Etiket: şeyhülislam

Şeyhülislam Mehmet Esat Efendi Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Şeyhülislam Mehmet Esat Efendi (1685-1753)

Ünlü bir Türk bilgini ve bestecisidir. Şeyhülislâm Ebu-İshak İsmail Efendi’nin oğludur. İstanbul’da doğdu, medrese tahsilinin bütün kademelerini bitirerek müderrisliğin de bütün derecelerini geçti, 1720’de «sahn-ı semân müderrisi» (en yüksek medrese olan Süleymaniye üniversitesi rektörü) oldu. Profesörlükten adliye mesleğine geçerek, Selânik ve Mekke kadılıklarında bulundu. 1737′ de kazaskerlik (askerlikteki mareşal rütbesine eşittir) payesiyle Ordu-yı Hümayun kadısı atandı.

Esat Efendi, Almanya ve Rusya’ya karşı büyük zaferle biten savaşta Avusturya cephesinde bulunduktan sonra Belgrat Antlaşmalarında da murahhas olarak görev aldı. 1744’te Rumeli kazaskeri, 1748’de şeyhülislâm oldu. 1749’da azledildi.

En ünlü Osmanlı ilmiye ailelerinden birine mensup olan Esat Efendi, pek zengin ilmî gelenekler içinde yetişmiştir (kızı Fıtnat Hanım en büyük Türk kadın şairidir). Oğlu ve torunu da sonradan kendisi ve babası gibi şeyhülislâm olmuştur. Yazdığı 9 eserin en önemlileri şunlardır: Şiirlerini toplıyan «Divan», «Lehcetu’l-Lûgat» (Türkçe bakımından olağanüstü önemli, Türkçe’den Arapça ve Farsça’ya sözlük), «’Atrabu’l-A’sâr» (Türk bestekârlarının biyografi ve eserlerinden bahseder). Esat Efendi, bestekâr olarak da önemlidir. Fakat zamanımıza besteleriyle ancak 8 parça eseri kalmıştır: 2 İlâhî, 1 Beste, 1 Ağır ve 3 Yürük Nakış Semai ile 1 de Saz Semaisi. Bunların hepsi üstün değerde parçalardır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,

Ahizade Hüseyin Efendi Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Ahizade Hüseyin Efendi; (d. Eylül 1572, İstanbul – ö. 7 Ocak 1634, İstanbul), Osmanlı tarihinde öldürülen ilk şeyhülislamdır.

Anadolu kazaskerlerinden Ahizade Mehmed bin Nurullah Efendi’nin oğluydu. İlk eğitimini babasından aldı. Hoca Sadeddin Efendi’nin yanında yetişti. Genç yaşta müderris yardımcısı olarak Papazoğlu Medresesi’ne atandı (1589). Daha sonra sırasıyla Osman Paşa, Yeni Ali Paşa ve Şehzade medreselerinde ders verdi. Süleymaniye Darülhadisi’nde de üç yıl (1602-05) ders verdikten sonra, üç kez (1605,1608 ve 1614) İstanbul kadılığına, iki kez (1611, 1616) Anadolu kazaskerliğine, üç kez de (1622, 1625 ve 1631) Rumeli kazaskerliğine atandı. Bu görevlerde kısa sürelerle kaldı ve son Rumeli kazaskerliği dışında her seferinde görevden alındı. 10 Şubat 1632’de Zekeriyazade Yahya Efendi’nin yerine şeyhülislamlığa getirildi.

1633’te av gezisi için Bursa’ya giden IV. Murad, halkın şikâyeti üzerine İznik kadısını hiçbir soruşturma yapmaksızın astırınca, Hüseyin Efendi, Valide Kösem Sultan‘a bir mektup yazarak kadıların suçları kesinleşmeden cezalandırılmamalarını istedi. Bu mektubu padişahı tahttan indirmeye yönelik bir tavır biçiminde yorumlandı. Durumun kendisine bildirilmesi üzerine İstanbul’a dönen IV. Murad, Hüseyin Efendi’yi görevinden alarak öldürttü.

Hüseyin Efendi, Hüdayî mahlasıyla şiirler de yazmıştır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , , ,

Molla Hüsrev Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Molla Hüsrev; asıl adı Mehmed (ö. 1480, İstanbul), en ünlü Osmanlı fıkıh bilgini ve şeyhülislamıdır.

Bazı kaynaklarda Sivas ile Tokat arasındaki Kırgın köyünde yaşayan Türkmen İrsak kabilesinden geldiği, bazılarındaysa Müslüman olan bir Fransız subayının oğlu olduğu söylenir. Eniştesi Hüsrev Bey’in yanında büyüdü. Döneminin ünlü bilgini Burhaneddin Haydar Herevi’den ders aldı. Edirne’de Şah Melek ve Çelebi medreselerinde müderrislik yaptı. 1429’da II. Murad tarafından kazaskerliğe atandı. 1446’da tahtını babasına bırakarak Manisa’ya çekilen II. Mehmed’e (Fatih) eşlik etti. 1459’da İstanbul kadılığına getirildi, ayrıca Bilâd-ı Selâse (Eyüp, Galata ve Üsküdar) kadılıklarını üstlendi. Bir ara II. Mehmed’e kırılarak Bursa’ya gitti. Orada kendi adına kurduğu medresede ders verirken İstanbul’a çağrıldı ve 1460’ta Fahreddin Acemi’nin yerine şeyhülislamlığa getirildi. Yaşamının sonuna değin bu görevde kaldı.

Birçok ünlü bilginin yetişmesine katkıda bulunan Molla Hüsrev’in en önemli yapıtı, Hanefi fıkhına ilişkin Gürerü’l-Ahkâm’dır. 1473-77 arasında yazdığı ve daha sonra Dürerü’l-Hükkâm fi Şerh-i Güreri’l-Ahkâm (1844) adıyla şerh edilen bu yapıt, bütün Osmanlı medreselerinde ders kitabı olarak okutulmuştur. Fıkıh usulü kitabı olan Mirkâtü’l-Vusûl fi İlmi’l-Usûl ise (1846) uzun süre kadılar tarafından başvuru kitabı olarak kullanılmıştır.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , , ,

Şeyhülislam Arif Hikmet Bey Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Arif Hikmet Bey (şeyhülislam), tam adı Seyyid Ahmed Arif Hikmet (d. 18 Kasım 1786, İstanbul – ö. 21 Mart 1859, İstanbul), divan şiiri geleneğini sürdüren son şairlerden. Ayrıca şuara tezkiresi ile tanınır.

Önemli devlet görevlerinde bulunan bir aileden gelir. Babası III. Selim dönemi (1789-1807) Rumeli kazaskerlerinden İbrahim İsmet Bey’dir. Ârif Hikmet Bey babasından aldığı derslerden sonra medrese öğrenimi gördü. 1816’da Kudüs, 1820’de Mısır, 1823’te de Medine kadılıklarına getirildi. 1826’da İstanbul payesini aldı. 1828’de İstanbul kadılığına atandıysa da bu görevi kabul etmedi. 1829’da nüfus tahririne memur olarak Rumeli’ye gitti. 1830’da nakibü’l-eşraf, 1833’te Anadolu kazaskeri oldu. 1834’te nakibü’l-eşraflık görevinden istifa etti. 1838’de Rumeli kazaskerliğine, 1839’da Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliye üyeliğine getirildi. 1840’ta Tanzimat’ın getirdiği yeni uygulamaları denetleme göreviyle Rumeli’ ye gönderildi. Dönüşünde Dar-ı Şûra-yı Askeri üyeliğine atandı. 1845’te Mekkizade Mustafa Âsim Efendi’nin ölümü üzerine şeyhülislamlığa getirildi. Yüz_ beşinci Osmanlı şeyhülislamı olan Ârif Hikmet 1854’te bu görevden ayrıldı. Tanzimat’tan sonra rüştiyelerin (ortaokul) açılmasına ve ejitimin yaygınlaşmasına katkıda bulunan Arif Hikmet Bey, şeyhülislamlıktan ayrıldıktan sonra kendini edebiyat çalışmalarına verdi. Medine’de bir kütüphane yaptırarak buraya 5 binden çok kitap bağışladı.

Ârif Hikmet Bey Tanzimat sonrası yeniliklerden etkilenmedi. Türkçe şiirleri yanında Arapça, Farsça şiirler de yazdı. Şiirlerinde Nef’î, Nabî ve Nedim’in etkileri görülür. Divan’ı, Şeyhülislam Hüsameddin Efendi tarafından toplanıp düzenlenerek bastırıldı (ös 1866). Arapça, Farsça ve Türkçe olmak üzere üç bölümden oluşan bu Divan’daki Türkçe şiirler arasında en çok gazel ve tarihler göze çarpar. Ârif Hikmet Bey Divan’ında Bahaeddin Nakşibendi’yi ve tarikatını överek, babasının da bağlı olduğu bu tarikata girdiğini anlatır. Onun için kendisine en-Nakşibendi ve el-Hiiseyni de denir.

Tezkire-i Şuara ya da Ârif Hikmet Tezkiresi adıyla da bilinen ve Arap alfabesindeki “He” harfine kadar gelen tezkiresinde 1834/35’e değin yetişmiş toplam 210 şairin yaşamı ile ilgili kısa bilgiler ve şiirlerinden örnekler verir. Azeri şairleriyle İran şairlerini de anlatır. Mecmuatü’t-Terâcim adlı Arapça yapıtında 1134 ünlü âlim ve şairin yaşamöyküsünü verir. Kâtip Çelebi’nin ünlü Keşfü’z-Zünun adlı bibliyografik yapıtına zeyl (ek) olarak yazmaya başladığı Zeylül-Keşfü’z-Zünun ancak C harfine kadar gelebilmiştir. Hülasatü’l-Makalat fi Me-calisi’l-Mükâlemat adlı yapıtı, babası İbrahim İsmet’in delege olarak bulunduğu Mü-kâlemat-ı Siyasiyye Meclisi’nde kabul edilen anlaşma metinlerinin derlemesidir.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , , , ,