Etiket: Sigmund Freud Aslen NERELİ

Sigmund Freud ve Teorileri

Sigmund Freud 1856 da, Moravya da doğdu. Daha çocukken ailesi Viyana’ya göçetti. Ve Freud yaşantısının çoğunu bu şehirde geçirdi. 1873’te, Viyana üniversitesine girdi, tıp öğrenimine başladı. Fizyolojik işlemle, özellikle sinir sistemi ile çok ilgilendi. 1881 de bu alanda araştırmalara koyuldu. Ama, ekonomik problemler bunu engelledi. Bunun üstüne sinir uzmanı oldu. Kendi alanında çalışırken bir yandan da özellikle sinir ve akıl bozukluklarının fizik etkilerini inceledi. Örneğin sinir sistemi bozukluklarından ileri gelen çeşitli felçlerin ayrıntılarını ortaya çıkardı. Bu konuda önemli bir kitap yazdı.

1885’te, Paris’e, ünlü bir sinir ve akıl uzmanı olan Charcot ile çalışmaya gitti. Daha önce, bir meslek arkadaşı, kendisine bir hastanın hipnotizma edildiği sarada nasıl kötü hatıralarını anlatarak iyileştiğini söylemişti. Bu ona çok çekici gelmişti. Ama, Charcot’da konu üstüne bir ilgi uyandıramada.

Viyana’ya döndüğünde bilinçaltı düşünceleri aydınlığa çıkarmak için hipnotizma denemelerine girişti. Daha sonra, hipnotizmadan vazgeçebileceğini ve hastayı tamamiyle gevşetip, hatırlayabildiği en eski hatıraları rahatça anlatacak hale koyabileceğini keşfetti. Buna «Özgür çağrışım» metodu denir ki modern psikanalizin önemli bir yanıdır. Freud hastayı bu biçimde serbestçe konuşturarak çok kez akıl ya da sinir bozukluğunun nedenini bulabiliyordu.

Hasta, çokluk, sadece (salt) kötü hatıraların meydana çıkmasıyla hastalık belirtilerinden kurtuluyordu. Bir hayal örnek verelim: bir kız düşününüz ki çocukluğunda küçük kardeşini dövmüş olsun. Büyüdüğü vakit hiç bir görünür neden olmadan eline felç gelebilir. Bir bebeği dövmenin utancı, bilinçaltında gizlense de, bir felç halinde ortaya çıkabilir. Ve bunun nedeni aydınlığa çıkarılınca hastalıkta geçer. Freud bu tür düşüncelerin ve anıların unutulmadığını, ama, bilinçli olarak hatırlanmadığı da anlamıştı.
Bu bastırılmış düşünce ve anılara o, «İçetepilmiş» diyordu. BİLİNÇLİ DÜŞÜNCENİN önemini ortaya koydu. Gerçi önce tıp tarafından kabul edilmedi ama, Freud’un akıl hastalıklarının incelenmesine en büyük yardımı oldu bu.

«Özgür Çağrışım» metodu bilinçsiz düşüncenin nasıl işlediğini inceleme ve akıl hastaları gibi, normal kişilerin de bir çok davranışlarını yorumlamak olanağını verdi. Akıl hastalıklarının tedavisi, bugün, Freud’un bir çok düşüncelerine uymaktadır. Örneğin, bu hastalar şimdi konuşmaya, resim yapmaya teşvik ediliyor. Yaratıcı herhangi bir çalışma hastalığın nedenini çözmeye yarayabilecek bir düşünce ya da korkuyu ele verebilir. Freud özellikle, çocukluğun daha sonra yaşantıda yaptığı etkiyle ilgilendi. Bir çok; çocukluk etkilerinin, hele nefret, sevgi, korku gibi heyecanlarla birleşmiş olanların, ilerde dengesiz bir düşünce yarattığını anladı . Dengesiz düşünce kötü davranışlara götürür. Kötü davranışlara eskiden fizik cezaları verilirdi. Bugün eğitim ve psikolojik tedaviyle yola gelmelerine ve normal yaşantıya uymalarına önem veriliyor. Freud rüyalarla pek ilgiliydi. Rüyanın «içe tepilen» yani bilinçten uzak tutulan ve uyurken rüya halinde «yüzeye çıkan» bir istek ya da korkuyu canlandırdığına inanıyordu. Freud içe tepilen istek ya da korkuların son tecrübelere ya da duyulara bağlandıklarını (örneğin kaygılara), bu tecrübeleri değiştirerek daha normal olaylar biçimine büründüklerini iddia ediyordu. Bu biçimde değişen içe tepilmiş dilekler uyguyu tedirgin etmezler. Böylece rüya uykunun bir parçası gibi gelir. Bunun için rüyaların incelenmesi incelenmesi bir hastanın bilinç ötesine girebilmenin bir başka yoludur. Ve Freud’le onu izleyenler hastaları tedavide buna sık sık başvurmuşlardır.

Freud sağlığında peşinden gidenler buldu. Ve yavaş yavaş (ilk büyük tepkiden sonra) teorilerinden bazıları kabul edildi.

Yahudi olduğundan Almanlardan işkence görmek tehlikesindeydi. 1938’de, İngiltere’ye kaçtı, bir yıl sonra orada öldü.

Freud ve Rüyalar:

Freud’un rüya yorumlarından bir çoğu, karşı cinslerin ilişkileri ya da doğum üstüne düşüncelere dayanır. Rüyada «düşmek», Freud’e göre, bir kimsenin sevgi yoksunluğu çektiğini ve bilinçdısı olarak, düşen bir çocuğun nasıl nazlandığını hatırladığını, rüyasında düşmekle sevgi görmek istediğini gösterir. Rüyada su görmek (yatağını ıslatmak da) le ateş ya da doğumdan önceki tecrübeler arasında ilişki vardır. (Yani, sulu bir çevreyle). Rüyada sık sık ölüm görülür. Freud bunu, öldüğü görülen kişiden kurtulmak isteğine yoruyordu. Rüyalarında kanatlandıklarını gören çocuklarsa eskiden zorba kardeşlerinden kurtulmak isteyenlerdir. Çocuk rüyasında «ölüm», melek olup cennete gitmek dileğini açığa vurur. Rüyasında yüksek makamdakilerle konuşmak, yine Ferud’a göre, ana baba baskısından kurtulmak isteğidir. Tam bir yorum yapmak için, Freud hastanın tüm hikayesini ve rüya üstüne düşüncelerini bilmek gerektiğine inanırdı.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , ,

Sigmund Freud Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında ,biyografisi , hakkında

Sigmund FreudSigmund Freud;Avusturyalı hekim, psikanalizin kurucusudur (Moravya/ Freiberg 1856-Londra 1939).

Bir Yahudi ailesinin çocuğudur. 1876’da Viyana Üniversitesi’nde fizyoloji okurken nöroloji dalına geçti. 1881’de hekim oldu. Viyana Genel Hastanesi’nde görev aldı. Theodor Meynert’in psikiyatri kliniğinde asistanlığa başladı. 1885’te Viyana Üniversitesi’ne fahri doçent atandı. Aynı yıl Paris’te ünlü nörolog Jean Martin Charcot’un yanında araştırmalara katıldı, histeri hastalarının hipnozla tedavisi yolunu bu çalışmalarda tanıdı, bilinç dünyasından ayrı ve gizli, değişik bir alana, bilinç-dışının varlığına olan inancı kesinleşti. 1886′ da Viyana’ya döndü. Ünlü hekim Josef Breuer’den duyguların boşaltımı yöntemini öğrenerek hastaların tedavisinde hipnozu kullanmaya başladı. Breuer ile ortak çalışmaları Studien über Hysterie (Histeri Üzerine İncelemeler) adıyla 1895’te yayımlandı.

Histerinin oluşumunda cinsel etmenlerin önemine verdiği öncelikle Breuer’den ayrılıyordu; çalışmalarını tek başına sürdürdü. Hipnoz tedavisi yerine “özgür çağrışım” yöntemini uyguladı. Yöntemine “psikanaliz” adını vererek tezlerini 1900’de Günlük Yaşamın Psikopatolojisi Üzerine (Zur Psychopatologie des Altagsleben) ve Rüyaların Yorumlanması (Die Traumdeutung) eserlerinde yayımladı. 1908’de Viyana Psikanaliz Derneği’nin kurulmasına öncülük etti. Aynı yıl Viyana Üniversitesi’ne profesör olarak atandıysa da, yaşamı boyunca bu görevi çok az sürdürebildi. 1909’da C.G. Jung ile birlikte ABD’deki Clark Üniversitesi’ne çağrıldı; bir dizi konferans verdi, onur doktoru payesini kazandı. Klinik deneylerinde hastalarının çocukluk dönemlerine ilişkin saplantılarının, düşlemlerinin ortak yönlerini saptadı. Bu veriler çocuk cinselliğine ilişkin bir gelişme kuramının temellerini oluşturdu. Bu görüşe göre çocukta psikoloji ve cinsel gelişim, önceki dönemde kazanılan davranışları da özümleyen beş dönemde tamamlanır. Freud 1923’e kadar, zihin bölgelerini ana çizgileriyle belirleyerek kişiliğin açıklamasını gerçekleştirdi. Yerbetim (topografi) kuramı adını verdiği bu kurama göre; dikkati zorlamakla bilinç düzeyine çıkarılamayan bazı olaylar, zihnin “bilinçdışı” denilen en derin bölgelerinden kaynaklanırlar. Bilinçdışı olmakla birlikte istekle bilince çıkarılabilen eşik bölgesinde “bilinçaltı” ya da “bilinçöncesi” denilen ve bilince daha yakın bir bölge vardır. Bilinçli olarak yaşanan ve algılanan olaylar ise zihnin yüzeyinde oluşur.

1923’te yazdığı Ego ve İd (Das leh und das Es) adlı eserinde üç ana sistemden oluşan kişiliği bölümledi: İd, Ego ve Superego. İd (ilkel benlik) kalıtsal olarak gelen, içgüdüleri de kapsayan ve doğuştan varolan gizilgüçlerin tümüdür, ruhsal enerji deposudur; öteki sistemlerin çalışması için gerekli olan gücü sağlar. Ego (ben) organizmanın nesnel dünya ile alışverişe geçme gereksiniminde varlık bulur, kişiliğin yürütme organıdır. Kişiliğin üçüncü ve en son gelişen sistemi superegodur (üstben). Bu sistem çocuğa ana-baba tarafından aktarılan ödül-ceza uygulamalarıyla pekiştirilen toplumsal değerlerin içsel temsilcisi, kişiliğin ahlaki gücüdür. Başlıca işlevi, idin isteklerini karşılamaya çalışan egoyu ahlaki amaçlara yönlendirmek, kusursuz olmaya çabalamak, ahlaki olmayan istekleri bastırmaktır.

İd, kişiliğin biyolojik parçasını, ego ruhsal, superego toplumsal parçasını oluşturur. “Yapısal kişilik kuramı” adını verdiği, sonraki eserlerinde temel aldığı bu kuramın ardından “kaygı” kuramını geliştirdi. 1926’da yayımladığı Hemmung, Symptom und Angst (Ketvurma, Belirti ve Kaygı) adlı eseriyle sinirceli (nevrotik) hastalıkların çözümlemesini yaptı. Kaygı karşısında egonun nasıl savunma düzenekleri geliştirdiğini açıkladı. Din, antropoloji, mitoloji, sanat ve uygarlık alanlarına da yöntemini uygulayarak özgün eserler verdi. Nazizm tehlikesi Freud’u da kuşattı ve 1933’te kitapları alanlarda yakıldı. 1938’de Hitler’in Avusturya’yı ele geçirmesiyle, Londra’ya göç etti. Burada yakalandığı çene kanserine karşın çalışmalarından hiç kopmadı. Freud 20. yüzyılda düşünceleri en çok tartışılan kişilerden biri oldu. Düşüncelerine yöneltilen eleştirilere karşın psikiyatri alanının ünlü adlarını etkiledi. Psikanaliz kuramının kurucusu sayıldı.

Başlıca eserleri: Der Witz und Seine Beziehung zum Unbewussten (Şasa ve Bilinçdışı İlişkisi) 1905; Cinsiyet Üzerine Üç Deneme (Drei Abhand-lungen zur Sexualtheorie) 1905, Totem ve Tabu (Totem und Tabu) 1913, Psikanalize Giriş (Vorlesungen zur Einführung in die Psychoanlyse) 1917, Jenseits des Lustprinzips (Haz İlkesinin Ötesinde) 1920, Hayatım ve Psikanaliz (Selbstdarstellug) 1925, Die Zukunft einer Illusion (Bir Yanılsamanın Geleceği) 1927, Das Unbehagen in der Kultur (Uygarlığın Huzursuzluğu) 1930, Musa ve Tektanrı-cılık (Der Mann Moses und die mono-teistisehe Religión) 1939.

kaynak:nkfu

Etiketler, , , , , ,

Sigmund Freud Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

6 Mayıs 1856’da Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nda, Pribor’da doğdu. Babası, Jacob Freud, küçük bir esnaftı. Annesi onun ikinci karısıydı. Freud’un kendisinden yaklaşık yirmi yaş büyük iki üvey ağabeyi ve kendinden küçük yedi kardeşi vardı. Ailesi, 1938’e kadar yaşayacağı Viyana’ya taşındığında Freud dört yaşındaydı. Yahudi olan Freud’un babası özgür düşünceli biriydi. Freud sonradan kendisinin ateist olduğunu açıkladığında oğlunun kararına saygı gösterdi.

YAHUDİ OLDUĞU İÇİN TIP OKUDU

O dönemde Yahudiler yalnızca tıp ve hukuk alanında çalışabiliyorlardı. Freud da, bilimle ilgilendiği için, 1873’te Viyana Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girdi. Aslında nöropsikoloji araştırmaları yapmak istiyordu ama zengin olmadığı için nöroloji üzerine çalışmaya başladı. Daha sonraları birlikte çalışmalar yaptığı Josef Breuer’le bu dönemde tanıştı. Breuer ve Freud, konuşma kürünü birlikte oluşturdular.

HİPNOZ ÜZERİNDE ÇALIŞMALAR YAPTI

1882-83’te Theodor Meynert Psikiyatri Kliniğinde işe girdi. Kokain üzerine pek çok çalışma yaptı. Daha sonra Jean-Martin Charcot adlı ünlü nörologla, hipnoz ve histeri üzerine çalışmalar yapmak için Paris’e gitti.

1886’da Viyana’ya dönüp muayenehane açtı ve evlendi. Özellikle hastalarının tedavisinde hipnoz kullanıyordu ama zamanla bunun yeterli olmadığını anlayıp muayeneyi bıraktı. 1900’de Rüyaların Yorumu’nu 1901’de de Gündelik Yaşamın Psikopatolojisi’ni yayınladı. 1905’te yayınlamaya başladığı cinsellik üzerine çalışmaları yankı uyandırdı. Çocukluk dönemi tecrübelerinin önemi ve Oedipus kompleksi teorilerini öne sürdü.

16 YILDA 33 AMELİYAT GEÇİRDİ

1902’de Viyana Üniversitesi’nde profesör oldu. 1906’da Psikanalitik Topluluğu’nu kurdu. Bu topluluğun kuruluşundan sonra benzerleri giderek çoğaldı. 1909’da Massachusetts’deki Clark Üniversitesinde ilk uluslararası konuşmasını yaptı. 1923’te sigara bağımlılığından dolayı, çene kanseri teşhisi kondu. Bu hastalık, 16 yıl içinde 33 ameliyat geçirmesine neden oldu. Tam o yıllarda da Avrupa’da Nazi baskısı başlamıştı. 1938’de Almanya, Avusturya’yı işgal etti. Karısıyla İngiltere’ye kaçtı. 23 Eylül 1939 tarihinde İngiltere’de öldü. İngiltere ve Viyana’da yaşadığı evlerde, Sigmund Freud Müzeleri bulunmakta.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , ,