Türklerin Bilime Katkıları

Türklerin Bilime Katkıları

10. yüzyıldan itibaren topluluklar halinde Müslüman olan Türkler, dini ilimlerde ve diğer bilim dallarında birçok âlim yetiştirdiler. Ünleri dünyaya yayılan bu bilginler, bilimlerin gelişmesine ve yayılmasına katkıda bulunmuştur. devletleri olan Karahanlılar, Tolunoğulları, Selçuklular ve Osmanlı Devleti, İslam medeniyetinin gelişmesini ve zenginleşmesini sağlamıştır.

Kur’an’ın “Oku” ayetiyle Müslümanlar, ilme önem vermiştir. Müslüman Türkler kurdukları medreselerle hem dini ilimlere hem de diğer bilim dallarına talebeler yetiştirmiştir. Semerkant, Taşkent, Buhara ve İstanbul gibi şehirler birer bilim şehri olmuştur. Bu ilim şehirlerinde yetişen mükemmel eserler ortaya koymuş ve bütün dünya bu eserlerden yararlanmıştır.

Müslüman Türk bilim insanları tıp, matematik, astronomi, fizik ve coğrafya gibi bilim alanlarında yaptıkları çalışmalarla önderlik etmişlerdir.

Bu bilginlerden bir kısmı şunlardır:

810 yılında Özbekistan’ın Buhara şehrinde doğdu. 869 yılında Semerkant’ta vefat etti. Adını doğduğu şehirden almıştır. 300.000’den fazla hadis-i şerifi ezbere bilen Buharî’nin “Sahih-i Buhari” isimli hadis kitabı Müslümanlar için Kur’an’dan sonra gelen ikinci bir kaynak olarak kabul edilmiştir. Bu eser Hz. Peygamberimizin hadislerinden oluşmaktadır.

873 yılında Türkistan’ın Farab kentinde doğdu. 950 yılında Şam’da vefat etti. Genç yaşlarında Bağdat’a gelip burada eğitim aldı. Felsefe alanında çalışmalar yaptı. İslam felsefesinin kurucusu olarak kabul edilen Farabi’yi batılılar, Aristo’dan sonra gelen ikinci en büyük felsefeci olarak kabul etmiştir. Kanun adlı müzik aletini icat eden Farabi musikiyle ilgilenmiş ardından “Kitabu’l-Musiki” ve “Erdemli Şehir” adlı iki önemli eser bırakmıştır.

980 yılında Özbekistan’ın Afşana kasabasında doğdu. 1037 yılında Hemedan’da vefat etti. Ardından 150 ‘den fazla eser bıraktı. Tıp ve felsefe alanında çalışmalar yaptı. Tıp alanında yaptığı “Kanun” adlı eserde topladı. Bu eser dünyaca ünlendi ve Batı’daki birçok tıp fakültesinde ders kitabı olarak okutuldu. Eserleri Latinceye ve Almancaya çevrildi, kimya ve felsefe alanında Avrupa’ya yön verdi.

973 yılında Harezm’de doğdu. 1051 senesinde Gazne’de vefat etti. Geometri, coğrafya, astronomi, matematik, fizik, tarih ve eczacılık hakkında 100’den fazla eser yazmıştır. Yaşadığı döneme “Biruni Asrı” denmiştir. Batılı bilim adamları, onun astronomi alanında yazdığı eserlerden faydalanmıştır. Biruni 113’ten fazla eser yazmıştır.

780 yılında Özbekistan ‘ın Hive şehrinde doğdu. 850 yılında Bağdat’ta vefat etti. Matematik, astronomi ve coğrafya alanında değerli çalışmalar yaptı ve çok sayıda eser yazdı. Dünyaya matematik alanında kendini kabul ettirdi. Cebirin kurucusu olan Harezmi’nin iki önemli matematik kitabı vardır. Bunlar: “Cebir” ve “Hint Hesabı” adlı kitaplardır. Bu kitaplar 12. yüzyıldan 16. yüzyıla kadar Batı üniversitelerinde ders kitabı olarak okutulmuştur. Batılılar, ilk olarak on tabanlı sayı sistemini “Cebir” kitabıyla öğrenmiştir.

1075yılındaTürkme-nistan’ın Zemahşer kasabasında doğdu, 1143 yılında bu şehirde vefat etti. Büyük bir dilci, edebiyatçı, kelamcı ve tefsirci olan Zemahşeri Buhara’da eğitim aldı. Uzun süre Mekke’de kalıp burada Arap dilinin inceliklerini öğrendi. Eserlerinin çoğunu burada yazan Zemahşeri’nin elli civarında eseri olduğu belirtilmektedir. Bunlar içinde en tanınmış olanı “el-Keşşaf” adlı tefsir kitabıdır.

1395 yılında Semerkant’ta doğdu. 1449 yılında vefat etti. Uluğ Bey 1446’da hükümdar oldu. Sarayını bilim adamlarının hizmetine açtı ve burada bilimsel çalışmaların yapılmasını sağladı. Matematikçi, astronom, tarihçi ve şair olan, Kendisini ilme adayan Uluğ Bey, Semerkant’ta bir medrese, bir de rasathane yaptırdı. O, astronomi alanında eserler yazmış, “Zic-i Uluğ Bey” adıyla tanınan bu eserler günümüze kadar ulaşmıştır. Bu eserler Batıda farklı dillere çevrilmiştir.

1474 yılında Semerkant’ta doğdu, 1525 yılında İstanbul’da vefat etti. Türk-İslam Dünyası Astronomi ve matematik âlimleri arasında, ortaya koyduğu eserleriyle haklı bir üne sahiptir. Semerkant’ta Uluğ Bey Rasathanesinde çalışmış, Fatih Sultan Mehmet’in daveti üzerine İstanbul’a gelmiştir. Burada İstanbul Rasathanesinin kuruluşuna yardımcı olmuş ve Ayasofya Medresesinde astronomi ve matematik dersleri vermiştir.

1510 yılında Isparta’da doğmuş ve 1571 yılında İstanbul’da vefat etmiştir. İlk eğitimini doğduğu yer olan Isparta’da yaptıktan sonra İstanbul’a gitmiş ve burada eğitimini devam ettirmiştir. Din bilimleri, matematik ve astronomiyle ilgili çalışmalar yapmıştır. Ahlakla ilgili “Ahlak-ı Alâi” adında meşhur olmuş eseri vardır. O, bu eserinde kişi ve aile ahlakı üzerinde durmuş, çocuk eğitimini anlatmış ve genel ahlak kurallarını ele almıştır. Bu eser batı dillerine çevrilmiştir.

kaynak:nkfu

Sen de Yorum yazmalısın bence.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir