Etiket: orson welles

Orson Welles kimdir aslen nereli kaç yaşında hayatı biyografisi

Halen sinema tarihinin en önemli filmi olarak kabul edilen “Citizen Kane“in deli-dahi yönetmeni olan Orson Welles, ilginç hayat hikayesi ile de biliniyor. Tiyatro oyuncusu olarak başladığı kariyerine, radyo programcılığı, yönetmenlik ve yapımcılık ile devam etmiş, geriye rol aldığı ve yönettiği birçok film bırakmıştır.

(adsbygoogle = window.adsbygoogle || ).push({});

Orson Welles 1915 yılında ailesinin ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası bisiklet parçaları üreten bir mucit, annesi ise piyanistti. Annesi ona piyano ve keman dersleri veriyor, Shakespeare öğretiyordu. Daha sonraki yıllarında filmlerinde bu etkiler göze çarpıcaktı.

9 yaşındayken annesi Beatrice’i, 15 yaşındayken de babası Richard’ı kaybedince bakımını Chicago‘da yaşayan Dr. Maurice Bernstein üstlendi. 1931 yılında ilk tiyatro oyunlarını sergilediği Woodstock‘daki Todd Erkek Okulu‘ndan mezun oldu. Dublin‘deki Gate Tiyatrosu‘ndan bazı küçük roller için teklif aldı. 1934 yılına gelindiğinde ise New York‘da radyo oyunculuğu yapıyordu. Aynı yıl kendisi gibi oyuncu olan Virginia Nicholson ile evlendi.

1936 yılına kadar İngiltere‘de ve Amerika‘da birçok tiyatro oyununda rol aldı. Daha sonra Negro Tiyatro Topluluğu‘ndan teklif aldı ve burada kendi ekibini oluşturup klasik tiyatro eserlerini oynama fırsatı buldu. İlk sahneye koydukları oyun Macbeth ile üstün bir başarı elde ettiler. Bu tiyatroda Marc Blitzstein‘nin “The Cradle Will Rock” adlı oyununu hazırladı ancak açılışının olduğu akşam oyunun komünizm propagandası içerdiği gerekçesiyle tiyatro kapatılınca oyuncular, müzisyenler ve seyirciler hep beraber başka bir tiyatroya gittiler ve o akşam oyun sergilendi. Bu yasak oyuncuların daha özverili çalışmasına neden oldu ve oyun kısa zamanda yasağa rağmen çok ses getirdi. 1937 yılında John Houseman ile birlikte “Mercury Tiyatrosu“nu kurdu. İlk oyunu olan Shakespeare’in “Julius Ceaser“ı İtalya‘da sahneye koydu. Burada da büyük bir başarı kazanadı.

Aynı zamanda hem radyo oyunculuğu, hem aktörlük, hem de yönetmenlik ve yapımcılık yapan Welles, birçok başarı elde etti. Radyo için hazırladığı “The War of The Worlds” adlı şovda Cadılar Bayramı için hazırladığı büyük şakayla uluslararası bir paniğe yol açtı. Dünya’yı uzaylıların ele geçirdiğini bildiren bir anons ile yüzbinlerce insanın sokağa fırlamasına neden oldu. Kitleleri etkileyebilecek bir yeteneği olduğu farkedilen Welles, Hollywood‘tan teklif aldı. “The Campbell Playhouse” adlı programa başladı.

1940 yılına gelindiğinde “The Campbell Playhouse”dan ayrıldı. Programı yaparken tanıştığı Herman Mankiewicz ile ilk filmi “Citizen Kane” üzerinde çalışmaya başladı. Senaryo hazırlanırken William Randolph Hearst, Robert McCormick ve Joseph Pulitzer gibi kişilerden ilham alınmıştı. Film daha yapım aşamasındayken Randolph Hearst’in hayatından kesitler sunuluyor gerekçesiyle dedikodulara sebebiyet vermiş ve köşe yazarlarının ilgi odağı olmuştu. Welles filmin bu kadar ilgiye ve tartışmaya neden olacağını farketmemişti. RKO Stüdyosu tehditler almıştı. Bu yüzden filmin tanıtımı yapılamadı ve birçok salon filmi göstermeyi kabul etmedi. RKO, büyük para kaybetti. Filmi izleyebilen kesimin eleştirileri iyi yöndeydi ve film 9 dalda Oscar‘a aday olsa da ancak “En İyi Özgün Senaryo” ödülünü alabildi.

Ardından Welles CBS için yeni bir radyo programı hazırlamaya başladı. Aynı zamanlarda RKO için yeni bir film üzerinde çalışıyordu. “The Magnificent Ambersons” adlı film Booth Tarkington‘nın Puliter Ödüllü romanının adaptasyonuydu. Film şirketi daha önceki filmde kaybettiği parayı bu filmde geri kazanmayı umuyordu ancak sinematograf Stanley Cortez ile Welles’ın anlaşmazlığı yüzünden hem çekimler uzamıştı hem de bütçe aşılmıştı. Eş zamanlı olarak Welles, “Journey Into Fear” adlı film üzerinde de çalışıyordu. Welles bu filmin yapımcılığını da üstlenmişti.

Rio de Janeiro Karnavalı‘nı anlatan bir belgesel çekmesi için teklif gelmesi üzerine çalıştığı filmleri ve hazırlamakta olduğu radyo programını bırakarak Brezilya‘ya gitti. Aynı dönem ünlü oyuncu Rita Hayworth ile evlenen Welles onun kariyerinde önemli bir yer tutar.

1946 yılına gelindiğinde CBS ve ABC için radyo programlarının yanı sıra International Film ile “The Stranger” adlı filmin yapımında görev aldı. Ardından “The Lady From Shanghai” adlı ünlü filminin çekimlerine başladı. Bu filmde ikinci eşi Rita Hayworth ile çalıştı. Film sırasında yine stüdyo ile anlaşmazlıklar yaşadı. Artık Hollywood’da büyük stüdyolarda çalışamayacağını anlayınca 1948 yılında Avrupa’ya giderek çok düşük bir bütçe ile “Macbeth” adlı Shakespeare uyarlamasını yönetti. Ertesi yıl “The Third Man” adlı filmde çalıştı.

Onun oyuncu olarak asıl çıkışı “Othello” adlı film ile oldu. Bu filmdeki rolüyle Cannes Film Festivali‘nde “Palme d’Or” ödülünü kazandı. 1952 yılında İngiltere’de çalışmaya devam ediyordu. Radyo programı hazırlamaya devam ediyordu. Bir yandan da oyunculuk kariyeri devam etmekteydi. Bu dönem birçok televizyon filmlerinde ve dizilerde rol alıyordu. 1955 yılında “Mr. Arkadin” adlı film ile yönetmenlik hayatına geri döndü. Harry Lane adlı radyo şovunda çalıştığı ekiple bu filmi hazırladı. Filmin çekimleri devam ederken bir yandan da televizyon için “Orson Welles’ Sketchbook” adlı seriyi çekiyordu.

1956 yılında bir radyo programı teklifi üzerine Hollywood’da geri döndü. 1958 yılında “The Touch of Devil” adlı filmde kendi kurduğu ekibi ile çalışma fırsatı buldu. Ancak diğer filmlerinde olduğu gibi bu film de kesintilere uğradı ve tamamı gösterilmedi.

1959 yılında tekrardan Avrupa’ya dönen Welles, Don Quixote adlı filmin çekimleri için İspanya‘ya sık sık gidiyordu. Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde film çekme imkanı bulmuştu. 1970 yılına gelindiğinde Don Quixote’un çekimleri hala bitmemişti.

1962‘de Franz Kafka‘nın bir romanından uyarlanan “The Trial” adlı filmi yönetti. Ardından 1967 yılında “The Deep” filmi geldi. 1970 yılına kadar Avrupa’da kalarak “Orson’s Bag” adlı televizyon serisini çekti.

1970 yılında Amerika’ya geri dönen Welles, kendi finansa ettiği projeler üzerinde çalışmak istiyordu. “Moby Dick” bu dönem çalışmaya başladığı bir projeydi ama bu da yarım kaldı. 1973 yılına gelindiğinde “F For Fake” adlı filmin projesi tamamlanmıştı. Yine aynı yıl “The Treasure Island” adlı filmde eski ekibi olan “Mercury Tiyatrosu” ekibiyle çalışma fırsatı buldu.

1977 yılında “Amerikan Film Enstitüsü” tarafından kendisine “Ömür Boyu Başarı Ödülü” verildi. Welles’ın son yıllarını projelerine finanasal kaynak bulmaya çalışmakla geçti. 1984 yılında “Directors Guild of America” tarafından “Onur Ödülü“ne layık görüldü. 10 Ekim 1985 tarihinde 70 yaşındayken geçirdiği bir kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Üzerinde çalıştığı birçok projesi yarım kaldı.
Kaynak:Biyografi.info

 

Kaynak: biyografi info

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Orson Welles Hayatı ve Filmleri

Orson WellesOrson Welles; (6.5.1915 – 10.10.1985)

Welles, çok küçük yaşta sanatta ve yazarlıkta yetenekli olduğunu ortaya koydu. Çok zeki bir çocuk olan Orson, çocukluk yıllarında Shakespeare’i okudu ve okula devam ederken kendi piyeslerini sahneye koyup başrolleri üstlendi. Ne yazık ki çocukluğu mutlu geçemedi. Sekiz yaşındayken annesini, dört yıl sonra da babasını kaybedince bir aile dostu çocuğu alıp büyüttü.

1931’den Sonra: Blöfle Tiyatroya Girmesi 1931’de İrlanda’ya giden Wells, orada ABD’den gelen ünlü bir tiyatro oyuncusu olduğunu ileri sürdü. Bunun üzerine 16 yaşındaki delikanlıya Dublin’in ünlü “Gate Theater” tiyatrosunda bir başrol oyunculuğu verdiler. Bunun ardından Abbey Theater’da da iş buldu.

Walles sonuç alamadığı birkaç girişimden sonra, 1934’te New York’ta Broadvvay’de bir tiyatroda oynama fırsatını buldu. Burada Shakespeare’in “Romeo ve Jülyet” adlı eserinde Tybalt rolünde çok parlak bir oyun çıkardı. John Houseman ile birlikte sahneye koyduğu yapıtlar, çok ilerici oldukları için oldukça büyük tepki aldı. Sahneye koyduğu yapıtlardan biri olan ve yalnız zenci oyunculara yer verdiği Macbeth adlı oyun ün kazandı. Wells 1934’te oyuncu Virginia Nicholson ile evlendi; 1939’da da boşandılar. Welles değişik tiyatro projeleri için çalışırken bir yandan da radyofonik skeçler yazdı ve onların yayınlanmasında ve seslendirme işlerinde aktif rol oynadı.

1938: “The War of the Worlds” (Dünyalar Savaşı) ile Büyük Bir Çıkış Yapması H. G. Wells’ın “The War of the Worlds” adlı oyunundan yaptığı radyofonik uyarlama, milyonlarca Amerikalıyı radyonun karşısına mıhladı. Mars’tan gelen yaratıkların ABD’ye saldırılan hayali bir ürün olmakla beraber, öylesine gerilim dolu ve gerçeğe yakın bir biçimde canlandınlmıştı ki dinleyicilerin çoğu tarafından gerçek bir olay sanılarak, halk arasında paniğin kopmasına neden oldu. Welles bu olağanüstü başarısıyla Hollywood’un dikkatini üzerine çekebildi. RKO Film Şirketi, Welles ile, kendisine sanatsal açıdan tam bir özgürlük tanıyan bir kontrat imzaladı.

1941: Citizen Kane (Yurttaş Kane) Adlı Başyapıtı Welles’in ilk uzun metrajlı filmi Citizen Kane (Yurttaş Kane), bu filmin gösterime girmesini engellemek için boşuna çaba sarfeden, gazetecilik kralı Randolph Hearst’ın hemen hemen hiç kamufle edilmemiş yaşamöyküsüydü. Welles bu filmin yönetmenliğini ve yapımcılığını üstlendiği gibi, senaryonun yazılmasına da katkıda bulundu ve başrolü kendisi oynadı. Bu film sinema gişelerinde olağanüstü bir gelir getirmemekle birlikte, aradan çok zaman geçmeden herkesin birbirine gizlice salık verdiği bir yapıt oldu. Dokuz dalda Oscar’a aday gösterilmekle birlikte, ancak en iyi orijinal senaryo dalında ödül alabildi. Bu yapıtın karamsar, karanlık ve gölgeli atmosferi, filmin 50’li yıllarda ortaya çıkan “film noir” denilen Kara Dizinin öncüsü olmasını sağladı. Welles geniş açılı objektif ve derin netliği kullanarak çektiği görüntülere yeni dramatik bir hava katabildi. Filmin geleneklere uymayan yapısı kısa zamanda bir ekol haline geldi. Welles, anlattığı öyküyü değişik insanların bakış açısından vermekle ve iç içe geçmiş geri dönüşlerle, konusuna büyük bir karmaşıklık kazandırdı.

40’lı ve 50’li Yıllarda: Welles, İkinci Dünya Savaşı’nda cephe tiyatrolarında gösterilmek üzere bir müzikal sahneye koydu ve Marlene Dietrich ile birlikte askerleri eğlendirmek için oynadı. Hollywood, geleneklere uymayan tarzıyla kısa zamanda adı “enfant terrible”e (Yaramaz Çocuk) çıkan Welles’i nereye koyacağını bilemedi. Ancak 1945’te The Stranger (Yabancı) adlı filmde, senaryoya sıkı sıkıya bağlı kalması koşuluyla, yeniden kendi yükümlülüğü altında yönetmen ve oyuncu olarak çalışması için Wells’e bir fırsat tanıdı. Bir zamanlar toplama kampında görevli olduğu için izini kaybettirmeye çalışan bir celladın öyküsünü anlatan bu film başarılı oldu. Welles bunun üzerine 1943-47 yılları arasında evli bulunduğu ikinci karısı Rita Hay-worth’u başrolde oynattığı The Lady from Shanghai (Şangaylı Kadın, 1948) adlı filmini çevirebildi. Ne var ki bu yapıt beklenen başarı çizgisine ulaşamadı. Welles, tiyatro oyunlarını sinemaya uyarlamakta daha şanslıydı. Macbeth’te (1948) Welles başrolü üstlenerek şeytani oyunuyla izleyicileri etkiledi. Genç bir uyuşturucu savaşçısıyla yaşlanmakta olan bir polis arasındaki ölümcül düelloyu konu alan Touch of Evil (Bitmeyen Balayı, 1958) adlı düşük bütçeli yapıt pek çok insana göre, Yurttaş Kane’den sonra Welles’in en iyi filmi sayılmaktadır. Welles, bu dönemde oyuncu olarak hem tiyatroda, hem de beyazperdede The Third Man (Üçüncü Adam, 1949) vb.] başarılar kaydetti.

1960’tan Sonra: Avrupa’da Benimsenmesi Welles’in çalışmaları Avrupa’da daha çok kabul görür. Burada Franz Kafka’nın romanından sinemaya uyarladığı Der Prozess (Dava, 1962) ve bir kalpazan konusundaki araştırmasını belgesel ile uzun metrajlı eğlendirici film arası bir karışımla sunduğu F for Fake (Kalpazan, 1973-75) adlı filmleri çevirdi. Yaşlılığında yaklaşılmaz ve kendini beğenmiş biri olarak kabul edilen Welles, Las Vegas’ta geçirdiği bir enfarktüs sonucu hayata veda etti.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,