Etiket: Osman

II. Osman Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

II. Osman ya da Genç Osman, (Divan Edebiyatı’ndaki adıyla Farisi) 

(d. 3 Kasım 1604, İstanbul – ö. 20 Mayıs 1622, İstanbul)

Babası I. Ahmed, annesi Mahfiruz Haseki Sultandır. Mahfiruz Haseki Sultan Rum’dur. Sultan Genç Osman 14 yaşında iken, amcası Sultan I. Mustafa’nın tahttan indirilmesi üzerine Osmanlı tahtına oturdu. Annesi onun yetişmesi için çok titiz davrandı. Sultan Genç Osman iyi bir terbiye ve tahsil gördü. Arapça, Farsça, Latince, Yunanca ve İtalyanca gibi doğu ve batı dillerini klasiklerinden tercüme yapabilecek kadar güzel öğrendi. Genç Osman; zeki, enerjik, atılgan, cesur ve gözüpek bir padişahtı.

Sultan Genç Osman, Fatih Sultan Mehmed devrine kadar yapıldığı gibi saray dışından, Şeyhülislam Es’ad Efendinin ve Pertev Paşa’nın kızları ile evlendi. Yavuz Sultan Selim devrinden itibaren padişah saray dışından evlenmediği için bu davranış önemli bir değişiklik oldu. Kendisine planlarını uygulayacak bir sadrazam bulamadı.

Tarihte eşine az rastlanır bir şekilde tahtan indirilerek, Yedikule zindanlarında boğularak öldürülen Sultan Genç Osman, babası Sultan Birinci Ahmed’in Sultanahmet Camii’nin yanındaki türbesine defnedildi. Tahta çıkar çıkmaz devlet erkanı içindeki üst düzey yetkilileri değiştiren, müderris ve kadıların atanma yetkilerini şeyhülislamdan alan Sultan Genç Osman çok yenilikçi bir padişahtı.

Yenilik hareketleri

Sultan Genç Osman, Lehistan seferindeki başarısızlığının sebebi olarak askerin gayretsizliğini görüyordu. Askeri alanda bazı yenilikler yapma fikri böylece gelişti. İşe Kapıkulu Ocakları ile başladı. Yaptırdığı sayımda, asker sayısının maaş defterindeki kişi sayısından az olduğunu anlayınca fazladan para vermeyi kesti. Bu durum da, daha önce fazladan gelen paraları kendi ceplerine atan zabitlerin, Sultan Genç Osman’a düşman olmalarına yol açtı.

Sultan Genç Osman; her şeyin farkındaydı, ancak tecrübesiz olması yüzünden istediği yenilikleri yapamıyordu. Anadolu, Mısır ve Suriye askerlerinden oluşacak yeni bir ordu kurmak istiyordu. Aynı zamanda saray, harem ve ilmiye teşkilatlarını yeniden kurmak, yeni kanunlar çıkarmak gibi yenilikçi düşünceleri de vardı. Kapıkulu Ocakları bu durumdan rahatsızdı ve bunu belli etmekten kaçınmıyorlardı. Şeyhülislam Es’ad Efendi’nin başında bulunduğu ilmiye sınıfı ise fikir belirtmiyordu.

Sultan Genç Osman’ın Halep, Erzurum, Şam ve Mısır beylerbeylerine asker yazdırmak için gizli bir irade gönderdiğinin sarayda adamları olan yeniçeriler tarafından öğrenilmesi, bardağı taşıran son damla oldu. Sultan Genç Osman asker toplamak için Anadolu’ya bizzat kendisi gitmek istiyordu. Bu arada İstanbul’a, Dürzi lider Maanoğlu Fahreddin’in Lübnan’da bir isyan çıkardığı haberi geldi. 

Sultan Genç Osman bunu bir fırsat bilerek, isyanı bastırmak için Anadolu’ya gideceğini söyledi. Ancak Sadrazam Dilaver Paşa ve Şeyhülislam Es’ad Efendi, koskoca padişahın küçük bir isyan için Anadolu’ya gitmesine gerek olmadığını söyleyerek, Sultan Genç Osman’ın Anadolu’ya geçmesini engellemeye çalıştılar. Başka bir çaresi kalmayan Sultan Genç Osman, hacca gideceğini ilan etti. 

Daha önce hiçbir padişah hacca gitmemişti. Sadrazam Dilaver Paşa ve Şeyhülislam Es’ad Efendi çok uğraştılarsa da Sultan Genç Osman fikrinde kararlıydı. Padişahın geçeceği güzergah üzerindeki vilayetlerin beylerbeyleri haberdar edildi ve hazırlık yapmaları istendi. Sultan Genç Osman’ın yanında 500 yeniçeri ve sipahi olacak, geri kalan asker İstanbul’un korunması için İstanbul’da kalacaktı. Sadrazam, defterdar, nişancı, rikab ümerası, gedikliler, 40 müteferrika ve 40 divan katibi hac kafilesinde yer alıyordu.

Öldürülmesi

Padişah otağının Üsküdar’a kurulacağı günden bir gün önce Yeniçeriler Süleymaniye’de toplandılar. Ayaklanan yeniçeriler saraya girip bazı devlet adamlarını öldürdüler. Yeniçeri ve sipahileri ikna etmek isteyen Sultan Genç Osman, yeniçeri ağalarını merhamete getirmeye çalıştı. 

Ancak bunda başarılı olamadı. Yerine amcası Sultan Birinci Mustafa ikinci kez tahta çıkarıldı. İsyancılar o an için Sultan Genç Osman’ı öldürülmesini düşünmüyorlardı. Ancak Sultan Genç Osman’ın ne kadar dirayetli bir padişah olduğunu bilen isyanın elebaşları padişahın Yedikule zindanlarına götürülüp orada öldürülmesini istediler. Sultan Genç Osman sekiz tane cellada kahramanca karşı koymasına rağmen katledilmiştir.

Sultan Genç Osman’ın naaşı, ertesi gün Sultanahmet Camii’nde kılınan cenaze namazında sonra Sultan Ahmed Camii’nde babasının türbesine defnedildi. Sultan Genç Osman’ın öldürülmesi Anadolu’da bazı isyanların çıkmasına sebep oldu. Osmanlı halkı padişahın öldürülmesini hiçbir zaman hazmedemedi. Sultan Genç Osman, gençliğinin en güzel günlerinde tahta çıkmış ve hep milletinin iyiliği için çalışmış, azim ve irade sahibi bir padişahtı. 

Ancak gençliği ve tecrübesizliği kendisine bu hazin sonu hazırladı.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , ,

Osman Pamukoğlu Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

Osman Pamukoğlu (27 Aralık 1947; Gerze, Sinop), Türk emekli tümgeneral, yazar ve siyasetçi. Hak ve Eşitlik Partisi’nin kurucusu ve mevcut başkanıdır.

Askerî yaşamı 

Sinop’un Gerze ilçesinde doğan Pamukoğlu, 11 yaşından 55 yaşına kadar askeri üniforma giymiştir. 

Selimiye Askeri Ortaokulu, Kuleli Askeri Lisesi, Kara Harp Okulu, Piyade Okulu, Kara Harp Akademisi, Silahlı Kuvvetler Akademisi ve Milli Güvenlik Akademisi’nde öğrenim görmüştür. 

10 yıl piyade subayı, 16 yıl kurmay subay olarak, kıta komutanlıkları ve karargah subaylığı görevlerinde bulunmuştur.

1990-1992’de Edirne-Uzunköprü’de 42’nci Piyade Alay Komutanlığı, 1993-1995’de Hakkari’de Dağ ve Komando Tugayı ve Güvenlik Komutanlığı, 1998-2000’de Kıbrıs’ta 28’nci Mekanize Piyade Tümen Komutanlığı, 2000-2001’de İstanbul’da Piyade Okul Komutanlığı vazifelerini yapmıştır.

1993’de Tuğgeneralliğe terfi etmiş, 1997’de Tümgeneralliğe yükselmiştir. 
2002’de Tümgenerallikten emekli olan Pamukoğlu toplamda 43 yıl askeri üniforma giymiştir. Osman Pamukoğlu, 1. Dereceden Altın Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası, 2 kez Üstün Cesaret ve Feragat Nişanı ve 5 kez Üstün Birlik Yetiştirme Nişanı almıştır. 

Pamukoğlu, Türk Ordusu’nda 5 tane Üstün Birlik Yetiştirme Nişanı’na sahip tek kişidir.

PKK’ya karşı mücadele 

1993-1995 yılları arasında Hakkari bölgesinden sorumlu olarak PKK’ya karşı yönettiği üstün mücadele dağlardaki PKK’ya bağlı militanlar rakamının 12.000’den 5.500-6.000 aralığına inmesini sağlamıştır. 

30’a yakın kere yapılan sınırdışı askeri harekatların neredeyse tümü onun yönetiminde yapılmıştır. Dönemin genelkurmay başkanı Üç tane Pamukoğlu Paşa olsa terörü bitiririz demiştir.

Pamukoğlu, o dönemde yapılan büyük askeri fedakarlıklara rağmen PKK’nın halen niçin sonlandıralamadığını 3 temel sebebe bağlıyor: İlk olarak gerçek bir siyasi irade kurulamaması, ikincisi tam bir istihbarat olmaması ve son olarak her yerde yayılmış asker bulunması diye tanımlıyor. 

Bizzat kendisinin yazdığı kitaplarda ve konuk olduğu birçok televizyon programında PKK’ya karşı yapılan mevcut mücadelenin uygun tarz ve strateji olmadığını ve ancak daha fazla şehit verilmesine sebep olduğunu söylemiştir. 
‘Karakolların hepsi yıkılmalıdır. Karakola gerek yok. Gelsinler bakalım, girsinler… Nereden girecekler? Pusuyu kurarsın, ağı kurarsın, mostrayı kurarsın alırsın.’ demiştir. 

Daha doğru olan yöntemin 20.000 kişilik Eşkıya Takip Kuvveti kurmak ve dağlarda, taşlarda, mağaralarda, ormanlarda, nehir yataklarında yani tüm coğrafyada bulunmanın gerekliliğini belirtmiştir. 

Karakollarda bekleyen Mehmetçik kendisine karşı yapılan ani saldırılar halinde yeri, hareketleri, silahları militanlar tarafından bilinen bir durumdadır. 
Bir başka deyişle, bellibaşlı, elle gösterilebilir bir yerde olmamakla birlikte her yerde her zaman bulunma tavsiyesini vermiştir.

2007 yılında ise Serdar Akinan tarafından kendisinin görevli olduğu yıllarda PKK olaylarının gelişimini inceleyen Kan Uykusu belgeselinde PKK’ya karşı mücadelesi konu edinilmiştir.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , ,

Osman Gidişoğlu Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

Osman Gidişoğlu, 1945 yılında Manisa’nın Kula ilçesinde dünyaya geldi. Lise mezuniyetine kadar Manisa’da yaşadı. Sahne ile ilk Manisa halk evinde tanıştı. Amatör olarak ortaokul ve lise yıllarında hem okula devam etti hem de Manisa Halkevinde tiyatro çalışmalarına katıldı.

Daha sonra 1965 yılında Ankara Devlet Konservatuvarına girdi ancak birinci yılında bir nedenden dolayı okuldan ayrılıp, Ankara Devlet Tiyatrolarında “Tohum ve Toprak” adlı oyunda küçük bir rolle profesyonel tiyatro hayatına başladı.

Özel tiyatrolarda çalışmaya başladı, daha sonra sırasıyla Ankara Başkent Tiyatrosu, Mithatpaşa Tiyatrosu, Çağ Tiyatrosu, Kardeş Oyuncular, Kayseri Şehir Tiyatrosu ve Muammer Karaca Tiyatrosunda bir çok oyunda rol aldı. Kabataş erkek lisesinde diksiyon, fonotik ve mimik dersleri verdi. “McMillan ve karısı” dizisinde “komiser Enrigth” tiplemesi ile görüntüsüz sadece sesle ünlü olmuş birkaç sanatçıdan biridir Osman Gidişoğlu.

“Çocuklar Duymasın” dizisinin “Menderes” karakteri Osman Gidişoğlu , 1977 yılında T.R.T de sosyal işlerde çalışan Selma hanımla evlendi. 1979 yılında da oğlu Sercan dünyaya geldi. Osman Gidişoğlu, 23 Şubat 2013 tarihinde Beylerbeyi’ndeki evinde 68 yaşında hayatını kaybetti.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , ,

Osman Yıldırım Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

Hırsızlık, yaralama, gasp, adam öldürme suçlarından sabıkalı olan Yıldırım tahsilatçılık yapan Avukat Alparslan Arslan’la birlikte çalışıyordu. 5, 10 ve 11 Mayıs 2006 tarihlerinde Alparslan Arslan, Erhan Timuroğlu ve İsmail Sağır’la birlikte Cumhuriyet Gazetesi binasına üç ayrı bombalı saldırı düzenledi. Alparslan Aslan, 17 Mayıs 2006’daki Danıştay cinayetini gerçekleştirdiği sırada tutuklanınca birlikte bombalı eylem düzenlediği Osman Yıldırım, Erhan Timuroğlu ve İsmail Sağır da gerçekleştirilen operasyonlar kapsamında gözaltına alındı.

Danıştay saldırısı hakkındaki davada yargılanan Osman Yıldırım müebbet hapse mahkûm oldu. 12 Haziran 2007’de Ümraniye’de bulunan 27 el bombasının kriminal incelemesi sonucu Cumhuriyet’e atılan el bombalarıyla aynı seriden çıkınca, Danıştay’a düzenlenen saldırı ile ilgili tutuklanan Osman Yıldırım aynı dosya kapsamında savcılara ifade verdi. Osman Yıldırım’ın adı Ergenekon iddianamesinde tanık olarak geçti. Yargıtay, Danıştay saldırısı davasının kararını bozup davanın Ergenekon ile birleşmesi kararını alınca, Osman Yıldırım yeniden yargılanma hakkı kazandı. Yeniden yargılanan  Osman yıldırım 8 yıl 9 ay hapse mahkum edildi.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , ,

Osman Gökçek Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

Osman Gökçek, 12 Ekim 1983 yılında Ankara’da doğdu. İlkokulu Hamdullah Suphi İlkokulu’nda, ortaokulu TED Ankara Koleji’nde, lise öğrenimini ise Samanyolu Koleji’nde bitirdi. Başkent Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölümünü mezunudur.

2002 yılında kurulan Keçiören Gençlik Derneği’ne 9 Mart 2003 tarihinde başkan oldu. 2006 yılında Çankaya Gönüllüleri Derneği Başkanı oldu. “Türkiye Gençlik Kulübü Federasyonu” ve “Çankaya Gönüllüleri Dernek Başkanı” olarak görevi devam etmektedir.

15 gençlik derneğinin Başkent Gençlik Federasyonu’nu adı altında toplanmasında öncülük etti. Kanal 6 televizyonunda 12 hafta boyunca “Var mı Gençlik Gibisi?” adlı programın yapımcısı oldu.

Ayrıca 2010 yılından beri Beyaz TV Genel Yayın Koordinatörü olarak çalışmaktadır.

AK PARTİ’DEN ADAY ADAYI

Gökçek, 7 Haziran genel seçimlerinde AK Parti’den Ankara 1. Bölge milletvekilliği için aday adaylığı başvurusunu yaptı. Başvurusunun ardından “Ben milletimize hizmet etmek için bu göreve talip oldum.” dedi.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , , , ,

Osman Kavuncu Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

Memleket sevdasına düşüp Kayseri’nin yolundan suyuna, suyundan elektriğine her bir ihtiyacına ses veren, fiziksel görünüşü sebebiyle kimse ona güven duymasa da herkesi şaşırtan, taş üstünde taş bırakmayan adam, Osman Kavuncu.

O, Kayseri’nin göz bebeği, her kalpte bir yeri olan özel siyasetçilerdendi. Derdi günü Kayseri’yi insanın gözüne batıra batıra geliştirmekti ve kuşkusuz ki bu yönde pek derdi de kalmayacaktı. Çünkü o, şehirleşmenin yaşayan ve hiç ölmeyecek yüzü olacaktı.

Sazından kopup gelen her bir ezgi ile memleketini karış karış, parsel parsel yeniledi. Geriye de milletinin zevk-ü sefasını seyretmek kaldı. Ancak dünya gözüyle bu seyir pek mümkün olmayacak, muhtemelen yarım kalanları gökyüzünden takip edecekti…

Çocukluğu – eğitimi

Osman, 1918’de Kayseri’de, Sadık Efendi Hoca’nın oğlu Murat Efendi ve Akçakayalızade  Esat Bey’in kızı Ulviye Hanım’ın oğlu olarak dünyaya geldi.

Osman, doğuştan hasta görünümlüydü. İleride de çelimsiz bir adam olacaktı. Çünkü hiçbir zaman kırk kiloyu aşamamıştı. Adeta yemeyen, içmeyen, uyumayan bir bünyeydi. Günlük neredeyse iki saat uykuyla dururdu. Bütün ömrü boyunca okuyacak ve çalışacaktı.

Lise eğitimini tamamlayana kadar Kayseri’deydi. İlkokula o dönemde Arap harfleriyle eğitim veren üç yıllık ‘’Terakki Mektebi’’nde başladı. 4. sınıfa geçtiğinde ise, İnönü Okulu’na gitti ve ilkokulu burada bitirdi. Ortaokul eğitimi için de önce Kız Ortaokulu’na gitti. Ancak sonra kız ve erkek öğrencilerin ayrılmasıyla eğitimini bugünkü Kayseri Lisesi’nin ortaokul bölümünde tamamladı. Lise eğitimine de burada devam etti.

Kayseri Lisesi’nde lise eğitimini de tamamladıktan sonra geleceğini şekillendirmek için İstanbul Yüksek Ekonomi ve Ticaret Okulu’na gitti. Mezun olduğunda çalışmak için Kayseri’ye geri döndü.

İş hayatına ilk adımı

Osman, iş hayatına ilk adımı Kayseri Uçak Fabrikası’na Muhasebe Şefi olarak attı. Şef olarak çalıştığı dönem boyunca sadece fabrikanın muhasebesini tutmakla yetinmedi. Beyninin içinde dolaşıp duran fikirlerin muhasebesini de tutmalıydı.

Gördüğü her haksızlık, işittiği her söz onu derinden yaralıyordu. . Çünkü o Cumhuriyet’in ilk yıllarının çocuğuydu.  Bir şeyler yapabilmeliydi. Öyleyse burada durması anlamsızdı. Kendini yönlendireceği alanlar için bu yer, onu ancak köreltir ve sinir sahibi yapardı. Çözümü istifa etmekte buldu ve ilk adım olarak siyasi ‘’Doğruyol Gazetesi’’ni çıkardı.

Gazeteci Osman Kavuncu

Osman Kavuncu istifasının ardından 4 Eylül 1945’te Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü olduğu Doğruyol Gazetesi’ni çıkarmıştı. Artık siyasi mücadelesine başlamıştı ve özgün fikirleri olan, yenilikçi bir adam olarak tanınmasına ramak kalmıştı. Her haksızlığın karşısında dimdik duruşu ve yılmayışıyla Kayseri basınındaki yerini almıştı.

Gazete, Salı ve Cuma günleri olacak şekilde 79 sayı boyunca haftalık olarak yayınlandı. Özellikle gençlerin ilgisini çekmişti.

Kendisi gazetesini şu sözlerle tanımlıyordu: ‘’Doğruyol ile dilsiz Kayseri dile gelecektir. Doğruyol ile kör Kayseri her şeyi görecektir. Doğruyol ile Kayseri’nin duran kalbi çarpacak ve dimağı işleyecektir. Doğruyol adında ve yolunda yürürken şehirlerine ve büyüklerine güvenecektir’’


Osman Kavuncu ve sanatçı kişiliği

Osman Kavuncu tam bir Kayseri aşığıydı ve yurduna, taşına, toprağına bağlı inatçı bir adamdı. Ancak hiçbir zaman kibirli olmadı. Aksine hayatını böyle insanlara karşı savaşarak, gururlu, inançlı, ahlaklı bir insan olarak yaşadı.

Osman Kavuncu içinde taşıdığı sevgiyi sanatla birleştirmişti. Onunki gerçek bir memleket sevgisiydi. Öyle ki ona saraylar verseler o yine de ata yadigarı topraklarından, içinde taşıdığı sevgisinden, özleminden vazgeçmezdi.

Belediye Başkanlığı dönemleri de dahil, ikindi vakitleri doğruca Eğribucak’taki bağa gider ve dut ağaçlarının altında türküler söylerdi. En sevdiği ve en iyi çalıp söylediği türkü, Gesi Bağları idi.

Türküler üzerine bir de hayali vardı: Kayseri Türkülerini tüm yurda öğretmek. Bir gün bu hayali de gerçek olacaktı.

Osman Kavuncu, Anadolu turnesine çıkan Muzaffer Sarısözen ile tanıştı bir gün tesadüfen. Onunla bir ayrı ilgilenmişti turnenin Kayseri ayağında. Fikrini Muzaffer Sarısözen’e söylediğinde onun da ilgisini çekmişti.

Sonunda radyonun ‘’Yurttan Sesler’’ programını yöneten Muzaffer Sarısözen, Kayseri Türkülerini radyo repertuarına almıştı. Artık radyoyu açan herkesin kulağına bu türküler dolacaktı.

Osman Kavuncu, belli ki yaptığı onca güzel şeyi içinde taşıdığı sanat aşkına borçluydu. İçinde biriktirdiği onca güzellik ona gururlu sıfatlar kazandıracak ve Osman Kavuncu bir gün ‘’Kayseri’nin Efsane Adamı’’ ve ‘’Türk Belediyeciliğinin Yıldız İsmi’’ olarak anılacaktı.

Modern Kayseri’nin temelleri atıldı

1943’te dönemin Belediye Başkanı Emin Molu idi. Alman Şehircilik Uzmanı Prof. Dr. Orsner’e çizdirdiği şehrin ilk planının uygulaması Osman Kavuncu’ya kısmet olacaktı.

Çünkü 3 Eylül 1950 yerel seçimlerinde Demokrat Parti kazandı. Bu dönemin seçim sistemine göre belediye meclisi içinden iki isim aday olacaktı ve bu isimler Osman Kavuncu ve Av. Enver Aktan idi. Yapılan oylama sonucunda Osman Kavuncu Belediye Başkanı seçildi. 9 Eylül 1950 – 7 Şubat 1954 ve 7 Şubat 1954 – 17 Eylül 1957 arası olmak üzere iki dönem boyunca Kayseri Belediye Başkanı olarak görevini sürdürecekti.

Osman Başkan’ın dönemi, modern Kayseri’nin temellerini atacaktı.

Belediye Başkanı Osman Kavuncu dönemi

Osman Kavuncu, Belediye Başkanı seçilmişti. Ancak bir kesime göre bu çelimsiz adam başkanlık işinin altından kalkamayacaktı. Şehrin gelişmeye ve yeni günler görmeye ihtiyacı vardı. Bu cüssesiz adamdan bunları yapmasını bekleyemiyorlardı.

Ama cüssesi küçük aklı büyük adam, Osman Kavuncu, ona oy verenleri dahi şaşırttı. Öyle ki, Kayseri’nin altını üstüne getirecek ve ona yenilikler katacaktı.

Osman Kavuncu, iki dönem boyunca kazanmış olduğu Belediye Başkanlığı’na başladığında, belediyenin bir milyon lira bütçesi vardı ve o, aynı yıl dolmadan bu bütçeyi 14 milyon liraya çıkardı.

Caddeler, meydanlar, yollar boyu uzanan sokaklar, kooperatifler, fabrikalar… Bugünün Kayseri’sinde modern yaşam hissiyatını uyandıran ne varsa, hepsi onun o güzel beyninin eseriydi. Hatta bu işlerin yapımında bizzat fiziksel gücünü de kullanarak çalışanlara yardım ediyordu.

Geliştirdiği faaliyetlerle sadece Kayseri’nin göz bebeği olmakla kalmamış, dönemin Başbakanı Adnan Menderes’in de ilgisini çekmişti. Adnan Menderes, Osman Kavuncu’yu tüm Türkiye’ye örnek göstermişti.

Osman Kavuncu şehirleşmeye damgasını vuran o adamdı.

Detaylarıyla Osman Kavuncu çalışmaları

Osman Kavuncu, Belediye Başkanlığı döneminde birçok proje hayata geçirmişti. İlk işi, bugünkü adı ”Osman Kavuncu” ve ”Sivas Caddesi” olan meşhur iki caddeyle birlikte birçok cadde ve sokağın yapımı için istimlak çalışmalarını başlattı.

Dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın talimatı ile bir milyon lira kredi temin edildi be 1500 adet dükkan, her biri 4500 lira olmak üzere kooperatif üyelerine mal edildi. Bu dükkanlar ileride büyük ticarethanelere dönüşecekti.

Yine Osman Kavuncu döneminde Cumhuriyet Mahallesi’nin büyük bir kısmı bügünkü iş yerlerine dönüştürüldü. Her şey bir çarklının dişleri gibi işliyordu. Bu mahallede yaşayan insanlar belediyenin yaptırdığı evlere, Sahabiye Mahallesi’ne yerleştirildi. Kayseri, giderek gelişiyordu.

Merkez ve Halk Bankaları’nın olduğu binaların alanı istimlak edildi ve bankalar yeni binalarına geçiş yapmış oldu. Bundan başka Kayseri’ye yakışmadığı düşünülen ve değiştirilmek istenen bir yer daha vardı; Şekerciler Çarşısı. Bu çarşı da böylece yıkılacaktı.

Osman Kavuncu, halkın istekleri doğrultusunda ve kendi ilkeleriyle dur durak bilmeden çalışıyordu.  Şehir Mezarlığı’nı da yaptırdıktan sonra en önemli sorun içme suyuydu.

Osman Kavuncu göreve başladığında şehrin su ihtiyacı yedi ayrı bölgeden sağlanıyordu ve düzensizdi. Kara Avgın denilen üstü açık kanallarla şehre taşınan su, pörhenklerle çeşmelere dağıtılıyordu. Pörhenklerin tıkanması durumunda bu sorun talaşla çözülüyordu.

Bu düzensiz gidişatı bir hale yola koymak isteyen Osman Bey, Gültepe’de bir su deposu yaptırdı ve açılışı Başbakan Adnan Menderes yaptı. Bundan sonra su, kaynağından bu depoya kapalı borularla getirilecekti.

Sudan sonra ikinci en önemli eksik, elektrik ihtiyacıydı. Kayseri’nin elektrik ihtiyacı, 1929’de Bünyan’da 90 metre yükseklikte Sarımsaklı Şelalesi üzerine kurulu 1200 litre saniyelik santralden karşılanıyordu. Ancak bu yetmiyordu ve halk şikayetçiydi.

Bunun yanında yenilenen şehir, gelişen sanayi yeni ihtiyaçlar doğuruyordu ve bunların hepsinin yolu elektrik santrallerini de genişletmekten geçiyordu. Bu sebeple Osman Kavuncu, 1954’te Bünyan Santrali’ni genişletmek için Sızır Suyundan yararlanmayı düşünmüş ve Sızır Hidro – Elektrik Santrali projesini hazırlatmıştır. Ancak 7 yıl sürecek bu projenin açılışı 1961’de o dönemin Valisi ve Belediye Başkanı Sedat Tolga’ya kısmet olacaktı.

Yenilikçi düşüncesiyle ”Erciyes Telesiyej Tesisleri” de yine bu dönemde yaptırıldı ve ilk kez at yarışları yapılacaktı.

Osman Kavuncu şehirleşmeye damgasını vuran adam olarak tanınacaktı.

1954’te karasinekler şehri istila etti. Osman Bey, bütçeden karasinekle mücadele için 30 bin lira ayırdı ve halktan kilosu 30 liraya getirdiği sinekleri aldı. Sonra da sinekleri imha etti. Bu Osman Bey’in şehri konusunda yaptığı hizmetler arasında en ilginç olanıydı.

Osman Kavuncu, kalbi güzel bir adamdı. Şehri güzelleştirirken içinde yaşayan insanları unutmazdı. Kursaklarından geçecek lokmadan, evde yanacak sobaya kadar her şeyi düşünürdü. Mahallelerin yoksul evlerini tespit etmek için muhtarları görevlendirmişti. Zabıta araçları ile bu evlere ihtiyaçları dağıtılırdı.

Osman Kavuncu mecliste

İki dönem süren Belediye Başkanlığı görevinden sonra Osman Bey, 1957 dönemi seçimlerinde Demokrat Parti listesinden Kayseri Milletvekili olarak meclise girdi. Kayseri için temelleri atmıştı. Artık ufkuna başka bir koltuktan da ışık tutabilirdi.

Beyninde gelişen fikirlerle birlikte önce Kayseri, sonra da tüm ülke gelişmeliydi.

1960 Darbesi ve Osman Kavuncu

Osman Kavuncu, Adnan Menderes ve diğer Demokrat Parti üyeleriyle birlikte 1960 Askeri Harekatı’nda Yassıada’da yargılananlar arasındaydı. 7 yıl hapis ile cezalandırıldı ve Kayseri Cezaevi’ne gönderildi.

Osman Kavuncu’nun acı dolu günleri başlamıştı. İkinci perdede hayat onun için daha kısa ve zorlu geçecekti. O güne dek zaten çelimsiz vücuduyla hastalıklı bir hayat sürmüştü. Cezaevi koşullarında yaşayacak bir bünyesi yoktu. Sağlığı iyice bozulmuştu. Bu nedenle 2 Ekim 1962’de tahliye edildi.

Hasta bir bünye ile dışarıda da yaşamak kolay değildi. Bir iş yapmalı, hayatına devam edebilmeliydi. Cumhuriyet Mahallesi’nde bir sigorta temsilciliği açtı. Artık sigorta işleri yapacaktı.

Osman Kavuncu öldü

Cezaevinden miras hastalığı bir daha yakasından hiç düşmedi. Artarak çoğalıyor, bünyesini iyice güçsüzleştiriyordu.

O güzellikler dolu kafayı taşıyan beden en fazla 11 Kasım 1966’ya kadar dayanabilmişti. Ve Osman Kavuncu, öldü.

Nice güzellikleri önce kalbine, sonra da beynine özenle yerleştirmişti Osman Kavuncu. Baktığında güven vermeyen çelimsiz bedenine inat yaşadı o hayatını. İşte bundandır ki, tüm Kayseri onu hep çok sevdi.

Çünkü o, Kayseri’ye yeni bir hayat ve o hayatı kolaylaştıracak imkanları verdi. Ne kadar sevseler, ardı sıra ne kadar dua etseler az elbet.

Çünkü o, kendi hayatından çalıp, memleketine verdi. Hiç evlenmedi. Hatta ona neden hiç evlenmedin diye sorduklarında Belediye’yle evlendim ben diyordu. Onun kalbini belli ki memleket sevdası doldurmuştu.

Yaptığın tüm güzellikler için,

Beyninden hep doğruyu, kalbinden hep güzeli geçirdiğin için,

Minnetle…

Damla Karakuş

[email protected]

Not:

Biyografisini okumak istediğiniz kişileri lütfen bizimle paylaşın.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , , , , , , , , , ,