Etiket: Yaşar

Yaşar Kemal Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

Asıl adı Kemal Sadık Göğceli olan Yaşar Kemal, 1923 yılında Adana’nın Osmaniye İlçesi’ne bağlı Hemite Köyü’nde doğdu.

ORTAOKULDA FOLKLOR DERLEMELERİ

Henüz ortaokul sıralarındayken halk yazınına duyduğu ilgi, onu folklor derlemeleri yapmaya yöneltti. O dönemde şiirleri, Adana Halkevi’nin yayını olan “Görüşler Dergisi” nde yayımlandı. Ortaokulun son sınıfındayken okulu bırakmak zorunda kalarak; ırgatlık, amelebaşılık, pirinç tarlalarında su bekçiliği, arzuhalcilik, öğretmenlik, kütüphane memurluğu gibi işlerde çalıştı.

RÖPORTAJ YAZARLIĞI YAPTI

Bu arada Ülke, Kovan, Millet, Beşpınar Dergilerinde, şiirleri görüldü. 1951 yılında İstanbul’a yerleşerek, Cumhuriyet Gazetesi’nde fıkra ile röportaj yazarlığı yapmaya başladı. “Dünyanın En Büyük Çiftliğinde Yedi Gün” başlıklı röportajıyla, Gazeteciler Cemiyeti Özel Başarı Armağanı’nı kazandı.


ÖYKÜLERİYLE DİKKAT ÇEKTİ

O yıllarda öyküleriyle de ilgi çeken sanatçının, 1952 yılında “Sarı Sıcak” adlı öykü kitabı yayımlandı. İlk romanı “İnce Memed” 1955 yılında çıktı. 1955-1984 yılları arasında öykü, roman, röportaj ile makalelerinden oluşan 33 kitabı yayımlandı. Yaşar Kemal, ilk romanı “İnce Memed” ile 1955 yılında Varlık Roman Armağanı’nı kazandı. 1974 yılında “Demirciler Çarşısı Cinayeti” adlı yapıtı, Madaralı Roman Ödülü’nü aldı. “Yer Demir Gök Bakır” Fransa’da 1977 yılında, Edebiyat Eleştirmenleri Sendikası tarafından yılın en iyi yabancı romanı seçildi. “Binboğalar Efsanesi”, 1979 yaz dönemi için Büyük Edebiyat Jürisi tarafından seçilen kitaplar arasında yer aldı.

ESERLERİ 29 DİLDE YAYIMLANDI

1982 yılında uluslararası Del Duca Ödülü’ne layık görülen Yaşar Kemal, 1984 yılında Fransa’ nın Légion D’Honneur Nişanı’nı aldı. Yapıtlarında; Torosları, Çukurova’yı, Çukurova insanının acı yaşamını, ezilişini, sömürülüşünü, kan davasını, ağalık ile toprak sorununu,çarpıcı bir biçimde ortaya koyan yazarın eşsiz betimlemeleri, eserlerinin en önemli özelliğidir. 29 dilde yayımlanmış olan kitaplarıyla, dünya yazınında çok önemli bir yeri vardır.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , , ,

Yaşar Nuri Öztürk Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

Yaşar Nuri Öztürk 12 Şubat 1945 yılında Trabzon’un Sürmene ilçesinde doğup büyüdü. İlk eğitimini babasından Kur’an okuyarak aldı ve 9 yaşında hâfız oldu. On yıllık klasik eğitiden sonra hukuk ve ilâhiyat fakültesini tamamladı. 12 yıl imamlık ve vaizlik yaptıktan sonra, üniversiteye tekrar dönerek 1980 yılında “İslam Felsefesi” konulu doktorasını tamamladı ve 1986 yılında aynı dalda doçent oldu. Ortadoğu, Balkanlar, Avrupa ve Afrika ülkeleri, ABD, Güney Kore ve Japonya’da kendi alanı ile ilgili akademik araştırmalar yapan Öztürk, ayrıca Fransa’da Grenoble Üniversitesi’nde çalıştı. Yaşar Nuri Öztürk yapyığı çalışmalar ve hazırladığı tezlerle 1978 ve 1982’de “Türkiye Milli Kültür Vakfı” ödülünü kazandı.

Türkiye’de Kur’an’a dönüş hareketinin öncüsü olan ve Time Dergisi’nin gerçekleştirdiği “20. Yüzyılın En Önemli Kişileri” listesinde kamuoyunca belirlenen yüz isim arasında ilk 10 arasına giren Yaşar Nuri Öztürk aynı zamanda da, Türk üniversitelerinde öğretim üyesi ve dekan olarak 26 yıl görevde bulundu. ABD-New York’ta  bir yıl misafir profesör olarak “İslam Düşüncesi” dersleri okuttu. Büyük çoğunluğu İslâmiyet hakkında elliye yakın kitap yazdı. Özellikle “Kur’an’daki İslâm” adlı ansiklopedi vasfındaki kitabı, Yaşar Nuri Öztürk tarafından çoğu konferansında telkin edilmektedir.

Yaşar Nuri Öztürk, 3 Kasım 2002 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nden İstanbul milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girdi. Daha sonra CHP den istifa etti. Ardından da Halkın Yükselişi Partisini kurdu ve bu partinin Genel Başkanlığını 4 yıl boyunca sürdürdürdükten sonra 19 Ekim 2009 tarihinde üniversite ile çok ilgilenemediği gerekçesiyle genel başkanlıktan istifa ederek aktif siyasi yaşamını sona erdirmiş oldu. 14 şubat 2013 tarihinde TRT sanatçısı Nazlı Kanaat ile nişanlanmıştır.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , ,

Ümit Yaşar Oğuzcan Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

Yaşamaktan çok ölümü seven, şiirleri kadar intihar girişimleri ile de tanınan, oğlunun ölümü ile şiirdeki gidişatını da hayatı gibi ölüme yönlendiren adam, Ümit Yaşar Oğuzcan.

Ömrü boyunca melankoli bir adam olacaktı. Çocukluğu boyunca yaşadıkları, sonrasında ailesine de getirecekleri ile gözler önünde yaşayacağı bir hayat vardı önünde.

Memuriyet yaparak yaşamlarını geçindirmesinin yanında ünlü bir şair olarak da tanınacaktı. Bugün onu bize sevdiren şiirleri, aslında melankoli hayatının yansımasından çıkacaktı.

Çocukluğu ve hayatı

Ümit Yaşar 22 Ağustos 1926’da Tarsus’ta, Güzide Hanım ve Memur Lütfü Bey’in oğlu olarak dünyaya geldi. Akdeniz’in sıcaklığında doğmuştu. Gerçekten de sıcakkanlı bir çocuktu. Belki bu yönüydü ileride onu melankoliye itecek olan.

O her zaman hayatını doldurması gereken bir çile olarak gördü. Çünkü çocukluğu kazalarla ve sakatlıklarla geçti. 3 yaşına kadar aslında her şey normaldi. 3 yaşında ayağını kırdığında zincirleme bir süreci de başlatmış olduğunun kimse farkında değildi.

4 yaşında mangala oturmuştu. 5 yaşına geldiğinde 20 basamaklı bir taş merdivenden yuvarlanışı ve sonrası çok acılıydı. 7 yaşında başına evdeki sandığın kapağını düşürdü. Yine bu dönemde kızamık geçiriyordu ve çok ateşli geçirdiği bu hastalık sonucu kekeme oldu.

14 yaşında apandisit, 19 yaşında böbrek, 30 yaşında da bademcik ameliyatı oldu. Çocukluğu, gençliği ve sonrası bir şekilde talihsizliklerle doluydu.

Aslında bunca zamanlık serüveni düşünürsek, kendi adına ne yaşamış olursa olsun, Ümit Yaşar kesinlikle bu dünyayı şereflendiren insanlar arasındaydı.

Eğitim Hayatı

Ümit Yaşar babasının memuriyeti sebebiyle şehir şehir dolaşarak bitirdi okulları…

1937’de Eskişehir İlkokulu’ndan, 1940’da Konya Askeri Ortaokulu’ndan mezun oldu. Lise eğitimini ise, Eskişehir Ticaret Lisesi’nde tamamladı. 1946 yılında artık liseden mezun olmuştu ve hemen işe başlayabilirdi.

Ümit Yaşar’ın iş hayatı

Ümit Yaşar liseyi bitirir bitirmez Osmanlı Bankası’nda işe başladı.

Sonraki adresi Türkiye İş Bankası oldu. 1948 – 1960 yılları arasında bir bankacı olarak Adana, Ankara, İstanbul’u dolaştı.

Kısa bir süre Yapı Kredi’de de çalıştıktan sonra İstanbul Akbank Genel Müdürlüğü’ne Krediler İkinci Müdürü olarak atandı. Buradan sonraki durak da, Türkiye İş Bankası Yayınları Müşavirliği oldu.

Bu mesleği terfileriyle 30 yıl sürdürecekti. Tipik bir memur hayatı vardı diyebiliriz, şairliğe soyunmasaydı eğer. Ama içinde tutamadığı cümleleri şiir olup döküldü kaleminden.

Mesleğinde otuzuncu yılını doldurduğunda, Ümit Yaşar Türkiye İş Bankası Halkla İlişkiler Müdür Yardımcısı görevindeydi. 1977 Haziran’ında kendi isteğiyle emekli oldu.

Ümit Yaşar’ın şiirle buluşması

Bir yandan memurluk görevi yürütüyor olsa da, o aslında bir şairdi. Bugün onu şiirleriyle tanıyıp seviyorsak, bunu içinde tutamadığı cümlelere ve yaşadığı melankolik hayata borçluyuz.

Ümit Yaşar aslında 9 – 10 yaşlarında kendisi küçük ama kalbi kocaman bir çocuk olarak, anne babasının da teşviğiyle şiire heveslenmişti. Annesi dönemin ünlü şairi Faruk Nafiz Çamlıbel’in tüm şiirlerini ezbere bilirdi ve babası da onu evin ikinci adamı olarak görüyordu. Duvarda ünlü şairin çerçeveli bir fotoğrafı dahi vardı ve evden şiir sesleri eksik olmazdı. Böyle bir evde yaşıyorken Ümit’in şairliğe soyunmaktan başka yolu yoktu.

Ümit Yaşar ve şiir serüveni

Ümit Yaşar, şiir hayatına 1940’da şiirlerinin Yedigün dergisinde yayınlanmasıyla başladı. O zaman gencecik bir lise öğrencisiydi ve bu onun ilk adımıydı. Bu adımı İstanbul, Büyük Doğu, Varlık, Yücel, Türk’e Doğru, Hisar, Çığır, Toprak ve daha başka bir sürü dergi takip etti. Adımlar birleşip uzun yol koşusunu oluşturuyordu.

İlk şiir kitabı ‘’İnsanoğlu’’ 1947’de yayınlandı. 1975’e gelindiğinde 50 kitap çıkarmıştı. Bunlardan 33’ü şiir, 4’ü düz yazı, 13’ü antoloji ve biyografik eserdi. Bunlardan başka, şiir plakları, şarkı sözleri ve yergileriyle de ününe katkıda bulundu.

Kitap çalışmaları boyunca yayıncılık işleriyle de ilgilendi. 1960’da kendi adını verdiği bir yayınevi kurdu. 1965’te ise sadece üç sayı olsa da, ‘’Yergi – Dergi’’ adlı bir hiciv – mizah dergisi çıkardı. 1979’da İstanbul’da, eşi Ulufer ile ‘’Ümit Yaşar Sanat Galerisi’’ni kurdu ve birlikte yönettiler.

Ümit Yaşar, şiirlerinde özellikle Faruk Nafiz Çamlıbel’in etkisindeydi. En az onun kadar duyarlıydı şiire karşı. Daha çok aşk, ayrılık, özlem üzerine yazarken hayat onu oğlunun ölümüyle sınadığında şiirdeki yönünü acı ve ölüm temalarına çevirecekti.

Ümit Yaşar bu çalkantılı süreci 5 döneme ayırıyordu: Uyanış (1941 – 1954), Arayış (1954 – 1960), Çalkalanış (1960 – 1964), Kaynayış (1964 – 1970) ve Duruluş ( 1970 – 1982).

Ümit Yaşar evlendi

Ümit Yaşar hayatını anlatsa roman olur cinsinden görmedi hiçbir zaman. Ona göre hayatı sadece şiir olabilirdi; baştan sona anlamlı bir şiir.

İşte o şiirin en heyecanlı dizesinde Ümit Yaşar, 22 yaşındaydı. Ulufer (Özhan) ve Ümit evlendi. Bu evlilikten Vedat ve Lütfü adını verdikleri iki evlatları oldu.

Evlendiğini yine şiirle anlatıyordu kendine:

Yaşı varır yirmi ikiye
İçkiyi sigarayı kadını öğrenir
Çöker omuzlarına maişet derdi
Gece gündüz şiir yazar bir yandan
Yazar ya…

Kavak yelleri eser başında
Değmez ayakları yere bir türlü
Bu arada evlenir nasılsa
Çoluk çocuk sahibi olur
Olur ya…

Ümit Yaşar Oğuzcan’ın ruhu

Ümit Yaşar’ın babası Lütfü Bey de şairdi. Oğlu kadar tanınmasa da yazdıkları kayda değerdi.

Ümit Yaşar hayatını melankoli yaşıyordu. Öyle ki, sürekli intihara kalkışıyordu. Hatta bir dönem bu intiharların reklam amaçlı olduğu dahi konuşuldu.

Ancak aile cephesinde durum hiç iç açıcı değildi. Özellikle babası oğlunun bu durumu karşısında fazlasıyla üzgündü.

Üzüntüsünü şu dizelerle dile getirmişti:

Bak bu dünya ne güzel, bu sitem niye.

Ettim ben adımı sana hediye.

Mutluyum ey oğul babanım diye,

Çarptırma hicvinle cezaya beni.


Oğlu Vedat’ın Ümit Yaşar’ı cezalandırışı

Ümit Yaşar belki de tam bir ölüm seviciydi. ‘Yaşamdan çok ölümü seviyorum’’ diyerek bunu sürekli dile getiriyordu. Bu durum da intiharla sonuçlanıyordu.

Halbuki onu seven çok insan vardı. Bir dönem onun şiirleriyle, şarkı sözleriyle aşık olmuş, sevgilisinden ayrılmış, ayrılık acısını yaşamıştı. Ama o nedense tatmin olmuyordu.

Sonunda oğlu Vedat ona intiharın nasıl edileceğini öğretti. Belli ki, bu durum onun da psikolojisini bozmuştu.

Vedat henüz 18 yaşındayken bir fincan kahve ve ardından bir fincan da konyak içip bedenini Galata Kulesi’nin tepesinden boşluğa bıraktı. Gencecik bedenini bu şekilde ölüme sürüklemek babasına verdiği en büyük cezaydı. Sürekli intihar denemeleri yapan Ümit Yaşar’ın oğlu, hayatını kendisi sonlandırmıştı.

Bir rivayete göre bir de not bırakmıştı giderken babasına: ‘’Baba, intihar öyle edilmez, böyle edilir’’ Bu kuşkusuz bir babanın en acılı imtihanıydı.

Ümit Yaşar’ın Vedat’ın ardından yazdıkları

Açarken ufkunda güller alevden

Çıktı her günkü gibi gülerek evden

Kimseye belli etmedi içindeki yangını

Yürüdü kendinden emin, sonsuzluğa doğru

Galata Kulesi’nde bekliyordu ecel

Bir fincan kahve, bir kadeh konyak

Ölüm yolcusunun son arzusu buydu

Bir adam düştü Galata Kulesi’nden

Bu adam benim oğlumdu.

Artık Vedat yoktu ve bir daha asla olamayacaktı. Ümit Yaşar işte o gün çocukluğu boyunca yaşadığı tüm kazaların etkisini aynı anda hissetti bedeninde. İçinden geçenleri kalbinde tutamazdı. Bundan sonra yazacakları ölüm ve acı temalı olacaktı. Bugüne kadar ölüm arzusuyla yaşadığı hayatının geriye kalanını onu yaşarken öldürmüş gibi yaşayacaktı belli ki.

Ümit Yaşar Oğuzcan öldü

Ümit Yaşar, 4 Kasım 1984’te nihayet hasretle beklediği ölüme kavuştu.

Oğlunun onu cezalandırışı gibi belki o da yaşayarak kendini cezalandırmıştı. Kendi bencil dünyamıza dönersem, şiirleri, yazıları, şarkılarıyla bir Ümit Yaşar geçti bu dünyadan deyip sevinebilirim.

Yaşadıkları, yaşarken hissettikleri ne olursa olsun bugün hala onun şiirleriyle yaşadığımız gerçeği değişmiyor. Hem sonra normal olsaydı yaşadıkları, şair de olamazdı. Bence bütün duygusal anlamda ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor.

Öyle ki, o bir şairdi ve biz onun şiirleri sevdik, sevildik, ayrıldık, barıştık… Hiç bilmese de, o hepimizin hayatına bir şekilde dokundu.

En sevdiğim şiirinden bir kuple ile kapatıyorum bu aklı karışık, gönlü güzel adamın biyografisini…

Tanrının bıraktığı yerden biz başlayalım
Üç milyar insanın yarısını sen öldür yarısını ben
Üç kişi kalsak yetişir yeryüzünde
Yaklaş bana
Seninle kardeş değiliz

Damla Karakuş

[email protected]

Not:

Biyografisini okumak istediğiniz kişileri lütfen bizimle paylaşın.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , , , , , , ,

Yaşar Güner Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

1943 yılında Rize’de dünyaya geldi. Yaşar Güner, Naşit Tiyatrosu’nda tiyatro çalışmalarına başladı. Rus Dili ve Edebiyatı eğitimi aldı. Tiyatro oyunları yazdı ve yönetti.

Sinema alanında da çalışmalar yaparak film senaryoları yazdı. TV oyunlarında yazar yönetmen olarak çalıştı.

Ankara Küçük Komedi, İstanbul Yeni Sahne, Sivri Sinek Kabare Tiyatroları’nda, Avni Dilligil Tiyatrosu, Lale Oraloğlu Tiyatrosu, Ankara Meydan Sahnesi, Ankara Birlik Tiyatrosu, Yeni Ankara Tiyatrosu ve Nisa Serezli – Tolga Aşkıner Tiyatrosu gibi topluluklarda çalıştı.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , ,

AK Parti Kırşehir Adayı Yaşar Bahçeci Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında – izle

1975 yılında Kırşehir’de doğdu. Eğitimine sırasıyla Cumhuriyet İlköğretim Okulu, Kale Ortaokulu, Kırşehir Lisesi’nde devam etti.

AK Parti Kırşehir Adayı Yaşar Bahçeci – izle

http://videonuz.ensonhaber.com/player/?oynat=70246&w=490&h=300

1997 yılında Niğde Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümünden mezun oldu. İş yaşamına Van ve Bitlis Bölgesinde şantiye şefi olarak başladı.

Vatani görevini yaptıktan sonra yine aynı bölgedeki görevinin başına geçti. 2000 yılında Kırşehir’de mühendislik bürosunu açarak iş hayatına daha aktif olarak atıldı. Siyasi yaşamı 2001 yılında AK Parti Kurucu üyeleri arasında yer alması ile başladı, daha sonra; AK Parti il Sekreteri olarak görev yaptı. 2002 genel seçimlerinden sonra 1 yıl süreyle TBMM’de 22 ve 23. Dönem Milletvekili Mikail Arslan’ın Danışmanlığını yaptı.

2006 yılında II. Olağan Kongrede İl Başkanı Adayı oldu ve kazanarak 2,5 yıl bu görevi yürüttü. 1 Aralık 2008 yılında Yerel Seçimlerde Belediye Başkanı Aday Adayı olmak için görevinden ayrıldı. 29 Mart 2009 Yerel Seçimlerinde AK Parti’nin Kırşehir Belediye Başkanı Adayı olarak seçimlere girdi.

29 Mart 2009 Yerel Seçimlerde Kırşehir Belediye Başkanı seçildi. Halen Selçuk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı’nda Yüksek Lisansına devam eden Yaşar Bahçeci evli ve iki kız çocuk babasıdır.

AK Parti Kırşehir Adayı Yaşar Bahçeci

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , , , , , , , ,

Orgeneral Yaşar Güler Aslen NERELİ , kimdir , kaç yaşında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzalı kararlara göre, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın Milli Savunma Bakanlığına getirilmesiyle boşalan Genelkurmay Başkanlığına, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Güler’in ataması yapıldı.

ARDAHAN’DA DOĞDU

Orgeneral Yaşar GÜLER, 1954 yılında Ardahan’da doğmuştur. Teğmen rütbesiyle 1974 yılında Kara Harp Okulundan, 1975 yılında Muhabere Okulundan mezun olmuştur.

1975-1984 yıllarında çeşitli birliklerde Muhabere Takım ve Bölük Komutanlığı görevlerinde bulunan Org.GÜLER; 1986 yılında Kara Harp Akademisinden, 1988 yılında Silahlı Kuvvetler Akademisinden mezun olmuştur.

Kurmay subay olarak; 1986-1988 yılları arasında Yurt İçi Bölge Komutanlığında Harekât Başkanlığı, 1988-1991 yıllarında Kara Kuvvetleri Denetleme ve Değerlendirme Başkanlığında Plan Subaylığı, 1991-1992 yılları arasında 12’nci Piyade Tümen Harekât ve Eğitim Şube Müdürlüğü, 1992-1994 yılları arasında Silopi’de İç Güvenlik Tabur Komutanlığı, 1994-1995 yılları arasında Bosna-Hersek Türk Tugay Komutan Yardımcılığı, 1995-1997 yılları arasında Başbakanlık Askerî Başdanışmanlığı Proje Subaylığı, 1997-1999 yılları arasında Napoli/İtalya’da konuşlu NATO Güney Bölge Komutanlığı Muhabere Başkan Yardımcılığı, 1999-2000 yılları arasında Barış İçin Ortaklık Eğitim Merkez Komutanlığı, 2000-2001 yılları arasında Gnkur. Tatbikatlar Şube Müdürlüğü görevlerini yürütmüş, 2001 yılında Tuğgeneralliğe terfi etmiştir.

BAŞARILARLA DOLU KARİYER

Tuğgeneral rütbesiyle; 2001-2003 yılları arasında 10’uncu Piyade Tugay Komutanlığı, 2003-2005 yılları arasında Gnkur. MEBS Plan Koordinasyon Daire Başkanlığı görevlerini yürütmüş, 2005 tarihinde Tümgeneralliğe terfi etmiştir.

Tümgeneral rütbesiyle; 2005-2007 yılları arasında MEBS Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığı, 2007-2009 yılları arasında Gnkur. Eğitim Daire Başkanlığı görevlerinde bulunmuş ve 2009 yılında Korgeneralliğe terfi etmiştir.

2013’TE GENELKURMAY 2. BAŞKANLIĞINA ATANDI

Korgeneral rütbesiyle; 2009-2010 yılları arasında Harita Genel Komutanlığı, 2010-2011 yılları arasında 4’üncü Kolordu Komutanlığı, 2011-2013 yılları arasında Gnkur. İstihbarat Başkanlığı görevlerinde bulunmuş ve 2013 Yüksek Askerî Şura Kararları ile Orgeneralliğe terfi ederek 2013-2016 yılları arasında Genelkurmay II nci Başkanlığı, 2016-2017 yılları arasında Jandarma Genel Komutanlığı görevlerini yürütmüş, 02 Ağustos 2017 Yüksek Askerî Şura Kararları ile Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevine atanmıştır.

Bayan Demet GÜLER ile evli olan Orgeneral Yaşar GÜLER bir çocuk ve iki torun sahibidir. İngilizce bilmektedir.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından Jandarma Genel Komutanlığına atandı.

15 TEMMUZ SÜRECİNDE YAŞAR GÜLER

FETÖ tarafından gerçekleştirilen 15 Temmuz darbe girişimi sırasında rehin alınıp Akıncı 4. Ana Jet Üs Komutanlığına götürülen Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ve kuvvet komutanları ile darbecilerin hedefi oldu.

Genelkurmay Başkanlığı’nın 2 numaralı ismi Yaşar Güler, kendi emir subayı Mehmet Akkurt tarafından makam odasında derdest edildi.

EMİR SUBAYI İHANET ETTİ

Karargahta bulunan Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, makam odasının kapısının çalınmasının ardından “yere yat, yere yat” sesleri yükseldiğini söylerken, “Ben bunlardan bir tanesini tutarak diğer tarafa fırlattım ve yere düştü. Bunun üzerine daha büyük bir öfkeyle üzerime çullandılar ve yüzükoyun yere yatırdılar. İçlerinden bir tanesi kafama ayağı ile bastırdı. Derhal ellerimi arkadan bağladılar. O vaziyette dururken sivil kıyafetli biri sırıtarak omuzuma vurdu. ‘Komutanım merak etmeyin bu bir tatbikat’ gibi alaycı ifadelerle konuşunca baktım ve benim emir subayım Mehmet Akkurt olduğunu gördüm.” dedi.

Kafasına yüzünü kapatacak şekilde bere geçirilen Güler, sürüklenerek önce koridora oradan da 3 kat aşağıya indirilerek Deniz Kuvvetleri Komutanlığına götürülmek istendi ancak diğer askerler buna direndi. Vatansever Askerler kapıyı açtırmayınca hain emir eri Mehmet Akkurt araçtan indi. Oradakilere ‘Kapıyı aç yoksa ateş edeceğim’ diye bağırdı ve ardından ateş etti. Karşı taraftan mukabil ateşle karşılık verildi. Güler’in bulunduğu araca çok sayıda mermi isabet etti. Güler’in sol tarafındaki şahsa sert şekilde vurması üzerine araçtan çıkarılarak sürüklenerek başka araca götürüldü.

DARBECİLER GÜLER’İ REHİN ALDI

2 darbeci hain Güler’i helikoptere bindirerek Akıncı 4. Ana Jet Üs Komutanlığına götürdü. Zifiri karanlık bir odada elleri ve ayakları bağlı saatlerce tutuldu.

FETÖ darbe girişiminin ardından ifadesine başvurulan Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, rehin alınıp Akıncı Üssü’nde tutulduğu sırada, FETÖ’nün darbe girişimi sonrası tutuklanan eski Hava Kuvvetleri Komutanı Akın Öztürk’ün kendisiyle darbeci askerler arasında temasları sağladığını söyledi.

Kaynak:Enson haber Biyografi

Etiketler, , , , , , , , , , ,