Etiket: Müzeyyen Senar

Müzeyyen Senar kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Müzeyyen Senar, 16 Temmuz 1918 tarihinde Bursa ilinin Keles ilçesine bağlı bir köyü olan Gököz’de doğmuştur. Adını Hikmet koyuyorlar. Nüfus cüzdanı çıkarması için şehre gönderdikleri enişte, ‘Yapamadım’ diye dönüyor, “Bu çocuğun adının Hikmet olmasına gönlüm el vermedi, yakıştıramadım, Müzeyyen yazdırdım.” Diyor.

(adsbygoogle = window.adsbygoogle || ).push({});

Babası Cerrah Mehmet lakaplı kıraathane işletmecisi, annesi güzel Kuran okuması ve bülbül sesiyle ünlü köylü kızı Zehra. Müzeyyen Senar’ın ablası İsmet (d.1910), abisi Hilmi (d.1915)’dir. Müzeyyen Senar altı yaşındayken mevlitlerde annesine eşlik etmeye başlayınca millet hayrete düşüyor.Sonra kekeme oluyor.1927 yılında Müzeyyen Senar 9 yaşında iken babasının çapkınlıkları yüzünden annesi evi terkedip İstanbul’a gidiyor. 3 yıl sonra da Müzeyyen Senar annesinin yanına gidiyor. Okuluna İstanbul’da devam ediyor. Okuldaki müzik hocası sayesinde Üsküdar Musiki Cemiyeti’ne kaydoluyor.

Müzik eğitimine Anadolu Musiki Cemiyeti’nde, kemençe üstadı Kemal Niyazi Seyhun Bey ve udi Hayriye Hanım gözetiminde başladı.

Güçlü bir sese sahip olan Müzeyyen Senar, hafız Sadettin Kaynak, Selahattin Pınar, Lemi Atlı, Mustafa Nafiz Irmak gibi devrin önemli üstatlarından da dersler aldı.

1932 senesinde İstanbul Radyosu’nda şarkı söylemeye başladı. Müzeyyen Senar’ı bu radyo programında dinleyen, İstanbul’un en önemli müzikhollerinden biri olan 10. Yıl Belvü Gazinosu’nun sahibi “İbrahim Dervişzâde” 1933 yılının yaz sezonunun yıldızlar programına Müzeyyen Senar’ı da aldı. Müzeyyen Senar, sonraki yıllarda İstanbul’un başka ünlü gazinolarında da sahne aldı. Sahneye çıkmak için getirdiği ‘solo’ şartı ile Senar, Türk gazino tarihinde solistlik müessesesini başlatan ilk sanatçı oluyor.

1938 yılında Ankara Radyosu’nun kurulması ile birlikte ilk yayınları yapanlar arasında yer aldı. Radyo programlarını ise 1941 yılına kadar devam ettirdi.

Müzeyyen Senar’ın yeteneği, Cumhuriyet’in kurucusu ve Türk sanat müziğinin büyük hayranı Mustafa Kemal ATATÜRK‘ün de ilgisini çekti ve sanatçı birçok kez onun huzurunda, özel meclislerinde şarkı okudu.

İlk yurtdışı konserini Paris’te verdi. En çok ‘Haydar Haydar’, ‘Ormancı’, ‘Feraye’, ‘Benzemez Kimse Sana’ şarkısını söylemeyi seviyor.

Müzeyyen Senar, son sahne konserlerini 1983 yılında İstanbul Bebek Gazinosu’nda verdi. Bu tarihten sonra yalnızca ender anlarda, müzikli özel toplantılarda şarkı söyledi.

En son 2004 yılında Sezen Aksu tarafından düzenlenen 73. Sanat yılı konserinde Tarkan, Ajda Pekkan, Nilüfer gibi birçok sanatçıyla sahneye çıktı. Doktoru bir daha da sahneye çıkmasını yasakladı.

26 Eylül 2006 tarihinde İzmir‘deki evinde beyin enfarktüsü geçirdi. Sol tarafının felç oldu. 2007’de İstanbul’daki Darüşşafakada Rehabilitasyon Merkezinde Nisan ayı başına kadar tedavi gördükten sonra kısmi olarak düzeldi. Bu tedavilerden sonra Muğla‘nın Bodrum ilçesinde kızı Feraye ve oğlu Ömer ile birlikte yaşamaktadır.

Müzeyyen Senar 1998’de Devlet Sanatçısı unvanı ve ‘Cumhuriyet’in divası’ lakabını aldı.

Öğrencisi Bülent Ersoy tarafından Müzeyyen Senar’ın anısına 30 Ekim 2009 tarihinde Müzeyyen Senar’ın sanat yaşamından fotoğrafların yer aldığı “Cumhuriyetin Divası: Müzeyyen Senar” sergisi açıldı.

Müzeyyen Senar, bardak yemesiyle, elmayı eliyle ortadan ikiye bölebilmesiyle de meşhurdur. Ayrıca bir dönem Suudi Arabistan sefiri ile evlenip sefire ünvanını da almıştır. Arap filmlerinin dublajında Münir Nurettin Selçuk‘la birlikte şarkı söyledi. Sadettin Kaynak‘ın şarkılarını plağa okudu. Kerem ile Aslı, Kahveci güzeli gibi filmler de oynadı. Türkiye’de yakılan ama Amerika’da gösterilen “Ana Yüreği” adlı bir sinema filminde oynamıştır. Beş binden fazla plak yapmıştır.

Evlilikleri : Üç kere evlendi. kızı Feraye ve oğlu Ömer olmak üzere İki çocuğu var.
1. evliliği : 1935’te, 17 yaşında iken hayatı boyunca taşıyacağı soyadının sahibi Ali Senar ile evlendi.
2. evliliği : 1943’te Galatasaray’da top oynayan Ercüment Işıl ile evlendi. Feraye (d.1 Şubat 1947) adında bir kızı ve Ömer Işıl (d.1944) adında bir oğlu oldu. Oğlu Galatasaray kulübünün genel sekreterliğini yapmıştır. Feraye, sinema oyuncusu Kuzey Vargın ile 10 yıl süren bir evlilik yaptı.
3. evliliği : 1953’te Suudi Arabistan sefiri Tevfik Hamza Bey ile evlendi. Ama eşinin hükümeti istemediği için ayrılmışlar.

Müzeyyen Senar, 31 Temmuz 2012 tarihinde durumunun kötüleşmesi üzerine Bodrum’da hastaneye kaldırıldı.

2015 ocak ayında Bodrum ilçesindeki evinde yaşamını sürdüren Müzeyyen Senar’ın sağlık durumunun yaşlılığa bağlı nedenlerden dolayı ağırlaşması üzerine ailesi tarafından daha iyi şartlarda bakımının yapılacağı bir merkez olan İzmir‘in Urla ilçesindeki Darüşşafaka yaşlı bakımevine götürüldü.

Yaşadığı Bodrum’daki evinden 2015 Ocak ayında Darüşşafaka Urla Yaşam Merkezi’ne getirilen Müzeyyen Senar 8 Şubat 2015 tarihinde 07.00’de tedavi gördüğü Ege Üniversitesi Hastanesi’nde 97 yaşında hayatını kaybetti.

Albümleri:
2008 – Odeon Yılları 2
2008 – İkinci Dubleden Sonra
2007 – Son Aşkımı Canlandıran
2007 – Atatürk’ün Sevdiği Şarkılar
2006 – Odeon Yılları
2006 – Ne Yaptım
2006 – Ben Seni Unutmak İçin Sevmedim
2004 – Bir Bahar Akşamı
2001 – En Son Okuduklarım
1998 – Müzeyyen Senar ile Bir Ömre Bedel
1995 – Akşam Oldu Hüzünlendim Ben Yine
1991 – Nostalji Müzeyyen Senar’la Faslı Muhabbet
1990 – Çilingir Sofrası
1990 – Günay Sanat Geceleri
1989 – Çilingir Sofrası
1988 – Yine Bir Sızı Var İçimde – Efsane Sesler Arşiv Serisi
1988 – Ayrıldı Gönül Efsane Sesler Arşiv Serisi
1986 – Bilmem ki Sefa
1983 – Gelse O Şuh Meclise 2
1988 – Söyleyin Güneşe – Efsane Sesler Arşiv Serisi
1979 – Güller Arasında – Efsane Sesler Arşiv Serisi
1979 – Şarap Gibi
1978 – Çilingir Sofrası 1978
1976 – Gelse O Şuh Meclise
1970 – Son Veda
2001 – Gül Yüzlülerin Şevkine Gel
1995 – Meşk
1995 – Müzeyyen Senar

Kaynak:Biyografi.info

 

Kaynak: biyografi info

Etiketler, , , , , , , , , , , , , , , ,

Müzeyyen Senar Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

“Benzemez kimse sana,

Tavrına hayran olayım… “

Bu şarkıyı onun sesinden duyup da bir masada ne çok şeyi ertelediğiniz olmuşsa, tebrikler, siz de kesinlikle gerçek bir Türk Sanat Müziği sevenisiniz demektir.

Çocuk yaşta dinlenir mi dememek lazım, kendimden biliyorum, dinleniyor. Ama insan o şarkının sevincini ya da hüznünü en az genç yaşına geldikten sonra anlamaya başlıyor. Ben onun duygusunu kavramaya başladığımda çocukluk arkadaşımla, çocukluk hayalimizi gerçekleştirmiş, üniversitede o yaz aynı evde yaşamaya başlamıştık. Bir iki Müzeyyen Senar, Zeki Müren dinletileri derken, hop o anlar “Süt – Kek Geceleri”ne dönüşüverdi…

Hayat seni bulunduğun noktadan alıp nereye götürürse götürsün, barındırdığı güzellikler baki. Kekten tatmayalı, sütten yudum almayalı uzun zaman oldu belki. Ama şimdi fonda Müzeyyen Senar, Benzemez Kimse Sana’yı söylerken, hayatında kimseye benzemeyecekleri düşünmek, o kekin tadının başka hiçbir kekte olmayacağını bilmek sonsuzluğun tanımı gibi…

O zaman iyi ki doğdun Müzeyyen Senar…

Çocukluğu

Müzeyyen’in doğumu ile ilgili iki bilgi var. Birincisi, Müzeyyen, 16 Temmuz 1918’de, Bursa’nın Keles ilçesine bağlı Gököz köyünde, Zehra Hanım ve Cerrah lakaplı Mehmet Bey’in üçüncü çocukları olarak dünyaya geldiğinde ailesi, ona, “Zeliha Eren” adını verdi.

İkinci bilgi ise, Müzeyyen’in evlatlık olduğu iddiası. R. Erkan Alemdaroğlu’na göre, Müzeyyen, İnegöl’ün Hilmiye köyünde Zeliha Eren adı ile Fatma Hanım ve Reşit Bey’in çocuklarıydı.  Aslında önemli olan hangisinin doğru olduğu değil, Müzeyyen’in hangi yollardan geçip nereye varacağıydı…

Annesi, Bursa’nın Pınarbaşı köyünde büyümüş, güzel sesiyle Kur’an okuyan, keyifli ortamlarda gazel atan, tef çalan güzeller güzeli bir genç kızdı. Babası ise, Bursa Çekirge’de kıraathane işletiyordu. Herkes ona, “Cerrah” diye sesleirdi.

Zehra Hanım’ın dillere destan güzel sesi yönünden Müzeyyen’in de şansı büyüktü. Her bebek ninnilerle uyutulurken, Zehra Hanım, kızını, şarkılar, türküler söyleyerek uykunun kollarına emanet ediyordu. Müzeyyen, iyiden iyiye dillenmeye başladığında, annesine şarkılarında eşlik etmeye başladı. Öyle ki 6 yaşına geldiğinde annesi mevlitlerde Kur’an okurken, o da annesine eşlik ediyor, düğünlerde şarkılar söylüyordu. Eğlenceli, pek şenlikli geçiyordu Müzeyyen’in çocukluğu…

Bir sabah uyandığında kekemeydi

Şarkılarla, türkülerle ve de ilahilerle günler günleri kovalıyordu ki, Müzeyyen bir sabah kekeme olarak uyandı. Ne doktorlar ne de hacı hocalar çare etti küçüğe. Nihayetinde nazar değdiği kanaatine varıldı ve kader deyip kabullenildi. Müzeyyen’in bu hali tam 10 yıl sürdü.
Müzeyyen, konuşurken kekeme de olsa, şarkı söylerken adeta bülbül gibi şakıyordu. Bu durumu fark eden öğretmeni, onun müzikle olan ilgisini yoğunlaştırdı. Müzik, Müzeyyen’in tüm hücrelerine nüfus ediyordu…

Nazardı belki ya da kader kısmet… Sebep her ne ise neydi işte. Müzeyyen, bir gün Müzeyyen Senar olacağı günlerin ilk adımlarını atıyordu. Yıllar sonra bugünleri için şöyle diyecekti: “Eğer kekeme olmasaydım Müzeyyen Senar olamazdım”.


İstanbul yolları

Müzeyyen tüm bunlar yaşandığında 9 yaşındaydı. Annesi Zehra Hanım, kocasıyla geçinemeyeceğini anladığında evini ve küçük kızını bırakıp İstanbul’a gitti; kız kardeşinin yanına.

Müzeyyen’e bir süre babaannesi baktı. Babaannesiyle birlikte, günlüğü bir kuruşa tütün dizdiler de, öyle geçindiler.

Böyle böyle üç yılı tamamladı Müzeyyen. Sonunda dayanamadı ve babasının cebinden 2 lira alarak evden kaçtı. Yarı çocuk, yarı genç kız aklıyla düştü yollara. Doğruca İstanbul’a gitti; Üsküdar’a. Annesine sonunda kavuştu.

Usta hocalarla müzik eğitimi

Okuluna İstanbul’da devam etti Müzeyyen. Mektepte belki okuyamıyordu; ama müsamerelerde bülbül gibi şakıyordu. Burada müzik öğretmeninin ilgisi üzerine Üsküdar Musiki Cemiyeti’ne gitmeye başladı. Yine bir müsamerede görmüşlerdi onu ve artık hummalı bir eğitim başlıyordu. Buradan sonra da Kadıköy Musiki Cemiyeti, yani Eski Şark Musiki Cemiyeti’ne. Kimler yoktu ki burada, Münir Nurettinler, Mesut Cemiller… Hepsi, ama hepsi oradaydı. Müzeyyen ne kadar farkındaydı bilinmez, ama burası müzikte başarıya giden yolda bir nevi Alice Harikalar Diyarıydı…

Müzik eğitimi, kemençe üstadı Kemal Niyazi Seyhun Bey ve udi Hayriye Hanım ile devam etti. Kemal Bey ve Hayriye Hanım, Müzeyyen’e, “Sen buraya gelme, eve gel” dediler. Sonra bütün bestekarlar da eve gelmeye başladı. Küçüktü, daha çocuktu. Buranın okuldan farkı yoktu onun için. Önlüğü üzerinde müzik öğreniyordu.

Müzeyyen, oldukça güçlü bir sese sahipti. Önce öğretmenleri arasında ünlendi. Sürekli sesi methediliyordu. Ün yayıldıkça devrin önemli üstatlarından Hafız Sadettin Kaynak, Selahattin Pınar, Mustafa Nafiz Irmak ve Lemi Atlı Müzeyyen’in öğreticilerinden oldu.

Zamanla Müzeyyen sadece sevilen şarkıları değil, kendi bestelerini de söyler hale gelecekti…

Müzeyyen Senar ilk kez sahnede

Müzeyyen, Kemal Niyazi Bey ile İstanbul Radyosu’nda şarkı söylemeye başladı; yıl 1932 idi. Haftada 5 lira alıyordu. Para kazanmaya başlamıştı; ailesine bakıyordu. Her Perşembe onu izleyenler, Müzeyyen’in serçe yüreğindeki heyecanı duymuştu ki radyonun ilgiyle takip edilen programlarından biri oldu. Müzeyyen’in adı böylece geniş kitlelere ulaşmıştı.

Saçında iki kurdele, tir tir titreyen bir kız çocuğu olarak aldılar Müzeyyen’i kendi deyimiyle bahçeye götürdüler. 10 liraya solist olarak çıkardılar. Yıl 1933 idi ve bir daha bu sahneden hiç inmeyeceğini ruhuna fısıldayan görünmez güzel varlıklar vardı sanki…

Müzeyyen’i programda dinleyen isimlerden biri de 10. Yıl Belvü Gazinosu Sahibi, İbrahim Dervişzade idi. 1933 yazında, Müzeyyen Senar’ın adı, yıldızlar programına alınmıştı bile…

Bundan sonra İstanbul’un ünlü gazinolarının kapısı da açılacaktı…

Ayrıca 1938’de Ankara Radyosu kurulduğunda da ilk yayın yapan isimler arasındaydı Müzeyyen Senar. Radyo programları 1941’e kadar devam etti.

Ve solistlik müessesi başladı

Müzeyyen, sahneye çıkmak için “solo” şartı getirmişti. Bu gazino tarihinde solistlik müessesesini başlatan hareket oldu.

Solist Müzeyyen Senar sahneye çıkıyor, tüm hücreleri ile şarkılarını bir başka söylüyordu. “Haydar Haydar”, “Ormancı”, “Benzemez Kimse Sana”… her şarkıda bir başka Müzeyyen doğardı.

Sahnedeyken etkileyen sadece sesi değildi. Aynı zamanda kendine özgü mizansenleri de en az sesi kadar ilgi çekiyordu. Rakı kadehini öyle bir çevirip rakısını içer, elmayı çat diye ortadan öyle bir bölerdi ki, sanki başka kim yapsa bu hareketler iğreti duracaktı…

(Üçüncü eşi Tevfik Hamza ile)

Müzeyyen Senar evlendi

Müzeyyen, tüm ömrü boyunca üç evlilik yapacaktı.

Müzeyyen, hayatı boyunca soyadını taşıyacağı Ali Senar ile 1935’te evlendi. Ancak bu evlilik uzun sürmedi.

1943’te ise ikinci evliliğini Ercüment Işıl ile yaptı. Bu evlilik ona kızı Feraye ve oğlu Ömer’i kazandırdı. Ancak bu evlilik de, iki çocuğa rağmen uzun sürmedi.

1953’te de Suudi Arabistan sefiri Tevfik Hamza Bey ile evlendi. Onun da sonu hüsran oldu. Aslında bu kez gerçekten hüsrandı. İşte bu evliliği ve aslında tüm aşk hayatını şöyle özetleyecekti yıllar sonra: “Hiç birinde de gelinlik giymek nasip olmadı bana. Öyle kimselere vurulmadım. Hep adamlar musallat oldu bana. Ben bir kez âşık oldum aslında, o da Suudi Arabistan sefiri Tevfik Hamza idi, evlendik, sefire oldum; ama şarkıcı olduğum için istemediler ve bizi ayırdılar. O gerçekten adam gibi adamdı. Hayatımda ilk kez bir erkeğin omuzlarımdan bütün yükü alarak beni sevebileceğini onda gördüm”

Atatürk’ün ilgisini çekti

Müzeyyen’in billur gibi akıp giden sesi, Mustafa Kemal Atatürk’ün de dikkatinden kaçmadı. Özellikle Türk Sanat Müziğine duyduğu hayranlıktan, Müzeyyen Senar sesini odağına almıştı. Birçok kez Ata’nın huzurunda, özel meclislerde okudu şarkılarını.

Hal böyle olunca ne anılar biriktiriyordu Müzeyyen. İlk konserini 1936’da Dolmabahçe Sarayı’nda, ölümünden iki yıl önce Atatürk’ün huzurunda gerçekleştirdi. En çok “Cana rakibi handan edersin” şarkısını beğenmişti…

Müzeyyen kalbinde bu büyülü anın heyecanını taşırken, eve dönüş yolunda kocasıyla tartışmaya başladılar. Kocası meğer kıskanmış onu. Eve geldiklerinde de annesini tartaklamaya kalkıştığında Müzeyyen, vazoyu kaptığı gibi kocasının kafasına geçirdi. Sonra bir zaman geçti ve bu kez de Atatürk ile dans etti diye kavga etmişlerdi. Bu evliliğin ömrünün vefa vermeyeceği ortadaydı. Öyle de oldu, ayrıldılar.

Yıllar sonra Atatürk’ü gördüğü o ilk anı ve heyecanını şöyle dile getiriyordu Müzeyyen Senar: “Sanki bana bir asır gibi gelen yolculuktan sonra saraya vardık. Girdiğimde bu zamana kadar görmediğim ihtişam adeta gözlerimi kör etti. Daha da şaşkın olmuştum. Yaveri takip ettik. Masanın kurulduğu salona girdiğim anda Atatürk’ü gördüm. Bir taraftan dizlerimin bağı çözülmüştü ama sanki uçuyor gibiydim. İçimden, ‘Müzeyyen bu Atatürk ve onu görüyorsun. Rüya mıydı acaba? diyordum. Hayır değildi. Atatürk’ü gördüğümde bayılacaktım… Yüzüne bakamadım”.

Gazino sahnelerine veda

Müzeyyen Senar, Türkiye’nin en ünlü, en özel gazinolarında yıllarca nice başarılı sahne programları gerçekleştirdi. O, Türk Musikisinde yeni bir ses, yeni bir nefesti adeta. Ancak her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi bu sahnelerin de sonu geliyordu. Müzeyyen Senar, 1983’te, İstanbul Bebek Gazinosu’nda son konserlerini verdi.

Bundan sonra yalnızca özel anlarda, müzikli özel toplantılarda dinlemek mümkün olacaktı onu…

Bir Ömre Bedel

Müzeyyen Senar, özellikle Rumeli Türküleri konusundaki yetisi ayrıca değerlendirilmeliydi. Ruhuyla bütünleşiyordu bu türküler Müzeyyen’in. Her bir coşkulu nağmeyi ve yahut hüzünlü örgüyü ustalıkla aktarıyordu onu dinleyene…

5 binden fazla çıkardığı plak, gazinolar, özel sahneler bir yana Müzeyyen Senar, 1998’de, Sezen Aksu, Nilüfer, Ajda Pekkan, Tarkan, Şebnem Ferah gibi isimleri bir araya toplayarak “Müzeyyen Senar ile Bir Ömre Bedel” adını verdiği albümü çıkardı.

2001’de ise, son albümüne, “En Son Okuduklarım” adını verdi.

Devlet Sanatçısı Müzeyyen Senar

Müzeyyen Senar, 1998’de Devlet Sanatçısı seçildi. O, Cumhuriyetin Divası idi… En sevilenden, en özel isimlerden biri…

2004’te Sezen Aksu, Müzeyyen Senar’ın 72. Sanat Yılı için bir gece düzenledi. İstanbul Cemil Topuzlu Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’ndaki konserde Müzeyyen Senar’a ayrıca Ajda Pekkan, Emel Sayın, Sibel Can, Halit Kıvanç gibi ünlü isimler eşlik etti.

Müzeyyen Senar sesini kaybetti

Müzeyyen Senar, 5 Eylül 2006’da, İstanbul Sarayburnu’nda Sepetçiler Kasrı’nda son konserini verdi. Veda ediyordu Müzeyyen Senar. Ona bu kez kızı Feraye ile birlikte Bülent Ersoy, Adnan Şenses, Erol Evgin, Mediha Şen Sancakoğlu, Ahu Tuğba, Levent Yüksel gibi ünlü isimler sahnede eşlik ediyordu. ,

Bu konserden sadece 21 gün sonra, Müzeyyen Senar, İzmir’deki evinde rahatsızlandı. Beyin enfarktüsü geçirmiş, sol tarafı felçli kalmıştı. Hayati tehlikesi bulunmuyordu. 2007’de, İstanbul’daki Darüşşafaka’da Rehabilitasyon Merkezi’nde Nisan ayına kadar tedavi gördü. Bu tedaviler sonuç vermişti; Müzeyyen Senar, sol ayağının üzerine basabiliyordu.  Bir süre Bodrum’da, kızı Feraye ve oğlu Ömer ile birlikte yaşadı.

Ve sonunda 24 Şubat 2008’de, Feraye, sevenlerine acı haberi verdi: Müzeyyen Senar, sesini kaybetmişti. Ama kendisi bunu bilmiyordu… 22 Temmuz 2008’de ise, sağlık durumunun iyi olduğu açıklaması yapıldı.

Müzeyyen Senar öldü

Müzeyyen Senar artık şarkı söylemiyordu belki, ama her anı müzikti ve onu seven ne çok insan vardı. 30 Ekim 2009’da öğrencisi Bülent Ersoy, Müzeyyen Senar anısına sanat yaşamından fotoğraflarının yer aldığı ve Cumhuriyet Divası: Müzeyyen Senar adını verdiği sergiyi açtı.

Sanatçı doğmuştu o ve yaşam biçimi hep sanat oldu. Ancak elbet onun da yaşamının bir sonu vardı. 8 Şubat 2015’te, 07.30’da, zatürre sebebiyle tedavi gördüğü Ege Üniversitesi Hastanesi’nde hayata gözlerini kapadı. 97 yaşındaydı…

Şarkı söylemek için dünyaya gelmiş naçizane bedeni toprak olmuştu belki; ama bir yandan da her derdin kederin, her zevkin sefanın en güzel sesiydi hala. Ve kuşkusuz, bu sonsuzluğun nişanesiydi. Tüm hayal kırıklıkları, bugüne dek söylediği onca şarkı, yetiştirdiği iki evlat ve tek aşkı ile bir Müzeyyen Senar geçti bu dünyadan…

İyi ki…

Damla Karakuş

[email protected]

Not: Biyografisini okumak istediğiniz kişileri lütfen bizimle paylaşın.

Instagram: biyografivekitap

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , , , , , , , , ,