Etiket: sasani

1. Hüsrev Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

1. Hüsrev; Hüsrev Anuşirvan (Farsçada “Ölümsüz Ruhlu Hüsrev”) ya da adil hüsrev olarak da bilinir (ö. 579), 531-579 arasında Sasani hükümdarıdır. Büyük bir reformcu, sanatın ve bilimin koruyucusu olarak tanınır.

Hüsrev’in gençlik yıllarına ilişkin, efsaneler dışında pek bilgi yoktur. Bir öyküye göre I. Kubad’ın (Kavad) Akhunlara sığınırken Nişabur yakınında evlendiği bir köylü kızından doğmuştur. Babasının ölümü üzerine çıkan taht kavgasını kazandıktan ve kardeşlerini öldürttükten sonra başa geçti. Babasının son yıllarında hızla yayılan Mazdekçiliğin yol açtığı toplumsal karışıklıkları bastırarak düzeni sağladı. Ardından, gerilemekte olan imparatorluğu güçlü bir devlete dönüştürmek için reformlara girişti.

Hüsrev’in girişimlerinin en önemlisi olan vergi reformunun Diocletianus’un hazırladığı Roma vergi sisteminden kopya edildiği sanılmaktadır. Önceki hükümdarlar döneminde vergiler ürün miktarına göre toplanıyordu. Hüsrev yıldan yıla değişen vergi yerine sabit bir arazi vergisi getirdi. Devlet gelirlerine istikrar kazandıran ve ödeyenler açısından daha adil bir düzen sağlayan başka vergiler koydu. (Bu vergi düzenlemeleri İran’da İslam dininin yayılmasına değin yürürlükte kaldı.) Sasani bürokrasisini de yeniden düzenleyerek, çeşitli işlerden sorumlu bakanlardan oluşan bir divan sistemi geliştirdi. Merkezi yönetimi pekiştirerek hükümdarlık yetkilerini genişletti. Küçük soyluların (dihkan) desteğine dayanarak önceki dönemlerde önemli bir ağırlığı olan büyük feodal beylerin gücünü kırdı. İran tarihindeki yerinden dolayı, Sasani dönemindeki değişikliklerde hep Hüsrev’in adı geçer. Ama bu değişikliklerden ne kadarının gerçekten kendi döneminde yapıldığını, ne kadarının sonradan ona yakıştırıldığını kestirmek zordur. Bazı kaynaklarda öne sürüldüğü gibi, din adamlarının onayıyla, toplumun din adamları, askerler, memurlar ve halk biçiminde sınıflara ayrılmasının onun zamanında yasal bir düzenlemeye kavuşturulduğu savının doğruluğu da belirsizdir.

Sasani ordusunu yeni baştan düzenleyen Hüsrev, İran’ın dört bir yandaki sınırlarını korumak üzere dört komutan (sipahbad) atadı. Savaşa çıkarken feodal beylerden asker toplama biçimindeki uygulamaya son vererek düzenli bir orduya dayandı. Bizanslılara ve Arap müttefiklerine karşı Suriye Çölünde, Rusya’nın güneyinde yaşayan halklara karşı Kafkas Dağları ile Hazar Denizi arasındaki Derbent kentinde, ayrıca Hazar Denizinin doğusunda bugün Türkmenlerin yaşadığı bozkırlarda savunma amaçlı surlar yaptırdı. Bu önlemleri almasına karşın, ordusunu savunmada tutmayarak Bizanslılara karşı birçok savaşa girişti. 540’ta Antiokheia (Antakya) kentini ele geçirdi ve kısa bir süre elinde tuttu. Antiokheia’dan getirttiği çok sayıda savaş tutsağını Ktesiphon (Medain) yakınında, asıl Antiokheia örnek alınarak inşa edilen yeni bir kente yerleştirdi. Orta Asya’da yeni bir güç olarak yükselen Türklerle ittifak yaparak Akhunları yenilgiye uğrattı ve birçok Ak-hun beyliğini egemenliği altına aldı. Sasanilerin doğu sınırını Ceyhun (Amu Derya) Irmağına kadar genişletti.

Kafkas Dağlarında Lazika’ya ve Ermeniler üzerine de birçok sefer düzenledi. Ayrıca bir Sasani ordusunu Arabistan’a göndererek Yemen’i fethetti. Doğu Anadolu’da çıktığı bir seferde Bizans imparatoru II. Tiberios’un karşı saldırısı üzerine çekildiği Ktesiphon’da öldü.

Hüsrev kültür ve bilimi koruyan bir hükümdar olarak da tanınır. İustinianos’un 529’da Atina’daki Akademia’yı kapatması üzerine göç eden bazı Yunanlı filozoflara yakınlık göstererek onları sarayında barındırdı. Daha sonra ünlenen Gondeşapur tıp okulunu kurdurduğu, ünlü hekim Burzo’yu Sanskrit bilim kitaplarını getirmek ve Pehle-vi diline çevirmek üzere Hindistan’a gönderdiği söylenir. Bazı kaynaklara göre satranç oyununun Hindistan’dan İran’a geçişi de bu döneme rastlar. Hüsrev’in sarayında astronomi ve astroloji çalışmalarının ileri bir düzeye ulaştığı bilinmektedir. Sonraları birçok İslami yıldız cetveline temel olan Zic-i Şahi’nin Hüsrev döneminde hazırlandığı sanılmaktadır. Pehlevi dilinde yazılmış Kârnamag-i Ardeşir (Yeni Farsça Kârname-i Erdeşîr-i Pâpekân) gibi kitapların genelde bu dönemden kaldığı kabul edilir. Bazı araştırmacılar Zerdüşt dininin kutsal kitabı Avesta’yı yazıya geçirme ve bu amaçla özel bir Avesta alfabesi yaratma emrini Hüsrev’in verdiğini öne sürmüşlerdir. Eski İran öykü ve efsanelerini içeren ve Firdevsi’nin ölümsüz yapıtı Şehnüme’ye kaynaklık eden Hatay-namek’in de (Yeni Farsça Hudayname) Hüsrev zamanında derlendiği sanılır. Şehname’ de geçen bazı adların Hüsrev’in ailesindeki kişilere ait olması, Hüsrev’in en azından eski efsanelere olan ilgisini göstermektedir. ‘

Hüsrev’in tarihsel ünü belki de olgulardan çok, adının çevresinde örülen öykülere dayanmaktadır. İran’da kimin yaptırdığı bilinmeyen hemen bütün islam öncesi yapılar halk tarafından Hüsrev’e mal edilir. Kuşkusuz Hüsrev çok sayıda köprü, yol ve saray yaptırmıştır; ama efsanelerde ona mal edilen yapılar çok daha fazladır. Ktesiphon’daki ünlü Tak-i Kisra Sarayı’nın Hüsrev zamanından kaldığı ileri sürülmüşse de, bu konuda kesin bilgi yoktur. Hüsrev’in temelini attığı kurumlar ve görkemli saray düzeni, sonradan Abbasi halifelerine örnek olmuştur.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , , ,

IV. Hürmüz Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Hürmüz IV (ö. 590), 578/579-590 arasında Sasani kralıdır. I. Hüsrev’in oğlu ve ardılıdır. Eski bir kaynağa göre, orduda ve sarayda sıkı bir disiplin uygularken halkı kollamıştır. Saraydaki Zerdüşt rahipleri Hristiyanlara baskı yapılmasını istediğinde, tahtın ve yönetimin ancak her iki dinle de iyi ilişki kurarak güvenlik içinde olabileceği gerekçesiyle bunu reddetmiştir. Bizans İmparatorluğu’na ve Göktürklere karşı babasının döneminde başlayan savaşları sürdürdü. Bizans imparatoru Mavrikios’la barış görüşmelerine başlamakla birlikte, babasının kazanımlarının hiçbirinden vazgeçmedi.

588’de Hürmüz’ün komutanlarından VI. Behram (Çubin) Göktürkleri yenilgiye uğrattıysa da ertesi yıl Romalılara yenildi.Hürmüz’ün görevden alması üzerine Behram ordusuyla birlikte isyan etti. Bunu bir ayaklanma izledi. Hürmüz tahttan indirilerek öldürüldü ve oğlu II. Hüsrev kral ilan edildi.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,

2. Hüsrev Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

2. Hüsrev; Hüsrev Perviz (Farsçada “Muzaffer Hüsrev”) olarak da bilinir (ö. 628), 590-628 arasında Sasani hükümdarıdır. Sasani İmparatorluğu’nu en geniş sınırlarına ulaştırmış, sonunda Bizanslılara yenilince bir saray darbesiyle tahttan indirilerek idam edilmiştir.

İmparatorluğun yayılması. IV. Hürmüz’ün oğlu olan II. Hüsrev, 590’da bir kargaşa döneminde tahta çıktı. IV. Hürmüz’ün komutanlarından Behram Çubin, Lazika’da Bizans ordusuna yenilince hükümdarın açık hakaretine uğramış, ardından Hürmüz, kayınbiraderleri Bostam ve Bindoe’nin önderlik ettiği saray ayaklanmasında öldürülmüştü. Ayaklanma sırasında Behram Çubin, ordusunun tahta bağlı kalmayacağını ilan etmiş, yeni tahta çıkan Hüsrev’i Mezopotamya’ya kaçmak zorunda bırakmıştı. Hüsrev’ in peşine düşenler bir süre Bindoe’nin askeri taktikleriyle oyalandı ve sonunda Bizans imparatoru Mavrikios’un sağladığı askerlerle alt edildi. Behram Çubin de idam edildi.

Hüsrev kendini güvencede hissetmiyor, halk arasında da sevilmiyordu. Durumunu sağlamlaştırmak için önce babasının ölümüne karışanları, bu arada desteğinden yararlandığı Bindoe’yi saf dışı bıraktı, Bizanslılardan oluşan bir muhafız birliği kurdu. Mavrikios’un öldürülmesi (602), yerine geçen Phokas’ın da Behram Çubin’e karşı kendisine yardım eden Bizans kuvvetlerinin komutanı Narkes tarafından tanınmaması üzerine Hüsrev’in orduları Ermenilerin yaşadığı bölgelere ve Mezopotamya’ya girdi.

Mezopotamya’daki Bizans kuvvetleri güçsüzdü; kısa zamanda Dara (Abivard), Ami-da (bugün Diyarbakır) ve Edessa (bugün Şanlıurfa) kentleri düştü (604). Fırat’ı geçen Hüsrev, Hierapolis ve Beroia’yı (Halep) aldı. İç çekişmeler Bizans’ın doğu eyaletlerinin kolayca ele geçirilmesine olanak verdiğinden Orta Anadolu Sasani işgaline uğradı. Buralarda sürekli bir Sasani yönetimi ya da yerleşimi oluşturulmamakla birlikte 610’da imparator olan Herakleios’un barış isteği bile bu ilerleyişi durduramadı.

Mezopotamya 613’te Hüsrev’in en yetenekli komutanı Şahrbaraz tarafından ikinci kez istila edildi. Aynı yıl Şam alındı; 614’te de Kudüs düştü. Kutsal Kabir (İsa’nın Kabri) yıkıldı. Gerçek Haç Ktesiphon’a (Medain) taşındı. Hüsrev Hıristiyanlığa karşı hoşgörülüydü, ama Şahrbaraz, emrindeki Yahudilerin binlerce Hıristiyan tutsağa işkence etmelerine göz yumdu. 616’da İskenderiye fethedildi. 617’de uzun süredir Hüsrev’in komutanlarından Şahin’in kuşatması altında bulunan Khalkedon (bugün Kadıköy) ele geçirildi.

Herakleios bu fetih dalgasını 622-627 arasındaki bir dizi başarılı seferle tersine döndürdü. Denizde üstünlüğü koruduğundan gemilerle İssos’a (bugün İskenderun’da) ulaşarak Sasani ordusunu bozguna uğrattı. Kafkaslar’ın kuzeyindeki Hazar Krallığı ile ittifak yaparak 623’te Canzaca yakınında Hüsrev’in ordusunu yendi ve kenti yıktı. Kentteki ateşgede, ayrıca Zerdüşt dininin merkezi sayılan Urmiye Gölü yakınındaki tapınak da yıkıldı. Herakleios’un 624 ve 625’teki Kuzey Suriye ve Mezopotamya seferleriyle de Şahrbaraz’ın komutasındaki kuvvetler Saras Irmağında geri püskürtüldü.

