Etiket: Nuri

Yaşar Nuri Öztürk Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

Yaşar Nuri Öztürk 12 Şubat 1945 yılında Trabzon’un Sürmene ilçesinde doğup büyüdü. İlk eğitimini babasından Kur’an okuyarak aldı ve 9 yaşında hâfız oldu. On yıllık klasik eğitiden sonra hukuk ve ilâhiyat fakültesini tamamladı. 12 yıl imamlık ve vaizlik yaptıktan sonra, üniversiteye tekrar dönerek 1980 yılında “İslam Felsefesi” konulu doktorasını tamamladı ve 1986 yılında aynı dalda doçent oldu. Ortadoğu, Balkanlar, Avrupa ve Afrika ülkeleri, ABD, Güney Kore ve Japonya’da kendi alanı ile ilgili akademik araştırmalar yapan Öztürk, ayrıca Fransa’da Grenoble Üniversitesi’nde çalıştı. Yaşar Nuri Öztürk yapyığı çalışmalar ve hazırladığı tezlerle 1978 ve 1982’de “Türkiye Milli Kültür Vakfı” ödülünü kazandı.

Türkiye’de Kur’an’a dönüş hareketinin öncüsü olan ve Time Dergisi’nin gerçekleştirdiği “20. Yüzyılın En Önemli Kişileri” listesinde kamuoyunca belirlenen yüz isim arasında ilk 10 arasına giren Yaşar Nuri Öztürk aynı zamanda da, Türk üniversitelerinde öğretim üyesi ve dekan olarak 26 yıl görevde bulundu. ABD-New York’ta  bir yıl misafir profesör olarak “İslam Düşüncesi” dersleri okuttu. Büyük çoğunluğu İslâmiyet hakkında elliye yakın kitap yazdı. Özellikle “Kur’an’daki İslâm” adlı ansiklopedi vasfındaki kitabı, Yaşar Nuri Öztürk tarafından çoğu konferansında telkin edilmektedir.

Yaşar Nuri Öztürk, 3 Kasım 2002 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nden İstanbul milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girdi. Daha sonra CHP den istifa etti. Ardından da Halkın Yükselişi Partisini kurdu ve bu partinin Genel Başkanlığını 4 yıl boyunca sürdürdürdükten sonra 19 Ekim 2009 tarihinde üniversite ile çok ilgilenemediği gerekçesiyle genel başkanlıktan istifa ederek aktif siyasi yaşamını sona erdirmiş oldu. 14 şubat 2013 tarihinde TRT sanatçısı Nazlı Kanaat ile nişanlanmıştır.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , ,

Nuri Demirağ’ın hayatı

Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları inşaatının ilk müteahhitlerindendir. 
Türkiye’nin 10 bin km’lik demiryolu ağının 1250 km’lik bölümünün inşasını gerçekleştirmiş ve bu nedenle kendisine Mustafa Kemal Atatürk tarafından “Demirağ” soyadı verilmiştir. Cumhuriyet döneminin sayılı zenginleri arasına girmiş ve hayırseverliği ile tanınmış bir iş adamıdır.

Türkiye’de ilk uçak fabrikasının kuruluşu, ilk sigara kağıdı üretimi, ilk yerli paraşüt üretimi gibi ilkleri gerçekleştiren, İstanbul Boğazı üzerine köprü yapılması, Keban’a büyük bir baraj yapılması düşüncelerini ilk kez gündeme getiren kişidir. Özellikle havacılık sanayisinde başarıları ile anılır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk muhalafet partisi olan Milli Kalkınma Partisi’nin kurucusudur.

Yaşamı

1886 yılında, Sivas’ın Divriği ilçesinde dünyaya geldi. Babası Mühürzade Ömer Bey, annesi Ayşe Hanım’dır. Üç yaşında iken babasını kaybetti, annesi tarafından büyütüldü.

Ortaöğrenimini Divriği Rüştiye Mektebi’nde tamamladıktan sonra okuldaki başarısı nedeniyle öğretmen yardımcısı olarak bir süre kendi okulunda görev yaptı.
1903’de Ziraat Bankası’nın açtığı memurluk sınavını kazanarak Kangal kazasındaki şubeye, bir yıl sonra ise Koçgiri Şubesi’ne atandı. 1906-1909 arasında Erzurum vilayetinde kıtlık yaşanmıştı. 

Nuri Bey, 1909’da, depolarda bırakılan buğday ve tahılları kişisel inisiyatifini kullanarak halka uygun bedelle sattı. Bu yüzden hakkında soruşturma açıldı ve aklandı.

1910’da Maliye Bakanlığı’nın sınavını kazandı ve maliye memuru oldu. Beyoğlu Gelirler Müdürlüğü’nde memur olarak İstanbul’a atanmıştı. 

Kısa süre sonra Hasköy Mal Müdürü oldu. Maliyenin her kademesinde çalıştı. Bir yandan da Maliye Mekteb-i Alisi’nde gece derslerine katılarak yüksek öğrenimini yaptı. 

1918’de maliye müfettişi oldu. Beyoğlu ve Galata dolaylarında görev yaparken I. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmış bir devletin memuru olarak bazı hakaretlere maruz kalmıştı. Bu hakaretleri sindiremediği için istifa etti.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , ,

Nuri Bilge Ceylan Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

İLK FİLMİ KOZA İLE CANNES’A KATILDI

Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra Mimar Sinan Üniversitesi’nde iki yıl sinema eğitimi gördü. Boğaziçi Üniversitesi’ndeki eğitimi sırasında üniversitenin fotoğrafçılık (BÜFOK), dağcılık ve mağaracılık kulüplerine katılarak, doğa etkinlikleri ile ilgilendi. 1980’lerde kimi portföyleri Gergedan gibi dönemin nitelikli kültür ve sanat dergilerinde yayınlanan Ceylan, yaptığı dört filmin de, yönetmenliğini, senaryo yazarlığını ve yapımcılığını üstlendi.

Sinemaya Koza adlı kısa filmiyle adımını atan Ceylan bu filmiyle, Cannes Film Festivali’nin ilgili bölümüne katılma başarısını gösterdi.

İLK UZUN METRAJ FİLMİ KASABA

Ceylan 1997’de ilk uzun metrajlı filmi olan ve başta Berlin Film Festivali olarak pek çok dünya festivalinde gösterilen üç bölümlü, otobiyografik ve pastoral Kasaba filmini, 1999 yılında da bir meta-film olan ve ilk iki filmdeki otobiyografik izleği sürdüren ve büyük başarı kazanan Mayıs Sıkıntısı’nı çekti. Film, Berlin Film Festivali’nin yarışmalı bölümünde gösterilmişti.

UZAK ALTIN PALMİYE VE BÜYÜK JÜRİ ÖDÜLÜNÜ ALDI

56. Cannes Film Festivali’nde yarışan ve favori filmler arasında gösterilen Nuri Bilge Ceylan’ın 2002 yapımlı dram filmi Uzak, Altın Palmiye’den sonra festivalin ikinci önemli ödülü olan ‘Büyük Jüri Ödülü’nü (‘Grand Prix’) aldı. Filmde yalnız ve yabancılaşmış iki kuzeni oynayan filmin başrol oyuncuları Muzaffer Özdemir ve film tamamlandıktan hemen sonra bir trafik kazasında ölen Mehmet Emin Toprak da ‘En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü paylaşarak Türk sinema tarihinin en parlak başarılarından birine imza attılar.

İKLİMLERDE KENDİSİ VE EŞİ BAŞROLÜ PAYLAŞTI

Ceylan’ın dördüncü uzun metrajlı filmi olan İklimler, 2006 Cannes Film Festivali’nin yarışma bölümüne kabul edildi. Ceylan’ın o güne kadar çektiği en büyük bütçeli eser olan film, dijital görüntü teknolojisiyle kotarıldı ve görüntü yönetmenliğini Ceylan’ın kendisinin üstlenmediği ilk filmi olma özelliğini kazandı. Filmin bir diğer önemli özelliği ise, Nuri Bilge Ceylan’ın bu kez kamera önüne de geçerek, eşi Ebru Ceylan’la başrolleri paylaşmış olmasıdır.

ÜÇ MAYMUN CANNES FİLM FESTİVALİ’NDE EN İYİ YÖNETMEN ÖDÜLÜNÜ ALDI

2008 Cannes Film Festivali’nde küçük zaafların büyük yalanları doğurmasıyla parçalanan bir ailenin, gerçeklerin üzerini örterek bir arada kalma çabasını anlatan Üç Maymun filmiyle “En İyi Yönetmen Ödülü”nü aldı. Ödülü aldıktan sonra yaptığı teşekkür konuşmasında “Bu ödülü birisine adamak istiyorum: Tutkuyla sevdiğim, yalnız ve güzel ülkeme…” dedi.

BİR ZAMANLAR ANADOLU’DA CANNES’TAN ÖDÜLLE DÖNDÜ

64.Cannes Film Festivalinde Bir Zamanlar Anadolu’da filmiyle Büyük jüri ödülüne layık görüldü.

KIŞ UYKUSU 2014 CANNES FİLM FESTİVALİNDEN ALTIN PALMİYE’YLE DÖNDÜ 

Nuri Bilge Ceylan’in “Kış Uykusu” isimli filmi 2014 yılında 67. Cannes Film Festivali’nde büyük ödül olan Altın Palmiye’ye layık görüldü. Böylece Yılmaz Güney’in Yol filminin ardından ikinci kez bir Türk filmi bu ödülü kazanmış oldu.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , ,

Nuri Demirağ Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

Demirağlarla anayurdu dört baştan kurma konusundaki çabasıyla ilk adımları atmış, uçak fabrikaları kurmuş, ülkesi için her türlü yeniliğe öncülük etmiş iş adamı, Nuri Demirağ.

Haksızlıklar karşısında direnmeyi hep bilen Nuri Bey, başarılı bir çocukluktan sonra yine başarılı bir iş adamı olduğunda muhtemelen ailesini şaşırtmadı. Ama Türkiye Cumhuriyeti’ne katkıları kuşkusuz ki minnet duyulasıydı.

Bir minnet duygusu da aslında bu oğlu yetiştiren anaya bin teşekkürle iletilmeli. Çünkü daha üç yaşındayken babasını kaybettiğinde annesi tarafından yetiştirilen Nuri, belli ki iyiye, doğruya, güzele yönelmeyi, ama en önemlisi tüm bu güzellikleri paylaşmak gerektiğini ondan öğretmişti.

Öyle de yapacaktı Nuri Bey, hep güzeli keşfedecek ve sonunda onu ülkesiyle paylaşmasını bilecekti.

Çocukluğu ve okul hayatı

Nuri, Mühürzade Mehmet Nuri adıyla 1886’da Sivas’ın Divriği ilçesinde doğdu. Babası Mühürzade Ömer Bey, Nuri üç yaşındayken öldüğünden onu annesi Ayşe Hanım büyüttü. Babasız büyümenin eksikliğini annesi hiç hissettirmeyecek, Nuri çok başarılı olacaktı.

Nuri, başarılı ve sevildiği bir okul hayatı yaşadı. Öyle ki, Divriği Rüştiye Mektebi’nde ortaöğrenimini bitirdiğinde üstün başarısı sebebiyle öğretmen yardımcısı olarak bir süre çalıştı.

Okul hayatındaki başarısı ona iş hayatını erken sunmuştu. Ancak eğitimi bırakmadı. Mal Müdürü olarak çalışacağı dönemde bir yandan da Maliye Mekteb-i Alisi’nde gece derslerine giderek yüksek öğrenimini tamamlayacaktı.

Nuri Bey’in iş hayatı

1903’te Ziraat Bankası’nın memurluk sınavını kazandığında, Nuri artık bir devlet memuruydu. İlk iş yeri Kangal kazasındaki banka şubesi oldu. Ancak bir yıl sonra Koçgiri Şubesi’ne atandı.

1910’da Maliye Bakanlığı’nın sınavlarına girdi. Nuri artık maliye memuruydu. Beyoğlu Gelirler Müdürlüğü’nde memur olarak İstanbul’a atandı. Kısa süre sonra Hasköy Mal Müdürü olacaktı.

Kendini sürekli geliştirdi. Maliyenin her kademesinde kendine bir yer buldu. Yükseköğrenimini de tamamladıktan sonra, 1918’de maliye müfettişi oldu.

I. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmış bir devletin memuruydu. Beyoğlu, Galata civarlarında memuriyet görevini sürdüren Mühürzade Mehmet Nuri Bey, hoş olmayan hareketlere maruz kalıyordu. Bu durumu içine kabullendiremeyen Nuri Bey, istifasını verdi.

Nuri Bey’in Erzurum kıtlık dönemi yardımı

1906’da Erzurum 3 yıl sürecek bir kıtlığın içine girdi. Mühürzade Mehmet Nuri Bey, 1909’da depolarda bırakılmış buğdayları halka uygun fiyattan verdi. Kendi inisiyatifini kullanarak böyle bir satış gerçekleştirdiği için hakkında soruşturma açıldı, ama aklandı.

Mühürzade Mehmet Nuri Bey evlendi

Bu süreçler yaşanırken Nuri Bey, Mesude Hanım ile evlendi. Bu evlilikten 2 erkek 6 kız olmak üzere toplam 8 çocuğu oldu. Başarılı bir iş adamı olmanın yanında, hayat ona iyi bir baba olma fırsatını da vermişti.

Drexel Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Bölüm Kurucusu, Profesör Doktor Banu Onaral, Nuri Bey’in torunudur.

Ticaret adamı Nuri Bey

Nuri Bey, maliye müfettişliğinden istifa ettikten sonra yapacak bir iş bulmalıydı. Çünkü kendini bildi bileli adeta bir arı gibi çalışıyordu, tersini düşünemezdi.

Ticaret yapmanın bir yolunu bulmalıydı. 1918’de henüz yabancıların tekelinde olan sigara kağıdı ticareti işine girdi. Nuri Bey, Eminönü’nde küçük bir dükkan açarak ilk Türk sigara kağıdı üretimini başlattı.

‘’Türk Zaferi’’ adını verdiği bu sigara kağıtları, Kurtuluş Savaşı zamanlarını yaşayan Türk halkının büyük ilgisini gördü. Görünen o ki, Nuri Bey ticarette de başarılı olmuştu. Ticarete attığı bu ilk adım ona iyi kazançlar sağlamıştı.

Nuri Bey iyi bir ticaret adamı olma yolunda ilerlerken bir yandan da milli mücadele döneminde Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin Maçka Şubesi’ni yönetiyordu. Durmayacak, başarısına başarı katmasını bilecekti.

Atatürk Nuri Bey’e ‘’Demirağ’’ soyadını verdi

Türkiye Cumhuriyeti, Kurtuluş Savaşı’ndan bağımsız bir devlet olarak çıkmıştı. Şimdi ulaşım sorununda ele alması gereken ilk konu, demiryollarıydı. Amaç ülkeyi muassır medeniyetler seviyesine ulaştırmaktı ve bu sebeple anayurdumuz demir ağlarla dört baştan örülmeliydi.

1926’da Samsun – Sivas demiryolu yapımını üstlenen Fransız şirketi işi bırakınca Nuri Bey hiç düşünmeden ilk olarak yapılacak 7 kilometrelik kısım için ihaleye girdi ve cüzi bir fiyat karşılığında ihaleyi aldı. İşin geri kalan kısmı da deneme süreci olarak Nuri Bey’e verildi.

Bu işi çok benimsemişti. Ülkenin faydası söz konusuydu, bu yüzden çok istekliydi. Bu işi, çok çalışıp başarmalıydı. İlk işi tapu dairesinde mühendis olan kardeşi Abdurrahman Naci Bey’i memuriyet görevinden istifa ettirerek demiryolu projesine ortak etmek oldu. Mühürzade Mehmet Nuri Bey, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk demiryolu müteahhidi olmuştu.

Kardeşi ile birlikte dört koldan çalıştı. Her şey planlı bir şekilde ilerliyordu. 1012 kilometrelik Samsun – Erzurum, Sivas – Erzurum, Afyon – Dinar hattını 1 yılda bitirdiler. Bu oldukça kısa bir süreydi ve koşullar ne getirirse getirsin çalışkan Nuri Bey ve kardeşi projeyi tamamlamıştı.

Mustafa Kemal Atatürk, 21 Haziran 1934 Soyadı Kanunu’ndan sonra, bu üstün başarısından dolayı Nuri Bey’e Demirağ soyadını verdi.

Büyük Boğaz Köprüsü projesi

Nuri Bey, demiryolu projesi sürerken bir yandan da başka büyük inşaat projelerini yürütüyordu. Sivas Çimento, Karabük Demir – Çelik, Bursa Merinos Tesisleri, Eceabat Havaalanı ve Haliç’in kenarındaki İstanbul Hal Binası’nı inşa etti.

Ancak tüm bunları gölgede bırakacak asıl proje başkaydı. Nuri Bey, 1931’de İstanbul Boğazı’na köprü projesini başlattı. San Francisco’daki Golden Gate Köprüsü ile aynı sistemde çalışan bir köprü yapmayı çok istiyordu. Yurtdışından uzmanlar getirterek gerekli incelemeleri yaptırdı ve en sonunda Golden Gate’i inşa eden firmayla anlaşma imzaladı.

Yine uzun ve hummalı bir çalışmaydı Nuri Bey’in yönettiği bu proje. Her şeyiyle tek tek ilgilenmişti. Bütün hazırlıklar bittiğinde projeyi Atatürk’e sundu. Cumhurbaşkanı Atatürk tarafından çok beğenilen bu proje maalesef hükümetten onay alamadı.

Bu durum Nuri Bey’de büyük bir hayal kırıklığı oluşturdu. Evet, onca uğraşlar verdiği büyük projesi hayata geçmemişti. Üzüldü, ama yoluna devam edecekti.

Nuri Bey’in uçak fabrikası kurma projesi

Nuri Demirağ, döneminin en zengin iş adamıydı. O yıllarda ordunun uçak ihtiyacı zengin iş adamları ve halktan toplanan bağışlarla sağlanıyordu. Bir gün Nuri Bey’den uçak satın almak için başlatılan bir bağış kampanyasına katılması istendi.

Nuri Bey’in cevabı şu şekildeydi: “Benden bu millet için bir şey istiyorsanız, en mükemmelini istemelisiniz. Mademki, bir millet tayyaresiz yaşayamaz, öyleyse bu yaşama vasıtasını başkalarının lütfundan beklememeliyiz. Ben bu uçakların fabrikasını yapmaya talibim.”

İşte o gün, 1936’da, Nuri Bey kararını verdi. Uçak fabrikasını kurmak için çalışmalara başlamalıydı.

Fabrikayı kurmak için memleketi Divriği’den başka bir yer düşünemezdi. Ancak yine de öncelikle İstanbul’da bir deneme atölyesi kurmalıydı.

Çekoslovak bir şirketle anlaştı ve İstanbul’da Barbaros Hayrettin Paşa İskelesi’nin yanında atölye binasını inşa ettiler.

Deneme uçuşlarının yapılması için de bir alana ihtiyaç vardı. Bu sebeple Nuri Bey Yeşilköy’deki Elmaspaşa Çiftliği’ni satın alarak buraya bir büyük uçuş sahası ve uçak tamir atölyesi yaptırdı. Uçuş sahası, Avrupa’nın en büyük havalimanı, Amsterdam Havalimanı büyüklüğündeydi.

Bugün burası Uluslararası İstanbul Atatürk Havalimanı olarak kullanılmaktadır.

Havacılık Okulu açıldı

Nuri Bey, önce Divriğî’de bir Gök Ortaokulu açtı. Sivas’ın hiçbir ilçesinde bir ortaokul yokken açtığı bu Gök Ortaokulu’na kayıtlı tüm öğrencilerin masrafları karşılanıyordu. Hatta öğrenciler havacılığa özensin ve meslek olarak seçsin diye İstanbul’a götürülüp uçuş dersleri veriliyordu.

Bir uçuş sahası vardı ve daha fazlası da muhakkak ki yapılacaktı, ancak uçakları kullanacak Türk pilotların da olması gerekiyordu. Çözülen tüm sorunlar beraberinde yenilikleri de getiriyordu. Pilot yetiştirmek üzere, pistin bulunduğu arazide bir Gök Okulu kuruldu. Okul 1943’e kadar 290 pilot mezun verdi.

Uçak yapım serüveni

Beşiktaş’taki uçak fabrikasında planörler ve uçaklar üretilecekti. İşte bu üretimlerin planını Türkiye’nin ilk Uçak Mühendisleri’nden Selahattin Reşit Alan çizdi.

1936’da, Nu.D-36 adı verilen ilk tek motorlu uçak üretildi. 1938’de ise Nu.D-38 adlı çift motorlu 6 kişilik ilk yolcu uçağı yapıldı. Sonradan bu uçak, 1944’te, dünya havacılığı yolcu uçakları arasında A sınıfına katılacaktı.

Yine 1938’de ilk uçak siparişini Türk Hava Kurumu verdi.

1939’da Nuri Demirağ, havacılık alanındaki çalışmalarına Türkiye’nin ilk yerli paraşüt üretimini yaparak devam etti. Nuri Bey, ülkesine yenilikler kazandırma konusunda sınır tanımıyordu. 1941’de tamamen Türk yapımı olan ilk uçak İstanbul’dan Divriği’ye uçtuğunda, uçuşun pilotu Nuri Bey’in oğlu Galip Demirağ’dı. Galip, Gök Okulu’nun ilk mezunlarındandı.

Uçak fabrikası kapatıldı

THK artık uçak siparişleri veriyordu. Yine bir siparişinde son olarak İstanbul’dan Eskişehir’e uçan uçakların teslimi için Eskişehir’de bir kez daha test uçuşu talep edildi.

1938’de, Selahattin Reşit Alan, Nu.D36 uçağıyla bu uçuşun inişini yaparken, çevredeki hayvanlar hava alanına girmesin diye daha önceden açılmış hendeği göremedi ve buraya düştü. Selahattin Reşit Alan, bu kazadan sağ kurtulamadı. Üstelik THK de siparişini iptal etti.

Nuri Bey sipariş iptalinin üzerine THK’yi mahkemeye verdi ve yıllar sürecek mahkeme serüveni de böylece başlamış oldu. Ancak mahkeme THK’nin lehine sonuçlanacaktı.

Mahkeme sonucu bu kadarla kalmayacaktı. Bundan sonra uçakların yurt dışına satılmaması konusunda bir kanun çıkartıldı ve artık sipariş alamayan fabrika alnına çalınan kara lekeyle 1950’lilerde kapatıldı.

Bütün o kurulu düzen de bir gün tekrar, şimdiki Atatürk Havalimanı olarak, kullanılana kadar istimlak edildi.

Gelen son siparişlerin de engelinden sonra elde kalmış bütün uçaklar hurdacıya satılmak durumunda kaldı. Nuri Demirağ’ın üzüntüsü yollar, yıllar boyunca uzanıp geliyordu. Çok emeği vardı ve emeğinin geldiği son nokta hurdalıktı. Bunu kabul etmek ona yakışmazdı, savaşacaktı.

Hükümet üyeleri ve Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye mektuplar yazdı. Yapılan bu büyük yanlıştan dönülmesi gerektiğini özellikle vurguladı. Ancak çabası boşunaydı; fabrika bir daha asla açılmayacaktı.

Nuri Demirağ siyasette

Nuri Demirağ, Türkiye’de adalet kavramının gelişebilmesi için tek partili yönetimin değişmesi gerektiğini düşünüyordu. Çok partili demokratik düzen sürecinin getirilmesi gerektiği inancıyla siyasete adımını attı.

1945’te Nuri Demirağ, Milli Kalkınma Partisi’ni kurdu. Bu parti, Türkiye’nin ilk muhalefet partisiydi.

1946 ve 1950 seçim döneminde meclise giremedi. Bu yüzden Nuri Bey de 1954 seçimlerinde adaylığını Demokrat Parti’den koydu. Bu seçim döneminde Sivas Milletvekili oldu.

Nuri Bey, milletvekilliği görevi boyunca çölleşme, enerji, köprüler, barajlar, tarım ve hayvancılıkta yaşanan gerileme hakkında çalıştı.

Nuri Demirağ öldü

Nuri Bey şeker hastasıydı. 13 Kasım 1957’de hastalığı onun hayatını İstanbul’da aldı. Naaşı Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.

Geride yollar boyunca şehir şehir uzanmış demirağlar, uçmak eylemini hayata geçirmek için attığı adımlar, onlarca yenilikler kaldı. Belki uçmak uğruna verdiği savaş çok sancılıydı, ama olsun. Bunu Nuri Bey gibi her yürekli ve yenilikçi insan ülkesi için yapardı.

O bugün tüm bunlarla anılıyorsa, eminim doğru şeyler yaptığı için bizleri gülümseyerek izliyordur…

Minnetle…

Damla Karakuş

[email protected]

Not:

Biyografisini okumak istediğiniz kişileri lütfen bizimle paylaşın.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , , , , , , ,