velayet davasıydı. Popun kralı hakkında yapılan tartışmalar bununla da sınırlı kalmadı. 1996‘da Brit Ödülleri gecesinde, “Earth Song” adlı parçasını, beyazlara bürünmüş ve çevresini sarmış birçok küçük çocukla seslendiren Jackson, iki ağaç arasında kollarını açtığı figürü nedeniyle, kendisini Mesih gibi gördüğü iddiaları ile karşı karşıya kaldı.

1997 yılına gelindiğinde, ünlü pop şarkıcısı, HIStory albümünün hit parçalarının remix’lerinden oluşan “Blood on the Dance Floor: HIStory in the Mix” i piyasaya çıkardı. Albümün çıkış parçası “Blood on the Dance Floor“, “Is It Scary” ve “Ghosts” büyük ilgi gördü ve iyi bir liste başarısı kazandı. Michael, bu albümünü, büyük yardımını gördüğü Elton John‘a ithaf etti. “Is It Scary” ve “Ghosts”a, Jackson ile Stephen King tarafından yazılan, Stan Winston tarafından yönetilen 35 dakikalık bir klip çekildi. Halen dünyanın en uzun müzik videosu olma özelliğini koruyan klip, yine uluslararası bir başarı kazandı.

2001‘de Jackson, 13 ülkenin pop müzik listesinde bir numaraya oturacak olan “Invisible“‘ı çıkardı. “You Rock My World“, “Cry” ve “Butterflies” gibi hit single’larla piyasalarda fırtına gibi esti. Ancak, albüm çıkmadan önce, ünlü yıldızın, Sony Müzik’in sahibi Tommy Mottola‘yı, süresi dolmak üzere olan kontratlarını yenilemeyeceği doğrultusunda uyarmasına rağmen, Jackson’la şirketin arası açıldı. Yasal prosedürler nedeniyle, albümle ilgili tüm promosyonlar ve single satışları iptal edildi. Mottola’nın, Afrika kökenli Amerikan sanatçılara saygısız davrandığını ve hakaret içerikli konuşmalar yaptığını iddia eden Michael, şirketin zenci artistleri çıkarları doğrultusunda kullandığı yönünde bir açıklama yaptı. Sony ise, sanatçının iddialarında doğruluk payı olmadığını savundu.

2001 yılının Eylül ayında, yıldız şarkıcı, solo kariyerinin otuzuncu yılını doldurması şerefine, Madison Square Garden‘da bir kutlama partisi düzenledi. Bu özel gecede, Usher, Whitney Houston, Destiny’s Child, James Ingram, Gloria Estefan, Liza Minnelli gibi birçok ünlüyle düet yapan Michael, kardeşleriyle de özel bir performans sergiledi.

2002 yılında bir konser için gittiği Berlin‘deki otel odasının penceresinden, küçük bebeğini sarkıtması, ünlü sanatçı hakkında yine büyük tartışmaların patlak vermesine neden oldu. Kaliforniya barosundan avukat Gloria Allred, Kaliforniya Çocuk Koruma Servisi’ne suç duyurusunda bulunarak, Jackson’ın bebeklerinin koruma altına alınmasını istedi. Bu olaylar, şarkıcının geriye dönük çocuk istismarı suçlamalarıyla tekrar karşı karşıya kalmasına neden oldu.

2003 yılında, İngiliz gazeteci Martin Bashir tarafından “Living with Michael Jackson” (Michael Jackson’la Yaşamak) adlı bir çalışma yayınlandı. Bashir ve ekibi, 18 ay boyunca sanatçıyı filme aldı. Çalışmada bu görüntülerden enstantaneler verildi ve yıldızın özel hayatıyla ilgili kendi ağzından bilgiler aktarıldı. Görüntülerde, Michael’in kanserli bir çocuğu yatak odasına alıp diğer bir çocukla yan yana yatırması, hoş karşılanmayarak söylentileri arttırdı.

Yine 2003’te, Jackson, “Resurrection” adında bir albüm çıkaracağı haberini verdi ve albümün promosyonunu kısa bir filmle yaptı. Aynı yılın Mart ayında, “Xscape” şarkısının çıkacağı, yayın organlarında duyulmasına rağmen, bilinmeyen nedenlerden dolayı iptal edildi. Bunun yerine yılın sonlarına doğru, Jackson’ın zirveye çıkıp hit olmuş tüm parçalarını içeren “Number Ones“, Sony Records etiketiyle CD ve DVD formatında piyasaya sürüldü ve 8 milyondan fazla bir satış rakamı yakaladı. Albümdeki tek yeni parça olan “One More Chance“in klip çekimlerinde, yine çocuk istismarı iddiasıyla üçüncü kez tutuklanan Jackson, masum bulunarak salıverildi. Aynı yıl, basında Michael Jackson’ın dinini değiştirerek İslamiyet‘i seçtiği ve Müslüman olduğu yönünde haberler çıktı. Sonrasında ise, 2005‘te, bir cami yaptırdığı haberleri çıktı.

2004 yılının Ağustos ayında VH1 müzik kanalında, “Man In The Mırror: The Michael Jackson Story” adında, sanatçının hayat hikayesini anlatan görsel bir biyografi yayınlandı. Gavin Arviso tarafından Jackson aleyhine tekrar gündeme getirilen cinsel çocuk istismarı suçlamalarına karşılık, ünlü rap şarkıcısı EminemJust Loose It” şarkısıyla göndermeler yaptı. Tartışmaların alevlenmesi üzerine Michael, açıklama yapmak zorunda kaldı.

2005 yılının Haziran ayında, hakkında açılan on davanın tamamından beraat eden Jackson, Bahreyn‘e yerleşti. Burada zamanını yeni besteler yaparak ve Katrina Kasırgası mağdurlarına ithafen “I Have This Dream” şarkısını yazarak geçirdi. Bu şarkının seslendirilmesinde Ciara, Snoop Dogg, Keyshia Cole, James Ingram, Jermaine Jackson, Shanice, Shirley Caesar ve The O’Jays gibi ünlüler yer aldı. Ancak, şarkı bilinmeyen nedenlerden dolayı yayınlanmadı.

Hakkındaki suçlamalar bitmek bilmeyen Jackson, 2006‘da, bir erkeğin cinsel saldırı iddiasıyla karşı karşıya kaldı. Ancak davadan beraat etti. Şubat ayında, Jackson’la eski eşi Deborah Rowe’un velayet davası sonuçlandı. Mahkeme, eski eşlerin çocukları üzerindeki haklarını sınırlandırarak ihtilafa açık bir karar verdi. Mart ayında ise, Kaliforniya İşçi Dairesi, sigorta ücretlerini ödemediği gerekçesiyle Neverland çiftliğini kapatarak, sanatçıyı, 69 kişiden oluşan her bir işçi başına 1000 dolar olmak üzere, toplamda 69.000 dolar tazminat ödemeye mahkum etti.

Jackson Nisan ayında, Two Seas adlı müzik şirketinin CEO’su olan İngiliz müzik yapımcısı Guy Holmes ile, 2007‘de çıkması planlanan tek albümlük bir sözleşme yaptı. Mayıs 2006’da ise Tokyo‘da, MTV’nin Japonya lokasyonu tarafından düzenlenen Video Müzik Ödülleri’nde Yaşayan Efsane ödülünü aldı. Uzun bir aradan sonra Michael’in ekranlarda göründüğü ilk geceydi bu. Kasım ayında, ünlü pop yıldızının, “Visionary: The Video Singles” adında, yirmiden fazla hit şarkısını içeren bir çalışması, yine Sony Müzik etiketiyle yayınlandı. Guiness Dünya Rekorları’nın Londra ofisinde 8 dalda layık görüldüğü ödülleri alan Jackson, Dünya Müzik Ödülleri’nde, 100 miyondan fazla satış rakamına ulaştığı için Elmas ödülün de sahibi oldu.

Michael Jackson 25 Haziran 2009 tarihinde, Los Angeles şehrindeki malikanesinde baygın halde bulundu. Kişisel doktorunun ve de New York İtfayesi’nin ilkyardım ekiplerinin müdahaleleri yeterli olmayınca, Ronald Regan UCLA Hastanesi‘ne kaldırıran Jackson, 21:26’da dünyaya gözlerini yumdu.

Michael Jackson’ın cenaze töreni 7 Temmuz 2009 tarihinde, Los Angeles’da büyük bir hayran kitesinin eşliğinde yapıldı. Mariah Carey, Steve Wonder, Usher ve pek çok ünlü ismin katılımıyla gerçekleşen anma etkinliklerini dünya çapında milyonlarca insan izledi.

28 Ağustos 2009 tarihinde yapılan adli tıp açıklaması, Jackson’ın ölüm nedenini cinayet olarak gösterdi. Jackson’ın Propofol, Lorezepam ve Midazolam adlı, bir araya geldiklerinde insan vücuduna zarar verebilen üç ilacı aynı anda kullandığını ortaya çıkartan rapordan sonra Jackson’ın kişisel terapisti Conrad Murray hakkında soruşturma başlatıldı.

Jackson, ölümünden kısa bir süre önce, 1997 yılındaki HIStory Dünya Turnesi‘nden bu yana yapacağı en büyük dünya turnesine hazırlanıyordu. Turnenin başlangıcından üç hafta önce vefat eden Jackson’ın albümleri Amerika Top 10 listesinin neredeyse tamamını aynı anda elinde tutarak tarihin en hızlı albüm satışlarından birisini gerçekleştiriyor.
Kaynak:Biyografi.info

Etiketler, , , , , , , , , , , , ,

Michael Jackson kimdir, aslen nereli , kaç yaşında

michael jackson

Özel bir yetenek olarak doğan ve gerçekten böyle olduğunu tüm dünyaya kanıtlayan, muhteşem sesi ve kendine özgü dansıyla ayda yürüyen adam, Michael Jackson.

Çocuk yaşlarında yeteneğini gözler önüne sermeyi becerdi. Babasının müziğe duyduğu aşk, tüm çocuklarında filizlendi. Ama en çok Michael’da hayat buldu. Michael, tüm dünyanın tanıdığı biri olduğuna, o artık Pop’un kralıydı…

Her ne kadar çocukluğunu yaşayamamış olmak hayatında büyük bir eksiklik oluştursa da ya da adı en zayıf olduğu yerden skandallara karışsa da Michael, sadece döneminin değil, tüm zamanların efsane sanatçısı olarak adını altın harflerle yazdırdı.

Bir insanı sevmek ya da sevmemek kişisel bir tercih elbet. Ama Michael Jackson denildiğinde akan suların duruşu birçok şeyin ifade ediliş şekli gibi sanki…

Çocukluğu ve müzik

Michael, 29 Ağustos 1958’de Amerika’nın Indiana eyaletinde Katherine ve Joseph çiftinin yedinci çocuğu olarak dünyaya geldiğinde ona Michael Joseph Jackson adı verildi. Babası Joseph fabrika işçisiydi. Bir yandan da müziğe müthiş bir tutkuyla bağlıydı. Gitar çalarak boş zamanlarını değerlendirirdi. Joseph’in toplamda 9 çocuğu oldu ve onlara müziğe aşık olmayı öğretti.

Müzik ailenin ruhunu yücelten en temel olguydu hayatlarında. 60’lı yılların başında baba Joseph, oğulları “Jackie, Jermaine ve Tito” ile “The Jacksons” adlı müzik grubunu kurdu. Daha sonra “The Jacksons” kulüplerde şarkı söylemeye ve yarışmalara katılmaya başladı.

Michael diğer kardeşlerine göre müziğe ilgi duymaya çok erken yaşlarda başladı ve babası yeteneğini keşfetmişti. Özellikle solo performansları muhteşemdi. Bu yüzden 1963’te henüz 6 yaşındayken kardeşi Marlon ile birlikte gruba dahil edildi. Grubun adı da “The Jacksons 5” olarak değişti.

Müzik Michael’in hayatına eğitimi ve işi bir arada getirmişti. Hayatı artık tamamen müzik üzerine kurulacaktı.

The Jackson 5 yükseliyor

Grup Michael’in özellikle solo performanslarından besleniyordu. Çünkü çok özel bir ses ve dans yeteneği vardı. 1968’e kadar The Jackson 5 amatör olarak çalışmalarına devam etti. Gece kulüpleri ve barlarda çıkıyorlardı.

Sonra bir gün Harlem – New York’taki Apollo Tiyatrosu’nda düzenlenen yarışmaya katıldılar ve birinci oldular. O dönem en ünlü R&B plak şirketi Motown’du ve The Jackson 5, şirketin kurucusu Berry Gordy’nin ilgisini çekmişti.

Grup 1968’de Motown ile anlaşma imzaladı ve Kaliforniya’ya taşındı. Yükselişi fazlasıyla hızlıydı.

İlk albümleri

Motown plak şirketi anlaşmaları doğrultusunda albümleri çıkarmaya başladı. Menajerleri ise, Suzanne de Passe idi. İlk dört teklileri, “I Want You Back, ABC, The Love You Save ve I’ll Be There” listelerde bir numara olmuştu. The Jackson 5 hızla kendisinin ötesinde bir üne kavuşuyordu. 70’lerin başına Zenci pop ve Soul vokal gruplarının dünya çapındaki temsilcisiydi.

Bütün bu ün, bu yükseliş aslında Michael’e bağlıydı. Michael, müziği içinde biriktirmiş de dansıyla harmanlayıp insanlara sunuyor gibiydi. Güçlü sesi ve kendine özgü dansı grubu ilk sıralara taşıyan en büyük etkendi. İşte bu durum bir süre sonra Michael’i kendi kulvarında yalnız koşmaya itecek, grubundan ayrı Michael Jackson olarak tanınacaktı.

1971 – 1976 yılları arasında hala grubuna bağlı kalıp Motown ile anlaşma yaparak solo albümler çıkardı. “Got To Be There, Ben, Music and Me ve Forever Michael” adlı solo albümleri ile kişisel kariyerine hızlı bir başlangıç yaptı.

The Jackson 5 çizgi film

1971’de, grup zirvedeyken, Walt Disney Pictures çizgi filmini yaptı. Çizgi filmin de yayınlanması ile Jackson kardeşlerin ünü tüm dünyada yankılanmıştı.

1972’de dünyaya açılan konserlerine İngiltere’den başladılar. Nereye giderlerse kapalı gişe çıkıyorlardı sahneye. The Jackson 5, sınır tanımıyordu.

Plak şirketi değişikliği

Her şey aslında çok iyi gidiyorken 1973’ten sonra grubun satışlarında bir düşüş yaşanmaya başladı. Matown bu konudan oldukça rahatsızdı ve kontrolü ele almak istedi. Bundan sonra sadece şirketin seçtiği şarkıları söylemeleri konusunda baskı yapıyordu. The Jackson 5, daha fazla katlanmak istemedi. 1976’da şirketten ayrılma kararı aldı. Yeni sözleşmesini de “Epic Records” ile yaptı.

Ancak bu şirket değişikliği sırasında kardeşlerden Jarmaine Motown’da kaldı. Çünkü şirketin sahibi Berry Gordy’nin kızı ile evliydi. Grup isim hakkını da kaybetti. Jackson kardeşler, ayrılan kardeş Jarmaine’nin yerine en küçük kardeşleri Randy’i gruba aldı ve grubun adı yeniden “The Jacksons” oldu.

The Jacksons için yeni dönem

Grup yenilenince kariyer süreci de yenilendi. Artık “The Jacksons” olarak yeni bir sayfa açmışlardı. Michael ise, zirveyi zorluyordu.

The Jacksons, kısa zamanda kendini toparladı. 1976 – 1984 yılları arasında daha çok kendi parçalarından yaptıkları albümleri ve teklileri ile kariyerlerini oluşturdular. Epic Records’tan 6 albüm çıkardılar, ama en çok sevileni 1978 “Destiny” oldu. Bu, The Jacksons’un en başarılı albümlerinden biriydi.

“Destiny”, Michael için de ayrıca önem kazanmıştı. Çünkü bu albümde birçok şarkı Michael Jackson imzası taşıyordu ve dünya çapında beğeni toplamıştı. İşte Michael bu albümle anladı ki, yetenekleri şarkı söylemek ve dans etmekle sınırlı değildi. “Destiny” iki milyondan fazla sattı ve özellikle Michael Jackson’un ününe ün kattı.

Michael müzikal filmde

Michael, şöhret basamaklarında hızlı adımlar atarken farklı lezzetleri de tattı. 1978’de “The Witz” adlı müzikalde “korkuluğu” canlandırıyordu. “The Witz”, “Oz Büyücüsü” hikayesinden uyarlanmıştı. O dönem aşk yaşadıkları iddia edilen Diana Ross de bu müzikaldeydi.

Bu müzikal Michael’in hayatında bir değerdi. Çünkü bu sırada müzikalde yer alacak şarkıları aranje eden Quincy Jones ile tanıştı. Bu tanışma Michael’in gelecekti başarısı için güzel bir adımdı. Gerçek bir adım daha atıp film devam ederken bir ortaklık kurdular. Birlikte Michael’in bağımsız ilk solo albümünü yapacaklardı.

İlk bağımsız solo albüm

Michael’in ilk bağımsız solo albümü “Off The Wall”, Epic Records’tan çıktı ve yapımcılığını üstlenen isim de, Quincy Jones idi. Bu albüm dünya çapında ses getiren bütün şarkıları içeriyordu. En hit şarkılardan “Don’t Stop ‘Til You Get Enough, Of The Wall, Rock With You, She’s Out Of My Life” albümün satış rakamalrının yükselmesinde kuşkusuz büyük rol oynamış ve Michael,  pop müziğin idolü haline getirmişlerdi.

Bu gözle görülse de manevi bir kazanımdı. Bir de somut ödüller vardı elbet. Michael, 1980’de American Music Awards tarafından 3 dalda da ödüle layık görüldü: “En İyi Soul / R&B Albüm – Of The Wall, En İyi Soul  / R&B Erkek Sanatçı – Michael Jackson, En İyi Soul / R&B Şarkı – Don’t Stop ‘Til You Get Enough”.

Bunlar daha başlangıçtı. 1980 Şubat’ında ilk Grammy ödülünü, “En İyi R&B Erkek Vokal” dalında “Don’t Stop ‘Til You Get Enough” şarkısıyla aldı.

Bu kadar ödüle layık görülecek kadar dünya çapındaki bir beğeninin özel bir sebebi vardı aslında. Quincy normalde bir jazz müzisyeniydi ve albümlerde genelde altyapıya bu müzik türünü yerleştirirdi. Ama bu albümde bununla yetinmemiş, Michael’in yeteneğini keşfetmişti. İşte bu yüzden albümün altyapısını düzenlerken disco ve funky tarzı ritimleri de kullandı. Böylece Michael Jackson’a özel bir müzik türünün ortaya çıkmasını sağlamıştı.

Bu özel müzik ona beraberinde özel bir ün getirdi. Bundan sonra Michael’den söz edilirken “pop idolü” sözcüğü kullanılacaktı.

Michael, solo albümünün başarısına sevinirken kardeşleriyle çalışmaya da devam etti. 1980’de “The Jacksons” ile “Triump” adlı albümü yaptı. Besteleri ve sözleriyle tüm ilgi yine Michael’in üzerinde toplanmıştı. Özellikle “Can You Feel It” şarkısına çekilen klip çok beğenildi. Michael dans yeteneği ile bir kere daha herkesi büyülemişti. Bir gün dans türleri arasına girecek oluşu bu günlerden belliydi.

Dönüm noktası albüm

1982, Michael için bir dönüm noktasıydı. Çünkü neredeyse bugün adını andığımızda aklımıza gelen şarkıların olduğu albümü çıkarmıştı. Yapımcılığını üstlenen isim, dostluğunu pekiştirdiği Quincy idi ve “Thriller” adını verdiği albüm yine Epic Records’tan çıktı.

Albüm arka arkaya tekli halinde piyasaya sürüldü ve istisnasız her şarkısı hit oldu. “Beat It, Wanna Be Starting Something, Billie Jean” gibi bugün de bildiğimiz şarkılarıyla satış rekorları kırdı.

Şarkıların beğenileceği şüphesizdi, bir de bunun yanında dört hit şarkısı için kısa film tadında ilginç klipler çekti. Bu klipler ile kendine özgü olduğunu ve işlerini hep bu şekilde yapacağını kanıtlamıştı. Hatta bir ilk de yaşanıyordu; MTV ilk kez “Billie Jean” bir siyahi şarkıcının klibini yayınlamıştı.

Özellikle fantastik bir konuyla kurgulanan “Thriller” şarkısına çekilen 13 dakikalık klibi ile kelimenin tam anlamıyla patlama yaptı. Klibi Michael Jackson dansıyla adeta bir şölene dönüşüyordu. Çok beğenilmesinin ardından klip VHS formatında piyasaya sürüldü ve böyle Michael bir satış rekoru daha kırdı.

Moonwalk

Motown’un 25. Kuruluş yıldönümünde “The Jacksons” olarak “Billie Jean”i seslendirdiler. Michael şarkıyı söylerken yine dans ediyordu ve yaptığı “moonwalk” hareketi oldukça ilgi çekmişti. Klibindeki koreografi ile de adeta ilham kaynağıydı. Bugünden sonra “moonwalk” Michael Jackson imzası niteliğinde dans tarihine yazıldı.

“Thriller” albümü ile 37 hafta zirvedeydi. Haliyle bu başarı ödülleri de beraberinde getirdi.

1984’te Michael Jackson Grammy ödülleri için tam 12 dalda aday gösterildi ve bunlardan 8 tanesini alarak geceden ayrıldı. Ödüllerden 7 tanesi “Thriller” albümü, 1 tanesi de 1982’de söylediği “Someone In The Dark” içindi.  Ayrıca o gece, bir gecede en çok ödül alan sanatçı ünvanını da kazanmış oldu.

“Thriller” 1984’te Micahael Jackson’a “8 Amerikan Müzik Ödülü, 4 Amerikan Video Ödülü, 3 MTV Video Müzik Ödülü ve Üstün Başarı Ödülü” kazandırdı.

Talihsiz kaza

Michael, ödüllere doyamadığı dönemde şöhretin beraberinde getirdiği reklam tekliflerinden birini değerlendirmişti. Kardeşleriyle birlikte Pepsi’nin reklamları için anlaşma imzaladı. Ancak çekimde, reklam filminin bir parçası olan havai fişek gösterisi sırasında Michael’in saçları alev aldı ve cildinde ciddi hasarlar oluştu.

Michael başına gelenlerin sebebinin ihmalkarlık olduğunu düşünüyordu ve şirketi sorumlu tutuyordu. Bu sebepten tazminat davası açtı ve dava lehine sonuçlandı. Michael davadan kazandığı dudak uçuklatan rakamı tedavisinin yapıldığı hastaneye bağışladı.

Michael Jackson’a övgüler

“Thiller” albümünün sarhoşluğu devam ededursun Michael kardeşleriyle “Victory” adını verdikleri bir albüm çıkardı. Jackson kardeşlerin en başarılı albümlerinden biri daha piyasadaydı ve bu albümde de Michael’e ait birçok şarkı vardı. Şüphesiz ki, hepsi hit olacaktı.

“Victory” ile 5 aylık bir turneye çıktılar. Michael, turneden gelecek kazancın tamamını bağışlayacaklarını duyurmuştu. Michael’e bu davranışına karşılık bir jest yapıldı; Hollywood Yıldızlar geçidine “Michael Jackson” adı da eklendi. Turneden elde edilen gelir ise 5 milyon doları bulmuştu.

1985’te Michael, “Beat It” şarkısını televizyon ve diğer yayın organlarında alkollü araba kullanımına karşı yürütülen kampanyalarda kullanılması için bağışladı. Bunun jesti olarak da dönemin devlet başkanı Ronald Reagan tarafından Beyaz Saray’a davet edildi.

Bundan sonraki yıllarda da Michael, birçok sosyal sorumluluk projesinde öncü oldu. “USA for Africa” kampanyasında Afrika’daki açlık için “Lionel Richie” ile “We Are The World” şarkısını yazdı. Bu şarkı dünya çapında en çok satış yapan tekli olma özelliğini bugün bile taşıyor ve ayrıca “Tina Turner, Ray Charles, Bob Dylan” gibi bir çok ünlü isim tarafından da seslendirildi. Aynı zamanda Michael ve Lionel’e Grammy ödülü de kazandırdı.

Her sorumluluk projesinin sonunda bir yerden teşekkürünü alıyordu. Ancak eleştirileceği zamanlar da uzak değildi.

Michael Jackson’a eleştiriler

1985, Michael için övgü dolu olduğu kadar, eleştirileriyle de yakasındaydı. “Beatles” grubunun 200’den fazla şarkısının telif hakkına sahip olan ATV Müzik’in büyük bir hissesini satın alışı hakkında büyük tartışmalara sebep oldu. En sert tepkiyi müzayedeyi düzenleyen yakın arkadaşı, söz yazarı Paul McCartney’den gördü. Bu olay dostluklarını sarsmakla kalmamış, birlikte yazdığı şarkıların da sonunu getirmişti.

Bu tartışmalar maalesef burada bitmedi. Bazı basın mensupları artık Michael’den alaycı bir tavırla bahsediyordu. Uzun süre yaşamak için Elephant Man’ın kemiklerini satın almaya çalıştığından, ilginç tavırlarından bahsederken artık adını kullanmak yerine onu “Wacko Jacko” gibi bir lakapla anıyorlardı.

Yeni albüm

Dengeler hayatın içinde sürekli değişiyordu sonuçta. Bir gün övülürken diğer bir gün yerilmek olağan olabiliyordu. Michael de hayatına devam etti ve yeni albümler yaptı.

1987’de yine aynı yapımcı ve plak şirketiyle çalışarak “Bad” albümünü çıkardı. Bu albüm, Amerikan Müzik tarihinde beş şarkısı da; “Bad, The Way You Make Me Feel, Man In The Mirror, Dirty Diana ve I Just Can’t Stop Loving You”, Amerikan Müzik listesinde zirveye yerleşen ilk albümdü.

2008’deki son bilgiye göre albüm, Amerika’da 8 milyon, dünya çapında da 30 milyon kopya sattı.

Michael’in estetik ameliyatları

“Bad” albümünün tanıtımından sonra, Michael Pepsi sponsorluğunda 16 aylık uzun bir turneye çıktı. Bu ilk solo Michale Jackson turnesiydi ve toplamda 123 konser verdi. Bir yandan da Pepsi reklamları ile ekranlardaydı.

Turne bitiminde Michael, “Bad” şarksı için “Martin Scorsese”in yönetmen koltuğuna oturmasıyla kısa film tadında bir klip daha çekti. 18 dakikalık videoda şarkıdan daha ön planda olan şey ise Michael Jackson’un yeni görüntüsüydü. Michael Jackson’un artık yeni bir rengi vardı.

Medya, Michael Jackson’un siyahi olmaktan utandığı için ten rengini beyazlatmak istediğini yazdı. Hatta burun estetiği, alın kaldırma, dudak inceltme gibi daha başka operasyonlar da geçirdiğinden bahsediyorlardı. Basında tam bir sansasyon yaratan bu değişim de klibin satışını olumsuz etkilemedi.

Michael estetik operasyonlar hakkında konuşmak yerine yazmayı tercih etti. 1988’de Moonwalk adını verdiği otobiyografisinde sadece iki estetik operasyon geçirdiğini, çenesindeki yaralardan dolayı da cildi için ayrıca cerrahi işlem uygulandığını yazdı.

1980’li yıllarda, “Thriller” albümünün çıktığı zamanlarda, Michael’in teninde değişiklikler olmaya başladı. Siyah olan teni bölge bölge beyazlamaya başlamıştı. Michael, vitiligo hastalığına yakalanmıştı. Hastalık en belirgin olarak yüzünde ve kaval kemiği bölgesinde kendini gösteriyordu. 1987’ye kadar bunu siyah makyaj ile kapatarak sakladı. Ancak beyaz bölgeler giderek artıyordu. Bu sefer de beyaz makyaj uygulamaya başlandı. Ancak 1988’de artık makyaja gerek duymayacak kadar beyazlamıştı, burnunun üstünde de bir leke vardı. Kaval kemiğinde ise büyük yaralar olmuştu.

Michael sonradan yaptığı bir açıklamada bu hastalığın babasının ailesinde de görüldüğünü söyledi. Ama doktorlara göre hastalık kalıtsal değildi. Bazıları ise 1982’den itibaren Michael’e verilen ilaçların onu beyazlattığını iddia etti.

Müziğin kralı

1988’de yönetmen koltuğunda “Jerry Kramer ve Colin Chilvers”ın oturduğu ve Michael Jackson’a “Kellie Parker, Brandon Adams ve Sean Lennon” eşlik etti. Şaşırtıcı bir sonuç yoktu, film beklenen ilgiyi görmüştü. Hatta VHS sürümleri bile bir milyon satışla rekor kırdı.

Bundan sonra Michael Jackson Pop, Rock ve Soul müziğin kralı ilan edildi ve dünya çapında bir ünle idol haline geldi.

Geç yaşanan çocukluk

Son filmin başarısını da hanesine gururla yazmıştı. Ancak bir yandan da şöhretin kötü yanlarından sıkılmıştı. Hakkında sürekli türetilerek çoğalan dedikodular, peşini bırakmayan sorular, kameralar derken Michael, Hayvenhurst’ta ailesiyle beraber yaşadığı evi terk etti.

Yaşamak için Neverland çiftliğini satın aldı. 2700 dönümlük alana kurulu bu çiftlikte gözlerden uzak yaşayabilecekti. Üstelik yaşayamadığı çocukluğu için de planları vardı. Bu koca çiftliği bir çocuğun içinde olmaktan mutlu olacağı bir yere çevirdi. Hayvanat bahçesi, lunapark, küçük bir göl…

Bu satırları yazarken İstanbul’u da sel götürüyor bu arada. Cümlelerimden cama vuran dolunun sesiyle ayrıldım. Halbuki ben Michael’in o küçük gölde kağıttan gemiler yüzdürdüğünü hayal ediyordum…

90’larda Michael Jackson

1991’de Michael, astronomik bir rakam üzerinden Sony şirketi ile anlaştı, sözleşmeleri 15 yıllıktı. Bu süreçte 6 albüm ve bir de film yapacaklardı. Michael Jackson’a sağladığı gelir dudak uçuklatan cinstendi ve haliyle bu çok konuşuldu.

Kasım 1991’de “Dangerous” adını verdiği yeni albümünü çıkardı.

90’lar Michael’e yaramıştı. “Black and White” albümünün hit parçasıydı ve klibi olay oldu. Çünkü klibinde cinsellik, şiddet ve ırkçılık gibi konulara değiniliyordu. Özellikle son sahneler büyük ses getirmişti. Klibinin bu kadar büyük olay olması sebebiyle Michael, bir basın bülteni yayınladı ve derin üzüntülerini iletti. Sansasyon yaratan kısımları çıkarttı.

Cümlelerinden bir bölümde şöyle diyordu: “Ben yalnızca dürüst olmak isteyen, insanları mutlu etmeye çalışan biriyim. Tanrı’nın bana ihsan ettiği yeteneğim aracılığıyla onlara biraz olsun “kaçış duygusu” vermek amacım. Kalbim burada işte. Tüm yapmak istediğim bu…”

Bunca olaydan sonra bile Michael Jackson gerçeği değişmedi ve albümün diğer parçaları; “Remember The Time, In The Closet, Jam” gibi şarkıları hit oldu. Hatta bir sonraki albümü “History”i çıkarana kadar dünya çapında 22 milyon satış yaptı.

Michael Jackson ile bir akşam yemeği

1992’de MTV, kanalının ilk uluslararası yarışmasını yayınlamaya başladı. Yarışmaya dünyanın her yerinden isteyen herkes katılabiliyordu ve ödül de Michael Jackson ile bir yemeğiydi. Yarışma büyük ilgi görmüştü. Talihliler Michael’in “In The Closet” şarkısının klip çekiminde toplandı.

1993’te de ABC kanalı, “The Jackson: An American Dream”i yayınladı. Program Jackson kardeşlerin gerçek hayat hikayelerinden bahsediyordu. Gerçekten de bir rüya gerçek hayatla buluşmuştu. İşte Jackson kardeşlerin bu kadar sevilmesinin ardında yatan bu gerçeklikti.

Yılın Hümanisti: Michael Jackson

1993’te Michael Jackson bir sosyal sorumluluk projesine daha imza attı. “Heal The World Foundation” adında, amacı çocukların daha iyi ve eşit yaşam koşullarına sahip olmaları ve topluma yararlı bir birey haline gelmelerini sağlamak olan bir fon kurdu.

Yardıma ve ilgiye muhtaç çocuklar, eğlenmeleri için Michael’in Neverland çiftliğine getiriliyorlardı. Michael bir yandan da bu fonun kazancını sağlamak için 67 konser verdi. 1993 Superbowl maçının devre arasında verdiği mini konser ile 100 milyon kişiye ekranlarından ulaşarak o zamana kadar elde edilmiş en büyük izlenme rekorunu kırdı.

Bu başarıları da ödülsüz kalmadı: Şubat’taki 35. Grammy ödülleri gecesinde “Yaşayan Efsane” ödülüne layık görüldü. Ayrıca Mart’ta, Soul Train, onu “Yılın Hümanisti” ödülü ile gururlandırdı.

Albüm serisi

Michael bu kez seri albüm yapacaktı. “History: Past, Present and Future” adını verdiği yeni albümünün başlangıcı olan “History Begins”i Haziran 1995’te çıkardı. Albüm 15 eski hit parçasının cover edilmiş haliydi. Albümün ilk teklisi, kız kardeşi Janet Jackson ile birlikte söylediği “Scream”, büyük liste başarısı sağladı. Bu parçaya tüm zamanların en pahalı videosu niteliğinde bir klip çekti.

Jackson kardeşler, bu şarkı ile MTV Video Müzik Ödülleri’nde farklı kategorilerde 3 ödül aldı.

Serinin ikinci bölümüne de “History Continues” adını verdi. Bu sefer 15 yeni şarkısı vardı.

Ödüller bir yana, “They Don’t Care About Us” şarkısındaki anti – semitik ifadelerden dolayı Yahudilerin tepkisini çekti. Albümden dördüncü tekli olarak çıkacağı zaman sözleri düzenlemelerde müziğe uygun bir şekilde değiştirildi.

Michael Jackson evlendi

Michael Jackson Rock’n Roll’un kralı Elvis Presley’in kızı, Lisa Mary ile büyük aşk yaşadı. 1994’ün sonlarında evlendiler. Michael, aşık bir adamdı. Disneyland’daki balayında ikisinin de ayakları yerden kesilmişti. Gondola binip, binlerce sterlinlik oyuncaklar aldılar. Lisa’nın deyimiyle Michael tutkulu bir aşıktı.

Bu kadar aşktan mıdır bilinmez bu evlilik yalnızca 18 ay sürdü. Hiç çocukları olmadı.

İkinci evliliği

Bu evliliğin bitişinin üzerinden çok geçmemişti ki, 1996’da “History” için dünya turnesine çıkan Michael, konserler devam ederken, arada bir zamanda, Sydney’de Deborah Jeanne Rowe ile evlendi.

Bu evlilikten Prince Michael ı ve Prince Michael II adında iki erkek çocukları ve bir de Paris Michael adında bir kız çocukları oldu. Ancak Michael’in bu evliliği de çok uzun sürmedi. Hatta çift 1999’da olaylı bir şekilde boşandı.

Michael Jackson çocuklarını yıllarca kameralardan maskeler ya da çeşitli örtülerle sakladı. Bir de muhtemelen hepimizin hatırladığı o sahne, Berlin’de bulunduğu zamanlarda minik oğlunu balkondan sallamasıyla hafızalara kazındı ve büyük eleştiriler aldı. Asıl sansasyon boşanırken çocukların velayet davasıydı. Bu dava 2006’da sonuçlanacaktı. Mahkeme eşlerin çocukları üzerindeki haklarını sınırlandırma kararı aldı.

Eleştirilerin başlangıcı 1996 Brit Ödülleri gecesindeki sahnesine dayanıyordu. Çünkü Michael sahneye çıktığında “Earth Song” şarkısını beyazlar içinde etrafını saran birçok çocukla birlikte söyledi ve iki ağaç arasında kollarını açtığı bir figürü de oradaydı. Bu olay üzerine kendisini Mesih ilan ettiği eleştirilerine maruz kaldı. O günden sonra yaşanan her olaydan sonra eleştirilerin devamı da elbette gelmişti.

En uzun klip

1997’de History albümünün hit parçalarını remixledi ve “Blood On The Floor: History In The Mix” adıyla çıkardı. Albüm yine büyük ilgi gördü

Michael Jackson bu albümünü “Elton John”a ithaf etti. “Is It Scary ve Ghost” için Stephen King ile birlikte yazdığı ve Stan Winston tarafından yönetilen bir klip çekti. Bu klip 35 dakikalık süresiyle en uzun müzik videosuydu ve yine hak ettiği ilgiyi gördü.

Milenyumda Michael Jackson

Her devrin adamı olup yine de ilgisini asla yitirmeyen bir sanatçı olmak nasıl bir duyguydu acaba? Düşünüyorum da ben ipin ucunu 90’lardan yakaladım. Her 10 yılda bir devir değişti, ama o hem ayak uydurdu hem de hep kendine özgüydü.

Michael, 2001’de 13 ülkenin birden pop müzik listesinin zirvesine oturacak “Invincible” adını verdiği albümünü çıkardı. Milenyumda “You Rock My World, Butterflies ve Cry” gibi hit şarkılarıyla fırtına olmuş dünyada esiyordu. Bunca başarıyı görünce dünyanın ötesine de ulaştığını düşünmeden edemiyor insan tabii.

Bu sırada müzik şirketi Sony ile anlaşmaları doluyordu ve aslında albüm çıkmadan önce Michael şirket sahibi Tommy Mottola’yı uyarmıştı, sözleşmeyi yenilemeyecekti. Bu sebeple araları açıldı.

Yasal prosedür işleme girdi ve albümle ilgili tüm promosyonlar ve teklilerin satışı iptal edildi. Bundan sonrasında da olay giderek çirkinleşti. Michael, Tommy’nin Afrika kökenli Amerikan sanatçılara saygısız davrandığını ve şirketin siyahi artistleri çıkarları doğrultusunda kullandığını iddia etti. Sony ise bu iddiaları yalanladı. 15 yıllık bir çalışma sonrasında ayrılık fazlasıyla yıpratıcı olmuştu.

Otuzuncu yıl partisi

Michael Jackson, Eylül 2001’de solo kariyerinin otuzuncu yılı şerefine, Madison Square Garden’de bir parti verdi. Partide yakın dostu Elizabeth Taylor, bir zamanların çocuk yıldızı Macaulay Culkin ve Chris Tucker de vardı. Geceye katılan “Usher, Withney Houston, Destiny’s Child, Gloria Estefan, Shaggy” gibi ünlü isimler kimi zaman Michael Jackson’un unutulmaz şarkılarını, kimi zaman da kendi şarkıların söyleyerek geceyi renklendirdiler. Hatta N’sync ve Britnry Spears, Michael Jackson ile düet yapma şansını yakaladı.

Gecede Jackson kardeşler olarak da bir gösteri sundular. Bu gece Michael Jackson’ın gerçekten de “King of Pop” ünvanını layıkıyla taşıdığının kanıtı oldu.

Çocuk istismarı iddiaları

Michael 2003’te “Resurrection” adını verdiği bir albüm çıkaracağını duyurdu. Hatta albümün promosyonunu da kısa bir filmle yaptı.

Ama bir şeyler yanlış gidiyordu. Mart 2003’te “Xscape” şarkısının çıkacağını her mecradan duyurmasına rağmen bilinmeyen sebeplerden dolayı bu çıkış iptal edildi. Ama yıl sonuna doğru hit olan şarkılarından oluşan “Number Ones” albümünü CD ve DVD formatında, üstelik Sony etiketiyle çıkardı. Bu albüm 8 milyondan fazla sattı.

Tüm bunlar yaşanırken bir yandan da Michael Jackson’ın çocuk istismarcısı olduğu yönünde iddialar gündeme gelmişti ve tutuklandı. Bu olaylara karşı üzüntüsünü şu sözlerle açıklıyordu: “Beni gerçekten tanıyan herkes şunu iyi bilir ki, çocuklar hayatımdaki her şeyden önce gelir ve bir çocuğa asla zarar veremem”

Eski şarkılarını bir arada topladığı albüme sadece bir tane “One More Chance” adını verdiği yeni bir şarkı eklemişti. İşte bu şarkının klip çekimleri sırasında çocuk istismarı iddiaları sebebiyle ikinci kez tutuklandı. Ancak yine serbest bırakıldı.

Çocukluğunu hiç yaşayamamış biri olarak muhtemelen üzüntüsü çok derindi. Bir açıklamasında şöyle bir cümle kullandı: “Yatağımı erkek çocuklarıyla paylaştım, ancak bunda cinsel yön olmadı”

İddialar devam ederken bir haber daha duyuruldu; Michael dinini değiştirmiş ve Müslüman olmuştu. 2005’te ise bir camii yaptırdığı söylendi.

Hakkında yayınlanan haberler ne olursa olsun iddiaların ardı arkası kesilmedi. Ağustos 2004’te VH1 Müzik kanalı, Michael’ın hayatını anlatan görsel bir biyografiyi “Man In The Mirror: The Michael Jackson Story” adıyla yayınladı. Garvin Arviso, tekrar gündeme gelen çocuk istismarı iddialarını tekrar gündeme getirmişti. Dönemin ünlü Rap şarkıcısı Eminem de “Just Lose It” şarkısıyla Garvin Arviso’ya karşı gönderme yaptı. Artık tartışmalar başını almış gidiyordu ki, Michael sessizliğini bozdu. Bir açıklama yapıp verdiği kararları hayata geçirdi.

 

Michael Jackson Bahreyn’de

Haziran 2005’e kadar hakkında açılmış 10 dava vardı. Michael, hakkında açılmış davaların hepsinden beraat etti.

Kaliforniya, Santa Maria’da çıktığı mahkemede aklandıktan sonra Prens Şeyh Salman bin Hamed Halife’nin daveti üzerine Bahreyn’e uçtu. Neverland çiftliğini satıp tamamen Bahreyn’e yerleşiyordu. Avukatı Thomas Mesereau, bu bilgiyi doğrulamıştı. Michael yaşadıklarından sonra stres ve zararlı alışkanlıklarına bağlı olarak çok fazla kilo vermişti; bu mutsuzluk onu yiyip bitiriyordu. O da hayati bir karar verip zor anlarında onu yalnız bırakmayan dostlarının yanına taşınmayı tercih etti.

Bu onun için doğru bir karardı. Çünkü kısa sürede sağlığını toparladı ve yeni şarkılar yapmaya bile başladı. “I Have This Dream” şarkısını burada, Katrina Kasırgası mağdurları için yazdı mesela. Hatta şarkıyı “Snopp Dog, Jermaine Jackson, Ciara” gibi ünlü isimler hep birlikte seslendirdi. Ancak bilinmeyen sebeplerden şarkı yayınlanmadı.

Elmas ödülü

Michael, Nisan 2006’da İngiliz Müzik Yapımcısı Guy Holmes ile 2007’de çıkmasını planladığı albümü için, tek albümlük bir sözleşme yaptı.

Mayıs 2006’da, Tokyo’da, MTV Japonya Lokasyonu’nun düzenlediği Video Müzik Ödülleri gecesinde, 35. Grammy’den sonra bir kez daha “Yaşayan Efsane” ödülüne layık görüldü. Bir yandan da bu gece uzun bir aradan sonra Michael, ilk defa ekrana çıkmıştı.

8 dalda ödüle daha layık görülmüştü; ödüllerini Guiness Dünya Rekorları Londra ofisinde aldı. Ayrıca 100 milyondan fazla satışa ulaştığı için, Dünya Müzik Ödülleri’nde “Elmas Ödül”ün sahibi de yine Michael Jackson idi.

Thriller 25

2008, Michael’in en çok ses getiren albümü Thriller’in 25. Senesiydi. Bu sebeple Şubat 2008’de 25. Yıla özel, “Thriller 25” adını verdiği albümünü çıkardı. İlk “Thriller” albümündeki şarkılara ek olarak, 8 şarkı daha vardı bu albümde.

Özel albümünün piyasaya çıkmasıyla bir zamanlar ses getirmiş ama hala sıcaklığını koruyan “Thriller, Beat It ve Billie Jean” kısa filmleri de DVD formatıyla yeniden çıktı. “Thriller 25” albümü, böylece Amerika’da 2, Birleşik Krallık’ta 3. Sıraya yerleşti.

Mart 2009’da Londra’da bir basın açıklaması yaptı. Michael, 8 Temmuz’da başlayarak Londra’da 50 konser vereceğini ve bunların Londra için son konserler olacağını duyurdu. Ancak bu konserleri veremeyecekti…

Michael Jackson öldü

Michael, Los Angeles’teki evinde yanında doktoru ve yardımcıları ile beraberdi. Londra’da vereceği konser için hazırlıklar yapıyordu. Provalar sırasında biraz dinlenmek için odasına çekildi. Ancak sabah saatlerinde birden fenalaştı ve hastaneye kaldırıldı.

Nefes darlığı yaşıyordu ve sonra bilinci kapanarak komaya girdi. Ancak müdahaleler çözüm vermiyordu Michael’ın kalbi durmuştu. Michael Jackson, 25 Haziran 2009, saat 14:26’da, Los Angeles’te kalbinin durması sonucunda hayata gözlerini kapadı.

Ölümünden sonra otopsisi yapıldı. Otopsi sonuçlarına göre Michael gayet sağlıklıydı. Asıl ölüm nedeni ise, kullandığı kuvvetli anestezi ilaçlarıydı.


Michael Jackson’ı anma töreni

Michael, ölmeden 2 gün önce son provasını “Staples Center”de yapmıştı. 7 Temmuz 2009’da da anma töreninin burada yapılmasına karar verildi. Tüm ailesi ve çocukları oradaydı. Ünlü isimler de katılmıştı ve tabii ki hayranları onu yalnız bırakmadı. Ölümü de en az yaşamı kadar afilliydi. Bu tören dünyada en çok izlenen cenaze töreni ve TV olayı olarak tarihe geçecekti. Tüm ailesi onun için sahnedeydi.

Bu kadar ünlü ve seviliyor olmanın getirdiği zorluklar, Michael öldükten sonra bile son bulmadı. Ölüm haberinin üzerinden çok geçmemişti ki, onun hala yaşadığını iddia eden asılsız haberler geldi gündeme. Bir kısım hayranı buna inanmayı tercih etti. Belki de çok sevdikleri Michael Jackson’ın öldüğünü kabullenmek istemediklerindendir, kim bilir.

Şubat 2011’de Michael Jackson’ın ölümüyle ilgili doktoruna dava da açıldı ve dava 8 Kasım’da sonuçlandı. Ölümüne sebep verdiği gerekçesiyle Conrad Murray’ın lisansı elinden alındı ve 4 yıl hapis cezası aldı. Çünkü, Conrad, Michael’a ölümcül olabilecek düzeyde ve ameliyatlarda kullanılan anestetik ilacı gerekli ekipmanı olmadan verip bir de üstüne onu alarmlı bir monitörle izlememişti. Sevgilisiyle telefonla konuşmak için dışarıda olduğu sırada Michael fenalaştı. Ancak bu sefer de yanlış ilk yardım uyguladı. Conrad, kasıtsız bir şekilde Michael’ı öldürmüştü.

Öyle ya da böyle Michael, bir şekilde öldü ve artık bu dünyada değil. Ama sanki hala buralardaymış gibi hissediyor insan sesini duyunca… Ölümsüzlüğün formülü aslında böyle bir şey olsa gerek.

Bu dünyadan bir Michael Jackson geçti diyebilmenin gururu var içimde…

İyi ki…

Damla Karakuş

[email protected]

Not:

Biyografisini okumak istediğiniz kişileri lütfen bizimle paylaşın.

 

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,