Kuvvetlerini toplayan Hüsrev 626’da, o sırada Bizans’la arası bozuk olan Avarlarla ittifak yaptı. Aynı yıl bir orduyu Konstantinopolis’i (İstanbul) kuşatmaya, bir başkasını da Herakleios’la savaşmaya gönderdi. Konstantinopolis kuşatmaya dayandı ve Hüsrev’in komutanı Şahin yenildi. İkinci Sasani kuvveti de Herakleios’un 628’de, Hüsrev’in Ktesiphon’un 113 km kuzeyindeki konutu Destegırd’e saldırısı sonucunda saf dışı kaldı. Ninive yakınındaki önemli, ama sonuçsuz çarpışmadan sonra Bizans ordusu yeniden Destegird’e doğru ilerlemeye başlayınca Hüsrev kaçtı. Ama Şahrbaraz’ı yardıma çağıran mektuplarının ele geçirilmesine ve kuvvetlerini büyük ölçüde yitirmiş olmasına karşın barış koşullarını reddetti.

Hüsrev saygınlığını yitirmiş, üstelik hastalanmıştı. Şahrbaraz’ın idam, Şahin’in cesedinin de tahkir edilmesinin ardından sarayda çıkan ayaklanmada Hüsrev ölüme mahkûm edildi. İdamından önce vârisi ve en küçük oğlu Merdanşah gözlerinin önünde öldürüldü (628). En büyük oğlu Şiruye (II. Kavad) barışı kabul etti.

Kültürel ve ekonomik etkisi. II. Hüsrev gerçek bir sanat koruyucusuydu; gümüş işlemeciliği ve halı dokumacılığı onun hükümdarlığı döneminde doruğuna ulaştı. Kaynaklara Hüsrev Halısı “Hüsrev’in İlkbaharı” adıyla geçen bahçe desenli dev boyutlu bir halı bu döneme ait olmalıdır. Paris’te Ulusal Kütüphane’deki ince işçilikli gümüş tabağın da geleneksel av sırasında Hüsrev’i betimlediği sanılmaktadır. Pek çok uzman Tak-i Bostan’daki (Kirmanşah) mağaraları Hüsrev’in yaptırdığı, bunun da, o dönemde kayalarda kabartma heykel sanatının gelişmişliğini kanıtladığı kanısındadır. Kabartmalarda Hüsrev av sahnelerinde ve sarayının ünlü müzikçileri Barbad ile Sarkaş’ı anımsatan bir grup arpçıyı ayakta hareketsiz dinlerken görülmektedir. Dönemin mimarlığı konusunda bilinenler ise temelde Kasr-ı Şirin (Hanakin yakınları) ile yakındaki Havsk-Kuri’de bulunan İmirat-i Hüsrev adlı dev sarayın kalıntılarından kaynaklanır. Ürdün’de de, Amman’ın 20 km kadar güneyinde Hüsrev’e ait Meşetta Sarayı’nın kalıntıları vardır.

Savaş ganimetleri ve vergilerle büyük bir servet edinen Hüsrev’e binlerce fil, deve, at ve kadın verilmişti. 9. yüzyıl Arap tarihçisi Taberi’nin yazdığına göre yakut bacaklı altın bir tahtı, ayrıca yumuşak altından ve başka değişik madenlerden yapılmış ilginç eşyaları vardı. Hüsrev döneminde ticaretin yaygınlığına ve kişisel servetlerin büyüklüğüne karşın, ekonomi gelişmemişti. Tüccar da yüksek vergiler ve savaşların yol açtığı belirsizlik ortamından zarar görüyordu. Hüsrev, askeri bir aristokrasi yaratmakla hükümdarın otoritesini zayıflatmıştı. İdari reformları ve merkezi bürokrasisi de yerel hanedanları ve bunların ordularını güçsüzleştirerek ölümünden 12 yıl sonraki Arap istilasına direnme olasılığını ortadan kaldırdı. Daha 611’de Araplar Sasani ordusunu Zikar’da yenmişti. II. Hüsrev’in Suriye ve Kuzey Irak’taki Hıristiyan Arap devletlerini (Lahmiler ve Gassaniler) ortadan kaldırması da İran’ı Arap saldırısıyla karşı karşıya bırakan bir başka etmendi.

Hüsrev’in Ermeni olan karısı Şirin’e duyduğu aşk şairlere, özellikle de Nizami’nin Hüsrev ü Şirin’ine (1949) konu olmuştur.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,